Hamaney’in müdahalesinin ardından milletvekillerinin müzakere heyetine yönelik eleştirileri azaldı

İran Meclisi Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu üyeleri, DMO’nun ABD ve Avrupa ülkelerinin yaptırım listelerinden çıkarılmasında ısrar ediyorlar

Ali Hamaney’in internet sitesinde yayınlanan İran Cumhurbaşkanı ve Meclis Başkanı’nın geçtiğimiz Salı günü üst düzey yetkililer arasında düzenlenen toplantıdan yan yana durdukları bir fotoğraf
Ali Hamaney’in internet sitesinde yayınlanan İran Cumhurbaşkanı ve Meclis Başkanı’nın geçtiğimiz Salı günü üst düzey yetkililer arasında düzenlenen toplantıdan yan yana durdukları bir fotoğraf
TT

Hamaney’in müdahalesinin ardından milletvekillerinin müzakere heyetine yönelik eleştirileri azaldı

Ali Hamaney’in internet sitesinde yayınlanan İran Cumhurbaşkanı ve Meclis Başkanı’nın geçtiğimiz Salı günü üst düzey yetkililer arasında düzenlenen toplantıdan yan yana durdukları bir fotoğraf
Ali Hamaney’in internet sitesinde yayınlanan İran Cumhurbaşkanı ve Meclis Başkanı’nın geçtiğimiz Salı günü üst düzey yetkililer arasında düzenlenen toplantıdan yan yana durdukları bir fotoğraf

