Twitter iklim krizinin olmadığını savunan reklamları yasakladıhttps://turkish.aawsat.com/home/article/3608001/twitter-iklim-krizinin-olmad%C4%B1%C4%9F%C4%B1n%C4%B1-savunan-reklamlar%C4%B1-yasaklad%C4%B1
Twitter iklim krizinin olmadığını savunan reklamları yasakladı
"İklim krizinin inkarı platform aracılığıyla kâr getiren bir faaliyete dönmemeli"
Twitter uygulaması logosu bir cep telefonu ekranında (AFP)
Kalifornia/Şarku’l Avsat
TT
TT
Twitter iklim krizinin olmadığını savunan reklamları yasakladı
Twitter uygulaması logosu bir cep telefonu ekranında (AFP)
Sosyal medya devi Twitter, iklim değişikliğini inkar eden reklamları yasakladı.
Platformun küresel sürdürülebilirlik yöneticisi Casey Junod, 22 Nisan'da kutlanan Dünya Günü kapsamında alınan karara dair açıklamasında, "İklim değişikliği hakkındaki bilimsel mutabakatla çelişen ve halkı yanlış yönlendiren reklamlar, içerik politikamız gereğince yasaklanmıştır" ifadelerini kullandı.
Açıklamada iklim değişikliğinin gerçek olmadığını savunan reklamların platform üzerinden kişi ya da kuruluşlara getiri sağlamasının istenmediği belirtilerek, "İklim değişiklinin inkarı Twitter aracılığıyla kâr getiren bir faaliyete dönmemeli. Halkı yanlış yönlendiren reklamlar iklim krizine dair önemli fikir alışverişlerini engellememeli" dendi.
Junod, "İklim değişikliğine yönelik yanıltıcı reklamların gezegeni korumayı amaçlayan çabaların altını oyduğunu düşünüyoruz" ifadelerini kullandı.
Twitter, iklim değişikliği hakkında "güvenilir ve yetkili kaynaklardan" gelen bilgilerin paylaşılmasını sağlamak için ileriye dönük başka planlar yapıldığını da belirtirken, bunlara dair detayları paylaşmadı.
Geçen yıldan bu yana platformda "sürdürülebilirlik" çalışmalarıyla ilgili paylaşımlar yüzde 150, "karbonsuzlaştırma" çabalarına dair içeriklerse yüzde 50 artış gösterdi.
Google da ekimde iklim değişikliğini inkar eden veya bununla ilgili propagandadan kâr getiren reklamları yasakladığını duyurmuştu.
Twitter - Elon Musk çekişmesi
Twitter son dönemde milyarder iş insanı Elon Musk'ın platformu satın alma teklifleriyle gündemden düşmüyor.
ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu (SEC), 4 Nisan'da elektrikli otomobil şirketi Tesla'nın CEO'su Musk'ın 3 milyar dolarla Twitter'ın yüzde 9,2'lik hissesini satın aldığını duyurmuştu.
Bu gelişmenin ardından Twitter hisseleri yüzde 26 yükseliş kaydederken, Musk da platformun en büyük hissedarı haline gelmişti.
Musk daha sonra şirkete yaklaşık 43 milyar dolar değer biçmiş, şirketi hisse başına 54,20 dolardan satın almak için SEC'e bildirimde bulunmuştu.
Bunun üzerine de Twitter "zehirli hap" planını devreye sokmuştu. Firmaların çoğunluk hisselerini kaybetmemek için başvurduğu bir plan olan "zehirli hap", hissedarlara indirimli olarak ek hisse satın alma hakkı veriyor. Böylelikle firma yönetimi, şirketin tamamen satın alınmasını çok daha zorlaştırabiliyor.
Musk ise dün şirketi satın almak için toplamda 46,5 milyar dolarlık finansman sağladığını paylaşmıştı.
Bir oturuşta bitirmelik: 100 tam puanlı 5 mini dizihttps://turkish.aawsat.com/ya%C5%9Fam/5332940-bir-oturu%C5%9Fta-bitirmelik-100-tam-puanl%C4%B1-5-mini-dizi
Bir oturuşta bitirmelik: 100 tam puanlı 5 mini dizi
Shōgun yıldızı Takehiro Hira (sağda) ve Aoi Okuyama'yı buluşturan 8 bölümlük Giri/Haji aile, suç ve ahlaki ikilemleri merkeze alıyor (Netflix)
Yeni bir diziye başlamak bazen takvimde yer açmayı gerektiriyor. Kaç sezonu var, hikaye bir yere bağlanıyor mu, üçüncü sezonda kendini tekrar ediyor mu derken insan daha ilk bölümü açmadan yorulabiliyor.
