İran’da Meclis Başkanı’na öfke artıyor

Öğretmenler hayat şartlarını protesto ediyor.

Ülkenin batısındaki Senendec’de dün Milli Eğitim Bakanlığı’nın kararlarına karşı protesto düzenlendi. (Öğretmenler Sendikası Koordinasyon Komitesi)
Ülkenin batısındaki Senendec’de dün Milli Eğitim Bakanlığı’nın kararlarına karşı protesto düzenlendi. (Öğretmenler Sendikası Koordinasyon Komitesi)
TT

İran’da Meclis Başkanı’na öfke artıyor

Ülkenin batısındaki Senendec’de dün Milli Eğitim Bakanlığı’nın kararlarına karşı protesto düzenlendi. (Öğretmenler Sendikası Koordinasyon Komitesi)
Ülkenin batısındaki Senendec’de dün Milli Eğitim Bakanlığı’nın kararlarına karşı protesto düzenlendi. (Öğretmenler Sendikası Koordinasyon Komitesi)

İran'daki öğretmenler dün, ücretler ve emeklilik başlıklarındaki reformların uygulanmaması ve kötüleşen yaşam koşulları nedneiyle ülke genelinde protestolar düzenledi. Protestolara geniş bir katılım vardı.
Öğretmenler Sendikası Koordinasyon Komitesi, Telegram aracılığıyla yaptığı açıklamada, 50'ye yakın şehirde eğitim daireleri binalarının önünde nöbet tutulduğunu bildirdi. Komite Sözcüsü Muhammed Habibi, Twitter'dan yaptığı açıklamada, Tahran'ın Zara ve Gisha bölgelerinde 70 öğretmenin güvenlik güçleri tarafından tutuklandığını aktardı.

Komite tarafından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“Bugün Karni Caddesi’nde uygulanan güvenlik uygulamasında toplanmayı engelleyen güvenlik güçleri, yaklaşık 40 öğretmeni tutuklayarak gözaltı merkezine nakletti.”
Açıklamada tutuklulardan birinin 80 yaşında emekli bir öğretmen olduğuna dikkat çekildi. Daha sonra yapılan açıklamada da yetkililerin tutuklanan 70 öğretmeni serbest bıraktığı belirtildi.

Söz konusu açıklamanın devamı şöyle oldu:
“Bu düzeydeki saldırı ve şiddet, eski İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani hükümetinde 22 Temmuz 2015'te düzenlenen mitingleri hatırlatıyor. Bu baskıcı yaklaşımın her türlü adalet talebi karşısında kurumun ve rejimin yaklaşımı olduğu anlaşılıyor.”
Tutukluların tamamının derhal serbest bırakılmasını ve Milli Eğitim Bakanlığı’nı ‘öğretmenlere karşı bir komplo merkezi’ haline getiren bakanın görevden alınmasını talep eden komite, kendilerine ait olduğunu vurguladığı sokaklara geri dönecekleri uyarısında bulundu.
İran'ın Kürdistan eyaletinde yer alan Senendec şehrindeki öğretmenler; parlamento, hükümet, Milli Eğitim Bakanı ve devlet televizyonu karşısında kırmızı pankartlar açtı. Gilan Eyaleti’nin başkenti Reşt şehrinde öğretmenler, gözaltına alınan tüm sendika üyelerinin fotoğraflarının yer aldığı bir pankart astı.
Cafer İbrahimi ve Resul Badaki gibi sendika üyeleriyle dayanışma sloganları atan öğretmenler, yetkililer tarafından tutuklanan öğretmenlerin serbest bırakılmasını talep etti.
İran Mahkemesi bu hafta başlarında Resul Badaki aleyhinde beş yıl hapis cezası vermiş, başkent Tahran'da veya komşu illerde ikamet etmesini engellemişti.
Badaki, geçtiğimiz kasım ayında protestolara katılması dolayısıyla tutuklanmıştı. Aynı zamanda 2009 yılında düzenlenen Yeşil Hareket protestolarının eski tutuklularından olan Badaki, Eylül 2009'da rejim karşıtı propaganda yapmaktan altı yıl hapis cezasına çarptırılmıştı.

