Batı, Putin’e karşı birliğini daha ne kadar koruyabilecek?

Enerjiyle ilgili baskılar, mülteciler ve artan gıda ürünleri fiyatları çatışmanın maliyetini ve uzun soluklu bir ‘yıpratma savaşına’ dönüşmesi olasılığını artırıyor

Tahminlere göre Ukrayna'daki çatışmalar uzun soluklu bir yıpratma savaşına dönüşecek (AFP)
Tahminlere göre Ukrayna'daki çatışmalar uzun soluklu bir yıpratma savaşına dönüşecek (AFP)
TT

Batı, Putin’e karşı birliğini daha ne kadar koruyabilecek?

Tahminlere göre Ukrayna'daki çatışmalar uzun soluklu bir yıpratma savaşına dönüşecek (AFP)
Tahminlere göre Ukrayna'daki çatışmalar uzun soluklu bir yıpratma savaşına dönüşecek (AFP)

Ahmed Abdulhekim
Rusya’nın Ukrayna'ya karşı başlattığı savaş siyasetin dalavereleri ve savaşın gürültüsü arasında 40. gününe girdi. Ne taraflardan biri zaferini ilan edebildi, ne de aralarında bir uzlaşıya varılabildi. İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesinden bu yana yaşlı kıtadaki (Avrupa Kıtası) en ciddi jeopolitik krizlerden biri olan Ukrayna-Rusya Savaşı, Batı ülkelerinin başkentleri ile Moskova arasındaki çatışmanın maliyetini ve sonuçlarını artırıyor.
ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon), kısa bir süre önce Rusya’nın Ukrayna'nın doğusuna yönelik savaş hazırlıklarıyla ‘uzun soluklu bir çatışmaya’ dönüşmeye mahkûm ettiği muharebelerin geleceğine dair olası bir saha senaryosu öne sürdü. Gözlemciler, Batı ülkelerinin, söz konusu senaryoya bakmaksızın bir yandan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in eski bir Sovyet cumhuriyeti olan Ukrayna’ya yönelik ‘askeri bir macera ve stratejik bir hata’ olarak gördükleri askeri adımını geri püskürtmeleri için gereken ekonomik yükleri ve insani sorumlulukları artarken, diğer yandan birliklerini daha ne kadar koruyabileceklerini sorguluyorlar.
Batılı askeri gözlemci ve analistlere göre Ukrayna'daki muharebelerin seyri, başlamasının üzerinden geçen bir ayı aşkın bir sürenin ardından, Rus askerlerinin sert bir direnişle karşılaşıp büyük şehirlerden hiçbirini ele geçirememeleri sonucunda bir çeşit ‘yıpratma savaşına’ dönüştü. Çatışmaların ve muharebelerin süresini uzatabilecek olan bu durum, krizin Avrupa Birliği (AB) ülkeleri üzerindeki ekonomik ve insani yansımalarını artırdı.

