Tel Aviv saldırısının ardından Cenin Mülteci Kampı’nda kanlı çatışmalar yaşandı

Cenaze töreninden bir kare
Cenaze töreninden bir kare
TT

Tel Aviv saldırısının ardından Cenin Mülteci Kampı’nda kanlı çatışmalar yaşandı

Cenaze töreninden bir kare
Cenaze töreninden bir kare

İsrail güçleri, dün, Tel Aviv’de düzenlenen saldırının ardından Batı Şeria'nın kuzeyinde yer alan Cenin Mülteci Kampı’nda başlatılan bir operasyonda bir Filistinliyi öldürdü, 14 Filistinliyi yaraladı ve isimleri arananlar listesinde olan çok sayıda kişiyi tutukladı.
İsrail güçleri Tel Aviv saldırganı Raad Fethi Hazem'in babası ve üç kardeşini tutuklamak için saldırganın evini kuşattılar, fakat onları tutuklamayı başaramadılar. İşgal güçleri, Filistin güvenlik servislerinden emekli bir subay olan Raad'ın babasına teslim olmaları çağrısında bulundular. Fakat Raad’ın babası teslim olmayı reddetti.
Batı Şeria'dan militanlar, İsrail’de üç hafta içinde 14 İsraillinin ölümüyle sonuçlanan bir dizi eylem gerçekleştirdiler. Bunun üzerine İsrail’in ordu güçleri, Batı Şeria’nın kuzeyinde yoğun bir operasyon başlatarak Cenin Mülteci Kampı’na baskın düzenledi. Kamptaki Filistinliler İsrail ordusunu silahlar, taşlar ve Molotof kokteylleri ile karşıladı. Kamptakiler ile İsrail güçleri arasında uzun süren şiddetli çatışmalar patlak verdi. Çatışmalar sonucunda, İslami Cihad Hareketi’nin silahlı kanadı Kudüs Seriyyeleri’nden bir unsur öldü.
Filistin Sağlık Bakanlığı, çatışmalar sırasında Ahmed es-Saadi (23) isimli gencin biri göğsüne diğeri ise başına isabet eden iki kurşunla hayatını kaybettiğini duyurdu. Bakanlık açıklamasında, çatışmalar sırasında biri karnından iki kurşun isabet etmesi sonucu yaralanan ve derhal ameliyata alınan 19 yaşındaki bir genç kız olmak üzere 14 kişinin gerçek mermilerle yaralandığı bildirildi.
Öte yandan İsrail ordusu dün yaptığı açıklamada operasyonunun sona erdiğini duyurdu. Açıklamada, İsrail’de saldırı hazırlığında olan eylemcilerin bazılarının etkisiz hale getirildikleri bazılarının ise tutukladığı belirtildi. İbranice yayın yapan Ynet haber sitesinin aktardığına göre İsrail ordusu sözcüsü, tutuklular arasında Hamas Hareketi’nden ve İslami Cihad Hareketi’nden birer unsurun olduğunu söyledi. İsrail ordusu ayrıca Tel Aviv'in en işlek caddelerinde Dizengoff'ta düzenlenen saldırının failinin evinin yıkımına hazırlık yapıldığı duyurdu.
Diğer taraftan Filistinliler, çatışmalar sırasında hayatını kaybeden genç Ahmed es-Saadi'nin cenaze törenine yoğun katılım gösterdi. Cenaze töreni, Saadi’nin intikamını almaya yemin eden silahlı adamlar tarafından düzenlendi. İslami Cihad Hareketi, ‘Cenin Tugayı'ndaki kahraman savaşçılarından biri’ olduğunu söylediği Saadi için yas ilan ederken işgalci İsrail güçlerinin işlediği suçların bedelini ‘ağır’ ödeyeceği tehdidinde bulundu.
