Suriye’nin Ukrayna ikilemine yönelik ‘çözümleri’

25 Mart'ta Şam'da Esed ve Putin’in yer aldığı bir afişin önünden Suriye ve Rusya bayrakları ile geçen Suriyeliler (AFP)
25 Mart'ta Şam'da Esed ve Putin’in yer aldığı bir afişin önünden Suriye ve Rusya bayrakları ile geçen Suriyeliler (AFP)
TT

Suriye’nin Ukrayna ikilemine yönelik ‘çözümleri’

25 Mart'ta Şam'da Esed ve Putin’in yer aldığı bir afişin önünden Suriye ve Rusya bayrakları ile geçen Suriyeliler (AFP)
25 Mart'ta Şam'da Esed ve Putin’in yer aldığı bir afişin önünden Suriye ve Rusya bayrakları ile geçen Suriyeliler (AFP)

Tahran ile başlıca müttefiki Moskova'nın bataklığa saplandığı Şam'dan Ukrayna’daki savaş nasıl görünüyor? Suriye trajedisinden ‘dersler’ çıkarıldı mı? Suriye’nin Avrupa'nın merkezindeki Ukrayna ikilemine çözümleri var mı? Moskova ile Tahran arasındaki Suriye denklemi nasıl değişecek?
Şam'ın yaklaşık 40 gündür devam eden Ukrayna’daki savaşla ilgili konumu, sürecin başından bu yana büyük ölçüde değişti. Şam, başlarda Moskova'ya yakın bir tutum sergiledi. Müttefiki Rusya’nın hızla zafere ulaşacağından emin bir tavrı vardı. Ancak kısa süre sonra, Ukrayna’daki gerçekler değiştikçe neo-Nazi ve Batı nefretinin ortadan kaldırılmasından bahseden, ‘çözüm ve uzlaşı arayışı’  ve ‘taraflardan birinin zafer elde etmesinin zorluğu’ ile daha gerçekçi bir bakış açısına sahip resmi açıklamalarda bulunan Şam’ın tutumunda da değişim görülmeye başlandı. Rusya’nın uluslararası camiadan tecrit edilmesi halinde, hâlihazırda tecrit edilmiş olan Suriye'ye yardım edemeyeceği, onu uluslararası platformlarda savunamayacağı ve Şam'a tahıl, petrol ve ekonomik destekte bulunamayacağı gerçeği Şam’ı endişelendiriyor.
Ancak bu kesinlikle Şam’ın müttefiki Moskova’ya herhangi şüpheli bir sinyal gönderdiği anlamına gelmiyor, aksine askeri destek mesajları vermeye devam ediyor. Suriye sokaklarında Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in resimleri dolaşıyor ve resmi basın organlarında halen Rusya’ya yönelik ‘sempati’ ifadeleri yayınlanıyor.
Sözlerin arkasında seçenekler, çıkış yolları ve bazı soruların cevapları için bir arayış söz konusu. Bu sorulardan biri İran’ın Rusya’nın Suriye’deki boşluğunu doldurup doldurmayacağı sorusu. Şam'da, Batı ile İran arasında Tahran'ın İran’a uygulanan yaptırımlardan kurtulmasına, Suriye’ye ekonomik ve petrol desteği sağlamasına ve Şam veya Tahran'ın altyapının yeniden inşasına katkıda bulunmasına izin veren nükleer anlaşmanın imzalanacağına dair bir umut var.
Yukarıdaki soruya Şam’ın cevabı net:
“Evet, İran boşluğu doldurabilir. İran ile bu temelde görüşmeler yapıyoruz. İran, Rusya'nın rolü azalırken ekonomik ve finansal alanların yanı sıra sahada aktif olabilir.”
