Batan Rus gemisi hakkında ne biliyoruz?

Gemi 1970’lerde, Sovyetler Birliği döneminde yaşanan Soğuk Savaş sırasında tasarlanmıştı.

Mühimmatın patlaması sonucu ağır hasar gören Rus savaş gemisi Moskova limana çekilirken battı. (AFP)
Mühimmatın patlaması sonucu ağır hasar gören Rus savaş gemisi Moskova limana çekilirken battı. (AFP)
TT

Batan Rus gemisi hakkında ne biliyoruz?

Mühimmatın patlaması sonucu ağır hasar gören Rus savaş gemisi Moskova limana çekilirken battı. (AFP)
Mühimmatın patlaması sonucu ağır hasar gören Rus savaş gemisi Moskova limana çekilirken battı. (AFP)

Rusya, Karadeniz filosunun sancak gemisi olan ‘Moskova’ adlı  güdümlü füze kruvazörünün, mühimmatın patlaması sonucu çıkan yangından sonra limana çekildiği sırada battığını açıkladı.
Kiev, Moskova’nın Ukrayna kuvvetleri tarafından kıyıdan fırlatılan bir füze ile darbe aldığını ve Sovyet döneminden kalma bu devasa geminin gövdesinde yarık oluştuğunu belirtti. Rusya Savunma Bakanlığı ise söz konusu iddiaları doğrulamadı. Reuters haber ajansına göre bu iddia henüz teyit edilmiş değil.
ABD Savunma Bakanlığı'ndan (Pentagon) üst düzey bir yetkili, 15 Nisan Cuma günü Moskova kruvazörünün Ukrayna’ya ait iki füze tarafından batırıldığını ve bunun Rusya için ‘ağır bir darbe’ olduğunu bildirdi. .
İsminin açıklanmasını istemeyen yetkili, basına yaptığı açıklamada “Gemiyi iki Neptün füzesi ile (gemiyi) vurduklarını düşünüyoruz” diyerek Rusya’nın Karadeniz filosuna ait sancak gemisinin çıkan bir yangın sonucunda ‘ciddi şekilde hasar gördüğü’ yönündeki açıklamaları yalanladı.
Ancak ABD'li yetkili, Ukrayna ordusunun bir taraftan Moskova gemisinin savunma cihazlarının insansız hava aracı (İHA) kullanarak karıştırıp diğer taraftan Neptün füzeleriyle gemiyi vurduğuna işaret eden bilgilere ilişkin kanıt sunmadı.

