Ortak Askeri Komite’den Libya’da bölünme uyarısı

LUO’nun 5+5 Ortak Askeri Komite heyeti, petrol sahalarının ve sahil yolunun kapatılmasını talep ettikten ve Başbakan Abdulhamid Dibeybe’yi devlet fonlarını yağmalamakla suçladıktan sonra ‘çöküş’ uyarısında bulundu.

LUO’nun 5+5 Ortak Askeri Komite'deki temsilcileri Dibeybe’yi Komite’nin çalışmalarını engellemek ve siyasi ortamı kızıştırmakla suçladılar. (Reuters)
LUO’nun 5+5 Ortak Askeri Komite'deki temsilcileri Dibeybe’yi Komite’nin çalışmalarını engellemek ve siyasi ortamı kızıştırmakla suçladılar. (Reuters)
TT

Ortak Askeri Komite’den Libya’da bölünme uyarısı

LUO’nun 5+5 Ortak Askeri Komite'deki temsilcileri Dibeybe’yi Komite’nin çalışmalarını engellemek ve siyasi ortamı kızıştırmakla suçladılar. (Reuters)
LUO’nun 5+5 Ortak Askeri Komite'deki temsilcileri Dibeybe’yi Komite’nin çalışmalarını engellemek ve siyasi ortamı kızıştırmakla suçladılar. (Reuters)

Zayed Hediyye
Libya halkının ülkede yeniden bölünme yaşanmasına yönelik kabusu adeta bir gerçekliğe dönüştü. Ülkenin doğusundaki siyasi ve askeri taraflar arasındaki görüş ayrılıklarının ardından Abdulhamid Dibeybe’nin başbakanı olduğu Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) çıkmaza girdi. Söz konusu çıkmaz, ülkenin batısı ile doğusu arasında yeni bir kopmaya neden olmak üzere.
Tüm bu tablo, Bingazi merkezli Libya Ulusal Ordusu’nun (LUO) 5+5 Ortak Askeri Komite’deki (OAK)  temsilcileri tarafından şaşırtıcı bir açıklama ile ifade edildi. LUO heyeti, Başbakan Abdulhamid Dibeybe’nin kendi ifadeleriyle ‘siyasi anlaşmayı ihlal eden uygulamalarını’ protesto etmek amacıyla OAK çalışmalarına katılımlarını askıya aldıklarını duyurdu. Açıklamanın en ilginç ve tartışmalı bölümü ise ülkenin batısı ile doğusunu bir birine bağlayan sahil yolunun yanı sıra ülkenin toplam petrol üretiminin üçte ikisini oluşturan doğu tarafındaki petrol sahalarının ve limanların kapatılması çağrısı oldu. Bu açıklama, sürecin en başa dönmesi ve Libya topraklarının birliğine karşı bir alarm olarak nitelendirildi.

Sürpriz açıklama
LUO lideri Mareşal Halife Hafter'den petrol ihracatını durdurmasını, sahil yolunu kapatmasını ve ülkenin doğusu ile batısı arasındaki uçak seferlerinin askıya almasını talep eden Bingazi'deki LUO Genel Komutanlığı’nın OAK temsilcileri cumartesi günü yaptıkları açıklamada, talepleri dikkate alınana kadar OAK çalışmalarına katılımlarını askıya aldıklarını duyurdular.
Dibeybe hükümeti ve kurumlarıyla tüm iş birliklerinin durdurulması çağrısı yapılan açıklamada, LUO heyetinin OAK çalışmalarına katılımının talepler karşılanana kadar askıya alındığı belirtildi. Açıklamada Libya'da ekonomik, sosyal ve güvenlik açısından çöküşe yol açabilecek siyasi bölünme konusunda uyaran LUO temsilcileri, UBH Başbakanı Abdulhamid ed-Dibeybe’yi ‘kamu fonlarının daha önce eşi-benzeri görülmemiş şekilde ve sistematik olarak yağmalanmaya çalışmakla suçladı. Suçlamalar arasında seçimlere katılmama sözünden dönmek ve OAK çalışmalarını dayanaksız bahanelerle engellemeye çalışmak da yer aldı.
Açıklamada, Temsilciler Meclisi’nin (TM) kararlarına uymadığı ve iktidarı Fethi Başağa'nın başbakanı olduğu yeni İstikrar Hükümeti’ne devretmediği için ülkedeki ekonomik, sosyal ve güvenlik alanlarında şartların bozulmasından ve yeniden siyasi bir bölünmenin ortaya çıkmasından sorumlu tutulan Dibeybe’nin uygulamaları ve davranışları eleştirildi.
Silahlı milislere koruma sağlanmasına ve OAK’ın çalışmalarını engellemeleri için büyük miktarlarda para verilmesine karşın askeri personele dört aydır maaş ödenmediği belirtilen açıklamada, Dibeybe’nin ateşkes anlaşmasını ihlal ettiği ve bunun da ülkenin ulusal güvenliği için ciddi bir tehdit oluşturduğu vurgulandı.