Mini dizilerin cazibesi biraz da burada: Birkaç bölümlüğüne hayatınıza giriyor, beklediğinizden çok daha uzun süre aklınızda kalabiliyorlar. Üstelik karakterlere alışmak, dertlerini anlamak ve ara sıra onlara kızmak için her zaman 5 sezona ihtiyaç yok.
The Narrow Road to the Deep North geçmişinden kurtulamayan bir cerrahı, Why Didn't They Ask Evans? bir cinayeti çözmeye hevesli iki arkadaşı, Giri/Haji kardeşini arayan bir polisi, Scavengers Reign yabancı bir gezegende mahsur kalanları, River ise kaybettiği ortağından kopamayan bir dedektifi tanıştırıyor bizimle.
Ortak noktalarıysa Rotten Tomatoes'ta değerlendirmeye alınan eleştirilerin tamamının olumlu olması. Bu oran elbette hepsini aynı ölçüde seveceğiniz anlamına gelmiyor, ne de olsa zevklerimiz bir puan tablosuna sığacak kadar uslu değil. Ama sıradaki dizinizi seçerken öneriye ihtiyacınız varsa, bu 5 yapımın her biri size farklı bir neden verebilir.
Listemizi de puan sırasına dizilmiş bir ödev olarak değil, o günkü ruh halinize göre içinden bir şey seçebileceğiniz küçük bir öneri defteri gibi düşünebilirsiniz. Sayfaları çevirmeye hazırsanız başlıyoruz...
The Narrow Road to the Deep North (2025)
The Narrow Road to the Deep North'ta savaş sona erse de insanın içinden çıkmıyor. Richard Flanagan'ın Booker ödüllü romanından uyarlanan 5 bölümlük dizi, cerrah Dorrigo Evans'ın savaş öncesindeki yasak aşkı, Japon esir kampında geçirdiği günler ve geçmişin izlerini taşıdığı yaşlılığı arasında gidip geliyor.
Dorrigo'nun gençliğini canlandıran Jacob Elordi'yle yaşlılığını oynayan Ciarán Hinds arasındaki fark, geçen yıllardan ibaret değil; sanki aynı adamın birbirine yabancılaşmış iki haliyle karşılaşıyoruz.
İkinci Dünya Savaşı sırasında inşa edilen Ölüm Demiryolu'nun çamuru, yağmuru ve bunaltıcı nemi, Justin Kurzel'in yönetiminde dekor olmaktan çıkıyor, izlerken adeta üstünüze başınıza yapışıyor.
29 yaşındaki Avustralyalı aktör Jacob Elordi'nin adı bir dönem James Bond rolü için geçse de son haberler aktörün adaylar arasında yer almadığına işaret ediyor (Amazon Prime Video)
Odessa Young'ın canlandırdığı Amy'yle yaşanan aşk da bu karanlığın ortasında soluklanacağımız rahat bir sığınak değil, Dorrigo'nun yanında taşıdığı bir başka düğüm.
Yalnız, dizinin seyircisini zorlamaktan çekinmediğini söylemek gerek: Şiddetin ağırlığına bazen görüntüyü seçmeyi güçleştiren karanlık ve dikkat isteyen zaman sıçramaları ekleniyor.
Etkisi de burada yatıyor; hayatta kalmayı hikayenin mutlu sonu saymak yerine, sonrasında o hayatla ne yapılacağını soruyor.
IMDb: 7,2
Nereden izlenir: TOD TV
Why Didn't They Ask Evans? (2022)
Her cinayet hikayesinin bizi insanlığın karanlık tarafıyla baş başa bırakması gerekmiyor. Why Didn't They Ask Evans? biraz merak, biraz tehlike ve bolca atışmayla da gayet iyi vakit geçirebileceğimizi hatırlatıyor.
House efsanesi Hugh Laurie, Agatha Christie'nin 1934 tarihli romanını üç bölümlük bir diziye uyarlarken hem senaryoyu yazıyor hem de yönetmen koltuğuna oturuyor, hikayenin oyunbazlığını da koruyor.
Galler'de golf oynarken ölmek üzere olan bir adamın son sözlerini duyan Bobby Jones, eski arkadaşı Lady Frances "Frankie" Derwent'le birlikte kendini bu tuhaf vedanın peşinde buluyor.