Zor görev
ABD merkezli Washington Post gazetesine göre Rusya’nın komşusu Ukrayna’daki siyasi ve güvenlik konularındaki taleplerine bağlı kalmaya ve Batı'nın Rusya'ya yaptırım uygulama konusunda oldukça katı davrandığı bir dönemde önce Avrupa Birliği (AB) arkasından ABD özellikle Ukrayna krizinde Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in politikalarıyla mücadele etmeleri için gerekli olan ve gittikçe artan ekonomik yüklerle birlikte ‘zor bir görevle’ karşı karşıyalar.
Beyaz Saray’ın eski Konuşma Metni Yazarlığı Direktörü olan Michael Gerson, Washington Post’taki yazısında, Batı'nın Putin’e karşı mücadelede savaşın neden olduğu yüksek emtia ve enerji fiyatlarının getirdiği ekonomik yükü yüklenmeleri ve milyonlarca Ukraynalı mülteciyi kabul etmeleri zor. Ancak bu, kesinlikle Ukraynalıların Rus ordusuna karşı yaptığı gibi doğrudan savaşmaktan daha kolay.
Gerson, özellikle Avrupa'nın bir enerji kıtlığı ile karşı karşıya kalmaları halinde Rus lidere karşı birliklerini sürdürüp sürdüremeyeceklerine dair soru işaretlerinin arttığını yazdı. Çünkü Gerson’a göre enerji kıtlığı, insanların işlerini kaybetmelerine ve dört milyondan fazla Ukraynalı da dahil olmak üzere milyonlarca mültecinin yükünün daha da ağırlaşmasına neden olacak. Bu ise, ciddi ekonomik sıkıntılar nedeniyle sonunda bazı ülkelerin Putin'i yatıştırmak için geri adım atmasına yol açabilir.
Gerson, makalesinde şunları yazdı:
“ABD ekonomisinin Rusya ile olan ilişkisine bağlılığı Avrupa ekonomisinin bağımlılığıyla aynı olmasa da küresel enerji piyasalarındaki çalkantı ve tüketicinin kullandığı akaryakıtın yanı sıra gıda ürünlerinin fiyatlarındaki önemli artışlar, bu ülkelerdeki karar vericiler üzerinde büyük baskılar oluşturacaktır. Bu da bazı Batılı ülkelerde büyük siyasi değişim olasılıklarını artıracaktır.”
Savaş, iki ülkenin başlıca tarım ürünleri ve enerji ihracatçısı konumunda olmaları nedeniyle dünyanın bazı bölgelerinde kıtlığa neden olabilir. Ukrayna ve Rusya, başta buğday, mısır ve ayçiçeği tohumu olmak üzere en büyük tarım ürünleri ve gübre ihracatçıları arasında yer alıyorlar. Ayrıca, Rusya en büyük azotlu gübre tedarikçisi, Ukrayna ise en büyük potasyum ve fosforlu gübre tedarikçisidir. Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası'nın tahminlerine göre Rusya’nın Ukrayna’ya karşı başlattığı savaş, enerji, tarım, enflasyon ve yoksulluk oranları açısından Avrupa ve dünya için korkunç sonuçlar doğurabilir.
Bazı çevreler Moskova ile Batı arasındaki çatışmanın Ukrayna sınırlarının ötesine geçmesinden ve Batı’nın yaptırımlarını yoğunlaştırılmasının Rusya'nın ‘haydut bir devlete’ dönüşmesine veya destek için Çin'e daha da yakınlaşmasına neden olmasından korkuyorlar. Bazıları da Ukrayna'da uzayan savaşın, Rusya ile Batı arasındaki mevcut düşmanlığın artmasına yol açacağına ve bunun da ABD'nin uzun vadeli bölgesel ve küresel istikrardaki çıkarlarını baltalayabileceğine inanıyor.
ABD merkezli düşünce kuruluşu Atlantik Konseyi’nden (Atlantic Council) Buss Barranco, Ben Johnson ve Tyson Wetzel’in kaleme aldıkları ortak bir makaleye göre, tahminlerin çoğu, Ukrayna'daki çatışmaların uzun soluklu bir yıpratma savaşına dönüşeceğine işaret ediyor. Ukrayna güçlerinin sert direnişiyle karşılaşan Rus güçleri, bir ayı aşkın bir süredir herhangi bir büyük şehri ele geçirmeyi başaramazken, başkent Kiev'in eteklerinde durmak zorunda kaldılar. Rus ordusu diğer şehirleri bombaladı ve kuşattı. Ukrayna'nın 44 milyonluk nüfusunun yaklaşık dörtte biri evlerini terk etmek zorunda kaldı. Yaklaşık dört milyonu yurt dışına kaçtı, yarısı Polonya'ya gitti. İngiliz istihbarat raporlarına göre Kiev yakınlarındaki temas hatlarında haftalarca ilerleme kaydedemeyen Rus güçleri, Ukrayna güçlerinin karşı saldırısı sonucunda doğuya püskürtüldüler.
Rusya dünyanın en güçlü ordularından birine sahip olsa da bu güç, Ukrayna'ya karşı askeri harekatında belirgin bir rol oynayamadı. Batılı askeri analistlerden bazıları, Rus güçlerinin, savaş sahasındaki performansı karşısında şaşkına uğrarken, bazıları bunu ‘sefil bir performansı’ olarak nitelediler.

