Batı, Putin’e karşı birliğini daha ne kadar koruyabilecek?

Enerjiyle ilgili baskılar, mülteciler ve artan gıda ürünleri fiyatları çatışmanın maliyetini ve uzun soluklu bir ‘yıpratma savaşına’ dönüşmesi olasılığını artırıyor

Tahminlere göre Ukrayna'daki çatışmalar uzun soluklu bir yıpratma savaşına dönüşecek (AFP)
Tahminlere göre Ukrayna'daki çatışmalar uzun soluklu bir yıpratma savaşına dönüşecek (AFP)
TT

Batı, Putin’e karşı birliğini daha ne kadar koruyabilecek?

Tahminlere göre Ukrayna'daki çatışmalar uzun soluklu bir yıpratma savaşına dönüşecek (AFP)
Tahminlere göre Ukrayna'daki çatışmalar uzun soluklu bir yıpratma savaşına dönüşecek (AFP)

Ahmed Abdulhekim
Rusya’nın Ukrayna'ya karşı başlattığı savaş siyasetin dalavereleri ve savaşın gürültüsü arasında 40. gününe girdi. Ne taraflardan biri zaferini ilan edebildi, ne de aralarında bir uzlaşıya varılabildi. İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesinden bu yana yaşlı kıtadaki (Avrupa Kıtası) en ciddi jeopolitik krizlerden biri olan Ukrayna-Rusya Savaşı, Batı ülkelerinin başkentleri ile Moskova arasındaki çatışmanın maliyetini ve sonuçlarını artırıyor.
ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon), kısa bir süre önce Rusya’nın Ukrayna'nın doğusuna yönelik savaş hazırlıklarıyla ‘uzun soluklu bir çatışmaya’ dönüşmeye mahkûm ettiği muharebelerin geleceğine dair olası bir saha senaryosu öne sürdü. Gözlemciler, Batı ülkelerinin, söz konusu senaryoya bakmaksızın bir yandan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in eski bir Sovyet cumhuriyeti olan Ukrayna’ya yönelik ‘askeri bir macera ve stratejik bir hata’ olarak gördükleri askeri adımını geri püskürtmeleri için gereken ekonomik yükleri ve insani sorumlulukları artarken, diğer yandan birliklerini daha ne kadar koruyabileceklerini sorguluyorlar.
Batılı askeri gözlemci ve analistlere göre Ukrayna'daki muharebelerin seyri, başlamasının üzerinden geçen bir ayı aşkın bir sürenin ardından, Rus askerlerinin sert bir direnişle karşılaşıp büyük şehirlerden hiçbirini ele geçirememeleri sonucunda bir çeşit ‘yıpratma savaşına’ dönüştü. Çatışmaların ve muharebelerin süresini uzatabilecek olan bu durum, krizin Avrupa Birliği (AB) ülkeleri üzerindeki ekonomik ve insani yansımalarını artırdı.

