Rusya, Ukrayna’nın beş maddelik tarafsızlık planını inceleyecek

Müzakerelerdeki ilerlemeler sahaya olumlu yansıdı.

Gönüllüler, Mariupol’de kuşatılan sivillere yardım taşıyor. (AFP)
Gönüllüler, Mariupol’de kuşatılan sivillere yardım taşıyor. (AFP)
TT

Rusya, Ukrayna’nın beş maddelik tarafsızlık planını inceleyecek

Gönüllüler, Mariupol’de kuşatılan sivillere yardım taşıyor. (AFP)
Gönüllüler, Mariupol’de kuşatılan sivillere yardım taşıyor. (AFP)

Rusya ile Ukrayna arasındaki dün İstanbul’da gerçekleştirilen müzakere turunda, Moskova’nın savaşın sonlandırılması koşullarından ‘Ukrayna’nın tarafsızlığı’ dosyasında somut ilerleme kaydedildi. Ukrayna heyeti, dört saat süren müzakerelerin ardından beş maddelik bir plan sundu. Rus tarafı ise söz konusu talepleri ve önerileri ‘ilk yapıcı adım’ olarak nitelendirerek üzerinde çalışarak Devlet Başkanı Vladimir Putin'e iletme sözü verdi. 
Rusya Savunma Bakanlığı, karşılıklı güveni artırmak ve müzakerelerin nihai hedefe ulaşması için gerekli koşulları oluşturmak amacıyla Kiev ve Çernigiv bölgelerinde askeri hamleleri azaltma kararı aldı. Moskova'nın başkent Kiev ve stratejik Çernigiv kenti çevresindeki askeri operasyonlarını azaltması, müzakerelerdeki ilerlemenin sahaya ilk yansıması olarak değerlendirildi. Ancak güney bölgelerinde, özellikle Mariupol’de Rus ordusunun eylemlerinde herhangi bir düşüş gözlenmedi. Rusya'nın baş müzakerecisi Vladimir Medinsky, Moskova'nın Ukrayna ile yakınlaşma yolunda iki adım attığını belirtti.Bunların siyasi ve askeri boyutları olduğunu kaydetti. Medinskiy sürecin siyasi boyutuna atıfla; Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Ukraynalı mevkidaşı Vladimir Zelensky arasında, iki ülke arasında tüm ayrıntılarıyla bir anlaşmaya varılma şartı aranmaksızın görüşme gerçekleşebileceğini söyledi. Ancak bu görüşmenin, dışişleri bakanları düzeyinde anlaşmanın ilk taslağının imzalanmasıyla eşzamanlı gerçekleşmesi gerektiğini vurguladı. Müzakere heyetinde yer alan Rusya Savunma Bakan Yardımcısı Aleksandr Fomin de konunun askeri boyutuna ilişkin şunları söyledi:
“Ukrayna'nın tarafsızlığı ve nükleer olmayan statüsüne ilişkin bir anlaşmanın hazırlanmasına, ayrıca Ukrayna'ya güvenlik garantilerinin sağlanmasına ilişkin müzakerelerin uygulamaya geçmesi çerçevesinde, Rusya Savunma Bakanlığı tarafından karşılıklı güveni artırmak, daha fazla müzakere koşulları oluşturmak ve anlaşmanın kabul edilip imzalanması nihai hedefine ulaşmak için Kiev ve Çernigiv bölgelerinde askeri operasyonların azaltılmasına karar verildi.”
Rus basınına açıklamada bulunan Vladimir Medinsky, Ukrayna heyetinin, ‘stratejik tarafsızlık’ dosyasında beş maddelik bir yazılı teklif sunduğunu duyurdu. Söz konusu maddeler şöyle sıralandı:
- Ukrayna, uluslararası yasal güvenceler altında kalıcı olarak herhangi bir ittifakın dışında tarafsız, nükleer olmayan bir devlet ilan edilecek. (Bu amaçla garantör ülkelerin bir listesi verildi.) 
-Rusya’nın sunacağı güvenlik garantileri, Kırım ve Donbass toprakları için geçerli olmayacak. Ukrayna, bu bölgeleri askeri yollarla geri alma girişimlerine karşı çıkacak.
-Ukrayna, Rusya da dahil garantör ülkelerin onayı olmaksızın askeri ittifaklara katılmayı, yabancı askeri üslere ve askeri tatbikatlara ev sahipliği yapmayı reddedecek.  
-Rusya, Ukrayna’nın Avrupa Birliği’ne katılmasına itiraz etmeyecek.  
-İki ülkenin devlet başkanlarının yapacağı toplantıda alınacak nihai karar resmi statüye kavuşturulacak.  
Medinsky, Ukrayna’nın öneri ve taleplerini ‘orta noktada uzlaşma yolunda yapıcı bir adım’ olarak nitelendirerek, bu önerileri inceleyerek Devlet Başkanı Putin’e sunacaklarını belirtti. Ukrayna’nın teklifindeki ikinci maddenin, Moskova'nın Kırım'ın Rusya'ya ilhak edilmesi konusunun müzakerelerde gündeme gelmemesi yönündeki ilkeli duruşuna uygun olmadığına dikkat çeken Medinsky sözlerini şöyle sürdürdü:
“Yazılı tekliflerdeki en önemli konu, Ukrayna'nın kimyasal da dahil olmak üzere her türlü kitle imha silahının üretimini terk etmesi ve yabancı askeri üslerin konuşlandırılmasına izin vermeyerek, tarafsız ve nükleerden arınmış bir devlet olma anlayışını teyit etmesidir. Müzakereler yapıcıydı. Ukraynalıların konumu, anlaşılır bir şekilde anlaşmaya dahil edilmek üzere netleştirildi. Bu teklifler yakın zamanda değerlendirilecek, devlet başkanına iletilecek ve ardından gereken cevabı vereceğiz.”  
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelensky arasındaki görüşmenin, Rusya ile Ukrayna arasındaki anlaşmanın taslağının dışişleri bakanları düzeyinde imzalanmasıyla eş zamanlı olabileceğini belirten Medinsky şu ifadeleri kullandı:
"Önerilen format şu şekildeydi; önce bir anlaşma taslağı hazırlanır ve müzakereciler tarafından onaylanır, daha sonra iki dışişleri bakanı bunu toplantıda onaylar ve ardından iki liderin bu anlaşmayı imzalamak için bir araya gelme olasılığı tartışılır. Bu, özellikle Ukrayna'da barış ve güvenliğin garantörü ülkelerin katılımıyla çok taraflı olabileceğinden kolay bir konu değildir.”  
Diğer yandan Ukraynalı müzakereciler, Türkiye'de Rusya ile yapılan görüşmelerde Kiev'in güvenlik garantileri karşılığında tarafsız bir statü benimsemeyi önerdiğini, bunun da askeri ittifaklara katılmayacakları veya askeri üslere ev sahipliği yapmayacakları anlamına geldiğini aktardılar. Ukraynalı Müzakereciler, önerilerin Rusya'nın ilhak ettiği Kırım'ın statüsü hakkında 15 yıllık bir istişare sürecini de kapsadığını ancak tam bir ateşkes sağlanması durumunda yürürlüğe girebileceğini vurguladılar.   
