Pakistan Orta Asya'da kartları karıştırdığında

İslamabad'daki değişimin doğrudan etkileri, bölgeyi yeni bir Amerikan çatışma arenasına dönüştürmek anlamına geliyor.

Pakistan'da siyasi düzeyde yaşananlar, Orta Asya bölgesinde güvenlik ve askeri düzeylerde güç dengesinin yeniden dağılımının bir parçası (Reuters)
Pakistan'da siyasi düzeyde yaşananlar, Orta Asya bölgesinde güvenlik ve askeri düzeylerde güç dengesinin yeniden dağılımının bir parçası (Reuters)
TT

Pakistan Orta Asya'da kartları karıştırdığında

Pakistan'da siyasi düzeyde yaşananlar, Orta Asya bölgesinde güvenlik ve askeri düzeylerde güç dengesinin yeniden dağılımının bir parçası (Reuters)
Pakistan'da siyasi düzeyde yaşananlar, Orta Asya bölgesinde güvenlik ve askeri düzeylerde güç dengesinin yeniden dağılımının bir parçası (Reuters)

Hasan Fahs
Görünen o ki, İran rejiminin Pakistan'daki gelişmelere ilgisi, Pakistan Parlamentosu'nun Başbakan İmran Han'ı görevden almasıyla sonuçlanan mücadeleye yönelik kaygı düzeyi yükselen bir seyir izlemeye başladı. Zira bu olayın yansımaları, Pakistan içi ile sınırlı kalmayıp, Orta Asya bölgesinin istikrarına, ABD'nin Afganistan'dan çekilmesinden sonra gelişen denklemlere uzanan çok önemli bir role ve etkiye sahip. Bütün bunlar da Ukrayna'daki Rus savaşının olası sonuçlarına bağlanıyor.
İran açısından bakıldığında, Tahran bu konuda başta Rusya ve Çin olmak üzere Orta Asya bölgesinin istikrarı ve güvenliği ile ilgili birçok ülke ile aynı görüşte. Pakistan'da siyasi düzeyde yaşananlar, bu bölgede güvenlik ve askeri düzeylerde taraflar arasında güç dengesinin yeniden dağılımının bir parçasıdır. Afganistan'dan çekilme kararının, Taliban’ın iktidara dönüşü ve Washington'ın 20 yıl boyunca devam eden işgali sırasında Kabil'de kurmaya ve pekiştirmeye çalıştığı yönetimin yıkıntıları üzerinde bu ülkede "İslam Emirliği" ilan edilmesinin sonuçlarını, yansımalarını ele almaya yönelik açık bir Amerikan girişimidir.
Bu bakış açısına dayanarak, İran liderliği, büyük bir dikkatle şuna inanıyor; Pakistan arenasının son haftalarda tanık olduğu, İmran Han ile siyasi güçler arasında ortaya çıkan mücadelenin, İmran Han’ın Pakistan’ın içiyle ilgili Amerikan baskısı, Washington ile iş birliği ve Pakistan topraklarında gelişmiş askeri üsler kurma talebine dair son ifşaatları ile sınırlı değil. Aksine, Afganistan'da yaşananlar ve Taliban’ın iktidara dönüşü, ​​komşu ülkelerin Afganistan’daki bu değişkenle başa çıkmakta benimsedikleri çevreleme politikası ile doğrudan bağlantılı. Ayrıca, Afganistan'da Pakistan-Hindistan nüfuz mücadelesinin de bir parçası. Zira Yeni Delhi hükümeti, eski Afgan cumhurbaşkanı Eşref Gani hükümetinin müttefiklerinden ve üzerinde etkili ülkelerden biri olarak kabul edilirken, Kabil ile İslamabad arasındaki ilişkiler yüksek gerilim yaşıyor, Pakistan yönetimi ile Taliban arasındaki iş birliği zemininde her an patlama tehdidi altında bulunuyordu.
Afganistan’da yaşananlarla ilgili dört ülke, yani Tahran, İslamabad, Moskova ve Pekin tarafından benimsenen çevreleme politikası, ABD’nin Taliban’ın iktidara dönüşü sonucu bu ülkeden geri çekilişinin güvenlikleri ve istikrarlarına yönelik endişe verici yansımaları ile başa çıkma çabaları, Tahran ve derin İran yönetimine göre, Ukrayna savaşıyla kristalleşmeye başlayan Amerikan hedeflerinin başarısız olmasına katkıda bulundu. Amerikan hedefleri ile Washington’ı zor durumda bırakan geri çekilme kararının ardından Orta Asya politikalarındaki gerileme ve müttefiklerinin kendisine yönelik güvenlerinde yol açtığı sarsıntıyı telafi etme çabası kastediliyor.
