İran, Viyana’da anlaşmaya varılmazsa ‘kamera kayıtlarının’ silinebileceğini ima etti  

Kani: Düşmanın, savunma ve dış politika arasında ayrım yapma planı boşa çıkartıldı 

İran Genelkurmay Başkanı Muhammed Bakıri ve kuvvet komutanları, balistik füzelerin bulunduğu yeraltı üssünü ziyaret ederken. (Reuters)
İran Genelkurmay Başkanı Muhammed Bakıri ve kuvvet komutanları, balistik füzelerin bulunduğu yeraltı üssünü ziyaret ederken. (Reuters)
TT

İran, Viyana’da anlaşmaya varılmazsa ‘kamera kayıtlarının’ silinebileceğini ima etti  

İran Genelkurmay Başkanı Muhammed Bakıri ve kuvvet komutanları, balistik füzelerin bulunduğu yeraltı üssünü ziyaret ederken. (Reuters)
İran Genelkurmay Başkanı Muhammed Bakıri ve kuvvet komutanları, balistik füzelerin bulunduğu yeraltı üssünü ziyaret ederken. (Reuters)

İran Atom Enerjisi Kurumu Sözcüsü Behruz Kemalvendi, Viyana’da ‘2015 nükleer anlaşmasının’ canlandırılması amacıyla yürütülen müzakerelerde anlaşma sağlanamaması durumunda, İran’ın nükleer faaliyetlerine ait ‘kamera kayıtlarının’ silinebileceğini söyledi.  
Kemalvendi, Cumartesi akşamı İran basınına yaptığı açıklamada, santrifüj parçalarının üretimi için gerekli özel cihazların Kerec kentindeki tesislerden, İsfahan’daki Natanz Nükleer Tesisine taşındığını belirtti. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA), İran’ın uranyum zenginleştirmede kullanılan santrifüj parçalarının üretimi ve montajı için Natanz’da yeni bir atölye işletmeye başladığını duyurmuştu.  
Uranyum zenginleştirmede kullanılan santrifüjlerin parçalarını üreten Kerec kentindeki nükleer tesise Haziran 2021'de sabotaj saldırısı düzenlenmişti. İran saldırının sorumluluğunu İsrail’e yükledi. Söz konusu saldırı sonucu, uluslararası denetimin bir parçası olan kamera sistemleri de zarar görmüştü. İran, sabotajın ardından tesisteki kameraları kaldırmış ve kaydedilen verilerin, yaptırımlar tamamen kaldırılmadan UAEA'nın erişimine açılmayacağını duyurmuştu. UAEA’nın İran nükleer dosyasını Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'ne havale etmekle tehdit etmesinin ardından, Tahran yönetimi, 2021 Aralık ayında tesislerde yeniden ‘kamera sistemi’ kurulmasına izin verdi.  
Kemalvendi yaptığı açıklamada, “Kerec’deki Tissa atölyelerine yönelik terör eylemleri nedeniyle güvenlik önlemlerini arttırdık, buradaki cihazların bir kısmını Natanz’a bir kısmını da İsfahan’a taşıdık. Bu cihazları, son derece önemli olmaları hasebiyle daha güvenli bir yere taşımak durumundaydık, şu anda santrifüj parçalarının üretim süreci devam ediyor, bu konuda geniş kapsamlı bir programı uyguluyoruz” dedi.