‘Acı verici’ tavizler Putin'i güçlendiriyor
ABD merkezli Foreign Policy dergisine göre Rusya, istediği güvenlik garantilerinden geri adım atmazken bazıları, çatışmaların yoğunluğunun ve yankılarının Ukrayna’yı Rusya’nın talep ettiği bu garantilerin büyük bir bölümünü sağlamaya yöneltmesinden korkuyorlar. Çünkü bunun olması, Putin'in Batı karşısında eski bir Sovyet cumhuriyeti olan Ukrayna’da askeri operasyonunun hedeflerine ulaşması anlamına gelecek. Dergiye göre Kiev, bunu ateşkes için tek yol olarak kabul etse de, Ukraynalılar için ateşkesin sağlanacağının garantisi yok.
Putin, savaştan önce Batı’dan Ukrayna’nın tarafsız kalması, silahsızlandırılması ve NATO’ya katılmaması konusunda yazılı garantiler verilmesini istedi. NATO, doğu kanadına yani Rusya'ya doğru genişlemeyi durdurdu. Son günlerde Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy, barışın ve ateşkesin sağlanması için bazı adımlar attı. Zelenskiy yaptığı açıklamalarda, Ukrayna'nın askeri ittifaklar konusunda tarafsız kalmaya devam edeceğinin vurgularken, Rusya’nın talepleriyle ilgili çeşitli tavizler vermeye de açık olduğunu gösterdi. Nükleer silah edinmek gibi bir çabaları olmadığını belirten Zelenskiy, Ukrayna’da yaşayan Rusça konuşan kesimlerin rahatsız oldukları dil politikalarını değiştirmeye istekli olduğunu bile ifade etti. Geçtiğimiz hafta İstanbul'da yapılan doğrudan görüşmeler, ateşkes için bir nebze umut ışığı oldu.
Foreign Policy dergisi, Ukrayna'nın devlet olarak varlığını tehdit eden bir savaşın ortasında Devlet Başkanı Zelenskiy ve Ukraynalıların, Batı’nın savunma ittifakına (NATO) katılma hırslarından vazgeçmek zorunda kalacaklarını ve belki de bu hırsları gündemlerinden çıkarmaları gerektiğini sonunda anlamış gibi göründüklerini belirtti. Dergi, Rus yetkililerin İstanbul'da Ukraynalı mevkidaşlarıyla yüz yüze görüşmelere başladıklarında Ukraynalı yetkililerin artık NATO’nun bir parçası olmakla ilgilenmediklerini fark ettiklerini ve bu yüzden İstanbul görüşmelerini ‘anlamlı’ olarak nitelendirerek Rus ordusunun Ukrayna'daki askeri faaliyetlerini azaltacağı açıklamasında bulunduklarını ve Zelenskiy ile Putin'in başlangıçta beklenenden daha erken bir tarihte bir araya gelmelerine sıcak baktıklarını vurguladı.
Analistler, Rusya ile Ukrayna arasında gerçekleşen ve iki ülke arasında müzakere edilmiş bir çözüm için küçük de olsa bir umut ışığı yakan üst düzey görüşmelerdeki olumlu işaretlere rağmen, aralarındaki ihtilafın öncelikle askeri olarak çözüleceğini düşünüyorlar.
İngiltere merkezli Kraliyet Birleşik Hizmetler Enstitüsü'nden (Royal United Services Institute -RUSI) Gürcü araştırmacı Natia Seskuria, “Çatışmanın herhangi bir çözümünü, hatta ateşkesi tartışmak bile zor” yorumunda bulundu. Seskuria, yaptığı değerlendirmede, “Bu noktada Rusya, Ukrayna'daki nihai hedeflerine ulaşmaya çalışıyor. Ukraynalıları müzakere masasında şartlarını kabul etmeye zorlamayı başarırsa, istediğini elde edecek. Fakat bunu sağlayamazsa, savaş devam edecek” ifadelerini kullandı.
Rus uluslararası ilişkiler uzmanı İgor Subbotin, The Independent Arabia’ya yaptığı açıklamada, “Moskova'nın amacı artık güvenlik garantileri konusunda Batı ile diyalog kurmak değil” dedi.

