Harkov’da metro istasyonları sığınağa dönüşüyor

Gönüllüler, Şarku’l Avsat’a sivillere yardım sürecine yaşanan zorlukları anlattı.

Harkov’da yardım faaliyetleri ağırlıklı olarak gönüllüler tarafından sürdürülüyor. (Şarku’l Avsat)
Harkov’da yardım faaliyetleri ağırlıklı olarak gönüllüler tarafından sürdürülüyor. (Şarku’l Avsat)
TT

Harkov’da metro istasyonları sığınağa dönüşüyor

Harkov’da yardım faaliyetleri ağırlıklı olarak gönüllüler tarafından sürdürülüyor. (Şarku’l Avsat)
Harkov’da yardım faaliyetleri ağırlıklı olarak gönüllüler tarafından sürdürülüyor. (Şarku’l Avsat)

Harkov’de saat 0sabah 6.00... Rus uçakları, Ukrayna’nın ikinci en büyük şehrinin çok sayıda bölgesini bombalıyor. Kuzey ve doğu bölgelerine topçu ateşi açıyor. Bombardımanlardan en fazla kuzeydeki Saltivka ve doğudaki sanayi bölgeleri etkileniyor. Çok sayıda top mermisi gelişigüzel bir söz konusu bölgeleri hedef alıyor. Rus kuvvetleri halen Harkov’u kuşatmaya ve güneydoğusundaki İzyum şehrini izole etmeye çalışıyor.
Sanayi bölgesi yakınındaki bir metro istasyonunda kalan 40’lı yaşlarındaki bir kadın tıpkı istasyondaki diğer kişiler gibi konuşmaya gönüllü değil.  İnsanlar nerede olduklarının açıklanmasını istemiyor. Şarku’l Avsat’ın izlemlerine göre herkeste büyük bir korku hakim. Mariupol’daki bir tiyatrosunun sığınağında 300 sivilin cesetlerinin olduğuna yönelik söylendiler, insanları daha temkinli ve endişeli hale getiriyor. Gece yaşanan gerilim ve gündüzleri sürekli devam eden bombardıman, herkesi alarma geçiriyor. Hatta kıdemsiz polisler bile basınla iş birliği yapmadan önce yetkilileriyle görüşmeyi tercih ediyor.
Şehirdeki metro istasyonları sığınağa dönüştürülmüş durumda. Dışarıda, erkekler ve kadınlar bahar güneşi altında soluklanırken alçak sesle konuşuyor ve yoldan geçenleri izliyorlar. Metronun içinde ise pek çok çocuk ve yaşlı oturuyor. Eşyaları ve matları etrafa yığılmış halde duruyor. İstasyona ilk gelenler kendileri ve ailelerine metronun içerisinde yer ayırmışlar. Geri kalanlar ise kaldırımlarda matların üzerinde uyuyor.