“Görüntüler belki silinebilir”
Viyana’da Washington ve Tahran arasında anlaşma sağlanmayana kadar (Kerec’deki) söz konusu atölyenin ‘görüntü kayıtlarının’ UAEA ile paylaşılmayacağını yineleyen Kemalvendi, “Bu görüntüler belki de silinebilir” dedi.   
Viyana’daki müzakereler durma noktasına gelmişken, İran’ın kurduğu bu yeni atölye, Tahran’ın niyeti konusunda şüphe uyandırıyor. Reuters haber ajansı Ocak ayında bazı Batılı diplomatların şu sözlerini aktarmıştı:
“Kerec’deki tesislere ilişkin güvenlik kayıtları, tahrip oldukları gerekçesiyle uzun süredir UAEA ile paylaşılmıyor. Kaza sonrası Kerec’de ne yaşandığı bilinmiyor, nükleer silah üretiminde kullanılabilecek cihazlar gizlice bir başka yere mi taşındı konu belirsiz.”
Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı 12 Nisan’da Natanz’da oluşturulan ‘santrifüj parçası üretim atölyesine’ kamera kurulumunu tamamladı. İran 13 Nisan’da yeni atölyede üretime başladığını bildirdi. Ancak UAEA’nın o tarihten itibaren ‘kamera kayıtlarına’ ulaşamadığı öğrenildi. UAEA müfettişlerinden biri, “Atölyelerde kurulan kameraların görüntülerine erişemeden, santrifüj parçalarının üretiminin başlayıp başlamadığını teyit edemeyiz” dedi. 
İran, Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Anlaşması (NPT) kapsamında uygulanan ek protokolleri 23 Şubat 2021’de sonlandırmıştı. Tahran bu tarihten itibaren UAEA ile işbirliğini azaltmaya başladı ve UAEA’nın bazı ‘hassas nükleer faaliyetlerle’ ilgili ‘görüntü kayıtlarına’ erişimini kısıtladı. ABD’nin 2018’de Kapsamlı Ortak Eylem Planı olarak bilinen ‘nükleer anlaşmadan’ tek taraflı olarak çekilmesinin ardından, İran aşamalı olarak ‘nükleer anlaşmadaki’ yükümlülüklerini terk etmeye başlamıştı. İran 2021’de nükleer faaliyetlerine başladığı tarihten bu yana ilk kez yüzde 60 oranında uranyum zenginleştirmeyi başardı. İran ve küresel güçler arasında, 2015 nükleer anlaşmasının canlandırılması amacıyla 2021 Nisan ayından itibaren müzakereler yürütülüyor. ABD’li yetkililer geçen ay yaptıkları açıklamada, ‘bu aşamada anlaşmanın yakın ya da kesin’ olmadığını belirttiler. İran dini lideri Ali Hamaney geçen hafta, ‘müzakerelerin iyi ilerlediğini ve İranlı müzakere heyetinin karşı tarafın abartılı taleplerine direndiğini’ açıkladı. Müzakereler geçen ay Rusya’nın, kendisine uygulanan yaptırımların İran ile ilişkilerini zedelemeyeceğine yönelik ‘garanti talep etmesi’ nedeniyle aksamış, bu engelin aşılmasının ardından, İran Devrim Muhafızları’nın ABD’nin ‘terör listesinden’ çıkarılması konusu müzakerelere ara verilmesine neden olmuştu.  

