Birleşik Krallık’ın Sana Büyükelçisi Richard Oppenheim, Şarku'l Avsat'a konuştu:Ateşkesin başarısı gözlemcilerin değil, Yemenli tarafların elinde

Birleşik Krallık’ın Sana Büyükelçisi Richard Oppenheim. (Fotoğraf: Mişal el-Kadir)
Birleşik Krallık’ın Sana Büyükelçisi Richard Oppenheim. (Fotoğraf: Mişal el-Kadir)
TT

Birleşik Krallık’ın Sana Büyükelçisi Richard Oppenheim, Şarku'l Avsat'a konuştu:Ateşkesin başarısı gözlemcilerin değil, Yemenli tarafların elinde

Birleşik Krallık’ın Sana Büyükelçisi Richard Oppenheim. (Fotoğraf: Mişal el-Kadir)
Birleşik Krallık’ın Sana Büyükelçisi Richard Oppenheim. (Fotoğraf: Mişal el-Kadir)

Yemen’de krizin çözülmesine yönelik çabalar sürüyor. Ülkede önümüzdeki yaz barışın sağlanması yönünde Birleşmiş Milletler (BM) himayesinde ciddi müzakerelerin yürütüleceği tahmininde bulunan Birleşik Krallık’ın Sana Büyükelçisi Richard Oppenheim, BM Özel Temsilcisi’nin uluslararası toplumun da desteğiyle bu müzakereler için yazılı bir çerçeve hazırlayacağını belirtti. Şarku'l Avsat'a konuşan Oppenheim, Körfez İşbirliği Konseyi'nin (KİK) Riyad'daki merkezinde düzenlenen ve bugün sona eren istişarelerin sonuçlarına dikkat çekerek gelecekte, BM Yemen Özel Temsilcisi’nin himayesindegerçekleşebilecek görüşmelerde istifade edilebileceğini vurguladı.  
İlan edilen ateşkesin kırılgan olduğunu söyleyen Oppenheim, taraflardan istikrar yönünde ileriye doğru adımlar atmalarını istedi. Aynı zamanda ateşkesin başarısının gözlemcilerin değil, Yemenli tarafların elinde olduğunun altını çizdi. Richard Oppenheim ayrıca ülkesinin Yemen meselesine çözüm getirecek her türlü diyalouu desteklediğini belirtti.   
Suudi Arabistan ile Husiler arasında varılacak herhangi bir anlaşmanın nihai bir siyasi çözümün temelini teşkil edeceğini kaydeden Büyükelçi, gelecekte yine KİK’in himayesinde, Husilerin de katılımıyla istişarelerin gerçekleşebileceğine dikkat çekti.
Birleşik Krallık’ın Sana Büyükelçisi Richard Oppenheim Yemen'deki sıkıntılı ekonomik durumdan müzakere sürecine, ateşkesin sağlanmasında Suudi Arabistan ile Umman'ın rolünden uluslararası arenada gösterilen çabalara kadar birçok başlıkta Şarku’l Avsat’ın sorularını yanıtladı:

-Yemenliler arasındaki istişarelerin ilk gününde siz de vardınız. Bu istişarelerin önemi nedir?
Öncelikle herkese hayırlı Ramazanlar dilerim. Ben bu istişarelerin Yemen'in karşılaştığı sıkıntılar ve çözümleri hakkında siyasi, ekonomi ve güvenlik ekseninde konuşmaları için tüm Yemenlilere iyi bir fırsat teşkil ettiğine inanıyorum. Şu ana kadar neticelerinden haberdar olmadık. Fakat bu istişarelerin iyi ve olumlu bir atmosferde gerçekleştiğini biliyoruz. Bu girişim için KİK’e teşekkürlerimizi sunuyor, ateşkes ilanının istişareler için olumlu olduğunu düşünüyoruz.