İsrail güçleri Cenin Mülteci Kampı’na, İsrail Genelkurmay Başkanı Aviv Kochavi'nin Raad Hazem tarafından gerçekleştirilen Tel Aviv’de üç İsrailli’nin ölümüne yol açan saldırının ardından ordu güçlerinin Batı Şeria’nın kuzeyinde Hazem’in evinin de bulunduğu Cenin Mülteci Kampı’ndaki faaliyetlerini yoğunlaştıracağını açıklamasından sadece birkaç saat sonra saldırdı. İsrail ordusu, Tel Aviv saldırganını yakalamak için bin askerini seferber etti. Fail, olaydan 9 saat sonra Yafa’da bir caminin yakınında İsrail güçlerince ölü olarak ele geçirildi.
Raad’ın babası, oğlunun Tel Aviv saldırısından sonra yaptığı konuşmada dikkatleri üzerine çekti. Baba, oğlu için Cenin Mülteci Kampı’ndaki evinin önünde tezahürat yapan yüzlerce gence şunları söyledi:
“Kendi neslinizde ve çağınızda, gelecek yıllarda ve önümüzdeki günlerde zaferi göreceksiniz. Gözleriniz değişimi görecek. Allah'ın izniyle hürriyetinize, bağımsızlığınıza ve zaferinize kavuşacaksınız. Size kurtuluşa şahit olacağınızın müjdesini veriyorum. Bugün Cenin kampının Filistin'in öncüsü olduğunu, tüm ulusa öncülük ettiğini görüyorum.”
Saldırgan Raad’ın babası, İsrail istihbaratından teslim olmasının istendiği telefonlar aldığını, ancak onlara teslim olmayacağını, ama eğer isterlerse kampa gelebileceklerini söylediğini belirtti. Cenin kampının ve Tel Aviv saldırganının babasının provokasyonları öyle bir boyuta ulaştı ki, İsrail Başbakanı Naftali Bennett'in ofisinden ABD aracılığıyla Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas'ın ofisine failin babasının emekli maaşının dondurulmasının istendiği bir mesaj gönderildi. İsrailli kaynaklar, her ne kadar bunun olmasına ihtimal vermese de İsrail’in saldırıların faillerine para ödenmesi konusunu her zaman masada bulundurduğunu belirttiler.
İsrail Başbakanı Bennett, “Teröristin babasının daha fazla şiddete teşvik etmesini ve katil oğluyla övünmesini izledim. Cenin'de nasıl kutlamalar yaptıklarını ve şeker dağıttıklarını gördüm. Moralimizi bozmak istiyorlar, ama başarısız olacaklar. Bunu başaramayacaklar” diyerek Raad'ın babasını sert bir dille eleştirmişti. İsrail, Filistin Yönetimi’ne Cenin'deki militanların yakalanması ve silahlarının ele geçirilmesi için daha geniş çaplı çalışmalar yürütmesini isteyen başka bir mesaj daha gönderdi.
İkinci bir mesaj ise güvenlik ve askeri teşkilatlardan geldi. Güvenlik ve askeri teşkilatları, Filistin Yönetimi’nin Batı Şeria’nın kuzeyinde kontrolü tamamen kaybettiğini düşünüyorlar. İsrail Kamu Yayın Kuruluşu’na (KAN) konuşan güvenlik kaynakları, Tel Aviv’deki saldırının, Filistin Yönetimi’nin Batı Şeria'nın kuzeyinde kontrolünü kaybettiğinin bir göstergesi olduğunu söylediler. Cenin’de İslami Cihad Hareketi unsurlarıyla birlikte Filistin Yönetimi’ne karşı çıkan Fetih Hareketi (El Fetih) üyelerinin de olduğunu belirten kaynaklar, Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas'ın kolları sıvaması ve Cenin’deki aşırılık yanlısı unsurlarla mücadele etmesi gerektiğini vurguladılar.