Kani: Dış siyaset ve savunma siyaseti bir bütündür
İran’ın nükleer müzakere heyeti başkanı Ali Bakıri Kani dün yaptığı açıklamada, ‘’Düşmanın, savunma ve dış politika arasında ayrım yapma planı boşa çıkartıldı’’ dedi. İSNA haber ajansının aktardığına göre ordu komutanları ile bir araya gelen Kani, “Dış siyaset ve savunma siyaseti bir bütündür, düşmanın bu ikisi arasında ayrım yapmaya çalışma planı, Mürşid’in basireti sayesinde boşa çıkartıldı” yorumunda bulundu.  
İran Genelkurmay Başkanı Muhammed Bakıri, “Silahlı güçlerimiz Mürşid Ali Hamaney’in tevcihi ile hiç olmadığı kadar güçlerini arttıracaktır” dedi. İran Ordu Günü münasebetiyle konuşan Bakıri, “İran ordusu, Mürşidimiz Ali Hamaney’in niyet ve tevcihleriyle, ordunun geliştirilmesi amacıyla devrimin ikinci yol haritası planını başlatmıştır” ifadelerini kullandı. Bakıri, Şah rejiminin devrilmesinin 40. yıldönümü münasebetiyle 11 Şubat 2019'da Hamaney tarafından onaylanan bir belgeye atıfta bulunuyordu. Yol haritası olarak bilinen söz konusu belgeye göre, önümüzdeki 40 yıl için İran’ın savunma, iç ve dış siyaset planlaması yapılmıştı.  
Son haftalarda birçok kaynak, Washington'un, ‘bölgesel faaliyetlerinin kısıtlanacağına yönelik teminat vermesi’ karşılığında, İran Devrim Muhafızları Ordusu’nu ‘yabancı terör örgütleri’ listesinden çıkarmayı planladığını bildirdi. Axios haber sitesi, ABD’li ve İsrailli kaynaklara dayandırdığı haberinde, Tahran’ın bu teklifi reddettiğini iddia etti. Reuters haber ajansına konuşan bir diplomatik kaynak, ABD’nin Kudüs Gücü hariç tutulmak üzere Devrim Muhafızları Ordusu’nu ‘terör listesinden’ çıkarmayı teklif ettiğini ancak İran yönetiminin bunu kabul etmediğini ileri sürdü. BBC, Joe Biden yönetiminin bir süre önce İran’dan, Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani suikastının intikamının alınmayacağına yönelik teminat istediğini ancak İran’ın olumsuz yanıt verdiğini aktardı. Washington Pos gazetesi geçen ay İran Özel Temsilcisi Rob Malley'nin geçen yıl, Washington'daki bazı tarafları DMO’nun ‘terör listesinden’ çıkarılmasına ikna ettiğini, ancak Biden yönetiminin son anda geri adım attığını bildirdi. İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan, geçen ay katıldığı bir televizyon programında, Devrim Muhafızları Ordusu’nun bazı komutanlarının kendisine, nükleer müzakerelerde anlaşmaya varılmasının önünde bir engel teşkil etmek istemediklerini, anlaşma noktasına varılırsa ülkenin menfaati gereği ‘yaptırımlara tahammül’ edebileceklerini söylediğini aktardı.
İran uzmanı Henry Roma, NBC News'e verdiği demeçte, "İran, müzakerelerde güçlü kartları olduğunu düşünüyor ve Batı'dan daha fazla taviz alabileceğinden emin görünüyor. İran ekonomisi istikrara kavuşmaya başladı, Avrupa’nın Ukrayna savaşı nedeniyle daha fazla enerjiye gereksinim duyması İran’ın elini güçlendiriyor. Tahran yönetimi bu durumu kendi avantajına kullanmaya çalışıyor" dedi. 



Etiyopya-Rusya silah anlaşması... Afrika Boynuzu’ndaki güç dengeleri nasıl değişecek?

(foto altı) Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, dördüncü nesil Su-35 savaş uçaklarının teslim töreni sırasında (Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed’in X hesabı)
(foto altı) Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, dördüncü nesil Su-35 savaş uçaklarının teslim töreni sırasında (Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed’in X hesabı)
TT

Etiyopya-Rusya silah anlaşması... Afrika Boynuzu’ndaki güç dengeleri nasıl değişecek?

(foto altı) Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, dördüncü nesil Su-35 savaş uçaklarının teslim töreni sırasında (Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed’in X hesabı)
(foto altı) Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, dördüncü nesil Su-35 savaş uçaklarının teslim töreni sırasında (Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed’in X hesabı)

Etiyopya’nın Rusya’dan bir silah anlaşması kapsamında aldığı askeri teçhizat, Addis Ababa ile Asmara arasında yakın zamanda çıkması muhtemel bir savaşın eşiğine gelen Afrika Boynuzu’ndaki gerilimin arttığı bir döneme denk geldi. Geçtiğimiz ekim ayının başından itibaren diplomatik ilişkilerin kesilmesinin ardından belirgin biçimde artan gerilim, Etiyopya’nın denize açılan bir limana ulaşma konusundaki ısrarı ve Nil sularına ilişkin anlaşmazlıklar nedeniyle Mısır’la yaşadığı sorunlarla birlikte bölgedeki tansiyonu yükseltiyor.

Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed’in açıklaması da bu gerilim ortamında spekülasyonları artırdı. Abiy Ahmed, geçtiğimiz ekim ayının sonunda, 4++ sınıfı 12 adet Su-35 savaş uçağını içeren teslimatın ardından yaptığı açıklamada, anlaşmanın ‘Etiyopya’nın stratejik caydırıcılık kapasitesini güçlendirdiğini’ söyledi. Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar ise bu adımın bölgedeki güç dengelerine ilişkin hesaplamaları değiştirdiğini ve silahlanma yarışını hızlandırdığını, olası bir çatışma ihtimalinin de göz ardı edilemeyeceğini belirtti.

