Abramoviç hakkında yeni iddia: "40 milyon dolarlık lüks yatını savaş başladığı gün sağ koluna sattı"

600 milyon dolar değerindeki mega yatı "My Solaris"in Bodrum'daki limana çekilmesi de tartışma yaratmıştı

Rus oligark Roman Abramoviç'e ait olduğu düşünülen Aquamarine 50 metre uzunluğunda (Hessen Yachts)
Rus oligark Roman Abramoviç'e ait olduğu düşünülen Aquamarine 50 metre uzunluğunda (Hessen Yachts)
TT

Abramoviç hakkında yeni iddia: "40 milyon dolarlık lüks yatını savaş başladığı gün sağ koluna sattı"

Rus oligark Roman Abramoviç'e ait olduğu düşünülen Aquamarine 50 metre uzunluğunda (Hessen Yachts)
Rus oligark Roman Abramoviç'e ait olduğu düşünülen Aquamarine 50 metre uzunluğunda (Hessen Yachts)

Hollanda'da Rus oligark Roman Abramoviç'e ait olduğu düşünülen bir yatın, Rusya - Ukrayna savaşı başladığı gün iş insanının yakın bir arkadaşına satıldığı iddia edildi.
Birleşik Krallık'ın önde gelen gazetelerinden Guardian, Hollanda'nın güneybatısında yer alan Vlissingen'deki "Aquamarine" adlı yatın savaşın başladığı 24 Şubat'ta el değiştirdiğini öne sürdü.
Buna göre Abramoviç'e ait olduğu düşünülen yatın ve lüks aracın sahibi olarak kayıtlı ABD merkezli MHC Jersey şirketinin, yakın arkadaşı Rus milyarder David Davidoviç'e satıldığı savunuldu.
Davidoviç, Guardian'a verdiği yazılı açıklamada şirketin ve yatın kendisine ait olduğunu doğruladı.
Ayrıca ABD merkezli iş dünyası dergisi Forbes'un "Abramoviç'in sağ kolu" diye nitelediği Rus milyarder, merkezi Karayipler'deki Britanya Virjin Adaları'nda yer alan Norma Investments'ın hisselerinin çoğuna sahip olduğunu söyledi. Bu yatırım firması, Aquamarine yatının sahibi MHC Jersey şirketinin tek hissedarı.
ABD'nin ünlü gazetelerinden Wall Street Journal'da (WSJ) 15 Mart'ta yayımlanan haberde, Birleşik Krallık'taki menkul kıymetler kayıtlarına göre Abramoviç'e ait Norma Investments'ın 24 Şubat'ta tamamen Davidoviç'e satıldığı belirtilmişti.
WSJ'nin haberinde MHC Services adlı ayrı bir şirketin de 24 Şubat'ta Davidoviç'e satıldığı ifade edilmişti. Bu şirketin futbol kulübü Chelsea'nin Stamford Bridge stadyumunda danışmanlık hizmeti verdiğine ve doğrudan kulüple bağlantısı olmadığına dikkat çekilmişti.
Guardian'ın irtibata geçtiği Abramoviç'in temsilcileri yatın oligarka ait olup olmadığına dair yorum yapmayı reddederken, Davidoviç de bununla ilgili bir bilgi paylaşmadı 
Aquamarine'in şu anda lüks yat inşası ve bakımıyla ilgilenen Hollandalı Damen Shiprepair firmasında tamir işleminden geçtiği düşünülüyor.
Şirketten kimliğini açıklamayan bir kişi, yatın ilk kez tamir için 16 Kasım 2021'de Vlissingen'deki tersaneye getirildiğini fakat 10 Mart'a kadar yatla ilgili hiçbir işlem yapılmadığını söyledi.
Bu tarihte, Birleşik Krallık (BK) hükümeti, Putin'le bağlantıları nedeniyle Abramoviç'e yaptırım uygulanması kararını almıştı.  
Yatın yer aldığı tersaneden kimliğini paylaşmayan bir başka kişiyse çalışanların genelde Aquamarine'in Abramoviç'e ait olduğunu düşündüğünü söyledi.
Hollanda merkezli Heesen şirketi tarafından yapımı 2021'de tamamlanan Aquamarine'in yaklaşık 40 milyon dolar değerinde olduğu düşünülüyor.
Ülkedeki gümrük yetkilileri çarşamba günü yaptıkları açıklamada, hakkında yaptırım kararı alınan Rus oligarklarla ilişkili olduğu düşünülen ve bilgileri paylaşılmayan 14 yata el konduğunu açıklamıştı. Şu ana dek Aquamarine'in de bu yatlar arasında olduğuna dair bir bilgi paylaşılmadı.   
Öte yandan hem Damen Shiprepair hem de Hollandalı yetkililer, Aquamarine'in Abramoviç'e ait olup olmadığına dair yorum yapmayı reddetti.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in emriyle başlayan savaşın 45. gününde de çatışmalar devam ediyor.
Ukrayna istilasının ardından birçok Batılı devlet ve kuruluş, başta Putin ve üst düzey yetkililer olmak üzere, Rus bankalarına ve oligarklara karşı ekonomik yaptırım uygulamıştı.
Hem BK hem de Avrupa Birliği, Abramoviç'in malvarlıklarını dondurmuş ve oligarkı yaptırım listesine almıştı.
Abramoviç ise sahibi olduğu Chelsea'yi satılığa çıkarmıştı. Fakat BK hükümeti kulübün satışından elde edilmesi öngörülen 3 milyon dolarlık gelirin Rus oligarka verilmeyeceğini açıklamıştı.