İran'da rejimin Afgan meselesini ele alırken benimsediği ve Taliban’ın "İslam Emirliği" hükümetini resmi olarak tanıma eşiğine yaklaşan politikalara karşı hem reformist hem de muhafazakâr güçlerin oluşturduğu büyük muhalefet dalgasına rağmen, İran'ın bu süreçteki stratejisi, diğer tüm başkentlerin Afganistan’daki gelişmelere dair perspektiflerini ve reaksiyonlarını yöneten tek bir perspektifle tutarlı ve uyumluydu. Tehdidi fırsata dönüştürme, ABD’nin geri çekilme ya da geri çekilme sırasında benimsediği yöntem hatasından, Orta Asya bölgesinde çıkarlarını, istikrarını ve stratejilerini geliştirmek için kullanmak ilkesine dayanıyordu.
Rusya, Taliban yönetimi ile ilişki kurmayı, Afganistan topraklarını bir güvenlik tehdidi kaynağına ve terör örgütlerinin, özellikle de DEAŞ’ın Rus derinliğine yönelik nüfuz ve saldırılarının bir sahnesine dönüşmemesi konusunda uzlaşıya varmakta yardımcı bir husus olarak görüyor. Afganistan'ın sıcak sulara inme yolu üzerinde bir ulaşım düğümü oluşturması nedeniyle sağladığı ekonomik potansiyel bir diğer husus. Öte yandan Çin de ekonomik çıkarlar, ayrıca aşırılık yanlısı grupların Afgan Türkistan bölgesinin Uygur bölgelerine açık ortak sınırlarda yeniden faaliyete geçme olasılığını dışlama hedefiyle bu yönetimle istikrarlı ilişkiler kurmaya çalıştı.
İmran Han yönetimi altındaki Pakistan ile Taliban arasındaki ilişkiye gelince, iki ülke arasındaki demografik örtüşme nedeniyle sahne daha karmaşık görünüyor. Taliban’ın da mensubu olduğu Peştun ulusu, ortak sınırlarda baskın bileşeni oluşturuyor. En son nüfus istatistiklerine göre 220 milyon olan Pakistan nüfusu içinde Peştunların sayısı yaklaşık 42 milyon ve bunlara ayrıca Afganistan'daki yaklaşık 12 ila 17 milyon Peştun ekleniyor. Peştunların, Taliban’ın vurucu askeri gücünün belkemiğini oluşturmalarına ilave olarak, Ağustos 2021'de Kabil'in kontrolünü ele geçiren ana güç, on binlerce Pakistanlı Peştun savaşçıyı içeriyordu. Bu nedenle, İmran Han hükümetinin düşürülmesinden sonra Pakistan Silahlı Kuvvetleri’nin ilk icraatı, yaklaşık 27 savaş uçağının iki Afgan eyaletindeki Taliban bölgelerini hedef alması oldu. Bu, İslamabad'ın Kabil'le ilgili politikasında meydana gelen değişikliğin açık bir göstergesiydi.
Öte yandan Tahran, Afganistan'da meydana gelen değişimi bir fırsat olarak gördü. Onu bir "Amerikan yenilgisi" olarak tanımlayıp kullanmaya çalıştı, İran içinde Amerikan vaatlerine güven duyulması çağrısı yapan herkese bir cevap olarak gördü. Bu ülkeyi yaptırımları atlatmak için bir çıkış noktasına dönüştürmek, ulaşım alanında stratejik bir düğüm oluşturan Afganistan üzerinden Orta Asya ülkeleri ile ticari ilişkilerini güçlendirmek amacıyla Afganistan’ın yardım ihtiyacını kullanma yoluna gitti.
Ancak, diğer komşu ülkeleri hedef almanın yanı sıra Afgan Hazara etnik kökeni içindeki Şii bileşeni hedef alan, Taliban’ın sorumlu olmadığını iddia ettiği ve DEAŞ gibi aşırılık yanlısı grupları suçladığı terör saldırıları ve bombalamalar geri döndü. Bu gelişmeler yalnızca Tahran'ı bu gelişmeler ve yansımaları karşısında hesaplarını gözden geçirmeye zorlamadı. Pakistan’da meydana gelen değişimin doğrudan etkilerinin Afganistan’ı güvenlik ve istikrarı sarsan yıkıcı saldırıların çıkış noktası haline getirerek, bölgeyi yeni bir Amerikan yüzleşme arenasına dönüştürmek anlamına geldiğini göz önünde bulunduran tüm ülkeleri buna zorladı. Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı analiz habere göre, bu yüzleşme aracılığıyla bölgede Rusya, Çin ve İran arasında herhangi bir ekonomik-politik-askeri sistem kurulmasının önü kesilmeye çalışılıyor. Zira bu, Washington ile bu ülkeler arasında uluslararası sahnede, özellikle de Batı Asya bölgesinde ve Ortadoğu'daki uzantılarında mevcut çatışmanın karmaşıklığını artırabilecek bir sistem.



Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
TT

Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü yaptığı açıklamada, Washington’un İran ile “ciddi bir anlaşma” yapması gerektiğini belirterek, Tahran’la yürütülen görüşmelerin iyi gittiğini söyledi.

Trump, Washington’da düzenlenen Barış Konseyi’nin ilk toplantısında, “Görüşmeler iyi. Yıllar içinde İran’la ciddi bir anlaşma yapmanın kolay olmadığı kanıtlandı. Ciddi bir anlaşma yapmalıyız; aksi takdirde sonuçları ağır olur” dedi.

ABD Başkanı, “İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek” ifadelerini kullandı.

Washington ile Tahran arasındaki kriz hassas bir dönemece girerken, üst düzey ulusal güvenlik yetkililerinin Trump’a, ABD ordusunun olası bir saldırı için “hazır” olduğunu bildirdiği aktarıldı. Cumartesi gününden itibaren uygulanabilecek muhtemel bir operasyon seçeneğinin masada olduğu, ancak nihai kararın Beyaz Saray’da siyasi ve askerî değerlendirmeye tabi tutulduğu belirtildi.

dfvgthy
İranlı askerlerin, Rus askerlerle birlikte Umman Denizi’nde gerçekleştirdiği askerî tatbikattan bir kare (EPA)

Amerikan televizyon ağlarının kaynaklarına göre son günlerde Ortadoğu’ya sevk edilen güçler – ek hava ve deniz unsurları dâhil – konuşlanmalarını tamamladı. Olası bir harekâtın zaman çizelgesinin hafta sonrasına da sarkabileceği ifade edildi.

Kaynaklar, İran’dan gelebilecek misillemelere karşı Savunma Bakanlığı’nın bazı personeli geçici olarak Avrupa’ya ya da ABD içine kaydırdığını belirtti. Bunun rutin bir önleyici tedbir olduğu ve saldırının kaçınılmaz olduğu anlamına gelmediği vurgulandı.

Angajman kuralları değişebilir

Bu gelişme, Trump açısından karmaşık bir denkleme işaret ediyor. Olası bir askerî darbe, bölgede angajman kurallarını değiştirebilir ve Tahran’ın müzakere pozisyonunu zayıflatabilir. Ancak aynı zamanda Körfez’den Doğu Akdeniz’e uzanabilecek geniş çaplı bir bölgesel tırmanma riskini de beraberinde getirebilir.

Öte yandan bekleme stratejisi, ABD iç kamuoyunda ya da Washington’un müttefikleri nezdinde geri adım olarak yorumlanabilir. Bu durum, askerî tehdidin inandırıcılığının test edildiği bir an olarak değerlendiriliyor.