İran’ın Dini Lideri (Rehber) Ali Hamaney’in geçtiğimiz Salı günü, Avusturya’nın başkenti Viyana’da nükleer anlaşmayı canlandırmak amacıyla yapılan müzakerelere katılan İran heyetinin diğer tarafların ‘abartılı talepleri’ karşısında ‘iyi bir şekilde direndiğini’ belirterek övmesinin ardından, İran Şura Meclisi’nden müzakere heyetine yönelik sert eleştirilerin yönü değişti. Öte yandan İran’ın resmi basını milletvekillerinin iki hafta boyunca baskı yaptığı İranlı diplomatları destekleyen bir kampanya başlattı.
İran Meclisi Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu Sözcüsü Mahmud Abbaszade Mişkini, İran Devrim Muhafızları Ordusu’na (DMO) yakın Tesnim Haber Ajansı’na yaptığı açıklamada, Viyana’daki müzakerelerin Şubat ayı ortalarında ‘iyi bir noktaya’ ulaştığını söyledi. Şubat ayı ortalarında taraflar arasındaki anlaşmazlıkların yüzde 80'inin sözlü olarak çözüldüğünü belirten Mişkini, İran'ın tüm taraflar için de bir kazan-kazan anlaşması arayışı içerisinde olduğunu ancak Batılı ülkelerin, özellikle de ABD’nin, müzakereleri gerçekçi olmayan bahanelerle gündeminden uzaklaştırdıklarını söyledi. Mişkini, Batı ülkelerine atıfla “Daha fazla ayrıcalık elde etmek amacıyla oyuna başvurdular” dedi.
Anlaşmanın uygulanmasına yönelik garantilerin müzakerelerde öne çıkan konular arasında yer aldığını ifade eden Mişkini, “Amerikalılar bu konuda direniyorlar, bu yüzden müzakereler durdu. Bugün, müzakerelerin sonuçları Batılı ülkelerin alacakları karara bağlı. Top onların sahasında. Amerikalılar, yaptırımları kaldırmak ve yapılan anlaşmalara uymak için anlaşmanın uygulanacağına dair garantileri sağlamalı” ifadelerini kullandı.
Tahran ile Washington arasında yaklaşık bir yıldır bazen ara verilerek devam eden dolaylı görüşmeler geçtiğimiz haftalarda sekteye uğradı. Her iki taraf da geriye kalan meselelerin çözülememesinin sorumlusu olarak karşı tarafı suçladı. Washington'ın DMO’yu ABD'nin  ‘yabancı terör örgütleri’ (FTO) listesinden çıkarıp çıkarmayacağı müzakerelerin öne çıkan konuları arasında yer alırken Washington, Tahran’ın İran sınırları dışında görev yapan DMO’nun yurt dışı kolu Kudüs Gücü'nün faaliyetlerinin neden olduğu bölgedeki gerilimi azaltma konusunda vereceği garantiler karşılığında DMO'yu FTO’dan çıkarmayı düşünüyor.
Viyana’daki müzakerelerin başarısız olması durumunda İran'ın alternatif seçeneklere başvuracağı konusunda uyaran Mİşkini, “Batılılar oyunu bozarlarsa, ciddiyet ve iyi niyet göstermez ve müzakere masasını devirirlerse, bu durumda değerlendireceğimiz başka seçeneklerimiz de var” şeklinde konuştu. İran'ın santrifüj üretimi alanında kaydettiği ilerlemeyi, ABD ile nükleer anlaşmayı canlandırmayı amaçlayan dolaylı müzakerelere bağlayan Mişkini, “Yeni nesil santrifüjlerin üretiminde geçtiğimiz yıllarda dikkat çekici bir ilerleme kaydettik. Bu gelişme, müzakere heyetinin bir takım takas taleplerinde bulunmalarını sağladı. Nükleer programımızdaki gelişmelerin ardından Batılılar müzakere talebinde bulundular. Bugün İran ve müzakere heyeti avantajlı konumda” yorumunda bulundu.
Mişkini, geçtiğimiz Cuma günü, ‘Didban İran’ adlı haber sitesine yaptığı açıklamada ise İran ve Viyana’daki müzakerelere katılan tarafların, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'nın (UAEA) güvenlik kameralarının kayıtlarına nasıl erişeceği ve Tahran’ın 23 Şubat’tan itibaren askıya aldığı Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Anlaşması kapsamında uygulanan Ek Protokol çerçevesindeki faaliyetleri nasıl doğrulayacağı konusunda henüz bir anlaşmaya varmadığını belirtti.
Mişkini, dün, yine aynı haber sitesine yaptığı açıklamada, DMO’nun ABD Dışişleri Bakanlığı'nın yaptırımlar listesinden çıkarılmasının İran'ın şartlarından biri olduğunu vurgulayarak “Sadece DMO’ya değil, DMO’nun listedeki (FTO) tüm uzantılarına uygulanan yaptırımlar kaldırılmalı” diye konuştu.
İran’ın ‘haksız’ olarak nitelediği tüm yaptırımların kaldırmasının ardından UAEA’nın tüm hassas faaliyetleri doğrulamasına izin vereceğinin altını çizen Mişkini, bunun kendilerinin doğal hakları olduğunu, İran’a uygulanan yaptırımlar nedeniyle kendilerine ne ilaçların ne de ilaç üretmek için gereken malzemelerin verildiğini söyledi.
İranlı Milletvekili sözlerini şöyle sürdürdü:
“ABD’nin ve Avrupa’nın haksız, yasadışı ve mantıksız bir şekilde yaptırım uyguladığı tüm devlet kurumlarına yönelik yaptırımları kaldırmaya çalışıyoruz. Özel ve ek ayrıcalıklar aramıyoruz ama artık bize baskı yapmamalarını istiyoruz. Tüm devlet kurumlarına uygulanan yaptırımları kaldırmak istiyoruz. DMO da bu kurumlardan biri.”
Mişkini, bu açıklamaları, İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan'ın geçtiğimiz Pazartesi günü, İran Meclisi’nin Viyana’daki müzakere taraflarınca müzakereler geçtiğimiz Mart ayının başlarında durmadan önce oluşturulan 27 sayfalık taslağa yönelttiği eleştirilerin ardından, diplomatik kurumlar ile Meclis arasında yaşanan gerilimi azaltmak amacıyla Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu üyelerini kabul etmesinin ardından yaptı. O sıra İran kırmızı çizgilerden geri adım atıldığı yönündeki suçlamalarla karşı karşıya kaldıktan Dışişleri Bakanlığı, daha sonra böyle bir taslağın olduğuna dair haberleri görmezden gelirken Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi'ye yakın sert muhafazakar çizgideki bazı milletvekilleri, taslaktan bazı detayları yayınladılar.
