İsrail ordusu, Batı Şeria ve Gazze çevresindeki kuvvetlerini takviye ediyor

Bnei Brak operasyonunda dün akşam öldürülen Yaakov Şalom için cenaze töreni düzenlendi.  (AFP)
Bnei Brak operasyonunda dün akşam öldürülen Yaakov Şalom için cenaze töreni düzenlendi. (AFP)
TT

İsrail ordusu, Batı Şeria ve Gazze çevresindeki kuvvetlerini takviye ediyor

Bnei Brak operasyonunda dün akşam öldürülen Yaakov Şalom için cenaze töreni düzenlendi.  (AFP)
Bnei Brak operasyonunda dün akşam öldürülen Yaakov Şalom için cenaze töreni düzenlendi. (AFP)

Güvenlik İşleri için Küçültülmüş Bakanlar Kurulu (Kabinet), İsrail'de, ülkenin bazı bölgelerinde tanık olunan kanlı şiddet dalgasıyla yüzleşmek için sadece güvenlik çözümlerini değil, siyasi çözümler de aramanın gerekliliği konusunda seslerin yükselmeye başladığı bir dönemde Savunma Bakanı Benny Gantz tarafından hazırlanan bir planı onayladı.
İsrail ordusu komutanlarının katılımıyla dün gerçekleştirilen toplantıda son bir hafta içinde meydana gelen kurşunlama, araba ile çarpma ve bıçaklama olayları ele alındı. Söz konusu saldırı, üç eylemi gerçekleştiren dört Filistinlinin yanı sıra 11 sivil ve polisin ölümüne yol açtı.
Plan, Batı Şeria'daki İsrail ordusu güçlerine 12 tabur, Gazze Şeridi'ni çevreleyen güvenlik çitinde de keskin nişancılar ve özel birimler de dahil olmak üzere iki tabur takviye edilmesini içeriyor.
Polis teşkilatına ordudan, iç güvenlik operasyonlarına yardımcı olmak üzere eğitilmiş bin asker takviye edildi. Söz konusu askerler, ‘sınır Muhafız Birimi'ne bağlı tugayları görevlendirmek ve onlara ekipman sağlamak, özellikle sosyal ağlarda istihbarat bilgisi toplamak, İsrail'de izinsiz bulunan Filistinlilere ve silah tacirlerine karşı askeri güç ve araçları yönlendirmek, DEAŞ aktivisti olan Arap vatandaşlarına (48 Filistinlileri) karşı kampanyaya devam etmek ve yedek ordudaki asker ve subaylara ülke çapında hareket etme talimatı vermek’ gibi görevler icra edecekler.
İsrail Genelkurmay Başkanı Aviv Kohavi, yüksek alarm durumuna geçme ve farklı tırmanma senaryolarına hazırlanma talimatı verdi. İsrail Ordu Sözcüsü tarafından yapılan açıklamaya göre Kohavi, ‘savunma ve başarısızlığa uğratma çabalarını güçlendirmeyi amaçlayan adımların derhal uygulanması, istihbarat bilgisi toplanması ve İsrail ordusunun Filistin arenasında hazır olma durumunun artırılması’ talimatı verdi.
İsrail Başbakanı Naftali Bennett kabine oturumuna başkanlık etti. Bennet koronavirüse yakalandığı ve karantinaya girdiği için bundan önceki güvenlik istişareleri oturumuna evinden Zoom uygulaması aracılığıyla katılmıştı.
İsrail Başbakanı Naftali Bennett, “İsrail amansızca, kararlı bir şekilde ve demir yumrukla savaşmaya ant içen cani bir Arap terörü dalgasıyla karşı karşıya. Kesinlikle yeneceğiz” dedi.
Dün akşam düzenlenen ve 5 kişinin yaşamını yitirdiği Bnei Brak operasyonuna ilişkin ön soruşturmaların, istihbarat raporuna göre saldırgan Ziya Hamarsheh, İsrail ile Batı Şeria'yı ayıran duvardaki bir delikten İsrail'e sızdı ve çalıntı veya kendisine verilen bir araba ile Tel Aviv'in doğusundaki Bnei Brak şehrine geldi. Saldırganın bu şehri, sakinlerinin çoğunluğunun orduda hizmet etmeyen ve silah taşımayan dindar Yahudiler olduğu için seçtiğine inanılıyor.
Aracından inen saldırganın M-16 tüfeğiyle ateş etmeye başladığı kaydedildi. Söz konusu silahın İsrail ordusundan çalındığı düşünülüyor ancak bu konuda kesin bir bilgi yok. Silahın Ürdün, Mısır veya Lübnan'dan Batı Şeria veya İsrail'deki silah tüccarlarına kaçırılmış olma ihtimali var. Ayrıca Hamrasha'nın kullandığı arabanın çalınıp çalınmadığı da henüz bilinmiyor.
