Blackwater ve Wagner arasında: Dünya savaşlarını paralı askerler mi yürütüyor?

Çıkarları sınırlarını aşan Batılı ülkeler, özel ordulardan yardım alma fikrini giderek daha fazla kabulleniyor

Eski Libya lideri Muammer Kaddafi'ye paralı askerlik yapmakla suçlanan Rusya ve Ukrayna'dan tutukluların yargılanması (AFP)
Eski Libya lideri Muammer Kaddafi'ye paralı askerlik yapmakla suçlanan Rusya ve Ukrayna'dan tutukluların yargılanması (AFP)
TT

Blackwater ve Wagner arasında: Dünya savaşlarını paralı askerler mi yürütüyor?

Eski Libya lideri Muammer Kaddafi'ye paralı askerlik yapmakla suçlanan Rusya ve Ukrayna'dan tutukluların yargılanması (AFP)
Eski Libya lideri Muammer Kaddafi'ye paralı askerlik yapmakla suçlanan Rusya ve Ukrayna'dan tutukluların yargılanması (AFP)

Emine Hayri
Bir skandalın ortaya çıkması veya bir belgenin sızdırılması ya da ayrıntıları tüyler ürperten bir yargılama ile son birkaç yıldır üzerlerine tutulan merceklere rağmen, özel ordular, şirketlerinin belgelerinde, muharebe yerlerinde, rejimler ve çıkarlarla iç içe geçen ilişkilerinde, sözleşmelerinin şartları ve ayrıntılarının belirsizliğinde saklı kalmayı sürdürdüler.
İsimleri birbirine atıfta bulunmak için kullanılan iki benzer rakip olan "Blackwater" ve "Wagner Grubu" şirketleriyle ilgili detaylar, belirli olaylar ve hadiseler, yankı uyandıran skandallar ve bazılarının "haksız" olarak nitelendirdiği yargılamalar nedeniyle son birkaç yılda küresel olarak dikkatleri çekiyor.

Nüsûr (Kartallar) Meydanı katliamı
2007 yılı Irak'taki Nüsûr Meydanı Katliamı olarak bilinen olaya şahit olmuştu. Bu olayda 4 ABD’li güvenlik görevlisinin açtığı ateş sonucu 17 Iraklı sivil hayatını kaybetmiş, 17’si de yaralanmıştı. Duruşma birçok nedenden dolayı dünya tarafından yakından takip edildi. Zira takipçiler, Iraklı sivillerin kendi ülkelerinde Amerikan askerleri tarafından öldürülmesine yanı sıra, söz konusu askerlerin bilinen anlamda asker olmadıklarını, aslında Amerikan güvenlik şirketi Blackwater’a bağlı unsurlar olduklarını öğrenmişlerdi. Şirket, kökeni, kuruluşu ve yaptığı işin doğasıyla ilgili araştırmalar o zaman başladı. Dünya, paralı askerler değil, özel sektör savaşçılarının bir hayal veya drama değil, gerçek olduğunun farkına vardı.
Asıl dram, daha doğrusu trajedi, yüreği yaralı Iraklıların yıllar süren Blackwater unsurları davası ve 30 yıla varan hapis cezası dahil haklarında verilen cezaların kademeli olarak azaltılmasından birkaç yıl sonra, 2020 yılında, eski ABD Başkanı Donald Trump’ın söz konusu unsurları affeden bir kararname yayınlaması ile yaşadıkları şaşkınlıktı.
Irak ve Arap dünyasında patlak veren öfke ve acıya rağmen, bu yaşananlar, milyonları, eski ABD Deniz Kuvvetleri subaylarından Eric Dean Prince tarafından 1997'de Kuzey Carolina'da kurulan ABD’li özel askeri güvenlik şirketi Blackwater’ı araştırmaya ve incelemeye sevk etti. Dünyanın gözleri açıldı ve her zaman bir tür fantastik fikir olarak gördüğü şeyin gerçek olduğunun farkına vardı.