Fiyat artışlarına ilişkin kriz sürüyor
Diğer yandan ülkede fiyatlardaki artış ise son günlerde parlamento ve hükümete karşı öfkenin daha da artmasına neden oluyor. Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi yönetimi, fiyat artışlarını engelleyemediği için milletvekillerinin eleştirileriyle karşı karşıya.
Reisi ve İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Galibaf, fiyat artışlarından önceki hükümeti sorumlu tutuyor. Fiyatlardaki son yükseliş dalgası, nükleer anlaşmayı yeniden hayata geçirmeyi amaçlayan Viyana müzakerelerinde kaydedilen bocalamanın ardından geldi. Müzakerelerin başarısı, Donald Trump tarafından getirilen yaptırımların kaldırılmasını sağlayabilir.
İran, nükleer anlaşmaya geri dönme yönünde bir anlayışa ulaşmak için Devrim Muhafızları'nın ABD ve Avrupa’nın terör örgütleri ve yaptırım listelerinden çıkarılmasını talep ediyor.
Devrim Muhafızları eski komutanı General Hüseyin Alayi çarşamba günü Jamaran haber sitesine verdiği demeçte şunları söyledi:
“Devrim Muhafızları, adı terör örgütleri listesinde kalsın istemiyor. Daha da önemlisi, bunun müzakerelerin bir neticeye ulaşmasına engel olduğu yönünde kamuoyundaki izlenimi kaldırmak istiyor.”
Diğer yandan Eski İran Devrim Muhafızları Hava Kuvvetleri Komutanı Galibaf ise İstanbul Havalimanı'nda eşi, kızı ve damadının ‘alışverişten’ döndüğünün görüldüğü fotoğrafların gündem olması üzerine birçok eleştiri ile karşı karşıya kaldı. Bunun üzerine öğretmenler, söz konusu protestolarda Galibaf aleyhinde sloganlar attı.
Söz konusu fotoğrafların, Galibaf'ın kızının bebek ürünlerinden oluşan bir paketi geçirmekte ısrar etmesi üzerine havayolu personeli ile arasında çıkan tartışmanın ardından çekildiği anlaşıldı. Reformist aktivistler, İran'da kullanımı yasak olan Twitter üzerinden olayın ayrıntılarını aktardı.
Galibaf’ın en büyük oğlu İlyas Galibaf ise Instagram hesabından paylaştığı gönderide, halkın ekonomik koşulları göz önüne alındığında böyle bir ziyaretin kesinlikle yanlış olduğunu vurguladı. Ancak bebek alışverişi için gidilmediğini söyleyen İlyas Galibaf, “Bu yolculuk affedilmez bir hata. Zira babama dair önceki suçlamaların doğru olduğunu gösteriyor. İnsanların güvenini sarstığı, devrim karşıtlarına koz verdiği için affedilmez bir hatadır” ifadelerini kullandı.
Bu olay üzerine İranlılar da sosyal medyada “sismoni (Farsçada bebek alışverişi anlamına geliyor) gate” etiketini açtı. Öğretmenler de protestolarda bu etiketi kullandı.
Devrim Muhafızları tarafından dün yapılan açıklamada, Galibaf ailesinin Türkiye ziyaretinin bebek malzemeleri satın almak amacıyla gerçekleştirmediği ve havalimanında ağırlık fazlalığı yaşanmadığı öne sürüldü. Ayrıca Galibaf’ın bu ziyarete karşı bir tutum sergilediği kaydedildi.  
Reformist İbtikar gazetesi, Galibaf’ın gölgesinin bebek şeklinde resmedildiği bir karikatür yayınladı. Galibaf’ın istifa etmesiniisteyen reformist Aftab gazetesi de “Tarihe şöyle yazılacak: İran halkı zar zor geçinirken Meclis Başkanı’nın eşi ve kızı ise bebek kıyafetleri almak için Türkiye'ye gidiyor” ifadelerine yer verdi.
Meclis Başkanı’nın medya danışmanı ‘çocukların hatalarının neden ebeveynlerin siciline kaydedildiğini’ sorgularken eski milletvekili Hamid Resayi ise “Çocukların hatalarını ebeveynlerin siciline yazmamamız gerektiği gibi, babaların çocukları adına verdikleri özürleri de yazmamalıyız” açıklamasında bulundu.
Galibaf, 2017’deki seçimlerde rakibi eski Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ile arasındaki televizyon tartışmasında bir bakanın kızının İtalya'dan çocuk kıyafetleri ithal ettiği suçlamasında bulunmuştu.
Yolsuzluk meselesi dahilinde yürütülen söz konusu tartışma, 2017 seçimlerindeki temel meselelerdendi. Galibaf söz konusu dönemde, Tahran belediyesine ait gayrimenkullerin piyasa değerinin altında fiyatlarla satılması skandalı kapsamında yolsuzluk suçlamalarıyla karşı karşıya kalmıştı. Eski Cumhurbaşkanı’nın adı da yetkililerin ve banka başkanlarının maaşlarıyla bağlantılı bir skandala karışmıştı.



