Ukrayna-Rusya savaşını durdurma başarısızlığı sonrasında BM olmasaydı dünya daha mı iyi olurdu?

Ukrayna’da işgali durduramayan BM olmasaydı dünya daha mı iyi olurdu? BMGK daimî üyeleri, BM tüzüğünde değişiklik yapılarak azledilebilir

Birçok uluslararası uzman açısından şok edici gerçek, üye devletler istediği zaman uluslararası örgütün verimli ve hızlı çalışması ve üye devletler uzlaşı sağlamadığında çalışmamasıdır (Reuters)
Birçok uluslararası uzman açısından şok edici gerçek, üye devletler istediği zaman uluslararası örgütün verimli ve hızlı çalışması ve üye devletler uzlaşı sağlamadığında çalışmamasıdır (Reuters)
TT

Ukrayna-Rusya savaşını durdurma başarısızlığı sonrasında BM olmasaydı dünya daha mı iyi olurdu?

Birçok uluslararası uzman açısından şok edici gerçek, üye devletler istediği zaman uluslararası örgütün verimli ve hızlı çalışması ve üye devletler uzlaşı sağlamadığında çalışmamasıdır (Reuters)
Birçok uluslararası uzman açısından şok edici gerçek, üye devletler istediği zaman uluslararası örgütün verimli ve hızlı çalışması ve üye devletler uzlaşı sağlamadığında çalışmamasıdır (Reuters)

Tarık eş-Şami
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin (BMGK) Rusya’nın Ukrayna’yı işgalini durduramaması sonrasında pek çok kişi, uluslararası örgütün geleceğini ve BM olmasaydı dünyanın daha iyi bir durumda olup olmayacağını merak ediyor. Ama bazıları, birçok eksikliğine rağmen BMGK’daki veto hakkının nükleer güçler arasında bir çatışmanın patlak vermesini önlemede gerekli ve yararlı olduğuna inanıyor.
Başarısız olan BM, durduramadığı savaş ortasında kriz zamanlarında diplomatik çabalarda bulunmanın yanı sıra yardım sağlamak, mültecilere ve çocuklara bakmak gibi önemli alanlarda da rolünü sürdürüyor. Peki uluslararası örgütün geleceği nedir? Ukrayna savaşı ortasında onu hangi tehlikeler tehdit ediyor?

Dürüst eleştiri
Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir I(Volodimir) Zelensky’nin (sokaklarda korkunç ceset görüntülerinin ortaya çıktığı) Kiev’in Buça banliyösünü ziyaretinden bir gün sonra 5 Nisan’da BMGK’da yaptığı duygusal konuşma, dünyanın BM’yi kapatmaya hazır olup olmadığı konusunda birçok soruyu gündeme getirdi. Ukraynalı lider, BMGK’yı açıkça eleştirirken, BMGK’nın güvence altına alması gereken güvenlik hakkında soru işaretlerine değindi. Zelenski ayrıca, saldırganlıkla mücadele etmek ve barışı sağlamak için tasarlanan ana kurumun, etkin bir şekilde çalışmadığına dikkati çekti.
Ancak Ukrayna Devlet Başkanın gerçek dışı olmayan açık sözlülüğüne ve BMGK önündeki konuşmasını görmezden gelme zorluğuna rağmen bu durum, BM tüzüğünün ilk kez ihlal edilişi değil. Deneyimli bir araştırmacı ve BM politikası uzmanı Thomas Weiss’ın belirttiğine göre uluslararası örgüt, birçok defa öldü. Güç kullanımına yalnızca meşru müdafaa amacıyla veya BMGK tarafından yetki verildiğinde izin verilmesi gerekiyordu. Ancak bununla birlikte tüzüğün hükümleri birçok kez ihlal edildi. Öyle ki bunların sonuncusu Rusya’nın, Batı’nın ‘ihlallerin en iğrenci’ olarak nitelendirdiği Ukrayna saldırısıydı.