-Son iki gündür Yemen Başbakanı ve Dışişleri Bakanı ile görüşüyorsunuz. Bu görüşmelerde söz konusu istişarelerin sonuçlarına da değindiniz mi?
Bu istişareler, Yemen hükümeti ve ülkedeki birçok (elbette hepsi değil) taraf için çeşitli alanlarda karşılaşılan sıkıntıları tartışmaları yönünde bir fırsat teşkil ediyor. Böylece Yemen içerisinden olması şartıyla çözüm fikirleri sunulabilir. Bu fikirlerden BM Yemen Özel Temsilcisi’nin himayesinde gelecekte gerçekleşebilecek görüşmelerde istifade edilebilir.

-Ateşkes ilanı Yemenliler için sevindirici bir haberdi. Bu sürecin önemini siz nasıl değerlendiriyorsunuz?
Ateşkes, taraflar için gerçek bir fırsat ve hassas bir gelişme. Ateşkesin devamı ve üzerinde mutabık kalınanların uluslararası toplumun desteğiyle uygulanmasının sorumluluğu ise tarafların elinde. Bizim açımızdan konuşmak gerekirse Başbakan ve Dışişleri Bakanı da bu gelişmeyi memnuniyetle karşıladı. Yemen halkının çıkarına olan her şeyi önemsiyoruz.

-Bazıları bunu denetleyecek mekanizmalar ve denetleyiciler olmadan nasıl ateşkes ilan edildiğini ve bu yönde nasıl başarılı olunacağını merak ediyor. Bu konudaki görüşlerininz nedir?
Bir sonraki aşamanın gözlem için fırsat teşkil edeceğini düşünüyorum. Ancak öncesinde tüm taraflarla kademeli olarak ileriye doğru adımlar atılmalı ve aralarında güven tesis edilmeli. İzleme uzun vadeli herhangi bir ateşkeste olması gereken bir başlıktır. Fakat en nihayetinde ateşkesin başarısı gözlemcilerin değil, Yemenli tarafların elinde.

-Son varılan ateşkeste Suudi Arabistan ve Umman’ın önemli rolleri vardı. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Bizce bu harikulade bir gelişme. Suudiler ve Ummanlıların birlikte çalıştığını biliyoruz. Bu iş birliğinin bir sonraki aşamada da devam etmesi beklentisindeyiz. Zira artık teyit edilmesi gereken, kırılgan bir ateşkese sahibiz.

-Bunun yanısıra esir takası, geçişlerin açılması, Sana Havalimanı ve petrol türevleri hususlarında anlaşmalar da duyuruldu. Peki, siz tüm bu taahhütlerin uygulanması konusunda iyimser misiniz?
Bu anlaşmanın hayata geçirileceğini umut ediyoruz. Beklentimiz bu yönde. Esir takası olumlu bir adımdır. Taraflar arasında güvenin oluşmasını sağlar. Özel Temsilcilik Ofisi bu yönde yoğun çalışmalar yürütüyor. Tarafların da bu takas üzerine çalışmaları önemlidir.

-BM Temsilcisi bugün taraflarla başladığı görüşmelerin mayıs ayına kadar süreceğini duyurdu. Sizce Riyad'daki Yemen istişareleri ve ateşkes ilanının ardından Yemen'de kapsamlı bir siyasi sürecin başlamasına tanık olabilir miyiz?
Yemenli taraflar arasında görüşmenin her an gerçekleşebileceği düşüncesindeyim. Müzakerelerin BM himayesinde düzenlendiğini görebiliyoruz. Fakat BM Temsilcisi’nin taraflar ile görüşmesi için önvelikle zamana ihtiyacı var. Bu süreç sona erdiğinde temsilcilik uluslararası toplumun da desteğiyle, tüm taraflarla birlikte yazılı bir çerçeve oluşturacak. Ardından yaz aylarında Özel Temsilci’nin himayesinde ciddi siyasi müzakerelere şahit olabiliriz.

