Ukrayna işgalini anlamak: Putin'in beyni Dugin’in Avrasyacı jeopolitiği

Dugin, Avrupa'nın, Almanya ve Rusya’nın nüfuz alanlarına bölünmesini ve Rusya’nın enerji kaynakları üzerindeki kontrolü sayesinde büyük bir hegemonyaya sahip olmasını bekliyor

Alexander Dugin (AP)
Alexander Dugin (AP)
TT

Ukrayna işgalini anlamak: Putin'in beyni Dugin’in Avrasyacı jeopolitiği

Alexander Dugin (AP)
Alexander Dugin (AP)

Dalia Muhammed
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, kanlı işgalinin arifesinde, Ukrayna'nın ve Ukraynalıların varlığını inkar ettiği uzun ve tutarsız bir konuşma yaptı. Konuşma, Batılı birçok analist tarafından garip ve aşırı bulundu. Konuşma tuhaftı, doğru, ama aşırı değildi. Putin’in sözleri, doğrudan doğruya büyük Rus imparatorluğu için faşist bir propagandacı olan Alexander Dugin’in çalışmalarıyla ilişkiliydi.
Sovyet Birliği’nin çöküşü sonrası araştırmacılar, 60 yaşındaki Dugin'in Putin üzerindeki ideolojik etkisinin çok iyi farkındalar ve bazen Dugin’i ‘Putin'in beyni’ diye adlandırıyorlar. Çalışmaları, Dugin'in yaklaşık otuz yıldır önde gelen bir figür olduğu Avrupa'daki aşırı sağa da yakın bir çizgide. Aynı durum ABD’deki alternatif sağ için de geçerli. ABD’li beyaz milliyetçilerin lideri Richard Spencer'ın Rusya doğumlu eski karısı Nina Kouprianova'nın Dugin'in bazı eserlerini İngilizceye çevirmesi dikkat çekicidir.

Sovyetler Birliği’nin çöküşünün bir ürünü
Ancak dünya Ukrayna’nın rastgele bombalanmasını dehşet ve tiksintiyle izlerken, Dugin'in canice fikirlerinin daha geniş bir şekilde anlaşılması gerekiyor. The Washington Post Yazarı David Von Drehle kaleme aldığı bir makalede, Rusya’nın son yirmi yıldır üzerinde çalıştığı planlarını uygulamaya koyduğunu ve bizi şu an bulunduğumuz yere yani başka bir dünya savaşının eşiğine getirdiğini yazdı.
Sovyetler Birliği’nin çöküşünün bir ürünü olan Dugin, bugünün başarısızlığını açıklamak için güçlü ve görkemli bir geçmiş uyduran, maneviyatla dolu ve iktidara itaat eden büyük ve kasvetli siyaset teorisyenlerinden oluşan grupta yer alıyor. Bu gruba göre gelecek, bu geçmişi genellikle Yahudiler tarafından temsil edilen liberal, ticaret odaklı ve küreselleşme yanlısı olan bugünden kurtarmakta yatıyor. Bu gruptaki, İtalyan faşizminin ateşli savunucusu filozof Julius Evola, gerici Fransız milliyetçisi Charles Moras, Amerikalı rahip ve radyo sunucusu Charles Coughlin ve hatta bizzat Adolf Hitler gibi teorisyenler, bundan bir asır önce, Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra parçalanmış Avrupa'da ihtişamlı günlerini yaşadılar.
Dugin de Rus tonuyla aynı klişeyi tekrarlıyor. Bu klişeyi şöyle özetleyebiliriz: Dugin’e göre Modernizm her şeyi yok etmeden önce maneviyatı olan Rus halkı, Avrupa ve Asya'yı, bir Rus tarafından yönetilen tek bir büyük imparatorlukta birleştirme sözü verdi. Fakat ABD ve İngiltere tarafından yönetilen yozlaşmış ve açgözlü rakip bir imparatorluk, Rusya'nın bu emelini gerçekleştirmesini engelledi. Dugin'in gelecekteki Rus İmparatorluğu için kullandığı ifadeyle ‘Avrasyacılığın’ yükseliş olasılığını azalttı.