Savaşı yasaklama girişimleri
Ancak devletlerin ulusal politikalarının bir aracı olarak savaşı yasaklamaya ve uluslararası anlaşmazlıkları çözmek için barışçıl yolları teşvik etmeye yönelik uluslararası girişimler, ilk olarak 1928’de Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra Avrupa ve BM’deki barış hareketlerinin teşvik ettiği Kellogg-Briand Paktı ile başladı. Pakt, adını başlıca yazarları olan ABD Dışişleri Bakanı Frank Kellogg ve Fransa Dışişleri Bakanı Aristide Briand’dan almıştır. Pakt, hükümlerine uymayan devletlerin bu anlaşmanın sağladığı avantajlardan mahrum bırakılacağı vaadiyle birlikte, nitelikleri ne olursa olsun anlaşmazlıkları çözmenin bir yolu olarak kabul edilen bir antlaşmadır. Ancak antlaşma amaçlarına ulaşamadı, sadece 11 yıl sonra İkinci Dünya Savaşı patlak verdi.
Ancak BM tüzüğü, askeri müdahale tehdidi yoluyla yasadışı güç kullanımını ortadan kaldırmaya çalışarak doğru yönde atılmış bir adımdı. BM tüzüğü fikri, BMGK’nın beş daimî üyesinin onayına tabi olarak, saldırganlığa otomatik bir yanıt verileceğini öngörüyor. Bu üyeler, İkinci Dünya Savaşı sırasında Almanya, İtalya ve Japonya’yı hezimete uğratan Çin, Fransa, Sovyetler Birliği, Birleşik Krallık ve ABD’ydi.

Destekleyici veya engelleyici mekanizma?
BMGK’nın tüzüğü ve eylem mekanizması, daimî üyelerin itiraz etmemesi halinde, BM’nin saldırgan ülkelere askeri, ekonomik ve yargısal yollarla yanıt vereceği anlamına geliyordu. Bu, beş daimî üyenin desteğine ihtiyaç duyulduğu anlamına gelmiyor. Ama vetoyu oluşturan herhangi bir olumsuz oy kullanılamazdı ve BMGK’nın böyle çalışması gerekiyordu.
Pek çok kişi, BM’nin savaş sırasındaki ihlalleri ve vahşeti durduramaması konusunda Zelenski ile hemfikir olsa da BMGK, aslında olması gerektiği gibi çalışıyor. Öyle ki bir ülkenin, veto hakkını baştan beri kullanması mümkün.

En büyük tehlike
City University New York Graduate Center’da Siyaset Bilimi Profesörü ve Chicago Küresel İlişkiler Konseyi üyesi Thomas Weiss’a göre böyle bir yapının örgütü zayıflatabileceği yönündeki tüm ifadelere rağmen en büyük tehlike, örgütün var olmayacağıdır. Weiss’a göre veto olmasaydı ABD Kongresi, ABD’nin BM’ye katılımını onaylayamazdı. Sovyet lideri Josef Stalin’in veto yetkisinden fayda sağlamasaydı imza atmayacağı da açıktı. Ancak Mart 1946’da ‘Demir Perde’den bahseden dönemin Birleşik Krallık Başbakanı Winston Churchill’in sözlerinde görüldüğü üzere bu ortak eylem umutları, hızla suya düştü.
BM ve BMGK’nın bugüne kadar yürürlükte olan yapısının oluşturulmasında arkasında bir başka neden daha var ve bu neden, ABD’nin ve genel olarak Batı’nın Ukrayna’daki savaşa ilişkin tavrını açıklıyor. Öyle ki uluslararası örgütü kurarken mantık, herkesin teke karşı olduğu fikrine dayanıyordu. Yani saldırgan ülke büyük bir güç değilse ve bir saldırganlık olursa ülkeler, otomatik olarak birlikte müdahale edeceklerdi. Saldırgan ülke büyük bir güç ise o zaman büyük güçler işleri daha da kötüleştirmeye çalışmayacaktır. Çünkü Çin’e, ABD’ye veya Sovyetler Birliği’ne saldırmak bir üçüncü dünya savaşını tetikleyecektir. Bu ilke, yalnızca bir nükleer güç olarak Rusya için değil, aynı zamanda diğer nükleer güçler için de geçerli. Bu bağlamda BMGK, Hindistan ve Pakistan ile karşı karşıya gelmeyi ve Kuzey Kore ile de mücadele etmeyi kabul etmeyecek.