Su-35S, 4++ nesil, üstün manevra kabiliyetine sahip bir savaş uçağı olarak biliniyor ve üretiminde beşinci nesil teknolojilerin bir bölümünden yararlanıldı. Russia Today’in kısa süre önce yayımladığı güncel bilgilere göre uçak, 20 kilometreye kadar irtifada saatte 2 bin 500 kilometre hıza ulaşabiliyor. Ayrıca havadan havaya ve havadan karaya füzelerin yanı sıra serbest düşüşlü ve güdümlü bombalardan oluşan toplam 8 ton mühimmat taşıyabiliyor.

Etiyopya ilk partiyi teslim aldı

Abiy Ahmed, 28 Ekim’de Rusya-Afrika Zirvesi’ne katılmak üzere Moskova’ya gerçekleştirdiği ziyaret sırasında yaptığı açıklamada, ülkesinin dördüncü nesil geliştirilmiş 4++ sınıfı 12 adet Su-35 savaş uçağından oluşan ilk partiyi teslim aldığını ve S-400 hava savunma sistemlerinden oluşan dört bataryanın da teslim edilmesinin planlandığını söyledi.

Abiy Ahmed, “Bu kritik ekipmanların planlanan tarihten önce hızlandırılmış şekilde teslim edilmesi, Etiyopya’nın savunma sisteminin geliştirilmesi açısından önemli bir başarıdır” dedi. Etiyopya savunma güçlerinin hazırlık seviyesindeki artışın, ülkenin olası her türlü saldırıyı caydırma kapasitesini güçlendirdiğini de vurguladı.

Bu yaklaşım, Etiyopya ordusunun değerlendirmeleriyle de örtüşüyor. Etiyopya Hava Kuvvetleri Komutan Yardımcısı Meseret Getachew, geçtiğimiz ağustos ayında yaptığı açıklamada, “Etiyopya Hava Kuvvetleri’nin operasyonel ve savunma kapasitesindeki artış, ülkenin caydırıcılık gücünü artırıyor ve ulusal çıkarlara karşı harekete geçmeyi düşünen tarafları adımlarını yeniden değerlendirmeye sevk ediyor” ifadesini kullanmıştı.

scdfvb
Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, savaş uçaklarının teslimatı sırasında (Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed’in X hesabı)

Kriz yönetimi ve müzakere alanında uzmanlaşmış Sudanlı askeri uzman Emin İsmail Meczup, Etiyopya ordusunun Rusya’dan gelişmiş silah sistemleri temin etmek amacıyla doğuya yönelmesiyle askeri modernizasyon planlarında niteliksel bir stratejik dönüşüm yaşadığını belirtti.

Meczup, “Bu anlaşmaların tamamlanması, bölgede son 20 yıldır devam eden stratejik dengeleri bozan büyük bir askeri sıçrama anlamına geliyor. Bu durum, bölgede silahlanma yarışının ve istikrarsızlığın habercisi olduğu gibi Rönesans Barajı meselesi ve Addis Ababa’nın gerekirse güç kullanarak Kızıldeniz’e ulaşma girişimleri açısından da sonuçlar doğurabilir” değerlendirmesinde bulundu.

Askeri kapasitenin güçlendirilmesi

Mısırlı askeri uzman Semir Ragıb da Abiy Ahmed yönetiminin bu anlaşmayı, Afrika Boynuzu’nda kendisini çevreleyen askeri güç ve teçhizat bakımından daha zayıf ülkelere kıyasla askeri kapasitesini artıran bir adım olarak gördüğünü belirtti. Ragıb’a göre Etiyopya yönetimi ayrıca, ülke içindeki varlığını sağlamlaştırmayı, bunun yanı sıra Eritre üzerindeki emellerini gerçekleştirmeyi hedefliyor. Bu hedefler yalnızca bir limana veya denize açılan bir kapıya ulaşma arzusuyla sınırlı değil.