Rus oligarkın Türkiye'deki yatları
Abramoviç'in 600 milyon dolar değerindeki mega yatı "My Solaris"in Bodrum'daki limana çekilmesi de tartışma yaratmıştı. Hukuk uzmanları, Bodrum Yolcu Limanı'nı işleten BK merkezli Global Ports Holdings'in, My Solaris'in demirlemesine izin vererek yaptırımları delmiş olabileceğini söylemişti. Bazı Ukraynalı yelkenciler de yatın kıyıya yanaştırılmasını protesto etmişti.
Rus milyarderin ultra lüks yatı "Eclipse" de 22 Mart'ta Marmaris'e gelmişti.
3 Mart'ta zehirlendiğine dair iddialar da çıkan Abramoviç, 29 Mart'ta İstanbul'da düzenlenen Rusya - Ukrayna müzakerelerinde arabulucu olarak görev yapmıştı.

Independent Türkçe, Guardian, Wall Street Journal



Witkoff: Trump’ın İran için belirlediği kırmızı çizgiler arasında ‘sıfır zenginleştirme’ de var

ABD’nin Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff (Reuters)
ABD’nin Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff (Reuters)
TT

Witkoff: Trump’ın İran için belirlediği kırmızı çizgiler arasında ‘sıfır zenginleştirme’ de var

ABD’nin Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff (Reuters)
ABD’nin Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff (Reuters)

ABD’nin Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff, Başkan Donald Trump’ın İran’ın nükleer programına ilişkin bir anlaşmayı neden hâlâ kabul etmediğini sorguladığını söyledi. Witkoff, Washington’ın baskı uygulamasına rağmen Tahran’ın anlaşmaya yanaşmamasının Beyaz Saray’da şaşkınlık yarattığını ifade etti.

Fox News’e verdiği röportajda Witkoff, Trump’ın İran’ın tutumuna hayret ettiğini belirterek, “Neden teslim olmadıklarını merak ediyor... ‘Teslim olmak’ ifadesini kullanmak istemiyorum ama neden teslim olmadılar?” dedi.

Witkoff, Trump’ın ayrıca İran’ın ‘bu denli yoğun baskı ve bölgede sahip olduğumuz deniz gücünün büyüklüğü karşısında’ ABD ile temasa geçmemesini sorguladığını aktardı. Trump’ın, Tahran’ın nükleer silah edinme niyetinde olmadığını ilan etmesini ve hangi adımları atmaya hazır olduğunu netleştirmesini beklediğini dile getirdi.

