Rus terazisinde Buça katliamı: Kasıtlı bir uydurma

Buşa’daki katliamın geride bıraktıklarından (AP)
Buşa’daki katliamın geride bıraktıklarından (AP)
TT

Rus terazisinde Buça katliamı: Kasıtlı bir uydurma

Buşa’daki katliamın geride bıraktıklarından (AP)
Buşa’daki katliamın geride bıraktıklarından (AP)

Sami Amare
Rusya’nın başkenti Moskova'daki tüm departmanlar ve kurumlar, Ukrayna'nın başkenti Kiev'in kuzeyinde yer alan küçük Buça kasabasında onlarca sivilin öldürüldüğü bir katliam yapan Rus güçlerine yöneltilen suçlamaları düşürmekle ilgileniyor.
Çeşitli Avrupa başkentlerinde yaptırımlar ve Rus diplomatların toplu olarak sınır dışı edilmesi kararı bir diğerini takip ederken, Moskova Batılı çevreleri suçlamaların doğru olmadığına ikna etmeye çalışıyor. Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Birleşmiş Miller Güvenlik Konseyi'ni (BMGK) bu sorunun çeşitli yönlerini tartışmak üzere acil toplantı düzenlemeye ikna etmek için iki başarısız girişimde bulundu. İki girişimin, bu ay oturuma başkanlık eden İngiliz delegenin reddiyle karşılaştığını söyledi.

Hayali bir saldırı
Lavrov, Rus güçlerinin Ukrayna'nın Buça kentinde sivilleri öldürdüğü yönündeki suçlamaları, ‘hayali bir saldırı’ olarak nitelendirdi. Birleşmiş Milletler (BM) İnsani İşlerden Sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı Martin Griffiths ile yaptığı görüşmede, “Planlar uyarınca Rus ordusunun ayrılmasından sonra Buça’da gerçekleşen bir başka hayali saldırıyla karşı karşıyayız. Ne yazık ki, insani meseleleri siyasallaştırma girişimleri ve hatta bunlar üzerine spekülasyonlar bitmiyor” sözlerini sarf etti. Ayrıca bu provokasyonları uluslararası barış ve güvenliğe doğrudan bir tehdit olarak gördüklerini belirterek, bu sebeple Güvenlik Konseyi'nden konuyla ilgili acil bir toplantı yapmasını talep ettiklerini dile getirdi. Ancak, bu talepleri sonuç vermedi.
Moskova, Buça öncesinde de bu tür suçlamalara maruz kalmıştı. Ukrayna ve Batılı müttefikleri, Rus güçlerinin ayrım gözetmeksizin sivilleri hedef aldığını iddia ettiler. ABD merkezli el-Hurra’nın aktardığına göre güney kıyı kenti Mariupol'daki bir doğum hastanesi, üstünde sadece çocukların barınabileceği yazılı olan bir tiyatro binası bombalandı. Rus kaynakları o sırada bunu yalanladı, sesli ve görüntülü olarak bu iddiayı çürüttü. Rusya tarafı, Batılı medya kaynaklarının ‘öldürüldüğünü ve yeni doğan bebeğinin Rus güçlerinin elinde olduğunu’ söylediği hamile kadının görüntüsünü yayınladı.
Rusya'da ‘savaşta olduğu gibi savaşta’ derler. Bu perspektiften bakıldığında, Batılı çevrelerin rakiplerini savaş alanının dışında ‘dize getirmek’ için tüm basın becerisini ve ustalığını devreye sokmaya çalıştığı görülüyor. Yaşanan son hadiseler medyada da bir savaşın sürüp gittiğini teyit ediyor.