Etiyopya-Rusya silah anlaşması... Afrika Boynuzu’ndaki güç dengeleri nasıl değişecek?

(foto altı) Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, dördüncü nesil Su-35 savaş uçaklarının teslim töreni sırasında (Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed’in X hesabı)
(foto altı) Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, dördüncü nesil Su-35 savaş uçaklarının teslim töreni sırasında (Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed’in X hesabı)
TT

Etiyopya-Rusya silah anlaşması... Afrika Boynuzu’ndaki güç dengeleri nasıl değişecek?

(foto altı) Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, dördüncü nesil Su-35 savaş uçaklarının teslim töreni sırasında (Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed’in X hesabı)
(foto altı) Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, dördüncü nesil Su-35 savaş uçaklarının teslim töreni sırasında (Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed’in X hesabı)

Etiyopya’nın Rusya’dan bir silah anlaşması kapsamında aldığı askeri teçhizat, Addis Ababa ile Asmara arasında yakın zamanda çıkması muhtemel bir savaşın eşiğine gelen Afrika Boynuzu’ndaki gerilimin arttığı bir döneme denk geldi. Geçtiğimiz ekim ayının başından itibaren diplomatik ilişkilerin kesilmesinin ardından belirgin biçimde artan gerilim, Etiyopya’nın denize açılan bir limana ulaşma konusundaki ısrarı ve Nil sularına ilişkin anlaşmazlıklar nedeniyle Mısır’la yaşadığı sorunlarla birlikte bölgedeki tansiyonu yükseltiyor.

Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed’in açıklaması da bu gerilim ortamında spekülasyonları artırdı. Abiy Ahmed, geçtiğimiz ekim ayının sonunda, 4++ sınıfı 12 adet Su-35 savaş uçağını içeren teslimatın ardından yaptığı açıklamada, anlaşmanın ‘Etiyopya’nın stratejik caydırıcılık kapasitesini güçlendirdiğini’ söyledi. Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar ise bu adımın bölgedeki güç dengelerine ilişkin hesaplamaları değiştirdiğini ve silahlanma yarışını hızlandırdığını, olası bir çatışma ihtimalinin de göz ardı edilemeyeceğini belirtti.

Su-35S, 4++ nesil, üstün manevra kabiliyetine sahip bir savaş uçağı olarak biliniyor ve üretiminde beşinci nesil teknolojilerin bir bölümünden yararlanıldı. Russia Today’in kısa süre önce yayımladığı güncel bilgilere göre uçak, 20 kilometreye kadar irtifada saatte 2 bin 500 kilometre hıza ulaşabiliyor. Ayrıca havadan havaya ve havadan karaya füzelerin yanı sıra serbest düşüşlü ve güdümlü bombalardan oluşan toplam 8 ton mühimmat taşıyabiliyor.