Subbotin, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Ukrayna'da uzun soluklu bir askeri harekat yürütmenin önemli etkileri olsa da bu savaş Rusya için Putin'in,1990'lı yıllarda Sovyetler Birliği'nin çöküşünden bu yana var olan güç dengesini yeniden formüle etme konusunda tarihi bir rol oynamasına izin verebilecek bir dönüm noktası haline geldi. Batı da Rusya da Ukrayna'daki mevcut askeri adımların ana hedeflerinin, nüfuz alanlarındaki en büyük kazanımları belirlemek ve iki taraf arasındaki karşılıklı güvenlik konseptini yeniden formüle etmek olduğunu biliyorlar.”



Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
TT

Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü yaptığı açıklamada, Washington’un İran ile “ciddi bir anlaşma” yapması gerektiğini belirterek, Tahran’la yürütülen görüşmelerin iyi gittiğini söyledi.

Trump, Washington’da düzenlenen Barış Konseyi’nin ilk toplantısında, “Görüşmeler iyi. Yıllar içinde İran’la ciddi bir anlaşma yapmanın kolay olmadığı kanıtlandı. Ciddi bir anlaşma yapmalıyız; aksi takdirde sonuçları ağır olur” dedi.

ABD Başkanı, “İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek” ifadelerini kullandı.

Washington ile Tahran arasındaki kriz hassas bir dönemece girerken, üst düzey ulusal güvenlik yetkililerinin Trump’a, ABD ordusunun olası bir saldırı için “hazır” olduğunu bildirdiği aktarıldı. Cumartesi gününden itibaren uygulanabilecek muhtemel bir operasyon seçeneğinin masada olduğu, ancak nihai kararın Beyaz Saray’da siyasi ve askerî değerlendirmeye tabi tutulduğu belirtildi.

dfvgthy
İranlı askerlerin, Rus askerlerle birlikte Umman Denizi’nde gerçekleştirdiği askerî tatbikattan bir kare (EPA)

Amerikan televizyon ağlarının kaynaklarına göre son günlerde Ortadoğu’ya sevk edilen güçler – ek hava ve deniz unsurları dâhil – konuşlanmalarını tamamladı. Olası bir harekâtın zaman çizelgesinin hafta sonrasına da sarkabileceği ifade edildi.

Kaynaklar, İran’dan gelebilecek misillemelere karşı Savunma Bakanlığı’nın bazı personeli geçici olarak Avrupa’ya ya da ABD içine kaydırdığını belirtti. Bunun rutin bir önleyici tedbir olduğu ve saldırının kaçınılmaz olduğu anlamına gelmediği vurgulandı.

Angajman kuralları değişebilir

Bu gelişme, Trump açısından karmaşık bir denkleme işaret ediyor. Olası bir askerî darbe, bölgede angajman kurallarını değiştirebilir ve Tahran’ın müzakere pozisyonunu zayıflatabilir. Ancak aynı zamanda Körfez’den Doğu Akdeniz’e uzanabilecek geniş çaplı bir bölgesel tırmanma riskini de beraberinde getirebilir.

Öte yandan bekleme stratejisi, ABD iç kamuoyunda ya da Washington’un müttefikleri nezdinde geri adım olarak yorumlanabilir. Bu durum, askerî tehdidin inandırıcılığının test edildiği bir an olarak değerlendiriliyor.

CNN’e konuşan kaynaklar, ABD ordusunun hafta sonu itibarıyla İran’a yönelik bir saldırıya hazır olduğunu, ancak Trump’ın henüz nihai kararını vermediğini bildirdi.

hyjuıko
İran yönetimi karşıtı göstericiler, 17 Şubat 2026’da Cenevre’deki Birleşmiş Milletler Ofisi önünde pankart ve fotoğraflar taşıyor (AFP)

Kaynaklara göre Trump, özel görüşmelerde askerî müdahaleyi destekleyen ve karşı çıkan argümanları dinledi, danışmanları ve müttefiklerinin görüşlerini aldı. Bir kaynak, “Bu konu üzerinde uzun süre düşünüyor” dedi.

Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham ise televizyonda yaptığı açıklamada, İran’la ilgili kararın fiilen alındığını öne sürdü. Bölgeye yapılan büyük askerî yığınağa dikkat çeken Graham, savaş gemilerinin “bu mevsimde hava güzel olduğu için” bölgeye gelmediğini söyledi.

Daralan müzakere penceresi

Sahadaki gerilim tırmanırken diplomasi de temkinli adımlarla ilerliyor. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Cenevre’de yapılan dolaylı görüşmelerin ikinci turunda genel “yol gösterici ilkeler” üzerinde anlayış sağlandığını, ancak ihtilaflı başlıkların sürdüğünü açıkladı.

Bir ABD’li yetkili, Tahran’ın önümüzdeki iki hafta içinde yazılı bir teklif sunabileceğini belirterek “ilerleme sağlandı ancak pek çok ayrıntı hâlâ müzakere ediliyor” dedi.

Tahran, müzakerelerin yalnızca nükleer dosya ve yaptırımların kaldırılmasıyla sınırlı kalmasında ısrar ederken, Washington balistik füze programı ve İran’ın bölgesel müttefiklerine verdiği desteğin de gündeme alınmasını istiyor. Bu iki yaklaşım arasındaki siyasi mesafenin kısa sürede kapanması zor görünüyor.

İran Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Muhammad Eslami, “Nükleer endüstrinin temeli zenginleştirmedir” diyerek, hiçbir ülkenin İran’ı barışçıl teknoloji hakkından mahrum bırakamayacağını söyledi.

Bu açıklama, ABD’nin diplomasi başarısız olursa askerî seçeneğin masada olduğunu hatırlatmasının hemen ardından geldi.

Rus haber ajansı Interfax, Rus devlet nükleer şirketi Rosatom CEO’su Aleksey Likhachev’in, anlaşma sağlanması hâlinde İran’dan zenginleştirilmiş uranyumu kabul etmeye hazır olduklarını söylediğini aktardı.

Rusya Dışişleri Bakanlığı ise uranyumun İran’dan çıkarılması önerisinin hâlâ masada olduğunu, ancak nihai kararın Tahran’a ait olduğunu belirtti.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ülkesinin “ne pahasına olursa olsun Amerika’ya boyun eğmeyeceğini” söyledi. İran’ın savaş istemediğini, ancak “aşağılanmayı kabul etmeyeceğini” vurguladı.

Hürmüz mesajı

Tahran, askeri gücünü Hürmüz Boğazı’nda sergiledi. Bir askeri yetkili, boğazın “en kısa sürede kontrol altına alınabileceği ya da kapatılabileceği” uyarısında bulundu. İran Devrim Muhafızları “Hürmüz Boğazı’nda Akıllı Kontrol” adlı tatbikatını tamamladı.

Boğaz, küresel petrol ve doğalgaz ihracatının önemli bölümünün geçtiği stratejik bir hat olarak, İran’ın geleneksel caydırıcılık kartı olarak görülüyor.

Moskova’dan uyarı

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, İran’a saldırının “ateşle oynamak” olacağını belirterek siyasi yöntemlere öncelik verilmesi çağrısında bulundu. Kremlin, Tahran’la yapılan ortak deniz tatbikatlarının önceden planlandığını açıkladı.

İsrail’de yayımlanan Maariv gazetesi, Washington’un olası bir saldırıdan kısa süre önce Tel Aviv’i bilgilendireceğinin değerlendirildiğini yazdı.

Polonya Başbakanı Donald Tusk, vatandaşlarına İran’ı derhal terk etmeleri çağrısında bulundu ve çatışma ihtimalinin “oldukça gerçekçi” olduğunu söyledi.

Öte yandan Avrupa Birliği Konseyi, 29 Ocak’taki Dışişleri Konseyi toplantısında varılan mutabakatın ardından 19 Şubat’ta İran Devrim Muhafızları’nı resmen terör örgütleri listesine ekledi. Böylece kurum, AB’nin terörle mücadele yaptırımlarına tabi olacak.