CNN’e konuşan kaynaklar, ABD ordusunun hafta sonu itibarıyla İran’a yönelik bir saldırıya hazır olduğunu, ancak Trump’ın henüz nihai kararını vermediğini bildirdi.

hyjuıko
İran yönetimi karşıtı göstericiler, 17 Şubat 2026’da Cenevre’deki Birleşmiş Milletler Ofisi önünde pankart ve fotoğraflar taşıyor (AFP)

Kaynaklara göre Trump, özel görüşmelerde askerî müdahaleyi destekleyen ve karşı çıkan argümanları dinledi, danışmanları ve müttefiklerinin görüşlerini aldı. Bir kaynak, “Bu konu üzerinde uzun süre düşünüyor” dedi.

Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham ise televizyonda yaptığı açıklamada, İran’la ilgili kararın fiilen alındığını öne sürdü. Bölgeye yapılan büyük askerî yığınağa dikkat çeken Graham, savaş gemilerinin “bu mevsimde hava güzel olduğu için” bölgeye gelmediğini söyledi.

Daralan müzakere penceresi

Sahadaki gerilim tırmanırken diplomasi de temkinli adımlarla ilerliyor. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Cenevre’de yapılan dolaylı görüşmelerin ikinci turunda genel “yol gösterici ilkeler” üzerinde anlayış sağlandığını, ancak ihtilaflı başlıkların sürdüğünü açıkladı.

Bir ABD’li yetkili, Tahran’ın önümüzdeki iki hafta içinde yazılı bir teklif sunabileceğini belirterek “ilerleme sağlandı ancak pek çok ayrıntı hâlâ müzakere ediliyor” dedi.

Tahran, müzakerelerin yalnızca nükleer dosya ve yaptırımların kaldırılmasıyla sınırlı kalmasında ısrar ederken, Washington balistik füze programı ve İran’ın bölgesel müttefiklerine verdiği desteğin de gündeme alınmasını istiyor. Bu iki yaklaşım arasındaki siyasi mesafenin kısa sürede kapanması zor görünüyor.

İran Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Muhammad Eslami, “Nükleer endüstrinin temeli zenginleştirmedir” diyerek, hiçbir ülkenin İran’ı barışçıl teknoloji hakkından mahrum bırakamayacağını söyledi.

Bu açıklama, ABD’nin diplomasi başarısız olursa askerî seçeneğin masada olduğunu hatırlatmasının hemen ardından geldi.

Rus haber ajansı Interfax, Rus devlet nükleer şirketi Rosatom CEO’su Aleksey Likhachev’in, anlaşma sağlanması hâlinde İran’dan zenginleştirilmiş uranyumu kabul etmeye hazır olduklarını söylediğini aktardı.

Rusya Dışişleri Bakanlığı ise uranyumun İran’dan çıkarılması önerisinin hâlâ masada olduğunu, ancak nihai kararın Tahran’a ait olduğunu belirtti.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ülkesinin “ne pahasına olursa olsun Amerika’ya boyun eğmeyeceğini” söyledi. İran’ın savaş istemediğini, ancak “aşağılanmayı kabul etmeyeceğini” vurguladı.

Hürmüz mesajı

Tahran, askeri gücünü Hürmüz Boğazı’nda sergiledi. Bir askeri yetkili, boğazın “en kısa sürede kontrol altına alınabileceği ya da kapatılabileceği” uyarısında bulundu. İran Devrim Muhafızları “Hürmüz Boğazı’nda Akıllı Kontrol” adlı tatbikatını tamamladı.

Boğaz, küresel petrol ve doğalgaz ihracatının önemli bölümünün geçtiği stratejik bir hat olarak, İran’ın geleneksel caydırıcılık kartı olarak görülüyor.

Moskova’dan uyarı

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, İran’a saldırının “ateşle oynamak” olacağını belirterek siyasi yöntemlere öncelik verilmesi çağrısında bulundu. Kremlin, Tahran’la yapılan ortak deniz tatbikatlarının önceden planlandığını açıkladı.

İsrail’de yayımlanan Maariv gazetesi, Washington’un olası bir saldırıdan kısa süre önce Tel Aviv’i bilgilendireceğinin değerlendirildiğini yazdı.

Polonya Başbakanı Donald Tusk, vatandaşlarına İran’ı derhal terk etmeleri çağrısında bulundu ve çatışma ihtimalinin “oldukça gerçekçi” olduğunu söyledi.