ABD’li yetkili, Trump tarafından belirlenen kırmızı çizgilerin İran’ın uranyum zenginleştirmede ‘sıfır zenginleştirme’ seviyesini korumasını şart koştuğunu söyledi. Witkoff, İran’ın uranyumu sivil amaçlar için gerekli seviyenin ötesinde zenginleştirdiğini de ifade etti.

Witkoff, aynı röportajda, devrik İran Şahı’nın oğlu Rıza Pehlevi ile görüştüğünü de doğruladı.

Witkoff, “Başkanın talimatıyla onunla görüştüm” ifadesini kullanırken, görüşmenin içeriğine ilişkin ayrıntı vermedi.

Geçen hafta Pehlevi, Başkan Donald Trump’a İran’a yönelik askeri müdahale çağrısını yinelemiş ve ülkede bir ‘geçiş sürecine’ liderlik etmeye hazır olduğunu açıklamıştı.

Witkoff’un açıklamaları, Trump’ın İran’a yönelik askeri saldırı tehdidinde bulunduğu ve bölgedeki askeri konuşlanmayı artırdığı bir dönemde geldi. Trump, aynı zamanda Tahran ile nükleer program konusunda bir anlaşmaya varma isteğini de dile getirdi.

İran’ın nükleer programı, Tahran ile Batılı ülkeler arasında yıllardır süren anlaşmazlığın merkezinde yer alıyor. Batılı ülkeler, İran’ın nükleer silah edinme ihtimalinden endişe duyuyor.


İran, AB üyesi ülkelerin silahlı kuvvetlerini “terör örgütü” olarak sınıflandırdı

İran'ın güneyinde yapılan tatbikat sırasında DMO üyeleri (Wana - Reuters)
İran'ın güneyinde yapılan tatbikat sırasında DMO üyeleri (Wana - Reuters)
TT

İran, AB üyesi ülkelerin silahlı kuvvetlerini “terör örgütü” olarak sınıflandırdı

İran'ın güneyinde yapılan tatbikat sırasında DMO üyeleri (Wana - Reuters)
İran'ın güneyinde yapılan tatbikat sırasında DMO üyeleri (Wana - Reuters)

İran, Avrupa Birliği (AB) üyesi tüm ülkelerin deniz ve hava kuvvetlerini terör örgütü olarak tanımladı.

İran Dışişleri Bakanlığı tarafından dün yapılan açıklamada, Tahran'ın İran Devrim Muhafızları Ordusu’nu (DMO) terör örgütü olarak sınıflandıran AB'nin ‘yasadışı ve haksız’ olarak nitelendirdiği karara yanıt olarak harekete geçeceği belirtildi.

AB'nin 19 Şubat'ta aldığı karara yanıt olarak yayınlanan açıklamada, “Avrupa hükümetleri, İran silahlı kuvvetlerinin resmi bir kolu olan Devrim Muhafızlarını terör örgütü olarak tanımladığından, İran da karşılıklılık ilkesine dayalı önlemler alacaktır” denildi.

Alman Haber Ajansı DPA’nın aktardığına göre Tahran’ın kararı 2019 yılında çıkarılan ‘ABD’nin DMO’yu Terör Örgütü Olarak Tanımlamasına Karşı Misilleme Tedbirleri Yasası'nın 7’nci maddesine dayanıyor. İran Dışişleri Bakanlığı, “ABD’nin bu konudaki kararını herhangi bir şekilde destekleyen veya buna uyan tüm ülkeler, İran tarafından benzer tedbirlere tabi tutulacaktır” açıklamasında bulundu.

Açıklama şöyle devam etti:

“Bu yasa ve 4’üncü madde dahil olmak üzere hükümleri uyarınca İran, AB üyesi tüm ülkelerin deniz ve hava kuvvetlerini bu yasanın hükümlerine tabi kabul etmekte ve bunları terörist örgütler olarak sınıflandırıp ilan etmektedir.”

Bakanlık, bu önlemin İran'ın iç hukuku çerçevesinde, Avrupa hükümetlerinin uluslararası hukuk ilkelerini açıkça ihlal etmesine yanıt olarak alındığını vurgulayarak açıklamasını sonlandırdı.


