Ortak Askeri Komite’den Libya’da bölünme uyarısı

LUO’nun 5+5 Ortak Askeri Komite heyeti, petrol sahalarının ve sahil yolunun kapatılmasını talep ettikten ve Başbakan Abdulhamid Dibeybe’yi devlet fonlarını yağmalamakla suçladıktan sonra ‘çöküş’ uyarısında bulundu.

LUO’nun 5+5 Ortak Askeri Komite'deki temsilcileri Dibeybe’yi Komite’nin çalışmalarını engellemek ve siyasi ortamı kızıştırmakla suçladılar. (Reuters)
LUO’nun 5+5 Ortak Askeri Komite'deki temsilcileri Dibeybe’yi Komite’nin çalışmalarını engellemek ve siyasi ortamı kızıştırmakla suçladılar. (Reuters)
TT

Ortak Askeri Komite’den Libya’da bölünme uyarısı

LUO’nun 5+5 Ortak Askeri Komite'deki temsilcileri Dibeybe’yi Komite’nin çalışmalarını engellemek ve siyasi ortamı kızıştırmakla suçladılar. (Reuters)
LUO’nun 5+5 Ortak Askeri Komite'deki temsilcileri Dibeybe’yi Komite’nin çalışmalarını engellemek ve siyasi ortamı kızıştırmakla suçladılar. (Reuters)

Zayed Hediyye
Libya halkının ülkede yeniden bölünme yaşanmasına yönelik kabusu adeta bir gerçekliğe dönüştü. Ülkenin doğusundaki siyasi ve askeri taraflar arasındaki görüş ayrılıklarının ardından Abdulhamid Dibeybe’nin başbakanı olduğu Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) çıkmaza girdi. Söz konusu çıkmaz, ülkenin batısı ile doğusu arasında yeni bir kopmaya neden olmak üzere.
Tüm bu tablo, Bingazi merkezli Libya Ulusal Ordusu’nun (LUO) 5+5 Ortak Askeri Komite’deki (OAK)  temsilcileri tarafından şaşırtıcı bir açıklama ile ifade edildi. LUO heyeti, Başbakan Abdulhamid Dibeybe’nin kendi ifadeleriyle ‘siyasi anlaşmayı ihlal eden uygulamalarını’ protesto etmek amacıyla OAK çalışmalarına katılımlarını askıya aldıklarını duyurdu. Açıklamanın en ilginç ve tartışmalı bölümü ise ülkenin batısı ile doğusunu bir birine bağlayan sahil yolunun yanı sıra ülkenin toplam petrol üretiminin üçte ikisini oluşturan doğu tarafındaki petrol sahalarının ve limanların kapatılması çağrısı oldu. Bu açıklama, sürecin en başa dönmesi ve Libya topraklarının birliğine karşı bir alarm olarak nitelendirildi.

Sürpriz açıklama
LUO lideri Mareşal Halife Hafter'den petrol ihracatını durdurmasını, sahil yolunu kapatmasını ve ülkenin doğusu ile batısı arasındaki uçak seferlerinin askıya almasını talep eden Bingazi'deki LUO Genel Komutanlığı’nın OAK temsilcileri cumartesi günü yaptıkları açıklamada, talepleri dikkate alınana kadar OAK çalışmalarına katılımlarını askıya aldıklarını duyurdular.
Dibeybe hükümeti ve kurumlarıyla tüm iş birliklerinin durdurulması çağrısı yapılan açıklamada, LUO heyetinin OAK çalışmalarına katılımının talepler karşılanana kadar askıya alındığı belirtildi. Açıklamada Libya'da ekonomik, sosyal ve güvenlik açısından çöküşe yol açabilecek siyasi bölünme konusunda uyaran LUO temsilcileri, UBH Başbakanı Abdulhamid ed-Dibeybe’yi ‘kamu fonlarının daha önce eşi-benzeri görülmemiş şekilde ve sistematik olarak yağmalanmaya çalışmakla suçladı. Suçlamalar arasında seçimlere katılmama sözünden dönmek ve OAK çalışmalarını dayanaksız bahanelerle engellemeye çalışmak da yer aldı.
Açıklamada, Temsilciler Meclisi’nin (TM) kararlarına uymadığı ve iktidarı Fethi Başağa'nın başbakanı olduğu yeni İstikrar Hükümeti’ne devretmediği için ülkedeki ekonomik, sosyal ve güvenlik alanlarında şartların bozulmasından ve yeniden siyasi bir bölünmenin ortaya çıkmasından sorumlu tutulan Dibeybe’nin uygulamaları ve davranışları eleştirildi.
Silahlı milislere koruma sağlanmasına ve OAK’ın çalışmalarını engellemeleri için büyük miktarlarda para verilmesine karşın askeri personele dört aydır maaş ödenmediği belirtilen açıklamada, Dibeybe’nin ateşkes anlaşmasını ihlal ettiği ve bunun da ülkenin ulusal güvenliği için ciddi bir tehdit oluşturduğu vurgulandı.