Peki, Pekin'in rolü ne olacak? Şam, Çin'in Rusya'nın Ukrayna'da yenilgiye uğramasını istemese de aynı zamanda büyük bir zafer elde etmesini de istemediğini düşünenlerden biri. Şam’dan ilgili bir kaynağa göre Pekin, Çin'e muhtaç zayıf bir Rusya'yı korumak istiyor. Tabii ki buna, Pekin'in Suriye denklemlerindeki maceralar ve yatırımlar konusunda halen tereddütlü olduğu ve Tahran-Moskova hattının ortaya çıkmasını beklediği Suriye de dahil.
Söz konusu denklemler arasında Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed'in Abu Dabi ziyareti de yer alıyor. Esed, ekonomik destek ve siyasi korumanın yanı sıra bölgesel ve uluslararası değişimler çerçevesinde yeni bir güvenlik yapısı arayışı içerisinde. Şam, Tel Aviv'in rol oynadığı bu ‘bölgesel mimariye’ düşman olmayı ve Suriye'nin ‘eski ve yeni İran’a’ açık bir saha olmasını istemiyor. Aynı zamanda Rusya'ya dostane mesajlar göndermenin yanı sıra önde gelen Arap ülkelerini, önümüzdeki Kasım ayında Cezayir’de yapılması planlanan Arap Birliği (AL) zirvesinde Suriye’nin AL üyeliğine dönmesine karşı olan tutumlarından vazgeçirmeye çalışıyor.
Tüm bunlar, Ukrayna’daki savaşın Şam'daki yansımalarıyla ilgili. Peki, Suriye’nin Ukrayna savaşına herhangi bir çözümü var mı? Şam'daki Moskova'ya yakın diplomatlar, Ukrayna çıktılarına gölge düşürebilecek birkaç senaryoyu tartışıyorlar. Bunlardan ilki, İsrail'in İran’ın Suriye’deki mevzilerine yönelik bombardımanlar sırasında Moskova'nın ‘elini kolunu bağlayacağı’  korkusuyla Ukrayna'ya destek vermeyi reddetmesi. İkincisi ise ABD’nin Ukrayna savaşının ardından Rusya'ya baskı çerçevesinde Suriye'nin doğusuna ekonomik, askeri, mali ve siyasi olarak ilgisini artırmaya karar vermesi. Ayrıca, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin (BMGK) 2585 sayılı sınır ötesi insani yardımlara ilişkin kararının süresinin uzatılması meselesinin Rusya ile ABD arasında yapılması gereken görüşmelerde yaşanacak aksaklıkla bir çıkmaza girebileceğine ya da Moskova'nın bunu Ukrayna ile ilgili benzer bir kararla ilişkilendirebileceğine dair bir takım işaretler var. Üçüncüsü de Türkiye'nin, Rusya ile arasında Libya, Dağlık Karabağ ve Suriye'de yaptığı ‘düşmanla dans’ çerçevesinde Moskova ile Kiev arasında diyalog için bir köprü haline gelmesi. Ancak Türkiye’nin bu rolüyle ilgili dikkat çekici olan nokta, Batı'nın ve Rusya Devlet Başkanı Putin'in önemsediği ‘Ukrayna Ordusu’na askeri destek ve Batı’nın Rusya’dan bazı kişi ve kuruluşlara yönelik yaptırımları’ kartlarının yokluğunda üstlenilecek olması.