Filistinli gruplara uyarı
Mahmud Abbas, İsrail ve ABD’nin talebi üzerine saldırıyı kınasa da bu hassas dönemde Cenin'de herhangi bir adım atması beklenmiyor. Yetkililer geçtiğimiz yılın sonlarında Cenin Mülteci Kampı’nda bir operasyon başlatmaya çalışmış, ancak karmaşık koşullar operasyonun devam etmesini engellemişti. Cenin Mülteci Kampı, birinci ve ikinci intifadalar sırasında Filistinli militanların faaliyetlerinin merkezi haline gelirken İsrailliler için uzun zamandır bir sorun kaynağı olmaya devam ediyor.
Filistinli gruplar, kampa herhangi bir saldırıda bulunulmasının, diğer noktalarda da olayların patlak vermesi anlamına geleceği konusunda uyarırken “Mübarek Ramazan ayında Allah’ın seçtiği şehitlerin kanlarının boşa gitmeyeceğini” söyleyerek Hamas'a Cenin'i desteklemesi ve işgale ve Batı Şeria'daki yerleşimcilere karşı mücadeleyi artırması çağrısında bulundular.
Hamas Hareketi sözcüsü Fevzi Berhum, ‘işgalci İsrail’in Cenin Mülteci Kampı’na ve orada yaşayanlara yönelik tehdidinin, özgür gençliğin iradesini kırmayacağını, aksine daha da güçlendireceğini’ söyledi. İslami Cihad Hareketi Basın Sözcüsü Tarık Selmi ise Filistinli grupların Cenin'i desteklemek ve işgale karşı koymak için birleştiğini doğruladı. İsrail’i saldırganlığı devam ettirmesinin güvenliğini sağlamayacağı, tüm direniş güçlerinin vatan savunmasında birleşeceği ve işgalcilerin Cenin'de ilerlemesine izin vermeyeceği konusunda uyardı. İslami Cihad Hareketi Sözcüsü Davud Şihab da İsrail'i,  Cenin'deki saldırganlığının devam etmesinin durumu daha da kötüleştireceği ve başka çatışma cepheleri açacağı konusunda uyardı.
Diğer taraftan Filistin Dışişleri Bakanlığı, İsrail'i, müzakere edilmiş siyasi bir çözüm yerine gerilimi tırmandırmakla suçladı. İsrail'in Filistin halkına, topraklarına, mülklerine, evlerine ve kutsal mekanlarına yönelik gerginliği kasıtlı olarak tırmandırmasını kınayan Bakanlık, “Bu tırmanışın çatışma arenası ve tüm bölge üzerindeki sonuçları ve yansımalarından tamamen ve doğrudan aşırılık yanlısı Naftali Bennett başkanlığındaki İsrail hükümeti sorumludur. İşgalci İsrail’in saldırgan uygulamaları, siyasi olan çatışmayı dini bir çatışmaya dönüştürmeye zorluyor” açıklamasında bulundu. Dışişleri Bakanlığı, çatışmanın uluslararası meşru kararlar temelinde müzakere edilerek siyasi bir çözüme kavuşturulmasının başka bir alternatifi olmadığını ve İsrail'in Filistin halkına dayatmaya çalıştığı tüm alternatiflerin başarısız olacağını vurguladı.



