‘Geçim’ cihadı: Suriye’de radikal olmayan unsurlar aylık maaş alabilmek için HTŞ’ye katılıyor

Suriye İnsan Hakları Gözlemevi’nin raporu, cihatçı gruplara mensup unsurların başka bir yüzünü ortaya çıkardı.

İdlib kentinin kuzey kırsalındaki bir kampta 2018’de mezun edilen HTŞ unsurları (Getty Images)
İdlib kentinin kuzey kırsalındaki bir kampta 2018’de mezun edilen HTŞ unsurları (Getty Images)
TT

‘Geçim’ cihadı: Suriye’de radikal olmayan unsurlar aylık maaş alabilmek için HTŞ’ye katılıyor

İdlib kentinin kuzey kırsalındaki bir kampta 2018’de mezun edilen HTŞ unsurları (Getty Images)
İdlib kentinin kuzey kırsalındaki bir kampta 2018’de mezun edilen HTŞ unsurları (Getty Images)

Suriye İnsan Hakları Gözlemevi’nin (SOHR) hazırladığı rapora göre, Suriye’nin kuzeyindeki zorlu yaşam şartları birçok Suriyeli genci aylık maaş ve teşvik alabilmek için muharip askeri oluşumlara ve cihatçı örgütlere katılmaya sevk ediyor. Gençlerin bir kesimi ideolojik sebeplerle değil aylık maaş ve teşvik alabilmek için son dönemde Suriye’nin kuzeyinde önde gelen cihatçı gruplardan Heyet Tahrir Şam’ın (HTŞ) saflarına katılmaya başladı.
Gözlemevi’nin raporuna göre, Suriye’nin kuzeyindeki yoğun nüfus, iş fırsatlarının olmaması, artan pahalılık ve geçim maliyetleri ile genç işgücünü hedefleyen proje ve girişimlerin bulunmaması gibi nedenler gençlerin bir kesimini, radikal cihatçı fikirleri benimsememelerine rağmen, cihatçı örgütleri ve grupları bölgenin bir gerçekliği olarak kabullenmeye ve onların saflarına katılmaya zorladı. Bölgenin en önde gelen cihatçı hareketi olan ve İdlib’i kontrol eden HTŞ’nin saflarından ister daha önce ayrılanlar ister bugün hala devam edenler olsun, bu genç unsurların örgüte katılma gerekçeleri, olayın arka planına bakıldığında, günlük hayatın detaylarına inildiğinde ve bu gençlerin geçim koşulları öğrenildiğinde daha iyi anlaşılıyor. Gençler, HTŞ’nin oluşturduğu aşırı dinci fikirlerin etkisi altında değiller ve örgütün bilinen imajını da yansıtmıyorlar. Bu unsurlar, üstlerinin ‘askeri eğitim ve temas hatlarındaki rutin nöbetlerle’ ilgili verdiği talimatlara uymakla yetiniyor.
Mayıs 2019’da HTŞ’den ayrılan 24 yaşındaki A.D. isimli genç, Gözlemevi’ne örgüte katılma ve ayrılma sürecini anlattı. A.D, ideolojik bir gerekçeyle veya cihat fikrinden etkilendiği için değil, babasının ölümünden sonra ailesinin geçim imkanlarının zayıflamasıyla birlikte ev için sabit bir gelir kaynağı sağlamak üzere 2017’de örgüte katıldığını söyledi. A.D. örgüt mensuplarının büyük bir kesiminin cihatçı fikirlere sahip olmadığını, aylık gelir ve gıda yardımlarının onları orada kalmaya zorladığını, görev aldığı askeri karargahların HTŞ’nin sigara ve nargile içme ve müzik dinleme yasağı gibi kurallarına muhalefet eden unsurlarla dolu olduğunu gözlemlediğini ve bu durumun örgüte katılımların arkasındaki motivasyonun ‘geçim’ olduğunun bir göstergesi olarak gördüğünü ifade etti.