Veto, BM’yi yıkar mı?
Birçok uluslararası uzman açısından şok edici gerçek, üye devletler istediği zaman uluslararası örgütün verimli ve hızlı çalışması ve üye devletler uzlaşı sağlamadığında çalışmamasıdır. Örneğin 1990 yılında dünya ülkeleri, Irak Cumhurbaşkanı Saddam Hüseyin’in Kuveyt saldırısına ve işgaline karşı BM aracılığıyla bir araya geldiğinde dünya, uluslararası sistemi savunuyordu. Ama ne yazık ki Körfez Savaşı, o zamanki uluslararası sistemle ilgili nedenlerden dolayı tek istisna olduğunu kanıtladı. ABD ile Çin’in her biri ve o dönemde son nefesini veren Sovyetler Birliği arasındaki ilişkiler nispeten iyiydi. Saddam Hüseyin, saldırganlığının ‘temel bir uluslararası kuralı’, yani sınırları zorla değiştirmenin yasa dışılığını ihlal etmesinden sonra sevilen bir isim değildi.
Ancak o günden bu yana büyük güçlerin ilişkileri önemli ölçüde bozulurken, bu koşullar tekrarlanmadı. BM, yaşananlardan gitgide kopmaya başladı. Balkan Savaşı’nda BMGK’da Sovyetler Birliği’nin koltuğunu devralan Rusya, Balkanlar’da akan kanın durdurulması için BM çatısı altında ortaklaşa her türlü harekete engel oldu. Rusya’nın ‘vetosu’, Moskova 2014’te Kırım’ı yasadışı bir şekilde ilhak ettiğinde herhangi bir Birleşmiş Milletler eylemini de engelledi. Bu durum, 24 Şubat’ta Ukrayna’ya yönelik saldırıdan sonra da tekrarlandı.
Aynı şekilde BM, 1994 yılında da Ruanda soykırımını engelleyemedi. Uluslararası örgüt, Suriye, Libya ve dünyanın diğer değişken bölgelerinde yüzbinlerce cana mal olan iç çatışmaları ve kanlı savaşları durdurmak için kolektif mekanizmalarını harekete geçirmekte de başarısız oldu.

Bir ülkenin BM üyeliğini iptal etmek mümkün mü?
Daimi üyelerin ‘veto’ hakkını kullanmaları nedeniyle BMGK kararlarında değişiklik yapılmasının imkansız görülmesi halinde, bazı taraflara göre, BM üyesi bir devletin dışlanması çözüm olabilir. Ancak bununla birlikte uluslararası örgütün internet sitesinde, tüzüğün 6. maddesinin ‘bir üye devletin, tüzükte yer alan ilkeleri ihlal etmekte ısrar etmesi halinde Genel Kurul’un BMGK’nın tavsiyesi üzerine onu örgütten çıkarabileceğini’ öngördüğü belirtiliyor. Bu uygulama, BM tarihinde henüz ortaya koyulmadı. Aynı şekilde 5. madde, BMGK’nın kendisine karşı önleyici veya idari tedbirler alması halinde, herhangi bir ülkenin BM Genel Kurulu’ndaki üyeliğinin askıya alınmasını öngörüyor. Bu durum, BMGK’nın tavsiyesi üzerine Genel Kurul tarafından üyelik hak ve imtiyazlarını kullanılmasının askıya alınmasına kadar uzanıyor.
BMGK’nın daimî üyeleri açısından ise bu ülkeler, 18. bölümde öngörüldüğü üzere BM tüzüğünde değişiklik yapılarak azledilebilir. Bu da BMGK’nın tüm daimî üyeleri dahil olmak üzere üye devletlerin üçte ikisinin onayını gerektiriyor.

Olası hasar
BMGK’nın mevcut eylemsizliği nedeniyle bazı kesimler, Ukrayna’da yaşananların BM’ye verebileceği olası hasarın boyutunu sorguluyor. Uzmanlara göre bunu tahmin etmek zor. Bununla birlikte bu karamsar görüşler, ABD istatistik rakamları tarafından desteklenmemekte. Chicago Küresel İlişkiler Konseyi’nin yıllık anketi, ABD’lilerin yaklaşık yüzde 60’ının BM’yi desteklediğini gösterdi. Bu nedenle BM’de kısıtlı bir hasar görmek şaşırtıcı olacaktır.
BM, birçok durumda daha iyisini yapabilirdi. Ama çok daha kötüsünü de yapabilirdi. Küba füze krizi sırasında veya Golan Tepeleri’ne barış gücü konuşlandırılması sırasında mekik diplomasisi yürütmeseydi gezegen muhtemelen daha kötü durumda olurdu.