Makul talepler
Moskova'dan gelen tablo, uluslararası haber ajansları ve Batı gazeteleri tarafından ele alındığı haliyle birbirine zıt görünümler arz ediyor. Rusya dışındaki izleyici ve gözlemci, resmi kendine eklemeler olmaksızın iletecek nesnel kaynaklara çok ihtiyaç duyuyor gibi görünüyor. Hiç kimse Rus tarafının sunduğu her şeyin yüzde yüz doğru olabileceğini söylemiyor. Ancak her iki tarafın ifadelerinde bir dereceye kadar nesnelliğin ve rasyonelliğin bulunması gerekir.
Batı'da hiç kimse Moskova'ya inanmıyor. Lideri Vladimir Putin'i bazen ‘katil’, bazen de ‘savaş suçlusu’ olmakla suçluyorlar. Sonra onunla oturuyor, tartışıyor ve sunduğu görüş ve vizyonun adil olduğuna kendilerince ikna olup ona karşı tavizler veriyorlar.
Moskova'daki gözlemciler soruyor: Putin, Ukrayna'nın tarafsızlığını, NATO'ya katılmamasını ve ülkesi için yeter derecede stratejik güvenliğin sağlanmasını talep etmiyor muydu? Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy'nin bugün kabul etmeye yakın göründüğü şey bu değil mi? Şayet Ukrayna sınırları dışında güç ve karar sahibi olanların baskılarından kurtulmanın yolunu bulabilseydi aslında çok daha önce kabul edilebilecek olan bu değil miydi?
Bu bağlamda Fransız düşünür Pierre Conesa’nın ortadan kaldırmak amacıyla bir düşmanın nasıl yaratıldığını irdelediği ‘Düşman Yaratmak’ isimli kitabında konu hakkındaki şu ifadelerine bir göz atalım:
“Düşmanı, yok etmek için hazırlamak istiyorsanız, onu şeytanlaştırmaya, ulusal güvenliğe tehdit olarak göstermeye çalışmalısınız. Ayrıca içeriyi, dışarıyı ve uygun söylemi hazırlamalısınız.” 