Herkesin gözü önünde
Ordunun tamamen vatansever ve milli olması adettendir. Fakat herkesin bildiği üzere, bugün olduğu gibi tarih de, gönülsüzce, çekinerek veya gizlice, savaşan bir tarafın elini güçlendirmek veya kimliği açığa çıkmadan silahlı bir çatışma yürütmek için kullandığı paralı askerlerin hikâyeleriyle doludur. Ne var ki, askeri eğitim almış, hizmetlerini talep eden her müşteriye herkesin gözü önünde paralı olarak sunan, mevcut iş fırsatlarını ve talep edilen şartları açıklamak, başvuruları kabul etmek, adaylara testler uygulamak ve başarılı olanları özel sektör savaşçıları olarak işe almak için web siteleri ve sayfalarına sahip olan orduların varlığı, doksanlı yıllardan beri kapalı veya yarı kapalı kapılar ardında yaşanan ve pek çok kimsenin hayal etmediği bir şeydi.
Pek çok kişi, ideolojik bağlılık, vatanseverlik veya milli fanatiklik koşulu olmaksızın bir savaşta muharebe misyonunu üstlenecek savaşçılarıyla birlikte bir askeri güç kiralamanın tarih kadar eski olduğunu bilmez.

Nefret edilen paralı askerler ile yüceltilen askerler
Uluslararası İlişkiler Profesörü Sean McFate’in ABD Ulusal Savunma Üniversitesi tarafından 2019’da yayınlanan "Paralı Askerler ve Savaş: Bugünün Özel Ordularını Anlamak" başlıklı bir çalışma, kayalara kazınmış olanlar dahil ilk belgelerde bile paralı savaşçılara dair kanıtların mevcut olduğuna işaret ediyor. Tarihin Yunan paralı askerleri tanıdığını, Kartaca'nın Roma'ya karşı savaşında bu askerlere güvendiğini ve onlardan İncil'de de bahsedildiğini söylüyor.
Blackwater'dan ne İncil'de ne de herhangi bir kutsal kitapta bahsedilmez. Ancak şirketin ve diğerlerinin bastırmayı başardığı bir dizi yankı uyandıran skandalın ardından dünyaca tanınır hale geldi. Şirket skandallara rağmen her zamanki gibi iş yapma ve her zamanki gibi muharebe hizmeti satma sloganıyla yoluna devam etti.
"Paralı asker" kelimesi ve onunla ilgili her şey genellikle olumsuz duygular uyandırır ve tasvip edilmez. Ama McFate çalışmasında bu imajı çürütmek için çok uğraşıyor ve şöyle diyor: “Paralı askerleri günah işleyenler olarak görüp nefret etmeyi, ama diğer yandan askerleri azizlermiş gibi sevmeyi öğrendik, ancak bunlar cahilce klişelerdir. Her ikisi de tarih boyunca hem asil hem de nefret edilesi eylemler de bulundular.” Sadece bu da değil, paralı askerler bu kelime bir hakaretmiş gibi kendisini kullanmaktan kaçınmayı öğrendiler. Mesleklerine özel askeri müteahhit, özel güvenlik şirketi veya düzensiz askerler gibi isimler vermeye özen gösterdiler.

Yapışmış damga
Paralı askerlik mesleğine yapışmış ve özel ordu sahiplerini kendileri ile sundukları hizmeti kendisinden uzak tutmaya yönelten bu damga yeni değil. Machiavelli'nin kendisinin paralı askerlerden nefret etmesi bu damganın ne kadar eski olduğunu anlamak için yeterli. Machiavelli’nin nefretinin, kendisini savaş ve savunma planlarında aldatmalarından kaynaklanıyor olması muhtemel. Ancak yukarıda bahsi geçen araştırmanın yazarı Sean McFate, bilhassa özel kuvvet kavramı her yerde ve 5 savaş alanında, yani kara, deniz, hava, uzay ve siber savaş alanında görüldüğünden paralı askerlerle çalışmanın farkındalık, sağduyu, zeka ve özen gerektirdiğine inanıyor. Yakın gelecekte muhtemelen uzayda silahlı uyduların bulunacağını düşünüyor.
Şu an, yine herkesi özel ordular sorununu araştırmaya ve incelemeye itiyor. Blackwater Şirketi, özel ordular veya özel askeri güvenlik şirketleri pazarında kalmasına, milyonlarca dolarlık sözleşmeler imzalamaya devam etmesine olanak tanıyan ve birkaç kez başvurduğu isim değiştirme yoluna gitse de, ücretli güvenlik ve askeri hizmetlerini dünyanın her yerinde hükümetlere ve bireylere sunmaya devam ediyor. Hem de Irak'ın Amerikan işgali sırasında kendisine yöneltilen sert eleştirilere ve çalışanlarına atfedilen sivil cinayetlerine rağmen.