Harkov’un sanayi bölgesindeki ticari depolar eve dönüştürülmüş durumda. (Şarku’l Avsat)
Metroda kalanlardan biri “Nerede yaşadığımızı gizli bilgi olarak görüyoruz. Bir şey söylemek istemiyoruz. Söylersek Ruslar bizi bombalayacak” diyor. Adını veya yaşını söylemeyi, hatta metroya neden geldiğini bile söylemiyor.
Harkiv Yardım Ofisi gönüllüsü olan 32 yaşındaki Vatislav, buradaki insanların çoğunun apartmanların üst katlarında oturanlardan oluştuğunu ve bazılarının, onlarca sitenin bulunduğu sanayi bölgesindeki evlerde yaşadığını aktardı. Vatislav, bu kişilerin bombalanma korkusunun yanı sıra bölgedeki çoğu binanın elektriği kesilmesi ve binaların üst katlarına erişimin zorlaşması sebebiyle evlerini terk ederek yakındaki metro istasyonlarına geldiklerini belirtti. Harkov’un ticaret merkezinin etrafında birçok aile, istasyonların derinliği ve Sovyet döneminde nükleer sığınak olarak kullanılan bölgeler sayesinde, diğer yerlerden daha güvenli olarak görülen metro istasyonlarına sığındı. Evlerini kaybedenler, kendi şehirleri olduğu için Harkov’u terk etmek istemiyorlar. Bazılarının ise şehirden ayrılmak için yeterli parası bulunmuyor. Parası olanda ie halen tereddüt var.
Vatislav, tehlikeli bölgelerdeki insanlara yardım sağlamak için çalışıyor. Savaştan önce bir cep telefonu şirketinde hukuk danışmanı olarak çalışıyordu ancak şimdi her gün Saltivka’ya giden yollarda köpeği ‘Graf’ ile birlikte yardım dağıtıyor. Vatislav bunu ne kadar devam edebileceğini bilmediğini vurguladığı açıklamasında “Param olunca sigara alırım, olmadığında da içmem. Köpeğim ve ben yeterli miktarda yiyecek alıyoruz. Arabamın yakıtını ise yardım çalışmaları için yapılan bağışlardan alıyorum” dedi. Asıl isteğinin orduya katılmak olduğunu belirtirken Vatislav “Ancak yeni gönüllüleri kabul etmiyorlar” diye ekledi.
Vatislav orduda gönüllü olmak için beklerken, Batı ülkeleri tarafından bağışlanan ilaç, yiyecek ve diğer eşyaları arabasına dolduruyor. Tüm yardım çantaları, alıcı kişinin adını, adresini ve telefon numarasını taşıyor. Vatislav yanında köpeği ile çantaları yardım ihtiyacı olan kişilerin evinin önüne kadar götürüyor. Sonra da gelip yardım çantalarını almaları için onları arıyor.
Harkov Yardım Ofisi yaklaşık 30 gönüllüden oluşuyor. Bazıları aramalara yanıt veriyor bazıları da ihtiyaçları hazırlıyor. En çok macera yaşayanlar ise talepleri sahiplerine ulaştırmak için çalışanlar oluyor.