İstihbarat, Hamarsha'nın İsrail'e gitmek ve silahlarını teslim almak için yardım aldığını varsayıyordu ancak ilk tahminlerin aksine, saldırganın operasyon alanında tek başına çalıştığı düşünülüyor.
İsrail, operasyonda saldırganla iş birliği yapmış olabilecekleri gerekçesiyle operasyon alanının yakınındaki 5 Filistinli işçiyi ve saldırganın kardeşi, amcası ve kuzenleri de dahil olmak üzere Ya'bad kasabasından on Filistinliyi tutukladı.
Kendisi Fetih Hareketi’nden olmasına rağmen amcası Hamas’tan olan saldırganın, İstihbarat raporunda eski bir mahkum olduğu belirtildi. Son on yılda, bir operasyonun planlanmasına karıştığı şüphesiyle iki yılını bir İsrail hapishanesinde geçirdi. Ancak aleyhine delil bulunamadığı için daha sonra serbest bırakıldı.
İsrail arenasında farklı seslerin yükselmeye başlaması dikkat çekici. İsrail-Filistin çatışmasında güvenlik ve askeri çözümlerin yeterli olmadığı bunların yanı sıra siyasi çözüm aranması gerektiği şeklinde sesler yükseldi.
Haaretz gazetesi siyasi işleri editörü Yossi Verter dün olaya ilişkin şunları yazdı:
“Üç operasyonda 11 İsraillinin öldürülmesi stratejik bir olaydır. Bu, güvenlik olayı, aynı zamanda siyasi de bir meseledir. Bir hafta önce başka bir gerçeklikteydik; Türkiye'de, ardından Mısır'da ve ardından Negev Zirvesi’nde ardı ardına gerçekleştirilen toplantılar... Görünüşe göre İsrail yeni bir dönemin, yeni bir Ortadoğu'nun başlangıcındaydı. Tüm bunlar İsrail’in artık gerçeklikten kopmuş olduğunu gösteriyor.”
İsrail'deki Araplar sivillere yönelik operasyonları yeniden kınıyorlar. Ortak Arap Listesi Bloku lideri Eymen Avde şu açıklamada bulundu:
"İşgal, nefret ve düşmanlığın kaynağıdır ve aşırılık yanlılarının içinde büyüdüğü bir bataktır. Bu nedenle önce buna bir son vermeli ve iki halka güvenlik ve normal bir yaşam getiren barışı tesis etmeliyiz.”
Birleşik Arap Listesi Başkanı Mansur Abbas da Bney Brak operasyonunu kınadı. Abbas Twitter'da yaptığı paylaşımında şunları söyledi: “Bney Brak'ta savunmasız sivillere karşı iğrenç ve kınanması gereken bir terör suçu işlendi. Yakınlarını kaybeden ailelerin acısını paylaşıyor, yaralılara acil şifalar diliyorum.”
Bney Brak operasyonunda öldürülen altı kişi; Araplar, Yahudiler ve yabancı işçileri içerdi. Saldırı sonrası öldürülenler; İki Arap, bir Filistinli saldırgan ve onu öldürmeye çalışan Nasıralı bir polis, İsrail'de birkaç yıldır çalışan iki Ukraynalı işçi, biri Yahudi bir din adamı olmak üzere İsrail vatandaşı iki Yahudi.
Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, Bnei Brak operasyonunu kınarken, Batı Şeria ve Gazze Şeridi’nde yaşayan Filistinliler operasyonu kutlamak için şeker dağıttılar.
Abbas yaptığı açıklamada şunları söyledi:
“Filistinli ve İsrailli sivillerin öldürülmesi sadece durumun daha da kötüleşmesine yol açar. Özellikle mübarek Ramazan Ayı’na ve Hristiyan ve Musevi bayramlarına yaklaşırken hepimiz istikrarı sağlamak için çabalıyoruz. Bu kınanmış olay, yerleşimciler ve diğerleri tarafından Filistin halkına yönelik saldırı ve tepkiler gerçekleştirmek için istismar malzemesi yapılmamalı.”
Bu kınama mesajlarının aksine Filistinli gruplar operasyondan büyük sevinç duyduklarını ifade ettiler. Hamas, İslami Cihat, Fetih'in El-Aksa Tugayları, Halk Cephesi ve diğer gruplar, bunun ‘işgalin suçlarına doğal tepki çerçevesinde kahramanca bir operasyon ve Filistinlilerin İsrail'e karşı savaşa bağlılığının yeni bir kanıtı’ olduğunu söyledi.
Batı Şeria ve Gazze şehirlerindeki Filistinliler operasyonu kutlamak için sokağa çıktılar, dans ettiler, şarkılar söylediler ve yoldan geçenlere şeker dağıttılar.



