Değişen demografisi Seyyide Zeyneb’i Suriye’den koparttı

Tahran, Seyyide Zeyneb bölgesini Şam’ın güneyindeki nüfuzunun sembolü haline getirdi

İran Devrim Muhafızları Ordusu Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani’nin Şam yakınlarındaki Seyyide Zeyneb’deki arşiv fotoğrafı (İran Devlet Televizyonu)
İran Devrim Muhafızları Ordusu Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani’nin Şam yakınlarındaki Seyyide Zeyneb’deki arşiv fotoğrafı (İran Devlet Televizyonu)
TT

Değişen demografisi Seyyide Zeyneb’i Suriye’den koparttı

İran Devrim Muhafızları Ordusu Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani’nin Şam yakınlarındaki Seyyide Zeyneb’deki arşiv fotoğrafı (İran Devlet Televizyonu)
İran Devrim Muhafızları Ordusu Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani’nin Şam yakınlarındaki Seyyide Zeyneb’deki arşiv fotoğrafı (İran Devlet Televizyonu)

Suriye’de uzun yıllar süren iç savaşın etkileri, evsizlik, yerinden edilme, sığınma, yoksulluk ve trajedilerin yanı sıra yaklaşık yarım milyon can kaybı, on binlerce kayıp, tutuklu ve kaçırılmış kişi, ekonomik ve altyapının büyük bir bölümünün, şehirlerin, kasabaların ve köylerin tahrip edilmesi ile sınırlı kalmadı. Aksine bazı alanlarda yeni demografik gerçeklere neden oldu.
Başkentin güney kırsalında birçok Suriyeli açısından, Şam’ın 7 kilometre güneyinde bulunan ve İran, Irak, Lübnan, Afganistan ve Pakistan’dan binlerce ‘ziyaretçi’ tarafından ziyaret edilen Seyyide Zeyneb Makamı’nın bulunduğu Seyyide Zeyneb bölgesi görünüyor. Ancak halkın bir kısmı ve Haziran 1967 yenilgisinden sonra gelen Golan’ın yerinden edilmiş vatandaşları dışında bölge, sanki Suriye toprakları dışında bulunuyor ve ülkeyle artık hiçbir bağlantısı yokmuş gibi görünüyor.

Savaşçılar için bir ‘sembol’
Savaşın patlak vermesinden sonra şehirde meydana gelen yeni gelişme, bölgenin iki yıl boyunca (olayların başladığı Mart 2011’den 2013 yılının başına kadar) kontrol eden silahlı muhalif gruplardan ‘kurtaran’ yabancı savaşçı akını oldu. Savaş tarafları açısından şehir, kelimenin tam anlamıyla bir ‘sembol’ idi. İran, Irak, Lübnan, Afganistan ve Pakistan’dan buraya akın eden ve Şam’ın ana müttefiki olan İran’ın emrinde çalışan yabancı Şii savaşçılar, o dönemde ‘Hz. Zeyneb’e yardım için geldi. Ayrıca silahlı muhalif grupların savaşçıları, bölgenin kurtarılmasının Şam’ın güneyinin kurtuluşunun bir başlangıcı olduğuna inanıyorlardı.
Bu çatışma geçmişte kalmış olsa da bölge sakinleri, bölgenin nüfuz sahipleri tarafından kapatılıp, beton bloklar ve bariyerlerle kendi aralarında etki alanlarına bölünmesine alışmış durumda. Yerel kaynakların Şarku’l Avsat’a belirttiğine göre halk, bir yanda nüfuzlu kişiler ve kontrol noktaları, diğer yanda Suriye güvenlik yetkilileri arasında süregelen çatışmalar hakkında gizli gizli konuşmaya devam ediyor.
Rejim ordusunun ve İranlı milislerin şehrin kontrolünü silahlı muhalefet gruplarından geri almasının üzerinden yıllar geçmesine rağmen vatandaşların belirttiğine göre yabancı savaşçılar, şehri terk eden esnafın pazara dönmesini engellemek için tedbirler alıyor.
Kaynaklar, yabancı savaşçı gruplarının liderlerini-sn bu pazarlarda çok sayıda dükkân satın aldığını söylüyor. Özellikle de Seyyide Zeyneb’in, Irak’ta Necef ve Kerbela, İran’da ise Meşhed’den sonra dünyanın en önemli dört Şii merkezinden bir olması dolayısıyla bu gruplar, devasa finansal gelirler sağlamak için daha fazla dükkân satın almaya çalışıyor. Buradaki dükkanların yıllık kirası 10 milyon ila 20 milyon Suriye lirasına (1 ABD doları şu anda 4 bin Suriye lirası) ulaşırken, dükkân sayısı ise 500’ün üzerinde, ancak yarısı kapalı.
Yabancı Şii savaşçıların gayrimenkul satın almalarının en belirgin göstergesi, şehirdeki konut binalarının tanımındaki değişiklik. Zira birçok yüksek bina ve geniş alanlar, restorasyon çalışmaları sonrasında konutlardan otellere dönüştürüldü. Ara caddeler artık ‘ziyaretçileri’ ve yabancı savaşçıları barındıracak bir veya iki otel içeriyor.
Kaynaklara göre yabancı savaşçı grupların liderleri tarafından büyük meblağlara satın alınan bu evler, otellere çevrilmiş ve sayıları 40 ile 50 arasında değişen otellerdir. Çok sayıda küçük konut satın almalarının yanı sıra savaş ağlarının şüpheli faaliyetleri, çatışma sonrası faaliyetlerle ve şehrin ekonomik kapasitelerinin kontrolüyle bir ilerliyor.