Moskova da dün Avrupalılara yönelik diplomasi adımlarına hız verdi. hamlesini tırmandırdı. Rusya Dışişleri Bakanlığı, Litvanya, Letonya ve Estonya'nın diplomatik misyonlarının 10 çalışanının akreditasyonunu iptal ettiğini duyurdu. Letonya, Litvanya ve Estonya, Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik askeri operasyonlarını gerekçe göstererek, 18 Mart’ta 10 Rus diplomatı sınır dışı etmişti. Rusya Dışişleri Bakanlığı, söz konusu ülkelerin Moskova'daki büyükelçilerinin bakanlığa çağırıldığını ve Rus diplomatların sınır dışı edilmesiyle somutlaşan haksız ve kışkırtıcı eylemlere karşı uyarıda bulunulduğunu, ayrıca toplamda 10 diplomatın sınır dışı edileceğinin büyükelçilere bildirildiğini belirtti. Açıklamada şu ifadeler kullanıldı:
“Mütekabiliyet ilkesine dayalı olarak, Litvanya Büyükelçiliği'nin 4,  Letonya Büyükelçiliği'nden 3, Estonya Büyükelçiliği ve Estonya başkonsolosluğundan da 3 çalışan olmak üzere toplamda 10 kişinin akreditasyonu iptal edildi. Rus diplomatik misyon üyelerinin Baltık ülkelerinden ayrılması için tanınan süreyle aynı zamanda Rusya topraklarından ayrılmaları talep edildi.”  
Diğer yandan Rusya Dışişleri Bakanlığı, ABD’yi Rusya’ya karşı düzenlenen ‘siber saldırıların’ arkasında olmakla suçladı. Yapılan açıklamada, Rus kuvvetlerinin Ukrayna’ya girmesinden bu yana her gün yüz binlerce siber saldırının gerçekleştiği, iletişim ve hassas altyapıları hedef alan bu saldırıların NATO ve ABD tarafından eğitilmiş özel kuvvetler tarafından yapıldığı belirtildi. Kiev’in şubat ayında gönüllü ‘teknoloji ordusu’ kurduğu hatırlatılan açıklamada, Ukrayna’nın yanı sıra Batılı ülkelerdeki bilgisayar korsanlarının da Rusya’ya yönelik ‘siber saldırılara’ katıldığı kaydedildi.  
Rus ordusu, Kiev ve Çernigiv’de tansiyonu düşürse de özellikle Mariupol’deki askeri hamlelerine hız verdi. Rusya Savunma Bakanlığı Sözcüsü İgor Konaşenkov, Rus ordusunun Donetsk güçleriyle birlikte Mariupol’de kent içinde ilerlemeye devam ettiğini aktardı. Rusya Hava Kuvvetleri’nin gece saatlerinde Ukrayna ordusuna ait 68 askeri hedefi yok ettiğini kaydeden Konaşenkov, bunların arasında 3 komuta merkezi, 3 adet Buk-M1 ve 1 adet Osa olmak üzere 4 hava savunma füze sistemi, 1 telsiz istasyonu, 5 çok namlulu roketatar, 2 cephane ve 3 yakıt deposu ile 19 destek merkezi ve askeri araç alanının bulunduğunu bildirdi.  
Konaşenkov, Rus hava savunma füze sistemlerinin Ukrayna’ya ait üç insansız hava aracını yok ettiğini, ayrıca 28 Mart akşamı Rivne bölgesinin Klevan yerleşim birimindeki büyük bir yakıt üssünü de yüksek hassasiyetli füzelerle vurduğunu belirtti. Söz konusu üssün, Kiev yakınlarındaki Ukrayna askeri araçlarına akaryakıt temini için kullanıldığı bilgisini verdi.   



