Rusya'nın Mariupol'daki ilerleyişine idari icraatlar eşlik ediyor

Yeni idari yönetimler Ukrayna bayrağını kaldırıyor, para birimi olarak rubleyi benimsiyor. Bir halk referandumundan bahsediliyor ve Moskova Belarus'un da uzlaşı müzakerelerine katılmasını istiyor

Rus kuvvetleri stratejik kıyı kentini ele geçirmek için harekâtlarını yoğunlaştırırken, Rus askerleri Mariupol'da bir caddede yürüyor (AFP)
Rus kuvvetleri stratejik kıyı kentini ele geçirmek için harekâtlarını yoğunlaştırırken, Rus askerleri Mariupol'da bir caddede yürüyor (AFP)
TT

Rusya'nın Mariupol'daki ilerleyişine idari icraatlar eşlik ediyor

Rus kuvvetleri stratejik kıyı kentini ele geçirmek için harekâtlarını yoğunlaştırırken, Rus askerleri Mariupol'da bir caddede yürüyor (AFP)
Rus kuvvetleri stratejik kıyı kentini ele geçirmek için harekâtlarını yoğunlaştırırken, Rus askerleri Mariupol'da bir caddede yürüyor (AFP)

Sami Amara
Siyasi, askeri ve sosyal çevreler, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in Mariupol'daki "Azovstal Sanayi Bölgesi"ne yönelik saldırının iptal edilmesi için verdiği emir ve talimatları bir umut ve memnuniyet içinde karşıladı.
Mariupol şehrinin son birkaç gün içinde düşmesinin ardından, “Donetsk" ve "Luhansk" cumhuriyetlerinden gruplar tarafından desteklenen Rus kuvvetleri bu bölgenin etrafını kuşattı. Ancak, binalarının içinde çok sayıda sivilin bulunması, bu bölgenin eski Sovyetler Birliği yıllarından beri sahip olduğu, bazıları İkinci Dünya Savaşı yıllarına kadar uzanan devasa savunma tahkimatları gibi nedenlerle bölgeye saldıramadı.
Devlet Başkanı Putin, Savunma Bakanı Sergey Şoygu'nun o bölgedeki savaş ve operasyonlarının seyrine ilişkin raporu hakkında “saldırı gereksiz” yorumunda bulundu. Bölgenin kendi ifadesiyle “tek bir sinek bile geçemeyecek” kadar sıkı bir şekilde bloke edilmesi gerektiğine işaret etti. Rusya Cumhurbaşkanı bu adımı Rus kuvvetlerinin hayatlarını ve sağlıklarını koruma ihtiyacına bağladı. Rus askeri liderliğinden madalya ve nişan almaya hak kazananların listesini sunmasını istedi ama aynı zamanda “Rusya'nın gözünde kahraman oldukları için herkes bunu hak ediyor " dedi.
Rus kaynakları, Rus liderliğinin daha önce "Azovstal" kalesinde bulunanlara güvenli bir şekilde çıkış fırsatı sağladığını, ancak bu birliklerin liderlerinin teklifi reddettiğini açıkladı. Liderler, aralarındaki yaralılar, ölenlerin cesetleri ve silahlarıyla birlikte ayrılmalarına izin verilmesini, Rus askeri liderliğinin kabul etmediği üçüncü bir ülkeye nakledilmeleri için gerekli ulaşım araçlarının sağlanmasını şart koştular.
Rusya Savunma Bakanı'nın, "Nazi" olarak nitelendirdiği "Azov" ve "Sağcı" güçler ile birlikte çeşitli güçlerden yaklaşık 2 bin kişiye liderlerinin çıkıp teslim olma izni vermediğine dair raporuna Putin’in yorumu, can güvenliği garantisi altında bu bölgeden çıkmaları için gerekli sürenin tanınması çağrısı yapmak oldu. Putin, bu kişilerin daha sonra Rus yasaları ve uluslararası sözleşmelere göre yargılanmaları ve kuşatmanın devam etmesi gerektiğini de ekledi.
Batılı kaynaklar Mariupol'un düşüşünü, 24 Şubat’ta askerî harekâtın başlamasından bu yana Rus kuvvetlerinin elde ettiği ilk büyük askeri zafer olarak nitelediler. Buna karşılık Rus kaynakları, elde edilen zaferleri açıklayarak, bugün Rus kuvvetlerinin kontrol ve gözetimi altındaki tüm bölgeleri gösteren bir harita yayınladı. Bu bölgeler, Azak Denizi'nin tüm kıyıları ile Kırım'a komşu karasal bölgelerden, aynı adı taşıyan başkenti dahil olmak üzere Herson eyaletine kadar uzanıyor. Haritaya göre Rus kuvvetleri Karadeniz kıyısındaki Odessa Limanına çok yakın.
Rus kaynakları, bu bölge ve eyaletlerin toplam yüzölçümünün Fransa'nın yüzölçümüne yakın olduğunu belirtti. Öte yandan Moskova, Mart 2014'te Ukrayna'dan tek taraflı olarak ayrıldıklarını deklare eden ve 23 Şubat'ta Moskova tarafından tanınan “Luhansk” ve “Donetsk” bölgelerinin tüm tarihi topraklarını geri alma yolunda olduğunu da duyurdu.