Zor görev
ABD merkezli Washington Post gazetesine göre Rusya’nın komşusu Ukrayna’daki siyasi ve güvenlik konularındaki taleplerine bağlı kalmaya ve Batı'nın Rusya'ya yaptırım uygulama konusunda oldukça katı davrandığı bir dönemde önce Avrupa Birliği (AB) arkasından ABD özellikle Ukrayna krizinde Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in politikalarıyla mücadele etmeleri için gerekli olan ve gittikçe artan ekonomik yüklerle birlikte ‘zor bir görevle’ karşı karşıyalar.
Beyaz Saray’ın eski Konuşma Metni Yazarlığı Direktörü olan Michael Gerson, Washington Post’taki yazısında, Batı'nın Putin’e karşı mücadelede savaşın neden olduğu yüksek emtia ve enerji fiyatlarının getirdiği ekonomik yükü yüklenmeleri ve milyonlarca Ukraynalı mülteciyi kabul etmeleri zor. Ancak bu, kesinlikle Ukraynalıların Rus ordusuna karşı yaptığı gibi doğrudan savaşmaktan daha kolay.
Gerson, özellikle Avrupa'nın bir enerji kıtlığı ile karşı karşıya kalmaları halinde Rus lidere karşı birliklerini sürdürüp sürdüremeyeceklerine dair soru işaretlerinin arttığını yazdı. Çünkü Gerson’a göre enerji kıtlığı, insanların işlerini kaybetmelerine ve dört milyondan fazla Ukraynalı da dahil olmak üzere milyonlarca mültecinin yükünün daha da ağırlaşmasına neden olacak. Bu ise, ciddi ekonomik sıkıntılar nedeniyle sonunda bazı ülkelerin Putin'i yatıştırmak için geri adım atmasına yol açabilir.
Gerson, makalesinde şunları yazdı:
“ABD ekonomisinin Rusya ile olan ilişkisine bağlılığı Avrupa ekonomisinin bağımlılığıyla aynı olmasa da küresel enerji piyasalarındaki çalkantı ve tüketicinin kullandığı akaryakıtın yanı sıra gıda ürünlerinin fiyatlarındaki önemli artışlar, bu ülkelerdeki karar vericiler üzerinde büyük baskılar oluşturacaktır. Bu da bazı Batılı ülkelerde büyük siyasi değişim olasılıklarını artıracaktır.”
Savaş, iki ülkenin başlıca tarım ürünleri ve enerji ihracatçısı konumunda olmaları nedeniyle dünyanın bazı bölgelerinde kıtlığa neden olabilir. Ukrayna ve Rusya, başta buğday, mısır ve ayçiçeği tohumu olmak üzere en büyük tarım ürünleri ve gübre ihracatçıları arasında yer alıyorlar. Ayrıca, Rusya en büyük azotlu gübre tedarikçisi, Ukrayna ise en büyük potasyum ve fosforlu gübre tedarikçisidir. Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası'nın tahminlerine göre Rusya’nın Ukrayna’ya karşı başlattığı savaş, enerji, tarım, enflasyon ve yoksulluk oranları açısından Avrupa ve dünya için korkunç sonuçlar doğurabilir.
Bazı çevreler Moskova ile Batı arasındaki çatışmanın Ukrayna sınırlarının ötesine geçmesinden ve Batı’nın yaptırımlarını yoğunlaştırılmasının Rusya'nın ‘haydut bir devlete’ dönüşmesine veya destek için Çin'e daha da yakınlaşmasına neden olmasından korkuyorlar. Bazıları da Ukrayna'da uzayan savaşın, Rusya ile Batı arasındaki mevcut düşmanlığın artmasına yol açacağına ve bunun da ABD'nin uzun vadeli bölgesel ve küresel istikrardaki çıkarlarını baltalayabileceğine inanıyor.
ABD merkezli düşünce kuruluşu Atlantik Konseyi’nden (Atlantic Council) Buss Barranco, Ben Johnson ve Tyson Wetzel’in kaleme aldıkları ortak bir makaleye göre, tahminlerin çoğu, Ukrayna'daki çatışmaların uzun soluklu bir yıpratma savaşına dönüşeceğine işaret ediyor. Ukrayna güçlerinin sert direnişiyle karşılaşan Rus güçleri, bir ayı aşkın bir süredir herhangi bir büyük şehri ele geçirmeyi başaramazken, başkent Kiev'in eteklerinde durmak zorunda kaldılar. Rus ordusu diğer şehirleri bombaladı ve kuşattı. Ukrayna'nın 44 milyonluk nüfusunun yaklaşık dörtte biri evlerini terk etmek zorunda kaldı. Yaklaşık dört milyonu yurt dışına kaçtı, yarısı Polonya'ya gitti. İngiliz istihbarat raporlarına göre Kiev yakınlarındaki temas hatlarında haftalarca ilerleme kaydedemeyen Rus güçleri, Ukrayna güçlerinin karşı saldırısı sonucunda doğuya püskürtüldüler.
Rusya dünyanın en güçlü ordularından birine sahip olsa da bu güç, Ukrayna'ya karşı askeri harekatında belirgin bir rol oynayamadı. Batılı askeri analistlerden bazıları, Rus güçlerinin, savaş sahasındaki performansı karşısında şaşkına uğrarken, bazıları bunu ‘sefil bir performansı’ olarak nitelediler.