Savaşçı müteahhitler
Birbirini takip eden ABD yönetimleri, Afganistan ve Irak savaşlarında savaşçı müteahhitlerinden yardım aldı. Uluslararası ilişkiler araştırmacısı Muhammed el-Arabi, 2021’de yayınlanan "Gölge Ordular: Afganistan'daki savaş paralı askerleri nasıl yeniden gündeme getirdi?" başlıklı araştırmasında, iki savaşta sözleşmeli savaşçıların hacminin toplam düzenli kuvvetlerin sırasıyla yüzde 50 ile 70'ini oluşturduğuna işaret ediyor. "İki savaş, yüzyıllarca gizli çalıştıktan sonra güçlü bir şekilde döndüklerini doğruladığından, paralı asker ve müteahhit şirketlerinin tarihinde bir dönüm noktası oldu. ABD'nin paralı asker ve müteahhit hizmetlerine yönelik talebinin artmasının nedeni, bunların kiralık piyonlar olmaktan çıkıp, hisseleri New York borsalarında işlem gören ve modern savaşın önemli bir bileşeni olan büyük şirketlere dönüşmeleridir” diye ekliyor.
Modern ve özellikle de Ukrayna'da yaşanan savaş, farklı adları ile özel ordulara yeniden değinmenin kapısını ardına kadar açtı. Zira özel ordular artık kapalı hükümet kapıları ardında veya tökezleyen barış görüşmeleri masalarının altında dönen bir iş olmaktan çıkıp, karşıt güçlerin rekabet ettiği, dünyadaki kutupların üstünlük mücadelesi verdiği bir alan haline geldi.

Zelenskiy lejyonu
Ukrayna'nın kendi tarafında savaşmak ve Rus kuvvetlerine karşı koymak isteyen gönüllüleri ülkeye davet etmesi, sadece bir gerçeklik değil, aynı zamanda gelecek vaat eder hale gelen özel ordular sistemi denizinde bir damladan ibaretti.
1998'de, "Özel Ordular ve Askeri Müdahaleler" kitabının yazarı David Shearer, 20. yüzyılın sonlarında ücretli yabancı güçlerin doğasında peş peşe görülen değişiklikler konusunda uyardı. Askeri şirketlerin, bazı Batılı rejimlerin sınırları dışındaki çatışmalara doğrudan müdahale etmeme konusundaki artan eğiliminden yararlandığını, faaliyetlerinin kuruluş, işletme ve çalışma açısından yasal çerçeveler içinde ve yoğun bir şekilde yayılmaya başladığını söyledi.
Shearer, bu şirketleri kişisel kazanç için şiddetten yararlanmaya çalışan paralı askerlerin modern yüzü saydı. Bu tehlikeli olguyla ilgili tartışmaların yeniden başlaması gerektiği çağrısında bulundu. Bunun geçici bir olgu olmadığını vurgulayarak, Batı'nın askeri alanda kemer sıkma politikasının devam etmesi, sınırları dışındaki çatışmalara doğrudan katılımı azaltma arzusunun perçinleşmesi gölgesinde etkisi ile faaliyetlerinde bir artış beklediğini vurguladı.
Shearer, özel orduların bir ülkedeki çatışmayı istikrar aşamasına getirebileceğini ve BM barış güçlerine misyonlarını yerine getirmekte yardımcı olabileceğini belirtse de, dünyanın, askeri eylemler ile iş ilişkilerinin şeffaf olması ilkesinin uygulanması yoluyla bu özel ordulardan hesap sorulabileceğinden emin olmak için kesinlikle katı kurallara ihtiyacı olduğunu da ekledi.