Rusya soruşturma istedi
Moskova, Ukrayna tarafıyla son görüşmelerde varılan uzlaşıya uygun olarak çekilmeden önce, Buça’daki ‘katliam’ veya ‘suç’ ile ilgili dosyaların ve özellikle de bu bölgeyle ilgili dosyanın açılmasından başka bir şey talep etmediğini söylüyor. Rusya Dışişleri Bakanı bunu talep ediyor ve soruşturuyor.
Rus resmi kaynakları, masumiyet kanıtı olarak sunacakları belgelerinin bulunduğunu söylüyor. Ayrıca tüm bu suçlamaların, sekiz yıldan fazla bir süredir Ukrayna makamlarının gözleri önünde gece gündüz açık bir şekilde faaliyet gösteren Nazi faşist gruplarının ‘ithamları’ olduğuna dair ellerinde kanıtların bulunduğunu ifade ediyor.
Sahneler gerçekten dehşet verici ve korkunç. Suçluların hızla cezalandırılması amacıyla acil bir soruşturmaya şiddetle ihtiyaç duyulduğu görülüyor. Gerek içeride gerekse dışarıda bu hususta herhangi bir anlaşmazlık yok. Moskova'nın talep ettiği şey de bu.
Rus yönetiminin üst düzey yetkililerinden pek çoğu bu bağlamda görüş bildirdi. Bunlar arasında, Ulusal Güvenlik Konseyi Başkan Yardımcısı ve eski Devlet Başkanı Dmitry Medvedev de yer alıyor. Medvedev, Ukrayna tarafını ve Batı propaganda mekanizmasını, ‘Rusya'yı mümkün olduğunca insanlıktan çıkarmaya ve onu itibarsızlaştırmaya’ çalışmakla suçladı. Rus karşıtlığıyla beslenen Ukrayna’nın büyük bir yalan ve sahtekarlık örneği ortaya koyduğunu ifade eden Medvedev, bu olgunun tarihte hiçbir zaman bulunmadığını ve halihazırda da olmadığını vurguladı.
Rusya Savunma Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, Buça’ya ilişkin fotoğraf ve videoların Batı medyası için özel olarak hazırlandığı belirtildi ve bu eylemlerin yeni bir provokasyondan başka bir şey olmadığı vurgulandı. Açıklamanın devamında, orayı kontrol eden Rus kuvvetlerin bölgedeki sakinlere kuzeye gitmek üzere ayrılmalarına izin verdikleri ve Rus silahlı güçlerinin şehri kontrol ettiği sırada yerel sakinlerin hiçbirinin herhangi bir şiddetten zarar görmediği ifade edildi. Ayrıca Rus kuvvetlerinin 30 Mart'ta Buça’dan ayrıldığı ve savaş suçu işlendiğine ilişkin delillerin bundan 4 gün sonra yayınlandığı teyit edildi.
Rus generallerinden biri, Rus güçlerinin şehri ‘barışçıl bir şekilde geri çekildiklerini’ sesli ve görüntülü belgelemeden terk etmekle yaptığı hataya dikkati çekti. Böylece bu güçlerin böylesine iğrenç bir suç işlemediklerine ilişkin reddedilemez bir kanıt oluşturulmuş olurdu. Russia 1 kanalında yayınlanan ‘60 Dakika’ programına katılan General, Rus askeri personellerinden bazısının geri çekilme sürecini tarih ve hafızanın yanında daha sonra herhangi bir soruşturma için kayda almış olmasını umduğunu dile getirdi.
Bu konuda Moskova'nın üst düzey yetkilileri tarafından yapılan açıklamaları takip etmeye devam ediyoruz. Aralarında ‘Telegram’ üzerinden şu sözleri sarf eden Rusya Meclisi Duma Başkanı Vyacheslav Volodin de var:
“Buça'daki durum, Rusya'yı itibarsızlaştırmak ve yaptırımları haklı çıkarmak adına başvurulan provokasyondan ibarettir. NATO ülkelerinin ne olduğuna dair gerçek bir soruşturmaya ihtiyacı yok. Burada tek bir hedef var: Ukrayna'daki durumu kötüleştirmek, Rusya'yı itibarsızlaştırmak, yaptırımları, silah tedarikini ve diğer dostça olmayan eylemleri haklı çıkarmak.”
Rusya'nın Birleşmiş Milletler (BM) Daimî Temsilcisi Vasily Nebenzia, İngiltere'nin Rusya'nın Buça’daki olaylarla ilgili toplantı talebini reddetmesi üzerine acil bir basın toplantısı düzenledi. TASS’ın aktardığına göre bu toplantıdaki diplomatlar, sokaklarda ceset olmadığını doğrulamak üzere Rus ordusunun şehirden ayrılırken çektikleri videoları ve fotoğrafları gösterdiler. Çekilen fotoğraflarda Ukrayna askerlerinin ve şehrin belediye başkanının moralleri yüksek görünüyor.
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia kaynaklı haberine göre, Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy’e gelince, olanları kınamakta ve kötülemekte gecikmedi. Rus tarafıyla her türlü görüşmeyi reddettiğini vurgulayarak, böyle insanlarla görüşmenin bir işe yaramayacağını söyledi. Ancak bugün en zor şeyin konuşmak olduğunu ifade ederek, Moskova ile yeniden başlama gerekliliğinden söz etti. Zelenskiy, mevcut durumdan bir çıkış yolu arama ihtiyacına işaret ederek, Ukrayna'nın bu görüşmelerde daha güçlü ve daha iyi bir konuma sahip olacağı umudunu dile getirdi. Bunun da ancak güçlü silahlar ve toplumun birleşmesi ile temin edilebileceğini vurgulayarak sözlerine şöyle devam etti:
“Adımları dikkatle atmalısınız, yoksa bir çıkış yolum olmadığından dolayı değil. Ben kararlarımı tam bir sakinlikle almaya çalışırım. Her halükârda bir müzakere söz konusu olacak ve tek soru, müzakere masasında ne kadar güçlü olduğunuzdur.”
Geriye, tüm dünyanın konuştuğu şeyin ne olduğuna işaret etmek kalıyor. Gözlemcilerin büyük çoğunluğunun tahminlerine göre Zelenskiy ve ülkesi iki arada bir derede kaldı. Görünen o ki her iki durumda da develerin olmadığı bir savaşta daha çok günah keçisi gibi görünüyorlar. Mevcut ve ertelenen savaş, önce Rusya'yı, sonra Çin'i hedef alıyor. İki ülkenin fark ettiği ve rakiplerinin de hedeflediği şey budur.
*Independent Arabia’da yer alan bu makalenin çevirisi Şarku’l Avsat’a aittir.