-Şimdiye kadar Suudi Arabistan müzakere konusunda ısrar ederken Husiler ise meşru yönetimi görmezden geliyor. Bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Yemen sorununa çözüm getirecek her türlü diyalogu teşvik ediyoruz. Bu yönde Suudi Arabistan’ın her türden rolünün arkasındayız. Bence bu çok önemli. Suudi Arabistan ile Husiler arasındaki anlaşma, nihai siyasi çözümün temelini teşkil edebilir. Husiler, KİK’in himayesinde düzenlenen istişarelere katılabilir. Bu fırsatı değerlendirmek onların elinde. Gelecekte bölgede ya da başka herhangi bir yerde KİK’in veya şu an Sana’yı seyahat etme fırsatına sahip BM Özel Temsilcisi’nin himayesinde çeşitli fırsatlar olacak. Husiler de siyasi müzakerelerin bir parçası olmalı. Zira Yemen siyasi sahnesinde önemli bir yer teşkil ediyorlar.

-Husiler, BM Özel Temsilcisi’nin Sana’ya girişine onay verdi mi?
Beklentim bu yönde. Bunun önemli olduğunu düşünüyorum. Temsilci, çözümün bir parçasıdır ve önemli bir siyasi taraf olan Husilerle doğrudan konuşmalıdır.

-Peki, Yemen'deki sıkıntılı ekonomik durumu nasıl görüyorsunuz? Durumu iyileştirme, para biriminin çöküşünü durdurma yönündeki mevcut çabalar neler?
Yemen savaşın başlamasından bu yana ekonomik açıdan oldukça kötü bir durumda. Uluslararası toplum Yemen'i ekonomik açıdan desteklemeli. Bu konuda tarihi bir role sahip olan KİK’in yapabileceklerini kısa süre içerisinde göreceğiz.

-Husiler aslında Yemen halkının bir parçası ancak İran'a alet oluyorlar. Sizce İran nüfuzundan ayrılıp Yemen dokusuna dönebilirler mi?
İran ile Husiler arasındaki ilişkileri biliyoruz. Husi grubunun geleceğinin İranlıların değil, kendi ellerinde olacağı günlerin geleceği beklentisindeyim. Bunu gelecekte Husilerin ve İran'ın davranışlarından göreceğiz. İran hükümetinin taraflar arasındaki bu anlaşmayı olumlu karşılamasından memnunum. Bu iyi bir gelişmedir. Ancak anlaşmanın uygulandığını görmeliyiz.

-Uluslararası toplum, Yemenliler siyasi bir anlaşmaya vardığı taktirde yeni bir karar çıkarmaya hazır mı? Tarafları barışa yöneltecek bu gibi bir karara bugün gerek görüyor musunuz?
Uluslararası toplumun ve tarafların güvenini kazanan, uluslararası toplumu temsil eden BM Özel Temsilcisi’nin yürüttüğü çabaların desteklenmesi gerektiğine inanıyorum. Kendisini, ofisini ve Yemen'de barışı sağlama çabalarını desteklememiz önemli. Bence bu, barışa doğru ilerleme yönünde nadir bulunan gerçek bir fırsat. BM Özel Temsilcisi’nin himayesinde, adım adım çalışmalıyız.



Fransa aşırı sağı ile Mbappe arasında gerilim yükseliyor

Jordan Bardella (Reuters)
Jordan Bardella (Reuters)
TT

Fransa aşırı sağı ile Mbappe arasında gerilim yükseliyor

Jordan Bardella (Reuters)
Jordan Bardella (Reuters)

Kylian Mbappé ile Jordan Bardella arasında, Fransa’da aşırı sağın yükselişi konusunda yaşanan kamuoyu tartışması yeniden gündeme geldi.