Savaşın özelleştirilmesi
Gazeteci Celal Nassar, "Savaşları Özelleştirme" başlıklı makalesinde, ortaya çıkışlarından itibaren bu şirketlerin misyonlarını belirsizliğin çevrelediğine, çatışma ülkelerinde yerine getirdikleri misyonları ve iş tanımlarını belirlemenin genellikle zor olduğuna dikkat çekti. Bu özel şirketlerin mevcut gevşek durumunun, birçoğunun sızmasına, yayılmasına, kamufle olmasına ve kaybolmasına izin verdiğini de sözlerine ekledi. Kendilerini kontrol etme ve hakim olma kabiliyetlerine ilişkin endişeler de gittikçe artıyor. Öyle ki eski İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw, daha önce, konvansiyonel silahlı kuvvetlerin varlığını düzenleyen kanun ve anlaşmaların statüleri ve faaliyetlerini kapsamadığı paralı askerlerin artan vahşeti olarak adlandırdığı durumdan hoşnutsuzluğunu dile getirmişti.
Çıkarları sınırlarını aşan Batılı ülkelerin orduları, özel orduların yardımıyla muharebe entegrasyonunu sağlama fikrine daha yatkın hale geldi. Eski ABD Savunma Bakanı Donald Rumsfeld, yıllar önce teröre karşı savaşın en fazla beş gün, haftalar veya aylar sürmeyeceğini, aksine onlarca yıl sürdüğünü ve henüz bitmediğini söylemişti.
Nassar, bu uzun vadenin ya Vietnam Savaşı'nın acı hatıralarını geri getirerek seçimler için bir risk oluşturacak zorunlu askerliğin genişletilmesini ya da siyasi intiharla eş anlamlı olan Irak ve Afganistan’dan hızla geri çekilmeyi gerektirdiğini, bu nedenle de üçüncü seçeneğin, yani özel güvenlik şirketlerinden yardım almanın öne çıktığını söylüyor.
Görünüşe göre bu yardım alma bir sürekliliğe dönüşmüş durumda, zira Amerikan askeri personelinin önemli bir yüzdesi Amerikalı değil. ABD Savunma Bakanlığı, Vietnam'ı hatırlatan bir duygusal travmadan veya Irak ve Afganistan sahnelerinden çekilmesinin çıkarlarına vereceği zarardan kaçınmak için, farklı ülkelerden, özellikle de üçüncü dünya ülkelerinden sözleşmeli unsurlar istihdam eden şirketlerle iş birliği yapıyor.
Resmi bir ABD raporuna (2018) göre, ABD Merkez Komutanlığı bünyesinde çalışan ve savaş dışı faaliyetler yürüten sözleşmeli unsurların sayısı 50 bine ulaştı ve bunların yalnızca 20 bini Amerikalı. Afganistan'daki savaş operasyonları için kullanılan sözleşmeli unsurların sayısı ise, 2002'den bu yana yaklaşık 108 milyar dolarlık bir maliyetle yaklaşık olarak 90 bine ulaştı.
Afganistan ve savaş kaosu
Afganistan'daki askeri faaliyetlerin tümü bilinen anlamda bir muharebe değildi. Araştırmacı Muhammed el-Arabi, “Gölge Orduları” adlı çalışmasında şunları söylüyor, “Kaos ve yolsuzlukla yönetilen bir piyasada güvenliğin özel bir metaya dönüşmesi nedeniyle, bu ve benzeri şirketlerin Afgan vatandaşlarına karşı ihlalleri oldu, hatta Batılı sözleşmeli unsurlar tarafından Afgan ortaklarına yönelik cinayet ve saldırı vakaları kaydedildi. Bu durum, eski Afganistan Devlet Başkanı Hamid Karzai'nin 2010 yılında Kabil hükümetiyle anlaşmalı ve aralarında çeşitli isimlerle tanınan "Blackwater" şirketinin de olduğu 54 özel güvenlik şirketinden 8’nin çalışmalarını askıya alma ve engelleme kararı almasına yol açtı. Arabi’ye göre, "Bu şirketlerin yayılması resmi Afgan güvenlik sektörünün gelişimini engellemeye katkıda bulundu. Öte yandan Batı müdahalesi ve NATO'nun bu şirketlere bağımlılığının artması, Afgan hükümetini güvenlik şirketlerinin faaliyetlerini askıya alma kararını birkaç kez ertelemeye sevk etti. Bu şirketlerden bazıları da kendilerini Afgan hükümetine yeni isimler ve diğer Afgan şirketleriyle gizli ortaklıklar altında yeniden sundular.”
Bu özel şirket savaşçılarının Afganistan'a nüfuz etmelerinin sonuçlarından biri, Afgan savaş doktrininde yaşanan dönüşümdür. Kabileler arasında sadakat, cesaret ve fedakarlık adına savaşanlar yerlerini para için savaşanlara bıraktılar. Muhammed Arabi, "Afgan toplumundaki değişimler, kabileler arasındaki çatışmalarda para karşılığında savaşmaya hazır bir savaşçı ordusu yarattı" diyor. Hizmetleri için ayda yaklaşık 450 dolara ulaşan bir fiyat belirlemelerinin yanı sıra, yerel ve harici finansman kaynakları olduğuna değiniyor.