Resmi Rus kaynakları, "Rus özel askeri operasyonunun" tamamlanacağı olası tarih hakkındaki yorumlarında, bu tarihin, Devlet Başkanı Putin'in bu süreci başlatan açıklamasında belirttiği belirli misyonların tamamlanmasına bağlı olduğunu vurguladılar. Misyonların başında, Ukrayna güçlerinin silahsızlandırılması, altyapılarının yok edilmesi, Ukrayna'daki Nazi güçlerinin ve aşırı milliyetçi grupların kökünün kazınması geldiğinin altını çizdiler.
Rusya Devlet Başkanı Putin, misyonun, Moskova tarafından tanınan "Luhansk" ve "Donetsk" cumhuriyetlerinin Ukrayna hükümet güçlerine karşı koymalarına ve tarihi idari sınırlarını geri almalarına yardımcı olma taleplerine karşılık vermeyi içerdiğini de belirtmişti. Bu, Rus kuvvetlerinin Ukrayna'nın güneydoğusunda, Kırım ile kara ve deniz sınırı olan tüm topraklarda kontrolü sağladıktan, Kiev'in son 8 yıldır her zaman kontrol ettiği ve Kırımlıları mahrum bıraktığı su kaynaklarını güvence altına aldıktan sonra, bu iki cumhuriyete bağlı kuvvetlerle kuzeye doğru ilerlemeye devam edeceği anlamına geliyor.
Putin söz veriyor, Belarus katılım konusunda ısrar ediyor
Kremlin kaynakları, Moskova ile Kiev arasındaki temaslara ilişkin olarak, Rusya'nın, Ukrayna Devlet Başkanı Zelenski'ye gönderdiği taslak belge çerçevesinde görüşmeleri sürdürmeye hazır olduğunu vurguladı. Kremlin Sözcüsü Dmitry Peskov, Zelenski’nin herhangi bir belge teslim almadığına veya görmediğine dair açıklamasını, "Ukrayna Cumhurbaşkanı'nın açıklaması soru işaretleri yaratıyor" diye yorumladı ve "Neden Zelenski'ye metin ile ilgili Rus tekliflerini bildirmediler?" diye ekledi. "Metnin son versiyonunda önerilen Rusça ifadeler Ukrayna müzakere heyetine teslim edildi. Bir yanıt beklemeye devam edeceğiz" diye vurguladı.
Moskova resmi olarak daha önce Belarus'un, Ukrayna'daki mevcut durumun nihai çözümüne ilişkin tüm görüşmelere katılması gerektiğini açıklamıştı. Belarus Devlet Başkanı Aleksandr Lukaşenko, bu ayın başlarında füze ve uzay aracı fırlatmak için inşa edilen "Vostochny" (Doğu) uzay üssüne yaptıkları ziyaret sırasında Rus mevkidaşı Vladimir Putin ile yaptığı görüşmede bunu talep etmişti.
Rusya Dışişleri Bakanlığı BDT Ülkeleri İkinci Daire Başkanı Aleksey Polişçhuk TASS haber ajansına verdiği röportajda şunları söyledi; “Moskova, Minsk'in anlaşmaya katılımını kabul etmekle kalmıyor aynı zamanda Belarus'un gelecekteki anlaşmalara katılımı ve garantör ülkelerden biri olması konusunda doğrudan ısrar ediyor. Belarus’un garantör olması, garantör ülkeler kulübünde dengeyi sağlayacak"
Polişçhuk; "Elbette, bu konuyu (Rus-Ukrayna) müzakerelerine yardımcı olan ve onlar için bir platform sağlayan Belarus'tan arkadaşlarımızla görüştük" diye sözlerini sürdürdü. Belarus Devlet Başkanı Aleksandr Lukaşenko, Minsk'in katılımı olmadan veya arkasından ayrı anlaşmalar imzalanarak Ukrayna konusunda müzakere yapılamayacağını ve Rusya'nın ülkesinin bu pozisyonunu anlayışla karşıladığını vurgulamıştı.
RIA Novosti ajansı Lukaşenko’nun şu sözlerini nakletti; “Minsk, Belarus'un Rusya ile aynı sepete konmasından yola çıkarak böyle bir talepte bulunmuyor. Hayır, bu savaşın sınırlarımızın ötesinde yaşandığı, ülkemizdeki durumu ciddi anlamda etkilediği gerçeğinden hareket ediyoruz. Dolayısıyla arkamızda ayrı anlaşmalar imzalanamaz. Rusya'nın Belarus’un bu pozisyonunu anlayışla karşıladığını biliyorum ve bundan tamamen eminim. Belarus’un katılımında bir sakınca yok, sadece Batı'nın planı ile çelişecek ki bu, onların istediği gibi hareket etmemiz gerektiği anlamına gelmez".