Fransız futbolunun yıldız isimlerinden Mbappe ile aşırı sağ siyasetin yükselen figürü Bardella arasındaki görüş ayrılığı, gelecek yıl yapılması planlanan cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Ulusal Birlik partisinin iktidara gelme ihtimali etrafında şekilleniyor.

İki genç Fransız figür arasındaki bu anlaşmazlık, Fransa’nın kimliği ve geleceği üzerine ülke genelinde süren daha geniş çaplı tartışmanın da küçük bir yansıması olarak değerlendiriliyor. Göçmen karşıtı söylemleriyle öne çıkan Ulusal Birlik Partisi’nin adayı, seçim atmosferinde dikkat çeken isimlerden biri konumunda bulunuyor.

Real Madrid forması giyen forvet oyuncusu Mbappe (27) ile Ulusal Birlik Partisi lideri Bardella (30) arasında yalnızca üç yaş farkı bulunsa da siyasi görüşleri birbirinden oldukça uzak görünüyor.

Bardella, geçmişte dışlanan aşırı sağ çizginin günümüzdeki temsilcilerinden biri olarak görülüyor. Parti, sınır kontrollerinin sıkılaştırılması ve sosyal yardım sisteminin Fransız vatandaşlarına öncelik verecek şekilde yeniden düzenlenmesi vaatleriyle önemli ölçüde destek kazanmış durumda.

Salı günü yayımlanan Vanity Fair dergisine verdiği röportajda Mbappe, Ulusal Birlik Partisi’nin 2027’de iktidara gelme ihtimali konusunda endişelerini dile getirdi.

dfvfvfd
Kylian Mbappe (Reuters)

Derginin aktardığına göre Mbappe, “İnsanlar bazen para ve şöhrete sahip olduğumuz için bu sorunların bizi etkilemediğini düşünüyor. Ancak bu beni etkiliyor. Çünkü onların iktidara gelmesinin ülkem açısından ne anlama geldiğini ve bunun doğurabileceği sonuçları biliyorum” ifadelerini kullandı.

Mbappe’nin sözcüsü henüz konuya ilişkin yorum talebine yanıt vermedi. Fransız futbolcu daha önce de Ulusal Birlik Partisi’nin UEFA Euro 2024 sırasında yükselişini “felaket” olarak nitelendirmişti.

Düşünce kuruluşu Le Millénaire’den William Thay ise Bardella’nın verdiği yanıtın siyasi açıdan akıllıca olduğunu söyledi. Thay’e göre Mbappe’nin Paris Saint-Germain takımından ayrılmasının ardından Fransa’daki popülaritesi geriledi. Ayrıca bazı kesimler futbolcuyu kibirli bulurken, Real Madrid performansının beklentilerin altında kaldığı değerlendiriliyor.


Avrupa Ticaret Odası: Suudi Arabistan küresel enerji akışını güvence altına aldı

Yanbu Endüstri Limanı (SPA)
Yanbu Endüstri Limanı (SPA)
TT

Avrupa Ticaret Odası: Suudi Arabistan küresel enerji akışını güvence altına aldı

Yanbu Endüstri Limanı (SPA)
Yanbu Endüstri Limanı (SPA)

Avrupa Ticaret Odası’nın Suudi Arabistan’daki Başkanı Kristijonas Gidevillas’a göre uluslararası deniz taşımacılığının dalgalandığı bir dönemde Suudi Arabistan’ın Kızıldeniz üzerinden sağladığı ihracat kapasitesi, küresel enerji fiyatlarını kontrol altında tutan stratejik bir denge unsuru haline geldi. Gidevillas, Avrupa için alternatif petrol akış yollarının gerçek değerinin, arz sürekliliğini sağlamak ve enflasyon baskılarını hafifletmek olduğunu söyledi.

Gidevillas, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, 2025 yılında 88 milyar avroyu aşan Avrupa–Suudi Arabistan ticaret hacminin, krallığın Avrupa enerji güvenliğinde yapısal bir ortak haline geldiğini gösterdiğini ifade etti. Suudi Arabistan’ın dünyanın en esnek lojistik altyapılarından birine sahip olduğunu vurguladı.