HTŞ’ye katıldığı ilk günlerde ‘radikal dinci’ biri gibi görünmeye çalıştığını ancak bu rolü uzun süre boyunca devam ettirme gücünü kendinde görmediği için kısa süre sonra bundan vazgeçtiğini anlatan A.D. yaklaşık 2 yıl kaldıktan sonra örgütten ayrıldığını, askeri alandan tamamen farklı bir işe yöneldiğini ve onunla aynı yolu izleyen ve şahsen tanıdığı birçok kişi olduğunu kaydetti. Halihazırda HTŞ saflarında yer alıp da örgütün ilkelerine ve fikirlerine inanmayan unsurların oranının yüzde 50’den fazla olduğunu düşündüğünü dile getiren A.D. örgüt içindeki bu tür unsurların sayısının çeşitli sebeplerden dolayı son üç yıl içinde arttığına inandığını söyledi. A.D’ye göre söz konusu sebeplerden biri HTŞ’nin, 2018’de Halep, Hama ve İdlib kırsallarındaki savaşa katılan Ahrar'uş Şam İslam Hareketi, Sukur eş-Şam ve Nureddin Zengi gibi ılımlı muhalif grupların varlığına son vermesi. A.D. aylık bir gelire ihtiyaçları olan bu gruplardaki unsurların da HTŞ’ye katılmasıyla birlikte örgütün o dönem bölgede en önemli askeri güç haline geldiğini belirtti.
Gözlemevi’ne konuşan M.A. isimli aktivist, ‘din veya cihat motivasyonu’ bakımından Türkiye destekli grupların çatısı altındaki unsurlar ile HTŞ çatısı altındaki unsurların büyük bir kısmı arasında şu anda bir fark kalmadığı değerlendirmesinde bulundu. HTŞ’nin, daha çok kişinin saflarına katılmasını sağlamak ve medyada radikal bir örgüt olmadığı imajını oluşturmak amacıyla örgüt içinde ‘dini meselelerle’ ilgili katı tavrını artık yumuşattığını ifade eden M.A. HTŞ’nin, seçkin unsurlarına -Özel Kuvvetler- aylık 100 dolar maaş, ikinci derecedeki unsurlara ise aylık 700 Türk lirası maaş ve gıda yardımı verdiğini söyledi. M.A. daha az şanslı olanların ise -görev aldıkları temas hattına göre gıda yardımı ve aylık sadece 400 Türk lirası aldığını aktardı.
HTŞ’nin askeri karargahlarında ‘dinde kolaylık’ fikrini reddeden radikallerden ayrılan kişilerin sayısının arttığına işret eden M.A. HTŞ’nin verdiği teşviklerin hiç de cezbedici olmamasına rağmen bölgedeki kötü yaşam koşulları ve bu koşulların özellikle de genç kesimleri etkilemesi sebebiyle örgüte katılımların arttığını kaydetti.
HTŞ askeri eğitim kamplarının içerisinde yaşanan birtakım olayların cihatçı ve radikal dini eğilimlere sahip olmayan unsurların olduğunu gösterdiğini söyleyen A.H. isimli şahıs da HTŞ’nin tüm karargahlarında unsurlar arasında ‘cinsel istismar, uyuşturucu hap kullanımı, sigara ve nargile içme ve pornografik filmler izleme’ gibi durumlara şahit olduğunu söyledi. A.H., HTŞ’nin Nusra Cephesi ismiyle bilindiği dönemden örgütten ayrıldığı 2021 yılına kadar söz konusu fiilleri işleyenlerin yargılandığını ve çoğunun hapis cezası aldığını belirtti. Cihat eğilimi veya dini hassasiyeti olmayan bu tür unsurların Türkistan İslam Partisi gibi diğer radikal grupların içinde de mevcut olduğunu ifade eden A.H. HTŞ’den ayrıldıktan sonra okul eğitimini tamamlama kararı aldığını aktardı.



