Şarku'l Avsat, Suriye hükümet ile muhalefetinin heyetleri tarafından sunulan belgeleri ve Suriye Anayasa Komitesi toplantılarında yaptıkları değişiklikleri yayınlıyor: Rejime karşı tahrik vatana ihanettir

Cenevre'de Suriye hükümeti ve  muhalefetinin sunduğu belgeler
Cenevre'de Suriye hükümeti ve muhalefetinin sunduğu belgeler
TT

Şarku'l Avsat, Suriye hükümet ile muhalefetinin heyetleri tarafından sunulan belgeleri ve Suriye Anayasa Komitesi toplantılarında yaptıkları değişiklikleri yayınlıyor: Rejime karşı tahrik vatana ihanettir

Cenevre'de Suriye hükümeti ve  muhalefetinin sunduğu belgeler
Cenevre'de Suriye hükümeti ve muhalefetinin sunduğu belgeler

“Sen benim ne dostum ne de kardeşimsin, sadece bir meslektaşımsın…”
Bu sözler, Cenevre’de dün akşam sona eren Suriye Anayasa Komisyonu toplantısında Şam’dan gelen heyet üyelerinden biri tarafından ‘karşı taraf’ heyetine sarf edildi.
Şarku’l Avsat’ın ulaştığı ve okuyucularına aktardığı bu sözlü ve yazılı açıklamalar, toplantılarda katılımcılar arasındaki uçurumun derinliğinin ne denli büyük olduğunu ortaya koydu. Suriye Anayasa Komitesi’nin Suriye rejimini temsil eden Eş Başkanı Ahmed Kuzbari tarafından sunulan bir belgede, “Siyasi sistemin ihlal edilmesi, güç kullanılması, siyasi sistemin tehdit edilmesi, ona karşı kışkırtıcılık yapılması ya da devlet topraklarında saldırganlığın teşvik edilmesi, düşman taraflarla iletişim kurulması ve herhangi bir yabancı tarafla ülkenin ulusal çıkarlarına zarar verecek şekilde muhatap olunması vatana ihanettir ve cezalandırılır” ifadeleri yer aldı.
Başka bir belgede şu ifadeler yer aldı:
“Yasaya göre toplumun birliğini ve güvenliğini baltalayan ulussuz kimliklerin kurulmasını isteyenler suçludur. Anayasa, kültürel çeşitliliği ulusal birlik çerçevesinde korur.  Orduya zarar vermek, kanunla cezalandırılabilir bir suçtur.”

Birleşmiş Milletler (BM) Suriye Özel Temsilcisi Geir O. Pedersen
Suriye Anayasa Komitesi toplantılarının yedinci turu Cuma günü sona ererken Suriye Özel Temsilcisi Geir O. Pedersen’in Şam heyetinin Mayıs ayı sonlarında gerçekleşmesini istediğini açıladığı sekizinci turun yapılacağı tarih ile ilgili bir duyuru yapılmadı.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in Suriye Özel Temsilcisi Aleksandr Lavrentyev, ABD Dışişleri Bakanlığının Suriye, Ürdün ve Lübnan ile ilişkilerden sorumlu Yakın Doğu İşleri Müsteşar Yardımcılığına Ethan Goldrich, Türkiye Dışişleri Bakan Yardımcısı Sedat Önal ve diğer Batılı yetkililer, BM Güvenlik Konseyi’nin, toplantıların ‘Suriye'nin liderliğinde’ yapılmasını şart koşan 2254 sayılı kararı çerçevesinde gerçekleştirilen Anayasa Komitesi’nin çalışmalarına eşlik ettiler.
Her zaman olduğu gibi basın toplantı yapmaktan kaçınan Pedersen, yaptığı açıklamada, Anayasa Komitesi üyeleri, toplantıların ilk dört günü ‘devlet yönetiminin esasları’, ‘devletin kimliği’, ‘ülkenin sembolleri’ ve ‘devlet makamlarının yapısı ve işlevi’ ile ilgili anayasal ilkeleri tartıştığını aktardı.
Toplantıların beşinci günü, yedinci tur öncesi yapılan bir anlaşma çerçevesinde heyetlerin son dört gün içinde yaptıkları tartışmaların içeriğine ilişkin incelemelerini sunması bekleniyordu. Pedersen'in açıklamasında, “Tüm heyetler, sunulan metinlerin bazılarında en azından bir takım değişiklikler yaptılar. Bu somut değişikliklerin bir kısmı, tartışmaların içeriğini tersine çevirme ve taraflar arasındaki anlaşmazlıkları azaltmaya yönelik bir gelişme sağlarken, bazıları herhangi bir değişim sağlamadı” dedi.