Bu, sahada gerçek aktörlerin olmadığı, muhatapların ve arabulucuların bulunduğu Suriye savaşının tezahürlerinden biri. Şam’dan diplomatik bir kaynağa göre Ukrayna savaşı ile Suriye savaşı arasında yakında daha da netleşebilecek başka bir benzerlik daha var. O da Ukrayna savaşının sonunda ülkenin çeşitli nüfuz alanlarına bölünmesine ilişkin çeşitli senaryoların olması.
Diplomatik kaynak, konuyla ilgili olarak şunları söyledi:
“Rusya, Odessa'dan (güney) Kiev'e (kuzey) giden yolun doğusunu kontrol edebilir. Bu kontrol, Azak Denizi ile Donbas bölgesinin Mariupol üzerinden bağlanmasıyla Kırım ile olan bağlantının genişletilmesi sağlanarak Rusya'nın gelecekteki müdahaleleri için yeni bir istasyon olarak Odessa'dan Moldova'nın doğusunda bağımsızlık isteyen Moskova yanlısı bir cumhuriyetin ilan edilmesine kadar uzanabilir. Ukrayna’nın doğusu, doğal kaynaklar, endüstriler, nükleer enerji açısından zengin ve Rusya'nın merkezine yakın bir bölgedir.”
Batısı ise, Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) ve ABD’nin Kiev'in batısındaki askeri ve istihbarat malzemelerinin, tedarik hatları üzerinden teslimatı için destek alınan bölgeleri içeriyor.
Şam’dan başka bir diplomat kaynak ise yaptığı açıklamada şunları belirtti:
“ABD, Romanya ve Polonya'dan Ukrayna'nın batısına uzanan 2014 sonrası eski tedarik hatları için bir güvenlik kalkanı sağlıyor. Ayrıca Rusya’nın radar sistemlerini, bu hatların bombalanmalarını önlemek için sıkıştırıyor. ABD'nin Ukrayna'ya müdahalesi, Merkezi İstihbarat Teşkilatı’nın (CIA) Ürdün ve Türkiye üzerinden Suriye muhalefetini eğitmek için bir program oluşturduğu Suriye'dekinden çok daha fazla.”
Kiev'in Batı'nın bir parçası olma kaderi Rusya'ya yakın doğu bölgesi ile ABD ve Batı ülkelerine yakın batı bölgesi arasında asılı kaldı. Tıpkı Rusya'nın desteklediği batı bölgesinde yer alan ya da bölünmüş durumda olan Şam'da olduğu gibi. Beyrut veya Berlin gibi diğer başkentler de iç savaşlar ve dünya savaşları nedeniyle bölünmüştü. Suriye’nin senaryolarının bunlardan ibaret olmadığını belirten diplomatik kaynağa göre Suriye’de Fırat Nehri'nin Suriye'nin doğusunda ABD destekli güçler tarafından kontrol edilen bölgeler ile batısında Rusya ve İran destekli hükümet güçleri tarafından kontrol edilen diğer bölgeleri birbirinden ayırdığı gibi Ukrayna’da Dinyeper Nehri (iki bölge) arasındaki sınır olmayacak.
Suriye, 11 yıllık savaşın ardından üç nüfuz alanına bölünerek istikrara kavuştu. Savaş boyunca yüz binlerce insanının katledildiği, milyonlarcasının göç ve iltica etmek zorunda bırakıldığı Suriye ve özellikle Halep şehri, Batı medyasında Ukrayna'daki savaşla ilgili haberlerde özellikle birçok kentin yıkılmasından sonra adeta bir sembol haline geldi. Ancak Ukrayna’daki savaş henüz ilk haftalarında ve Suriye savaşıyla kıyaslanması için sonuçlarının yıllar alması gerekiyor.