Etiyopya ilk partiyi teslim aldı

Abiy Ahmed, 28 Ekim’de Rusya-Afrika Zirvesi’ne katılmak üzere Moskova’ya gerçekleştirdiği ziyaret sırasında yaptığı açıklamada, ülkesinin dördüncü nesil geliştirilmiş 4++ sınıfı 12 adet Su-35 savaş uçağından oluşan ilk partiyi teslim aldığını ve S-400 hava savunma sistemlerinden oluşan dört bataryanın da teslim edilmesinin planlandığını söyledi.

Abiy Ahmed, “Bu kritik ekipmanların planlanan tarihten önce hızlandırılmış şekilde teslim edilmesi, Etiyopya’nın savunma sisteminin geliştirilmesi açısından önemli bir başarıdır” dedi. Etiyopya savunma güçlerinin hazırlık seviyesindeki artışın, ülkenin olası her türlü saldırıyı caydırma kapasitesini güçlendirdiğini de vurguladı.

Bu yaklaşım, Etiyopya ordusunun değerlendirmeleriyle de örtüşüyor. Etiyopya Hava Kuvvetleri Komutan Yardımcısı Meseret Getachew, geçtiğimiz ağustos ayında yaptığı açıklamada, “Etiyopya Hava Kuvvetleri’nin operasyonel ve savunma kapasitesindeki artış, ülkenin caydırıcılık gücünü artırıyor ve ulusal çıkarlara karşı harekete geçmeyi düşünen tarafları adımlarını yeniden değerlendirmeye sevk ediyor” ifadesini kullanmıştı.

scdfvb
Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, savaş uçaklarının teslimatı sırasında (Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed’in X hesabı)

Kriz yönetimi ve müzakere alanında uzmanlaşmış Sudanlı askeri uzman Emin İsmail Meczup, Etiyopya ordusunun Rusya’dan gelişmiş silah sistemleri temin etmek amacıyla doğuya yönelmesiyle askeri modernizasyon planlarında niteliksel bir stratejik dönüşüm yaşadığını belirtti.

Meczup, “Bu anlaşmaların tamamlanması, bölgede son 20 yıldır devam eden stratejik dengeleri bozan büyük bir askeri sıçrama anlamına geliyor. Bu durum, bölgede silahlanma yarışının ve istikrarsızlığın habercisi olduğu gibi Rönesans Barajı meselesi ve Addis Ababa’nın gerekirse güç kullanarak Kızıldeniz’e ulaşma girişimleri açısından da sonuçlar doğurabilir” değerlendirmesinde bulundu.

Askeri kapasitenin güçlendirilmesi

Mısırlı askeri uzman Semir Ragıb da Abiy Ahmed yönetiminin bu anlaşmayı, Afrika Boynuzu’nda kendisini çevreleyen askeri güç ve teçhizat bakımından daha zayıf ülkelere kıyasla askeri kapasitesini artıran bir adım olarak gördüğünü belirtti. Ragıb’a göre Etiyopya yönetimi ayrıca, ülke içindeki varlığını sağlamlaştırmayı, bunun yanı sıra Eritre üzerindeki emellerini gerçekleştirmeyi hedefliyor. Bu hedefler yalnızca bir limana veya denize açılan bir kapıya ulaşma arzusuyla sınırlı değil.

Ragıb, Addis Ababa yönetiminin Sudan’daki Hızlı Destek Kuvvetleri’ne (HDK) destek vermek, ülkedeki altyapıyı ve askeri kampları hedef almak amacıyla askeri kapasitesini modernize etmeye çalıştığını da belirtti. Bunun Mısır’la doğrudan bir çatışmaya yol açmadan, ülkenin güney sınırları açısından dolaylı bir tehdit oluşturduğunu ifade etti.