Gazze anlaşmasının ikinci aşaması, yaşanan aksaklıkların üstesinden gelmek için ‘kontrollü bir geçiş’ hedefliyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
TT

Gazze anlaşmasının ikinci aşaması, yaşanan aksaklıkların üstesinden gelmek için ‘kontrollü bir geçiş’ hedefliyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)

Gazze Şeridi’ndeki ateşkes anlaşmasının ikinci aşaması, ABD’li yetkililerin teorik olarak başlatıldığını duyurmasından bu yana yaklaşık bir aydır ilerleme kaydedemiyor. Sürecin, istikrarın sağlanması ve çatışmaların yeniden başlamasının önlenmesi için düzenli bir geçişle sürdürülmesi yönünde çağrılar yapılıyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, ikinci aşamaya geçişin eş zamanlı ve kademeli şekilde yürütülmesi gerektiğini, Hamas ile İsrail’in yükümlülüklerini paralel biçimde yerine getirmesinin mevcut tıkanıklığı aşabileceğini belirtti. Uzmanlar, savaşın yeniden patlak verme ihtimali ve anlaşmanın uygulanmasındaki gecikmelere ilişkin kaygılara dikkat çekerken, ABD Başkanı Donald Trump’ın Nobel Barış Ödülü hedefi doğrultusunda kişisel bir başarı elde etmek için baskı yapabileceği değerlendirmesinde bulundu.

Mısır resmi haber ajansı MENA dün yaptığı açıklamada, Mısır Kızılayı’nın 15’inci yaralı, hasta ve engelli Filistinli grubunun karşılanması, uğurlanması ve geçiş işlemlerinin tamamlanmasına refakat edilmesine yönelik insani çabalarını sürdürdüğünü bildirdi.

Gazze Şeridi’ne dönmeyi bekleyen bu kişilerin umutları, Washington’ın 15 Ocak’ta başladığını duyurduğu ikinci aşamasında aksaklıklar yaşanan ateşkes anlaşmasına bağlanmış durumda. Uluslararası toplum ise anlaşmayı tehdit eden risklere dikkat çekiyor.

Birleşik Krallık Dışişleri Bakanı Yvette Cooper, Ortadoğu’da kalıcı barış ve güvenliğe ulaşmak için şiddet ve acı döngüsünü kırmaya yönelik önemli bir fırsat bulunduğunu belirtti. Ancak Gazze Şeridi’ndeki ateşkesin kırılganlığını koruduğunu ve her iki taraftan gelen ihlallerin ABD’nin barış planı sürecini zayıflatabileceğini ifade etti.

Cooper, cuma akşamı yaptığı açıklamada, ikinci aşamaya düzenli bir geçiş çağrısında bulunarak, İsrail ordusunun çekilmesiyle eş zamanlı olarak uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılması ve insani krizin ele alınması gerektiğini vurguladı. Ayrıca Hamas’ın silahsızlandırılması ve gelecekte Gazze Şeridi’nin yönetiminde herhangi bir rol üstlenmemesi şartına dikkat çekti.

dfvgth
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nda yıkılmış evler (AFP)

El-Ahram Siyasi ve Stratejik Araştırmalar Merkezi uzmanlarından Dr. Amr el-Şobaki, ikinci aşamanın esas olarak eş zamanlı bir geçiş gerektirdiğini belirterek, “Trump planı Hamas’ın silahsızlandırılmasını öngörürken, aynı zamanda İsrail’in Gazze Şeridi’nden tamamen çekilmesini de içeriyor. Bu nedenle Gazze’ye tek bir perspektiften bakılmalı ve yükümlülükler bir taraf üzerinde yoğunlaşmadan herkese hatırlatılmalı” dedi.

El-Şobaki, ikinci aşamanın Hamas’ın askeri varlığının sona erdirilmesini kapsadığını ifade ederek, bunun ancak İsrail’in de Gazze Şeridi’nden çekilme, Filistinlileri hedef almama, siyasi bir ufka yönelme, Filistinli bir polis gücüne izin verme ve Gazze’de bir teknokrat komitenin çalışmasına olanak tanıma gibi yükümlülüklerini yerine getirmesi halinde mümkün olacağını söyledi.