Trump: Gazze’ye 10 milyar dolar yardımın önündeki tek engel Hamas

ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü Washington’da düzenlenen “Barış Konseyi” toplantısında imzalanan mutabakat zaptını elinde tutarken (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü Washington’da düzenlenen “Barış Konseyi” toplantısında imzalanan mutabakat zaptını elinde tutarken (AFP)
TT

Trump: Gazze’ye 10 milyar dolar yardımın önündeki tek engel Hamas

ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü Washington’da düzenlenen “Barış Konseyi” toplantısında imzalanan mutabakat zaptını elinde tutarken (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü Washington’da düzenlenen “Barış Konseyi” toplantısında imzalanan mutabakat zaptını elinde tutarken (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, ülkesinin Gazze için “Barış Konseyi”ne 10 milyar dolar sağlayacağını açıkladı ve bunu “savaş maliyetleriyle karşılaştırıldığında küçük bir rakam” olarak nitelendirdi. Trump, diğer üye ülkelerden gelen katkıların 7 milyar doları bulduğunu ve bağışların artmasının beklendiğini kaydetti.

Trump, “Barış Konseyi”nin açılışında yaptığı konuşmada, “Birlikte, yüzyıllar boyunca savaşın yıkımlarına maruz kalmış ve üç bin yıl süren katliamlarla boğulmuş bir bölgede kalıcı barış hayalini gerçekleştirebiliriz. Dünya, diğer çözülmemiş çatışmaların nasıl çözülebileceğini görmeli” dedi ve Birleşmiş Milletler’in çabalarını destekleyeceklerini vurguladı. Trump, Kazakistan, Azerbaycan, Birleşik Arap Emirlikleri, Fas, Bahreyn, Katar, Suudi Arabistan, Özbekistan ve Kuveyt gibi ülkelerin Gazze yardım paketine 7 milyar dolardan fazla katkıda bulunduğunu açıkladı.

Gazze’ye odaklanan Trump, ateşkesin tüm rehinelerin (canlı ve ölü) serbest bırakılmasıyla sonuçlandığını ve Hamas’ın söz verdiği gibi silahlarını teslim edeceğini söyledi, aksi hâlde “sert bir karşılık” verileceğini belirtti. Trump, “Şu anda dünya, önümüzdeki tek engel olan Hamas’ı bekliyor” dedi.

cfvdfv
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Devlet Bakanı Adil Cübeyr, Perşembe günü Washington’da düzenlenen “Barış Konseyi” toplantısında (AFP)

Trump, toplantıya katılan ülkelerin yalnızca maddi katkıda bulunmadığını, bazı ülkelerin ateşkesi korumak ve kalıcı barışı sağlamak için personel göndermeyi taahhüt ettiğini kaydetti. Ortadoğu’nun “üç bin yıl boyunca imkânsız görülen bir barış” gördüğünü ifade eden Trump, bunun İran’ın nükleer kapasitesinin B-2 bombardıman uçaklarıyla yok edilmesinden kaynaklandığını belirtti ve bunun bölgesel barışın anahtarı olduğunu söyledi.

Norveç ve FIFA İşbirliği

Trump, geleceğe dönük planları da açıkladı; Norveç’in konseye ev sahipliği yapacağı, FIFA’nın Gazze’de projeler (futbol sahaları dahil) için 75 milyar dolar toplama kampanyasına katılacağı ve Japonya’nın bağış toplama girişimlerinde yer alacağı belirtildi. İran’a “barış yoluna katılma” çağrısı yapan Trump, aksi hâlde “farklı bir yol”la karşılaşacağını vurguladı ve İran’ın nükleer silaha erişimini önleme konusundaki kararlılığını yineledi.