Gözlemciler, söz konusu anlaşmanın Etiyopya’nın Afrika Boynuzu’ndaki doğrudan komşuları Somali, Eritre ve Cibuti karşısında insan gücü ile hava ve kara askeri teçhizatı bakımından üstünlüğünü artırdığını değerlendiriyor. Ancak Etiyopya, Eritre’nin 1993’te bağımsızlığını kazanmasının ardından denize kıyısı olmayan ve deniz kuvvetlerinden yoksun bir ülke konumunda bulunuyor. Abiy Ahmed’in 2018’de iktidara gelmesinden bu yana Etiyopya, Mısır ve Eritre’nin açık ve tekrarlanan itirazlarına rağmen denize açılan bir limana ulaşma talebini sık sık gündeme getiriyor.

dju
Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, Moskova’da dördüncü nesil Su-35 savaş uçaklarını teslim alırken (Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed’in X hesabı)

Global Firepower internet sitesinin yayımladığı son sıralamada Etiyopya, 145 ülke arasında askeri kapasite bakımından dünya genelinde 47’nci sırada yer alırken Eritre 119’uncu sırada bulunuyor. İki ülke, 1998-2000 yılları arasında yıkıcı bir savaş yaşamıştı. Etiyopya, ekim ayının başından bu yana komşusu Eritre’yi ülkenin kuzeyindeki isyancılara destek vermekle suçluyor. Eritre ise bu suçlamayı reddederek söz konusu iddiayı ‘savaş ilanı’ olarak nitelendiriyor.

Gelecek senaryoları

Etiyopya’nın yeni silahlanma hamleleri ışığında Afrika Boynuzu’nda yakın gelecekte yaşanabilecek gelişmelere ilişkin senaryoları değerlendiren Meczup, üç olasılığa dikkat çekti. İlk senaryonun, Rönesans Barajı gibi stratejik tesislerin ve sınırların güvence altına alınması yoluyla caydırıcılığın sağlanması olduğunu belirten Meczup, ikinci senaryonun Addis Ababa yönetiminin yeni silah envanterini denizden veya karadan yürütülecek çatışmalarda kullanarak bir deniz limanının kontrolünü ele geçirmeye çalışması olduğunu ifade etti. Üçüncü senaryonun ise bölge ülkelerinin de modern askeri teknolojilere ve karşı koyabilecekleri yeni nesil savaş uçaklarına yönelmesiyle bölgesel güç dengesinin oluşması ve karşılıklı caydırıcılığın sağlanması olduğunu kaydetti.

Meczup, Afrika Boynuzu’nun yakın gelecekte geniş çaplı istikrarsızlık dalgalarına ve bölgesel bir savaşa yol açabilecek gerilimlere sahne olabileceği uyarısında bulundu. Özellikle Etiyopya ile Eritre arasında bir savaş çıkma ihtimaline dikkat çeken Meczup, Etiyopya’nın Mısır ve Sudan’la yaptığı bağlayıcı anlaşmalara uymaması durumunda uzun vadede bir su savaşının da yaşanabileceğini belirtti.

Ragıb ise Addis Ababa yönetiminin Eritre veya ayrılıkçı Somaliland bölgesi üzerinden güç kullanarak Kızıldeniz’e ulaşma hedefinin doğurabileceği sonuçlara dikkat çekti. Etiyopya’ya bir deniz kapısı açılmasının İsrail ve Rusya gibi uluslararası ve bölgesel güçlerin Kızıldeniz’de varlık göstermesinin önünü açacağını belirten Ragıb, bunun Afrika Boynuzu’nda deniz ulaşımının güvenliğini ve bölgesel istikrarı tehdit edeceğini vurguladı.

Ragıb ayrıca, Rusya’nın silah anlaşmalarındaki yaklaşımının, Mısır gibi ortak ülkelerle arasındaki siyasi dengeleri dikkate almaksızın, arz ve talebe dayalı doğrudan ticari bir mantık üzerine kurulu olduğunu düşünüyor.