Heterojen bir karışım
Toplumsal açıdan, şehrin asıl sakinlerinin arasına Haziran 1967 yenilgisinden bu yana yerinden edilmiş Golanlılar, el-Fuah ve Kafarya köylerinden yerinden edilmiş İdlibliler, Filistinli mültecileri, İranlı, Iraklı, Lübnanlı, Pakistanlı ve Afgan Şii savaşçılar da karıştı. 
Ekonomistler, Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada kötüleşen ekonomik ve ticari koşulların devam etmesinin, bu taraflar arasındaki sürtüşmeyi daha da kötüleştirebileceğini söyledi. Ekonomistler, çünkü bu durumun, yerli halk üzerindeki ‘mülklerine el koyma’ baskısını artıracağını belirtirken, ancak ekonomik ve ticari bir patlamanın bu sürtüşmeleri hafifletebileceğini dile getirdi.
Yabancı savaşçı gruplarının yanı sıra Suriye güvenlik birimleri de şehir içerisinde aktif bir konumda. Ancak rolleri, şehri kontrol eden grupların rolüyle benzer. Bu çerçevede yerel kaynaklar, Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada “Güvenlik birimleri, şehirdeki asıl insanların ve Suriye’nin içinden gelenlerin hayatta kalmasını destekliyor” dedi.
Bölgeye giriş, yalnızca iki ana yoldan yapılıyor; Birincisi Şam Uluslararası Havalimanı yolu üzerindeki ‘El-Mustakbel Kavşağı’ ve ikincisi ise güneydeki Kazzaz Mahallesi başlayarak, Babbila ve ardından Hucayra kasabalarından geçerek, Seyyid’e Zeyneb’e doğru, Şam üzerinden gerçekleşiyor. Bir yılı aşkın bir süre önce Hucayra yolu, kuzeyden arabaların girişlerini engelleyen devasa bir toprak bariyerle kapatılmıştı. Vatandaşlar, bu bariyerlerin yanlarından güçlükle geçerek evlerine ulaşabiliyordu. Ayrıca kimliği belirsiz savaşçılar, yoldan geçenlerin kimlik kartlarını ayrıntılı şekilde inceliyordu.
Seyyide Zeyneb içerisinde yaşayan insanlar arasında aşırı hassasiyet ne sebep şey, yabancı savaşçıların takip ettiği, havalimanı yolu üzerindeki kontrol noktasından, ‘ziyaretçileri’ taşıyan otobüslerin denetimsiz şekilde geçişi. Zira sıradan yolcularla dolu arabalar ve otobüsler kapsamlı bir şekilde denetleniyor.