Panama Kanalı krizinde karar: Çin’e diplomatik darbe vuruldu

Çin devletine ait şirketler de Panama Kanalı'ndaki ihalelere girmişti (Reuters)
Çin devletine ait şirketler de Panama Kanalı'ndaki ihalelere girmişti (Reuters)
TT

Panama Kanalı krizinde karar: Çin’e diplomatik darbe vuruldu

Çin devletine ait şirketler de Panama Kanalı'ndaki ihalelere girmişti (Reuters)
Çin devletine ait şirketler de Panama Kanalı'ndaki ihalelere girmişti (Reuters)

ABD ve Çin arasındaki Panama Kanalı tartışması, Hong Kong merkezli CK Hutchison şirketiyle ilgili verilen kararın ardından tekrar alevleniyor. 

Panama Yüksek Mahkemesi'nin sitesinde dün gece açıklanan kararda, CK Hutchison'ın liman sözleşmesinin "Anayasa'ya aykırı olduğu" hükme bağlandı.  

Çinli iş insanı Li Ka-shing'in sahibi olduğu şirket, kanalın her iki yakasında da tesise sahip. Balboa ve Cristobal adlı limanları işleten firma, ABD Başkanı Donald Trump'ın Çin'in Panama Kanalı'nın kontrolünü ele geçirdiğini iddia etmesiyle başlayan diplomatik krizin ortasında kalmıştı. 

Buna çözüm olarak firma Panama Kanalı'nın iki yakasındaki stratejik limanlara ait hisselerini, Amerikan varlık yönetim şirketi BlackRock liderliğindeki konsorsiyuma 22,8 milyar dolar karşılığında satmayı 4 Mart'ta kabul etmişti.

Ancak Pekin, sert tepki gösterdiği satış işlemleri hakkında inceleme başlatmıştı. Ayrıca CK Hutchison Holdings'in limanlarla ilgili Panama yönetimine 300 milyon dolara yakın borcu olduğu da bildirilmişti.

New York Times (NYT) ve Wall Street Journal (WSJ), henüz tamamlanmayan anlaşmanın mahkeme kararından nasıl etkileneceğinin belirsiz olduğunu yazıyor. 

WSJ'nin analizinde, firmanın limanlardaki faaliyetlerini durdurmak zorunda kalabileceğine dikkat çekiliyor. Şirketin, Yüksek Mahkeme kararına itiraz hakkı yok ancak kararla ilgili çeşitli açıklamalar isteyerek lisans iptal sürecini uzatabilir. 

Panama yönetiminin, lisans iptalinin ardından yeni ihale süreci başlatılana kadar limanları yönetmesi için bir şirketi görevlendirebileceği belirtiliyor.

Panama Yüksek Mahkemesi'nin kararında "siyasi baskının önemli rol oynadığı" savunuluyor. Kararın "Başkan Trump için Batı Yarımküre'deki güvenlik hedeflerinde bir zafer kazandırdığı, Çin'in ise bölgedeki etkisini zayıflattığı" ifade ediliyor. 

ABD'nin 3 Ocak'ta Venezuela'ya düzenlediği baskında lider Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'i kaçırmasıyla Çin'in halihazırda Latin Amerika'daki önemli bir müttefikini yitirdiği hatırlatılıyor.