Uluslararası ilişkiler ve Rusya uzmanı Dmitry Bridzhe, söz konusu anlaşmanın Rusya ile Mısır arasındaki ilişkileri etkilemesini beklemiyor. Bridzhe, Rusya yönetiminin Arap dünyası ve Afrika’daki karmaşık ve iç içe geçmiş çıkarlarını koruyacak dengeli ortaklıklar kurmaya özen gösterdiğini belirtti.

Bridzhe, Moskova ile Addis Ababa arasındaki askeri iş birliğinin, bölgede yaşanan dönüşümler ve Rusya’nın mevcut karmaşık koşullara rağmen Afrika’daki rolünü güçlendirme ve kıtada stratejik bir dayanak noktası oluşturma isteği çerçevesinde doğal bir süreç olduğunu ifade etti.

Bridzhe, Rusya’nın silah anlaşmasının güç dengelerini değiştirmek ve yeniden şekillendirmek amacı taşımadığını, Batı’nın güçlü rekabeti karşısında Rusya’nın bölgedeki rolünü güçlendirmeye yönelik mutabakat ve anlaşmalar kapsamında değerlendirilebileceğini belirtti. Bridzhe’e göre bu adım, aynı zamanda Rus silahlarının etkinliğini sınamak ve sahadaki performanslarını geliştirmek için bir fırsat niteliği taşıyor.


Tahran, Doha'nın arabuluculuğunu ve Trump'ın kararını bekliyor

CENTCOM'un, bölgedeki bir tatbikat sırasında HIMARS tipi çok namlulu roketatar sisteminin askerî uçakla taşınmasına ilişkin yayımladığı fotoğraf (CENTCOM)
CENTCOM'un, bölgedeki bir tatbikat sırasında HIMARS tipi çok namlulu roketatar sisteminin askerî uçakla taşınmasına ilişkin yayımladığı fotoğraf (CENTCOM)
TT

Tahran, Doha'nın arabuluculuğunu ve Trump'ın kararını bekliyor

CENTCOM'un, bölgedeki bir tatbikat sırasında HIMARS tipi çok namlulu roketatar sisteminin askerî uçakla taşınmasına ilişkin yayımladığı fotoğraf (CENTCOM)
CENTCOM'un, bölgedeki bir tatbikat sırasında HIMARS tipi çok namlulu roketatar sisteminin askerî uçakla taşınmasına ilişkin yayımladığı fotoğraf (CENTCOM)

Tahran, Katar'ın yürüttüğü arabuluculuk girişiminin sonuçlarını ve ABD Başkanı Donald Trump'ın saldırıların yeniden başlatılmasına ilişkin kararını beklerken, İranlı askerî yetkililer olası yeni bir çatışmanın Batı Asya dışına taşınabileceği tehdidinde bulundu.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, dün Parlamento Ulusal Güvenlik Komisyonu toplantısı sırasında yaptığı açıklamada, Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılmasına yönelik “iki günlük plan” hakkındaki müzakerelerin sürdüğünü ve ilerleme kaydedildiğini, ancak henüz nihai bir sonuca ulaşılmadığını söyledi. Arakçi, sürecin “karşı tarafın vereceği yanıtlara bağlı olduğunu” belirtti.

İranlı heyetin Doha ziyaretinde Washington ile herhangi bir müzakere gerçekleştirmediğini kaydeden Arakçi'nin, Ulusal Güvenlik Komisyonu Sözcüsü Hasan Kaşkavi tarafından aktarılan açıklamasına göre Tahran, “yedi şartının yerine getirilmesinde ısrar ediyor,”

Bu açıklamalar, Trump'ın görüşmelerin iyi gittiğini, ancak İranlıların pek güvenilir olmadığını söylemesinden ve Balta Dağı'nı vurma tehdidinde bulunmasından saatler sonra yapıldı.

İran'ın yeni lideri Mücteba Hamaney, cumartesi günü silahlı kuvvetlere olası saldırılara karşılık vermek üzere hazırlıklı olmaları talimatını verdi.