Anlaşma ile ilgili
Esed rejiminin temsil eden heyetin önceki turlarda, Hadi el-Bahra başkanlığındaki Suriye Anayasa Komitesi’nin muhalefet heyeti ile ortak formülasyonlar oluşturmayı reddettiğinden turun beşinci günü ile ilgili ortaya çıkan düğüm, Pedersen’in Moskova, Şam ve diğer başkentler arasında belgelerin beşinci günde taraflar arasında değiş tokuş edilmesine ilişkin bir anlaşmaya varılana kadar mekik diplomasi gerçekleştirmesini gerektirdi. Bazıları bunu ortak metinlere ulaşılması olarak değerlendirirken Şam, Pedersen'in yedinci tur için taraflara davet mektubunu kendi anlayışına göre gönderdiği gibi sadece yazılı yorum olduğu şeklinde değerlendirdi.
Ne var ki yedinci turun ilk dört günü boyunca sunulan 4 belgeye cevaben 15 belge sunuldu. Şarku'l Avsat'ın ulaştığı bu belgeler, taraflar arasındaki uçurumun ne denli derin olduğunu ve sorunlu bir bakış açısı olan ‘karşı taraf’ perspektifini ortaya koydu.
Beşinci günden sonra ara verilen toplantıların sabah oturumları Kuzbari başkanlığındaki ikinci oturumda devam etti. Son dört günde ortaya koyulanlar ve önerilen değişiklik belgelerinin ele alındığı oturumlar 30 dakika sürdü.

Suriye Hükümeti Heyeti üyeleri, heyetin sunduğu belgeye yöneltilen eleştirilerin gerçekte devletin önde gelen isimlerin yargı karşısına çıkarılması için yapılan kabul edilemez eleştiriler olduğuna inandıklarını açık yüreklilikle dile getirdiler. Suriye Muhalefeti Heyeti üyeleri ise sunulan belgedeki değişikliklerin şekil çerçevesinde kaldığını, kavram ve terminoloji noktasında bir değişiklik olmadığı değerlendirmesinde bulundu. Suriye Hükümeti Heyeti’nin başkanı Kuzbari, sundukları belgelerde herhangi bir değişiklik yapmayacaklarını belirtti, ancak ‘belgelerin geri kalanını geliştirebilecekleri’ önerisinde bulundu.