Petrol akışı kesilmedi
Libya’da büyük tartışmalara yol açan açıklamanın hemen ardından LUO’nun OAK heyetinin LUO’nun kontrol ettiği liman ve sahalardan petrol ihracatını durdurma taleplerinin yerine getirildiğine dair söylentiler yayıldı. LUO Sözcüsü Ahmed el-Mismari açıklama yaparak, LUO Genel Komutanlığı ve Fethi Başağa liderliğindeki İstikrar Hükümeti tarafından Libya'daki tüm limanların, petrol sahalarının ve doğalgaz boru hatlarının kademeli olarak kapatılmasına yönelik talimat verildiğine dair çıkan haberleri yalanladı. Mismari, yaptığı kısa açıklamada, bu tür haberlerin ‘yanlış ve dayanaksız’ olduklarını vurguladı.
OAK, Libya krizinde bir dönüm noktası olarak kabul edilen 23 Ekim 2020 tarihinde, Libyalı taraflar arasında yapılan ateşkes anlaşmasının ardından kurularak diğer siyasi diyalog yollarının tamamlanmasına kapıyı araladı. Aynı zamanda geçtiğimiz yılın sonlarında 24 Aralık'ta yapılması planlanan genel seçimlerle sona erecek bir yol haritası ve ortak bir yürütme mekanizmasının oluşturulması üzerinde varılan uzlaşı da seçimlerden önce bocaladı ve UBH ile TM arasındaki anlaşmazlıklar arttı. Bu anlaşmazlıklar, TM’nin bu yılın başlarında UBH’den güven oyunu geri çekmesine ve eski İçişleri Bakanı Fethi Başağa'yı yeni bir hükümet kurmakla görevlendirmesine neden oldu.
Ancak TM tarafından görevden alınan Dibeybe’nin iktidarı Başağa’ya devretmeyi reddetmesi ile birlikte ülkede siyasi bölünme belirtileri yeniden ortaya çıkmaya başladı. Bu durum, OAK’nin paralı askerlerin ve yabancı güçlerin ülkeden sınır dışı edilmesi, ordunun birleştirilmesi ve milis grupların lağvedilmesinin yanı sıra Libya’da askeri eğitim için yapılan tüm mutabakatların dondurulması planlarının tamamlanması da dahil olmak üzere siyasi taraflar arasında uygulanmayı bekleyen tüm anlaşmalar üzerinde olumsuz bir etki yarattı.
OAK çalışmalarının başlangıcında, ülkenin batısındaki ve doğusundaki kıyı kentlerini birbirine bağlayan sahil yolunun açılmasının yanı sıra tutukluları arama yollarının kolaylaştırılması ve gözaltındakilerin serbest bırakılması amacıyla bir güvenlik odasının oluşturulması ve petrol sahalarını koruyan güçleri birleştirilmesi dosyasında kaydedilen ilerleme gibi ateşkes anlaşmasının birçok önemli maddesini hayata geçirmeyi başardı.
LUO heyetinin yaptığı açıklama ülkede büyük bir tartışmaya neden olurken herkes iki yıl önce ülkede siyasi ve askeri durumların daha da kötüleşmeye başladığı sırada ateşkes anlaşmasına öncülük eden ve süreci takip eden Birleşmiş Milletler Libya Destek Misyonu’nun (UNSMIL) siyasi ve askeri anlaşmaları korumak için atacağı adımı bekliyor.
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi Stephanie Williams, ülkede siyasi anlaşmazlıkların yaşandığı geçtiğimiz mart ayının sonlarında OAK’a müdahale edilmemesi konusunda uyarmış ve Libya'nın güvenlik konusunda kaydettiği ilerlemenin korunmasını istemişti. Williams haftalardır Tobruk merkezli TM’yi ve Trablus merkezli Devlet Yüksek Konseyi’nin (DYK) yeniden müzakere masasına döndürmeye, son zamanlarda anayasa dosyası ve yürütme yetkisini değiştirme konusunda aralarında yaşanan görüş ayrılıklarını çözmeye çalışıyor.