Tek koridor bahsinin Sonu

Gidevillas’a göre Suudi Arabistan’ın hem Basra Körfezi hem de Kızıldeniz üzerinden çift yönlü ihracat kapasitesi geliştirmesi, fiilen tek koridor bahsini ortadan kaldırdı. Bu durum, bölgesel gerilimlerin en yoğun olduğu dönemlerde bile enerji akışının kesintisiz sürmesini sağlıyor.

Bu stratejinin geçici bir tepki değil, küresel ölçekte Suudi Arabistan’ın stratejik değerini artıran yapısal bir hamle olduğunu belirtti.

Avrupa için enerji ve dönüşüm boyutu

Gidevillas, kısa vadede bu koridorun Avrupa için en önemli etkisinin enerji arz güvenliğinden çok fiyat istikrarı olduğunu, uzun vadede ise Suudi Arabistan’ın Avrupa enerji dönüşümünün kilit ortağı haline geldiğini söyledi.

Neom ve Yenbu gibi yeni ihracat merkezlerinin, geleceğin yeşil yakıt tedarik zincirlerinde Suudi Arabistan’ı merkez konuma taşıdığını ifade etti.

cdvfdfd
Avrupa Ticaret Odası’nın Suudi Arabistan’daki Başkanı Kristijonas Gidevillas. (X)

Ayrıca Suudi Arabistan’ın hidrojen ve amonyak ihracatını Avrupa’ya yönlendirdiğini, bunun da Avrupa’nın sanayide karbonsuzlaşma programını desteklediğini belirtti. Mısır üzerinden Avrupa elektrik şebekelerine entegrasyonun da düşük karbonlu enerjiye geçişi güçlendirdiğini ekledi.

Avrupa enerji maliyetlerine yapısal katkı

Gidevillas, Avrupa Birliği’nin Körfez bölgesinden petrol ithalatının yaklaşık yüzde 10 seviyesinde olduğunu hatırlatarak, Hürmüz Boğazı gibi kritik geçişlerde yaşanan aksaklıkların fiziksel arz kıtlığı yaratmaktan çok fiyatları yukarı çektiğini söyledi.

Suudi Arabistan’ın sağladığı koridorun temel katkısının piyasa akışının sürekliliği olduğunu ve bunun Avrupa ekonomisini fiyat şoklarından koruduğunu vurguladı.

Enerji Krizleri ve Avrupa’nın Kırılganlığı

Analizde, 2022’deki Rusya-Ukrayna savaşı sonrası yaşanan enerji krizi hatırlatıldı. O dönemde gaz arzındaki düşüşün Avrupa hükümetlerini yüz milyarlarca avroluk destek paketleri açıklamaya zorladığı belirtildi.

Bugün Hürmüz Boğazı gerilimiyle birlikte Avrupa’nın yeniden yüksek fiyat baskısıyla karşı karşıya olduğu, Suudi Arabistan’ın ise bu süreçte tüketiciyi enflasyon riskinden koruyan bir rol üstlendiği ifade edildi.

Egemen güvenilirlik ve Suudi rolü

Gidevillas, Suudi Arabistan’ın OPEC içindeki konumu ve günlük 12 milyon varile ulaşan üretim kapasitesi sayesinde küresel enerji piyasalarında istikrar sağlayan kilit aktör olduğunu söyledi.

Çift ihracat koridoru sayesinde tek bir deniz yoluna bağımlılığın ortadan kalktığını ve bunun yapısal bir güvenlik avantajı oluşturduğunu vurguladı.