Ülkenin sembolleri 
Hükümet Heyeti Başkanı Kuzbari belgelerden birinde şu ifadeleri kullandı:
“Heyetimiz, toplantının üçüncü gününde ülkenin sembolleri ilkesi konusunda yapılan tüm tartışmaları ve diğer tarafların bu konudaki önerilerini takip etti ve herhangi bir tartışma veya değişiklik önerisine ikna olmadı. Heyetimiz, kendisi tarafından sunulan yukarıda geçen ilkeye bağlılığını aşağıdaki şekilde teyit eder. Suriye Arap Cumhuriyeti'nin sembolleri, üstün ulusal ve köklü kültürel değerleri temsil eder ve tarihini, mirasını ve birliğini ifade eder. Tamamı değişmezdir. Bunlar şu şekilde sıralanır:
1 - Suriye Arap Cumhuriyeti bayrağı üç renkten oluşur. Bunlar Kırmızı, beyaz ve siyah olup, üzerinde her biri beş köşeli yeşil iki yıldızı vardır. Bayrak dikdörtgen şeklindedir. Genişliği uzunluğunun üçte ikisi kadardır. Bayrağın uzunluğu boyunca eşit boyutlarda, üstü kırmızı, ortası beyaz ve altı siyah olan üç dikdörtgenden oluşur. İki yıldız, beyaz dikdörtgenin ortasında yer alır.
2 - Suriye Arap Cumhuriyeti'nin ulusal marşı Humat ed-Diyar’dır.
3- Suriye Arap Cumhuriyeti'nin resmi dili Arapçadır.
4 - Suriye Arap Cumhuriyeti'nin para birimi Suriye lirasıdır.
5 - Suriye Arap Cumhuriyeti'nin simgesi, pençelerinde Kufi yazısıyla (Suriye Arap Cumhuriyeti) yazılı kurdele tutan bir kartal tarafından kucaklanmış, üzerine Suriye Arap Cumhuriyeti'nin ulusal bayrağı bulunan bir Arap kalkanıdır. Alt kısımda iki başak bulunur. Kartal, kurdele ve iki başak altın renginde, kartalın kanatları, yazı ve çizgiler ise açık kahverengi renktedir.”
Suriye Anayasa Komitesi’nin muhalefet heyeti, ‘ülkenin sembolleri’ ile ilgili sunduğu belgede şu ifadelere yer verdi:
“Suriye bayrağı, tarihinde birkaç kez, ülkedeki olaylar veya değişimler nedeniyle bazı değişiklilerle ve tadilatlarla güncellendi. İlgililerin bakış açısında, bayrağın değiştirilmesini ya da tadil edilmesini yahut tarihi olayların bağlamıyla ilgili bir nedenle yerine başka bir bayrağın kullanılması gerekti. Anayasa, ruhu olan bir metin olduğundan doğduğu ve yaşadığı gerçeklikten türer. Çünkü anayasa ile gerçeklik arasında karşılıklı bir etki ilişkisi vardır. Bu, siyasi gerçekliğin yazılı metinler üzerindeki etkisinde temsil edilen diyalektik bir ilişkidir. Anayasa metinleri, siyasi gelişmelere ve gerçekliğin gereklerine uyarlanmalıdır.  Suriye'de artık milyonlarca Suriyeli tarafından benimsenen iki bayrağımız var.  Suriyelilerin bir bölümü, 22 Şubat 1932 tarihli bağımsızlık bayrağının kendisini temsil ettiğine, diğer bölümü ise eski Mısır Cumhurbaşkanı Cemal Abdunnasır tarafından kabul edilen 1 Ocak 1958 tarihli birlik bayrağının kendilerini temsil edildiğine inanıyor. Mart 2011 tarihinde barışçıl gösterilerle başlayan devrimin nasıl geliştiğini hepimiz biliyoruz. Bu olaylar ve koşullar, Suriye halkının yarısından fazlasının bayrak değiştirme konusunu yeniden gündeme getirmesi için bir neden olmayı hak ediyor. Şöyle bir geriye dönüp Suriye’de kabul edilen anayasaların bağlamlarına baktığımızda, bayrağın, ulusal simgenin ve marşın özel bir yasayla açıklandığını ve bu yasaya dayandığını görüyoruz.

1950 Anayasası’nın 6. maddesinde, Suriye Arap Cumhuriyeti’nin ulusal simgesi ve marşının kanunla sabit olduğuna işaret edilirken 1973 Anayasası’nın 6. maddesinde, devletin bayrağı, simgesi, marşı ve her biri için özel hükümlerin kanunla belirtildiği ifade edilir. Bu çerçevede, halkımızı ilgilendiren bir konu rapordan çıkarılmıştır. Bu da ülkenin sembolleri kararının nispeten ileriki bir döneme ertelenmesini gerektiren bir durumdur. Bu durum, bayrak, marş, simge ve diğer tüm semboller için geçerlidir. Değişim gerektiren tarihi bir dönemden geçiyoruz. Tarihi ve gerçekçi olan hiçbir anayasa aynı kalmaz, aksine ilk olarak kabul edildiği toplumsal sözleşmenin koşulları değiştiğinde de o da değişir.”

Devletin kimliği
Suriye Hükümeti Heyeti’nin belgesinde devletin kimliği ilkesi ile ilgili olarak şunlar yazılıydı:
“Heyetimiz, anayasal anlamda devletin kimliği adında bağımsız bir ilkenin olduğuna değil, anayasada devletin kimliğini yansıtan ilke veya ilkeler olduğuna inanıyor. Ancak yapılan öneriler ve tartışmalar çerçevesinde değişen vizyonumuzu aşağıda sunuyoruz:
1 - Araplık, bölgedeki tüm halkların temeli, tarihi kökeni ve kolektif kimliğidir. Suriye Arap Cumhuriyeti'nin tüm vatandaşları için kültürel, sosyal, medeni ve insani açıdan birleştirici çerçevedir. Bir çıkar veya hedef tarafından yönetilen bir seçim değil, ırk, din, mezhep, dil veya çıkarla sınırlı olmaktan daha geniş bir mensubiyettir.
2 - Arapça, Suriye Arap Cumhuriyeti'nin resmi dilidir. Devlet, başta eğitim, öğretim, kültür ve medya kurumları olmak üzere tüm kurumlarıyla, ulusal kimliğinin temellerinden biri olarak Arapçanın güçlendirilmesini ve pekiştirilmesini garanti eder.
3 - Suriye halkı, çeşitli sosyal dokularıyla Arap ulusunun ayrılmaz bir parçasıdır. Devletleri parçalamayı amaçlayan tüm sömürgeci, ayrılıkçı ve terörist projelere karşı Araplığıyla, ulusuyla ve tarih boyu süregelen medeniyetiyle gurur duyuyor.
4 - Yasa, toplumun birliğini ve güvenliğini etkileyen ulussuz kimliklerin kalıcı olması çağrısında bulunan herkesi suçlu sayar. Anayasa, kültürel çeşitliliği ulusal birlik çerçevesinde korur.