Öte yandan Avrupa Birliği Konseyi, 29 Ocak’taki Dışişleri Konseyi toplantısında varılan mutabakatın ardından 19 Şubat’ta İran Devrim Muhafızları’nı resmen terör örgütleri listesine ekledi. Böylece kurum, AB’nin terörle mücadele yaptırımlarına tabi olacak.


Trump: Gazze’ye 10 milyar dolar yardımın önündeki tek engel Hamas

ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü Washington’da düzenlenen “Barış Konseyi” toplantısında imzalanan mutabakat zaptını elinde tutarken (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü Washington’da düzenlenen “Barış Konseyi” toplantısında imzalanan mutabakat zaptını elinde tutarken (AFP)
TT

Trump: Gazze’ye 10 milyar dolar yardımın önündeki tek engel Hamas

ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü Washington’da düzenlenen “Barış Konseyi” toplantısında imzalanan mutabakat zaptını elinde tutarken (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü Washington’da düzenlenen “Barış Konseyi” toplantısında imzalanan mutabakat zaptını elinde tutarken (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, ülkesinin Gazze için “Barış Konseyi”ne 10 milyar dolar sağlayacağını açıkladı ve bunu “savaş maliyetleriyle karşılaştırıldığında küçük bir rakam” olarak nitelendirdi. Trump, diğer üye ülkelerden gelen katkıların 7 milyar doları bulduğunu ve bağışların artmasının beklendiğini kaydetti.

Trump, “Barış Konseyi”nin açılışında yaptığı konuşmada, “Birlikte, yüzyıllar boyunca savaşın yıkımlarına maruz kalmış ve üç bin yıl süren katliamlarla boğulmuş bir bölgede kalıcı barış hayalini gerçekleştirebiliriz. Dünya, diğer çözülmemiş çatışmaların nasıl çözülebileceğini görmeli” dedi ve Birleşmiş Milletler’in çabalarını destekleyeceklerini vurguladı. Trump, Kazakistan, Azerbaycan, Birleşik Arap Emirlikleri, Fas, Bahreyn, Katar, Suudi Arabistan, Özbekistan ve Kuveyt gibi ülkelerin Gazze yardım paketine 7 milyar dolardan fazla katkıda bulunduğunu açıkladı.

Gazze’ye odaklanan Trump, ateşkesin tüm rehinelerin (canlı ve ölü) serbest bırakılmasıyla sonuçlandığını ve Hamas’ın söz verdiği gibi silahlarını teslim edeceğini söyledi, aksi hâlde “sert bir karşılık” verileceğini belirtti. Trump, “Şu anda dünya, önümüzdeki tek engel olan Hamas’ı bekliyor” dedi.

cfvdfv
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Devlet Bakanı Adil Cübeyr, Perşembe günü Washington’da düzenlenen “Barış Konseyi” toplantısında (AFP)

Trump, toplantıya katılan ülkelerin yalnızca maddi katkıda bulunmadığını, bazı ülkelerin ateşkesi korumak ve kalıcı barışı sağlamak için personel göndermeyi taahhüt ettiğini kaydetti. Ortadoğu’nun “üç bin yıl boyunca imkânsız görülen bir barış” gördüğünü ifade eden Trump, bunun İran’ın nükleer kapasitesinin B-2 bombardıman uçaklarıyla yok edilmesinden kaynaklandığını belirtti ve bunun bölgesel barışın anahtarı olduğunu söyledi.

Norveç ve FIFA İşbirliği

Trump, geleceğe dönük planları da açıkladı; Norveç’in konseye ev sahipliği yapacağı, FIFA’nın Gazze’de projeler (futbol sahaları dahil) için 75 milyar dolar toplama kampanyasına katılacağı ve Japonya’nın bağış toplama girişimlerinde yer alacağı belirtildi. İran’a “barış yoluna katılma” çağrısı yapan Trump, aksi hâlde “farklı bir yol”la karşılaşacağını vurguladı ve İran’ın nükleer silaha erişimini önleme konusundaki kararlılığını yineledi.