BM Raportörü: İsrail, Filistinlilere karşı sistematik işkence uyguluyor

Birleşmiş Milletler’in Filistin Toprakları Özel Raportörü Francesca Albanese (AFP)
Birleşmiş Milletler’in Filistin Toprakları Özel Raportörü Francesca Albanese (AFP)
TT

BM Raportörü: İsrail, Filistinlilere karşı sistematik işkence uyguluyor

Birleşmiş Milletler’in Filistin Toprakları Özel Raportörü Francesca Albanese (AFP)
Birleşmiş Milletler’in Filistin Toprakları Özel Raportörü Francesca Albanese (AFP)

Birleşmiş Milletler’in Filistin toprakları özel raportörü Francesca Albanese, Cuma günü medyaya yaptığı açıklamada, İsrail’in Filistinlilere karşı sistematik işkence uyguladığını ve bunun “toplu misilleme ve yıkıcı niyetleri” işaret ettiğini belirtti.

Albanese, 7 Ekim 2023’te Hamas’ın saldırısıyla patlak veren Gazze savaşı sonrası gözaltındaki Filistinlilerin “aşırı fiziksel ve psikolojik ihlallere maruz kaldığını” söyledi.

Fransız Ajansı AFP, İsrail’in Cenevre’deki misyonundan yorum talep etti. İsrail tarafı, Albanese’yi daha önce “İsrail devletinin meşruiyetini ortadan kaldırmayı amaçlayan takıntılı bir nefret ajandasıyla hareket etmekle” suçlamıştı.

Albanese, sürekli eleştirileri ve İsrail’i soykırımla suçlamaları nedeniyle İsrail ve bazı müttefikleri tarafından antisemitizmle suçlandı ve görevden alınması talep edildi. Geçen ay ise Fransa ve Almanya, Doha Forumu’ndaki açıklamaları sonrası onun istifasını istemişti. Albanese, bu taleplerin “asılsız suçlamalara” ve sözlerinin “çarpıtılmasına” dayandığını belirtti.

Yeni raporuna eşlik eden açıklamada Albanese, “Tüm taraflarca gerçekleştirilen işkence ve kötü muamelenin, Filistinli silahlı gruplar da dahil olmak üzere, kesinlikle kınandığını” ancak raporun “İsrail’in davranışına odaklandığını” ifade etti.

“İşkence ve Soykırım” Başlıklı Rapor

Rapor, “7 Ekim 2023’ten bu yana işgal altındaki Filistin topraklarında İsrail’in sistematik işkence uygulamasını” ele alıyor. Raporda, gözaltı merkezlerinde uygulanan işkencenin “benzeri görülmemiş bir şekilde toplu cezalandırma olarak kullanıldığı” belirtiliyor.

Raporda, “vahşi dayak, cinsel şiddet ve tecavüz, ölümcül kötü muamele, aç bırakma ve temel insani ihtiyaçlardan sistematik yoksun bırakma, onlarca bin Filistinli ve yakınlarında kalıcı ve derin yaralar bıraktı” ifadelerine yer verildi.

Albanese, “İşkence, erkek, kadın ve çocukları kontrol etmenin ve cezalandırmanın ayrılmaz bir parçası haline geldi; ister gözaltı sırasında kötü muamele yoluyla, ister sürekli zorunlu göç, toplu öldürme ve yoksun bırakma kampanyasıyla, yaşamın tüm unsurlarını yok ederek toplu acı ve ızdırabı uzun vadeli olarak artırmak için” denildi.

İsrail, İşkence ve Diğer Zalim, İnsanlık Dışı veya Küçültücü Muamele veya Cezaları Önleme Sözleşmesi’ne taraf bir ülke.

Albanese, 300’den fazla ifade dahil yazılı belgeler topladığını açıkladı.

BM İnsan Hakları Konseyi, özel raportörleri atasa da, raportörlerin bağımsız uzmanlar olduğunu ve BM’yi doğrudan temsil etmediğini hatırlattı.

Raporun Pazartesi günü İnsan Hakları Konseyi’ne sunulması bekleniyor.


Yeniden konumlanma sanatında usta bir Devrim Muhafızları generali: Kalibaf

Yeniden konumlanma sanatında usta bir Devrim Muhafızları generali: Kalibaf
Yeniden konumlanma sanatında usta bir Devrim Muhafızları generali: Kalibaf
TT

Yeniden konumlanma sanatında usta bir Devrim Muhafızları generali: Kalibaf

Yeniden konumlanma sanatında usta bir Devrim Muhafızları generali: Kalibaf
Yeniden konumlanma sanatında usta bir Devrim Muhafızları generali: Kalibaf

İran liderine yakın isimler arasında savaş, güvenlik, siyaset ve ekonomiden geçmiş figürler içinde Meclis Başkanı ve Devrim Muhafızları kökenli Muhammed Bakır Kalibaf, bizzat rejimin doğasını en iyi yansıtan isimlerden biri olarak öne çıkıyor: Sadakati ödüllendiren, sahadaki adamlarına yatırım yapan ve iç-dış mücadelelerden çıkanlara tekrar tekrar yeniden konumlanma fırsatı tanıyan bir sistem.