Görünürden kaybolma
Şam’da bir yıldan uzun bir süredir İran’a bağlı yerel ve yabancı savaşçıların ‘Toma, el-Cura, el-Emin, el-Amara ve Zeynel Abidin mahallelerinde’ kontrol ettiği kontrol noktalarının çoğunun kaybolduğu fark edildi. İran’ın birkaç ay önce Şam ve kırsalındaki türbelere ‘ziyaret’ gezilerine yeniden başlamasının ardından Lübnan, Irak ve İran’dan gelen ‘ziyaretçi’ gruplarının otobüsleri bölgeye yeniden akın etmeye başladı. Ziyaretler, Kovid- 19 nedeniyle geçen yıl Mart ayında askıya alınmıştı. Geçen Mart ayından önce ise Lübnan, Irak ve İran’dan gelen ziyaretçi grupların otobüsleri, ‘Aşura’ ve ‘Erbain’ günleri vesilesiyle el-Hamidiyye, et-Tavil, el-Harika, el-Buzuriyah çarşıları ve adı geçen mahallelerin sokaklarını doldurdu.
Yabancı savaşçıların kontrol noktalarının ortadan kalkması ve eski Şam’daki yoğunluklarının azalması, başta ‘ton balığı, sardalya, çay, yağ, şeker’ gibi İran malları için de geçerli. 2011- 2016 yılları arasında bu mallar, Suriye pazarında yoğun bir şekilde yer ediniyordu. İran’ın Suriye’ye ihracatı, 2011- 2017 yılları arasında 361 milyon dolardan 869 milyon dolara yükselirken Suriye, İran ürünleri için bir pazar haline geldi. 2012’den Ağustos 2017’ye kadar Suriye’ye ihraç edilen İran mallarının değeri yaklaşık 313 milyon doları buldu. Suriye ihracatı ise 91 milyon doları geçmedi. Ama bu mallar kabul görmezken, halkın çoğunluğunun komşu ülkelerden kaçak mallara yöneldiği fark edildi.
Ancak uzmanlar, Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada eski Şam’daki yabancı savaşçıların bu görünür geri çekilmesini önemli görmezken, bu savaşçıların kurumlar, emlakçılar ve İran bankaları aracılığıyla gayrimenkul, ev, dükkân ve otel satın aldığına dikkati çekti. Bu alım ise şehir alanının yaklaşık üçte birine ulaşmış durumda.
Birkaç aydır İsrail’in üslerine ve karargahlarına yönelik saldırılarının ağırlığı altında kalan İran’ın, ABD varlığına baskı yapmak üzere halkını ülkenin güneyinden (Dera ve Kuneytra) Şam ve çevresine, ülkenin merkezine (Humus ve doğu çöl bölgesi), doğusunda (Deyr-i Zor) ve kuzeydoğusuna (Haseke) yaydığı fark edildi. Gözlemciler, Rusya’nın Ukrayna savaşıyla meşgul olması ve Tahran’ın Suriye’deki Rus boşluğunu doldurma sürecini yürütmesi nedeniyle İran’ın, geri çekildiği bölgelerde nüfuzunu büyük olasılıkla yeniden sağlayacağına inanıyor.