Yönetimin temelleri ilkesi
Suriye Anayasa Komitesi muhalefet heyeti, Pazartesi günü ‘Yönetim Sisteminin Temelleri’ başlıklı bir belge sundu. Belgede, Suriye’nin ‘hukukun üstünlüğüne, insan onuruna ve halkın iradesine saygı duyan, özgür, adil ve dayanışmacı bir toplum inşa etmeye tam bağlı bir cumhuriyet’ olması önerisinde bulunuldu. Belgede, “İktidar, Anayasa’da yer alan oylama yoluyla halk tarafından belirlenir. Böylece halkın, siyasi çoğulculuk ve iktidarın barışçıl bir şekilde geçişi çerçevesinde, ulusal ve yerel düzeylerde, kendi adına iktidara kimin geleceğini seçme iradesini özgürce ve demokratik bir şekilde ifade etmesine olanak sağlanır. Siyasi partiler, siyasi çoğulculuğu ifade eder. Halk iradesinin oluşumuna ve ifadesine katkıda bulunur. Siyasi katılımın önemli bir aracıdır. Siyasi partiler, Anayasa hükümlerine aykırı olmayacak şekilde çalışmalarını düzenleyen kanunlar çerçevesinde kurulur ve özgürce faaliyet gösterirler” denildi.
Kuzbari, karşı belgede şunları kaydetti:
“Karşı tarafın, Yönetim Sisteminin Temelleri adıyla sunduğu belge, anayasal bir ilke oluşturmuyor. Heyetimiz bunu toplantılarda açıkça belirtti.  Bu madde için aşağıdaki değiştirilmiş vizyonu anayasal değil, kavramsal bir bakış açısıyla sunuyoruz:
Anayasa, ülkedeki siyasi yönetim sistemini, herhangi bir şekilde ihlal edilmekten korur. Siyasi sistemin ihlal edilmesi, güç kullanılması, siyasi sistemin tehdit edilmesi, ona karşı kışkırtıcılık yapılması ya da devlet topraklarında saldırganlığın teşvik edilmesi, düşman taraflarla iletişim kurulması ve herhangi bir yabancı tarafla ülkenin ulusal çıkarlara zarar verecek şekilde muhatap olunması vatana ihanettir ve cezalandırılır. Devlete, kurumlarına ve ordusuna sadakat her vatandaşın görevidir.  Dışarıdan devlete yönelik yapılan her türlü zorbalık, prestijini ya da rolünü zedelemek veya zayıflatmak amacıyla devlet kurumlarının yapısını değiştirmeye çalışmak suçtur. Siyasi partiler siyasi çoğulculuğu ifade eder ve halk iradesinin oluşumuna katkıda bulunur ve lisanslı partiler dışında herhangi bir siyasi faaliyet kanunen yasaklanmıştır. Siyasi partilerin ve kuruluşların kuruluşu ve finansmanı, ulusal yasa ve yönetmeliklere tabidir. Dinci, mezhepçi, bölgesel, etnik veya dışa bağlı hiçbir parti, kuruluş veya grup oluşturulamaz.”
Hükümet heyeti, ‘devlet makamlarının yapısı ve işlevi’ üzerine başka bir belgeye yanıt olarak şu belgeyi yayınladı:
“‘Devlet makamlarının yapısı ve işlevi’ ifadesi bir ilke değil, genel bir başlıktır. Yasama, yürütme ve yargı mercilerinin görev ve işleyişleri ile bunlardan kaynaklanan kurum ve kuruluşların net bir tanımı yapılmadan bundan söz edilemez.”