40 yılı aşan bir kariyere sahip Kalibaf, savaş siperlerinden kokpite, polis teşkilatı komutanlığından Tahran Belediye Başkanlığı’na ve oradan Meclis Başkanlığı’na uzanan bir yol izledi. Ancak en büyük hedefi olan cumhurbaşkanlığına ulaşmayı başaramadı.

gtr
Kalibaf ile eski Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi, Horasan eyaleti kökenli isimlerin yasama ve yürütme organları üzerindeki hâkimiyetinin en belirgin örneğini oluşturdu (İran Parlamento sitesi)

Buna rağmen bu başarısızlık, nüfuz mücadelesini kaybettiği anlamına gelmiyor. Aksine kariyeri, İran içinde özel bir siyasi model ortaya koyuyor: Güvenlik karakterli bir devlet adamı, Devrim Muhafızları ile güçlü bağlara sahip, kendisini zaman zaman sert bir general, zaman zaman bir icracı yönetici, zaman zaman da alt sınıflara yakın pragmatik bir siyasetçi olarak sunabilen bir figür. Bu değişen yüzlere rağmen tek sabit unsur ise sistemin merkezinde kalma konusundaki ısrarı oldu.

Meşhedli, savaş kuşağından gelen bir isim

Kalibaf, 1961 yılında Meşhed yakınlarındaki Torghabeh’te doğdu. Meşhed, İran İslam Cumhuriyeti’nde devlet ve güvenlik elitlerinin önemli bir kısmını yetiştiren şehirlerden biri olarak biliniyor. Bu şehir yalnızca dini bir merkez değil, aynı zamanda din kurumu ile güvenlik ve askeri yapının kesiştiği bir alan.

sdvfgbh
İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf’ın pasaportundan bir kare

Kalibaf kamu hayatına İran-Irak Savaşı üzerinden girdi. Kendi kuşağındaki pek çok kişi gibi bu savaş onun siyasi ve güvenlik kimliğini şekillendirdi ve sonraki görevlerinde taşıyacağı sembolik bir sermaye kazandırdı. Önce Besic’e, ardından Devrim Muhafızları’na katıldı ve savaş yıllarında hızla yükselerek en genç komutanlardan biri haline geldi. Bu dönemde ileride sistemin temel direkleri olacak isimlerle ilişkiler kurdu.

bhju
Kalibaf, hemşehrisi Meşhedli Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani’nin yanında, resmi bir tören sırasında (İran Parlamento sitesi)

Savaş, Kalibaf için yalnızca bir kahramanlık hikâyesi değil, aynı zamanda iktidar elitine giriş kapısı oldu. Bu kuşak daha sonra güvenlik, ekonomi ve siyasette etkili bir ağ kurdu ve Kalibaf bu askeri sermayeyi siyasi güce dönüştürmede en başarılı isimlerden biri oldu.

Sessiz nüfuz kapısı

Savaşın ardından Kalibaf sistem dışına itilmedi. Aksine Devrim Muhafızları ile birlikte yeni döneme geçti ve bu yapının ekonomik kolu olan Hatem el-Enbiya Karargâhı’nın başına getirildi. Bu kurum zamanla büyük bir ekonomik güce dönüştü.

dfvbght
Eski füze birliği komutanı Emir Ali Hacızade, Kalibaf’ın kulağına bir şeyler fısıldıyor (İran Parlamento sitesi)

Daha sonra 1997-2000 yılları arasında Devrim Muhafızları Hava Kuvvetleri Komutanlığı yaptı. Aynı dönemde jeopolitik alanında doktora alarak kendisini yalnızca asker değil, aynı zamanda eğitimli bir yönetici olarak sunmaya çalıştı.