Avrupa’nın kırılganlığına karşı Suudi esnekliği

Avrupa’nın dizel ve jet yakıtı tedarikinde dalgalanmalar yaşadığı, enerji bağımsızlığı konusunda zorluklarla karşı karşıya olduğu belirtilirken, Suudi Arabistan’ın hem üretim hem de petrokimya altyapısıyla en esnek enerji ortaklarından biri haline geldiği ifade edildi.

fdvfdb
Yanbu Ticari Limanı, Suudi Arabistan’ın önemli deniz geçitlerinden biridir. (Mawani)

Gidevillas’a göre Suudi Arabistan yalnızca fiziksel enerji arzını değil, aynı zamanda küresel piyasalardaki jeopolitik baskıyı da dengeleyen bir “sigorta mekanizması” işlevi görüyor.

Gelecek perspektifi: Enerji dönüşümünde Suudi liderlik

Geleceğe ilişkin değerlendirmelerde Gidevillas, Suudi Arabistan’ın hidrokarbonlar alanındaki geleneksel rolünün yanı sıra yeşil hidrojen ve sürdürülebilir enerji üretiminde de küresel liderliğe ilerlediğini söyledi.

Bu dönüşümün, krallığın Avrupa için uzun vadeli stratejik ortak konumunu güçlendireceğini ve küresel enerji sisteminin geleceğinde merkezi bir rol oynayacağını belirtti.


Türkiye: Fransa’nın Kıbrıs’a asker konuşlandırması bölgesel istikrarı zedeler

Güney Kıbrıs Cumhurbaşkanı Nikos Christodoulides, 9 Mart'ta Kıbrıs ziyaretinin başlangıcında Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'u karşılıyor (Reuters)
Güney Kıbrıs Cumhurbaşkanı Nikos Christodoulides, 9 Mart'ta Kıbrıs ziyaretinin başlangıcında Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'u karşılıyor (Reuters)
TT

Türkiye: Fransa’nın Kıbrıs’a asker konuşlandırması bölgesel istikrarı zedeler

Güney Kıbrıs Cumhurbaşkanı Nikos Christodoulides, 9 Mart'ta Kıbrıs ziyaretinin başlangıcında Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'u karşılıyor (Reuters)
Güney Kıbrıs Cumhurbaşkanı Nikos Christodoulides, 9 Mart'ta Kıbrıs ziyaretinin başlangıcında Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'u karşılıyor (Reuters)

Türkiye, Fransa’nın Kıbrıs’a asker konuşlandırmasının bölgesel istikrarı zayıflatacağı uyarısında bulundu. Türk güvenlik kaynakları, adanın güvenlik ve istikrarına ilişkin düzenlemelerin uluslararası anlaşmalarla belirlendiğini ve Türkiye’nin adanın ikiye bölünmüş yapısında garantör ülkelerden biri olduğunu hatırlattı. Ada, kuzeyde Türk, güneyde ise Yunan kesimi olmak üzere ikiye ayrılmış durumda.

Haziran ayında, uluslararası alanda tanınan ve Avrupa Birliği üyesi olan Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nde Fransa’nın asker konuşlandırmasına ilişkin bir anlaşma imzalanması beklentisi bulunuyor.

Türk Savunma Bakanlığı’na bağlı kaynak, perşembe günü düzenlenen basın bilgilendirmesinde, Fransa’nın Güney Kıbrıs’ta asker konuşlandırma gerekçesinin net olmadığını, ancak bu tür adımların mevcut hassas dengeyi bozarak gerilimi artırabileceğini ifade etti.

“Uluslararası hukuka aykırı”

Türkiye’nin uluslararası hukuka uygun hareket ettiğini vurgulayan kaynak, bölgede barış ve istikrarın korunmasının öncelikli hedef olduğunu belirtti.