Trump, adını taşıyan Barış Enstitüsü’ne övgüde bulunarak, BM ile yakın koordinasyonu vurguladı ve konseyin bu çalışmaları güçlendireceğini ve performansı “denetleyeceğini” belirtti. “Barış savaştan çok daha ucuzdur” diyen Trump, konseyin “kararlı liderlikle imkânsızın mümkün hâle getirilebileceğini” gösterdiğini söyledi.

dsvfdv
Washington’da Perşembe günü gerçekleştirilen “Barış Konseyi” toplantısından genel bir görünüm (AFP)

Konuşmasında ekonomik başarıları, Wall Street’teki gelişmeleri ve ilk yılında sekiz savaşı sona erdiren kişisel diplomatik başarısını öne çıkaran Trump, ekibini – Başkan Yardımcısı J.D. Vance, Dışişleri Bakanı Marco Rubio, özel elçi Steve Witkoff, ve Jared Kushner dahil – “tüm zamanların en iyi ekibi” olarak nitelendirdi.

Trump, toplantıya katılan ülkelerin liderlerine teşekkür etti; Arnavutluk Başbakanı Edi Rama, Arjantin Cumhurbaşkanı Javier Milei, Macaristan Başbakanı Viktor Orban, Endonezya Cumhurbaşkanı Prabowo Subianto ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif’i örnek göstererek, Pakistan-Hindistan ve Ermenistan-Azerbaycan gibi çatışmaların çözümünde oynadığı rolü vurguladı. Arap ülkelerine de teşekkür etti.

Filistinli Katılım

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Gazze için “Barış Konseyi” dışında bir “alternatif plan” olmadığını belirtti. Konsey koordinatörü Nikolay Mladenov, Perşembe günü, Hamas’ın etkisinden bağımsız bir Filistin Ulusal Polisi oluşturmak üzere başvuruların açıldığını duyurdu. Mladenov, “Sadece ilk birkaç saatte bin kişi başvuruda bulundu” dedi.

fvgthyju
Endonezya Cumhurbaşkanı, Perşembe günü Washington’da düzenlenen Barış Konseyi toplantısında (AFP)

Filistin yönetiminin Gazze işlerini yönetecek teknik komitesinin başkanı Ali Şaas kısa bir konuşma yaptı; hükümetin Gazze’de istikrar sağlama yetkisine sahip olduğunu, ancak zorlu şartlarda çalıştığını belirtti. Şaas dört önceliği açıkladı: güvenliği sağlamak, iki ay içinde 5 bin askeri eğitip konuşlandırmak, onurlu iş imkânları yaratmak, insani yardımların devamını ve temel hizmetlerin yeniden sağlanmasını temin etmek.

Trump, Perşembe günü 47’den fazla ülke liderinin, başbakan, dışişleri bakanı ve BM, AB, Dünya Bankası temsilcilerinin katıldığı konseyin ilk kurucu toplantısını açtı. Konseyin tartışmaları, yıkıcı savaşın ardından Gazze’nin yeniden inşası ve istikrarın sağlanmasına odaklandı.

fdbghyju
Washington’da Perşembe günü gerçekleştirilen Barış Konseyi toplantısından bir kare (AFP)

Bu zirve, BM Güvenlik Konseyi’nin ABD destekli ateşkes planını kabul etmesinden yaklaşık üç ay sonra gerçekleşti. Plan, iki yıl süreyle konseyin silahsızlanma ve Gazze’nin yeniden inşasını denetlemesini öngörüyordu. Başlıca sorunlar, Hamas’ın silahsızlanması, İsrail’in Gazze’den çekilmesi, yeniden inşanın boyutu ve insani yardımların akışı. Ateşkes hâlen kırılgan; taraflar ihlal iddialarını sürdürüyor.

Hamas’ın silahı sorunu

Trump yönetimi, Hamas’ı silahsızlandırma konusunda resmi bir plan açıklamadı. Mısır, Katar ve Türkiye ile görüşmelerin sürdüğü belirtiliyor. İsrail, Hamas ve diğer Filistin grupları silahsızlanmayı kabul etmeden geniş çaplı yeniden inşaya izin vermeyeceğini açıkladı. BM’de ABD Daimi Temsilcisi Mike Waltz, Hamas’a iki seçenek sunduklarını söyledi: “Kolay ya da zor yoldan silahsızlanma”.

