Libya’da sivil toplum kuruluşlarına getirilen kısıtlamalar tepkiye neden oldu

Başkanlık Konseyi’ne bağlı komisyonun kısıtlamalarına derneklerden ve siyaset arenasından eleştiri var.

Libya Ulusal İnsan Hakları Komitesi Başkanı Ahmed Abdulhekim Hamza. (Şarku’l Avsat)
Libya Ulusal İnsan Hakları Komitesi Başkanı Ahmed Abdulhekim Hamza. (Şarku’l Avsat)
TT

Libya’da sivil toplum kuruluşlarına getirilen kısıtlamalar tepkiye neden oldu

Libya Ulusal İnsan Hakları Komitesi Başkanı Ahmed Abdulhekim Hamza. (Şarku’l Avsat)
Libya Ulusal İnsan Hakları Komitesi Başkanı Ahmed Abdulhekim Hamza. (Şarku’l Avsat)

Libya’da 21 insan hakları örgütü ve 57 önde gelen isim, ülkede sivil toplum kuruluşları oluşturma özgürlüğü üzerindeki kısıtlamaların kaldırılması çağrısı yaparak Başkanlık Konseyi’ne bağlı Trablus Sivil Toplum Komisyonu tarafından ilan edilen ‘keyfi uygulamaları’ kınadı.
Söz konusu kesimler, geçen salı akşamı yaptıkları açıklamada ‘kendilerine bağlı kuruluşların veya kişilerin, Trablus’taki komisyonun onayını almadıkça çalıştaylar düzenlemek, uluslararası kuruluşlarla iş birliği yapmak veya onlardan destek almak da dahil Libya toprakları dışındaki herhangi bir faaliyete katılımının yasaklanması’ nedeniyle duydukları üzüntüyü dile getirdiler.
Başkanlık Konseyi’ne bağlı Sivil Toplum Komisyonu 6 Nisan’da bir genelge yayınladı. Genelge çerçevesinde tüm sivil toplum kuruluşlarının ve üyelerinin ‘Libya toplumunun ilke ve değerlerini ihlal eden, dış taraflarla iş yapmak da dahil olmak üzere herhangi bir şekilde toplumsal güvenliği etkileyen her türden faaliyette bulunması’ yasaklandı.
İnsan hakları örgütlerinin taleplerine eski bakanlar, akademisyenler, yazarlar ve aktivistlerin yanı sıra Temsilciler Meclisi, Libya Kurucu Meclisi, Siyasi Diyalog Forumu ve Devlet Yüksek Konseyi üyeleri de destek verdi.
Ortak bir açıklamaya imza atan taraflar Temsilciler Meclisi’ne, geçen yıl ekim ayında insan hakları örgütleri ve kamuoyuna açık isimler tarafından sunulan yasa taslağını hızlı bir şekilde yürürlüğe koyma çağrısı yaptı. Ayrıca komisyon tarafından örgütlerin çalışmalarına ve faaliyetlerine getirilen kısıtlamaların, Libya Anayasa Bildirgesi’ni ve örgütlenme özgürlüğüne ilişkin uluslararası standartları ihlal ettiğini vurguladılar.
Sivil toplum örgütlerine ve insan hakları savunucularına yönelik keyfi gözaltı, iftira ve tahrik de dahil medyadaki baskı kampanyaları artarken söz konusu taraflar ortak bir açıklama yaptı. Açıklamada söz konusu tedbirlerin, ‘komisyon tarafından örgütlenme özgürlüğünün sistematik olarak kısıtlanmasına yönelik atılmış bir adım’ ve ‘sivil toplumu sindirmeyi ve Libya’daki insan hakları savunucularını susturmayı amaçlayan bir kampanya’ olduğu dile getirildi.