Öte yandan İran’ın resmi basını, muhafazakar kesimden yetkililer ve sosyal medya kullanıcıları tarafından yayılan eleştirilerin aksine, nükleer anlaşma müzakerelerine katılan İran heyetini destekleyici bir kampanya başlattı. Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu üyeleri, özellikle İran rejiminde son sözün sahibi olan Dini Lider Ali Hamaney'in geçtiğimiz Salı günü İran’ın müzakere heyetine yönelik eleştirilere müdahale ederek, ‘müzakere heyetinin karşı tarafın abartılı taleplerine direnmesinden duyduğu memnuniyeti’ ifade etmesinin ardından durumu sakinleştirmeye devam ettiler. Hamaney, Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi ve selefi eski Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ve 2015 yılında nükleer anlaşma için yapılan müzakerelerde İran heyetine başkanlık yapan eski Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif liderliğindeki üst düzey yetkililerin katıldığı toplantı öncesi yaptığı konuşmada, “Ülke adına planlar hazırlamak için nükleer müzakereleri beklemeyin ve ilerleyin” dedi. İran’ın Dini Lideri, “Müzakereler olumlu, yarı olumlu ya da olumsuz sonuçlara ulaşsa da işinizin aksamasına izin vermeyin. Müzakere heyeti, müzakerelerin gidişatı hakkında Cumhurbaşkanı ve Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi’ni bilgilendirir, kararlar alır ve ilerler” ifadeleri kullandı.
Ulusal Güvenlik ve Dış Poltika Komisyonu Başkan Yardımcısı Abbas Muktedai, dün İran'ın resmi haber ajansı IRNA’ya yaptığı açıklamada, “Rehberin tavsiyeleri çerçevesinde içerideki meseleleri müzakerelerle ilişkilendirmemeliyiz” şeklinde konuştu. Muktedai, bir önceki hükümetin müzakere yoluyla engelleri ve sorunları gündeme getirdiğini iddia ettiğini, ancak hükümetin görev süresi sonunda, karşı tarafın yükümlülüklerine uymadan bir takım sözler verdiklerini anladıklarını ifade etti.
İran’ın müzakere heyetinin Batılıları sinirlendirdiğini söyleyen İsfahan Milletvekili Muktedai, bununla birlikte nükleer dosyanın yönetimine ilişkin içeride de bir takım tutarsızlıklar olduğunu vurguladı. Viyana’daki nükleer anlaşma müzakerelerinin milli bir mesele olduğunu belirten Muktedai, “Bu mesele partizan bir konu olarak görülmemeli. Hepimiz, ülke çıkarların korunması, düşmanlara taviz verilmemesi ve tüm devlet kurumlarının tek ses olması için müzakere heyetini desteklemek için çaba göstermeliyiz. Hakaret olmadan performansa yönelik eleştiri, müzakere heyetinin gücünü artıracaktır” dedi. Müzakere heyetinin, ‘İran’ın kırmızı çizgilerinden geri adım attığı’ iddialarını yalanlayan Muktedai, “Müzakere heyeti, en üst makamdan verilen emirleri yerine getiriyor” yorumunda bulundu.
IRNA Haber Ajansı’na konuşan Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu üyesi Milletvekili Şehriyar Haydari ise müzakere heyetinin her müzakere turundan sonra Komisyon’a rapor verdiğini belirtirken Dışişleri Bakanlığı'nın heyetle ‘iyi işler’ yaptığını vurguladı. Müzakerelerde ilerleme kaydedildiğini, ancak ‘ABD’nin uydurduğu marjinal sorunlar’ olduğunu belirten Haydari, “Ukrayna'daki gelişmeler, müzakerelerin seyrini bir dereceye kadar etkiledi” dedi. İranlı Milletvekili, İran’a uygulanan ekonomik yaptırımlar kaldırılana kadar müzakerelerin devam etmesini umduğunu ifade etti.
Buna karşın İran'ın yarı resmi Mehr Haber Ajansı, bazı milletvekillerine Hamaney'in müzakereler sonuçlanıncaya kadar müzakerelerin ülkenin iç işleriyle ilişkilendirilmemesini istemesinin nedenlerini sordu. Meclis kararlarının uygulanmasını denetleyen 90. Madde Komisyonu üyelerinden Milletvekili Mahmud Nebeviyan, bu soruya, “Batılılar, ekonomiyi müzakerelere bağlamakta ısrar ettiler” yanıtını verdi. Nebeviyan, uluslararası basının Viyana’daki müzakerelere olan ilgisinin İran ekonomisini müzakerelere bağlı kalmaya mahkum etmeye yönelik olduğunu öne sürdü.
Nebeviyan, yaklaşık iki hafta önce, DMO’ya yakın Fars Haber Ajansı’nda anlaşma taslağının detaylarını içeren bir makale yayınlamış ve mevcut hükümeti, önceki hükümetin müzakerelerdeki stratejisini sürdürmek ve İran’ın kırmızı çizgilerinden ödün vermekle suçlamıştı.
Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu üyelerinden Milletvekili İbrahim Rızai ise “Amerikalılar, İran halkının bugün müzakere masasında diplomatlarımızı destekleyen sakin tutumundan korkuyorlar. Bu yüzden halkımızın bu ruh halini bozmak ve ekonomiyi müzakerelere bağımlı hale getirmek istiyorlar” şeklinde konuştu. Halkı ve yetkilileri ABD basının eleştirilerine aldanmamaları çağrısında bulunan Rızai, “ABD'nin yeniden anlaşmadan çekilmeyeceğine dair garantiler almayı ve doğrulama sürecini uygulamayı içeren özel stratejiye göre ilerlemek zorundayız” ifadelerini kullandı.