‘Acı verici’ tavizler Putin'i güçlendiriyor
ABD merkezli Foreign Policy dergisine göre Rusya, istediği güvenlik garantilerinden geri adım atmazken bazıları, çatışmaların yoğunluğunun ve yankılarının Ukrayna’yı Rusya’nın talep ettiği bu garantilerin büyük bir bölümünü sağlamaya yöneltmesinden korkuyorlar. Çünkü bunun olması, Putin'in Batı karşısında eski bir Sovyet cumhuriyeti olan Ukrayna’da askeri operasyonunun hedeflerine ulaşması anlamına gelecek. Dergiye göre Kiev, bunu ateşkes için tek yol olarak kabul etse de, Ukraynalılar için ateşkesin sağlanacağının garantisi yok.
Putin, savaştan önce Batı’dan Ukrayna’nın tarafsız kalması, silahsızlandırılması ve NATO’ya katılmaması konusunda yazılı garantiler verilmesini istedi. NATO, doğu kanadına yani Rusya'ya doğru genişlemeyi durdurdu. Son günlerde Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy, barışın ve ateşkesin sağlanması için bazı adımlar attı. Zelenskiy yaptığı açıklamalarda, Ukrayna'nın askeri ittifaklar konusunda tarafsız kalmaya devam edeceğinin vurgularken, Rusya’nın talepleriyle ilgili çeşitli tavizler vermeye de açık olduğunu gösterdi. Nükleer silah edinmek gibi bir çabaları olmadığını belirten Zelenskiy, Ukrayna’da yaşayan Rusça konuşan kesimlerin rahatsız oldukları dil politikalarını değiştirmeye istekli olduğunu bile ifade etti. Geçtiğimiz hafta İstanbul'da yapılan doğrudan görüşmeler, ateşkes için bir nebze umut ışığı oldu.
Foreign Policy dergisi, Ukrayna'nın devlet olarak varlığını tehdit eden bir savaşın ortasında Devlet Başkanı Zelenskiy ve Ukraynalıların, Batı’nın savunma ittifakına (NATO) katılma hırslarından vazgeçmek zorunda kalacaklarını ve belki de bu hırsları gündemlerinden çıkarmaları gerektiğini sonunda anlamış gibi göründüklerini belirtti. Dergi, Rus yetkililerin İstanbul'da Ukraynalı mevkidaşlarıyla yüz yüze görüşmelere başladıklarında Ukraynalı yetkililerin artık NATO’nun bir parçası olmakla ilgilenmediklerini fark ettiklerini ve bu yüzden İstanbul görüşmelerini ‘anlamlı’ olarak nitelendirerek Rus ordusunun Ukrayna'daki askeri faaliyetlerini azaltacağı açıklamasında bulunduklarını ve Zelenskiy ile Putin'in başlangıçta beklenenden daha erken bir tarihte bir araya gelmelerine sıcak baktıklarını vurguladı.
Analistler, Rusya ile Ukrayna arasında gerçekleşen ve iki ülke arasında müzakere edilmiş bir çözüm için küçük de olsa bir umut ışığı yakan üst düzey görüşmelerdeki olumlu işaretlere rağmen, aralarındaki ihtilafın öncelikle askeri olarak çözüleceğini düşünüyorlar.
İngiltere merkezli Kraliyet Birleşik Hizmetler Enstitüsü'nden (Royal United Services Institute -RUSI) Gürcü araştırmacı Natia Seskuria, “Çatışmanın herhangi bir çözümünü, hatta ateşkesi tartışmak bile zor” yorumunda bulundu. Seskuria, yaptığı değerlendirmede, “Bu noktada Rusya, Ukrayna'daki nihai hedeflerine ulaşmaya çalışıyor. Ukraynalıları müzakere masasında şartlarını kabul etmeye zorlamayı başarırsa, istediğini elde edecek. Fakat bunu sağlayamazsa, savaş devam edecek” ifadelerini kullandı.
Rus uluslararası ilişkiler uzmanı İgor Subbotin, The Independent Arabia’ya yaptığı açıklamada, “Moskova'nın amacı artık güvenlik garantileri konusunda Batı ile diyalog kurmak değil” dedi.