Metro vagonları yerinden edilenler için eve dönüştürülmüş durumda.  (Şarku’l Avsat)
Sadece bu ofisten yapılan yardımlar, her gün 500 kişiye ulaşıyor. Ofis, 20’den fazla derneği içeren, mümkün olan en büyük miktarda yardımları dağıtmak için koordinasyon içinde çalışan insani yardım kuruluşları ağı kapsamında faaliyet gösteriyor. Söz konusu yerel örgütlerin tamamı, ihtiyaçların genişleyip devlet kurumlarının kapasitesinin aşmasının ardından insani yardım operasyonlarındaki eksikliği kapatmak için yakın zamanda kuruldu.
Aynı ofiste ihtiyaç sahiplerinden gelen talepleri alıp ihtiyaçların karşılanması için çalışan 32 yaşındaki gönüllü Mikhael’a göre gönüllülerin tüm çabalarına rağmen halkın ihtiyaçları her geçen gün daha da artıyor. Mikhael ofisin sağladığı yardımların sivillerle sınırlı olmadığını, askerlere ve askeri gönüllülere ayakkabı, askeri kıyafet ve öldürücü olmayan teçhizatlar sağladığını belirtiyor.
34 yaşındaki Oleks de bir ay önce işi için gittiği Avrupa ziyaretinden Ukrayna’ya döndü. Yurt dışından dönüşünün ilk gününde telefonundan çektiği fotoğrafları gösterirken şu açıklamayı yapıyor:
“24 Şubat sabahı arkadaşımın arabasına bindim. Rusya’nın Ukrayna’yı işgal girişimi başlattığı haberini aldık ama önce şaka gibi geldi. Harkov’a ulaşınca şehrin içinde bombardıman ve çatışma sesleri duyduk. Ancak o zaman işgal girişiminin gerçek olduğuna inandık.”
Oleks, Harkov’de şehir merkezine yakın bir noktada bulunan yardım bürosunun direktörlüğünü üstlenmiş durumda. Ofisin birkaç tane deposu bulunuyor. Bunlardan biri ilaçlara, diğeri de yiyeceklere tahsis edilmiş. Oleks gönüllü ekibini genişletmek için çabalıyor. Savaşın devam etmesinin yanı sıra, nüfusun üçte birinin şehri terk etmeyi reddetmesi, özellikle de insanların parasının tükenmesi ve koşullarının kötüleşmesi ile ihtiyaçlar giderek artıyor. Bunların yanı sıra, dükkanlardan malzeme ve eczanelerden de ilaç alma olanağı kalmadığı için yardıma ihtiyaç duyuluyor.
Olex, İtalya, İspanya, Letonya da dahil olmak üzere birçok Avrupa ülkesinden gelen bir dizi malzemenin ücretsiz olarak dağıtıldığını belirtiyor. Diğer yandan dağıtım süreci yavaşlamış durumda ve yardım sunma imkanlarının genişletilmesi gerekiyor. Aynı zamanda, gönüllü sayısını artırmanın daha fazla hayatı riske atmak anlamına geldiğini söylüyor. “Rus bombardımanı birçok alanı etkiliyor ve gönüllüleri belirli yerlere göndermek veya gönüllüleri depolarda toplamak daha fazla insanı riske atacak. Ama kolay bir çözümümüz yok” diyor. Şehirde, Ukraynalıların önündeki tek seçenek ise zorlu çözümlere başvurmak. 55 yaşındaki Alexander, ailesiyle birlikte bir binanın altındaki ticari bir depoda yaşıyor. Depo halen sıhhi tesisat araçlarıyla dolu ancak bir kısmı ayrılarak banyo ve uyku odalarına dönüştürülmüş. Aile, sokağa çıkma yasağının başladığı saatlerde, 20:00’a yakın geceyi geçirmek için bu donanımsız, rutubetli ve tozlu depoya geliyor.
 “Yaşadığımız binaya ilk top mermisinin düşmesinin ardından buraya geldik. Birçok kişi de bizi takip etti. Sabah sokağa çıkma yasağı bitene kadar hep birlikte akşam yemeği yiyoruz. Geç saatlere kadar oturuyoruz ve aynı yerde uyuyoruz” diyen Alexander son olarak oturduğu deponun bulunduğu yerin, hatta sokak adresinin bile belirtilmemesini istiyor.
Bütün bu zor koşullar, Harkov halkının bu durumun geçici olduğuna ve ülkenin özgürlüğüne geri döneceğine olan güvenini dile getirmesine engel olmuyor. Bölgede kalanlara bu güvenin nedenini sorduğunuzda bazıları “Bu bizim tarihimiz” diyerek yanıt verirken yabancı gözlemcilerin belki de garipseyeceği bir gururla “Kendimize güveniyoruz” diyor.



JD Vance: İranlılar Trump'ın bazı kırmızı çizgilerini kabul etmeye henüz hazır değil

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance (DPA)
ABD Başkan Yardımcısı JD Vance (DPA)
TT

JD Vance: İranlılar Trump'ın bazı kırmızı çizgilerini kabul etmeye henüz hazır değil

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance (DPA)
ABD Başkan Yardımcısı JD Vance (DPA)

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, dün Cenevre'de ABD ile İran arasında yapılan ikinci tur müzakerelerin ardından yaptığı açıklamada, İran'ın ABD Başkanı Donald Trump'ın belirlediği bazı ‘kırmızı çizgileri’ kabul etmeye hala isteksiz olduğunu söyledi.

Bazı konularda görüşmelerin iyi gittiğini ve İranlıların daha sonra tekrar bir araya gelmeyi kabul ettiğini belirten JD Vance’e göre diğer konularda ise Başkan Trump’ın İranlıların hala kabul etmek ve ele almak istemediği bazı kırmızı çizgiler belirlediği aşikâr.

ABD televizyonu Fox News'ün “The Briefing” programında açıklamalarda bulunan Vance, “ABD Başkanı, İranlıların nükleer silah elde edememesi için diplomatik veya diğer yollarla bir çözüm bulmak için yoğun bir şekilde çalışıyor. Başkan elbette diplomasi yolunun doğal sonuca ulaştığına karar verme hakkını saklı tutuyor. Bu noktaya gelmememizi umuyoruz, ancak gelirse, karar başkana ait olacak” ifadelerini kullandı.