Irak Başbakanı  Zeydi, silahların devlet kontrolüne alınması için 30 Haziran 2027'ye kadar süre verdi

Irak Başbakanı Ali Falih Zeydi (Telegram kanalı)
Irak Başbakanı Ali Falih Zeydi (Telegram kanalı)
TT

Irak Başbakanı  Zeydi, silahların devlet kontrolüne alınması için 30 Haziran 2027'ye kadar süre verdi

Irak Başbakanı Ali Falih Zeydi (Telegram kanalı)
Irak Başbakanı Ali Falih Zeydi (Telegram kanalı)

Irak Başbakanı Ali Falih Zeydi, 1 Ekim 2026'yı devletin kontrolü dışındaki silahlar meselesinin ele alınması için ciddi bir başlangıç olarak belirlerken sürecin en geç 30 Haziran 2027'de tamamlanmasını öngördü.

Zeydi bugün (perşembe) yaptığı açıklamada, “1 Ekim 2026, devletin kontrolü dışındaki silahlar meselesinin ele alınması ve anayasal yükümlülüklere uyulması için ciddi bir başlangıçtır. Açık bir yol haritası ve üzerinde mutabık kalınan, 30 Haziran 2027'yi aşmayacak takvimler doğrultusunda hareket edilecektir” ifadelerini kullandı.

Zeydi, bunun savaş ve barış kararının anayasal makamlara bırakılmasını ve bunun dışında herhangi bir askeri faaliyetin engellenmesini öngören anayasal ilke doğrultusunda yürütüleceğini belirtti.

Irak hükümetinin anayasa doğrultusunda, Irak topraklarında bulunan Iraklı olmayan tüm silahlı grupların silahlarını tamamen teslim etmesini sağlayacağını belirten Zeydi, bunun ülkenin güvenliğinin ve istikrarının korunmasını ve sınırların kontrol altında tutulmasını amaçladığını kaydetti.

Zeydi, “1 Ekim, Irak'ın tam egemenliğe sahip, kurumlarıyla güçlü, anayasa, hukuk ve uluslararası hukuk ilkeleri çerçevesinde hareket eden yeni bir aşamaya geçişinin başlangıcını temsil ediyor” dedi.

Irak'ın bölgesel ve uluslararası çevresiyle ortak çıkarlara ve karşılıklı saygıya dayalı dengeli ilişkiler geliştireceğini belirten Zeydi, hükümetin Irak topraklarının ve hava sahasının komşu ülkelerin güvenliğini tehdit edecek herhangi bir eylem için çıkış noktası veya geçiş güzergâhı olarak kullanılmasını engelleme konusunda kararlı olduğunu vurguladı.

Zeydi, Irak'a yönelik saldırılarda herhangi bir ülkenin topraklarının veya hava sahasının kullanılmasını da reddettiklerini belirterek bunun karşılıklı egemenlik, iyi komşuluk ve iç işlerine müdahale etmeme ilkelerine dayandığını ifade etti.

Başbakan, Irak hükümetinin güvenlik kurumlarını desteklemek amacıyla kapsamlı bir hava savunma sistemi satın alacağını belirterek bunun “Irak devletinin tam hava egemenliğini güçlendirmeyi” hedeflediğini söyledi.

Zeydi ayrıca Haşdi Şabi yasasının çıkarılması ve yapının başbakan sıfatıyla silahlı kuvvetler başkomutanının komutası altında güvenlik sisteminin ayrılmaz bir parçası olarak statüsünün belirlenmesi için çalışılacağını açıkladı.

Zeydi sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu büyük gün, 1 Ekim 2026'yı ve Irak'taki uluslararası koalisyon misyonunun sona ermesi, güçlerinin kara, hava ve deniz yoluyla tamamen ve nihai olarak çekilmesi ve Irak'ın tam ve kapsamlı egemenliğini elde etmesiyle gerçekleşen büyük ulusal başarıyı kutluyoruz.”