İki kutba yaraşır ordular
Batılı özel ordular dikkatleri üzerine çekiyor. Zelenski'nin yabancı lejyonu ise, Ukrayna'nın eleştiride sağduyu, zaman seçiminde ustalık gerektiren bir felaket içinde olduğu gerekçesiyle özel ordular dosyasının açılması konusunda çekinceli. Ancak iki kutupluluğa dönüş için yoğun çabalara tanık olan dünya, özel ordular dosyasında, özellikle de geleceğin onlar için umut verici olduğu göz önüne alınırsa, bir ikiliğe de tanık oluyor.
Rus Wagner Grubu’ndan bahsedildiğinde çoğunlukla "muhtemel", "denildiğine göre" ve "varsayılıyor" gibi kelimeler kullanılıyor, ancak kesin olan, Wagner savaşçılarının yaklaşık 8 yıldır Ukrayna, Suriye, Mali, Libya gibi ülkeler ve diğer Afrika ülkelerindeki çatışmalara katıldıklarıdır. Wagner'in suç ve insan hakları ihlalleri sicilinin benzeri Batılı şirketlere göre daha kabarık olduğu kesindir. Şirketin Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile yakın bir ilişkisi olduğuna, nerede ve nasıl olursa olsun Kremlin'in çıkarlarına hizmet ettiğine inanılıyor.
Geçen yıl, Wagner'e savaş suçları işlemekle ve Kremlin ile olan bağlantısıyla ilgili yöneltilen çeşitli ithamların akabinde, Putin, Grubun "kendi çıkarları olduğunu ve Rusya'nın çıkarlarını yansıtmadığını" söyledi. Ancak "Grubun faaliyetleri Moskova'nın çıkarlarıyla çatışırsa, eyleme geçeriz" diye de ekledi.

Wagner hakkında bilinenler
Halihazırda yapılan tek eylem, Wagner Grubunun Ukrayna'daki mevcut savaştaki rolünü ortaya çıkarma çabalarıdır. Savaşın ortasında birkaç gün önce İngiliz Yayın Kuruluşu BBC tarafından yayınlanan bir haber dosyasına göre, Wagner Grubu’nu eski Rus ordusu subayı Dmitry Utkin'in (51 yaşında) kurduğu ve gruba hizmeti sırasında kullandığı kod adını verdiği düşünülüyor. Utkin, Çeçen savaşlarında savaşan bir gazi, eski bir özel kuvvetler subayı ve Rus askeri istihbaratında görev yapmış bir yarbay. Grup muhtemelen Rusya'nın 2014 yılında Kırım'ı ilhakı sırasında faaliyete geçti. Şaeku’l Avsat’ın BBC’den aktardığı habere göre, Wagner esas olarak borçlarını ödemek ve geçimlerini karşılamak için bir geçim kaynağı arayan ve çoğu, para kazanma fırsatlarının kıt olduğu kırsal kesimden gelen gazilerden oluşuyor. Ayrıca Rus askeri istihbaratının Wagner Grubu’nu gizlice finanse ettiği ve denetlediği varsayılıyor.
Herhangi bir özel ordunun veya askerlik hizmeti veren bir şirketin, ülkedeki resmi egemenlik kurumları ve askeri teşkilatlarla çok yakın ilişkiler içinde olduğu bir sır değil.
Özel ordular, olasılıklar, hangi ihlallerin ve suçların fiilen işlenip işlenmediğiyle ilgili karşılıklı atışmalar ve kınamalar, orduların özelleştirilmesine ya da özelleştirme yönünde bir adım olan paralı savaşçılara daha fazla güvenmeye yönelik küresel eğilimi etiketleyen özellikler olmayı sürdürecek.