Irak Başbakanı  Zeydi, silahların devlet kontrolüne alınması için 30 Haziran 2027'ye kadar süre verdi

Irak Başbakanı Ali Falih Zeydi (Telegram kanalı)
Irak Başbakanı Ali Falih Zeydi (Telegram kanalı)
TT

Irak Başbakanı  Zeydi, silahların devlet kontrolüne alınması için 30 Haziran 2027'ye kadar süre verdi

Irak Başbakanı Ali Falih Zeydi (Telegram kanalı)
Irak Başbakanı Ali Falih Zeydi (Telegram kanalı)

Irak Başbakanı Ali Falih Zeydi, 1 Ekim 2026'yı devletin kontrolü dışındaki silahlar meselesinin ele alınması için ciddi bir başlangıç olarak belirlerken sürecin en geç 30 Haziran 2027'de tamamlanmasını öngördü.

Zeydi bugün (perşembe) yaptığı açıklamada, “1 Ekim 2026, devletin kontrolü dışındaki silahlar meselesinin ele alınması ve anayasal yükümlülüklere uyulması için ciddi bir başlangıçtır. Açık bir yol haritası ve üzerinde mutabık kalınan, 30 Haziran 2027'yi aşmayacak takvimler doğrultusunda hareket edilecektir” ifadelerini kullandı.

Zeydi, bunun savaş ve barış kararının anayasal makamlara bırakılmasını ve bunun dışında herhangi bir askeri faaliyetin engellenmesini öngören anayasal ilke doğrultusunda yürütüleceğini belirtti.

Irak hükümetinin anayasa doğrultusunda, Irak topraklarında bulunan Iraklı olmayan tüm silahlı grupların silahlarını tamamen teslim etmesini sağlayacağını belirten Zeydi, bunun ülkenin güvenliğinin ve istikrarının korunmasını ve sınırların kontrol altında tutulmasını amaçladığını kaydetti.

Zeydi, “1 Ekim, Irak'ın tam egemenliğe sahip, kurumlarıyla güçlü, anayasa, hukuk ve uluslararası hukuk ilkeleri çerçevesinde hareket eden yeni bir aşamaya geçişinin başlangıcını temsil ediyor” dedi.

Irak'ın bölgesel ve uluslararası çevresiyle ortak çıkarlara ve karşılıklı saygıya dayalı dengeli ilişkiler geliştireceğini belirten Zeydi, hükümetin Irak topraklarının ve hava sahasının komşu ülkelerin güvenliğini tehdit edecek herhangi bir eylem için çıkış noktası veya geçiş güzergâhı olarak kullanılmasını engelleme konusunda kararlı olduğunu vurguladı.

Zeydi, Irak'a yönelik saldırılarda herhangi bir ülkenin topraklarının veya hava sahasının kullanılmasını da reddettiklerini belirterek bunun karşılıklı egemenlik, iyi komşuluk ve iç işlerine müdahale etmeme ilkelerine dayandığını ifade etti.

Başbakan, Irak hükümetinin güvenlik kurumlarını desteklemek amacıyla kapsamlı bir hava savunma sistemi satın alacağını belirterek bunun “Irak devletinin tam hava egemenliğini güçlendirmeyi” hedeflediğini söyledi.

Zeydi ayrıca Haşdi Şabi yasasının çıkarılması ve yapının başbakan sıfatıyla silahlı kuvvetler başkomutanının komutası altında güvenlik sisteminin ayrılmaz bir parçası olarak statüsünün belirlenmesi için çalışılacağını açıkladı.

Zeydi sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu büyük gün, 1 Ekim 2026'yı ve Irak'taki uluslararası koalisyon misyonunun sona ermesi, güçlerinin kara, hava ve deniz yoluyla tamamen ve nihai olarak çekilmesi ve Irak'ın tam ve kapsamlı egemenliğini elde etmesiyle gerçekleşen büyük ulusal başarıyı kutluyoruz.”


Kararlı Azim Irak’tan ayrıldı

Irak güvenlik güçlerinden iki unsur, ABD askerlerinin çekilmesi vesilesiyle dün Bağdat’ta zafer işareti yapıyor. (EPA)
Irak güvenlik güçlerinden iki unsur, ABD askerlerinin çekilmesi vesilesiyle dün Bağdat’ta zafer işareti yapıyor. (EPA)
TT

Kararlı Azim Irak’tan ayrıldı

Irak güvenlik güçlerinden iki unsur, ABD askerlerinin çekilmesi vesilesiyle dün Bağdat’ta zafer işareti yapıyor. (EPA)
Irak güvenlik güçlerinden iki unsur, ABD askerlerinin çekilmesi vesilesiyle dün Bağdat’ta zafer işareti yapıyor. (EPA)

Uluslararası Koalisyon, Bağdat hükümetinin DEAŞ’la mücadelede yardım talep etmesinin ardından yıllardır yürüttüğü “Kararlı Azim” misyonunu Irak’ta sona erdirdi.

ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon), ABD ve koalisyon ortaklarının “Kararlı Azim” operasyonunu tamamladığını ve operasyonun Ürdün’e taşındığını, Iraklı ortaklara istihbarat desteğinin ise sürdürüleceğini açıkladı.

Irak Başbakanı Ali Falih ez-Zeydi, “Uluslararası Koalisyon’un görevinin sona ermesi, terörle mücadelemizin sona erdiği anlamına gelmiyor. Aksine bu, Irak’ın güvenliğin sorumluluğunu tamamen üstleneceği yeni bir aşamaya geçiştir” dedi. Kontrolsüz silahlanma konusunda ise Zeydi, “Hukukun çatısı dışında silah, devlet kurumları dışında güç olmayacak; anayasanın gereği budur” ifadelerini kullandı.

Kürdistan Demokrat Partisi lideri Mesud Barzani de dün, Uluslararası Koalisyon güçlerinin görevlerinin sona ermesinin ardından bölgenin tehdit altında olmadığı konusunda halkına güvence verdi.

Washington’da ise uzmanlar, ABD’nin çekilmenin ardından mevcut aşamada milisleri dağıtmaya ve İran’ın nüfuzunu izole etmeye odaklandığını belirtti.

İran ve müttefiklerinin, son ABD askerlerinin — esas olarak Kürdistan Bölgesi’ndeki Erbil’de bulunan bir hava üssünden — çekilmesini “zafer” olarak nitelendirerek kutlaması dikkat çekti. Bu gelişme, Iraklıların bir bölümünün jeopolitik meydan okumalara ilişkin endişeler taşıdığı bir dönemde yaşandı.


Suriye’de kampsız hayat planı… 10 bin ailenin dönüşü ve 157 kampın kapatılması

Kuzey Suriye’deki Münbiç bölgesinde bulunan Resim Kampı'ndan, yerinden edilenleri kendi memleketlerine götüren konvoy yola çıktı. (Acil Durumlar Bakanlığı)
Kuzey Suriye’deki Münbiç bölgesinde bulunan Resim Kampı'ndan, yerinden edilenleri kendi memleketlerine götüren konvoy yola çıktı. (Acil Durumlar Bakanlığı)
TT

Suriye’de kampsız hayat planı… 10 bin ailenin dönüşü ve 157 kampın kapatılması

Kuzey Suriye’deki Münbiç bölgesinde bulunan Resim Kampı'ndan, yerinden edilenleri kendi memleketlerine götüren konvoy yola çıktı. (Acil Durumlar Bakanlığı)
Kuzey Suriye’deki Münbiç bölgesinde bulunan Resim Kampı'ndan, yerinden edilenleri kendi memleketlerine götüren konvoy yola çıktı. (Acil Durumlar Bakanlığı)

Kış mevsiminin yaklaşmasıyla birlikte Suriye hükümetinin “Kamplar Olmadan Suriye” vizyonunu hayata geçirme planı hız kazanıyor. Geçen hafta 500’den fazla yerinden edilmiş aile Halep, İdlib, Hama ve Deyrizor illerindeki memleketlerine dönerken, Acil Durumlar Bakanı Raid es-Salih de iki hafta önce konuyu Birleşmiş Milletler gündemine taşıdı. Salih, uluslararası destek sağlanarak meselenin “yerinden edilmenin finansmanından çözümlerin finansmanına” taşınmasını hedefliyor.