Kararlı Azim Irak’tan ayrıldı

Irak güvenlik güçlerinden iki unsur, ABD askerlerinin çekilmesi vesilesiyle dün Bağdat’ta zafer işareti yapıyor. (EPA)
Irak güvenlik güçlerinden iki unsur, ABD askerlerinin çekilmesi vesilesiyle dün Bağdat’ta zafer işareti yapıyor. (EPA)
TT

Kararlı Azim Irak’tan ayrıldı

Irak güvenlik güçlerinden iki unsur, ABD askerlerinin çekilmesi vesilesiyle dün Bağdat’ta zafer işareti yapıyor. (EPA)
Irak güvenlik güçlerinden iki unsur, ABD askerlerinin çekilmesi vesilesiyle dün Bağdat’ta zafer işareti yapıyor. (EPA)

Uluslararası Koalisyon, Bağdat hükümetinin DEAŞ’la mücadelede yardım talep etmesinin ardından yıllardır yürüttüğü “Kararlı Azim” misyonunu Irak’ta sona erdirdi.

ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon), ABD ve koalisyon ortaklarının “Kararlı Azim” operasyonunu tamamladığını ve operasyonun Ürdün’e taşındığını, Iraklı ortaklara istihbarat desteğinin ise sürdürüleceğini açıkladı.

Irak Başbakanı Ali Falih ez-Zeydi, “Uluslararası Koalisyon’un görevinin sona ermesi, terörle mücadelemizin sona erdiği anlamına gelmiyor. Aksine bu, Irak’ın güvenliğin sorumluluğunu tamamen üstleneceği yeni bir aşamaya geçiştir” dedi. Kontrolsüz silahlanma konusunda ise Zeydi, “Hukukun çatısı dışında silah, devlet kurumları dışında güç olmayacak; anayasanın gereği budur” ifadelerini kullandı.

Kürdistan Demokrat Partisi lideri Mesud Barzani de dün, Uluslararası Koalisyon güçlerinin görevlerinin sona ermesinin ardından bölgenin tehdit altında olmadığı konusunda halkına güvence verdi.

Washington’da ise uzmanlar, ABD’nin çekilmenin ardından mevcut aşamada milisleri dağıtmaya ve İran’ın nüfuzunu izole etmeye odaklandığını belirtti.

İran ve müttefiklerinin, son ABD askerlerinin — esas olarak Kürdistan Bölgesi’ndeki Erbil’de bulunan bir hava üssünden — çekilmesini “zafer” olarak nitelendirerek kutlaması dikkat çekti. Bu gelişme, Iraklıların bir bölümünün jeopolitik meydan okumalara ilişkin endişeler taşıdığı bir dönemde yaşandı.


Suriye’de kampsız hayat planı… 10 bin ailenin dönüşü ve 157 kampın kapatılması

Kuzey Suriye’deki Münbiç bölgesinde bulunan Resim Kampı'ndan, yerinden edilenleri kendi memleketlerine götüren konvoy yola çıktı. (Acil Durumlar Bakanlığı)
Kuzey Suriye’deki Münbiç bölgesinde bulunan Resim Kampı'ndan, yerinden edilenleri kendi memleketlerine götüren konvoy yola çıktı. (Acil Durumlar Bakanlığı)
TT

Suriye’de kampsız hayat planı… 10 bin ailenin dönüşü ve 157 kampın kapatılması

Kuzey Suriye’deki Münbiç bölgesinde bulunan Resim Kampı'ndan, yerinden edilenleri kendi memleketlerine götüren konvoy yola çıktı. (Acil Durumlar Bakanlığı)
Kuzey Suriye’deki Münbiç bölgesinde bulunan Resim Kampı'ndan, yerinden edilenleri kendi memleketlerine götüren konvoy yola çıktı. (Acil Durumlar Bakanlığı)

Kış mevsiminin yaklaşmasıyla birlikte Suriye hükümetinin “Kamplar Olmadan Suriye” vizyonunu hayata geçirme planı hız kazanıyor. Geçen hafta 500’den fazla yerinden edilmiş aile Halep, İdlib, Hama ve Deyrizor illerindeki memleketlerine dönerken, Acil Durumlar Bakanı Raid es-Salih de iki hafta önce konuyu Birleşmiş Milletler gündemine taşıdı. Salih, uluslararası destek sağlanarak meselenin “yerinden edilmenin finansmanından çözümlerin finansmanına” taşınmasını hedefliyor.