Filistinli siyasi analist Eymen er-Rakab ise ikinci aşamanın yalnızca düzenli değil, aynı zamanda sorunsuz bir geçişe ihtiyaç duyduğunu kaydetti. Ancak er-Rakab, bu hususların büyük ölçüde şeklî olduğunu, zira anlaşmanın silahsızlanma, İsrail’in çekilmesi, uluslararası istikrar gücünün konuşlandırılması ve diğer maddeler konusunda mutabakat eksikliği nedeniyle uygulama aşamasında çok sayıda engelle karşı karşıya bulunduğunu dile getirdi.

Bu gelişmelerin gölgesinde AFP, cuma günü Hamas’ın Gazze Şeridi’nde İsrail ordusunun çekildiği bir bölgenin kontrolünü yeniden sağladığını, yerel bir polis gücü konuşlandırdığını ve kamu kurumlarını yeniden faaliyete geçirmeye çalıştığını bildirdi.

ABD Başkanı Donald Trump tarafından Gazze’de savaş sonrası koordinasyonu denetlemek üzere görevlendirilen Nikolay Mladenov, Barış Konseyi toplantısında yaptığı açıklamada, başvuruların açılmasının ardından ilk saatlerde yaklaşık 2 bin Filistinlinin polis teşkilatına kaydolduğunu söyledi.

Gazze Şeridi’ndeki çok uluslu barış gücünün komutanı olarak atanan ABD’li Tümgeneral Jasper Jeffers ise aynı toplantıda, uzun vadeli planın bölgede görev yapacak yaklaşık 12 bin polisi eğitmek olduğunu ifade etti.

scdfgh
Gazze şehrindeki Meçhul Asker Meydanı yakınlarında bulunan bir mülteci kampındaki çadırlar ve barınaklar (AFP)

Er-Rakab, 12 bin polisin eğitileceğine ilişkin açıklamaların Gazze Şeridi’nin güvenliğini sağlamaya yeterli olmayacağını belirterek, Hamas’a bağlı polis gücünün sahadan çekilmesinin yerine bir alternatif oluşturulmadan gerçekleşmesi halinde güvenlik boşluğu doğacağını söyledi. Er-Rakab, Hamas’ın böyle bir durumu kabul etmeyeceğini ve aylar sürebilecek bir geçiş döneminde kısmi bir yetki devri önereceğini ifade etti. Bu nedenle düzenli ve sorunsuz bir geçişin mutabakatlarla hızlandırılması gerektiğini vurgulayan er-Rakab, mevcut durgunluk ortamında Washington’ın İsrail’in kontrolü altındaki bölgelerde yeniden imar sürecini başlatabileceği ve Tel Aviv’e harekete karşı askeri operasyonlara izin verebileceği uyarısında bulundu.

Er-Rakab, en uygun geçiş yolunun Hamas ile güvenlik görevlerinin devrinde kademeli bir anlayışa dayalı mutabakatlardan geçtiğini belirterek, “Sahada gördüklerimiz çatışmayı sona erdirecek bir çözüm değil; krizi uzatmaktan başka sonuç doğurmayan geçici pansuman tedbirlerdir” değerlendirmesinde bulundu.

El-Şobaki ise İsrail’in yalnızca Hamas’ın bedel ödemesinde ısrarcı olduğunu savundu. Buna karşın el-Şobaki, ABD Başkanı Donald Trump’ın kendisini bir barış adamı olarak konumlandırdığına ve Nobel Barış Ödülü dahil çeşitli uluslararası kazanımlar elde etme arayışında olduğuna dikkat çekerek, planın başarısızlığa uğramaması için hâlâ fırsat bulunduğunu ve Trump’ın karmaşık ayrıntılar ile çok sayıdaki zorluğa rağmen daha fazla baskı uygulayabileceğini ifade etti.


Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı: Prefabrik evler Gazze Şeridi'ne ulaşmadı

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
TT

Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı: Prefabrik evler Gazze Şeridi'ne ulaşmadı

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)

Filistinli sivil toplum kuruluşlarının çatı kuruluşu Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı (PNGO) Başkanı Emced eş-Şeva dün yaptığı açıklamada, yerinden edilmiş kişilerin insani ihtiyaçlarının çok büyük olmasına rağmen, şimdiye kadar hiçbir prefabrik evin Gazze Şeridi'ne girmediğini söyledi. Şeva, İsrail ordusunu, ‘Gazze Şeridi'nin geniş alanlarını kontrol etmeye devam etmekle ve sarı hat olarak bilinen alanı yerleşim bölgelerine doğru genişletmekle’ suçladı.

Şeva, Alman Haber Ajansı DPA’nın aktardığı basın açıklamasında, gerçek konut çözümlerinin bulunmaması ve insani yardım anlaşmalarında öngörülen prefabrik evlerin girişine izin verilmemesi nedeniyle binlerce ailenin halen harap haldeki çadırlarda veya açıkta yaşadığını söyledi.

vfvfd
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkıntılar arasında yapılan toplu iftar (EPA)

İsrail ordusunun ‘Gazze Şeridi'nin yaklaşık yüzde 60'ını fiilen kontrol ettiğini’ belirten Şeva, ‘sarı hattın’ genişletilmesinin, özellikle Gazze Şeridi'nin doğu ve kuzey kesimlerinde, sakinlerin kullanabileceği alanları azalttığını kaydetti.

Bu hamlelerin devam etmesinin yardım çalışmalarını zorlaştırdığını ve yerel ve uluslararası kuruluşların en çok etkilenen gruplara ulaşma kabiliyetini sınırladığını söyleyen Şeva, ‘barınak malzemeleri, yeniden inşa malzemeleri ve insani yardımın girişine izin vermek için sınır geçişlerinin tamamen ve düzenli olarak açılması’ çağrısında bulundu.

Sınır geçişlerinin hareketliliği ile ilgili olarak Şeva, yardımların girişinin ‘ihtiyaç duyulanın altında’ kaldığını açıkladı. PNGO Başkanı, inşaat malzemeleri ve prefabrik evlerin girişine getirilen kısıtlamaların, aylardır kötüleşen konut krizini çözme çabalarını engellediğini belirtti. İsrail tarafı bu açıklamalara ilişkin herhangi bir yorumda bulunmadı.

Bu durum, 7 Ekim 2023'te İsrail ile Hamas arasında patlak veren savaşın ardından Gazze Şeridi'nde yaşanan zorlu insani koşullar ve altyapı ile evlerin yaygın olarak tahrip olmasıyla ortaya çıktı.

dsvds
Binlerce Filistinli aile, Gazze Şeridi'nde yıkık evlerinin enkazı arasında, harap çadırlarda veya açık havada yaşamaya devam ediyor (AFP)

Geçtiğimiz ekim ayında bir ateşkes anlaşması yürürlüğe girdi, ancak Gazze'deki yerel kuruluşlar, hareket ve geçiş kısıtlamalarının bölgeye giren yardım ve yeniden inşa malzemelerinin hızını etkilemeye devam ettiğini belirtiyor.

“Sarı hat” terimi, İsrail ordusunun konuşlandırıldığı ve Gazze Şeridi sınırı yakınlarında tampon bölge olarak sınıflandırılan, Gazzelilerin erişiminin kısıtlandığı ve konut ve tarım faaliyetleri için kullanılabilir alanın azaldığı bölgeleri ifade etmek için kullanılıyor.

Birleşmiş Milletler (BM) ve yerel kuruluşlar, yüzbinlerce Filistinlinin halen geçici veya kalıcı barınma çözümlerine ihtiyaç duyduğunu tahmin ederken, uluslararası toplum Gazze Şeridi'ne giden sınır kapılarından insani yardım ve yeniden inşa çalışmalarının kolaylaştırılması için çağrılar yapmaya devam ediyor.