Witkoff: Trump’ın İran için belirlediği kırmızı çizgiler arasında ‘sıfır zenginleştirme’ de var

ABD’nin Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff (Reuters)
ABD’nin Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff (Reuters)
TT

Witkoff: Trump’ın İran için belirlediği kırmızı çizgiler arasında ‘sıfır zenginleştirme’ de var

ABD’nin Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff (Reuters)
ABD’nin Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff (Reuters)

ABD’nin Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff, Başkan Donald Trump’ın İran’ın nükleer programına ilişkin bir anlaşmayı neden hâlâ kabul etmediğini sorguladığını söyledi. Witkoff, Washington’ın baskı uygulamasına rağmen Tahran’ın anlaşmaya yanaşmamasının Beyaz Saray’da şaşkınlık yarattığını ifade etti.

Fox News’e verdiği röportajda Witkoff, Trump’ın İran’ın tutumuna hayret ettiğini belirterek, “Neden teslim olmadıklarını merak ediyor... ‘Teslim olmak’ ifadesini kullanmak istemiyorum ama neden teslim olmadılar?” dedi.

Witkoff, Trump’ın ayrıca İran’ın ‘bu denli yoğun baskı ve bölgede sahip olduğumuz deniz gücünün büyüklüğü karşısında’ ABD ile temasa geçmemesini sorguladığını aktardı. Trump’ın, Tahran’ın nükleer silah edinme niyetinde olmadığını ilan etmesini ve hangi adımları atmaya hazır olduğunu netleştirmesini beklediğini dile getirdi.

ABD’li yetkili, Trump tarafından belirlenen kırmızı çizgilerin İran’ın uranyum zenginleştirmede ‘sıfır zenginleştirme’ seviyesini korumasını şart koştuğunu söyledi. Witkoff, İran’ın uranyumu sivil amaçlar için gerekli seviyenin ötesinde zenginleştirdiğini de ifade etti.