Görüş ayrılıkları
Libya’daki siyasi süreci yakından takip eden kesimler, LUO’nun OAK heyeti üyelerinin yaptığı açıklamada belirtilenler konusunda farklı düşünürken bu gelişmenin ülkedeki genel durum üzerindeki ciddiyeti konusunda hemfikirler. Milletvekili Seyyide el-Yakubi, ülkede durumun kötüleşmesinin sorumluluğunu Başbakan Abdulhamid Dibeybe’ye yüklediği açıklamasında şunları söyledi:
“Libya Siyasi Diyalog Forumu’nun (LSDF) çalışmalarını aksatıp Ekonomi Komitesi'nin çalışmalarını askıya aldıktan sonra OAK, Dibeybe hükümetinin siyasi başarısızlığı nedeniyle çalışmalarını askıya aldığını açıkladı. Başbakan bizi nereye götürecek? Durum daha ne kadar bu şekilde kalacak?”
Cumhurbaşkanlığı için muhtemel adaylardan olan Süleyman el-Bayudi, TM üyelerinin AOK’ta yaptıkları seçimin yanlış olabileceğini ve bu seçimin krizi daha da karmaşık hale getirebileceğini ima etti. Bayudi konuya dair şunları söyledi:
“Özellikle seçimlerin yapılmaması, para akışı, yerine getirmek zorunda olduğu anlaşmalardaki yükümlülüklerini ihlal etmesi ancak rakiplerinin arkasından da düşünmeden yürüyememesi konusunda Başbakan Dibeybe’yi kesin bir şekilde savunabilecek biri yok.”
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı haberde açıklamalarda bulunan Bayudi’ye göre Dibeybe’nin politikasından etkilenen kişilerin iradelerinin dayatılması da herkesin küçük düşürülmesi anlamına geliyor. Ayrıca krizler nedeniyle yerel ve uluslararası kargaşaya dahil olmanın tehlikeleri konusunda sığ bir bakış açısına sahip olunduğunu gösteriyor.
Barışçıl ve güvenli çözümün sandık başına gitmek olduğunu düşünen Bayudi, böylece Libyalıların iktidarda kendilerini kimin temsil edeceğine kendi özgür iradeleriyle karar verebileceklerini ve buna aykırı her adımın gerçek bir felakete yol açacağını vurguladı. Uluslararası kurumların koridorlarının, uluslararası müdahalenin artacağı şüphe götürmez bir siyasi hareketliliğe tanık olduğu konusunda uyaran Bayudi açıklamasını şöyle sonlandırdı:
“Ülke, bir vesayet projesi yürüten yabancı güçlerin gelişine, Libya’nın açıkça nüfuz alanlarına bölünmesine ve Libya’nın zenginliklerinin sömürülmesine tanık olacak. Libya'nın işgali projesinde, Libyalı tüm taraflar hizmetçiye dönüşecekler.”