Dugin'in jeopolitiği
Dugin, 1997 yılında yayımlanan “Jeopolitiğin Temelleri: Rusya'nın Jeopolitik Geleceği” kitabında planın detaylarına yer vermişti. Buna göre Rus ajanları, ABD’de lobi grupları aracılığıyla ABD içinde etnik, dini ve mezhepçi bölünmeleri körüklemeli. Bu yaklaşım tanıdık geldi mi? Yine Dugin’in kitabında yazdıklarına göre Rus ajanlar, İngiltere’de psikolojik savaş eylemleri, İskoçya, Galler ve İrlanda'da ile kıta Avrupası’nda ayrılıkçı hareketlerle tarihi anlaşmazlıkları köpürtmeli. Bu arada Batı Avrupa, petrol, doğalgaz ve gıda gibi doğal kaynakların cazibesiyle Rusya'ya yönelmeli ve böylece NATO’nun içeriden çökmesi sağlanmalı.
Putin, bu tavsiyeleri harfiyen yerine getirdi. İsyancıların ABD Kongre Binası koridorlarındaki camları kırdığı, İngiltere'nin Avrupa Birliği'nden (AB) ayrıldığı ve Almanya'nın giderek Rusya’dan tedarik edilen doğalgaza bağımlı hale geldiği göz önüne alındığında işlerin doğru yolda ilerlediğini hissetmiş olmalı. Putin’in Batı'yı baltalamadaki başarısı, Dugin'in, “Ukrayna, belirli toprak hırsları olan bağımsız bir devlet olarak, tüm Avrasya için büyük bir tehlikeyi temsil ediyor. Ukrayna sorununu çözmeden kıta siyaseti hakkında konuşmak saçma olur” şeklindeki satırlarının pratiğe dönüşmedir.
Eğer Putin’in Rusyası, Ukrayna’daki ‘sorunu çözmeyi’ başarırsa sonrasında ne olacak? Dugin, Avrupa'nın kademeli olarak Almanya ve Rusya’nın nüfuz alanlarına bölünmesini ve Rusya'nın Almanya'nın doğal kaynak ihtiyaçları üzerindeki mutlak kontrolü sayesinde büyük bir hegemonya kurmasını bekliyor. Dugin’e göre, bir yandan Büyük Britanya çökerken ve Rusya açığı kapatırken, diğer yandan Avrasya İmparatorluğu’nun toprakları Rusya'nın doğusundaki Dublin'den Vladivostok’a kadar genişleyecek.
Putin'in Ortadoğu'daki aldatıcı aşırılıkları da Dugin'in Moskova-Tahran ekseni fikrinden etkileniyor. Yeni Delhi'deki milliyetçi hükümeti baştan çıkarması da Dugin'in Avrasya İmparatorluğu'nun Hint Okyanusu'na kadar uzanması gerektiği konusundaki ısrarının bir yansımasıdır.