Açıklamada şu ifadeler yer aldı:
“Dernek kurucuları komisyondan onay almadıkça, yurt içindeki ve dışındaki yabancı büyükelçiliklerle, konsolosluklarla ve uluslararası resmi ve sivil toplum kuruluşlarıyla toplantı düzenlemeyeceklerini ve davetiye göndererek iş yapmayacaklarını etmekle yükümlü tutulmaktadır.”
Açıklamaya imza atan kurumlar ve isimler, söz konusu uygulamaları ‘sivil işlerin millileştirilmesi ve sivil toplumun dış dünyadan izole edilmesi’ olarak nitelendirirken komisyonun yurt dışında işlem yapmayı yasaklayan genelgesini ‘eksik prosedürlerin güçlendirilmesi’ çerçevesinde geri çekmesini istediler. Ayrıca söz konusu uygulamaların, ‘örgütlenme özgürlüğüne ilişkin anayasal haklar ve uluslararası standartlarla, ayrıca Libya’nın insan hakları alanındaki uluslararası yükümlülükleriyle tutarsız’ olduğunu vurguladılar.
Açıklamaya imza atan taraflar, birçok sivil toplum kuruluşunun yakın zamana kadar Trablus Sivil Toplum Komisyonu’nun ‘dernek kayıtlarına getirdiği keyfi kısıtlamalardan’ kaçınmak amacıyla Bingazi’deki Sivil Toplum Komisyonu’na kaydolmaya başvurduğunu aktardı. Ancak komisyonun yayınladığı genelgenin ‘Libya’da örgütlenme özgürlüğünün kötüleştiğini gösteren olumsuz bir gelişme’ olduğu belirtildi.
Sivil Toplum Komisyonu tarafından yayınlanan yeni yönetmeliğe göre Libya’da faaliyet gösteren tüm kuruluşlar, yeniden kayıt yaptırmak zorunda. Sivil toplum faaliyetlerini organize eden idare, kaydı kabul etme veya reddedilmesi, dernek için bir banka hesabı açılması, aynı zamanda hesapların kapatılması veya dondurulmasına ilişkin yetkiye sahip. Yönetmelik ayrıca, kuruluşların Birleşmiş Milletler (BM) ofisleriyle iletişim kurmadan veya herhangi bir bağış kabul etmeden önce idareden önceden izin almalarını zorunlu kılıyor.
Libya Ulusal İnsan Hakları Komitesi Başkanı Ahmed Abdulhekim Hamza yaptığı açıklamada, Trablus Sivil Toplum Komisyonu’nun sivil toplum kuruluşlarıyla ilgili olarak çıkardığı kararların ve düzenlemelerin ‘hukuki bir temeli olmayan keyfi uygulamalar’ olduğunu söyledi. Hamza ayrıca söz konusu kararların ve düzenlemelerin, geçici anayasa beyannamesinin bazı maddelerinde yer alan anayasal temellere ve kurallara aykırı olduğunu, bu nedenle geçersiz sayıldıklarını ve hiçbir hukuki etkilerinin bulunmadığını vurguladı.
Ahmed Abdulhekim Hamza, komisyonun ortaya koyduğu eylemlerin ‘eski Ulusal Mutabakat Hükümeti’ne bağlı Başkanlık Konseyi tarafından çıkarılan yönetmeliklerde belirtilen görevlerle çeliştiğini’ söyledi. Hamza’ya göre Ulusal İnsan Hakları Komisyonu, ‘sivil toplum kuruluşlarına getirilen bu keyfi uygulamaların ve kısıtlamaların durdurulması ve yasal çerçeveye aykırılığı nedeniyle 2019 yılında çıkarılan yönetmeliğin iptal edilmesi için’ müdahalede bulunmak amacıyla Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi’ye bir mektup gönderdi.
Libya’da eski Başkanlık Konseyi’ne Fayiz es-Serrac başkanlık ediyordu. Başkanlık Konseyi söz konusu dönemde ‘Sivil Toplum Komisyonu’nun çalışma ihtiyacına göre şube ya da büro açma hakkına sahip olacak şekilde yeniden düzenlenmesi’, ‘sivil toplum kuruluşlarına Libya’da çalışma izni verilmesi’ ve ‘yürürlükteki mevzuata uygun olarak Libyalı ve yabancı STK’ların kaydını düzenlemek için birleşik bir mekanizma kurulması’ kararı almıştı.