Witkoff, aynı röportajda, devrik İran Şahı’nın oğlu Rıza Pehlevi ile görüştüğünü de doğruladı.

Witkoff, “Başkanın talimatıyla onunla görüştüm” ifadesini kullanırken, görüşmenin içeriğine ilişkin ayrıntı vermedi.

Geçen hafta Pehlevi, Başkan Donald Trump’a İran’a yönelik askeri müdahale çağrısını yinelemiş ve ülkede bir ‘geçiş sürecine’ liderlik etmeye hazır olduğunu açıklamıştı.

Witkoff’un açıklamaları, Trump’ın İran’a yönelik askeri saldırı tehdidinde bulunduğu ve bölgedeki askeri konuşlanmayı artırdığı bir dönemde geldi. Trump, aynı zamanda Tahran ile nükleer program konusunda bir anlaşmaya varma isteğini de dile getirdi.

İran’ın nükleer programı, Tahran ile Batılı ülkeler arasında yıllardır süren anlaşmazlığın merkezinde yer alıyor. Batılı ülkeler, İran’ın nükleer silah edinme ihtimalinden endişe duyuyor.


İran, AB üyesi ülkelerin silahlı kuvvetlerini “terör örgütü” olarak sınıflandırdı

İran'ın güneyinde yapılan tatbikat sırasında DMO üyeleri (Wana - Reuters)
İran'ın güneyinde yapılan tatbikat sırasında DMO üyeleri (Wana - Reuters)
TT

İran, AB üyesi ülkelerin silahlı kuvvetlerini “terör örgütü” olarak sınıflandırdı

İran'ın güneyinde yapılan tatbikat sırasında DMO üyeleri (Wana - Reuters)
İran'ın güneyinde yapılan tatbikat sırasında DMO üyeleri (Wana - Reuters)

İran, Avrupa Birliği (AB) üyesi tüm ülkelerin deniz ve hava kuvvetlerini terör örgütü olarak tanımladı.

İran Dışişleri Bakanlığı tarafından dün yapılan açıklamada, Tahran'ın İran Devrim Muhafızları Ordusu’nu (DMO) terör örgütü olarak sınıflandıran AB'nin ‘yasadışı ve haksız’ olarak nitelendirdiği karara yanıt olarak harekete geçeceği belirtildi.

AB'nin 19 Şubat'ta aldığı karara yanıt olarak yayınlanan açıklamada, “Avrupa hükümetleri, İran silahlı kuvvetlerinin resmi bir kolu olan Devrim Muhafızlarını terör örgütü olarak tanımladığından, İran da karşılıklılık ilkesine dayalı önlemler alacaktır” denildi.

Alman Haber Ajansı DPA’nın aktardığına göre Tahran’ın kararı 2019 yılında çıkarılan ‘ABD’nin DMO’yu Terör Örgütü Olarak Tanımlamasına Karşı Misilleme Tedbirleri Yasası'nın 7’nci maddesine dayanıyor. İran Dışişleri Bakanlığı, “ABD’nin bu konudaki kararını herhangi bir şekilde destekleyen veya buna uyan tüm ülkeler, İran tarafından benzer tedbirlere tabi tutulacaktır” açıklamasında bulundu.

Açıklama şöyle devam etti:

“Bu yasa ve 4’üncü madde dahil olmak üzere hükümleri uyarınca İran, AB üyesi tüm ülkelerin deniz ve hava kuvvetlerini bu yasanın hükümlerine tabi kabul etmekte ve bunları terörist örgütler olarak sınıflandırıp ilan etmektedir.”

Bakanlık, bu önlemin İran'ın iç hukuku çerçevesinde, Avrupa hükümetlerinin uluslararası hukuk ilkelerini açıkça ihlal etmesine yanıt olarak alındığını vurgulayarak açıklamasını sonlandırdı.