Hamas, İsrail’in olası misillemelerinden endişe ederek silah teslim etmeye hazır görünmüyor. Hareket, Gazze yönetimini yeniden üstlenmiş ve ABD destekli teknik komiteye yetki devretmeye hazır. Ancak İsrail, komitenin Gazze’ye girişine izin vermedi. İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu, “Hamas silahsızlanmadan yeniden inşa olmayacak” dedi.

Barış Gücü

Endonezya, yaklaşık 8 bin asker göndereceğini açıkladı. Arnavutluk, Fas ve Yunanistan’ın da Gazze’ye barış gücü olarak katılacağı belirtiliyor. Bu güç sınır konularını ele alacak, ancak Hamas’ın silahsızlanmasını denetleme yetkisine sahip olup olmayacakları belirsiz.

Gazze’deki Uluslararası İstikrar Gücü Komutanı General Jasper Gievers, beş ülkenin – Endonezya, Fas, Kazakistan, Kosova ve Arnavutluk – katılımını duyurdu. Ayrıca Mısır ve Ürdün polis eğitimine destek verecek. Endonezya, gücün yardımcı komutanlığı görevini üstlenecek.

Eleştiriler

Fransa Dışişleri Sözcüsü Pascal Confavreux, Avrupa Komisyonu’nun toplantıya katılımını sürpriz olarak nitelendirdi; Komisyon’un üye ülkeleri temsil yetkisi olmadığını vurguladı. Fransa, konseyin faaliyetlerini BM kararlarıyla uyumlu hâle getirmeden katılmayacağını belirtti.

Eleştiriler, konseyin BM’nin rolünü azaltabileceği ve ABD’nin alternatif bir yapı kurmak istediği endişelerinden kaynaklandı. Başkan Trump’ın geniş yetkileri – ömür boyu başkanlık, üye kabul ve fon kullanımı üzerinde tek yetki – eleştirildi.

Analistler, başarının mali taahhütlerle değil, üç temel zorluğun çözümüyle ölçüleceğini belirtiyor: Hamas’ın silahsızlanması, İsrail’in Trump planına göre çekilmesi ve uluslararası ve yerel meşruiyete sahip istikrar gücü oluşturma kapasitesi.


Eski Güney Kore Devlet Başkanı, sıkıyönetim ilan ettiği gerekçesiyle ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı

Eski Güney Kore Devlet Başkanı Yoon Suk Yeol (Reuters)
Eski Güney Kore Devlet Başkanı Yoon Suk Yeol (Reuters)
TT

Eski Güney Kore Devlet Başkanı, sıkıyönetim ilan ettiği gerekçesiyle ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı

Eski Güney Kore Devlet Başkanı Yoon Suk Yeol (Reuters)
Eski Güney Kore Devlet Başkanı Yoon Suk Yeol (Reuters)

Güney Kore’nin eski Devlet Başkanı Yoon Suk Yeol, 2024’ün sonlarında kısa süreli sıkıyönetim ilan etmesi nedeniyle bugün ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı.

Seul Merkez Bölge Mahkemesi yargıcı Ji Gwi-yeon, karar duruşmasında “İsyan suçundan Yoon’u ömür boyu hapis cezasına mahkûm ediyoruz” ifadesini kullandı.

Böylece eski muhafazakâr lider, savcılığın talep ettiği idam cezasından kurtulmuş oldu.

Yoon Suk Yeol, 3 Aralık 2024 akşamı yaptığı sürpriz konuşmada sıkıyönetim ilan etmiş ve orduya Ulusal Meclis’e girme talimatı vermişti. Ancak askerler tarafından kuşatılan binaya yeterli sayıda milletvekili girmeyi başarmış, yapılan oylamada bu güç kullanımına karşı karar alınmış ve dönemin devlet başkanı geri adım atmak zorunda kalmıştı.

Sivil yönetim fiilen yalnızca altı saatliğine askıya alınsa da, söz konusu girişim ülkede derin ve uzun süreli bir siyasi krize yol açmıştı.

Gözaltında yargılanan Yoon, bu eylemleri nedeniyle nisan ayında görevden alınmıştı.

Mahkemenin, eski Savunma Bakanı Kim Yong-hyun’u da mahkûm etmesinin ardından, Yoon ile birlikte yargılanan diğer sanıklar hakkında da kısa süre içinde karar vermesi bekleniyor.