Ragıb, Addis Ababa yönetiminin Sudan’daki Hızlı Destek Kuvvetleri’ne (HDK) destek vermek, ülkedeki altyapıyı ve askeri kampları hedef almak amacıyla askeri kapasitesini modernize etmeye çalıştığını da belirtti. Bunun Mısır’la doğrudan bir çatışmaya yol açmadan, ülkenin güney sınırları açısından dolaylı bir tehdit oluşturduğunu ifade etti.

Gözlemciler, söz konusu anlaşmanın Etiyopya’nın Afrika Boynuzu’ndaki doğrudan komşuları Somali, Eritre ve Cibuti karşısında insan gücü ile hava ve kara askeri teçhizatı bakımından üstünlüğünü artırdığını değerlendiriyor. Ancak Etiyopya, Eritre’nin 1993’te bağımsızlığını kazanmasının ardından denize kıyısı olmayan ve deniz kuvvetlerinden yoksun bir ülke konumunda bulunuyor. Abiy Ahmed’in 2018’de iktidara gelmesinden bu yana Etiyopya, Mısır ve Eritre’nin açık ve tekrarlanan itirazlarına rağmen denize açılan bir limana ulaşma talebini sık sık gündeme getiriyor.

dju
Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, Moskova’da dördüncü nesil Su-35 savaş uçaklarını teslim alırken (Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed’in X hesabı)

Global Firepower internet sitesinin yayımladığı son sıralamada Etiyopya, 145 ülke arasında askeri kapasite bakımından dünya genelinde 47’nci sırada yer alırken Eritre 119’uncu sırada bulunuyor. İki ülke, 1998-2000 yılları arasında yıkıcı bir savaş yaşamıştı. Etiyopya, ekim ayının başından bu yana komşusu Eritre’yi ülkenin kuzeyindeki isyancılara destek vermekle suçluyor. Eritre ise bu suçlamayı reddederek söz konusu iddiayı ‘savaş ilanı’ olarak nitelendiriyor.

Gelecek senaryoları

Etiyopya’nın yeni silahlanma hamleleri ışığında Afrika Boynuzu’nda yakın gelecekte yaşanabilecek gelişmelere ilişkin senaryoları değerlendiren Meczup, üç olasılığa dikkat çekti. İlk senaryonun, Rönesans Barajı gibi stratejik tesislerin ve sınırların güvence altına alınması yoluyla caydırıcılığın sağlanması olduğunu belirten Meczup, ikinci senaryonun Addis Ababa yönetiminin yeni silah envanterini denizden veya karadan yürütülecek çatışmalarda kullanarak bir deniz limanının kontrolünü ele geçirmeye çalışması olduğunu ifade etti. Üçüncü senaryonun ise bölge ülkelerinin de modern askeri teknolojilere ve karşı koyabilecekleri yeni nesil savaş uçaklarına yönelmesiyle bölgesel güç dengesinin oluşması ve karşılıklı caydırıcılığın sağlanması olduğunu kaydetti.

Meczup, Afrika Boynuzu’nun yakın gelecekte geniş çaplı istikrarsızlık dalgalarına ve bölgesel bir savaşa yol açabilecek gerilimlere sahne olabileceği uyarısında bulundu. Özellikle Etiyopya ile Eritre arasında bir savaş çıkma ihtimaline dikkat çeken Meczup, Etiyopya’nın Mısır ve Sudan’la yaptığı bağlayıcı anlaşmalara uymaması durumunda uzun vadede bir su savaşının da yaşanabileceğini belirtti.

Ragıb ise Addis Ababa yönetiminin Eritre veya ayrılıkçı Somaliland bölgesi üzerinden güç kullanarak Kızıldeniz’e ulaşma hedefinin doğurabileceği sonuçlara dikkat çekti. Etiyopya’ya bir deniz kapısı açılmasının İsrail ve Rusya gibi uluslararası ve bölgesel güçlerin Kızıldeniz’de varlık göstermesinin önünü açacağını belirten Ragıb, bunun Afrika Boynuzu’nda deniz ulaşımının güvenliğini ve bölgesel istikrarı tehdit edeceğini vurguladı.