Moskova’nın kapasitesi
Rusya, 2014 yılında Ukrayna'dan topraklarına ilhak ettiği Kırım'da konuşlandırdığı güçlü hava savunma sistemlerine sahip. Ancak Moskova, tüm Karadeniz filosu için uzun menzilli bir mobil hava koruması sağlayabilen, yüzer bir komuta ve kontrol merkeziydi. Moskova’nın kaybedilmesi Karadeniz filosunun, özellikle Kırım’ın batısındaki uzun menzilli görevlerde daha savunmasız kalmasına sebep olacak.
Moskova’nın mürettabatı yaklaşık 500 personelden oluşuyordu. Rusya cuma günü denizcilerin ana limanı Sivastopol'a geri gönderilmeden önce başka gemilere başarılı bir şekilde tahliye edildiklerini duyurdu. Ukrayna olayın sonucunda yüksek ihtimalle ölenlerin olduğunu öne sürse de Rusya konuyla ilgili henüz bir açıklama yapmadı.
Peki, bu olay Ukrayna çatışmasının seyrini değiştirir mi? Muhtemelen hayır. Ancak İngiltere Savunma Bakanlığı, gemi kaybının Rusya'yı Karadeniz'deki donanma mevzisini gözden geçirmeye iteceğini açıkladı. Söz konusu olayın Rus ordusunun motivasyonuna büyük bir darbe indirmesine rağmen Rus Donanması şu ana kadar Moskova'nın Ukrayna'daki ‘özel askeri operasyon’ olarak nitelendirdiği hamlelerinde önemli bir rol oynamadı.
ABD'li bir yetkili yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:
“Rusya savaş gemilerini sadece sınırlı bir şekilde, ara sıra darbeler indirmek ve güneyde asker ikmali yapmak için kullandı. Rusya yakın bölgede deniz hakimiyetine sahip. Moskova temelde denizdeki düşman gemilerini yok etmek için hazırlanmıştı. Ancak aslında Ukrayna donanmasından geriye pek bir şey kalmadı.”
Peki, geminin çatışmalarda önemli bir rolü var mıydı? Bu sorunun cevabı henüz belli değil. Ancak bazı analistler gemi batmasaydı, Ukrayna güçlerinin direnmesinden dolayı Odessa Limanı’na henüz gerçekleşmemiş olası bir Rus amfibi hücum çıkarmasının desteklenmesine yardımcı olabileceğini söylüyor. Bazı Ukraynalı çevrelerde geminin batmasının böyle bir saldırı olasılığını azalttığı belirtiliyor. Bu durumun Ukrayna güçlerinin bir kısmını başka bölgelere konuşlandırmasına olanak sağlayacağı kaydediliyor.
Rusya Moskova’nın yerini dolduramaz. Ancak aynı sınıftan iki gemisi daha var. Rusya'nın Kuzey ve Pasifik filolarında hizmet veren bu iki geminin adları Mareşal Ustinov ve Varyag. İstanbul Boğazı üzerinden Karadeniz'e geçişi kontrol eden Türkiye, savaş zamanında bu iki geminin geçişine izin vermeyecektir.
Moskova eşsiz silahlarla donatılmamıştı. Gemisavar füzeleri ve karadan havaya füzeleri vardı. Ancak Rusya'nın en yeni nesil Kalibr seyir füzeleri veya hipersonik füzelerine sahip değildi.
Moskova tam anlamıyla  modern bir gemi sayılmazdı. Sovyetler Birliği döneminde, 1970'lerde Soğuk Savaş sırasında ABD uçak gemilerini yok etmek için tasarlanmıştı. Gemi yaklaşık 40 yıl donanmaya hizmet etti. Geniş çaplı bir yenilenme sürecinden geçmişti. İngiltere Savunma Bakanlığı'na göre ancak 2021'de operasyonel hale geri dönebilmişti. Bu yenilenme sürecine rağmen cihazlarının bazıları eskide kalmıştı.
Geminin batması Rus ordusunun gururunu zedeledi. Gemi eski olmasına rağmen Kırım’da mevzilenen Karadeniz filosunun ve Rus askeri gururunun bir simgesi olduğu için Rus ordusu için acı bir kayıp sayılıyor. Moskova, Ukrayna gemisavar füzeleri tarafından batırıldıysa bu, Alman pike bombardıman uçaklarının Kronshtadt Limanı’ndaki Sovyet savaş gemisi Marat'ı batırdığı 1941'den bu yana Rusya’nın savaşta kaybettiği en büyük savaş gemisi olacak. Batılı diplomatlar ve uzmanlar, gemi battığı için Karadeniz filosundaki üst düzey subayların da işlerinden olacaklarını düşünüyor.



Trump, Japonya'nın Amerika Birleşik Devletleri'ne yapacağı ilk yatırım paketini açıkladı

Trump ve Takaichi, Tokyo'da nadir toprak minerallerinin "tedarikini güvence altına almak" amacıyla bir anlaşma imzaladıktan sonra (Arşiv- Reuters)
Trump ve Takaichi, Tokyo'da nadir toprak minerallerinin "tedarikini güvence altına almak" amacıyla bir anlaşma imzaladıktan sonra (Arşiv- Reuters)
TT

Trump, Japonya'nın Amerika Birleşik Devletleri'ne yapacağı ilk yatırım paketini açıkladı