Independent Türkçe, Wall Street Journal, New York Times


İran senaryoları: Trump, Amerikan komandolarını gönderebilir

Trump, İran'a saldırı planlarını askıya aldığını söyledikten sonra bile askeri müdahale tehditlerini sürdürüyor (Reuters)
Trump, İran'a saldırı planlarını askıya aldığını söyledikten sonra bile askeri müdahale tehditlerini sürdürüyor (Reuters)
TT

İran senaryoları: Trump, Amerikan komandolarını gönderebilir

Trump, İran'a saldırı planlarını askıya aldığını söyledikten sonra bile askeri müdahale tehditlerini sürdürüyor (Reuters)
Trump, İran'a saldırı planlarını askıya aldığını söyledikten sonra bile askeri müdahale tehditlerini sürdürüyor (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump’ın, İran’a kara harekatı seçeneğini değerlendirdiği belirtiliyor.

Kimliklerinin paylaşılmaması şartıyla New York Times'a (NYT) konuşan yetkililer, İran'a saldırı seçenekleri arasında Amerikan komandolarının ülkeye gönderilmesinin yer aldığını söylüyor. 

Bu plana göre özel harekatçılar, ABD'nin haziranda düzenlediği saldırıda hasar görmeyen nükleer tesislere saldırı düzenleyecek. 

NYT, Amerikan komandolarının İran ve benzeri hedef ülkelere girerek nükleer tesisleri veya diğer stratejik değere sahip hedefleri vurmak için uzun süredir özel eğitim aldığını yazıyor. 

Analizde "en riskli seçenek" diye nitelenen alternatifle ilgili Beyaz Saray'ın net bir karara varmadığı aktarılıyor. 

Trump, önceden İran'a kara saldırısı hakkında çekincelerini dile getirmiş, 1979 İslam Devrimi'nin ardından patlak veren rehine krizini hatırlatmıştı. 

ABD'nin Tahran Büyükelçiliği'ni basan İranlılar, 52 Amerika vatandaşını 444 gün boyunca rehin tutmuştu. Dönemin ABD Başkanı Jimmy Carter, 1980'de Kartal Pençesi Operasyonu'nu başlatarak Delta Force birliklerini İran'a göndermiş, başarısız harekatta bir İranlı sivil ve 8 Amerikan askeri ölmüştü.

Trump, 11 Ocak'ta NYT'de yayımlanan söyleşisinde, Venezuela'ya düzenledikleri kara operasyonunun Carter'ın harekatı gibi başarısızlığa uğramadığını vurgulayarak övünmüştü. 

Amerikan gazetesinin analizine göre Pentagon'un Trump'a sunduğu seçenekler arasında, ülkedeki askeri ve güvenlik tesislerine saldırı düzenleyerek dini lider Ali Hamaney'in devrileceği koşulları oluşturmak da yer alıyor. 

İsrail ise hazirandaki saldırıların ardından İran'ın balistik füze programını büyük ölçüde yeniden inşa ettiğini savunuyor. Tel Aviv yönetimi, ABD'nin İran'a saldırması halinde Tahran'dan kuvvetli bir misilleme geleceğini düşünüyor. 

Bu nedenle İsrail'in, ABD'yle ortak operasyon düzenleyerek İran'ın balistik füze tesislerini vurmak istediği aktarılıyor.

Wall Street Journal'ın 28 Ocak'taki analizinde, Devrim Muhafızları'nın elinde İsrail'e ulaşabilecek yaklaşık 2 bin adet orta menzilli balistik füze ve önemli miktarda kısa menzilli füze stoku bulunduğu belirtilmişti.

Trump, İran riyalinin döviz karşısında çakılmasıyla 28 Aralık'ta patlak veren eylemlerde, göstericilerin vurulması veya idam edilmesi halinde askeri müdahale tehdidinde bulunmuş, daha sonra operasyonu askıya almıştı.

İran devleti eylemlerdeki can kaybına dair ilk açıklamayı 21 Ocak'ta yapmıştı. Güvenlik güçleri ve siviller dahil 3 bin 117 kişinin hayatını kaybettiği duyurulmuştu. 

Ancak ABD merkezli İran İnsan Hakları Aktivistleri Haber Ajansı (HRANA), gösterilerde çıkan olaylarda 6 bin 373 kişinin hayatını kaybettiğini, 42 bin 486 kişinin gözaltına alındığını savunmuştu.