Ragıb ayrıca, Rusya’nın silah anlaşmalarındaki yaklaşımının, Mısır gibi ortak ülkelerle arasındaki siyasi dengeleri dikkate almaksızın, arz ve talebe dayalı doğrudan ticari bir mantık üzerine kurulu olduğunu düşünüyor.

Uluslararası ilişkiler ve Rusya uzmanı Dmitry Bridzhe, söz konusu anlaşmanın Rusya ile Mısır arasındaki ilişkileri etkilemesini beklemiyor. Bridzhe, Rusya yönetiminin Arap dünyası ve Afrika’daki karmaşık ve iç içe geçmiş çıkarlarını koruyacak dengeli ortaklıklar kurmaya özen gösterdiğini belirtti.

Bridzhe, Moskova ile Addis Ababa arasındaki askeri iş birliğinin, bölgede yaşanan dönüşümler ve Rusya’nın mevcut karmaşık koşullara rağmen Afrika’daki rolünü güçlendirme ve kıtada stratejik bir dayanak noktası oluşturma isteği çerçevesinde doğal bir süreç olduğunu ifade etti.

Bridzhe, Rusya’nın silah anlaşmasının güç dengelerini değiştirmek ve yeniden şekillendirmek amacı taşımadığını, Batı’nın güçlü rekabeti karşısında Rusya’nın bölgedeki rolünü güçlendirmeye yönelik mutabakat ve anlaşmalar kapsamında değerlendirilebileceğini belirtti. Bridzhe’e göre bu adım, aynı zamanda Rus silahlarının etkinliğini sınamak ve sahadaki performanslarını geliştirmek için bir fırsat niteliği taşıyor.


Tahran, Doha'nın arabuluculuğunu ve Trump'ın kararını bekliyor

CENTCOM'un, bölgedeki bir tatbikat sırasında HIMARS tipi çok namlulu roketatar sisteminin askerî uçakla taşınmasına ilişkin yayımladığı fotoğraf (CENTCOM)
CENTCOM'un, bölgedeki bir tatbikat sırasında HIMARS tipi çok namlulu roketatar sisteminin askerî uçakla taşınmasına ilişkin yayımladığı fotoğraf (CENTCOM)
TT

Tahran, Doha'nın arabuluculuğunu ve Trump'ın kararını bekliyor

CENTCOM'un, bölgedeki bir tatbikat sırasında HIMARS tipi çok namlulu roketatar sisteminin askerî uçakla taşınmasına ilişkin yayımladığı fotoğraf (CENTCOM)
CENTCOM'un, bölgedeki bir tatbikat sırasında HIMARS tipi çok namlulu roketatar sisteminin askerî uçakla taşınmasına ilişkin yayımladığı fotoğraf (CENTCOM)

Tahran, Katar'ın yürüttüğü arabuluculuk girişiminin sonuçlarını ve ABD Başkanı Donald Trump'ın saldırıların yeniden başlatılmasına ilişkin kararını beklerken, İranlı askerî yetkililer olası yeni bir çatışmanın Batı Asya dışına taşınabileceği tehdidinde bulundu.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, dün Parlamento Ulusal Güvenlik Komisyonu toplantısı sırasında yaptığı açıklamada, Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılmasına yönelik “iki günlük plan” hakkındaki müzakerelerin sürdüğünü ve ilerleme kaydedildiğini, ancak henüz nihai bir sonuca ulaşılmadığını söyledi. Arakçi, sürecin “karşı tarafın vereceği yanıtlara bağlı olduğunu” belirtti.

İranlı heyetin Doha ziyaretinde Washington ile herhangi bir müzakere gerçekleştirmediğini kaydeden Arakçi'nin, Ulusal Güvenlik Komisyonu Sözcüsü Hasan Kaşkavi tarafından aktarılan açıklamasına göre Tahran, “yedi şartının yerine getirilmesinde ısrar ediyor,”

Bu açıklamalar, Trump'ın görüşmelerin iyi gittiğini, ancak İranlıların pek güvenilir olmadığını söylemesinden ve Balta Dağı'nı vurma tehdidinde bulunmasından saatler sonra yapıldı.