32 yaşındaki Britanyalı aktris Lucy Boynton, 2016 yapımı Sing Street ve Oscar ödüllü Bohemian Rhapsody'deki rolleriyle tanınıyor (BritBox)
Will Poulter ve Lucy Boynton arasındaki uyum öyle kuvvetli ki bir noktadan sonra katilin kimliğinden çok, bu ikilinin sıradaki konuşmasını merak eder hale geliyorsunuz.
Dönem kostümleri, yeşile doymuş manzaralar ve zekice diyaloglar da soruşturmaya eşlik ediyor. Üstelik dizi, 1930'ları sergilemekle meşgul olup hikayeyi vitrinde unutmuyor.
Christie'ye aşinaysanız bazı numaraları önceden sezebilir, çözüme giden yolun yer yer fazla dolandığını düşünebilirsiniz. Ama asıl keyif sizi mutlaka ters köşeye yatırmasında değil, Bobby ve Frankie'yle birkaç saat daha geçirmek istemenizde.
IMDb: 7,0
Nereden izlenir: Türkiye'deki abonelik tabanlı yayın platformlarında yer almıyor
Giri/Haji (2019)
Giri/Haji'ye kardeşini arayan bir polisin hikayesi diye başlayıp kendinizi aile sırları, yarım kalmış aşklar ve yakuza hesaplaşmaları arasında bulabilirsiniz. Üstelik dizi bütün bunların yanına dansı da koyacak kadar cesur.
Joe Barton'ın yarattığı 8 bölümlük yapımda Tokyolu dedektif Kenzo, öldüğünü sandığı kardeşine bir yakuza liderinin yeğenini öldürme suçlaması yöneltildiğini öğrenince Londra'ya gidiyor. İki şehir arasında gidip gelen hikayede polis soruşturması aile dramına, aile dramı beklenmedik bir yakınlaşmaya dönüşüyor. Kimse yalnızca suçlu, polis ya da kardeş kimliğine sığmıyor.
Giri/Haji, Tokyo Emniyet Müdürlüğü'nde görevli dürüst ve vicdanlı dedektif Kenzo Mori'nin etrafında dönüyor (Netflix/BBC)
Takehiro Hira ve Kelly Macdonald'ın ölçülü performansları bu kalabalığı bir arada tutarken Will Sharpe, Londralı seks işçisi Rodney'nin sivri dilinin ardındaki kırılganlığı yakalayıp sahneleri usulca sahipleniyor.
Siyah-beyaz geçmiş sahneleri, bölünmüş ekranlar ve resim gibi animasyonlarla anlatımın biçimi de sürekli değişiyor. Finaldeki dans sahnesiyse kimine büyüleyici gelirken, kimine "Şimdi buna ne gerek vardı?" dedirtebilir. Bunca karakterin ve hikayenin arasında yol zaman zaman dolansa da bu insanların birbirlerinin hayatını nasıl değiştirdiğini görmek, izlemeyi sürdürmek için yeterli bir neden.
Yalnız listeye küçük bir not düşmek gerekiyor: Giri/Haji baştan mini dizi olarak tasarlanmamış, ikinci sezon fikirleri bulunmasına rağmen ilk sezonun ardından iptal edilmişti. Yine de listedeki yerini sonuna kadar hak ediyor.
IMDb: 7,8
Nereden izlenir: Netflix
Scavengers Reign (2023)
Yabancı bir gezegene düşsek muhtemelen her şeyin bizi yemek istediğini düşünürdük. Scavengers Reign'in daha huzursuz edici fikri, doğanın bizimle pek de ilgilenmemesi.
Joseph Bennett ve Charles Huettner'ın kısa filmi Scavengers'dan doğan yetişkin animasyonu, hasar gören Demeter 227 adlı yük gemisinin mürettebatını Vesta gezegeninin farklı köşelerinde hayatta kalmaya çalışırken izliyor. Buradaki tuhaf canlılar ve bitkiler, insanlar gelmeden önce işleyen ve onlar gittikten sonra da işleyecek bir düzenin parçaları.
Çizimlerdeki güzelliğe dalmışken bir anda irkilmeniz mümkün: Studio Ghibli'nin doğaya duyduğu hayranlık, sanki David Cronenberg'in beden korkusuyla aynı toprakta filizlenmiş. Dizi bu dünyayı uzun açıklamalarla tanıtmak yerine bizi de karakterler kadar bilgisiz bırakıyor; neye dokunulacağını, neyden kaçılacağını bazen acı bir tecrübeyle öğreniyoruz.