ABD'nin İsrail Büyükelçisi'nin açıklamalarına Arap ve İslam dünyası tepki gösterdi

Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)
Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)
TT

ABD'nin İsrail Büyükelçisi'nin açıklamalarına Arap ve İslam dünyası tepki gösterdi

Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)
Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)

Arap ve Müslüman ülkeler tarafından bugün yapılan ortak açıklamada, ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee'nin, Tevrat'a dayanarak İsrail'in Ortadoğu'nun büyük bir bölümünü kapsayan topraklar üzerinde hakkı olduğunu söylediği açıklamalarını kınadılar.

ABD’li muhafazakar çizgideki gazeteci Tucker Carlson, 2025 yılında Başkan Donald Trump tarafından büyükelçi olarak atanan, eski Baptist papazı ve Yahudi devletinin önde gelen destekçisi Huckabee ile bir röportaj gerçekleştirdi.

Arap ve İslam ülkeleri tarafından yapılan ortak açıklamada şöyle denildi:

"Suudi Arabistan Krallığı, Mısır Arap Cumhuriyeti, Ürdün Haşimi Krallığı, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Endonezya Cumhuriyeti, Pakistan İslam Cumhuriyeti, Türkiye Cumhuriyeti, Bahreyn Krallığı, Katar Devleti, Suriye Arap Cumhuriyeti, Filistin Devleti, Kuveyt Devleti, Lübnan Cumhuriyeti, Umman Sultanlığı, Körfez İşbirliği Konseyi Sekreterliği, Arap Birliği (AL) ve İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT), ABD'nin İsrail Büyükelçisi'nin, işgal altındaki Batı Şeria dahil olmak üzere Arap devletlerine ait topraklar üzerinde İsrail'in kontrolünü kabul ettiğini belirten açıklamalarını kategorik olarak kınıyor ve derin endişelerini ifade ediyor.”

Açıklamada, ‘uluslararası hukuk ilkelerini ve Birleşmiş Milletler (BM) Şartını açıkça ihlal eden ve bölgenin güvenliği ve istikrarına ciddi bir tehdit oluşturan bu tür tehlikeli ve kışkırtıcı açıklamaların kategorik olarak reddedildiği’ vurgulandı.

dfvgthy
ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee (Reuters)

Suudi Arabistan, Büyükelçisi Huckabee’nin açıklamalarını ‘sorumsuzca’ ve ‘tehlikeli bir emsal’ olarak değerlendirirken Ürdün, bu sözleri ‘bölge ülkelerinin egemenliğine yönelik bir ihlal! olarak gördü. Mısır, !İsrail'in işgal altındaki Filistin toprakları veya diğer Arap toprakları üzerinde egemenliği olmadığını’ teyit etti.

Kuveyt, Huckabee’nin açıklamalarını ‘uluslararası hukuk ilkelerinin açık bir ihlali’ olarak kınarken Umman, bu sözlerin ‘barış şansını zedelediğini ve bölgenin güvenliğini ve istikrarını tehdit ettiğini’ vurguladı.

Filistin Yönetimi, Huckabee’nin açıklamalarının ‘ABD Başkanı Donald Trump'ın işgal altındaki Batı Şeria'nın ilhakını reddeden açıklamasının tersi’ olduğunu değerlendirdi.

ABD’nin İsrail Büyükelçisi dün sosyal medya platformu X’te, Siyonizm'in tanımı da dahil olmak üzere röportajda tartışılan diğer konular hakkındaki tutumunu açıklığa kavuşturmak için iki mesaj yayınladı. Ancak İsrail'in Ortadoğu'daki topraklar üzerindeki kontrolüne ilişkin açıklamalarına değinmedi.

Huckabee, söz konusu açıklamaları, İsrail'in 1967'den beri işgal altında tuttuğu Batı Şeria üzerindeki kontrolünü artırmak için önlemlerini yoğunlaştırdığı bir dönemde yaptı.

İsrail, onlarca yıl önce Doğu Kudüs ve Suriye'ye ait Golan Tepeleri'nin bir kısmını ilhak ettiğini açıklamıştı.