İsrail istihbaratının gözü Yemen’de: Husilere özel birim

 İsraillilere göre Eyal Zamir, bölgesel iş birliğinin merkezi bir figürü… İran ve Husi tehdidine karşı bölgesel iş birliğinin gerekliliği hususunda ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) Komutanı Amiral Brad Cooper’ı ikna ettiği iddia ediliyor. (İsrail Ordu Sözcüsü X hesabı)
İsraillilere göre Eyal Zamir, bölgesel iş birliğinin merkezi bir figürü… İran ve Husi tehdidine karşı bölgesel iş birliğinin gerekliliği hususunda ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) Komutanı Amiral Brad Cooper’ı ikna ettiği iddia ediliyor. (İsrail Ordu Sözcüsü X hesabı)
TT

İsrail istihbaratının gözü Yemen’de: Husilere özel birim

 İsraillilere göre Eyal Zamir, bölgesel iş birliğinin merkezi bir figürü… İran ve Husi tehdidine karşı bölgesel iş birliğinin gerekliliği hususunda ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) Komutanı Amiral Brad Cooper’ı ikna ettiği iddia ediliyor. (İsrail Ordu Sözcüsü X hesabı)
İsraillilere göre Eyal Zamir, bölgesel iş birliğinin merkezi bir figürü… İran ve Husi tehdidine karşı bölgesel iş birliğinin gerekliliği hususunda ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) Komutanı Amiral Brad Cooper’ı ikna ettiği iddia ediliyor. (İsrail Ordu Sözcüsü X hesabı)

Emel Şehade

İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir, Almanya’da diğer ülkelerdeki mevkidaşlarıyla katıldığı gizli toplantının ifşa olmasının ardından yaptığı konuşmada, ordusunun çeşitli cephelerdeki başarılarına değindi. Zamir, Gazze savaşının üçüncü yılını doldurmak üzere olduğu bu süreçte İsrail’in savunma ve saldırı kapasitesini Arap ülkelerinin ordu komutanlarına aktardıklarını belirterek, bunu savaşın ürettiği büyük bir başarı olarak niteledi.

İsrailli kaynaklara göre bölgesel iş birliğinin merkezinde yer alan Zamir’in, ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) Komutanı Amiral Brad Cooper’ı İran ve Husi tehdidine karşı bölgesel iş birliğinin gerekliliğine ikna ettiği ve Ortadoğu’da güvenlik iş birliğini derinleştirme fırsatlarını sunduğu kaydedildi.

Cooper ise toplantıya katılanlara ABD ordusunun bölgeden çekilme niyetinin olmadığını ve İran ile mücadelenin süreceğini bildirdi. Toplantıda Husi dosyası, İsrail ile katılımcı ülkeler arasındaki ilişkiler açısından en önemli başlığı oluşturdu. Bu kapsamda Askeri İstihbarat Dairesi’nin (AMAN) üç yıl süren savaş boyunca savunma ve saldırı kapasitelerinin yanı sıra Yemen’e özel ayrı bir birim kurduğu açıklandı. Zamir’in bu durumu, söz konusu ülkeler için stratejik önem taşıyan müteakip bir tecrübe olarak sunduğu aktarıldı.

Stratejik hazine

AMAN’ın özel bir bütçe ve çeşitli kaynaklar ayırarak, İsrail’e göç eden Yemenli Yahudi toplumundan çok sayıda kişiyi aktif istihbarat elemanı olarak yetiştirdiği ortaya çıktı. Bu kişilerin, Yemen dosyası ve Husi tehdidiyle mücadelede merkezi bir rol üstlendiği belirtildi.

Söz konusu adımların, Husilerin savaşın başından bu yana İran ve Hizbullah lehine hareket ederek İsrail’in güney bölgesini günlük hedef haline getirmesinin ardından atıldığı ifade edildi. Zamir’in askeri ve istihbari kurumların elde ettiği başarılar olarak sunduğu bu verilerin, güvenlik kaynaklarınca ‘stratejik bir hazine’ şeklinde nitelendirildiği ifade edildi.