Mart ayında 59 sayılı kararname uyarınca yıkılmış bölgelerde altyapının hazırlanması amacıyla Yüksek Komite’nin kurulmasından ağustos ayı sonuna kadar, kuzey Suriye’deki kamplardan 10 binden fazla aile memleketlerine döndü. Acil Durumlar Bakanlığı Medya ve İletişim İdaresi yetkilileri tarafından “Şarku’l Avsat”a yapılan açıklamada, yaklaşık 157 kampın kapatıldığı, 220 kampın daha kapatılması için hazırlık yapıldığı bildirildi.

İdare, yalnızca 3 bin 344 bölgenin 120’sindeki altyapının yeniden inşası, temel hizmetlerin yeniden işler hale getirilmesi ve dönen aileler için konut çözümleri sağlanması için gereken finansman ihtiyacının 2 milyar doları aştığını belirtti.

Bu rakam, dönüş bölgelerindeki ihtiyaçların boyutunu ortaya koyuyor. Söz konusu bölgelerin “büyük ölçüde zarar gördüğü ve su, elektrik, kanalizasyon, sağlık, eğitim, belediye hizmetleri ve konut alanlarında kapsamlı yatırımlara ihtiyaç duyduğu” ifade edildi.

En azından kendi toprağımızdayız

Ümmü Muhammed, Hama kırsalındaki Latamne beldesine dönen kafilede yer alan ailelerden biriydi. Aileye dönüşü kolaylaştırmak amacıyla mutfak malzemeleri, battaniyeler ve ulaşım desteği sağlandı.

Ümmü Muhammed, kamptaki çadırdan, yıkılmış evinin yanına kurduğu başka bir çadıra taşındığını anlatıyor. Alternatif bir konut bulunmadığını belirten Ümmü Muhammed, buna rağmen kampta kalmaktan daha iyi olduğunu düşünüyor:

“En azından kendi toprağımızda ve kendi insanlarımızın arasındayız. İşlerimizi yoluna koyup evimizi yeniden inşa edene kadar burada kalabiliriz.”

rgthyu7
Hama kırsalındaki Latamne beldesinde “Kamplar Olmadan Suriye” vizyonu kapsamında evleri inceleyen ekip. (Latamne Belediyesi)

Beşşar Esed yönetiminin devrilmesinden bu yana memleketlerine dönen ailelerin sayısının 170 bini aştığı tahmin ediliyor. Bu sayı, kuzey Suriye’deki kamplarda yaşayan nüfusun yaklaşık yüzde 64’üne tekabül ediyor. Ancak savaş yıllarında bölgelerin büyük ölçüde tahrip olması nedeniyle dönüş yapılan yerlerin ezici çoğunluğunda hâlâ temel hizmetler bulunmuyor.

Dönenlerin verdiği bilgilere göre aileler mevcut alternatif imkânlarla hayatlarını sürdürmeye çalışıyor. Yerel ve uluslararası kuruluşların sınırlı desteğiyle, yıkılmış evlerin yanına çadır kurulması, kanalizasyon için fosseptik çukurları açılması, su temini amacıyla kuyu kazılması veya yakındaki bir kaynaktan su getirilmesi ve elektrik ihtiyacı için güneş enerjisinden yararlanılması gibi yöntemlere başvuruluyor.

BM’den daha fazla destek talebi

Suriye hükümeti, erken toparlanma ve yeniden rehabilitasyon projelerine Birleşmiş Milletler ve uluslararası ortakların katkısını artırmayı, finansman açığının kapatılmasına destek sağlamayı ve böylece dönüş bölgelerinin hazırlanmasını hızlandırarak güvenli ve sürdürülebilir dönüş için uygun koşulları oluşturmayı hedefliyor. Planın hükümet öncülüğünde, ulusal ve uluslararası ortaklarla iş birliği içinde uygulanması öngörülüyor.