Trump, adını taşıyan Barış Enstitüsü’ne övgüde bulunarak, BM ile yakın koordinasyonu vurguladı ve konseyin bu çalışmaları güçlendireceğini ve performansı “denetleyeceğini” belirtti. “Barış savaştan çok daha ucuzdur” diyen Trump, konseyin “kararlı liderlikle imkânsızın mümkün hâle getirilebileceğini” gösterdiğini söyledi.

dsvfdv
Washington’da Perşembe günü gerçekleştirilen “Barış Konseyi” toplantısından genel bir görünüm (AFP)

Konuşmasında ekonomik başarıları, Wall Street’teki gelişmeleri ve ilk yılında sekiz savaşı sona erdiren kişisel diplomatik başarısını öne çıkaran Trump, ekibini – Başkan Yardımcısı J.D. Vance, Dışişleri Bakanı Marco Rubio, özel elçi Steve Witkoff, ve Jared Kushner dahil – “tüm zamanların en iyi ekibi” olarak nitelendirdi.

Trump, toplantıya katılan ülkelerin liderlerine teşekkür etti; Arnavutluk Başbakanı Edi Rama, Arjantin Cumhurbaşkanı Javier Milei, Macaristan Başbakanı Viktor Orban, Endonezya Cumhurbaşkanı Prabowo Subianto ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif’i örnek göstererek, Pakistan-Hindistan ve Ermenistan-Azerbaycan gibi çatışmaların çözümünde oynadığı rolü vurguladı. Arap ülkelerine de teşekkür etti.

Filistinli Katılım

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Gazze için “Barış Konseyi” dışında bir “alternatif plan” olmadığını belirtti. Konsey koordinatörü Nikolay Mladenov, Perşembe günü, Hamas’ın etkisinden bağımsız bir Filistin Ulusal Polisi oluşturmak üzere başvuruların açıldığını duyurdu. Mladenov, “Sadece ilk birkaç saatte bin kişi başvuruda bulundu” dedi.

fvgthyju
Endonezya Cumhurbaşkanı, Perşembe günü Washington’da düzenlenen Barış Konseyi toplantısında (AFP)

Filistin yönetiminin Gazze işlerini yönetecek teknik komitesinin başkanı Ali Şaas kısa bir konuşma yaptı; hükümetin Gazze’de istikrar sağlama yetkisine sahip olduğunu, ancak zorlu şartlarda çalıştığını belirtti. Şaas dört önceliği açıkladı: güvenliği sağlamak, iki ay içinde 5 bin askeri eğitip konuşlandırmak, onurlu iş imkânları yaratmak, insani yardımların devamını ve temel hizmetlerin yeniden sağlanmasını temin etmek.

Trump, Perşembe günü 47’den fazla ülke liderinin, başbakan, dışişleri bakanı ve BM, AB, Dünya Bankası temsilcilerinin katıldığı konseyin ilk kurucu toplantısını açtı. Konseyin tartışmaları, yıkıcı savaşın ardından Gazze’nin yeniden inşası ve istikrarın sağlanmasına odaklandı.

fdbghyju
Washington’da Perşembe günü gerçekleştirilen Barış Konseyi toplantısından bir kare (AFP)

Bu zirve, BM Güvenlik Konseyi’nin ABD destekli ateşkes planını kabul etmesinden yaklaşık üç ay sonra gerçekleşti. Plan, iki yıl süreyle konseyin silahsızlanma ve Gazze’nin yeniden inşasını denetlemesini öngörüyordu. Başlıca sorunlar, Hamas’ın silahsızlanması, İsrail’in Gazze’den çekilmesi, yeniden inşanın boyutu ve insani yardımların akışı. Ateşkes hâlen kırılgan; taraflar ihlal iddialarını sürdürüyor.

Hamas’ın silahı sorunu

Trump yönetimi, Hamas’ı silahsızlandırma konusunda resmi bir plan açıklamadı. Mısır, Katar ve Türkiye ile görüşmelerin sürdüğü belirtiliyor. İsrail, Hamas ve diğer Filistin grupları silahsızlanmayı kabul etmeden geniş çaplı yeniden inşaya izin vermeyeceğini açıkladı. BM’de ABD Daimi Temsilcisi Mike Waltz, Hamas’a iki seçenek sunduklarını söyledi: “Kolay ya da zor yoldan silahsızlanma”.

Hamas, İsrail’in olası misillemelerinden endişe ederek silah teslim etmeye hazır görünmüyor. Hareket, Gazze yönetimini yeniden üstlenmiş ve ABD destekli teknik komiteye yetki devretmeye hazır. Ancak İsrail, komitenin Gazze’ye girişine izin vermedi. İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu, “Hamas silahsızlanmadan yeniden inşa olmayacak” dedi.