Gazze anlaşmasının ikinci aşaması, yaşanan aksaklıkların üstesinden gelmek için ‘kontrollü bir geçiş’ hedefliyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
TT

Gazze anlaşmasının ikinci aşaması, yaşanan aksaklıkların üstesinden gelmek için ‘kontrollü bir geçiş’ hedefliyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)

Gazze Şeridi’ndeki ateşkes anlaşmasının ikinci aşaması, ABD’li yetkililerin teorik olarak başlatıldığını duyurmasından bu yana yaklaşık bir aydır ilerleme kaydedemiyor. Sürecin, istikrarın sağlanması ve çatışmaların yeniden başlamasının önlenmesi için düzenli bir geçişle sürdürülmesi yönünde çağrılar yapılıyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, ikinci aşamaya geçişin eş zamanlı ve kademeli şekilde yürütülmesi gerektiğini, Hamas ile İsrail’in yükümlülüklerini paralel biçimde yerine getirmesinin mevcut tıkanıklığı aşabileceğini belirtti. Uzmanlar, savaşın yeniden patlak verme ihtimali ve anlaşmanın uygulanmasındaki gecikmelere ilişkin kaygılara dikkat çekerken, ABD Başkanı Donald Trump’ın Nobel Barış Ödülü hedefi doğrultusunda kişisel bir başarı elde etmek için baskı yapabileceği değerlendirmesinde bulundu.

Mısır resmi haber ajansı MENA dün yaptığı açıklamada, Mısır Kızılayı’nın 15’inci yaralı, hasta ve engelli Filistinli grubunun karşılanması, uğurlanması ve geçiş işlemlerinin tamamlanmasına refakat edilmesine yönelik insani çabalarını sürdürdüğünü bildirdi.

Gazze Şeridi’ne dönmeyi bekleyen bu kişilerin umutları, Washington’ın 15 Ocak’ta başladığını duyurduğu ikinci aşamasında aksaklıklar yaşanan ateşkes anlaşmasına bağlanmış durumda. Uluslararası toplum ise anlaşmayı tehdit eden risklere dikkat çekiyor.

Birleşik Krallık Dışişleri Bakanı Yvette Cooper, Ortadoğu’da kalıcı barış ve güvenliğe ulaşmak için şiddet ve acı döngüsünü kırmaya yönelik önemli bir fırsat bulunduğunu belirtti. Ancak Gazze Şeridi’ndeki ateşkesin kırılganlığını koruduğunu ve her iki taraftan gelen ihlallerin ABD’nin barış planı sürecini zayıflatabileceğini ifade etti.

Cooper, cuma akşamı yaptığı açıklamada, ikinci aşamaya düzenli bir geçiş çağrısında bulunarak, İsrail ordusunun çekilmesiyle eş zamanlı olarak uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılması ve insani krizin ele alınması gerektiğini vurguladı. Ayrıca Hamas’ın silahsızlandırılması ve gelecekte Gazze Şeridi’nin yönetiminde herhangi bir rol üstlenmemesi şartına dikkat çekti.

dfvgth
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nda yıkılmış evler (AFP)

El-Ahram Siyasi ve Stratejik Araştırmalar Merkezi uzmanlarından Dr. Amr el-Şobaki, ikinci aşamanın esas olarak eş zamanlı bir geçiş gerektirdiğini belirterek, “Trump planı Hamas’ın silahsızlandırılmasını öngörürken, aynı zamanda İsrail’in Gazze Şeridi’nden tamamen çekilmesini de içeriyor. Bu nedenle Gazze’ye tek bir perspektiften bakılmalı ve yükümlülükler bir taraf üzerinde yoğunlaşmadan herkese hatırlatılmalı” dedi.

El-Şobaki, ikinci aşamanın Hamas’ın askeri varlığının sona erdirilmesini kapsadığını ifade ederek, bunun ancak İsrail’in de Gazze Şeridi’nden çekilme, Filistinlileri hedef almama, siyasi bir ufka yönelme, Filistinli bir polis gücüne izin verme ve Gazze’de bir teknokrat komitenin çalışmasına olanak tanıma gibi yükümlülüklerini yerine getirmesi halinde mümkün olacağını söyledi.