Trump, İran'a nasıl bir saldırı düzenlemeyi planlıyor?

Trump, İran'da aralık ayında patlak veren protestoların ardından askeri harekat tehdidinde bulunmaya başlamıştı (Reuters)
Trump, İran'da aralık ayında patlak veren protestoların ardından askeri harekat tehdidinde bulunmaya başlamıştı (Reuters)
TT

Trump, İran'a nasıl bir saldırı düzenlemeyi planlıyor?

Trump, İran'da aralık ayında patlak veren protestoların ardından askeri harekat tehdidinde bulunmaya başlamıştı (Reuters)
Trump, İran'da aralık ayında patlak veren protestoların ardından askeri harekat tehdidinde bulunmaya başlamıştı (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump, Ortadoğu'daki askeri yığınağı artırırken, Amerikan medyası İran'a saldırı senaryolarını masaya yatırdı.

CNN'in analizinde, İran'a saldırı durumunda askeri ve siyasi liderlerin hedef alınabileceği veya nükleer tesislere sınırlı saldırılar düzenlenebileceği belirtiliyor.

Nükleer tesislere saldırının, geçen yıl haziranda düzenlenenlere kıyasla "daha büyük ölçekli" olacağı savunuluyor.

İran'a yönelik olası saldırılar için ABD ordusuna bir hedef listesi sunulmadı. Bu da Trump'ın henüz herhangi bir askeri harekat emri vermediğinin işareti. Beyaz Saray yetkilileri, Cumhuriyetçi liderin diplomatik çözümden yana tercihini sürdürdüğünü söylüyor.

ABD Başkanı, perşembe günkü açıklamasında "10 gün içinde" bir anlaşmanın yapılıp yapılamayacağının belli olacağını söylemiş, daha sonra bu süreyi 15 güne çıkardığını bildirmişti. Müzakerelerde anlaşma sağlanamaması halinde İran'a saldırma tehdidini de yinelemişti.

Adlarının paylaşılmaması şartıyla konuşan Trump'a yakın iki üst düzey yetkili, ABD Başkanı'nın hazirandaki saldırı emrini vermeden önce de son ana kadar beklediğini söylüyor. Venezuela'ya geçen ay düzenlenen operasyonda da benzer bir sürecin yaşandığını aktarıyorlar.

Wall Street Journal'ın analizinde, İran'ın anlaşmaya yanaşmaması halinde Trump'ın geniş ölçekli saldırı talimatı vererek Tahran yönetimini devirmeye çalışabileceği yazılıyor.

Bunun yanı sıra Trump'ın "sınırlı saldırı" seçeneğini değerlendirdiği de belirtiliyor. Bu seçenekle Trump, küçük ölçekli saldırılarla İran'ı anlaşmaya yapmaya zorlayabilir.

Kimliğinin paylaşılmamasını isteyen bir ABD'li yetkili, İran uranyum zenginleştirme faaliyetlerini durdurana kadar saldırıların artarak devam edebileceğini savunuyor. Diğer yandan böyle bir hamlenin Tahran yönetiminin müzakerelerden çekilmesine yol açabileceğine de dikkat çekiliyor.

İran muhtemel ABD saldırılarına karşı güçlü misilleme yapılacağı uyarısında bulunmuştu. Ülkenin dini lideri Ali Hamaney, bu haftaki açıklamasında "Dünyanın en güçlü ordusu bile bazen öyle bir tokat yiyebilir ki yerinden kalkamayabilir" demişti.

İsrail ve ABD'nin Haziran 2025'te İran'a düzenlediği saldırılarla 12 gün süren savaş nedeniyle kesintiye uğrayan diplomatik süreç, tarafların Umman'da masaya oturmasıyla yeniden başladı.

Maskat'taki ilk tur görüşmelerin ardından müzakereler Cenevre'ye taşındı. İran heyetine Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi başkanlık ederken, ABD'yi ise Trump'ın Ortadoğu Özel Temsilcisi Witkoff temsil ediyor.

Independent Türkçe, Wall Street Journal, CNN


İran'a yönelik saldırı tehditleri arasında "Gerald Ford" uçak gemisi Akdeniz'e girdi

Geçtiğimiz ay Karayipler'de düzenlenen komuta devir teslim töreni sırasında ABD Donanması'nın 8. Hava Kanadı'na ait uçaklar USS Gerald Ford uçak gemisinin üzerinden uçtu (ABD Donanması)
Geçtiğimiz ay Karayipler'de düzenlenen komuta devir teslim töreni sırasında ABD Donanması'nın 8. Hava Kanadı'na ait uçaklar USS Gerald Ford uçak gemisinin üzerinden uçtu (ABD Donanması)
TT

İran'a yönelik saldırı tehditleri arasında "Gerald Ford" uçak gemisi Akdeniz'e girdi

Geçtiğimiz ay Karayipler'de düzenlenen komuta devir teslim töreni sırasında ABD Donanması'nın 8. Hava Kanadı'na ait uçaklar USS Gerald Ford uçak gemisinin üzerinden uçtu (ABD Donanması)
Geçtiğimiz ay Karayipler'de düzenlenen komuta devir teslim töreni sırasında ABD Donanması'nın 8. Hava Kanadı'na ait uçaklar USS Gerald Ford uçak gemisinin üzerinden uçtu (ABD Donanması)

Dünyanın en büyük uçak gemisi USS Gerald R. Ford, dün Akdeniz'e girerken görüntülendi. Bu durum, Başkan Donald Trump'ın emriyle yoğunlaştırılmış askeri konuşlandırma kapsamında İran'a karşı askeri müdahale olasılığını gündeme getirdi.