Subbotin, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Ukrayna'da uzun soluklu bir askeri harekat yürütmenin önemli etkileri olsa da bu savaş Rusya için Putin'in,1990'lı yıllarda Sovyetler Birliği'nin çöküşünden bu yana var olan güç dengesini yeniden formüle etme konusunda tarihi bir rol oynamasına izin verebilecek bir dönüm noktası haline geldi. Batı da Rusya da Ukrayna'daki mevcut askeri adımların ana hedeflerinin, nüfuz alanlarındaki en büyük kazanımları belirlemek ve iki taraf arasındaki karşılıklı güvenlik konseptini yeniden formüle etmek olduğunu biliyorlar.”



Trump hafta sonu tatilini yarıda keserek Beyaz Saray’a döndü

ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray’a gelişinde (AP)
ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray’a gelişinde (AP)
TT

Trump hafta sonu tatilini yarıda keserek Beyaz Saray’a döndü

ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray’a gelişinde (AP)
ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray’a gelişinde (AP)

ABD Başkanı Donald Trump, hafta sonu tatilini geçirmek üzere bulunduğu Camp David’deki programını yarıda keserek, Ortadoğu’daki gerilimin arttığı bir dönemde dün beklenmedik şekilde Beyaz Saray’a döndü.

Trump yönetimi, daha önce duyurulduğu üzere bugün Camp David’den dönmek yerine programın neden değiştirildiğine ilişkin herhangi bir açıklama yapmadı.

Plan değişikliği, Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyonun dün sabaha karşı Husiler tarafından Riyad’a doğru fırlatılan bir balistik füzenin önlendiğini ve imha edildiğini açıklamasıyla eş zamanlı olarak geldi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre ABD Dışişleri Bakanlığı ile Ortadoğu’daki bazı ABD büyükelçilikleri de Amerikan vatandaşlarına yönelik güvenlik uyarıları yayımladı.


Türkiye, ABD yaptırımları kapsamında İranlı Bank Mellat'ın lisansını iptal etti

İstanbul’da İran’ın Mellat Bankası şubesi önünde yürüyen insanlar (Arşiv- Reuters)
İstanbul’da İran’ın Mellat Bankası şubesi önünde yürüyen insanlar (Arşiv- Reuters)
TT

Türkiye, ABD yaptırımları kapsamında İranlı Bank Mellat'ın lisansını iptal etti

İstanbul’da İran’ın Mellat Bankası şubesi önünde yürüyen insanlar (Arşiv- Reuters)
İstanbul’da İran’ın Mellat Bankası şubesi önünde yürüyen insanlar (Arşiv- Reuters)

Türkiye, yıllardır Batı yaptırımlarına tabi olan İran’ın Mellat Bankasının faaliyet lisansını iptal etti. Kararın, İran bankacılık sistemine yönelik baskıyı artırmayı amaçladığı ve Washington’ın Tahran’a karşı ekonomik baskısını artırdığı bir dönemde ABD’nin artan baskılarına yanıt niteliği taşıdığı belirtildi.

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK), lisansın iptaline ilişkin kararını, Washington’ın Devrim Muhafızları ile bağlantıları olduğu şüphesiyle Türk Golden Global Bank’a yaptırım uygulamasından iki hafta sonra aldı. Banka ise söz konusu suçlamaları reddetti.

Karar ayrıca, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile ABD Başkanı Donald Trump’ın New York’ta salı günü başlayacak Birleşmiş Milletler Genel Kurulu toplantıları kapsamında gerçekleştirmesi beklenen görüşmenin hemen öncesinde alındı.

Merkezi Tahran’da bulunan Mellat Bank, OpenSanctions adlı ve yaptırım uygulanan kuruluşların izlenmesine olanak sağlayan açık veri tabanına göre, “İran hükümetine mali destek sağladığı” gerekçesiyle ABD, Avrupa Birliği ve İngiltere’nin yaptırımlarına tabi. Aynı kaynağa göre İran hükümeti, bankanın en büyük hissedarları arasında yer alıyor.

Mellat Bank, İran’ın en büyük ve en eski ticari bankalarından biri. 1980 yılında kurulan bankanın ülke genelinde 1.000’den fazla şubesi bulunuyor.

BDDK, kararını Bankacılık Kanunu’nun “B-71” maddesine dayandırdı. Söz konusu madde, bankanın faaliyetlerini sürdürmesinin “mevduat sahiplerinin ve hissedarların haklarını, finansal sistemin güvenliğini ve istikrarını tehdit ettiğinin” tespit edilmesi halinde lisansın iptal edilmesine olanak tanıyor.