Gizemli paranoya
Batılı politikacıların Dugin'in gizli paranoyasını ciddiye almaları ne kadar önemli ise, Çin'deki Şi Cinping için de o kadar önemlidir. Şi ve Putin geçtiğimiz ay ABD'ye karşı güçlerini göstermek amacıyla bir ortaklık anlaşması duyurdular. Ancak Dugin'e göre Çin de düşmeli. Dugin, Rusya'nın Asya'daki emellerinin, ‘bölgesel parçalanma, bölünme ve Çin devletinin siyasi ve idari olarak bölünmesini’ gerektireceğini söylüyor. Buna karşın Dugin, Japonya’nın, Rusya'nın Uzak Doğu'daki doğal ortağı olduğunu düşünüyor.
Diğer bir deyişle Dugin'in 600 sayfalık kitabının, tek bir fikir, yani İkinci Dünya Savaşı'nı yanlış tarafın kazandığı fikri üzerine olduğu söylenebilir. Bu fikre göre eğer Hitler Rusya'yı işgal etmeseydi, Birleşik Krallık yok edilebilir ve ABD topraklarından çıkıp tecrit edilmiş ve bölünmüş kalsaydı, Japonya eski Çin'i Rusya'nın küçük ortağı olarak yönetebilirdi.
Öyleyse faşizmin İrlanda'dan Pasifik Okyanusu'na doğru yayılması bir yanılsama mı? Kesinlikle böyle olduğunu umuyoruz. Ancak tiranların kucakladığı yanılsamalar önem kazanıyor. Bu yanılsamayı geçtiğimiz yılın sonlarında verdiği bir röportajda ‘Rusya'nın Putin olduğunu ve siyasette her şeyi onun belirlediğini’ söyleyen Dugin çiziyor. Dugin, röportajı, ‘yönetici her şey kanun hiçbir şey’ diyerek sonlandırdı.

* Şarku’l Avsat okurları için Independent Arabia’dan tercüme edilmiştir.



Melania Trump, en sevilen First Lady'ler listesinde sondan ikinci çıktı

YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
TT

Melania Trump, en sevilen First Lady'ler listesinde sondan ikinci çıktı

YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)

Yeni bir ankete göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci First Lady'si seçildi ancak en sevilmeyen First Lady unvanını Trump'ın rakibi Hillary Clinton aldı.

YouGov'a göre bu ay 2 bin 255 ABD vatandaşından son 11 First Lady'yi "Mükemmel"den "Kötü"ye uzanan bir ölçekte sıralamaları istendi.

Yüzde 36'sı Melania'yı "kötü", yüzde 10'u da "ortalama altı" olarak değerlendirdi. Ankete katılanların yaklaşık yüzde 18'i Melania'yı "mükemmel", yüzde 12'si de "ortalama üstü" notu verdi. Böylece net onay oranı -16 çıktı.

Melania'dan daha düşük sırada yer alan tek First Lady, 2016 başkanlık seçimini Donald Trump'a kaybeden Hillary Clinton'dı. Ankete katılanların yüzde 33'ü onu "kötü", yüzde 11'i de "ortalama altı" diye değerlendirdi ve net onay oranı -17 oldu.

Öte yandan en popüler First Lady'ler sırasıyla +56, +32 ve +25 net puanla Jackie Kennedy, Rosalynn Carter ve Nancy Reagan'dı.

Michelle Obama da katılımcılar arasında favori olarak öne çıktı; yüzde 33'ü onu "mükemmel", yüzde 12'si ise "ortalama üstü" olarak değerlendirdi ve bu da ona +21 net onay puanı kazandırdı. Yaklaşık yüzde 22'si onu "kötü" buldu.

Ortalama olarak son 11 First Lady'nin çoğu, eşlerinden daha yüksek net puanlar aldı.

Hillary Clinton, -3 net puanlı eşinden önemli ölçüde daha düşük olan tek First Lady'ydi.

Birçok başkan ve First Lady benzer puanlar aldı; Jacqueline Kennedy Onassis ve John F. Kennedy (+56'ya karşı +61), Nancy ve Ronald Reagan (+25'e karşı +22), Michelle ve Barack Obama (+21'e karşı +15) bunlardan bazıları.

Melania ve Donald Trump da benzer ancak olumsuz puanlar aldı (-16'ya karşı -20).

Anket ayrıca, katılımcıların yüzde 48'inin Donald Trump'ı "kötü" bulduğunu, yüzde 6'sının ise "ortalama altı" olarak değerlendirdiğini ortaya koydu. Trump, YouGov'un katılımcılara sorduğu 20 başkan arasında en düşük puanı aldı. Katılımcıların yaklaşık yüzde 19'u 45 ve 47. başkanı "olağanüstü" olarak değerlendirdi.