Melania Trump, en sevilen First Lady'ler listesinde sondan ikinci çıktı

YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
TT

Melania Trump, en sevilen First Lady'ler listesinde sondan ikinci çıktı

YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)

Yeni bir ankete göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci First Lady'si seçildi ancak en sevilmeyen First Lady unvanını Trump'ın rakibi Hillary Clinton aldı.

YouGov'a göre bu ay 2 bin 255 ABD vatandaşından son 11 First Lady'yi "Mükemmel"den "Kötü"ye uzanan bir ölçekte sıralamaları istendi.

Yüzde 36'sı Melania'yı "kötü", yüzde 10'u da "ortalama altı" olarak değerlendirdi. Ankete katılanların yaklaşık yüzde 18'i Melania'yı "mükemmel", yüzde 12'si de "ortalama üstü" notu verdi. Böylece net onay oranı -16 çıktı.

Melania'dan daha düşük sırada yer alan tek First Lady, 2016 başkanlık seçimini Donald Trump'a kaybeden Hillary Clinton'dı. Ankete katılanların yüzde 33'ü onu "kötü", yüzde 11'i de "ortalama altı" diye değerlendirdi ve net onay oranı -17 oldu.

Öte yandan en popüler First Lady'ler sırasıyla +56, +32 ve +25 net puanla Jackie Kennedy, Rosalynn Carter ve Nancy Reagan'dı.

Michelle Obama da katılımcılar arasında favori olarak öne çıktı; yüzde 33'ü onu "mükemmel", yüzde 12'si ise "ortalama üstü" olarak değerlendirdi ve bu da ona +21 net onay puanı kazandırdı. Yaklaşık yüzde 22'si onu "kötü" buldu.

Ortalama olarak son 11 First Lady'nin çoğu, eşlerinden daha yüksek net puanlar aldı.

Hillary Clinton, -3 net puanlı eşinden önemli ölçüde daha düşük olan tek First Lady'ydi.

Birçok başkan ve First Lady benzer puanlar aldı; Jacqueline Kennedy Onassis ve John F. Kennedy (+56'ya karşı +61), Nancy ve Ronald Reagan (+25'e karşı +22), Michelle ve Barack Obama (+21'e karşı +15) bunlardan bazıları.

Melania ve Donald Trump da benzer ancak olumsuz puanlar aldı (-16'ya karşı -20).

Anket ayrıca, katılımcıların yüzde 48'inin Donald Trump'ı "kötü" bulduğunu, yüzde 6'sının ise "ortalama altı" olarak değerlendirdiğini ortaya koydu. Trump, YouGov'un katılımcılara sorduğu 20 başkan arasında en düşük puanı aldı. Katılımcıların yaklaşık yüzde 19'u 45 ve 47. başkanı "olağanüstü" olarak değerlendirdi.

Trump'tan sonra, selefi Joe Biden, katılımcıların yüzde 38'inin "kötü", yüzde 12'sinin ise "ortalama altı" şeklinde değerlendirdiği en az popüler eski başkan oldu. Sadece yüzde 7'si Biden'ı "mükemmel" olarak değerlendirdi.