İsrail sisteminin Yemenli Yahudilerle yürüttüğü çalışmaların üç ana halkaya dayandığı kaydedildi. İlk halkanın Yemen’e istihbarat sızma kapasitesini sağlamaya odaklandığı; görevlerin İsrail güvenlik kurumlarının Husilere karşı planlar geliştirmesi için ihtiyaç duyduğu bilgi toplama faaliyetleri ile Batılı ve Arap istihbarat servisleriyle iş birliğini artırmayı kapsadığı belirtildi.

İkinci halkanın ise füze ve insansız hava aracı (İHA) saldırılarından Husilerin olası baskın kapasitelerine ve Kızıldeniz’deki seyrüsefer hatlarını kapatma yeteneklerine kadar olan tehditlere karşı bir savunma mekanizması oluşturduğu ifade edildi.

Üçüncü halkanın ise gelişmiş mühimmat, teçhizat ve siber alan imkanlarıyla taarruz operasyonlarına odaklandığı kaydedildi.

Husilere karşı yürütülen görevlerin başarısı için AMAN’ın, seçilen Yemenli Yahudiler adına Yemen sahasına özel bir istihbarat okulu kurduğu bildirildi. Bütün mesaileri Husileri izlemek ve bilgi toplamak olan ilk istihbarat grubunun eğitimlerini tamamladığı, elde edilen verilerin Hava ve Deniz Kuvvetleri tarafından Yemen’in derinliklerindeki kritik Husi hedeflerine düzenlenen saldırılara dönüştürüldüğü kaydedildi.

İsrail, Yemen karşısında yeteneklerini nasıl öne çıkarıyor?

İsrail merkezli çeşitli raporlara göre bu dosyaya odaklanılmasının, ABD’nin Husileri havadan yenilgiye uğratma yönündeki üç girişiminin de başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından gerçekleştiği belirtildi. Askeri ve güvenlik yetkililerinin değerlendirmelerine dayandırılan haberlerde, Husi tehdidinin tamamen ortadan kaldırılması için Yemen’de karadan harekete geçebilecek etkili bir askeri güce ihtiyaç duyulduğu vurgulandı.

Söz konusu raporlarda, ABD’nin başarısızlığı ile İsrail’in 2024 ve 2025 yıllarındaki hamleleri karşılaştırıldı. ABD’nin Husilere yönelik üç ayrı hava harekâtı düzenlediği, Nisan 2025’te kapsamlı bombardıman harekatının da sonuçsuz kalmasıyla Amerikalıların bu yapıyı havadan yenmenin imkansızlığını anladığı iddia edildi. Buna karşın İsrail Hava Kuvvetleri’nin daha etkili sonuçlar aldığı öne sürüldü. İsrail’in düzenlediği bir hava saldırısıyla Husilerin siyasi ve askeri lider kadrosunun büyük bölümünü etkisiz hale getirdiği, ayrıca örgütün Kızıldeniz kıyısındaki ana ikmal hattı olan Hudeyde Limanı’nı vurduğu kaydedildi. Üst düzey bir İsrailli güvenlik yetkilisi, Husilerin güney bölgelerine ve Tel Aviv yönüne füze fırlatmasını tamamen engelleyemeseler de Tel Aviv’in caydırıcılık sağladığını savundu.

Eilat’a giden deniz ulaşımını tehdit eden unsurlar

İsrail basınına yansıyan değerlendirmelerde, Husilerin yalnızca Eilat’a yönelik seyrüsefer özgürlüğünü tehdit etmekle kalmadığı, ABD’nin son bombardıman harekatının başarısız olmasından sonra geçen bir yıllık ateşkes sürecini değerlendirerek balistik füze ve İHA kapasitelerini yeniden İsrail’i tehdit edecek seviyeye çıkardıkları kaydedildi. Raporlarda, Husilerin Irak’taki Şii milislerin desteğiyle İsrail’i doğu sınırından da daha etkin şekilde tehdit edebilecek yeteneğe ulaştığı vurgulandı.