Güneş patlamasında hasar gören uzay gemisinden kaçıp Vesta gezegeninde mahsur kalan mürettebatın hikayesini anlatan Scavengers Reign, Animasyonda Üstün Bireysel Başarı dalında Emmy kazanmıştı (HBO)
Ağır ilerleyen, yer yer insandan çok çevresine odaklanan anlatımı herkesi içine çekmeyebilir ama yalnızlığı ve doğaya hükmetme alışkanlığımızın ne kadar kırılgan olduğunu hissettirmekte çok başarılı.
Baştan mini dizi olarak tasarlanmayan Emmy ödüllü Scavengers Reign de iptal edilmesiyle 12 bölümlük tek bir sezonla sınırlı kaldı.
IMDb: 8,6
Nereden izlenir: Türkiye'deki abonelik tabanlı yayın platformlarında yer almıyor
River (2015)
River'da bir dedektif için katili bulmak kadar zor olan bir şey daha var: Mesai arkadaşının yokluğuyla yaşamayı öğrenmek.
Abi Morgan'ın yarattığı 6 bölümlük Britanya polisiyesinde John River, katledilen ortağı Stevie'nin ölümünü gizlice araştırırken onunla konuşmayı da sürdürüyor. Zihninde beliren ölüler ilk bakışta gösterişli bir polisiye numarası gibi durabilir ama dizi bu karşılaşmalardan insanın söyleyemediklerine, yalnızlığına ve kayıpla baş etme çabasına uzanıyor.
Manevi Değer'le (Affeksjonsverdi) bu sene Oscar'a aday gösterilen Stellan Skarsgård, River'ın içine kapanıklığını küçük duraksamalar ve bakışlarla öyle iyi anlatıyor ki sessiz kaldığında bile kafasının içindeki kalabalığı hissediyorsunuz.
Kariyerine 1970'lerde başlayan İsveçli aktör Stellan Skarsgård (sağda), dünya sinemasındaki en üretken ve saygın İskandinav aktörlerden biri (BBC One)
Nicola Walker'ın Stevie'ye kattığı canlılık da kaybı somutlaştırıyor, onu tanıdıkça River'ın neden bu konuşmaları bitiremediğini anlıyoruz. Cinayet soruşturması sırları birer birer ortaya çıkarırken biz de yakınımızdaki birini ne kadar tanıdığımızı ve onu kaybettikten sonra öğrendiklerimizle nasıl baş edeceğimizi düşünmeye başlıyoruz.
Ağır temposu ve üzerine çöken hüzün herkese göre olmayabilir ama River, bir insanı özlemenin gündelik hayatın en sıradan anına bile nasıl sızdığını kolay unutulmayacak bir sadelikle yakalıyor.
IMDb: 7,9
Nereden izlenir: Türkiye'deki abonelik tabanlı yayın platformlarında yer almıyor
Independent Türkçe
Yıldızları buluşturan romantik komedi klasiği 20 yaşındahttps://turkish.aawsat.com/ya%C5%9Fam/5332538-y%C4%B1ld%C4%B1zlar%C4%B1-bulu%C5%9Fturan-romantik-komedi-klasi%C4%9Fi-20-ya%C5%9F%C4%B1nda
1994 yapımı Maske'yle (The Mask) çıkış yapan Cameron Diaz, Tatil'de Los Angeles'ta film fragmanları üreten başarılı bir şirketi yöneten Amanda Woods rolündeydi (Universal Pictures)
Yıldızları buluşturan romantik komedi klasiği 20 yaşında
1994 yapımı Maske'yle (The Mask) çıkış yapan Cameron Diaz, Tatil'de Los Angeles'ta film fragmanları üreten başarılı bir şirketi yöneten Amanda Woods rolündeydi (Universal Pictures)
Romantik komedi klasiği Tatil (The Holiday), 20. yıldönümü kapsamında 11 Aralık'ta yeniden sinemalarda gösterime girecek. Sony Pictures'ın dün (21 Ekim) duyurduğu gösterimleri Fathom Entertainment düzenleyecek. Filmin Türkiye'de yeniden vizyona girip girmeyeceği ise henüz açıklanmadı.
İlk kez 8 Aralık 2006'da izleyiciyle buluşan film, zamanla Noel döneminin vazgeçilmezlerinden birine dönüştü. Dünya çapında 200 milyon doların üzerinde hasılat elde eden Tatil, aradan geçen yıllara rağmen sadık bir hayran kitlesini koruyor.