İran'ın yeni lideri Mücteba Hamaney, cumartesi günü silahlı kuvvetlere olası saldırılara karşılık vermek üzere hazırlıklı olmaları talimatını verdi.

İran Ordu Sözcüsü Muhammed Ekremi-Niya, silahlı kuvvetlerin ABD'ye “Batı Asya dışında da” karşılık vermeye hazır olduğunu belirterek, çok daha uzun sürebilecek bir savaş konusunda uyarıda bulundu.

İran Devrim Muhafızları Ordusu Sözcüsü Hüseyin Muhibbi ise ABD ile yaşanacak bir savaşta “coğrafi açıdan hiçbir sınırın bulunmadığını” söyledi.


Trump, Carney ile görüşmesinin ardından Kanada ile boru hattını da kapsayan bir anlaşma önerisi sundu

ABD Başkanı Donald Trump, Iowa eyaletinin Dubuque kentindeki ziyareti sırasında (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Iowa eyaletinin Dubuque kentindeki ziyareti sırasında (AFP)
TT

Trump, Carney ile görüşmesinin ardından Kanada ile boru hattını da kapsayan bir anlaşma önerisi sundu

ABD Başkanı Donald Trump, Iowa eyaletinin Dubuque kentindeki ziyareti sırasında (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Iowa eyaletinin Dubuque kentindeki ziyareti sırasında (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump dün yaptığı açıklamada, yönetiminin Kanada ile yeni bir ticaret anlaşmasına yönelik taslağa sahip olduğunu söyledi. Kanada Başbakanı Mark Carney ise iki liderin, ticari anlaşmazlık yaşayan ülkeleri arasındaki ticaretin geleceğine ilişkin verimli bir görüşme gerçekleştirdiğini belirtti.

Trump, Iowa eyaletinin Dubuque kentinde gazetecilere yaptığı açıklamada, «Dün kendisiyle yeniden görüştüm. Çiftçilerimiz ve ülkemiz için harika olacak bir anlaşmaya ilişkin bir taslağımız var. Bu konuda her şey yolunda gidecek» dedi.

Carney ise dün daha önce sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, görüşmenin «karşılıklı fayda sağlayacak bir ticaret anlaşmasının çerçevesine ilişkin son dönemde gerçekleştirilen yapıcı görüşmeleri ileriye taşıdığını» belirtti. Carney, söz konusu anlaşmanın istihdam olanaklarını artırmayı, yaşam maliyetlerini düşürmeyi ve Kanada'nın dillerine, kültürüne ve egemenliğine tam saygı göstermeyi amaçladığını ifade etti.

Carney, X hesabından yaptığı paylaşımda, «Ekiplerimiz, önümüzdeki haftalarda bu sonucu elde etmek için çalışmalarını sürdürecek» dedi.

Trump, anlaşmanın kapsamına, eski ABD Başkanı Joe Biden tarafından 2021 yılında iptal edilen Keystone XL petrol boru hattı projesinin de dahil olacağını söyledi.

Trump dün yaptığı açıklamada, «Keystone boru hattını inşa edecekler. Maliyetini de kendileri karşılayacak. Biz de onlara güzergâhı sağlayacağız. Güzergâh büyük ölçüde belirlenmiş durumda» ifadelerini kullandı.

Carney'nin ofisi, Trump'ın açıklamalarına ilişkin yorum talebine henüz cevap vermedi.

Son aylarda Kanada ve ABD, birbirlerine milyarlarca dolarlık gümrük vergileri uyguladı. Kanada'ya yönelik tarifeler, salı günü yapılacak ABD ara seçimleri öncesinde, ülkenin kuzey sınırındaki bazı eyaletlerde de siyasi tartışma konusu haline geldi.

Trump, geçen hafta Kanada ile bir ticaret anlaşmasının yakında sağlanacağını söylemişti. Ancak Kanada tarafı, çelik ve otomobil sektörlerindeki tarifelerin hafifletilmesine yönelik çabalara rağmen, ticaret görüşmelerinde sınırlı ilerleme kaydedildiğini daha önce açıklamıştı.