Petrol akışı kesilmedi
Libya’da büyük tartışmalara yol açan açıklamanın hemen ardından LUO’nun OAK heyetinin LUO’nun kontrol ettiği liman ve sahalardan petrol ihracatını durdurma taleplerinin yerine getirildiğine dair söylentiler yayıldı. LUO Sözcüsü Ahmed el-Mismari açıklama yaparak, LUO Genel Komutanlığı ve Fethi Başağa liderliğindeki İstikrar Hükümeti tarafından Libya'daki tüm limanların, petrol sahalarının ve doğalgaz boru hatlarının kademeli olarak kapatılmasına yönelik talimat verildiğine dair çıkan haberleri yalanladı. Mismari, yaptığı kısa açıklamada, bu tür haberlerin ‘yanlış ve dayanaksız’ olduklarını vurguladı.
OAK, Libya krizinde bir dönüm noktası olarak kabul edilen 23 Ekim 2020 tarihinde, Libyalı taraflar arasında yapılan ateşkes anlaşmasının ardından kurularak diğer siyasi diyalog yollarının tamamlanmasına kapıyı araladı. Aynı zamanda geçtiğimiz yılın sonlarında 24 Aralık'ta yapılması planlanan genel seçimlerle sona erecek bir yol haritası ve ortak bir yürütme mekanizmasının oluşturulması üzerinde varılan uzlaşı da seçimlerden önce bocaladı ve UBH ile TM arasındaki anlaşmazlıklar arttı. Bu anlaşmazlıklar, TM’nin bu yılın başlarında UBH’den güven oyunu geri çekmesine ve eski İçişleri Bakanı Fethi Başağa'yı yeni bir hükümet kurmakla görevlendirmesine neden oldu.
Ancak TM tarafından görevden alınan Dibeybe’nin iktidarı Başağa’ya devretmeyi reddetmesi ile birlikte ülkede siyasi bölünme belirtileri yeniden ortaya çıkmaya başladı. Bu durum, OAK’nin paralı askerlerin ve yabancı güçlerin ülkeden sınır dışı edilmesi, ordunun birleştirilmesi ve milis grupların lağvedilmesinin yanı sıra Libya’da askeri eğitim için yapılan tüm mutabakatların dondurulması planlarının tamamlanması da dahil olmak üzere siyasi taraflar arasında uygulanmayı bekleyen tüm anlaşmalar üzerinde olumsuz bir etki yarattı.
OAK çalışmalarının başlangıcında, ülkenin batısındaki ve doğusundaki kıyı kentlerini birbirine bağlayan sahil yolunun açılmasının yanı sıra tutukluları arama yollarının kolaylaştırılması ve gözaltındakilerin serbest bırakılması amacıyla bir güvenlik odasının oluşturulması ve petrol sahalarını koruyan güçleri birleştirilmesi dosyasında kaydedilen ilerleme gibi ateşkes anlaşmasının birçok önemli maddesini hayata geçirmeyi başardı.
LUO heyetinin yaptığı açıklama ülkede büyük bir tartışmaya neden olurken herkes iki yıl önce ülkede siyasi ve askeri durumların daha da kötüleşmeye başladığı sırada ateşkes anlaşmasına öncülük eden ve süreci takip eden Birleşmiş Milletler Libya Destek Misyonu’nun (UNSMIL) siyasi ve askeri anlaşmaları korumak için atacağı adımı bekliyor.
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi Stephanie Williams, ülkede siyasi anlaşmazlıkların yaşandığı geçtiğimiz mart ayının sonlarında OAK’a müdahale edilmemesi konusunda uyarmış ve Libya'nın güvenlik konusunda kaydettiği ilerlemenin korunmasını istemişti. Williams haftalardır Tobruk merkezli TM’yi ve Trablus merkezli Devlet Yüksek Konseyi’nin (DYK) yeniden müzakere masasına döndürmeye, son zamanlarda anayasa dosyası ve yürütme yetkisini değiştirme konusunda aralarında yaşanan görüş ayrılıklarını çözmeye çalışıyor.