Mart ayında 59 sayılı kararname uyarınca yıkılmış bölgelerde altyapının hazırlanması amacıyla Yüksek Komite’nin kurulmasından ağustos ayı sonuna kadar, kuzey Suriye’deki kamplardan 10 binden fazla aile memleketlerine döndü. Acil Durumlar Bakanlığı Medya ve İletişim İdaresi yetkilileri tarafından “Şarku’l Avsat”a yapılan açıklamada, yaklaşık 157 kampın kapatıldığı, 220 kampın daha kapatılması için hazırlık yapıldığı bildirildi.

İdare, yalnızca 3 bin 344 bölgenin 120’sindeki altyapının yeniden inşası, temel hizmetlerin yeniden işler hale getirilmesi ve dönen aileler için konut çözümleri sağlanması için gereken finansman ihtiyacının 2 milyar doları aştığını belirtti.

Bu rakam, dönüş bölgelerindeki ihtiyaçların boyutunu ortaya koyuyor. Söz konusu bölgelerin “büyük ölçüde zarar gördüğü ve su, elektrik, kanalizasyon, sağlık, eğitim, belediye hizmetleri ve konut alanlarında kapsamlı yatırımlara ihtiyaç duyduğu” ifade edildi.

En azından kendi toprağımızdayız

Ümmü Muhammed, Hama kırsalındaki Latamne beldesine dönen kafilede yer alan ailelerden biriydi. Aileye dönüşü kolaylaştırmak amacıyla mutfak malzemeleri, battaniyeler ve ulaşım desteği sağlandı.

Ümmü Muhammed, kamptaki çadırdan, yıkılmış evinin yanına kurduğu başka bir çadıra taşındığını anlatıyor. Alternatif bir konut bulunmadığını belirten Ümmü Muhammed, buna rağmen kampta kalmaktan daha iyi olduğunu düşünüyor:

“En azından kendi toprağımızda ve kendi insanlarımızın arasındayız. İşlerimizi yoluna koyup evimizi yeniden inşa edene kadar burada kalabiliriz.”

rgthyu7
Hama kırsalındaki Latamne beldesinde “Kamplar Olmadan Suriye” vizyonu kapsamında evleri inceleyen ekip. (Latamne Belediyesi)

Beşşar Esed yönetiminin devrilmesinden bu yana memleketlerine dönen ailelerin sayısının 170 bini aştığı tahmin ediliyor. Bu sayı, kuzey Suriye’deki kamplarda yaşayan nüfusun yaklaşık yüzde 64’üne tekabül ediyor. Ancak savaş yıllarında bölgelerin büyük ölçüde tahrip olması nedeniyle dönüş yapılan yerlerin ezici çoğunluğunda hâlâ temel hizmetler bulunmuyor.

Dönenlerin verdiği bilgilere göre aileler mevcut alternatif imkânlarla hayatlarını sürdürmeye çalışıyor. Yerel ve uluslararası kuruluşların sınırlı desteğiyle, yıkılmış evlerin yanına çadır kurulması, kanalizasyon için fosseptik çukurları açılması, su temini amacıyla kuyu kazılması veya yakındaki bir kaynaktan su getirilmesi ve elektrik ihtiyacı için güneş enerjisinden yararlanılması gibi yöntemlere başvuruluyor.

BM’den daha fazla destek talebi

Suriye hükümeti, erken toparlanma ve yeniden rehabilitasyon projelerine Birleşmiş Milletler ve uluslararası ortakların katkısını artırmayı, finansman açığının kapatılmasına destek sağlamayı ve böylece dönüş bölgelerinin hazırlanmasını hızlandırarak güvenli ve sürdürülebilir dönüş için uygun koşulları oluşturmayı hedefliyor. Planın hükümet öncülüğünde, ulusal ve uluslararası ortaklarla iş birliği içinde uygulanması öngörülüyor.