Trump ve Takaichi, Tokyo'da nadir toprak minerallerinin "tedarikini güvence altına almak" amacıyla bir anlaşma imzaladıktan sonra (Arşiv- Reuters)
Trump ve Takaichi, Tokyo'da nadir toprak minerallerinin "tedarikini güvence altına almak" amacıyla bir anlaşma imzaladıktan sonra (Arşiv- Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump, dün Japonya'nın enerji ve temel madenler projelerine yaptığı ilk yatırımları duyurdu. Bu açıklama, Başbakan Sanae Takaichi'nin ABD ziyaretinden önce iki ülke arasında ticaret anlaşmasının ilerletilmesi kapsamında yapıldı.

Trump, Truth Social platformundaki paylaşımında, "Japonya, Amerika Birleşik Devletleri'ne yatırım yapma taahhüdü olan 550 milyar dolarlık yatırımların ilk aşamasına resmi ve mali olarak adım atıyor" dedi. Bu yatırımların üç projeyi kapsadığını açıkladı: biri Teksas'ta petrol ve doğalgaz, diğeri Ohio'da elektrik üretimi ve üçüncüsü Georgia'da nadir toprak mineralleriyle ilgili.

12 Şubat'ta Japon basını, toplamda yaklaşık 40 milyar dolarlık bir yatırım için üç proje hakkında ileri düzeyde görüşmeler yapıldığını bildirmişti.

Trump, projelerin gümrük vergileri olmadan hayata geçmeyeceğini savundu. "Bu, Amerika Birleşik Devletleri ve Japonya için çok heyecan verici ve tarihi bir dönem" ifadesini kullandı.

İki ülke, temmuz ayı sonunda, ABD'nin ithal Japon mallarına %15 gümrük vergisi uygulayacağı ve karşılığında Japon şirketlerinin toplam 550 milyar dolarlık yatırım yapacağı bir ticaret anlaşması imzaladıklarını duyurmuştu.

Protokol, Japonya'nın Amerika Birleşik Devletleri'ndeki yatırımlarının nereye yönlendirileceğine ilişkin kararın Washington'a ait olduğunu öngörüyor. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre ortak bir Japon-Amerikan komitesi önerilen projeleri inceleyecek, ancak nihai karar Trump'a ait olacak.

Projeler seçildikten sonra, Tokyo'dan 45 gün içinde gerekli fonu sağlaması istenecek. Protokole göre, Japonya yatırımının değerini geri kazanana kadar, Japonlar ve Amerikalılar her projenin karını eşit olarak paylaşacaklar.


Ukrayna barışına ilişkin kritik müzakereler

Cenevre görüşmelerindeki Amerikan ekibi (AP)
Cenevre görüşmelerindeki Amerikan ekibi (AP)
TT

Ukrayna barışına ilişkin kritik müzakereler

Cenevre görüşmelerindeki Amerikan ekibi (AP)
Cenevre görüşmelerindeki Amerikan ekibi (AP)

Ukrayna barış görüşmeleri dün Cenevre'de başladı ve gözlemciler bu görüşmelerin, ABD Başkanı Donald Trump tarafından başlatılan ve son dönemde üzerinde değişiklikler yapılan plana dayalı siyasi çözüm için temel bir çerçeve oluşturulması açısından çok önemli olacağını öngörüyor.

Bu, Rusya, Ukrayna ve Amerika Birleşik Devletleri'ni bir araya getiren üçüncü doğrudan müzakere turu. Daha önce Birleşik Arap Emirlikleri'nin başkenti Abu Dabi'de düzenlenen iki tur müzakere, çözümsüz kalan konularda görüşleri uzlaştırmada başarısız olmuştu.

Kremlin, erken tahminlerden kaçınılması gerektiğini belirterek, "Taraflar çarşamba günü (bugün) çalışmalarına devam edecekler" dedi.

Başkan Trump ise Kiev'i müzakereye ve "hızlı bir şekilde" anlaşmaya varmaya çağırdı.