Atlantik Okyanusu'nu Akdeniz'den ayıran Cebelitarık Boğazı'nı geçen geminin fotoğrafı, AFP tarafından Cebelitarık'tan yayınlandı.

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda davetlilere konuşuyor (AP)Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda davetlilere konuşuyor (Arşiv-AP)

Trump dün, Tahran ve Washington arasında İran'ın nükleer programı konusunda bir anlaşmaya varılamaması durumunda İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi "değerlendirdiğini" söyledi.

Bir önceki gün ise karar verme süresinin 10 ila 15 gün olduğunu belirtmişti.

ABD'ye ait bir diğer uçak gemisi olan USS Abraham Lincoln, ocak ayının sonundan beri Ortadoğu'da bulunuyor.

USS Gerald R. Ford'un Akdeniz'e gelmesiyle birlikte, İran'a karşı olası saldırılara hazırlık amacıyla önemli bir askeri yığılmanın yaşandığı bölgede ABD'nin ateş gücü önemli ölçüde arttı.

Aşağıda, Orta Doğu'da veya yakınlarında konuşlandırılmış en önemli Amerikan askeri varlıklarının listesi yer almaktadır:

Gemiler

ABD'li bir yetkilinin açıklamasına göre Washington'un şu anda Ortadoğu'da 13 savaş gemisi bulunuyor: bir uçak gemisi (USS Abraham Lincoln), dokuz muhrip ve üç kıyı muharebe gemisi.

Dünyanın en büyük uçak gemisi USS Ford, dün çekilen fotoğrafta Cebelitarık Boğazı'ndan Akdeniz'e geçerken görüntülendi. Üç muhrip eşliğinde konuşlanan geminin varlığıyla, Ortadoğu'daki ABD savaş gemisi sayısı toplam 17'ye ulaşacak.

Her bir uçak gemisi binlerce denizci ve onlarca savaş uçağından oluşan hava filoları taşıyor. İki ABD uçak gemisinin aynı anda Ortadoğu'da bulunması nadir görülen bir durumdur.

Uçaklar

İki uçak gemisinde bulunan uçaklara ilave olarak, X platformundaki açık kaynaklı istihbarat bilgilerine, Flightradar24 uçuş takip sitesine ve medya haberlerine göre, Amerika Birleşik Devletleri Ortadoğu'ya onlarca başka savaş uçağı konuşlandırdı.

Bu uçaklar arasında F-22 Raptor ve F-35 Lightning hayalet savaş uçakları, F-15 ve F-16 savaş uçakları ve operasyonlarını desteklemek için gerekli olan KC-135 havadan yakıt ikmal tankerleri de bulunmaktadır.

New York'taki Soufan Araştırma Merkezi, "50 ilave Amerikan savaş uçağı, F-35, F-22 ve F-16, bu hafta Körfez Arap devletlerindeki üslerde konuşlandırılmış yüzlerce uçağa katılmak üzere bölgeye gönderildi" diye yazdı ve bu adımların "Trump'ın (neredeyse her gün tekrarladığı) görüşmelerin başarısız olması durumunda geniş çaplı bir hava ve füze harekatına girişme tehdidini güçlendirdiğini" belirtti.

Şarku'l Avsat'ın Financial Times'ten aktardığına göre bu hafta onlarca askeri yakıt ikmal ve nakliye uçağı Atlantik Okyanusu'nu geçti. Flightradar24'ten alınan verilere göre son üç günde 39 tanker uçağı potansiyel operasyon bölgelerine daha yakın yerlere yeniden konumlandırıldı. Aynı dönemde C-17 Globemaster III'ler de dahil olmak üzere 29 ağır nakliye uçağı ise Avrupa'ya uçtu.