Gerginlik ve sakinlik
Rusya, ABD, bölge ve Batı ülkelerinin temsilcilerinin katılımıyla yapılan toplantılar sırasında herhangi bir tartışma olmasa da atmosfere, sakinlik ile gerginlik arasında gidip gelen bir hava takimdi. Suriye hükümeti heyeti açıkça dostluk ve kardeşlik gibi bir yakınlaşmayı reddederken toplantılardaki ilerlemeyi nihai tekliflere dönüştürmek için henüz bir ivme olmasa da daha fazla konunun el alınması ve fikirlerin geliştirilmesi çağrıları yapıldı.
BM Suriye Özel Temsilcisi Pedersen, tartışma, diyalog ve fikirlerin dinlenmesi konusunda daha büyük bir iştah olduğunu fark ederek, ‘oturumların sonunda başlangıçtan daha iyimser bir hava olduğunu’ düşündüğünü belirtti. Ancak iki tarafın halen bir birine uzak konumlarda olduğunu ve Anayasa Komitesi’nin çalışmalarını düzenleyen standartlar belgesi ve usul kuralları çerçevesinde uzlaşıya varmak için gereken diyalog ruhunun tartışmalardaki ilerlemeye rağmen hala yakalanamadığının altını çizdi. Pedersen, Suriye Anayasa Komitesi’nin eş başkanları Kuzbari ve Bahra ile görüştükten sonra Mayıs ayında bir sonraki turun tarihini belirlemeye çalışacağını ve 7 turdan sonra sürecin gidişatını iyileştirmek ve daha pratik öneriler geliştirmek için yeniden bir değerlendirme yapmak üzere hükümet ve muhalefet heyetleri ile iletişime geçeceğini söyledi.
Pedersen'e göre Suriye Anayasa Komitesi’nin çalışmalarına başlatılmasının üzerinden iki buçuk yıl geçtikten sonra artık, çalışmalarında kararlılığı somutlaştırması ve komitenin halkın oylayacağı bir anayasa reformu hazırlama görevi konusunda önemli ölçüde ilerleme kaydetmeye başlaması gerekiyor.



Irak Başbakanı  Zeydi, silahların devlet kontrolüne alınması için 30 Haziran 2027'ye kadar süre verdi

Irak Başbakanı Ali Falih Zeydi (Telegram kanalı)
Irak Başbakanı Ali Falih Zeydi (Telegram kanalı)
TT

Irak Başbakanı  Zeydi, silahların devlet kontrolüne alınması için 30 Haziran 2027'ye kadar süre verdi

Irak Başbakanı Ali Falih Zeydi (Telegram kanalı)
Irak Başbakanı Ali Falih Zeydi (Telegram kanalı)

Irak Başbakanı Ali Falih Zeydi, 1 Ekim 2026'yı devletin kontrolü dışındaki silahlar meselesinin ele alınması için ciddi bir başlangıç olarak belirlerken sürecin en geç 30 Haziran 2027'de tamamlanmasını öngördü.

Zeydi bugün (perşembe) yaptığı açıklamada, “1 Ekim 2026, devletin kontrolü dışındaki silahlar meselesinin ele alınması ve anayasal yükümlülüklere uyulması için ciddi bir başlangıçtır. Açık bir yol haritası ve üzerinde mutabık kalınan, 30 Haziran 2027'yi aşmayacak takvimler doğrultusunda hareket edilecektir” ifadelerini kullandı.

Zeydi, bunun savaş ve barış kararının anayasal makamlara bırakılmasını ve bunun dışında herhangi bir askeri faaliyetin engellenmesini öngören anayasal ilke doğrultusunda yürütüleceğini belirtti.

Irak hükümetinin anayasa doğrultusunda, Irak topraklarında bulunan Iraklı olmayan tüm silahlı grupların silahlarını tamamen teslim etmesini sağlayacağını belirten Zeydi, bunun ülkenin güvenliğinin ve istikrarının korunmasını ve sınırların kontrol altında tutulmasını amaçladığını kaydetti.

Zeydi, “1 Ekim, Irak'ın tam egemenliğe sahip, kurumlarıyla güçlü, anayasa, hukuk ve uluslararası hukuk ilkeleri çerçevesinde hareket eden yeni bir aşamaya geçişinin başlangıcını temsil ediyor” dedi.

Irak'ın bölgesel ve uluslararası çevresiyle ortak çıkarlara ve karşılıklı saygıya dayalı dengeli ilişkiler geliştireceğini belirten Zeydi, hükümetin Irak topraklarının ve hava sahasının komşu ülkelerin güvenliğini tehdit edecek herhangi bir eylem için çıkış noktası veya geçiş güzergâhı olarak kullanılmasını engelleme konusunda kararlı olduğunu vurguladı.