Ankete göre, "First Lady'ler hakkındaki genel görüşler, eşleri hakkındaki görüşlere benzer şekilde siyasi olarak kutuplaşmış durumda".

Anket, tartışmalı belgeseli Melania'nın gösterime girmesiyle birlikte Melania Trump hakkında kamuoyunun ne düşündüğüne dair fikir veriyor. Belgeselin ilk hafta sonu 7 milyon dolar kazandığı bildirilse de bilet satışları ikinci haftada düşerek sadece 2,4 milyon dolar getirdi.

Amazon, belgeselin haklarını satın almak için 40 milyon, tanıtımı içinse 35 milyon dolar daha harcamıştı.

Independent Türkçe


Ortadoğu diken üstünde: “Irak işgalinden bu yana en büyük hava gücü toplandı”

ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
TT

Ortadoğu diken üstünde: “Irak işgalinden bu yana en büyük hava gücü toplandı”

ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, Ortadoğu'daki askeri yığınağını artırarak İran'a saldırı hazırlığı yapıyor.

Kimliklerinin paylaşılmaması şartıyla CNN'e konuşan yetkililer, ordunun İran'a bu hafta sonu saldırı düzenlemeye hazır olduğunu ancak Trump'ın henüz son kararını vermediğini söylüyor.

Üst düzey güvenlik yetkililerinin çarşamba günü Beyaz Saray'da İran'daki durumla ilgili toplantı düzenlediği aktarılıyor. Trump'ın özel temsilcisi Steve Witkoff ve damadı Jared Kushner da İran'la müzakereler hakkında Cumhuriyetçi lideri bilgilendirmiş.  

Wall Street Journal (WSJ), Amerikan ordusunun 2003 Irak işgalinden bu yana Ortadoğu'daki en büyük hava gücünü topladığını yazıyor.

Son teknoloji F-35 ve F-22 jet avcı uçaklarının bölgeye yönlendirildiği, büyük hava harekatlarını koordine etmek için hayati önem taşıyan komuta ve kontrol uçaklarının da yola çıktığı aktarılıyor.

ABD ordusu, USS Abraham Lincoln'ın ardından, Venezuela'daki operasyon öncesinde Karayipler'e gönderilen dünyanın en büyük uçak gemisi USS Gerald Ford'u da Ortadoğu'ya yönlendirmişti. Bu gemide de çok sayıda saldırı ve elektronik harp uçağı olduğu ifade ediliyor.

Yetkililer, askeri harekat halinde iki seçeneğin masada olduğunu belirtiyor. ABD ordusu, Tahran yönetimini devirmek amacıyla çok sayıda İranlı siyasi ve askeri lideri hedef alabilir. Bunun yerine nükleer ve balistik füze tesislerinin vurulacağı hava saldırıları da düzenlenebilir. Her iki seçenek de potansiyel olarak haftalarca sürecek bir operasyon anlamına geliyor.

Analizde, geçen yıl haziranda İsrail'le yaşanan çatışmalar nedeniyle İran'ın hava savunma sisteminin ağır hasar aldığı savunuluyor. Buna rağmen Tahran yönetiminin, Hürmüz Boğazını kapatma ve çeşitli menzile sahip füzelerle misilleme yapma ihtimali olduğu vurgulanıyor.

ABD ve İsrail, İran'ın uranyum zenginleştirerek nükleer silah geliştirmeyi planladığını savunurken Tahran yönetimi bunu defalarca reddetmişti.

ABD ve İran arasında Umman'da 6 Şubat'ta başlayan müzakerelerde henüz somut bir sonuca varılamadı. Trump, İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini tamamen durdurmasını isterken, Tahran ise zenginleştirme seviyelerinin değiştirilebileceğini fakat programın durdurulmayacağını belirtiyor.