Bir C-17 uçağı üsten Ürdün'e doğru yola çıktı. Gerçek zamanlı komuta ve kontrol operasyonlarının önemli bir bileşeni olan altı adet E-3 Sentry AWACS erken uyarı ve kontrol uçağı da konuşlandırıldı.

Trump, Tahran'dan yaklaşık 5 bin 200 kilometre uzaklıktaki Diego Garcia'daki ortak ABD-İngiltere üssünü saldırılar başlatmak için kullanma olasılığını öne sürdü; Londra ise bu öneriye ilişkin çekincelerini dile getirdi.

 "Abraham Lincoln" uçak gemisi, 8 Ocak'ta rotasını Ortadoğu'ya çevirmeden önce Pasifik Okyanusu'nda seyrediyor (ABD ordusu)"Abraham Lincoln" uçak gemisi, 8 Ocak'ta rotasını Ortadoğu'ya çevirmeden önce Pasifik Okyanusu'nda seyrediyor (ABD ordusu)

Hava savunma sistemleri

Raporlar ayrıca, Amerika Birleşik Devletleri'nin Ortadoğu'daki karasal hava savunmasını güçlendirdiğini, bölgedeki güdümlü füze destroyerlerinin ise denizde hava savunma yetenekleri sağladığını gösteriyor.

Bu ay, Patriot ve THAAD füze ve uçak savunma sistemlerini işleten 69. Hava Savunma Tugayı'nın merkezi olan Fort Hood'dan altı uçuş gerçekleştirildi.

Üslerdeki ABD güçleri

Kara birliklerinin İran'a karşı herhangi bir saldırı eylemine katılmaları beklenmese de Amerika Birleşik Devletleri'nin Ortadoğu'da misillemeye karşı savunmasız kalabilecek on binlerce askeri personeli bulunmaktadır.

Tahran, Haziran 2015 yılında Washington'un üç İran nükleer tesisini bombalamasının ardından Katar'daki Amerikan üssüne füze fırlatmıştı, ancak bu füzeler hava savunma sistemleri tarafından düşürüldü.


Rapor: Buckingham Sarayı, vergi mükelleflerinin eski Prens Andrew’in savunma masraflarını üstlenmesini engelliyor

 İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)
İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)
TT

Rapor: Buckingham Sarayı, vergi mükelleflerinin eski Prens Andrew’in savunma masraflarını üstlenmesini engelliyor

 İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)
İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)

The Telegraph gazetesinin haberine göre Buckingham Sarayı, eski İngiliz prensi Andrew -kamuoyunda kullanılan adıyla Andrew Mountbatten-Windsor- için doğabilecek hukuki masrafların vergi mükelleflerine yüklenmemesini güvence altına alacak.

Konuya yakın bir kaynak, eski prensin avukatlık ücretlerini karşılayamaması halinde mali yükün ‘kamu hazinesine yansıtılmayacağını’ belirtti. Ancak sarayın söz konusu giderleri hangi kaynaktan karşılayabileceği henüz netlik kazanmadı. Kaynaklar, Kral Charles’ın kardeşinin faturalarını kişisel olarak ödemeyeceğini ifade etti.

Mountbatten-Windsor dün Sandringham House’taki evinde, kamu görevine ilişkin usulsüzlük şüphesiyle gözaltına alındı. Polis, ticari temsilci olarak görev yaptığı dönemde hassas bilgileri Jeffrey Epstein ile paylaştığı iddialarını soruşturuyor.

dfvgthy6yjy6
Andrew Mountbatten-Windsor, kamu görevinde suistimal şüphesiyle gözaltına alındığı gün polis karakolundan ayrılırken (Reuters)

Olası hukuki savunma sürecinde ise Andrew’in yakın çevresinde kalmayı sürdüren tek isim olarak ceza avukatı Gary Bloxsome öne çıkıyor. Bir kaynak dün, “Hâlâ yanında olan tek kişi o” ifadesini kullandı.