Independent Türkçe, New York Times, Wall Street Journal


Ukrayna ordusunda insan gücü eriyor: “2 milyon kişi asker kaçağı”

ABD arabuluculuğundaki ateşkes anlaşmalarından sonuç çıkmazken, Rusya-Ukrayna cephesindeki kayıplar artıyor (Reuters)
ABD arabuluculuğundaki ateşkes anlaşmalarından sonuç çıkmazken, Rusya-Ukrayna cephesindeki kayıplar artıyor (Reuters)
TT

Ukrayna ordusunda insan gücü eriyor: “2 milyon kişi asker kaçağı”

ABD arabuluculuğundaki ateşkes anlaşmalarından sonuç çıkmazken, Rusya-Ukrayna cephesindeki kayıplar artıyor (Reuters)
ABD arabuluculuğundaki ateşkes anlaşmalarından sonuç çıkmazken, Rusya-Ukrayna cephesindeki kayıplar artıyor (Reuters)

Ukrayna ordusu, Rusya’ya karşı savaşacak asker bulmakta zorlanıyor. 

Wall Street Journal’ın analizinde, Ukrayna açısından bu yıl savaşın gidişatını belirleyecek en önemli unsurlar arasında insan gücünün yer aldığı belirtiliyor. 

Genç askerleri hızlı şekilde yetiştirip cepheye göndermek için tasarlanan "Sözleşme 18-24" programının, deneyimsiz kişileri tehlikeli savaş bölgelerine göndererek önemli kayıplara yol açtığına dikkat çekiliyor. 

18 yaşına girdiği gibi yoğun çatışmaların yaşandığı Pokrovsk cephesine gönderilen Kirilo Horbenko’nun ekimde ölmesi de buna örnek gösteriliyor. Genç asker sadece 6 ay görev yapabilmiş.

Program, genç askerlere yüksek maaş ve üniversite kontenjanı dahil çeşitli avantajlar sunarken, karşılığında 6 aylık askeri eğitim veriyor.

18 yaşındaki Vıyaçeslav Malets de ailesinin isteğine karşı gelerek geçen yıl Almanya'dan memleketi Ukrayna'ya dönüp savaşa girdi. Programa katılan ilk asker olan Malets, cephedeki hizmetlerinden dolayı Devlet Başkanı Volodimir Zelenski tarafından eylülde madalyayla ödüllendirildi.

Ancak genç savaşçı, bir ay sonra Pokrovsk cephesinde mayına basarak yaşamını yitirdi. 

Bu gelişmelerin ardından program, 18-24 yaşındaki gençleri cepheden uzaktaki drone operasyonu görevlerine yönlendirmeye başladı.

14 Ocak’ta göreve başlayan Savunma Bakanı Mihaylo Federov, bu pozisyondaki ilk açıklamasında insan gücü sıkıntısına dikkat çekmiş, 2 milyon Ukraynalının askerlikten kaçtığını söylemişti.

Ayrıca 200 binden fazla askerin firar ettiğini, bunun Ukrayna ordusunun beşte birine tekabül ettiğini vurgulamıştı. 

Ukrayna'nın cephe hatlarını düzenli olarak ziyaret eden ABD merkezli düşünce kuruluşu Dış Politika Araştırma Enstitüsü’nden Rob Lee, şunları söylüyor: 

İnsan gücü, 2026’da Ukrayna'nın savaş alanında nasıl bir performans göstereceğini belirleyecek en önemli unsur. Bu, aynı zamanda Rusya'nın ne kadar ilerleyebileceğini de belirleyecek.

Washington merkezli düşünce kuruluşu Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi'nin (CSIS) raporuna göre, Rusya'nın Şubat 2022'deki saldırısıyla başlayan savaşta yaklaşık 2 milyon kişi öldü, yaralandı ya da kayboldu. 

Çalışmada, Rusya'nın yaklaşık 1,2 milyon kayıp verdiği ifade ediliyor. Ukrayna içinse bu rakam 600 bin civarında. 

Rus ordusunda 275 bin ila 325 bin askerin hayatını kaybettiği, Ukrayna ordusundaysa 100 bin ila 140 bin askerin yaşamını yitirdiği aktarılıyor.

Independent Türkçe, Wall Street Journal, New York Times