Zeydi, Irak'a yönelik saldırılarda herhangi bir ülkenin topraklarının veya hava sahasının kullanılmasını da reddettiklerini belirterek bunun karşılıklı egemenlik, iyi komşuluk ve iç işlerine müdahale etmeme ilkelerine dayandığını ifade etti.

Başbakan, Irak hükümetinin güvenlik kurumlarını desteklemek amacıyla kapsamlı bir hava savunma sistemi satın alacağını belirterek bunun “Irak devletinin tam hava egemenliğini güçlendirmeyi” hedeflediğini söyledi.

Zeydi ayrıca Haşdi Şabi yasasının çıkarılması ve yapının başbakan sıfatıyla silahlı kuvvetler başkomutanının komutası altında güvenlik sisteminin ayrılmaz bir parçası olarak statüsünün belirlenmesi için çalışılacağını açıkladı.

Zeydi sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu büyük gün, 1 Ekim 2026'yı ve Irak'taki uluslararası koalisyon misyonunun sona ermesi, güçlerinin kara, hava ve deniz yoluyla tamamen ve nihai olarak çekilmesi ve Irak'ın tam ve kapsamlı egemenliğini elde etmesiyle gerçekleşen büyük ulusal başarıyı kutluyoruz.”


Kararlı Azim Irak’tan ayrıldı

Irak güvenlik güçlerinden iki unsur, ABD askerlerinin çekilmesi vesilesiyle dün Bağdat’ta zafer işareti yapıyor. (EPA)
Irak güvenlik güçlerinden iki unsur, ABD askerlerinin çekilmesi vesilesiyle dün Bağdat’ta zafer işareti yapıyor. (EPA)
TT

Kararlı Azim Irak’tan ayrıldı

Irak güvenlik güçlerinden iki unsur, ABD askerlerinin çekilmesi vesilesiyle dün Bağdat’ta zafer işareti yapıyor. (EPA)
Irak güvenlik güçlerinden iki unsur, ABD askerlerinin çekilmesi vesilesiyle dün Bağdat’ta zafer işareti yapıyor. (EPA)

Uluslararası Koalisyon, Bağdat hükümetinin DEAŞ’la mücadelede yardım talep etmesinin ardından yıllardır yürüttüğü “Kararlı Azim” misyonunu Irak’ta sona erdirdi.

ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon), ABD ve koalisyon ortaklarının “Kararlı Azim” operasyonunu tamamladığını ve operasyonun Ürdün’e taşındığını, Iraklı ortaklara istihbarat desteğinin ise sürdürüleceğini açıkladı.

Irak Başbakanı Ali Falih ez-Zeydi, “Uluslararası Koalisyon’un görevinin sona ermesi, terörle mücadelemizin sona erdiği anlamına gelmiyor. Aksine bu, Irak’ın güvenliğin sorumluluğunu tamamen üstleneceği yeni bir aşamaya geçiştir” dedi. Kontrolsüz silahlanma konusunda ise Zeydi, “Hukukun çatısı dışında silah, devlet kurumları dışında güç olmayacak; anayasanın gereği budur” ifadelerini kullandı.

Kürdistan Demokrat Partisi lideri Mesud Barzani de dün, Uluslararası Koalisyon güçlerinin görevlerinin sona ermesinin ardından bölgenin tehdit altında olmadığı konusunda halkına güvence verdi.

Washington’da ise uzmanlar, ABD’nin çekilmenin ardından mevcut aşamada milisleri dağıtmaya ve İran’ın nüfuzunu izole etmeye odaklandığını belirtti.

İran ve müttefiklerinin, son ABD askerlerinin — esas olarak Kürdistan Bölgesi’ndeki Erbil’de bulunan bir hava üssünden — çekilmesini “zafer” olarak nitelendirerek kutlaması dikkat çekti. Bu gelişme, Iraklıların bir bölümünün jeopolitik meydan okumalara ilişkin endişeler taşıdığı bir dönemde yaşandı.