Örgütten vazgeçilebilir mi?
BM araştırmacıları, çiçek hastalığını ortadan kaldırabilecek ve sıtmayı ve diğer hastalıkları yok etmeye yaklaşabilecek bir kuruluştan vazgeçme olasılığı konusunda şüpheci.Şarku’l Avsat’ın Indepedent Arabia’dan aktardığı analiz habere göre, BM’nin ortaya koyduğu her şey olumsuz da değil. BMGK, Ukrayna’da umutsuzca çaba sarf ederken BM’ye bağlı diğer kuruluşlar, yardım sağlamaya devam ediyor. Öyle ki BM Mülteciler Yüksek Komiserliği’nin yardım etmeye çalıştığı dört buçuk milyon Ukraynalı mülteci var. UNICEF de Ukrayna’daki çocuklara ve başka yerlerdeki mülteci çocuklara yardım etmek için mücadele ederken, Afganistan’da kız çocuklarının eğitimini de teşvik etmeye çalışıyor.
Uluslararası örgüt, aynı zamanda krizleri yatıştırmak amacıyla farklı ülkelerin hükümetleri arasında diyalog, tartışma ve anlayış için bir alan sağlıyor. BM kuruluşları, dünyanın farklı yerlerinde ekonomik ve sosyal kalkınmanın ilerlemesine önemli ölçüde katkıda bulunuyor, iletişimle ilgili birçok düzenlemeyi koordine ediyor. Birçok ülkede barışı ve düzeni sağlamak için misyonlar göndermenin yanı sıra, ülkelerin nükleer tesislerini izlemek üzere çaba sarf ediyor. Ayrıca diğer insani acil durumlarda faaliyet gösteriyor, insan haklarını korumaya, beşeri ortama ve iklim değişikliğine dair felaket durumu hakkında bilgi sağlamaya çabalıyor.



İsrail ordusu, hava saldırısı öncesinde Tebriz'deki İranlılara "acil uyarı"da bulundu

İran'ın merhum dini lideri Ali Hamaney'in Tahran metro istasyonuna asılmış fotoğrafı (AP)
İran'ın merhum dini lideri Ali Hamaney'in Tahran metro istasyonuna asılmış fotoğrafı (AP)
TT

İsrail ordusu, hava saldırısı öncesinde Tebriz'deki İranlılara "acil uyarı"da bulundu

İran'ın merhum dini lideri Ali Hamaney'in Tahran metro istasyonuna asılmış fotoğrafı (AP)
İran'ın merhum dini lideri Ali Hamaney'in Tahran metro istasyonuna asılmış fotoğrafı (AP)

İsrail ordusu, planlanan hava saldırısı öncesinde Tebriz bölgesindeki İranlılara "acil uyarı"da bulundu.

Times of Israel'in haberine göre İsrail ordusu Farsça sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, "Önümüzdeki saatlerde, İsrail Savunma Kuvvetleri, son günlerde Tahran genelinde yaptığı gibi, İran rejiminin askeri altyapısını hedef almak için bölgede operasyonlar düzenleyecektir" ifadelerini kullandı.

Uyarıda,"Güvenliğiniz için haritada işaretli alanı derhal terk etmenizi rica ediyoruz" ifadelerine yer verildi.


İran savaşı: İsrail saldırılarını genişletiyor... Trump Tahran'ı "tamamen yenilmiş" olarak değerlendiriyor

İran savaşı: İsrail saldırılarını genişletiyor... Trump Tahran'ı "tamamen yenilmiş" olarak değerlendiriyor
TT

İran savaşı: İsrail saldırılarını genişletiyor... Trump Tahran'ı "tamamen yenilmiş" olarak değerlendiriyor

İran savaşı: İsrail saldırılarını genişletiyor... Trump Tahran'ı "tamamen yenilmiş" olarak değerlendiriyor

ABD Başkanı Donald Trump dün yaptığı açıklamada, İran'ın "tamamen yenildiğini ve bir anlaşma yapmak istediğini" ancak kendisinin buna razı olmayacağını belirtti. Bu açıklama, Ortadoğu'daki savaşın başlamasından iki hafta sonra yapıldı. Beyaz Saray'ın kripto para birimleri ve yapay zeka danışmanı David Sachs ise dikkat çekici açıklamasında, ABD'nin İran'la olan savaşından "zafer ilan edip çekilmesi" gerektiğini söyledi. Bu, Trump yönetimindeki üst düzey bir yetkiliden, çatışmadan çekilmeyi savunan nadir bir duruş oldu.

Sahada ise İsrail, İran'ı hedef alan saldırılarını yoğunlaştırdı. İsrail ordusu, planlanan hava saldırısı öncesinde Tebriz bölgesindeki İranlılara acil bir uyarıda bulundu; bu sırada İran da İsrail'in merkezindeki bölgeleri bombalamaya devam etti.

Diğer yandan Hamas bugün yaptığı açıklamada, İran'ı Körfez bölgesindeki komşu ülkeleri hedef almaktan kaçınmaya çağırdı.

Lübnan cephesinde ise güneyde İsrail'in düzenlediği hava saldırısında 12 sağlık görevlisi hayatını kaybetti.