Filistinli siyasi analist Eymen er-Rakab ise ikinci aşamanın yalnızca düzenli değil, aynı zamanda sorunsuz bir geçişe ihtiyaç duyduğunu kaydetti. Ancak er-Rakab, bu hususların büyük ölçüde şeklî olduğunu, zira anlaşmanın silahsızlanma, İsrail’in çekilmesi, uluslararası istikrar gücünün konuşlandırılması ve diğer maddeler konusunda mutabakat eksikliği nedeniyle uygulama aşamasında çok sayıda engelle karşı karşıya bulunduğunu dile getirdi.

Bu gelişmelerin gölgesinde AFP, cuma günü Hamas’ın Gazze Şeridi’nde İsrail ordusunun çekildiği bir bölgenin kontrolünü yeniden sağladığını, yerel bir polis gücü konuşlandırdığını ve kamu kurumlarını yeniden faaliyete geçirmeye çalıştığını bildirdi.

ABD Başkanı Donald Trump tarafından Gazze’de savaş sonrası koordinasyonu denetlemek üzere görevlendirilen Nikolay Mladenov, Barış Konseyi toplantısında yaptığı açıklamada, başvuruların açılmasının ardından ilk saatlerde yaklaşık 2 bin Filistinlinin polis teşkilatına kaydolduğunu söyledi.

Gazze Şeridi’ndeki çok uluslu barış gücünün komutanı olarak atanan ABD’li Tümgeneral Jasper Jeffers ise aynı toplantıda, uzun vadeli planın bölgede görev yapacak yaklaşık 12 bin polisi eğitmek olduğunu ifade etti.

scdfgh
Gazze şehrindeki Meçhul Asker Meydanı yakınlarında bulunan bir mülteci kampındaki çadırlar ve barınaklar (AFP)

Er-Rakab, 12 bin polisin eğitileceğine ilişkin açıklamaların Gazze Şeridi’nin güvenliğini sağlamaya yeterli olmayacağını belirterek, Hamas’a bağlı polis gücünün sahadan çekilmesinin yerine bir alternatif oluşturulmadan gerçekleşmesi halinde güvenlik boşluğu doğacağını söyledi. Er-Rakab, Hamas’ın böyle bir durumu kabul etmeyeceğini ve aylar sürebilecek bir geçiş döneminde kısmi bir yetki devri önereceğini ifade etti. Bu nedenle düzenli ve sorunsuz bir geçişin mutabakatlarla hızlandırılması gerektiğini vurgulayan er-Rakab, mevcut durgunluk ortamında Washington’ın İsrail’in kontrolü altındaki bölgelerde yeniden imar sürecini başlatabileceği ve Tel Aviv’e harekete karşı askeri operasyonlara izin verebileceği uyarısında bulundu.

Er-Rakab, en uygun geçiş yolunun Hamas ile güvenlik görevlerinin devrinde kademeli bir anlayışa dayalı mutabakatlardan geçtiğini belirterek, “Sahada gördüklerimiz çatışmayı sona erdirecek bir çözüm değil; krizi uzatmaktan başka sonuç doğurmayan geçici pansuman tedbirlerdir” değerlendirmesinde bulundu.

El-Şobaki ise İsrail’in yalnızca Hamas’ın bedel ödemesinde ısrarcı olduğunu savundu. Buna karşın el-Şobaki, ABD Başkanı Donald Trump’ın kendisini bir barış adamı olarak konumlandırdığına ve Nobel Barış Ödülü dahil çeşitli uluslararası kazanımlar elde etme arayışında olduğuna dikkat çekerek, planın başarısızlığa uğramaması için hâlâ fırsat bulunduğunu ve Trump’ın karmaşık ayrıntılar ile çok sayıdaki zorluğa rağmen daha fazla baskı uygulayabileceğini ifade etti.


Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı: Prefabrik evler Gazze Şeridi'ne ulaşmadı

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
TT

Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı: Prefabrik evler Gazze Şeridi'ne ulaşmadı

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)

Filistinli sivil toplum kuruluşlarının çatı kuruluşu Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı (PNGO) Başkanı Emced eş-Şeva dün yaptığı açıklamada, yerinden edilmiş kişilerin insani ihtiyaçlarının çok büyük olmasına rağmen, şimdiye kadar hiçbir prefabrik evin Gazze Şeridi'ne girmediğini söyledi. Şeva, İsrail ordusunu, ‘Gazze Şeridi'nin geniş alanlarını kontrol etmeye devam etmekle ve sarı hat olarak bilinen alanı yerleşim bölgelerine doğru genişletmekle’ suçladı.

Şeva, Alman Haber Ajansı DPA’nın aktardığı basın açıklamasında, gerçek konut çözümlerinin bulunmaması ve insani yardım anlaşmalarında öngörülen prefabrik evlerin girişine izin verilmemesi nedeniyle binlerce ailenin halen harap haldeki çadırlarda veya açıkta yaşadığını söyledi.

vfvfd
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkıntılar arasında yapılan toplu iftar (EPA)

İsrail ordusunun ‘Gazze Şeridi'nin yaklaşık yüzde 60'ını fiilen kontrol ettiğini’ belirten Şeva, ‘sarı hattın’ genişletilmesinin, özellikle Gazze Şeridi'nin doğu ve kuzey kesimlerinde, sakinlerin kullanabileceği alanları azalttığını kaydetti.

Bu hamlelerin devam etmesinin yardım çalışmalarını zorlaştırdığını ve yerel ve uluslararası kuruluşların en çok etkilenen gruplara ulaşma kabiliyetini sınırladığını söyleyen Şeva, ‘barınak malzemeleri, yeniden inşa malzemeleri ve insani yardımın girişine izin vermek için sınır geçişlerinin tamamen ve düzenli olarak açılması’ çağrısında bulundu.

Sınır geçişlerinin hareketliliği ile ilgili olarak Şeva, yardımların girişinin ‘ihtiyaç duyulanın altında’ kaldığını açıkladı. PNGO Başkanı, inşaat malzemeleri ve prefabrik evlerin girişine getirilen kısıtlamaların, aylardır kötüleşen konut krizini çözme çabalarını engellediğini belirtti. İsrail tarafı bu açıklamalara ilişkin herhangi bir yorumda bulunmadı.

Bu durum, 7 Ekim 2023'te İsrail ile Hamas arasında patlak veren savaşın ardından Gazze Şeridi'nde yaşanan zorlu insani koşullar ve altyapı ile evlerin yaygın olarak tahrip olmasıyla ortaya çıktı.

dsvds
Binlerce Filistinli aile, Gazze Şeridi'nde yıkık evlerinin enkazı arasında, harap çadırlarda veya açık havada yaşamaya devam ediyor (AFP)

Geçtiğimiz ekim ayında bir ateşkes anlaşması yürürlüğe girdi, ancak Gazze'deki yerel kuruluşlar, hareket ve geçiş kısıtlamalarının bölgeye giren yardım ve yeniden inşa malzemelerinin hızını etkilemeye devam ettiğini belirtiyor.

“Sarı hat” terimi, İsrail ordusunun konuşlandırıldığı ve Gazze Şeridi sınırı yakınlarında tampon bölge olarak sınıflandırılan, Gazzelilerin erişiminin kısıtlandığı ve konut ve tarım faaliyetleri için kullanılabilir alanın azaldığı bölgeleri ifade etmek için kullanılıyor.

Birleşmiş Milletler (BM) ve yerel kuruluşlar, yüzbinlerce Filistinlinin halen geçici veya kalıcı barınma çözümlerine ihtiyaç duyduğunu tahmin ederken, uluslararası toplum Gazze Şeridi'ne giden sınır kapılarından insani yardım ve yeniden inşa çalışmalarının kolaylaştırılması için çağrılar yapmaya devam ediyor.