Görüş ayrılıkları
Libya’daki siyasi süreci yakından takip eden kesimler, LUO’nun OAK heyeti üyelerinin yaptığı açıklamada belirtilenler konusunda farklı düşünürken bu gelişmenin ülkedeki genel durum üzerindeki ciddiyeti konusunda hemfikirler. Milletvekili Seyyide el-Yakubi, ülkede durumun kötüleşmesinin sorumluluğunu Başbakan Abdulhamid Dibeybe’ye yüklediği açıklamasında şunları söyledi:
“Libya Siyasi Diyalog Forumu’nun (LSDF) çalışmalarını aksatıp Ekonomi Komitesi'nin çalışmalarını askıya aldıktan sonra OAK, Dibeybe hükümetinin siyasi başarısızlığı nedeniyle çalışmalarını askıya aldığını açıkladı. Başbakan bizi nereye götürecek? Durum daha ne kadar bu şekilde kalacak?”
Cumhurbaşkanlığı için muhtemel adaylardan olan Süleyman el-Bayudi, TM üyelerinin AOK’ta yaptıkları seçimin yanlış olabileceğini ve bu seçimin krizi daha da karmaşık hale getirebileceğini ima etti. Bayudi konuya dair şunları söyledi:
“Özellikle seçimlerin yapılmaması, para akışı, yerine getirmek zorunda olduğu anlaşmalardaki yükümlülüklerini ihlal etmesi ancak rakiplerinin arkasından da düşünmeden yürüyememesi konusunda Başbakan Dibeybe’yi kesin bir şekilde savunabilecek biri yok.”
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı haberde açıklamalarda bulunan Bayudi’ye göre Dibeybe’nin politikasından etkilenen kişilerin iradelerinin dayatılması da herkesin küçük düşürülmesi anlamına geliyor. Ayrıca krizler nedeniyle yerel ve uluslararası kargaşaya dahil olmanın tehlikeleri konusunda sığ bir bakış açısına sahip olunduğunu gösteriyor.
Barışçıl ve güvenli çözümün sandık başına gitmek olduğunu düşünen Bayudi, böylece Libyalıların iktidarda kendilerini kimin temsil edeceğine kendi özgür iradeleriyle karar verebileceklerini ve buna aykırı her adımın gerçek bir felakete yol açacağını vurguladı. Uluslararası kurumların koridorlarının, uluslararası müdahalenin artacağı şüphe götürmez bir siyasi hareketliliğe tanık olduğu konusunda uyaran Bayudi açıklamasını şöyle sonlandırdı:
“Ülke, bir vesayet projesi yürüten yabancı güçlerin gelişine, Libya’nın açıkça nüfuz alanlarına bölünmesine ve Libya’nın zenginliklerinin sömürülmesine tanık olacak. Libya'nın işgali projesinde, Libyalı tüm taraflar hizmetçiye dönüşecekler.”



Şera, Suriyelilere karşı ihlallerde bulunanlar hariç, çeşitli suçlardan hüküm giymiş kişilere af çıkardı

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera (Reuters)
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera (Reuters)
TT

Şera, Suriyelilere karşı ihlallerde bulunanlar hariç, çeşitli suçlardan hüküm giymiş kişilere af çıkardı

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera (Reuters)
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera (Reuters)

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera dün çeşitli suçlardan hüküm giymiş kişiler ile 70 yaşını aşmış mahkûmları kapsayan genel af kararı yayımladı. Ancak karar, Suriyelilere yönelik ihlallerde bulunanları kapsam dışı bırakıyor.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre söz konusu kararname, Aralık 2024’te Beşşar Esed’in devrilmesinin ardından göreve gelen Şera’nın yayımladığı ilk af niteliğini taşıyor. Esed, görev süresi boyunca zaman zaman benzer af kararnameleri çıkarmıştı.