Trump'tan sonra, selefi Joe Biden, katılımcıların yüzde 38'inin "kötü", yüzde 12'sinin ise "ortalama altı" şeklinde değerlendirdiği en az popüler eski başkan oldu. Sadece yüzde 7'si Biden'ı "mükemmel" olarak değerlendirdi.

Ankete göre, "First Lady'ler hakkındaki genel görüşler, eşleri hakkındaki görüşlere benzer şekilde siyasi olarak kutuplaşmış durumda".

Anket, tartışmalı belgeseli Melania'nın gösterime girmesiyle birlikte Melania Trump hakkında kamuoyunun ne düşündüğüne dair fikir veriyor. Belgeselin ilk hafta sonu 7 milyon dolar kazandığı bildirilse de bilet satışları ikinci haftada düşerek sadece 2,4 milyon dolar getirdi.

Amazon, belgeselin haklarını satın almak için 40 milyon, tanıtımı içinse 35 milyon dolar daha harcamıştı.

Independent Türkçe


Ortadoğu diken üstünde: “Irak işgalinden bu yana en büyük hava gücü toplandı”

ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
TT

Ortadoğu diken üstünde: “Irak işgalinden bu yana en büyük hava gücü toplandı”

ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, Ortadoğu'daki askeri yığınağını artırarak İran'a saldırı hazırlığı yapıyor.

Kimliklerinin paylaşılmaması şartıyla CNN'e konuşan yetkililer, ordunun İran'a bu hafta sonu saldırı düzenlemeye hazır olduğunu ancak Trump'ın henüz son kararını vermediğini söylüyor.

Üst düzey güvenlik yetkililerinin çarşamba günü Beyaz Saray'da İran'daki durumla ilgili toplantı düzenlediği aktarılıyor. Trump'ın özel temsilcisi Steve Witkoff ve damadı Jared Kushner da İran'la müzakereler hakkında Cumhuriyetçi lideri bilgilendirmiş.  

Wall Street Journal (WSJ), Amerikan ordusunun 2003 Irak işgalinden bu yana Ortadoğu'daki en büyük hava gücünü topladığını yazıyor.

Son teknoloji F-35 ve F-22 jet avcı uçaklarının bölgeye yönlendirildiği, büyük hava harekatlarını koordine etmek için hayati önem taşıyan komuta ve kontrol uçaklarının da yola çıktığı aktarılıyor.

ABD ordusu, USS Abraham Lincoln'ın ardından, Venezuela'daki operasyon öncesinde Karayipler'e gönderilen dünyanın en büyük uçak gemisi USS Gerald Ford'u da Ortadoğu'ya yönlendirmişti. Bu gemide de çok sayıda saldırı ve elektronik harp uçağı olduğu ifade ediliyor.

Yetkililer, askeri harekat halinde iki seçeneğin masada olduğunu belirtiyor. ABD ordusu, Tahran yönetimini devirmek amacıyla çok sayıda İranlı siyasi ve askeri lideri hedef alabilir. Bunun yerine nükleer ve balistik füze tesislerinin vurulacağı hava saldırıları da düzenlenebilir. Her iki seçenek de potansiyel olarak haftalarca sürecek bir operasyon anlamına geliyor.

Analizde, geçen yıl haziranda İsrail'le yaşanan çatışmalar nedeniyle İran'ın hava savunma sisteminin ağır hasar aldığı savunuluyor. Buna rağmen Tahran yönetiminin, Hürmüz Boğazını kapatma ve çeşitli menzile sahip füzelerle misilleme yapma ihtimali olduğu vurgulanıyor.

ABD ve İsrail, İran'ın uranyum zenginleştirerek nükleer silah geliştirmeyi planladığını savunurken Tahran yönetimi bunu defalarca reddetmişti.

ABD ve İran arasında Umman'da 6 Şubat'ta başlayan müzakerelerde henüz somut bir sonuca varılamadı. Trump, İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini tamamen durdurmasını isterken, Tahran ise zenginleştirme seviyelerinin değiştirilebileceğini fakat programın durdurulmayacağını belirtiyor.