The Telegraph’ın haberine göre, Andrew’in gözaltına alınmasının ardından Bloxsome’un hizmetlerine duyulan ihtiyaç daha da artacak. Eski York Dükü, 2020 yılında ABD Federal Soruşturma Bürosu’nun (FBI), çocuklara yönelik cinsel istismar suçlamalarıyla anılan finansör Jeffrey Epstein ile ilişkisine dair yürüttüğü soruşturma sırasında da aynı avukatla çalışmıştı.

Sonrasında Bloxsome’un görevlendirilmesinin isabetli bir karar olduğu değerlendirildi. Prensi çevreleyen utanç verici kriz sürecinde dost ve tanıdıkların zamanla uzaklaştığı belirtilirken, avukatın Andrew’in yanında kalmayı sürdürdüğü aktarıldı. Zaman içinde en yakın isimlerinden biri haline gelen Bloxsome, ‘her an ulaşılabilen avukatı’ olarak tanımlandı; hukuk dosyalarını değerlendirdiği kadar golf sahasında da müvekkiliyle vakit geçirdiği ifade edildi.

Bloxsome’un, yakın zamana kadar Andrew’in Windsor’daki Royal Lodge adlı konutuna giderek yüksek profilli müvekkiliyle çay içmeyi sürdürdüğü kaydedildi.

dvfgthy
Kraliçe II. Elizabeth, 2013 yılında Buckingham Sarayı’nın balkonundan, oğulları Prens Charles (solda) ve Prens Andrew ile birlikte el sallıyor. (AFP)

Ceza avukatı Gary Bloxsome’un, Andrew Mountbatten-Windsor’ı kamu görevinde suistimal suçlamalarına karşı temsil etmesi en güçlü ihtimal olarak görülüyor. Konuya yakın bir kaynak, “Başka kime başvurabilir? O bir ceza avukatı ve bu Gary’nin uzmanlık alanı. Bu görev için ondan daha iyisi yok” dedi. Aynı kaynak, Mountbatten-Windsor’ın başka bir hukukçuya yönelmesinin mantıklı olmayacağını, zira Bloxsome’un geçmiş sürece hâkim olduğunu ve aralarında güçlü bir ilişki bulunduğunu belirtti.

Polisin, prensin Sandringham Kraliyet Arazisi’ndeki geçici konutu Wood Farm’a baskın düzenlediği sırada, Bloxsome The Telegraph gazetesine yaptığı açıklamada gelişmelerden ‘hiçbir şekilde haberdar olmadığını’ söyledi. Avukatın, Andrew’in sorgulandığı polis merkezine gidip gitmediği ise henüz bilinmiyor.

Gözaltı işlemi, Andrew’in Windsor’daki Royal Lodge’dan ayrılarak Norfolk’ta yeni bir hayata başlamasından yalnızca iki hafta sonra gerçekleşti. Bloxsome dışında yakın çevresinin giderek daralması, prensin ruh sağlığına ilişkin endişeleri artırdı.

Taşınmadan önce her gün ata bindiği belirtilen Andrew’in, Windsor’daki geniş konutunda neredeyse tamamen izole bir yaşam sürdüğü ifade edildi. Haberlerde, birkaç ay önce haber takibini bıraktığı öne sürülürken, baskıların artmasıyla birlikte ağır bir depresyon sürecine girdiği de kaynaklar tarafından dile getirildi.

vfgthy
Andrew Mountbatten-Windsor, Royal Lodge yakınlarında ata binerken (Reuters)

Aralık ayında, Londra Metropolitan Polisi’nin ziyareti sonrasında Andrew silah ruhsatlarını ve av tüfeği sertifikalarını teslim etmek zorunda kaldı. Bu adımla ilgili resmi bir gerekçe açıklanmadı. Ancak kaynaklar, kişisel güvenliğinin aile için öncelik olmaya devam ettiğini belirterek, tüm aile üyelerinin emniyetini sağlamak amacıyla ‘özen yükümlülüğünün sürdüğünü’ vurguladı.