1999 mesajı: Güvenlikçi yüzün ortaya çıkışı

1999’daki öğrenci protestoları, Kalibaf’ın güvenlikçi kimliğini pekiştiren bir dönüm noktası oldu. Reformist Cumhurbaşkanı Muhammed Hatemi’ye gönderilen ve müdahale tehdidi içeren mektubun imzacıları arasında yer aldı.

dfgth
Kalibaf, “Düzenin Yararını Teşhis Konseyi” toplantısına katılıyor; genel sekreter General Muhammed Bakır Zolkadr da görülüyor (Kalibaf’ın sitesi)

Daha sonra protestoların bastırılmasındaki rolüne dair açıklamaları ve “kıskaç” yöntemi tartışmaları, özellikle 2013 seçimlerinde gündeme geldi. Bu süreçte “kıskaç generali” olarak anılmaya başlandı.

Bu geçmiş, sistem içinde bir yük değil, aksine çoğu zaman bir güç unsuru olarak görüldü. Güvenliği önceleyen bir devlette bu tür bir sicil, sertlikten ziyade disiplin göstergesi olarak yorumlandı.

Emniyet teşkilatı: Modernleşme ile sertlik birlikte

2000 yılında İran lideri Ali Hamaney tarafından Emniyet Genel Müdürü olarak atandı. Bu dönemde teşkilatta modernleşme adımları atıldı, yeni ekipmanlar devreye sokuldu ve profesyonellik vurgusu yapıldı.

fgthy
Kalibaf, Haziran 2024’te Meşhed kentinde yaptığı son konuşmada, sert tutumuyla bilinen din adamı Ali Rıza Penahiyan’ın yanında (EPA)

Ancak aynı dönemde siyasi aktivistlere ve basına yönelik baskılar arttı, ahlak polisi yeniden güç kazandı. Bu durum, Kalibaf’ın temel çelişkisini ortaya koydu: modern yönetim dili ile sert güvenlik yaklaşımının birleşimi.

Cumhurbaşkanlığı denemeleri: Sürekli başarısızlık

Kalibaf 2005’te cumhurbaşkanlığına aday oldu ancak başarısız oldu. Mahmud Ahmedinejad’ın halkçı söylemi karşısında etkili olamadı.

thyu
Foto: Eski Devrim Muhafızları Komutanı Hüseyin Salami, Aralık 2024’te Kalibaf başkanlığındaki Meclis oturumunda konuşuyor (Tasnim)

2013’te yeniden aday oldu ve ikinci sırada yer aldı, ancak Hasan Ruhani karşısında kaybetti. 2017’de İbrahim Reisi lehine çekildi. 2024’teki seçimlerde ise kendi siyasi kampı içinde dahi öne çıkamadı.

Tahran Belediyesi: Başarı ve tartışmalar

Kalibaf, 12 yıl boyunca Tahran Belediye Başkanlığı yaptı. Bu süreçte metro projeleri ve büyük altyapı yatırımlarıyla “icraatçı yönetici” imajı kazandı.

fghyj
İran Lideri, yetkililerle görüşürken; arkasında Pezeşkiyan, Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf ve Yargı Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei  görülüyor, geçen yıl Mart ayında (AFP)

Ancak bu dönemde ciddi yolsuzluk iddiaları da gündeme geldi. “Astronomik emlak” dosyası ve çeşitli mali skandallar kamuoyunda tartışma yarattı. Ailesiyle ilgili bazı konular da eleştiri konusu oldu.

Çok yüzlü bir siyasi profil

Kalibaf, her seçim döneminde farklı bir profil sundu. 2005’te teknokrat, 2013’te daha güvenlikçi, 2017’de halkçı, 2024’te ise daha ılımlı bir siyasetçi görünümü sergiledi.

vfgth
Kalibaf ile Devrim Muhafızları lideri ve İran Lideri’nin danışmanı Muhsin Rezai (Meclis Başkanlığı   sitesi – Arşiv)

Bu esneklik, sistem içindeki dengeleri iyi okuduğunu gösterirken, aynı zamanda tutarsızlık eleştirilerine de yol açtı.