Yemen ve Husilere yönelik adımları bölgesel bir stratejik başarı olarak değerlendiren İsrail tarafı; Yemenli Yahudiler kanalıyla toplanan istihbarat ve yapay zekâ dahil gelişmiş teknolojiler sayesinde diğer ülkelere de Husi tehdidiyle mücadelede destek verebileceğini öne sürdü. İsrailli yetkililer, bu kapasitenin Tel Aviv’i Husilere karşı yürütülen savaşta kritik bir istihbarat aktörü haline getirdiğini savundu.

Öte yandan İsrailli güvenlik birimlerinin tespit, engelleme ve taarruz sistemlerini kapsayan gelişmiş teçhizatları daha etkin yollarla tedarik etme seçeneklerini değerlendirdiği bildirildi. Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia'dan aktardığı analize göre Husi tehdidine karşı kapasitesini örneklendiren İsrail makamları, Lübnan’ın güneyindeki Ali et-Tahir tepesini stratejik ve güvenlik açısından elde edilen başarılara örnek gösterdi.

Bir askeri yetkili, İran’dan kaçak yollarla getirilen parçalarla balistik füzelerin, seyir füzelerinin ve İHA’ların üretildiği yer altı tesislerinin imha edilmesine yönelik dış unsurlara eğitim verilebileceğini ifade etti.

Bununla birlikte, söz konusu askeri kapasitelerin müzakere edildiği raporlarda bazı askeri yetkililerin uyarılarda bulunduğu aktarıldı. Yetkililer, Husi tehdidiyle mücadelede yalnızca bu yöntemlere dayanmanın yetersiz kalacağını, örgütün kaçmaya zorlanması, dağıtılması ve Sana ile diğer bölgeleri ele geçirmeden önce bulundukları Yemen’in kuzeyindeki Saada vilayetine geri çekilmeye mecbur bırakılması için karadan bir askeri gücün müdahalesinin şart olduğunu vurguladı.

Uluslararası bir ittifakın kurulması

Bu sırada İsrail’in, Husilerin Babu’l Mendeb Boğazı’nı kontrol etmesinden zarar gören Avrupa ülkelerini de kapsayan uluslararası bir koalisyon kurmak için çalışmalarını sürdürdüğü belirtildi. Askeri Uzman Itamar Eichner konuya ilişkin yaptığı değerlendirmede, “Mesele sadece İsraillilerle sınırlı değil; Amerikalılar da İsrail’in ortaya koyduğu yaklaşımın önemini kavradı ve buna paralel olarak yeni bir bölgesel güvenlik mimarisi oluşturmak için çalışıyorlar” değerlendirmesinde bulundu. Washington’ın Arap ülkelerinin de katılımıyla İran’a karşı bir ittifak kurmayı hedeflediğini belirten Eichner, “Bölge ülkelerinin en önemli görevlerinden biri, bölgesel bir sorun olmaktan çıkıp küresel soruna dönüşen Hürmüz ve Babu’l Mendeb boğazlarında seyrüsefer özgürlüğünü güvence altına almaktır. Bu nedenle dünya genelinin, Amerikalılara bu boğazlardaki seyrüsefer güvenliğini sağlama konusunda destek olmak için çabalarını seferber etmesi gerektiğine inanılıyor” yorumunda bulundu.

Eichner ayrıca, ABD’nin Hürmüz Boğazı’na olan bağımlılığı azaltmayı hedefleyen uzun vadeli çözümleri değerlendirdiğine dikkati çekti. Bu planlar arasında boğazı bypass edecek bir petrol boru hattı döşenmesi ihtimalinin yanı sıra, ABD topraklarındaki rafine kapasitesinin genişletilmesi de yer alıyor. Böylelikle Amerikan ekonomisine sağlanan yakıt tedarikinin artırılması ve bölgedeki çalkantılardan etkilenme oranının en aza indirilmesi hedefleniyor.

*"Bu analiz Şarku’l Avsat tarafından Independent Arabia'dan çevrilmiştir."