Görsel kaldırıldı.
ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, 24 Ağustos’ta İran’a yönelik yaptırımların sıkılaştırıldığını duyurduğu basın toplantısında. (Reuters)

Batılı ülkeler, İran’ın nükleer silah elde etmeye çalıştığı yönündeki suçlamalar kapsamında daha önce Mellat Bank’a yaptırım uygulamıştı. Tahran ise bu suçlamaları reddediyor. Söz konusu yaptırımlar, İran’ın nükleer programına ilişkin 2015 tarihli uluslararası anlaşma kapsamında daha sonra kaldırılmış, ancak ABD Mayıs 2018’de anlaşmadan tek taraflı olarak çekilerek Tahran’a yönelik ağır yaptırımları yeniden yürürlüğe koymuştu.

Türkiye’nin son adımının, onlarca yıldır uygulanan uluslararası yaptırımların İran bankacılık sistemini küresel finans sisteminden büyük ölçüde izole ettiği bir dönemde, ülkenin bankacılık sektörüne yönelik baskıyı daha da artırması bekleniyor.

Karar, Washington’ın Tahran’a karşı yürüttüğü “ekonomik savaş” kapsamında Ankara üzerindeki finansal ve bankacılık akışlarını denetleme yönündeki baskısının arttığı bir döneme denk geldi.

ABD Hazine Bakanlığının Golden Global Bank’a yaptırım uygulamasının ardından Türkiye Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Ankara’nın “terörün finansmanı ve her türlü yasa dışı finansmanla mücadele” konusunda kararlı olduğunu belirtti. Şimşek ayrıca Türk şirketlerine yaptırımlardan kaçınmak için gerekli tedbirleri almaları çağrısında bulundu.

Washington kısa süre önce, aralarında İran merkezli sivil havayolu şirketi Mahan Air ile iş birliği yapmakla suçlanan üç Türk şirketinin de bulunduğu 36 kuruluşu yaptırım listesine aldı. Mahan Air ayrıca İran Devrim Muhafızları’na destek sağlamakla suçlanıyor.

Şarku’l Avsat’ın İran’ın yarı resmi Öğrenciler Haber Ajansı’ndan (ISNA) aktardığına göre Mahan Air, bu hafta Türk makamlarının talebi üzerine 21 Eylül’den itibaren Türkiye’ye uçuşlarını askıya alacağını açıkladı.

İran, şubat ayının sonlarında başlayan ve ABD ile İsrail’in İran’a yönelik saldırılarıyla başlayan bir savaşın içinde bulunuyor. Çatışmalar daha sonra Ortadoğu’nun diğer bölgelerine de yayıldı.

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, Financial Times gazetesinde yayımlanan bir makalesinde Washington’ın İran’a karşı “şimdiye kadarki en büyük ekonomik saldırıyı” başlatacağını yazmıştı. Bessent, bu girişimi Normandiya Çıkarması’na, İngilizcede “D-Day” olarak bilinen operasyona benzetirken, bu çabalara katılmayan ülkelere ikincil yaptırımlar uygulanacağı uyarısında bulunmuştu.


Polonya Başbakanı, Rusya'ya meydan okudu: "Tek karış toprak vermeyeceğiz"

Polonya Başbakanı Donald Tusk, ülkesinin "bir parça toprak bile" vermeyeceğini söyledi (AFP)
Polonya Başbakanı Donald Tusk, ülkesinin "bir parça toprak bile" vermeyeceğini söyledi (AFP)
TT

Polonya Başbakanı, Rusya'ya meydan okudu: "Tek karış toprak vermeyeceğiz"

Polonya Başbakanı Donald Tusk, ülkesinin "bir parça toprak bile" vermeyeceğini söyledi (AFP)
Polonya Başbakanı Donald Tusk, ülkesinin "bir parça toprak bile" vermeyeceğini söyledi (AFP)

Maira Butt 

Polonya Başbakanı Donald Tusk, Rusya'yla gelecekte yaşanabilecek herhangi bir çatışmada ülkesinin hiçbir şekilde toprak vermeyeceğini vurguladı.