Avrupa Birliği ülkeleri, Amerika Birleşik Devletleri ve diğer "Batı kampı" ülkeleri tarafından Rusya ve Belarus’a karşı uygulanan baskı ve yaptırımlar hakkında, Rusya Dışişleri Bakanlığı BDT Ülkeleri İkinci Daire Başkanı Aleksey Polişçhuk, TASS haber ajansına verdiği röportajda; “Yaptırım baskısının Birlik Devleti çerçevesinde entegrasyonun gelişmesi yönünde çalışan ters bir etkisi olduğuna” işaret etti. “Rusya ve Belarus üzerindeki benzeri görülmemiş baskının birliğimizi etkilediğini düşünmek yanlış olur. Bu baskı daha çok bizim entegrasyonumuz lehine çalışıyor, bölmüyor, aksine birliği daha da güçlendiriyor" dedi.
Son birkaç gün içinde meydana gelen gelişme ve olayların ardından Devlet Başkanı Putin, Rusya'nın "Donbass bölgesinde barışı ve normal yaşamın yeniden başlamasını" sağlama taahhüdüne ilişkin bağlılığını açıkladı. Kırım sakinlerinin ve Sivastopol şehrinde yaşamın Donbass'takinden tamamen farklı olduğunu kaydetti ama ardından "Donbass ve özellikle de Luhansk Halk Cumhuriyeti’ndeki trajedi, Rusya'yı bu askeri operasyonu başlatmaya zorladı" diye de ekledi. Putin son olarak, ülkesinin "kademeli olarak hareket edeceğini, orada yaşamın normalleşmesini sağlayacağını ve Sivastopol'da olduğu gibi daha iyiye doğru değiştireceğini" söyledi.
Son gelişmeler, Rusya içinde Batı ülkelerinden Ukrayna'ya devam eden silah akışını protesto eden seslerin yükseldiği bir dönemde, pek çok tartışmaya yol açan yeni Rus "Sarmat" füzesinin test edilmesinin ardından geldi. Rusya'nın bu silahları hedef alma ve imha etme ihtimalini ima ettiği bir dönemde, Rus Uzay Ajansı "Roskosmos" Başkanı Dmitry Rogozin, ajansın sonbaharda Rus Stratejik Füze Kuvvetlerine Sarmat füzeleri teslim etmeye başlayacağını söyledi. Rogozin telegram hesabından şu paylaşımda bulundu: “Bu yılın sonbaharında Sarmat füzesinin uçuş testlerinin tamamlanmasının ardından, bu çığır açan kıtalararası ağır balistik füze silahını Stratejik Füze Kuvvetlerine teslim etmeye başlamayı planlıyoruz."
Askeri kaynaklar, kıtalararası ağır bir balistik füze olan "Sarmat"ın sesten daha hızlı olduğunu, dünyada türünün en güçlüsü olarak kabul edilen "Voyevoda" füzesinin yerini alacağını belirtiyor. Rus kaynakları, 13 bin km'ye varan geniş menzili, füze savunma sistemleri tarafından engellenememesi ve nükleer başlık taşıyabilme yeteneği nedeniyle Amerikalıların ona "Şeytan" adını verdiğini söylüyorlar.
Ukrayna bayrağının indirilmesi ve rublenin geri dönüşü
Herson Eyaleti’nin Karadeniz kıyısındaki güney bölgelerinde, koşulların ve hayatın normale döndürülmesi için çalışmalar sürüyor. Ancak resmî kurumlardaki Ukrayna bayrağının kaldırılmasına ve 8 yıldan uzun süredir kullanılmayan kırmızı bayrakla değiştirilmesine izin veren yeni ve farklı bir yönetim altında.
Rus RIA Novosti ajansı, Geçici Sivil Yönetimin Başkanı Vitaliy Gançev'in yeni değişikliklerden sonra bir halk referandumu düzenleme olasığı hakkındaki şu sözlerini aktardı: “Bildiğiniz gibi demokratik bir toplumda karar verme hakkı herkesten önce halka aittir. Bu nedenle tüm bölge özgürleştirildiğinde ve Nazilerin kökü kazındığında, büyük olasılıkla halk arasında bir anket mi yoksa referandum mu yapılacağına karar verileceğine inanıyorum."
Bu konuyla ilgili olarak, Rusya Kırım Cumhuriyeti Başbakan Yardımcısı Georgiy Muradov, Ukrayna'nın Kırım’a komşu güney bölgelerinde Rus rublesinin kullanılmaya başlandığını duyurdu.
Herson eyaleti ile Melitopol şehri dahil olmak üzere Azak Denizi kıyısındaki Zaporijya bölgelerini de kapsayan Rus kuvvetlerinin kontrolü altındaki bölgelerde yaşayanların, kademeli olarak ruble kullanımına geçtiklerine ve Ukrayna para birimi grivna ile ödeme yapmayı reddettiklerine dikkat çekti. Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia kaynaklı haberine göre Muradov, “Vatandaşların bunu memnuniyetle karşıladığı ve kendilerini yeniden tarihi anavatanları olan Rusya'da hissettiklerini” belirtti.