Gazze’de motosiklete yönelik İsrail saldırısında bir kişi öldü, çok sayıda yaralı var

Filistinliler, Gazze Şeridi’ne yönelik İsrail bombardımanında hasar gören bir evin yanında sığınak oluşturdu (AP)
Filistinliler, Gazze Şeridi’ne yönelik İsrail bombardımanında hasar gören bir evin yanında sığınak oluşturdu (AP)
TT

Gazze’de motosiklete yönelik İsrail saldırısında bir kişi öldü, çok sayıda yaralı var

Filistinliler, Gazze Şeridi’ne yönelik İsrail bombardımanında hasar gören bir evin yanında sığınak oluşturdu (AP)
Filistinliler, Gazze Şeridi’ne yönelik İsrail bombardımanında hasar gören bir evin yanında sığınak oluşturdu (AP)

İsrail güçlerinin Gazze kentinin batısında bir motosiklete düzenlediği saldırıda DPA’nın haberine göre Filistinli bir kişi öldü, çok sayıda kişi de yaralandı.

Filistin Haber ve Enformasyon Ajansı’nın (WAFA) Şifa Hastanesi’ndeki sağlık kaynaklarına dayandırdığı haberine göre, “İşgal güçlerinin Şeyh Rıdvan Mahallesi’ndeki Takva Kampı’nda bir motosikleti hedef alması sonucu bir şehit ve aralarında durumu ağır bir çocuğun da bulunduğu çok sayıda yaralı hastaneye ulaştı.”

Filistin makamları, İsrail’in Gazze’ye yönelik savaşında 73 binden fazla kişinin hayatını kaybettiğini belirtiyor. Söz konusu savaş, Hamas’ın Ekim 2023’te İsrail’in güneyine düzenlediği ve bin 200 kişinin ölümüne yol açan saldırının ardından başlamıştı.


Beyrut, UNIFIL’in görev süresinin uzatılması için baskıyı artırıyor

İsrail güçlerinin beldeye doğru ilerlemesi, tanklarını konuşlandırması ve ses bombaları atmasının ardından Lübnan askerleri, Güney Lübnan’daki Deyr Mimas beldesinin çevresinde konuşlandı (AFP)
İsrail güçlerinin beldeye doğru ilerlemesi, tanklarını konuşlandırması ve ses bombaları atmasının ardından Lübnan askerleri, Güney Lübnan’daki Deyr Mimas beldesinin çevresinde konuşlandı (AFP)
TT

Beyrut, UNIFIL’in görev süresinin uzatılması için baskıyı artırıyor

İsrail güçlerinin beldeye doğru ilerlemesi, tanklarını konuşlandırması ve ses bombaları atmasının ardından Lübnan askerleri, Güney Lübnan’daki Deyr Mimas beldesinin çevresinde konuşlandı (AFP)
İsrail güçlerinin beldeye doğru ilerlemesi, tanklarını konuşlandırması ve ses bombaları atmasının ardından Lübnan askerleri, Güney Lübnan’daki Deyr Mimas beldesinin çevresinde konuşlandı (AFP)

Lübnan, UNIFIL’in görev süresinin yıl sonunda sona erecek olması nedeniyle güneydeki BM şemsiyesini korumak amacıyla siyasi ve diplomatik girişimlerini yoğunlaştırıyor. Lübnan ve Fransa, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ni kararını yeniden değerlendirmeye ikna etmek için çabalarını sürdürüyor.

“Şarku’l Avsat”a konuşan konuya yakın bir kaynak, Beyrut’un Avrupa’nın Lübnan ordusuna destek verilmesine ilişkin önerileri ile uluslararası varlığın geleceğini birbirinden ayrı değerlendirdiğini ve daha küçük çaplı olsa dahi BM gücünün görevine devam etmesinde ısrarcı olduğunu belirtti. Dışişleri Komisyonu Başkanı Milletvekili Fadi Allame de etkin bir BM varlığına duyulan ihtiyacın “hiç olmadığı kadar büyük” olduğunu belirterek, 1701 sayılı kararın uygulanmasının BM güçlerinin bölgede kalmasını gerektirdiğini vurguladı.

Lübnan, güneydeki gelişmeler ve müzakere süreciyle ilgili temaslar devam ederken New York’ta da diplomatik girişimlerini sürdürüyor.