Diğer yandan İsrail, İran'ın balistik füze programının ve bölgedeki örgütlere verdiği desteğin sonlanmasını da istiyor. Washington-Tahran müzakerelerinin şimdilik nükleer programa odaklandığı ifade ediliyor. WSJ'ye konuşan yetkililer, İran'ın Trump görevden gidene dek uranyum zenginleştirme programını askıya alabileceğini söylüyor.  

Independent Türkçe, Wall Street Journal, CNN


Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
TT

Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü yaptığı açıklamada, Washington’un İran ile “ciddi bir anlaşma” yapması gerektiğini belirterek, Tahran’la yürütülen görüşmelerin iyi gittiğini söyledi.

Trump, Washington’da düzenlenen Barış Konseyi’nin ilk toplantısında, “Görüşmeler iyi. Yıllar içinde İran’la ciddi bir anlaşma yapmanın kolay olmadığı kanıtlandı. Ciddi bir anlaşma yapmalıyız; aksi takdirde sonuçları ağır olur” dedi.

ABD Başkanı, “İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek” ifadelerini kullandı.

Washington ile Tahran arasındaki kriz hassas bir dönemece girerken, üst düzey ulusal güvenlik yetkililerinin Trump’a, ABD ordusunun olası bir saldırı için “hazır” olduğunu bildirdiği aktarıldı. Cumartesi gününden itibaren uygulanabilecek muhtemel bir operasyon seçeneğinin masada olduğu, ancak nihai kararın Beyaz Saray’da siyasi ve askerî değerlendirmeye tabi tutulduğu belirtildi.

dfvgthy
İranlı askerlerin, Rus askerlerle birlikte Umman Denizi’nde gerçekleştirdiği askerî tatbikattan bir kare (EPA)

Amerikan televizyon ağlarının kaynaklarına göre son günlerde Ortadoğu’ya sevk edilen güçler – ek hava ve deniz unsurları dâhil – konuşlanmalarını tamamladı. Olası bir harekâtın zaman çizelgesinin hafta sonrasına da sarkabileceği ifade edildi.

Kaynaklar, İran’dan gelebilecek misillemelere karşı Savunma Bakanlığı’nın bazı personeli geçici olarak Avrupa’ya ya da ABD içine kaydırdığını belirtti. Bunun rutin bir önleyici tedbir olduğu ve saldırının kaçınılmaz olduğu anlamına gelmediği vurgulandı.

Angajman kuralları değişebilir

Bu gelişme, Trump açısından karmaşık bir denkleme işaret ediyor. Olası bir askerî darbe, bölgede angajman kurallarını değiştirebilir ve Tahran’ın müzakere pozisyonunu zayıflatabilir. Ancak aynı zamanda Körfez’den Doğu Akdeniz’e uzanabilecek geniş çaplı bir bölgesel tırmanma riskini de beraberinde getirebilir.

Öte yandan bekleme stratejisi, ABD iç kamuoyunda ya da Washington’un müttefikleri nezdinde geri adım olarak yorumlanabilir. Bu durum, askerî tehdidin inandırıcılığının test edildiği bir an olarak değerlendiriliyor.

CNN’e konuşan kaynaklar, ABD ordusunun hafta sonu itibarıyla İran’a yönelik bir saldırıya hazır olduğunu, ancak Trump’ın henüz nihai kararını vermediğini bildirdi.

hyjuıko
İran yönetimi karşıtı göstericiler, 17 Şubat 2026’da Cenevre’deki Birleşmiş Milletler Ofisi önünde pankart ve fotoğraflar taşıyor (AFP)

Kaynaklara göre Trump, özel görüşmelerde askerî müdahaleyi destekleyen ve karşı çıkan argümanları dinledi, danışmanları ve müttefiklerinin görüşlerini aldı. Bir kaynak, “Bu konu üzerinde uzun süre düşünüyor” dedi.

Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham ise televizyonda yaptığı açıklamada, İran’la ilgili kararın fiilen alındığını öne sürdü. Bölgeye yapılan büyük askerî yığınağa dikkat çeken Graham, savaş gemilerinin “bu mevsimde hava güzel olduğu için” bölgeye gelmediğini söyledi.

Daralan müzakere penceresi

Sahadaki gerilim tırmanırken diplomasi de temkinli adımlarla ilerliyor. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Cenevre’de yapılan dolaylı görüşmelerin ikinci turunda genel “yol gösterici ilkeler” üzerinde anlayış sağlandığını, ancak ihtilaflı başlıkların sürdüğünü açıkladı.

Bir ABD’li yetkili, Tahran’ın önümüzdeki iki hafta içinde yazılı bir teklif sunabileceğini belirterek “ilerleme sağlandı ancak pek çok ayrıntı hâlâ müzakere ediliyor” dedi.

Tahran, müzakerelerin yalnızca nükleer dosya ve yaptırımların kaldırılmasıyla sınırlı kalmasında ısrar ederken, Washington balistik füze programı ve İran’ın bölgesel müttefiklerine verdiği desteğin de gündeme alınmasını istiyor. Bu iki yaklaşım arasındaki siyasi mesafenin kısa sürede kapanması zor görünüyor.

İran Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Muhammad Eslami, “Nükleer endüstrinin temeli zenginleştirmedir” diyerek, hiçbir ülkenin İran’ı barışçıl teknoloji hakkından mahrum bırakamayacağını söyledi.

Bu açıklama, ABD’nin diplomasi başarısız olursa askerî seçeneğin masada olduğunu hatırlatmasının hemen ardından geldi.

Rus haber ajansı Interfax, Rus devlet nükleer şirketi Rosatom CEO’su Aleksey Likhachev’in, anlaşma sağlanması hâlinde İran’dan zenginleştirilmiş uranyumu kabul etmeye hazır olduklarını söylediğini aktardı.

Rusya Dışişleri Bakanlığı ise uranyumun İran’dan çıkarılması önerisinin hâlâ masada olduğunu, ancak nihai kararın Tahran’a ait olduğunu belirtti.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ülkesinin “ne pahasına olursa olsun Amerika’ya boyun eğmeyeceğini” söyledi. İran’ın savaş istemediğini, ancak “aşağılanmayı kabul etmeyeceğini” vurguladı.

Hürmüz mesajı

Tahran, askeri gücünü Hürmüz Boğazı’nda sergiledi. Bir askeri yetkili, boğazın “en kısa sürede kontrol altına alınabileceği ya da kapatılabileceği” uyarısında bulundu. İran Devrim Muhafızları “Hürmüz Boğazı’nda Akıllı Kontrol” adlı tatbikatını tamamladı.

Boğaz, küresel petrol ve doğalgaz ihracatının önemli bölümünün geçtiği stratejik bir hat olarak, İran’ın geleneksel caydırıcılık kartı olarak görülüyor.

Moskova’dan uyarı

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, İran’a saldırının “ateşle oynamak” olacağını belirterek siyasi yöntemlere öncelik verilmesi çağrısında bulundu. Kremlin, Tahran’la yapılan ortak deniz tatbikatlarının önceden planlandığını açıkladı.

İsrail’de yayımlanan Maariv gazetesi, Washington’un olası bir saldırıdan kısa süre önce Tel Aviv’i bilgilendireceğinin değerlendirildiğini yazdı.

Polonya Başbakanı Donald Tusk, vatandaşlarına İran’ı derhal terk etmeleri çağrısında bulundu ve çatışma ihtimalinin “oldukça gerçekçi” olduğunu söyledi.

Öte yandan Avrupa Birliği Konseyi, 29 Ocak’taki Dışişleri Konseyi toplantısında varılan mutabakatın ardından 19 Şubat’ta İran Devrim Muhafızları’nı resmen terör örgütleri listesine ekledi. Böylece kurum, AB’nin terörle mücadele yaptırımlarına tabi olacak.