Meclis Başkanlığı: Güç ama sınırlı etki

2020’de Meclis Başkanı oldu ve görevini sürdürdü. Bu görev ona önemli bir konum sağlasa da İran’da asıl güç liderlik makamı ve güvenlik kurumlarında bulunuyor.

Buna rağmen Kalibaf, bu pozisyon sayesinde siyasi ağırlığını korumayı başardı.

Hamaney ile ilişki: Sürekliliğin anahtarı

Kalibaf’ın sistem içinde kalmasının en önemli nedeni, Ali Hamaney ve Devrim Muhafızları ile olan güçlü ilişkileri. Bu bağlar, krizlere rağmen kariyerini sürdürmesini sağladı.

Savaşlar ve kriz rolü

Son yıllarda yaşanan savaşlarda Kalibaf, kriz anlarında öne çıkan bir isim oldu. 2025’teki çatışmalarda “direniş” söylemini güçlendirdi.

zxcdfv
Kalibaf’ın resmi sitesi tarafından yayımlanan görüntü; Temmuz 2024’te Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile görüşmesi sırasında.

2026’da başlayan ve Hamaney’in öldüğü savaşta ise siyasi ve güvenlik kurumları arasında kritik bir rol üstlendi.

Sonuç

Kalibaf’ın kariyeri bir çelişkiyi yansıtıyor: Pek çok alanda başarı, ancak cumhurbaşkanlığında sürekli başarısızlık.

Buna rağmen o, sistem içinde kalmayı başaran, kendisini sürekli yeniden konumlandıran bir figür olarak öne çıkıyor. Bu yönüyle Kalibaf, İran siyasi sisteminin en tipik temsilcilerinden biri olarak değerlendiriliyor.

dfvbghj
Kalibaf ile Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro

 


İran, Hint Okyanusu'ndaki bir ABD-İngiliz üssüne füze fırlattı

İngiliz-Amerikan ortak askeri üssünün bulunduğu Diego Garcia Adası'nın havadan görünümü (AP)
İngiliz-Amerikan ortak askeri üssünün bulunduğu Diego Garcia Adası'nın havadan görünümü (AP)
TT

İran, Hint Okyanusu'ndaki bir ABD-İngiliz üssüne füze fırlattı

İngiliz-Amerikan ortak askeri üssünün bulunduğu Diego Garcia Adası'nın havadan görünümü (AP)
İngiliz-Amerikan ortak askeri üssünün bulunduğu Diego Garcia Adası'nın havadan görünümü (AP)

Wall Street Journal'ın ABD'li yetkililere dayandırdığı habere göre, İran yakın zamanda Hint Okyanusu'ndaki Diego Garcia'da bulunan ABD-İngiliz ortak askeri üssüne iki balistik füze fırlattı.

Haberde, füzelerin hiçbirinin İran topraklarından yaklaşık 4 bin kilometre uzaklıktaki hedefine isabet etmediği belirtildi, ancak bu fırlatma, Tahran'ın daha önce inanıldığından daha uzun menzilli füzelere sahip olduğunu ortaya koyuyor.

Gazete, füzelerden birinin uçuş sırasında arızalandığını, diğerinin ise ABD savaş gemisinden fırlatılan bir önleme füzesiyle hedef alındığını, ancak füzenin vurulup vurulmadığının belirsiz olduğunu bildirdi.

 Chagos Adaları'ndaki Diego Garcia, İngiltere'nin ABD'nin İran'daki "savunma" operasyonları için kullanmasına izin verdiği iki üsten biridir.

ABD ordusu, Afganistan ve Irak'taki ABD bombardıman harekatları da dahil olmak üzere Asya'daki operasyonlar için önemli bir merkez olarak kabul edilen üsse bombardıman uçakları ve diğer teçhizatları konuşlandırdı.

İngiltere, 1960'lardan beri kontrolünde olan Chagos Adaları'nı Mauritius'a iade etmeyi kabul etti; ancak Diego Garcia'daki askeri üssü kiralama hakkını saklı tuttu. ABD Başkanı Donald Trump, Londra'nın adaları iade etme kararını şiddetle eleştirdi.