Bu açıklama, Tusk'un perşembe günü Kremlin'in Ukrayna'yı destekleyen Avrupa ülkelerine drone ve roketlerle hibrit saldırılar düzenlemeyi planladığı uyarısında bulunmasından kısa süre sonra geldi.

Tusk, perşembe günü X'te "Biz toprak kaybedebilecek bir milletiz ancak ruhumuzu asla kaybetmeyeceğiz; topraklarımızdan vazgeçebiliriz ama vatanımızdan asla vazgeçmeyeceğiz" diyen Polonya Cumhurbaşkanı Karol Nawrocki'ye yanıt veriyordu.

Başbakan, "Sayın Cumhurbaşkanım, bu paylaşımı silmenizi öneririm. Topraklarımızın en küçük parçasından bile vazgeçmeye niyetimiz yok" diye cevap verdi.

Daha sonra X'te paylaştığı bir videoyla bu tutumunu pekiştiren Tusk, "Müttefiklerimize olan sadakatimiz ve kararlılığımız; işte ortak gücümüz budur. Tek bir karış toprak bile vermeyeceğiz" dedi.

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski'yle görüşmek üzere perşembe günü Ukrayna'ya giden Polonya lideri, "onları zorlu haftalar ve ayların beklediği" uyarısında bulunmuştu.

Rusya'ya atfedilen bir dizi hava sahası ihlalinin ardından Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in hibrit saldırılarını NATO ülkelerine de taşıyabileceği endişesiyle Avrupa genelinde gerginlik tırmanıyor.

NATO'nun doğu kanadındaki savunmanın güçlendirilmesi çağrıları yapan Tusk, geçen yıl eylülde uçuşa yasak bölge ilan edilmesini de istemişti.

Tusk perşembe günü yaptığı açıklamada, "Drone veya diğer türdeki mermilerin doğu kanadındaki bir veya birkaç ülkenin topraklarına girme, hatta yıkıma yol açma riski gerçekten var" uyarısında bulunmuştu.

Resmi açıklamada bunun bir kaza olduğu ve NATO'nun karşılık vermeyi düşünmesi için hiçbir neden bulunmadığı söylenecek.

Polonya Savunma Bakan Yardımcısı Magdalena Sobkowiak-Czarnecka, ABD Başkanı Donald Trump'ın bu çalışmalarda ilerleme kaydedildiğini belirtmesinin ardından, ülkenin batısına olası bir kalıcı ABD askeri üssünün kurulacağını cuma günü söylemişti.

Görsel kaldırıldı.
Donald Tusk, X’te "Hepimizi zorlu haftalar ve aylar var bekliyor" diye yazdı. "Bugün, Ukrayna’da dayanışmamızı gösteriyoruz." (X/DonaldTusk)


Diğer yandan Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Ukrayna'daki savaşın ve Ortadoğu krizinin ülkesindeki yakıt fiyatları üzerindeki etkisini görüşmek üzere acil bir toplantı düzenlemişti.

Rusya, Avrupa'yla savaşmak istemediğini vurgulasa da Putin daha önce Moskova'nın "savaşmaya hazır" olduğunu iddia etmişti. Önceki günlerde deneyimli Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Rusya'yla Avrupa arasında çıkacak herhangi bir çatışmanın "çok kısa" süreceği uyarısını paylaşmıştı.

CIA Direktörü John Ratcliffe, geçen ay Moskova'ya nadir bir ziyaret gerçekleştirmişti. Bu, 2022'de ülkenin Ukrayna'yı istila etmesinden birkaç hafta önce selefinin yaptığı ziyaretten sonra gerçekleşen ilk ziyaretti.

Konu hakkında bilgi sahibi kaynaklar, CBS News ve Wall Street Journal'a yaptıkları açıklamada Ratcliffe'in bu geziyi Rusya'yı NATO'ya saldırmaması yönünde uyarmak amacıyla gerçekleştirdiğini söylemişti.

Kremlin Sözcüsü Dmitri Peskov, "korkutma senaryoları" diye nitelediği bu iddiaların "gerçeklikle hiçbir ilgisi olmadığını" belirtmiş ve Moskova'nın, "Avrupa ülkelerinden kendisine yönelik çok agresif bir politikayla karşı karşıya olduğunu" eklemişti.

 Independent Türkçe,independent.co.uk/news