Geçim kaynağı arayanlar
Sahada ve dünya genelindeki çatışma bölgelerinde olup bitenler, özel orduların mevcut savaşların ayrılmaz bir parçası haline geldiğinin altını çiziyor. Araştırmacı Muhammed Arabi, savaşların paralı askerler için bir talep yarattığı ölçüde, ister ülkelerindeki savaşların bitmesi ile işsiz kalan askerler ister ekonomik koşullar nedeniyle öldürmekten başka geçim kaynağı bulamayan savaşçılar olsun, askeri bir güç olarak tanıtımlarına yardımcı olduğunu da ifade ediyor.
Özel askeri kuvvet, uluslararası bir karaktere sahip büyük bir iş haline geldi. Milyarlarca ve belki de trilyonlarca bütçesi kendi defterlerinde saklı kalmayı sürdürecek. Savaşçılarının sahada işledikleri suçlar ise, bazen şirketin uyruğuna ya da iki ana kutuptan herhangi biriyle olan bağlantısına, bazen de özel ordular konusunda henüz kafası karışık, aciz ya da çaresiz olan savaş yasaları ve kurallarından sıyrılma becerisine göre siyasileştirilmeye devam edecek.
Özel orduları dizginlemek, askeri şirketlerin genişlemesini daraltmak, özel sektör askerlerinin savaş etiğine uyması, bankada hesaplara değil bir savaş doktrinine sahip düzenli orduların daha ağır basması ve tercih edilmesi hakkındaki tartışmalar devam edecek. Ama gölge ordularla, kiralık savaşçılarla yürütülen savaşlar, hesapsız kalan öldürmeler ve suçlar da devam edecek, hem de artan bir biçimde.



Suudi Arabistan ve Pakistan, Çin menşeli savaş jetleri için görüşüyor

JF-17'ler Pakistan'la Hindistan arasında geçen yıl mayısta patlak veren savaşta da kullanılmıştı (AP)
JF-17'ler Pakistan'la Hindistan arasında geçen yıl mayısta patlak veren savaşta da kullanılmıştı (AP)
TT

Suudi Arabistan ve Pakistan, Çin menşeli savaş jetleri için görüşüyor

JF-17'ler Pakistan'la Hindistan arasında geçen yıl mayısta patlak veren savaşta da kullanılmıştı (AP)
JF-17'ler Pakistan'la Hindistan arasında geçen yıl mayısta patlak veren savaşta da kullanılmıştı (AP)

Suudi Arabistan ve Pakistan arasında Çin menşeli JF-17 savaş jetleri için müzakere yürütülüyor.

Kimliklerinin açıklanmaması şartıyla Reuters'a konuşan iki Pakistanlı yetkili, JF-17 Thunder uçaklarının satışı için Suudi Arabistan'la görüşme yapıldığını savunuyor.

İslamabad ve Pekin ortaklığıyla Pakistan'da üretilen jetlerle ilgili anlaşmanın değerinin 4 milyar dolara kadar çıkabileceği aktarılıyor.

Riyad yönetimi, 2018'de İslamabad'a 6 milyar dolarlık destek paketi verileceğini açıklamıştı. Bu paketin içinde Pakistan Merkez Bankası'na 3 milyar dolarlık mevduat ve ertelenmiş ödemeyle 3 milyar dolarlık petrol tedariki yer alıyordu.

Suudi Arabistan o zamandan beri mevduatları birçok kez yeniledi. Geçen yıl 1,2 milyar dolarlık bir erteleme de dahil, İslamabad'ın döviz rezervlerini istikrara kavuşturmasına yardımcı oldu.

Pakistanlı yetkililer, Suudi Arabistan'a 2 milyar dolarlık kredi ödemesinin sözkonusu savaş jetleriyle yapılmasının planlandığını belirtiyor.

İslamabad yönetimi, silah ihracatını artırıp yerli savunma sanayisini önemli bir gelir kaynağına dönüştürmek amacıyla son aylarda yabancı ülkelerle görüşmeleri hızlandırdı. Libya Ulusal Ordusu'yla 4 milyar dolar değerinde JF-17 anlaşması yapılmıştı. Ayrıca Bangladeş'le de jetlerin satışı için müzakereler sürüyor.

Suudi Arabistan ise hava gücünü çeşitlendirme sürecinde. ABD Başkanı Donald Trump ve Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, geçen ay Beyaz Saray'da bir araya gelmişti. ABD Başkanı, Riyad yönetimine F-35 satışını onayladıklarını duyurmuştu. Ortadoğu'da F-35 savaş uçağına sahip olan tek ülke İsrail ise hamleye tepki göstermişti.

Suudi Arabistan-Pakistan savunma anlaşması

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman'la Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, 17 Eylül'de "Ortak Stratejik Savunma Anlaşması"nı imzalamıştı.

Amerikan medyasındaki haberlerde, iki ülke arasındaki savunma işbirliğini geliştirmeyi ve herhangi bir saldırıya karşı ortak caydırıcılığı artırmayı hedefleyen anlaşmanın "bölgesel güç dengelerini değiştirebileceği" yorumu yapılmıştı.