Acil Durumlar Bakanlığı’nın çalışmalarının ana finansörü hâlâ Suriye hükümeti. BM kuruluşları ile uluslararası ve yerel kuruluşlardan da destek geliyor, ancak Bakanlığın Medya ve İletişim İdaresi’ne göre bu destek “ihtiyacın boyutuyla kıyaslandığında sınırlı”.

Acil Durumlar Bakanı Raid es-Salih, kısa süre önce New York’ta BM Genel Kurulu toplantılarına katılan Suriye heyetinde yer aldığı sırada, bakanlığının “Kamplar Olmadan Suriye” vizyonunu Eylül 2027’ye kadar hayata geçirmek için hazırladığı rakam, istatistik ve çalışmaları sundu.

Genel Kurul toplantıları çerçevesinde düzenlenen bir etkinlikte konuşan Salih, planın amacının altyapı, okullar, sağlık merkezleri, su ve kanalizasyon sistemlerini yeniden inşa etmenin yanı sıra istihdam imkânları sağlayarak “kamplara duyulan ihtiyacı ortadan kaldırmak” olduğunu söyledi.

Plan kamplar dışındaki yerinden edilmişleri de kapsıyor

Bakanlığın Medya ve İletişim İdaresi’ne göre “Kamplar Olmadan Suriye” vizyonu, kampların dışında yaşayan yerinden edilmiş aileleri de kapsıyor. Buna kiralık evlerde veya akrabalarının yanında yaşayanlar ile ülke dışında bulunan ve gönüllü olarak memleketlerine dönmek isteyen Suriyeliler de dahil.

cdfvgb
Kuzey Suriye’deki kamplardan yerinden edilmişlerin eşyaları, memleketlerine dönüş için yükleniyor. (Acil Durumlar Bakanlığı)

Ancak bu kişilerin dönüşü için altyapının rehabilite edilmesi, temel hizmetlerin yeniden işler hale getirilmesi, risklerin ortadan kaldırılması ve geçim kaynaklarına erişim imkânlarının güçlendirilmesi gerekiyor.

Kamplar girişimin mevcut aşamadaki başlangıç noktası ve önceliği olmayı sürdürürken, elde edilecek sonuçların yıllardır şartlar nedeniyle dönemeyen bütün Suriyeliler için dönüşü teşvik eden bir ortam oluşturması bekleniyor.

Halep, İdlib ve Hama’da projeler

Halep, İdlib ve Hama valilikleri bu ay “Kamplar Olmadan Suriye” kapsamında bir dizi kalkınma ve hizmet projesi başlattı. Projelerin değeri Halep’te yaklaşık 9,25 milyon dolar, İdlib’de 8,2 milyon dolar ve Hama’da 7,5 milyon dolar olarak açıklandı.

Bu çalışmalar, hükümetin enkaz kaldırma projesiyle eş zamanlı yürütülüyor. Yıl başından bu yana 3 milyon metreküp enkaz kaldırılırken, yıl sonuna kadar 3 milyon metreküp daha enkazın kaldırılmasına yönelik projelerin kısa süre içinde başlatılması planlanıyor.

Acil Durumlar Bakanlığına göre Şam kırsalındaki Duma ve Deraya kentlerinde enkaz kaldırma ve yönetimi projesi de yürütülüyor. Suudi Arabistan tarafından Kral Selman İnsani Yardım ve Yardım Çalışmaları Merkezi aracılığıyla finanse edilen proje kapsamında yaklaşık 85 bin metreküp enkazın kaldırılması ve geri dönüştürülebilir yaklaşık 30 bin metreküp molozun bu amaçla kurulan uzman birim aracılığıyla geri dönüştürülmesi hedefleniyor.

Projenin, kaynakların yeniden kullanılmasına, çevresel etkinin azaltılmasına ve erken toparlanma sürecinin desteklenmesine katkı sağlaması amaçlanıyor.

Suriye genelinde hâlen yaklaşık 50 milyon metreküp enkaz ve moloz bulunduğu tahmin ediliyor.