Barış Gücü

Endonezya, yaklaşık 8 bin asker göndereceğini açıkladı. Arnavutluk, Fas ve Yunanistan’ın da Gazze’ye barış gücü olarak katılacağı belirtiliyor. Bu güç sınır konularını ele alacak, ancak Hamas’ın silahsızlanmasını denetleme yetkisine sahip olup olmayacakları belirsiz.

Gazze’deki Uluslararası İstikrar Gücü Komutanı General Jasper Gievers, beş ülkenin – Endonezya, Fas, Kazakistan, Kosova ve Arnavutluk – katılımını duyurdu. Ayrıca Mısır ve Ürdün polis eğitimine destek verecek. Endonezya, gücün yardımcı komutanlığı görevini üstlenecek.

Eleştiriler

Fransa Dışişleri Sözcüsü Pascal Confavreux, Avrupa Komisyonu’nun toplantıya katılımını sürpriz olarak nitelendirdi; Komisyon’un üye ülkeleri temsil yetkisi olmadığını vurguladı. Fransa, konseyin faaliyetlerini BM kararlarıyla uyumlu hâle getirmeden katılmayacağını belirtti.

Eleştiriler, konseyin BM’nin rolünü azaltabileceği ve ABD’nin alternatif bir yapı kurmak istediği endişelerinden kaynaklandı. Başkan Trump’ın geniş yetkileri – ömür boyu başkanlık, üye kabul ve fon kullanımı üzerinde tek yetki – eleştirildi.

Analistler, başarının mali taahhütlerle değil, üç temel zorluğun çözümüyle ölçüleceğini belirtiyor: Hamas’ın silahsızlanması, İsrail’in Trump planına göre çekilmesi ve uluslararası ve yerel meşruiyete sahip istikrar gücü oluşturma kapasitesi.


Eski Güney Kore Devlet Başkanı, sıkıyönetim ilan ettiği gerekçesiyle ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı

Eski Güney Kore Devlet Başkanı Yoon Suk Yeol (Reuters)
Eski Güney Kore Devlet Başkanı Yoon Suk Yeol (Reuters)
TT

Eski Güney Kore Devlet Başkanı, sıkıyönetim ilan ettiği gerekçesiyle ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı

Eski Güney Kore Devlet Başkanı Yoon Suk Yeol (Reuters)
Eski Güney Kore Devlet Başkanı Yoon Suk Yeol (Reuters)

Güney Kore’nin eski Devlet Başkanı Yoon Suk Yeol, 2024’ün sonlarında kısa süreli sıkıyönetim ilan etmesi nedeniyle bugün ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı.

Seul Merkez Bölge Mahkemesi yargıcı Ji Gwi-yeon, karar duruşmasında “İsyan suçundan Yoon’u ömür boyu hapis cezasına mahkûm ediyoruz” ifadesini kullandı.

Böylece eski muhafazakâr lider, savcılığın talep ettiği idam cezasından kurtulmuş oldu.

Yoon Suk Yeol, 3 Aralık 2024 akşamı yaptığı sürpriz konuşmada sıkıyönetim ilan etmiş ve orduya Ulusal Meclis’e girme talimatı vermişti. Ancak askerler tarafından kuşatılan binaya yeterli sayıda milletvekili girmeyi başarmış, yapılan oylamada bu güç kullanımına karşı karar alınmış ve dönemin devlet başkanı geri adım atmak zorunda kalmıştı.

Sivil yönetim fiilen yalnızca altı saatliğine askıya alınsa da, söz konusu girişim ülkede derin ve uzun süreli bir siyasi krize yol açmıştı.

Gözaltında yargılanan Yoon, bu eylemleri nedeniyle nisan ayında görevden alınmıştı.

Mahkemenin, eski Savunma Bakanı Kim Yong-hyun’u da mahkûm etmesinin ardından, Yoon ile birlikte yargılanan diğer sanıklar hakkında da kısa süre içinde karar vermesi bekleniyor.