Pakistan ordusundan bugün yapılan açıklamada, Pakistan Hava Kuvvetleri Komutanı Zahir Ahmed Baber Sidhu'nun, Suudi Arabistanlı mevkidaşı Turki bin Bander bin Abdulaziz'le bu hafta "savunma işbirliği, bölgesel güvenlik ve gelecekteki ortaklıklarla ilgili" görüştüğü bildirildi.

Independent Türkçe, Reuters, Arab News


Grönlandlılar, Trump’a tepkili: Satılık değiliz

Kanada'yla 1,2 kilometre sınıra sahip Grönland'da 56 binden fazla kişi yaşıyor (Reuters)
Kanada'yla 1,2 kilometre sınıra sahip Grönland'da 56 binden fazla kişi yaşıyor (Reuters)
TT

Grönlandlılar, Trump’a tepkili: Satılık değiliz

Kanada'yla 1,2 kilometre sınıra sahip Grönland'da 56 binden fazla kişi yaşıyor (Reuters)
Kanada'yla 1,2 kilometre sınıra sahip Grönland'da 56 binden fazla kişi yaşıyor (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump'ın Grönland'ı ele geçirmeye yönelik tehditleri, ada ülkesi sakinlerinin de tepkisini çekiyor.

Trump, cumartesi günü Venezuela'ya düzenlenen askeri operasyondan sonra yaptığı açıklamada, ulusal güvenlik gerekçesiyle Grönland'a sahip olmaları gerektiğini savunmuştu.

Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt de salı günkü açıklamasında, Trump yönetiminin Grönland'a sahip olmak için "ABD ordusunu kullanmak da dahil" çeşitli seçenekleri değerlendirdiğini belirtmişti.

Washington'ın Venezuela'nın ardından Grönland'a da askeri müdahalede bulunabileceğine dair endişeler artarken, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, kuzey ülkesini "satın almayı hedeflediklerini" söylemişti.

Ancak 1979'da Danimarka'dan özerkliğini kazansa da dışişleri, güvenlik ve mali konularda bu ülkeye bağlı olan Grönland'da yaşayanlar, Trump'ın açıklamalarından rahatsız.

BBC'nin irtibata geçtiği, Grönland'ın başkenti Nuuk'ta yaşayan 32 yaşındaki işletmeci Mia Chemnitz şunları söylüyor:

Grönland halkı Amerikalı olmak istemiyor. Biz satılık değiliz.

Danimarka Parlamentosu'nda Grönland'ı temsil eden iki milletvekilinden biri olan Aaja Chemnitz de Trump'ın açıklamaları karşısında "dehşete düştüğünü" belirterek, "ABD'nin başka bir NATO müttefikini ilhak etmeyi gündeme getirmesi tamamen saygısızca bir davranış" diyor.

II. Dünya Savaşı'ndan bu yana Grönland'da askeri varlığı bulunan ABD için ada özellikle Kuzey Amerika'yla Kuzey Kutbu arasında yer aldığı için stratejik öneme sahip.

Son dönemlerde buzulların erimesiyle erişimi kolaylaşan nadir toprak mineralleri de Grönland'ın doğal kaynaklarına ilgiyi artırdı.

Birleşik Krallık, Fransa, Almanya, İtalya, Polonya, İspanya ve Danimarka'nın, Trump'ın tehditlerine yanıt olarak yayımladığı ortak bildiride Grönland'la dayanışma vurgusu yapılmıştı.

Ancak olası bir askeri operasyon halinde Avrupa ülkelerinin ABD'ye karşı harekete geçip geçmeyeceği belli değil.

Mia Chemnitz, "Bir Grönlandlı olarak, kendime şu soruyu sormadan edemiyorum: Bu müttefikler için bizim değerimiz nedir? Bizi korumak için ne kadar ileri gidebilirler?" diye soruyor.

Grönland'daki İnuit yerlilerinden 42 yaşındaki Aleqatsiaq Peary ise adanın Danimarka'dan tamamen bağımsızlaşması ve gelecekte ABD kolonisine dönüşmemesi gerektiğini söylüyor:

Bu, bir efendinin kontrolünden diğerine, bir işgalcinin hakimiyetinden diğerine geçmek demek. Biz Danimarka'nın kolonisiyiz. Danimarka hükümetinin yönetimi altında zaten çok şey kaybediyoruz.