Acil Durumlar Bakanlığı’nın çalışmalarının ana finansörü hâlâ Suriye hükümeti. BM kuruluşları ile uluslararası ve yerel kuruluşlardan da destek geliyor, ancak Bakanlığın Medya ve İletişim İdaresi’ne göre bu destek “ihtiyacın boyutuyla kıyaslandığında sınırlı”.

Acil Durumlar Bakanı Raid es-Salih, kısa süre önce New York’ta BM Genel Kurulu toplantılarına katılan Suriye heyetinde yer aldığı sırada, bakanlığının “Kamplar Olmadan Suriye” vizyonunu Eylül 2027’ye kadar hayata geçirmek için hazırladığı rakam, istatistik ve çalışmaları sundu.

Genel Kurul toplantıları çerçevesinde düzenlenen bir etkinlikte konuşan Salih, planın amacının altyapı, okullar, sağlık merkezleri, su ve kanalizasyon sistemlerini yeniden inşa etmenin yanı sıra istihdam imkânları sağlayarak “kamplara duyulan ihtiyacı ortadan kaldırmak” olduğunu söyledi.

Plan kamplar dışındaki yerinden edilmişleri de kapsıyor

Bakanlığın Medya ve İletişim İdaresi’ne göre “Kamplar Olmadan Suriye” vizyonu, kampların dışında yaşayan yerinden edilmiş aileleri de kapsıyor. Buna kiralık evlerde veya akrabalarının yanında yaşayanlar ile ülke dışında bulunan ve gönüllü olarak memleketlerine dönmek isteyen Suriyeliler de dahil.

cdfvgb
Kuzey Suriye’deki kamplardan yerinden edilmişlerin eşyaları, memleketlerine dönüş için yükleniyor. (Acil Durumlar Bakanlığı)

Ancak bu kişilerin dönüşü için altyapının rehabilite edilmesi, temel hizmetlerin yeniden işler hale getirilmesi, risklerin ortadan kaldırılması ve geçim kaynaklarına erişim imkânlarının güçlendirilmesi gerekiyor.

Kamplar girişimin mevcut aşamadaki başlangıç noktası ve önceliği olmayı sürdürürken, elde edilecek sonuçların yıllardır şartlar nedeniyle dönemeyen bütün Suriyeliler için dönüşü teşvik eden bir ortam oluşturması bekleniyor.

Halep, İdlib ve Hama’da projeler

Halep, İdlib ve Hama valilikleri bu ay “Kamplar Olmadan Suriye” kapsamında bir dizi kalkınma ve hizmet projesi başlattı. Projelerin değeri Halep’te yaklaşık 9,25 milyon dolar, İdlib’de 8,2 milyon dolar ve Hama’da 7,5 milyon dolar olarak açıklandı.

Bu çalışmalar, hükümetin enkaz kaldırma projesiyle eş zamanlı yürütülüyor. Yıl başından bu yana 3 milyon metreküp enkaz kaldırılırken, yıl sonuna kadar 3 milyon metreküp daha enkazın kaldırılmasına yönelik projelerin kısa süre içinde başlatılması planlanıyor.

Acil Durumlar Bakanlığına göre Şam kırsalındaki Duma ve Deraya kentlerinde enkaz kaldırma ve yönetimi projesi de yürütülüyor. Suudi Arabistan tarafından Kral Selman İnsani Yardım ve Yardım Çalışmaları Merkezi aracılığıyla finanse edilen proje kapsamında yaklaşık 85 bin metreküp enkazın kaldırılması ve geri dönüştürülebilir yaklaşık 30 bin metreküp molozun bu amaçla kurulan uzman birim aracılığıyla geri dönüştürülmesi hedefleniyor.

Projenin, kaynakların yeniden kullanılmasına, çevresel etkinin azaltılmasına ve erken toparlanma sürecinin desteklenmesine katkı sağlaması amaçlanıyor.

Suriye genelinde hâlen yaklaşık 50 milyon metreküp enkaz ve moloz bulunduğu tahmin ediliyor.