Nancy Meyers'ın yazıp yönettiği filmin başrollerini Cameron Diaz, Kate Winslet, Jude Law ve Jack Black paylaşıyor. Hikaye, aşk hayatlarında hayal kırıklığı yaşayan iki kadının Noel tatili için evlerini değiştirmesiyle başlıyor.
Winslet'ın canlandırdığı Iris, başka bir kadınla evlenmek üzere olan bir adama aşık. Diaz'ın hayat verdiği Amanda ise birlikte yaşadığı erkeğin kendisini aldattığını öğreniyor. Birbirlerini hiç tanımayan ve aralarında neredeyse 10 bin kilometre bulunan iki kadın, farklı hayatlar sürseler de aynı duygusal çıkmazda buluşuyor.
Bir ev değişim sitesinde tanışan ikili, tatil boyunca evlerini değiştirmeye karar veriyor. Iris, Amanda'nın güneşli Kaliforniya'da, Los Angeles'taki evine yerleşirken Amanda da İngiltere'nin karla kaplı kırsalına gidiyor. Çok geçmeden ikisi de hiç istemediği ve beklemediği bir şeyle karşılaşıyor: yeni bir aşk.
Amanda, Iris'in yakışıklı ağabeyi Graham'dan (Law) etkileniyor. Iris ise senarist Arthur'dan (Eli Wallach) aldığı ilhamla ve film müzikleri besteleyen Miles'la (Black) tanışmasının ardından kalbinin yaralarını sarmaya başlıyor.
Diziye de uyarlanıyor
Filmin yeniden gösteriminin yanı sıra Apple TV'de bir mini dizi uyarlaması da geliştiriliyor. Farklı karakterlere odaklanması planlanan yapım, Noel döneminde evlerini değiştiren biri Britanyalı, diğeri Amerikalı iki kadının aşkı bulmasını konu alacak.
Tatil, oyuncuları için de unutulmaz anılar barındırıyor.
Amanda Woods rolü hakkında konuşan Diaz, Meyers'ın kadınların hayatlarının belirli dönemlerinde yaşadıklarına seslenebilmesini övmüştü. Oyuncu, Amanda'nın kariyerine bağlılığı ve kendi ayakları üzerinde durma becerisiyle kırılganlığı arasındaki dengeye de dikkat çekmişti.
Diaz için çekimlerin fiziksel açıdan en zorlayıcı bölümlerinden biri, karda topuklu ayakkabılarla koştuğu sahneydi. Oyuncu, bu sahnenin çekimlerini 2020'de Vulture'a verdiği röportajda şöyle anlatmıştı:
Topuklu ayakkabılarla günde yaklaşık 11 kilometre koşuyordum. O sahnenin tamamını çekmek bir hafta sürdü. Senaryoda bile yoktu.
"Noel'deki küçük ritüelimiz"
Winslet ise geçen yıl konuk olduğu sohbet programı The View'da sokakta karşılaştığı hayranlarının Tatil'den, Titanik'ten (Titanic) bile daha sık söz ettiğini söylemişti:
Sokakta insanlar yanıma Titanik'ten çok Tatil hakkında konuşmak için geliyor. En güzel yanı da markette annelerin kızlarıyla birlikte yanıma gelip 'Ah Kate, Tatil'i çok seviyoruz, Noel'deki küçük ritüelimiz oldu' demesi.
Independent Türkçe, Variety, UPI, Vulture, The View
Netflix'in politik gerilim dizisine övgü: Şimdiye kadarki en iyi sezonhttps://turkish.aawsat.com/ya%C5%9Fam/5331310-netflixin-politik-gerilim-dizisine-%C3%B6vg%C3%BC-%C5%9Fimdiye-kadarki-en-iyi-sezon
50 yaşındaki Keri Russell (solda), The Diplomat'la 2023, 2025 ve 2026'da Drama Dalında En İyi Kadın Oyuncu ödülüne aday gösterildi ancak kazanamadı (Netflix)
Netflix'in politik gerilim dizisine övgü: Şimdiye kadarki en iyi sezon
50 yaşındaki Keri Russell (solda), The Diplomat'la 2023, 2025 ve 2026'da Drama Dalında En İyi Kadın Oyuncu ödülüne aday gösterildi ancak kazanamadı (Netflix)
Netflix'in sevilen politik gerilim dizisi The Diplomat, merakla beklenen 4. sezonuyla geri döndü. Dizinin hayranları, 8 bölümlük yeni sezonu peş peşe izlemek için uykularından vazgeçiyor.