Diğer yandan İsrail, İran'ın balistik füze programının ve bölgedeki örgütlere verdiği desteğin sonlanmasını da istiyor. Washington-Tahran müzakerelerinin şimdilik nükleer programa odaklandığı ifade ediliyor. WSJ'ye konuşan yetkililer, İran'ın Trump görevden gidene dek uranyum zenginleştirme programını askıya alabileceğini söylüyor.  

Independent Türkçe, Wall Street Journal, CNN


Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
TT

Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü yaptığı açıklamada, Washington’un İran ile “ciddi bir anlaşma” yapması gerektiğini belirterek, Tahran’la yürütülen görüşmelerin iyi gittiğini söyledi.

Trump, Washington’da düzenlenen Barış Konseyi’nin ilk toplantısında, “Görüşmeler iyi. Yıllar içinde İran’la ciddi bir anlaşma yapmanın kolay olmadığı kanıtlandı. Ciddi bir anlaşma yapmalıyız; aksi takdirde sonuçları ağır olur” dedi.

ABD Başkanı, “İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek” ifadelerini kullandı.

Washington ile Tahran arasındaki kriz hassas bir dönemece girerken, üst düzey ulusal güvenlik yetkililerinin Trump’a, ABD ordusunun olası bir saldırı için “hazır” olduğunu bildirdiği aktarıldı. Cumartesi gününden itibaren uygulanabilecek muhtemel bir operasyon seçeneğinin masada olduğu, ancak nihai kararın Beyaz Saray’da siyasi ve askerî değerlendirmeye tabi tutulduğu belirtildi.

dfvgthy
İranlı askerlerin, Rus askerlerle birlikte Umman Denizi’nde gerçekleştirdiği askerî tatbikattan bir kare (EPA)

Amerikan televizyon ağlarının kaynaklarına göre son günlerde Ortadoğu’ya sevk edilen güçler – ek hava ve deniz unsurları dâhil – konuşlanmalarını tamamladı. Olası bir harekâtın zaman çizelgesinin hafta sonrasına da sarkabileceği ifade edildi.

Kaynaklar, İran’dan gelebilecek misillemelere karşı Savunma Bakanlığı’nın bazı personeli geçici olarak Avrupa’ya ya da ABD içine kaydırdığını belirtti. Bunun rutin bir önleyici tedbir olduğu ve saldırının kaçınılmaz olduğu anlamına gelmediği vurgulandı.

Angajman kuralları değişebilir

Bu gelişme, Trump açısından karmaşık bir denkleme işaret ediyor. Olası bir askerî darbe, bölgede angajman kurallarını değiştirebilir ve Tahran’ın müzakere pozisyonunu zayıflatabilir. Ancak aynı zamanda Körfez’den Doğu Akdeniz’e uzanabilecek geniş çaplı bir bölgesel tırmanma riskini de beraberinde getirebilir.

Öte yandan bekleme stratejisi, ABD iç kamuoyunda ya da Washington’un müttefikleri nezdinde geri adım olarak yorumlanabilir. Bu durum, askerî tehdidin inandırıcılığının test edildiği bir an olarak değerlendiriliyor.

CNN’e konuşan kaynaklar, ABD ordusunun hafta sonu itibarıyla İran’a yönelik bir saldırıya hazır olduğunu, ancak Trump’ın henüz nihai kararını vermediğini bildirdi.

hyjuıko
İran yönetimi karşıtı göstericiler, 17 Şubat 2026’da Cenevre’deki Birleşmiş Milletler Ofisi önünde pankart ve fotoğraflar taşıyor (AFP)

Kaynaklara göre Trump, özel görüşmelerde askerî müdahaleyi destekleyen ve karşı çıkan argümanları dinledi, danışmanları ve müttefiklerinin görüşlerini aldı. Bir kaynak, “Bu konu üzerinde uzun süre düşünüyor” dedi.

Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham ise televizyonda yaptığı açıklamada, İran’la ilgili kararın fiilen alındığını öne sürdü. Bölgeye yapılan büyük askerî yığınağa dikkat çeken Graham, savaş gemilerinin “bu mevsimde hava güzel olduğu için” bölgeye gelmediğini söyledi.

Daralan müzakere penceresi

Sahadaki gerilim tırmanırken diplomasi de temkinli adımlarla ilerliyor. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Cenevre’de yapılan dolaylı görüşmelerin ikinci turunda genel “yol gösterici ilkeler” üzerinde anlayış sağlandığını, ancak ihtilaflı başlıkların sürdüğünü açıkladı.

Bir ABD’li yetkili, Tahran’ın önümüzdeki iki hafta içinde yazılı bir teklif sunabileceğini belirterek “ilerleme sağlandı ancak pek çok ayrıntı hâlâ müzakere ediliyor” dedi.

Tahran, müzakerelerin yalnızca nükleer dosya ve yaptırımların kaldırılmasıyla sınırlı kalmasında ısrar ederken, Washington balistik füze programı ve İran’ın bölgesel müttefiklerine verdiği desteğin de gündeme alınmasını istiyor. Bu iki yaklaşım arasındaki siyasi mesafenin kısa sürede kapanması zor görünüyor.

İran Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Muhammad Eslami, “Nükleer endüstrinin temeli zenginleştirmedir” diyerek, hiçbir ülkenin İran’ı barışçıl teknoloji hakkından mahrum bırakamayacağını söyledi.

Bu açıklama, ABD’nin diplomasi başarısız olursa askerî seçeneğin masada olduğunu hatırlatmasının hemen ardından geldi.

Rus haber ajansı Interfax, Rus devlet nükleer şirketi Rosatom CEO’su Aleksey Likhachev’in, anlaşma sağlanması hâlinde İran’dan zenginleştirilmiş uranyumu kabul etmeye hazır olduklarını söylediğini aktardı.

Rusya Dışişleri Bakanlığı ise uranyumun İran’dan çıkarılması önerisinin hâlâ masada olduğunu, ancak nihai kararın Tahran’a ait olduğunu belirtti.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ülkesinin “ne pahasına olursa olsun Amerika’ya boyun eğmeyeceğini” söyledi. İran’ın savaş istemediğini, ancak “aşağılanmayı kabul etmeyeceğini” vurguladı.

Hürmüz mesajı

Tahran, askeri gücünü Hürmüz Boğazı’nda sergiledi. Bir askeri yetkili, boğazın “en kısa sürede kontrol altına alınabileceği ya da kapatılabileceği” uyarısında bulundu. İran Devrim Muhafızları “Hürmüz Boğazı’nda Akıllı Kontrol” adlı tatbikatını tamamladı.

Boğaz, küresel petrol ve doğalgaz ihracatının önemli bölümünün geçtiği stratejik bir hat olarak, İran’ın geleneksel caydırıcılık kartı olarak görülüyor.

Moskova’dan uyarı

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, İran’a saldırının “ateşle oynamak” olacağını belirterek siyasi yöntemlere öncelik verilmesi çağrısında bulundu. Kremlin, Tahran’la yapılan ortak deniz tatbikatlarının önceden planlandığını açıkladı.

İsrail’de yayımlanan Maariv gazetesi, Washington’un olası bir saldırıdan kısa süre önce Tel Aviv’i bilgilendireceğinin değerlendirildiğini yazdı.

Polonya Başbakanı Donald Tusk, vatandaşlarına İran’ı derhal terk etmeleri çağrısında bulundu ve çatışma ihtimalinin “oldukça gerçekçi” olduğunu söyledi.

Öte yandan Avrupa Birliği Konseyi, 29 Ocak’taki Dışişleri Konseyi toplantısında varılan mutabakatın ardından 19 Şubat’ta İran Devrim Muhafızları’nı resmen terör örgütleri listesine ekledi. Böylece kurum, AB’nin terörle mücadele yaptırımlarına tabi olacak.