Vance, açıklamalarını şöyle sürdürdü:

“Buradaki temel çıkarımız, İran'ın nükleer silah elde etmesini önlemektir. Nükleer silahların yayılmasını istemiyoruz. İran nükleer silaha sahip olursa, diğer birçok ülke de bu silahlara sahip olacak, bazıları dost, bazıları düşman olacak ve bu, Amerikan halkı için bir felaket olacak, çünkü dünyanın her yerinde en tehlikeli silahlara sahip aşırıcı rejimler ortaya çıkacak.”

Trump'ın geçtiğimiz cuma günü İran'da rejim değişikliğini desteklediğini belirten açıklamasıyla ilgili olarak ‘Başkan’ın Amerikan halkının çıkarlarına en uygun olduğunu düşündüğü ne varsa onu yapacağını’ söyleyen Vance, “Bence o, Barack Obama olmadığını açıkça ortaya koydu. Amerikan ulusal güvenliğine çok farklı bir yaklaşımı var ve onu savunmak için daha güçlü adımlar atmaya daha istekli” şeklinde konuştu.

dfvgbhy
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi Cenevre'de (AP)

Amerikan halkının ‘İran'ın dünyadaki en düşmanca ve irrasyonel rejimlerden biri olduğunu anlamasının çok önemli olduğuna’ inandığını ifade eden ABD Başkan Yardımcısı, “Bu tür insanların, insanlık tarihinin en tehlikeli silahına sahip olmasına izin verilemez. Bu, güvenliğimiz ve çocuklarımızın geleceği için felaket olur. ABD Başkanı bunu hedefliyor. Bunun gerçekleşmemesi için elinde birçok seçenek ve araç bulunuyor” dedi.

Nükleer silahlar kırmızı çizgidir

Vance, kendisine yöneltilen “Görüşmeler balistik füze programı ve vekillere verilen desteği de içeriyor mu?” şeklindeki soruya, “Her şey masada. İran'ın terörizmi desteklemeyi kesinlikle durdurmasını istiyoruz. İran, dünyanın en büyük terörizm destekçisi devletlerden biridir. İran, ABD'nin ulusal güvenliğini birçok yönden tehdit ediyor, ancak en ciddi tehdit nükleer silaha sahip olmasıdır. Bu kırmızı çizgidir” cevabını verdi.

Vance, yanıtını şöyle sürdürdü:

“İranlılar nükleer silah peşinde olmadıklarını söylüyorlar. Ama biz bunun doğru olmadığını biliyoruz. Nükleer silaha sahip olma isteklerini doğrulayan birçok şey yaptılar. Amacımız bunun gerçekleşmemesini sağlamak. Tekrar söylüyorum; Başkan’ın bunun gerçekleşmemesini sağlamak için birçok aracı var.”

ABD Başkanı Trump’ın Özel Temsilcisi Steve Witkoff ve damadı Jared Kushner ile Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi başkanlığındaki İran heyeti arasında Umman'ın arabuluculuğunda Cenevre'de yapılan görüşmeler, nihai bir anlaşma veya ortak bildiri olmadan sona erdi. Üçüncü tur için henüz bir tarih belirlenmedi, ancak her iki taraf da müzakereleri sürdürmeyi istediğini açıkladı.

Umman Dışişleri Bakanı Bedir bin Hamad el-Busaidi, görüşmelerin İran'ın nükleer programı, yaptırımların kaldırılması ve uranyum zenginleştirmesinin sınırlandırılması konularına odaklandığını belirterek, görüşmeleri ‘çok ciddi’ olarak nitelendirdi ve ortak hedeflerin belirlenmesi konusunda iyi ilerleme kaydedildiğini söyledi.


Danimarka Kralı, Grönland'a resmi ziyaretine başlıyor

Frederick'in başkent Nuuk'u ziyaret etmesi planlanıyor (Reuters)
Frederick'in başkent Nuuk'u ziyaret etmesi planlanıyor (Reuters)
TT

Danimarka Kralı, Grönland'a resmi ziyaretine başlıyor

Frederick'in başkent Nuuk'u ziyaret etmesi planlanıyor (Reuters)
Frederick'in başkent Nuuk'u ziyaret etmesi planlanıyor (Reuters)

Danimarka Kralı Frederik X, ABD Başkanı Donald Trump'ın Grönland'ı ilhak etme yönündeki açık emellerine karşı destek göstermek amacıyla, bugün Grönland'a üç günlük bir devlet ziyareti başlatacağını duyurdu.