Suriye devlet televizyonunda yayımlanan kararnameye göre, ‘müebbet hapis cezası’ 20 yıla indiriliyor. Ayrıca kabahat ve ihlallerde verilen cezaların tamamı kaldırılıyor. Uyuşturucuyla Mücadele Kanunu, Suriye lirası dışında işlem yapılmasının yasaklanmasına ilişkin yasa ve devlet destekli malların kaçakçılığına dair kanunda yer alan bazı ağır suçlara ilişkin cezalar da affediliyor.

Af kapsamında ayrıca Askerî Ceza Kanunu ve Bilişim Suçları Kanunu’nda düzenlenen bazı ağır suçlara ilişkin cezalar da kaldırılıyor.

Silah ve mühimmat yasasında yer alan suçlardan hüküm giyenler de kararın yayımlanmasından itibaren üç ay içinde silahlarını yetkili makamlara teslim etmeleri şartıyla cezalarının tamamından muaf tutulacak.

Kararname, ‘tedavisi mümkün olmayan ağır bir hastalığa’ sahip olanlar ile 70 yaşını doldurmuş hükümlülerin de, metinde belirtilen istisnalar dışında, cezalarının tamamından muaf tutulmasını öngörüyor.

Buna karşılık, ‘Suriye halkına karşı ağır ihlaller içeren suçlar’ ile İşkencenin Suç Sayılmasına Dair Kanun’da düzenlenen suçlar af kapsamı dışında bırakıldı.

Yeni yönetimin göreve gelmesinden bu yana, eski yönetimle bağlantılı oldukları ve Suriyelilere karşı ihlallerde bulundukları iddiasıyla onlarca kişinin gözaltına alındığı açıklanmış, bazıları hakkında yargı süreci başlatılmıştı.


Washington'da düzenlenen "Gazze Barış Konseyi"nin ilk toplantısının gündeminde 4 dosya yer alıyor

Filistinli bir kadın, Ramazan ayının ilk gününde Gazze Şeridi'nin güneyinde İsrail'in düzenlediği saldırıda hayatını kaybeden bir akrabasının yasını tutuyor (AFP)
Filistinli bir kadın, Ramazan ayının ilk gününde Gazze Şeridi'nin güneyinde İsrail'in düzenlediği saldırıda hayatını kaybeden bir akrabasının yasını tutuyor (AFP)
TT

Washington'da düzenlenen "Gazze Barış Konseyi"nin ilk toplantısının gündeminde 4 dosya yer alıyor

Filistinli bir kadın, Ramazan ayının ilk gününde Gazze Şeridi'nin güneyinde İsrail'in düzenlediği saldırıda hayatını kaybeden bir akrabasının yasını tutuyor (AFP)
Filistinli bir kadın, Ramazan ayının ilk gününde Gazze Şeridi'nin güneyinde İsrail'in düzenlediği saldırıda hayatını kaybeden bir akrabasının yasını tutuyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump'ın başkanlık ettiği “Barış Konseyi”nin ilk toplantısı bugün yapılacak. Toplantıda, İsrail'in saldırılarının devam etmesi ve ateşkes anlaşmasının ikinci aşamasının askıya alınmasıyla birlikte, Hamas'ın silahsızlandırılması, İsrail'in Gazze Şeridi'nden çekilmesi ve istikrar güçlerinin konuşlandırılması ile Gazze Şeridi'ndeki durum ele alınacak.

Bu toplantı, yeniden yapılanma dosyası ve “Gazze Yönetim Komitesi”nin çalışmalarıyla birlikte çözülmemiş meselelere yoğunlaşıyor. Şarku’l Avsat'a konuşan uzmanlara göre İsrail'in Batı Şeria'daki Filistin topraklarını yağmalaması konusunun gündeme getirilmesi olasılığı var. Uzmanlar, İsrail'in toplantıya katılımının, Meksika'nın sınırlı katılım açıklamasında olduğu gibi, İsrail'e karşı çıkanların katılımını azaltabileceğini değerlendiriyor.