Suriye’de kampsız hayat planı… 10 bin ailenin dönüşü ve 157 kampın kapatılması

Kuzey Suriye’deki Münbiç bölgesinde bulunan Resim Kampı'ndan, yerinden edilenleri kendi memleketlerine götüren konvoy yola çıktı. (Acil Durumlar Bakanlığı)
Kuzey Suriye’deki Münbiç bölgesinde bulunan Resim Kampı'ndan, yerinden edilenleri kendi memleketlerine götüren konvoy yola çıktı. (Acil Durumlar Bakanlığı)
TT

Suriye’de kampsız hayat planı… 10 bin ailenin dönüşü ve 157 kampın kapatılması

Kuzey Suriye’deki Münbiç bölgesinde bulunan Resim Kampı'ndan, yerinden edilenleri kendi memleketlerine götüren konvoy yola çıktı. (Acil Durumlar Bakanlığı)
Kuzey Suriye’deki Münbiç bölgesinde bulunan Resim Kampı'ndan, yerinden edilenleri kendi memleketlerine götüren konvoy yola çıktı. (Acil Durumlar Bakanlığı)

Kış mevsiminin yaklaşmasıyla birlikte Suriye hükümetinin “Kamplar Olmadan Suriye” vizyonunu hayata geçirme planı hız kazanıyor. Geçen hafta 500’den fazla yerinden edilmiş aile Halep, İdlib, Hama ve Deyrizor illerindeki memleketlerine dönerken, Acil Durumlar Bakanı Raid es-Salih de iki hafta önce konuyu Birleşmiş Milletler gündemine taşıdı. Salih, uluslararası destek sağlanarak meselenin “yerinden edilmenin finansmanından çözümlerin finansmanına” taşınmasını hedefliyor.

Mart ayında 59 sayılı kararname uyarınca yıkılmış bölgelerde altyapının hazırlanması amacıyla Yüksek Komite’nin kurulmasından ağustos ayı sonuna kadar, kuzey Suriye’deki kamplardan 10 binden fazla aile memleketlerine döndü. Acil Durumlar Bakanlığı Medya ve İletişim İdaresi yetkilileri tarafından “Şarku’l Avsat”a yapılan açıklamada, yaklaşık 157 kampın kapatıldığı, 220 kampın daha kapatılması için hazırlık yapıldığı bildirildi.

İdare, yalnızca 3 bin 344 bölgenin 120’sindeki altyapının yeniden inşası, temel hizmetlerin yeniden işler hale getirilmesi ve dönen aileler için konut çözümleri sağlanması için gereken finansman ihtiyacının 2 milyar doları aştığını belirtti.

Bu rakam, dönüş bölgelerindeki ihtiyaçların boyutunu ortaya koyuyor. Söz konusu bölgelerin “büyük ölçüde zarar gördüğü ve su, elektrik, kanalizasyon, sağlık, eğitim, belediye hizmetleri ve konut alanlarında kapsamlı yatırımlara ihtiyaç duyduğu” ifade edildi.

En azından kendi toprağımızdayız

Ümmü Muhammed, Hama kırsalındaki Latamne beldesine dönen kafilede yer alan ailelerden biriydi. Aileye dönüşü kolaylaştırmak amacıyla mutfak malzemeleri, battaniyeler ve ulaşım desteği sağlandı.

Ümmü Muhammed, kamptaki çadırdan, yıkılmış evinin yanına kurduğu başka bir çadıra taşındığını anlatıyor. Alternatif bir konut bulunmadığını belirten Ümmü Muhammed, buna rağmen kampta kalmaktan daha iyi olduğunu düşünüyor:

“En azından kendi toprağımızda ve kendi insanlarımızın arasındayız. İşlerimizi yoluna koyup evimizi yeniden inşa edene kadar burada kalabiliriz.”

rgthyu7
Hama kırsalındaki Latamne beldesinde “Kamplar Olmadan Suriye” vizyonu kapsamında evleri inceleyen ekip. (Latamne Belediyesi)

Beşşar Esed yönetiminin devrilmesinden bu yana memleketlerine dönen ailelerin sayısının 170 bini aştığı tahmin ediliyor. Bu sayı, kuzey Suriye’deki kamplarda yaşayan nüfusun yaklaşık yüzde 64’üne tekabül ediyor. Ancak savaş yıllarında bölgelerin büyük ölçüde tahrip olması nedeniyle dönüş yapılan yerlerin ezici çoğunluğunda hâlâ temel hizmetler bulunmuyor.

Dönenlerin verdiği bilgilere göre aileler mevcut alternatif imkânlarla hayatlarını sürdürmeye çalışıyor. Yerel ve uluslararası kuruluşların sınırlı desteğiyle, yıkılmış evlerin yanına çadır kurulması, kanalizasyon için fosseptik çukurları açılması, su temini amacıyla kuyu kazılması veya yakındaki bir kaynaktan su getirilmesi ve elektrik ihtiyacı için güneş enerjisinden yararlanılması gibi yöntemlere başvuruluyor.