ABD'nin İsrail Büyükelçisi'nin açıklamalarına Arap ve İslam dünyası tepki gösterdi

Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)
Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)
TT

ABD'nin İsrail Büyükelçisi'nin açıklamalarına Arap ve İslam dünyası tepki gösterdi

Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)
Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)

Arap ve Müslüman ülkeler tarafından bugün yapılan ortak açıklamada, ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee'nin, Tevrat'a dayanarak İsrail'in Ortadoğu'nun büyük bir bölümünü kapsayan topraklar üzerinde hakkı olduğunu söylediği açıklamalarını kınadılar.

ABD’li muhafazakar çizgideki gazeteci Tucker Carlson, 2025 yılında Başkan Donald Trump tarafından büyükelçi olarak atanan, eski Baptist papazı ve Yahudi devletinin önde gelen destekçisi Huckabee ile bir röportaj gerçekleştirdi.

Arap ve İslam ülkeleri tarafından yapılan ortak açıklamada şöyle denildi:

"Suudi Arabistan Krallığı, Mısır Arap Cumhuriyeti, Ürdün Haşimi Krallığı, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Endonezya Cumhuriyeti, Pakistan İslam Cumhuriyeti, Türkiye Cumhuriyeti, Bahreyn Krallığı, Katar Devleti, Suriye Arap Cumhuriyeti, Filistin Devleti, Kuveyt Devleti, Lübnan Cumhuriyeti, Umman Sultanlığı, Körfez İşbirliği Konseyi Sekreterliği, Arap Birliği (AL) ve İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT), ABD'nin İsrail Büyükelçisi'nin, işgal altındaki Batı Şeria dahil olmak üzere Arap devletlerine ait topraklar üzerinde İsrail'in kontrolünü kabul ettiğini belirten açıklamalarını kategorik olarak kınıyor ve derin endişelerini ifade ediyor.”

Açıklamada, ‘uluslararası hukuk ilkelerini ve Birleşmiş Milletler (BM) Şartını açıkça ihlal eden ve bölgenin güvenliği ve istikrarına ciddi bir tehdit oluşturan bu tür tehlikeli ve kışkırtıcı açıklamaların kategorik olarak reddedildiği’ vurgulandı.

dfvgthy
ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee (Reuters)

Suudi Arabistan, Büyükelçisi Huckabee’nin açıklamalarını ‘sorumsuzca’ ve ‘tehlikeli bir emsal’ olarak değerlendirirken Ürdün, bu sözleri ‘bölge ülkelerinin egemenliğine yönelik bir ihlal! olarak gördü. Mısır, !İsrail'in işgal altındaki Filistin toprakları veya diğer Arap toprakları üzerinde egemenliği olmadığını’ teyit etti.

Kuveyt, Huckabee’nin açıklamalarını ‘uluslararası hukuk ilkelerinin açık bir ihlali’ olarak kınarken Umman, bu sözlerin ‘barış şansını zedelediğini ve bölgenin güvenliğini ve istikrarını tehdit ettiğini’ vurguladı.

Filistin Yönetimi, Huckabee’nin açıklamalarının ‘ABD Başkanı Donald Trump'ın işgal altındaki Batı Şeria'nın ilhakını reddeden açıklamasının tersi’ olduğunu değerlendirdi.

ABD’nin İsrail Büyükelçisi dün sosyal medya platformu X’te, Siyonizm'in tanımı da dahil olmak üzere röportajda tartışılan diğer konular hakkındaki tutumunu açıklığa kavuşturmak için iki mesaj yayınladı. Ancak İsrail'in Ortadoğu'daki topraklar üzerindeki kontrolüne ilişkin açıklamalarına değinmedi.

Huckabee, söz konusu açıklamaları, İsrail'in 1967'den beri işgal altında tuttuğu Batı Şeria üzerindeki kontrolünü artırmak için önlemlerini yoğunlaştırdığı bir dönemde yaptı.

İsrail, onlarca yıl önce Doğu Kudüs ve Suriye'ye ait Golan Tepeleri'nin bir kısmını ilhak ettiğini açıklamıştı.