Gündemdeki dosyalar

Barış Konseyi Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov’un CNN'e yaptığı açıklamaya göre bugünkü toplantıda, Gazze Komisyonu'nun Şerid'e girmesini, ateşkes ihlallerinin sona ermesini sağlamak ve insani yardımı hızlı bir şekilde ulaştırmak için izlenecek süreç tartışılacak. Ayrıca “Gazze'de silahsızlanma süreci, İsrail güçlerinin sınır hattından çekilmesi ve Gazze'nin yeniden inşası ve Batı Şeria'nın Filistin Yönetimi'ne ilhakı da dahil olmak üzere Trump'ın 20 maddelik planının uygulanması” da ele alınacak.

Mladenov, “tüm tarafların bu konularda anlaşmaya varması ve çabalarını birleştirmesi”nin alternatifi olarak “savaşın yeniden başlaması” ve “savaşın yeniden başlamasından daha da tehlikeli olan, Hamas'ın Gazze'nin yaklaşık yüzde 50'sini kontrol ettiği ve geri kalanının İsrail kontrolü altında olduğu statükonun pekiştirilmesi” olacağı uyarısında bulundu.

İsrail güvenlik kaynakları, Trump'ın “Barış Konseyi” toplantısında uluslararası güçlerin Gazze Şeridi'ne girmesini ve Hamas'ın silahsızlandırılması ile yeniden inşa sürecinin başlatılmasını duyuracağını tahmin ediyor. Bu bilgi, dün İbranice web sitesi Walla'ya konuşan bir kaynak tarafından verildi.

Filistinli bir kadın, Ramazan ayının ilk gününde Gazze Şeridi'nin güneyinde İsrail'in düzenlediği saldırıda hayatını kaybeden akrabasının yasını tutuyor (AFP)Filistinli bir kadın, Ramazan ayının ilk gününde Gazze Şeridi'nin güneyinde İsrail'in düzenlediği saldırıda hayatını kaybeden akrabasının yasını tutuyor (AFP)

Endonezya, şu ana kadar Gazze'ye asker gönderme niyetini açıklayan tek ülke olurken, İsrail ise Gazze Şeridi'nde Türkiye'nin varlığını reddediyor. Endonezya ordu sözcüsü Dony Pramono pazartesi günü yaptığı açıklamada, Cakarta'nın önerilen çokuluslu gücün bir parçası olarak nisan ayı başlarında Gazze'ye gönderilmek üzere 1.000 asker hazırladığını belirtti.

Siyaset bilimi profesörü ve Filistin ve İsrail meseleleri uzmanı Dr. Tarık Fahmi, ilk toplantının konseyi kurup, çalışmalarına başlamak için fon toplamaya odaklanacağını ve ilgili ve etkili ülkelerin çoğunu kapsayacağını düşünüyor. En önemli konular, istikrar güçlerinin konuşlandırılması ve silahsızlanma olacak, ancak bazı zorluklar olduğunu da belirtiyor. Ancak anlaşmaya varmaktan başka bir alternatifin olmadığı da ifade ediyor.

Filistinli siyasi analist Dr. Ayman el-Raqab da onunla aynı fikirde ve Hamas'ın silahsızlandırılması, Filistin polis güçlerinin yanı sıra istikrar güçlerinin konuşlandırılması ve teknokrat komitenin çalışmaları ile Batı Şeria sorunu ile İsrail'in toprak gaspı konularının toplantının ana gündem maddeleri olacağını belirtiyor. Trump'ın, başkanlığını yaptığı konseyin başarısını vurgulamak için bu sorunların bazılarının çözülmesi için çaba göstereceğini değerlendiriyor.

Katılımcılar için engel

Katılımcı düzeyinde Kahire, Başbakan Mustafa Medbuli'nin Cumhurbaşkanı Abdulfettah el-Sisi adına toplantıya katılacağını duyurdu. Bakanlar Kurulu tarafından dün yapılan açıklamaya göre bu katılım, “Mısır'ın kapsamlı ve adil barış çabalarını destekleme rolü ve Trump'ın Filistin halkının Gazze'den sürülmesini reddeden tutumunu ve çabalarını onaylama rolü çerçevesinde” gerçekleşecek.

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, dün yaptığı açıklamada, “Barış Konseyi”nin Gazze Şeridi'nde kalıcı istikrar, ateşkes ve arzu edilen barışın sağlanmasına katkıda bulunacağını umduğunu belirterek, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın toplantıda ülkesini temsil edeceğini kaydetti.

İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar'ın Başbakan Binyamin Netanyahu adına toplantıya katılmak üzere ABD'ye gitmesinden bir gün sonra, Meksika Cumhurbaşkanı Claudia Sheinbaum dün yaptığı açıklamada, toplantıya her iki tarafın da tam katılımının olmadığını (Filistin'in Filistin'in yokluğuna atıfta bulunarak) AFP’ye göre bu nedenle Meksika'nın katılımının sınırlı olacağını belirtti

Fehmi, Mısır'ın bölgedeki ağırlığı ve önemi göz önüne alındığında, Mısır'ın katılımına alternatif olmadığını düşünüyor. İsrail'in katılımının, Trump'ın isteklerine aykırı görünmemek için yarı çözüm çerçevesinde olduğunu, ancak aynı zamanda Konsey'in kararlarını etkili bir şekilde engellemek ve ihlallerine ve saldırılarına devam etmek için çalışacağını açıklıyor.

El-Raqab, Mısır'ın hem sahada hem de Gazze meselesine ilişkin müzakerelerde sahip olduğu uluslararası deneyim nedeniyle katılımının son derece önemli olduğunu ve bunun durum üzerinde olumlu bir etki yaratacağına dair umutlar olduğunu değerlendiriyor.


Amerika Birleşik Devletleri, Suriye'deki tüm güçlerini geri çekmeye hazırlanıyor

Suriye'nin Kamışlı kentinde bir ABD devriyesi (Arşiv- Reuters)
Suriye'nin Kamışlı kentinde bir ABD devriyesi (Arşiv- Reuters)
TT

Amerika Birleşik Devletleri, Suriye'deki tüm güçlerini geri çekmeye hazırlanıyor

Suriye'nin Kamışlı kentinde bir ABD devriyesi (Arşiv- Reuters)
Suriye'nin Kamışlı kentinde bir ABD devriyesi (Arşiv- Reuters)

Wall Street Journal (WSJ), üç ABD'li yetkiliye atıfta bulunarak, Amerika Birleşik Devletleri'nin Suriye'deki yaklaşık 1.000 askerinin tamamını geri çekmeye hazırlandığını bildirdi.

ABD ordusu geçen hafta Suriye'deki stratejik üssünden çekilme işlemini tamamladığını ve üssü Suriye güçlerine devrettiğini duyurdu. Bu, ABD-Suriye ilişkilerinin güçlendiğinin son işareti olup, daha geniş kapsamlı bir ABD çekilmesinin yolunu açabilir. WSJ’de dün yer alan habere göre, birlikler önümüzdeki iki ay içinde Suriye'deki kalan ABD mevzilerinden de çekilecek.

Suriye Savunma Bakanlığı geçen perşembe günü yaptığı açıklamada, ABD güçlerinin ayrılmasının ardından ordu birliklerinin Tanf askeri üssünü devraldığını belirtti.

Bakanlık şu açıklamayı yaptı: “Suriye ve Amerika Birleşik Devletleri tarafları arasındaki koordinasyon sayesinde, Suriye Arap Ordusu birlikleri el-Tanf üssünün kontrolünü ele geçirdi, üssü ve çevresini güvence altına aldı ve el-Tanf çölündeki Suriye-Irak-Ürdün sınırına konuşlanmaya başladı.” Açıklamada ayrıca, “Bakanlığın sınır koruma güçleri önümüzdeki günlerde görevlerine başlayacak ve bölgede konuşlanacak” denildi.

El-Tanf üssü, Suriye, Ürdün ve Irak arasındaki sınır üçgeni bölgesinde stratejik bir konuma sahiptir. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre üs, 2014 yılında Suriye ve Irak'ın büyük bir bölümünde DEAŞ'a karşı yürütülen savaşta çok önemli rol oynamıştır. Örgüt, 2017'de Irak'ta ve iki yıl sonra da Suriye'de yenilgiye uğratıldı.

Beşşar Esed rejiminin 8 Aralık 2024'te devrilmesinden önce, üsse insansız hava araçlarıyla (İHA) birkaç kez saldırı düzenlenmiş ve bu saldırıların sorumluluğunu Irak'taki gruplar üstlenmiştir.