Independent Türkçe, BBC, NBC


Çin, nükleer füzyonda imkansız sanılan rekoru kırdı

Çin'in Deneysel Gelişmiş Süperiletken Tokamak (EAST) reaktörü, "deneysel sınırların çok ötesinde" plazma yoğunluğu seviyelerine ulaştı (HFIPS/ÇBA)
Çin'in Deneysel Gelişmiş Süperiletken Tokamak (EAST) reaktörü, "deneysel sınırların çok ötesinde" plazma yoğunluğu seviyelerine ulaştı (HFIPS/ÇBA)
TT

Çin, nükleer füzyonda imkansız sanılan rekoru kırdı

Çin'in Deneysel Gelişmiş Süperiletken Tokamak (EAST) reaktörü, "deneysel sınırların çok ötesinde" plazma yoğunluğu seviyelerine ulaştı (HFIPS/ÇBA)
Çin'in Deneysel Gelişmiş Süperiletken Tokamak (EAST) reaktörü, "deneysel sınırların çok ötesinde" plazma yoğunluğu seviyelerine ulaştı (HFIPS/ÇBA)

Çin'deki bilim insanlarının füzyon enerjisinde kaydettiği çığır açıcı gelişme, yeni nesil enerji kaynağının gerçekten kullanılabilmesinin önündeki en inatçı engellerden birini nihayet aşabilir.

Çin Bilimler Akademisi'nden (ÇBA) bir ekip, "yapay Güneş" diye adlandırılan deneysel nükleer reaktörünün, daha önce imkansız olduğu düşünülen bir plazma yoğunluğuna ulaştığını açıkladı.

Tehlikeli atık bırakmadan neredeyse sınırsız enerji üretme potansiyeli sunan nükleer füzyon, bazıları tarafından temiz enerjinin "kutsal kasesi" ilan ediliyor.

Bu süreç Güneş'te meydana gelen doğal reaksiyonları taklit ediyor ancak büyük ölçekte gerçekleştirilmesi son derece zor bir iş.

ÇBA'nın Deneysel Gelişmiş Süperiletken Tokamak'ıyla (EAST) ulaşılan kilometre taşları da dahil, son yıllarda çeşitli önemli atılımlar kaydedildi.

ÇBA geçen sene yapay Güneş reaktörünü ilk kez bin saniyeden uzun süre çalıştırmayı başarmış, bu rekor daha sonra Fransa'nın WEST makinesi tarafından kırılmıştı.

Her iki deney de yakıtın (veya plazmanın) belirli bir seviyede kararsız hale gelmesine neden olan ve Greenwald Sınırı diye bilinen teorik yoğunluk sınırlı kalmıştı.

ÇBA araştırmacıları, kendini düzenleyen plazma-duvar adı verilen yeni bir süreç sayesinde plazmayı benzeri görülmemiş yoğunluk seviyelerinde kararlı tutmayı başardı.

Araştırmacılar, plazma yoğunluğunu uzun süredir geçerli olan deneysel sınırların çok ötesine taşımanın, çok daha yüksek enerji çıktılarıyla füzyon ateşlemesini gerçekleştirebileceğini söylüyor.

Huazhong Bilim ve Teknoloji Üniversitesi'nden, araştırmanın ortak yürütücüsü Profesör Ping Zhu şöyle diyor: 

Bulgular, tokamaklarda ve yeni nesil yanıcı plazma füzyon cihazlarında yoğunluk sınırlarını genişletmek için pratik ve ölçeklenebilir bir yol öneriyor.

Son atılım, hakemli dergi Science Advances'ta yayımlanan "Accessing the density-free regime with ECRH-assisted ohmic start-up on EAST" (EAST'te ECRH destekli ohmik başlatmayla yoğunluktan bağımsız rejime erişim) başlıklı çalışmada detaylandırılıyor.

Nükleer füzyon yoluyla pratik enerji üretiminin büyük ölçekte uygulanabilmesi için hâlâ ciddi gelişmelere ihtiyaç var ancak bazı girişimler, bunu önümüzdeki birkaç yılda hayata geçirmeyi hedefliyor.

ABD merkezli Helion Energy, nükleer füzyon enerjisi için dünyanın ilk satın alma anlaşmasını 2023'te imzalamış, Microsoft'a 2028'e kadar 50 MW füzyon enerjisi sağlama sözü vermişti.

Independent Türkçe