Sri Lanka’dan 84 İranlı denizcinin cenazesi, Hindistan’da mahsur kalan mürettebatla birlikte geri getirildi

ABD Savunma Bakanlığı tarafından yayınlanan bir videodan alınan ekran görüntüsünde, Hint Okyanusu’nda bir ABD denizaltısının İran savaş gemisine ateş açtığı görülüyor. (AFP)
ABD Savunma Bakanlığı tarafından yayınlanan bir videodan alınan ekran görüntüsünde, Hint Okyanusu’nda bir ABD denizaltısının İran savaş gemisine ateş açtığı görülüyor. (AFP)
TT

Sri Lanka’dan 84 İranlı denizcinin cenazesi, Hindistan’da mahsur kalan mürettebatla birlikte geri getirildi

ABD Savunma Bakanlığı tarafından yayınlanan bir videodan alınan ekran görüntüsünde, Hint Okyanusu’nda bir ABD denizaltısının İran savaş gemisine ateş açtığı görülüyor. (AFP)
ABD Savunma Bakanlığı tarafından yayınlanan bir videodan alınan ekran görüntüsünde, Hint Okyanusu’nda bir ABD denizaltısının İran savaş gemisine ateş açtığı görülüyor. (AFP)

Geçen hafta Sri Lanka açıklarında bir savaş gemisine ABD denizaltısı tarafından düzenlenen saldırıda hayatını kaybeden 84 İranlı denizcinin cenazeleri uçakla ülkeye getiriliyor. Hintli bir kaynak, uçağın, başka bir geminin mürettebatını ülkelerine götürmek için Hindistan’a da uğrayacağını söyledi.

İran’a ait ‘Dina’ savaş gemisi, ABD ile İsrail’in İran’a karşı yürüttüğü savaşın sürdüğü bir dönemde Hindistan’daki bir deniz tatbikatından dönerken 4 Mart’ta ABD denizaltısı tarafından torpido saldırısına uğradı.

Tatbikata iki gemi daha katıldı. Bunlardan ‘Iris Lavan’ Hindistan’da demirlerken, ‘Iris Buşehr’ ise Sri Lanka’da demirledi.

Özel uçak seferi

Sri Lanka’da bir mahkeme, saldırıda hayatını kaybeden denizcilerin cenazelerinin İran Büyükelçiliği’ne teslim edilmesine karar verdi. Şarku’l Avsat’ın Reuters’tan aktardığına göre cenazeler, ülkenin güneyindeki kıyı kenti Galle’de bulunan bir hastanenin morgunda tutuluyordu.

Yerel basının Sri Lanka Savunma Bakanlığı’na dayandırdığı haberlere göre cenazelerin bugün, ülkenin güneyinde yer alan Mattala Uluslararası Havalimanı’ndan kalkacak özel bir uçuşla taşınması planlanıyor.

Kolombo’daki İran Büyükelçiliği’nden bir kaynak Reuters’a yaptığı açıklamada, İranlı mürettebatın cenazelerinin hastaneden Mattala Uluslararası Havalimanı’na nakli için gerekli düzenlemelerin yapıldığını söyledi. Ancak uçuşun kalkış saatine ilişkin ayrıntı verilmedi. Cenazeler daha sonra polis eşliğinde bir kamyonla şehirden taşındı.

Sri Lanka’nın Sağlık, Dışişleri ve Savunma bakanlıkları Reuters’ın yorum taleplerine yanıt vermedi. Sri Lanka Donanması ise nakil ve cenazelerin ülkeye gönderilmesi sürecine katılmadığını açıkladı.

Hindistan’dan mürettebat taşıyan uçak

Hintli bir yetkili, cenazeleri taşıyan uçağın Sri Lanka’dan ayrılmasının ardından Hindistan’ın uçağın ülkeye inişine izin vereceğini söyledi. Buna göre uçak, Iris Lavan gemisinde bulunan 183 denizcinin yanı sıra Hindistan’da mahsur kalan bazı İranlı turistleri de alacak.

Hindistan Dışişleri Bakanlığı ise konuya ilişkin yorum talebine henüz yanıt vermedi. Kaynak, uçağın Hindistan’a ne zaman ineceği ya da yeniden ne zaman havalanacağının henüz net olmadığını belirtti.

Batmış gemiden kurtulan 32 kişi Sri Lanka’da bulunuyor. Ayrıca Iris Buşehr gemisinde görev yapan 208 mürettebat üyesi de ülkede bulunuyor.

Sri Lanka Savunma Bakanlığı, Dışişleri Bakanlığı’nın Kolombo’daki İran Büyükelçiliği ile mürettebat konusunda temas halinde olduğunu, büyükelçiliğin de Tahran ile istişare yürüttüğünü açıkladı.

Reuters geçen hafta yayımladığı haberinde, Washington’un Kolombo’ya iki gemiden kurtulanların ülkelerine geri gönderilmemesi yönünde baskı yaptığını bildirmişti.