Emmy adayı dizide Keri Russell, ABD'nin Birleşik Krallık Büyükelçisi Kate Wyler'ı canlandırıyor. Kate, bir yandan ciddi uluslararası krizlerle uğraşırken bir yandan da Başkan Yardımcısı Hal Wyler'la (Rufus Sewell) çalkantılı evliliğini sürdürmeye çalışıyor.
İzleyicilerin yeni sezona bu kadar ilgi göstermesi şaşırtıcı değil. Üçüncü sezonun finalinde Kate, Başkan Grace Penn (Allison Janney) ve kendi eşinin dahil olduğu sarsıcı bir ihaneti ortaya çıkarmıştı. İzleyiciler, bu gelişmenin ardından yaşanacakları öğrenmek için bir yıl bekledi.
Netflix'in en çok izlenen 10 dizisi arasında hızla yükselen The Diplomat'ın yeni sezonu, hem izleyicilerden hem eleştirmenlerden övgü topluyor.
4. sezonda neler oluyor?
Yeni sezonda Kate Wyler, Hal'la evliliğini kurtarmaya çalışırken ABD ve Birleşik Krallık arasındaki ilişkilerin de bozulmasını önlemeye uğraşıyor.
Resmi konu özeti şöyle:
The Diplomat'ın 4. sezonunda iki evlilik birbirini yok etme noktasına geliyor. Felaketle sonuçlanan tek bir olay, hem Kate Wyler'ın ABD'yle Birleşik Krallık arasında sağladığı kırılgan barışı hem de kurtarmaya çalıştığı, zaten çatırdayan evliliğini paramparça ediyor. Kate hasarı sınırlamaya uğraşırken Başkan Grace Penn ve Başkan Yardımcısı Hal Wyler'ın Rusya'nın en güçlü silahını çalmak için kurduğu komplo, ABD'yi savaşa sürükleyebilir. Aralarında zaten huzursuz bir ilişki olan Kate ve Todd, Grace-Hal ittifakının ülke içinde ve dışında güç dengesini altüst etmesini önlemek için güçlerini birleştiriyor.
İzleyiciler ve eleştirmenler ne diyor?
Yeni bölümler izleyicilerden büyük ilgi gördü. Sosyal medyada bir kullanıcı, diziyi "hayatımda izlediğim en iyi televizyon yapımlarından biri" diye nitelendirerek "Kesinlikle inanılmazdı" yorumunu yaptı.
Yeni bölümleri izlemek için uykusuz kalan bir başka izleyici şöyle yazdı:
Saat gece 00.45. Sabah işim var. The Diplomat'ın 4. sezonu yeni yayımlandı. Uyku iptal.
Üçüncü bir hayran ise dizinin yaratıcısı Debora Cahn'ı övdü:
Böyle bir ustalığı aklım almıyor. The Diplomat'ın daha da iyi olabileceğini düşünmemiştim ama yeni sezon muhteşem.
4. sezon, eleştirmenlerden de çok sayıda 4 ve 5 yıldızlı değerlendirme aldı.
irleşik Krallık merkezli Guardian, 5 yıldız verdiği The Diplomat'ı, yarattığı strese rağmen televizyondaki en eğlenceli yapımlardan biri olarak değerlendirdi. Eleştirmen Sarah Dempster, yeni sezonda hem tehlikenin hem gerilimin arttığını, Kate'in bir kez daha siyasi ve kişisel felaketleri önlemek için çabaladığını yazdı.
RadioTimes ise 5 yıldız verdiği yeni sezonu "etkili, zekice ve dizinin şimdiye kadarki en iyi sezonu" sözleriyle övdü.
Decider da "İzleyin" tavsiyesinde bulunarak şu değerlendirmeyi yaptı:
The Diplomat, 4. sezonunda da daha zekice ve vurucu hale gelmeyi sürdürüyor. Hikaye küresel boyuta taşınırken diğer dizileri kıskandıracak bir karakter topluluğu da oluşmaya başlıyor.
Başrollerde The Americans'la tanınan Keri Russell ve Scoop'ta rol alan Rufus Sewell yer alıyor.
The West Wing'le tanınan Allison Janney, Grace Penn'i canlandırıyor. Carnival Row'dan David Gyasi, Britanya Dışişleri Bakanı Austin Dennison; The Handmaid's Tale'den Bradley Whitford ise başkanın eşi Todd Penn rolünde.