Trump'ın, geniş ve mineral bakımından zengin Arktik adasını, hatta güç kullanarak bile ele geçirme tehditleri, Avrupa Birliği ve NATO üyesi Danimarka ile Washington arasındaki ilişkileri gerginleştirdi.

Danimarka kraliyet sarayı, ocak ayı sonlarında Kral Frederik'in 57 bin nüfuslu adaya olan dayanışmasını ifade etmesiyle ziyareti duyurdu. Frederik'in bugün başkent Nuuk'u, yarın yaklaşık 150 kilometre kuzeydeki Maniitsoq'u ve son olarak cuma günü en kuzeydeki Kangerlussuaq'a giderek Danimarka Arktik eğitim merkezini ziyaret etmesi planlanıyor.

Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen cumartesi günü yaptığı açıklamada, Trump'ın son zamanlarda adayı zorla ele geçirme tehditlerinden geri adım atmasına rağmen, Grönland'ı hâlâ ilhak etmek istediğine inandığını söyledi. Trump, buzların erimesiyle birlikte yavaş yavaş ortaya çıkan bu bölgedeki stratejik kazanımlar için büyük güç rekabeti ortamında, Grönland'ın Rusya ve Çin karşısında ABD ve NATO'nun güvenliği için hayati önem taşıdığında ısrar ediyor.

Amerika Birleşik Devletleri, Danimarka ve Grönland arasında, Washington'ın Arktik'teki güvenlik endişelerini görüşmek üzere ortak bir çalışma grubu oluşturuldu, ancak ayrıntılar henüz açıklanmadı.


Meksika, zimmetine para geçirmekle suçlanan eski bir devlet memuruna sığınma hakkı verilmesi nedeniyle İngiltere'yi kınadı

Meksika Cumhurbaşkanı Claudia Sheinbaum (EPA)
Meksika Cumhurbaşkanı Claudia Sheinbaum (EPA)
TT

Meksika, zimmetine para geçirmekle suçlanan eski bir devlet memuruna sığınma hakkı verilmesi nedeniyle İngiltere'yi kınadı

Meksika Cumhurbaşkanı Claudia Sheinbaum (EPA)
Meksika Cumhurbaşkanı Claudia Sheinbaum (EPA)

Meksika Cumhurbaşkanı Claudia Sheinbaum dün, zimmete para geçirmekle suçlanan eski bir devlet çalışanına İngiltere'nin siyasi sığınma hakkı vermesini kınadı.

Meksika yetkilileri, Karime Macias'ı 2010 yılından beri bir devlet aile refahı kurumunda çalışırken beş ila altı milyon ABD doları arasında zimmete para geçirmekle suçluyor.

Sheinbaum basın toplantısında, “Bu kadın dolandırıcılık ve yolsuzlukla suçlanıyor, peki ona nasıl sığınma hakkı verebilirler?” diye sordu.

Macias, muhalefetteki Kurumsal Devrimci Parti (PRI) üyesi ve 2018'den beri yolsuzluk suçlamalarıyla hapsedilen eski Veracruz valisi Javier Duarte'nin eşiydi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Macias, Londra'da birkaç kez gözaltına alındı, ancak şimdiye kadar Meksika'ya iadesini engellemeyi başardı.

Kurumsal Devrimci Parti (PRI), 20. yüzyılın büyük bölümünde Meksika'yı yönetti.

Sheinbaum, şu anda cumhurbaşkanlığı, yargı ve parlamentoda söz sahibi olan solcu Morena partisinin başındaydı.

Macias ise herhangi bir yanlış yaptığını reddetti.

2020 yılında Meksika basınına verdiği demeçte, herhangi bir suçtan sorumlu olmadığını ve kendisinin ve çocuklarının eski kocasının eylemleri nedeniyle bir nefret kampanyasının kurbanı olduklarını iddia etti.

Meksika'daki İngiliz Büyükelçiliği, AFP'nin yorum talebine henüz yanıt vermedi.