ABD'nin İsrail Büyükelçisi'nin açıklamalarına Arap ve İslam dünyası tepki gösterdi

Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)
Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)
TT

ABD'nin İsrail Büyükelçisi'nin açıklamalarına Arap ve İslam dünyası tepki gösterdi

Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)
Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)

Arap ve Müslüman ülkeler tarafından bugün yapılan ortak açıklamada, ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee'nin, Tevrat'a dayanarak İsrail'in Ortadoğu'nun büyük bir bölümünü kapsayan topraklar üzerinde hakkı olduğunu söylediği açıklamalarını kınadılar.

ABD’li muhafazakar çizgideki gazeteci Tucker Carlson, 2025 yılında Başkan Donald Trump tarafından büyükelçi olarak atanan, eski Baptist papazı ve Yahudi devletinin önde gelen destekçisi Huckabee ile bir röportaj gerçekleştirdi.

Arap ve İslam ülkeleri tarafından yapılan ortak açıklamada şöyle denildi:

"Suudi Arabistan Krallığı, Mısır Arap Cumhuriyeti, Ürdün Haşimi Krallığı, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Endonezya Cumhuriyeti, Pakistan İslam Cumhuriyeti, Türkiye Cumhuriyeti, Bahreyn Krallığı, Katar Devleti, Suriye Arap Cumhuriyeti, Filistin Devleti, Kuveyt Devleti, Lübnan Cumhuriyeti, Umman Sultanlığı, Körfez İşbirliği Konseyi Sekreterliği, Arap Birliği (AL) ve İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT), ABD'nin İsrail Büyükelçisi'nin, işgal altındaki Batı Şeria dahil olmak üzere Arap devletlerine ait topraklar üzerinde İsrail'in kontrolünü kabul ettiğini belirten açıklamalarını kategorik olarak kınıyor ve derin endişelerini ifade ediyor.”

Açıklamada, ‘uluslararası hukuk ilkelerini ve Birleşmiş Milletler (BM) Şartını açıkça ihlal eden ve bölgenin güvenliği ve istikrarına ciddi bir tehdit oluşturan bu tür tehlikeli ve kışkırtıcı açıklamaların kategorik olarak reddedildiği’ vurgulandı.

dfvgthy
ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee (Reuters)

Suudi Arabistan, Büyükelçisi Huckabee’nin açıklamalarını ‘sorumsuzca’ ve ‘tehlikeli bir emsal’ olarak değerlendirirken Ürdün, bu sözleri ‘bölge ülkelerinin egemenliğine yönelik bir ihlal! olarak gördü. Mısır, !İsrail'in işgal altındaki Filistin toprakları veya diğer Arap toprakları üzerinde egemenliği olmadığını’ teyit etti.

Kuveyt, Huckabee’nin açıklamalarını ‘uluslararası hukuk ilkelerinin açık bir ihlali’ olarak kınarken Umman, bu sözlerin ‘barış şansını zedelediğini ve bölgenin güvenliğini ve istikrarını tehdit ettiğini’ vurguladı.

Filistin Yönetimi, Huckabee’nin açıklamalarının ‘ABD Başkanı Donald Trump'ın işgal altındaki Batı Şeria'nın ilhakını reddeden açıklamasının tersi’ olduğunu değerlendirdi.

ABD’nin İsrail Büyükelçisi dün sosyal medya platformu X’te, Siyonizm'in tanımı da dahil olmak üzere röportajda tartışılan diğer konular hakkındaki tutumunu açıklığa kavuşturmak için iki mesaj yayınladı. Ancak İsrail'in Ortadoğu'daki topraklar üzerindeki kontrolüne ilişkin açıklamalarına değinmedi.

Huckabee, söz konusu açıklamaları, İsrail'in 1967'den beri işgal altında tuttuğu Batı Şeria üzerindeki kontrolünü artırmak için önlemlerini yoğunlaştırdığı bir dönemde yaptı.

İsrail, onlarca yıl önce Doğu Kudüs ve Suriye'ye ait Golan Tepeleri'nin bir kısmını ilhak ettiğini açıklamıştı.