Türkiye, 1974’ten bu yana Kıbrıs’ın kuzeyinde asker bulunduruyor ve Fransa’nın Güney Kıbrıs’ta asker konuşlandırmasının 1960 tarihli ve BM tarafından da kabul edilen “Garanti Antlaşması”na aykırı olduğunu savunuyor. Bu anlaşma kapsamında Türkiye, Yunanistan ve Birleşik Krallık adanın bağımsızlığını ve toprak bütünlüğünü garanti altına almakla yükümlü.

dsdsvds
Kuzey Kıbrıs'taki Türk askerleri (Türkiye Savunma Bakanlığı)

Antlaşmaya göre Kıbrıs Cumhuriyeti herhangi bir siyasi veya ekonomik birlik oluşturamaz ve adanın bölünmesini ya da başka bir devletle birleşmesini destekleyen faaliyetleri engellemek zorundadır. Türkiye, bu çerçevede Yunan tarafının tek başına hareket edemeyeceğini, Türk tarafıyla anlaşma yapılması gerektiğini savunuyor.

Türk askeri kaynak, Fransa’nın girişiminin yalnızca Türkiye ve “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti”nin haklarını ihlal etmediğini, aynı zamanda Güney Kıbrıs için de gelecekte güvenlik riskleri doğurabileceğini belirterek, bölgesel istikrarı bozacak adımlardan kaçınılması gerektiğini vurguladı.

Fransa’nın tutumu

Fransa’nın, Avrupa Birliği Antlaşması’nın 42. maddesinde yer alan “karşılıklı savunma” hükmü kapsamında ve AB liderlerinin 24 Nisan’da Lefkoşa’daki zirvede aldığı kararlar doğrultusunda bu adımı değerlendirdiği belirtiliyor.

gretrtg
24 Nisan'da Lefkoşa'da düzenlenen AB liderler zirvesinden bir kare (EPA)

Bu yaklaşımın NATO’nun 5. maddesindeki kolektif savunma ilkesine de benzerlik taşıdığı ifade ediliyor.

Hükümete yakın Sabah'ta gazetesinde yayımlanan bir makalede, köşe yazarı Melih Altınok, Avrupa Birliği ve Kıbrıs'ın ortak savunma maddesini yeniden canlandırarak, garantör güçlerden ve NATO'dan bağımsız olarak Kıbrıs'ın geleceğini şekillendirmeye çalıştığını savundu. Beklenen anlaşmayla ilgili dolaşan haberlere göre, anlaşma Fransız askeri personelinin Kıbrıs'a konuşlandırılması, Lefkoşa ve Paris arasında savunma sanayinde artırılmış işbirliği, askeri teknoloji değişimi, ortak eğitim faaliyetleri ve askeri tesisler için lojistik destek gibi maddeler içeriyor.

Tepkiler

Uluslararası alanda tanınmayan “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti”, Güney Kıbrıs’ın Fransız askerlerini adaya davet etme planını “provokatif ve kabul edilemez” olarak nitelendirdi ve bunun adadaki barışı zedeleyeceğini savundu.

Güney Kıbrıs Cumhurbaşkanı Nikos Hristodulidis ise Fransa ile yapılması planlanan anlaşmanın savunma ilişkilerini güçlendirmeye yönelik olduğunu açıkladı.

gthyjuk
Güney Kıbrıs Cumhurbaşkanı Nicos Christodoulides (EPA)

Türk uzmanlar, adada yabancı askeri varlığın tamamen yeni olmadığını, ABD, Yunanistan ve Fransa ile mevcut savunma iş birliklerinin zaten sürdüğünü belirtiyor.

Türk askeri kaynak ayrıca, söz konusu anlaşmanın bölgesel iş birliği ve diyalog çabalarını olumsuz etkileyebileceğini ifade etti.

Hükümete yakınlığıyla bilinen Milliyet gazetesi ise bu tür girişimlerin bölgedeki güç dengelerini değiştirmeyeceğini, Türkiye’nin askeri kapasitesi ve jeostratejik konumunun belirleyici olmaya devam edeceğini yazdı. Gazete ayrıca, dış aktörlerin sürece dahil edilmesinin gerilimi artırabileceği uyarısında bulundu.