İran Ordu Sözcüsü Muhammed Ekremi-Niya, silahlı kuvvetlerin ABD'ye “Batı Asya dışında da” karşılık vermeye hazır olduğunu belirterek, çok daha uzun sürebilecek bir savaş konusunda uyarıda bulundu.

İran Devrim Muhafızları Ordusu Sözcüsü Hüseyin Muhibbi ise ABD ile yaşanacak bir savaşta “coğrafi açıdan hiçbir sınırın bulunmadığını” söyledi.


Trump, Carney ile görüşmesinin ardından Kanada ile boru hattını da kapsayan bir anlaşma önerisi sundu

ABD Başkanı Donald Trump, Iowa eyaletinin Dubuque kentindeki ziyareti sırasında (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Iowa eyaletinin Dubuque kentindeki ziyareti sırasında (AFP)
TT

Trump, Carney ile görüşmesinin ardından Kanada ile boru hattını da kapsayan bir anlaşma önerisi sundu

ABD Başkanı Donald Trump, Iowa eyaletinin Dubuque kentindeki ziyareti sırasında (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Iowa eyaletinin Dubuque kentindeki ziyareti sırasında (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump dün yaptığı açıklamada, yönetiminin Kanada ile yeni bir ticaret anlaşmasına yönelik taslağa sahip olduğunu söyledi. Kanada Başbakanı Mark Carney ise iki liderin, ticari anlaşmazlık yaşayan ülkeleri arasındaki ticaretin geleceğine ilişkin verimli bir görüşme gerçekleştirdiğini belirtti.

Trump, Iowa eyaletinin Dubuque kentinde gazetecilere yaptığı açıklamada, «Dün kendisiyle yeniden görüştüm. Çiftçilerimiz ve ülkemiz için harika olacak bir anlaşmaya ilişkin bir taslağımız var. Bu konuda her şey yolunda gidecek» dedi.

Carney ise dün daha önce sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, görüşmenin «karşılıklı fayda sağlayacak bir ticaret anlaşmasının çerçevesine ilişkin son dönemde gerçekleştirilen yapıcı görüşmeleri ileriye taşıdığını» belirtti. Carney, söz konusu anlaşmanın istihdam olanaklarını artırmayı, yaşam maliyetlerini düşürmeyi ve Kanada'nın dillerine, kültürüne ve egemenliğine tam saygı göstermeyi amaçladığını ifade etti.

Carney, X hesabından yaptığı paylaşımda, «Ekiplerimiz, önümüzdeki haftalarda bu sonucu elde etmek için çalışmalarını sürdürecek» dedi.

Trump, anlaşmanın kapsamına, eski ABD Başkanı Joe Biden tarafından 2021 yılında iptal edilen Keystone XL petrol boru hattı projesinin de dahil olacağını söyledi.

Trump dün yaptığı açıklamada, «Keystone boru hattını inşa edecekler. Maliyetini de kendileri karşılayacak. Biz de onlara güzergâhı sağlayacağız. Güzergâh büyük ölçüde belirlenmiş durumda» ifadelerini kullandı.

Carney'nin ofisi, Trump'ın açıklamalarına ilişkin yorum talebine henüz cevap vermedi.

Son aylarda Kanada ve ABD, birbirlerine milyarlarca dolarlık gümrük vergileri uyguladı. Kanada'ya yönelik tarifeler, salı günü yapılacak ABD ara seçimleri öncesinde, ülkenin kuzey sınırındaki bazı eyaletlerde de siyasi tartışma konusu haline geldi.

Trump, geçen hafta Kanada ile bir ticaret anlaşmasının yakında sağlanacağını söylemişti. Ancak Kanada tarafı, çelik ve otomobil sektörlerindeki tarifelerin hafifletilmesine yönelik çabalara rağmen, ticaret görüşmelerinde sınırlı ilerleme kaydedildiğini daha önce açıklamıştı.