85 ülke, İsrail'in Batı Şeria'da "genişleme" girişimlerini kınadı

İşgal altındaki Batı Şeria'da bulunan Hebron'da yerleşimcilere düzenlenen bir tur sırasında İsrail askerleri nöbet tutuyor (Reuters)
İşgal altındaki Batı Şeria'da bulunan Hebron'da yerleşimcilere düzenlenen bir tur sırasında İsrail askerleri nöbet tutuyor (Reuters)
TT

85 ülke, İsrail'in Batı Şeria'da "genişleme" girişimlerini kınadı

İşgal altındaki Batı Şeria'da bulunan Hebron'da yerleşimcilere düzenlenen bir tur sırasında İsrail askerleri nöbet tutuyor (Reuters)
İşgal altındaki Batı Şeria'da bulunan Hebron'da yerleşimcilere düzenlenen bir tur sırasında İsrail askerleri nöbet tutuyor (Reuters)

Birleşmiş Milletler'de 85 ülke, işgal altındaki Batı Şeria'da "yasadışı varlığını genişletmeyi" amaçlayan yeni önlemler aldığı gerekçesiyle dün İsrail'i ortak bir bildiriyle kınadı ve Filistin topraklarının ilhakının "demografik değişikliklere" yol açabileceği endişesini dile getirdi.

İsrail'in yerleşimcilerin arazi satın almasını kolaylaştıran önlemleri onaylamasından bir hafta sonra, İsrail hükümeti pazar günü, 1967'den beri işgal altında tuttuğu Batı Şeria'da arazi kayıt sürecini hızlandırmaya karar verdi.

Fransa, Çin, Suudi Arabistan ve Rusya da dahil olmak üzere Birleşmiş Milletler'in 85 üye ülkesi ve Avrupa Birliği ve Arap Birliği gibi çok sayıda kuruluş, "İsrail'in Batı Şeria'daki yasadışı varlığını genişletmeyi amaçlayan tek taraflı karar ve eylemlerini" kınadı.

New York'ta yayınlanan açıklamada ülkeler, "bu kararların İsrail'in uluslararası hukuk kapsamındaki yükümlülükleriyle bağdaşmadığını ve derhal geri alınması gerektiğini" belirterek, her türlü ilhak biçimine kesin olarak karşı olduklarını ifade ettiler.

 Ayrıca, "her türlü ilhak biçimine şiddetle karşı olduklarını" yinelediler.

Açıklama şöyle devam etti: “1967’den beri işgal altında olan Filistin topraklarının, Doğu Kudüs de dahil olmak üzere, demografik yapısını, karakterini ve yasal statüsünü değiştirmeyi amaçlayan tüm önlemleri reddettiğimizi yineliyoruz.”

“Bu politikalar uluslararası hukukun ihlalini teşkil etmekte, bölgede barış ve istikrarı sağlamaya yönelik devam eden çabaları baltalamakta ve çatışmayı sona erdirecek bir barış anlaşmasına ulaşma olasılığını tehdit etmektedir” uyarısında bulundu.

BM Genel Sekreteri António Guterres pazartesi günü İsrail'i "sadece istikrarsızlaştırıcı olmakla kalmayıp, Uluslararası Adalet Divanı'nın da teyit ettiği gibi yasadışı olan yeni önlemlerini derhal geri çekmeye" çağırdı.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre yerleşim faaliyetleri 1967'den bu yana tüm İsrail hükümetleri altında devam etti, ancak özellikle 7 Ekim 2023'te başlayan Gazze savaşından bu yana, İsrail tarihinin en sağcı hükümetlerinden biri olan Binyamin Netanyahu'nun mevcut hükümeti altında hızı önemli ölçüde arttı.

İsrail'in işgal edip ilhak ettiği Doğu Kudüs dışında, Batı Şeria'da yaklaşık üç milyon Filistinlinin arasında 500 binden fazla İsrailli yaşıyor ve bu yerleşim yerleri Birleşmiş Milletler tarafından uluslararası hukuka göre yasadışı kabul ediliyor.