BM’den daha fazla destek talebi

Suriye hükümeti, erken toparlanma ve yeniden rehabilitasyon projelerine Birleşmiş Milletler ve uluslararası ortakların katkısını artırmayı, finansman açığının kapatılmasına destek sağlamayı ve böylece dönüş bölgelerinin hazırlanmasını hızlandırarak güvenli ve sürdürülebilir dönüş için uygun koşulları oluşturmayı hedefliyor. Planın hükümet öncülüğünde, ulusal ve uluslararası ortaklarla iş birliği içinde uygulanması öngörülüyor.

Acil Durumlar Bakanlığı’nın çalışmalarının ana finansörü hâlâ Suriye hükümeti. BM kuruluşları ile uluslararası ve yerel kuruluşlardan da destek geliyor, ancak Bakanlığın Medya ve İletişim İdaresi’ne göre bu destek “ihtiyacın boyutuyla kıyaslandığında sınırlı”.

Acil Durumlar Bakanı Raid es-Salih, kısa süre önce New York’ta BM Genel Kurulu toplantılarına katılan Suriye heyetinde yer aldığı sırada, bakanlığının “Kamplar Olmadan Suriye” vizyonunu Eylül 2027’ye kadar hayata geçirmek için hazırladığı rakam, istatistik ve çalışmaları sundu.

Genel Kurul toplantıları çerçevesinde düzenlenen bir etkinlikte konuşan Salih, planın amacının altyapı, okullar, sağlık merkezleri, su ve kanalizasyon sistemlerini yeniden inşa etmenin yanı sıra istihdam imkânları sağlayarak “kamplara duyulan ihtiyacı ortadan kaldırmak” olduğunu söyledi.

Plan kamplar dışındaki yerinden edilmişleri de kapsıyor

Bakanlığın Medya ve İletişim İdaresi’ne göre “Kamplar Olmadan Suriye” vizyonu, kampların dışında yaşayan yerinden edilmiş aileleri de kapsıyor. Buna kiralık evlerde veya akrabalarının yanında yaşayanlar ile ülke dışında bulunan ve gönüllü olarak memleketlerine dönmek isteyen Suriyeliler de dahil.

cdfvgb
Kuzey Suriye’deki kamplardan yerinden edilmişlerin eşyaları, memleketlerine dönüş için yükleniyor. (Acil Durumlar Bakanlığı)

Ancak bu kişilerin dönüşü için altyapının rehabilite edilmesi, temel hizmetlerin yeniden işler hale getirilmesi, risklerin ortadan kaldırılması ve geçim kaynaklarına erişim imkânlarının güçlendirilmesi gerekiyor.

Kamplar girişimin mevcut aşamadaki başlangıç noktası ve önceliği olmayı sürdürürken, elde edilecek sonuçların yıllardır şartlar nedeniyle dönemeyen bütün Suriyeliler için dönüşü teşvik eden bir ortam oluşturması bekleniyor.

Halep, İdlib ve Hama’da projeler

Halep, İdlib ve Hama valilikleri bu ay “Kamplar Olmadan Suriye” kapsamında bir dizi kalkınma ve hizmet projesi başlattı. Projelerin değeri Halep’te yaklaşık 9,25 milyon dolar, İdlib’de 8,2 milyon dolar ve Hama’da 7,5 milyon dolar olarak açıklandı.

Bu çalışmalar, hükümetin enkaz kaldırma projesiyle eş zamanlı yürütülüyor. Yıl başından bu yana 3 milyon metreküp enkaz kaldırılırken, yıl sonuna kadar 3 milyon metreküp daha enkazın kaldırılmasına yönelik projelerin kısa süre içinde başlatılması planlanıyor.

Acil Durumlar Bakanlığına göre Şam kırsalındaki Duma ve Deraya kentlerinde enkaz kaldırma ve yönetimi projesi de yürütülüyor. Suudi Arabistan tarafından Kral Selman İnsani Yardım ve Yardım Çalışmaları Merkezi aracılığıyla finanse edilen proje kapsamında yaklaşık 85 bin metreküp enkazın kaldırılması ve geri dönüştürülebilir yaklaşık 30 bin metreküp molozun bu amaçla kurulan uzman birim aracılığıyla geri dönüştürülmesi hedefleniyor.

Projenin, kaynakların yeniden kullanılmasına, çevresel etkinin azaltılmasına ve erken toparlanma sürecinin desteklenmesine katkı sağlaması amaçlanıyor.

Suriye genelinde hâlen yaklaşık 50 milyon metreküp enkaz ve moloz bulunduğu tahmin ediliyor.