ABD'nin İsrail Büyükelçisi'nin açıklamalarına Arap ve İslam dünyası tepki gösterdi

Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)
Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)
TT

ABD'nin İsrail Büyükelçisi'nin açıklamalarına Arap ve İslam dünyası tepki gösterdi

Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)
Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)

Arap ve Müslüman ülkeler tarafından bugün yapılan ortak açıklamada, ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee'nin, Tevrat'a dayanarak İsrail'in Ortadoğu'nun büyük bir bölümünü kapsayan topraklar üzerinde hakkı olduğunu söylediği açıklamalarını kınadılar.

ABD’li muhafazakar çizgideki gazeteci Tucker Carlson, 2025 yılında Başkan Donald Trump tarafından büyükelçi olarak atanan, eski Baptist papazı ve Yahudi devletinin önde gelen destekçisi Huckabee ile bir röportaj gerçekleştirdi.

Arap ve İslam ülkeleri tarafından yapılan ortak açıklamada şöyle denildi:

"Suudi Arabistan Krallığı, Mısır Arap Cumhuriyeti, Ürdün Haşimi Krallığı, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Endonezya Cumhuriyeti, Pakistan İslam Cumhuriyeti, Türkiye Cumhuriyeti, Bahreyn Krallığı, Katar Devleti, Suriye Arap Cumhuriyeti, Filistin Devleti, Kuveyt Devleti, Lübnan Cumhuriyeti, Umman Sultanlığı, Körfez İşbirliği Konseyi Sekreterliği, Arap Birliği (AL) ve İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT), ABD'nin İsrail Büyükelçisi'nin, işgal altındaki Batı Şeria dahil olmak üzere Arap devletlerine ait topraklar üzerinde İsrail'in kontrolünü kabul ettiğini belirten açıklamalarını kategorik olarak kınıyor ve derin endişelerini ifade ediyor.”

Açıklamada, ‘uluslararası hukuk ilkelerini ve Birleşmiş Milletler (BM) Şartını açıkça ihlal eden ve bölgenin güvenliği ve istikrarına ciddi bir tehdit oluşturan bu tür tehlikeli ve kışkırtıcı açıklamaların kategorik olarak reddedildiği’ vurgulandı.

dfvgthy
ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee (Reuters)

Suudi Arabistan, Büyükelçisi Huckabee’nin açıklamalarını ‘sorumsuzca’ ve ‘tehlikeli bir emsal’ olarak değerlendirirken Ürdün, bu sözleri ‘bölge ülkelerinin egemenliğine yönelik bir ihlal! olarak gördü. Mısır, !İsrail'in işgal altındaki Filistin toprakları veya diğer Arap toprakları üzerinde egemenliği olmadığını’ teyit etti.

Kuveyt, Huckabee’nin açıklamalarını ‘uluslararası hukuk ilkelerinin açık bir ihlali’ olarak kınarken Umman, bu sözlerin ‘barış şansını zedelediğini ve bölgenin güvenliğini ve istikrarını tehdit ettiğini’ vurguladı.

Filistin Yönetimi, Huckabee’nin açıklamalarının ‘ABD Başkanı Donald Trump'ın işgal altındaki Batı Şeria'nın ilhakını reddeden açıklamasının tersi’ olduğunu değerlendirdi.

ABD’nin İsrail Büyükelçisi dün sosyal medya platformu X’te, Siyonizm'in tanımı da dahil olmak üzere röportajda tartışılan diğer konular hakkındaki tutumunu açıklığa kavuşturmak için iki mesaj yayınladı. Ancak İsrail'in Ortadoğu'daki topraklar üzerindeki kontrolüne ilişkin açıklamalarına değinmedi.

Huckabee, söz konusu açıklamaları, İsrail'in 1967'den beri işgal altında tuttuğu Batı Şeria üzerindeki kontrolünü artırmak için önlemlerini yoğunlaştırdığı bir dönemde yaptı.

İsrail, onlarca yıl önce Doğu Kudüs ve Suriye'ye ait Golan Tepeleri'nin bir kısmını ilhak ettiğini açıklamıştı.