Melania Trump, en sevilen First Lady'ler listesinde sondan ikinci çıktı

YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
TT

Melania Trump, en sevilen First Lady'ler listesinde sondan ikinci çıktı

YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)

Yeni bir ankete göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci First Lady'si seçildi ancak en sevilmeyen First Lady unvanını Trump'ın rakibi Hillary Clinton aldı.

YouGov'a göre bu ay 2 bin 255 ABD vatandaşından son 11 First Lady'yi "Mükemmel"den "Kötü"ye uzanan bir ölçekte sıralamaları istendi.

Yüzde 36'sı Melania'yı "kötü", yüzde 10'u da "ortalama altı" olarak değerlendirdi. Ankete katılanların yaklaşık yüzde 18'i Melania'yı "mükemmel", yüzde 12'si de "ortalama üstü" notu verdi. Böylece net onay oranı -16 çıktı.

Melania'dan daha düşük sırada yer alan tek First Lady, 2016 başkanlık seçimini Donald Trump'a kaybeden Hillary Clinton'dı. Ankete katılanların yüzde 33'ü onu "kötü", yüzde 11'i de "ortalama altı" diye değerlendirdi ve net onay oranı -17 oldu.

Öte yandan en popüler First Lady'ler sırasıyla +56, +32 ve +25 net puanla Jackie Kennedy, Rosalynn Carter ve Nancy Reagan'dı.

Michelle Obama da katılımcılar arasında favori olarak öne çıktı; yüzde 33'ü onu "mükemmel", yüzde 12'si ise "ortalama üstü" olarak değerlendirdi ve bu da ona +21 net onay puanı kazandırdı. Yaklaşık yüzde 22'si onu "kötü" buldu.

Ortalama olarak son 11 First Lady'nin çoğu, eşlerinden daha yüksek net puanlar aldı.

Hillary Clinton, -3 net puanlı eşinden önemli ölçüde daha düşük olan tek First Lady'ydi.

Birçok başkan ve First Lady benzer puanlar aldı; Jacqueline Kennedy Onassis ve John F. Kennedy (+56'ya karşı +61), Nancy ve Ronald Reagan (+25'e karşı +22), Michelle ve Barack Obama (+21'e karşı +15) bunlardan bazıları.

Melania ve Donald Trump da benzer ancak olumsuz puanlar aldı (-16'ya karşı -20).

Anket ayrıca, katılımcıların yüzde 48'inin Donald Trump'ı "kötü" bulduğunu, yüzde 6'sının ise "ortalama altı" olarak değerlendirdiğini ortaya koydu. Trump, YouGov'un katılımcılara sorduğu 20 başkan arasında en düşük puanı aldı. Katılımcıların yaklaşık yüzde 19'u 45 ve 47. başkanı "olağanüstü" olarak değerlendirdi.

Trump'tan sonra, selefi Joe Biden, katılımcıların yüzde 38'inin "kötü", yüzde 12'sinin ise "ortalama altı" şeklinde değerlendirdiği en az popüler eski başkan oldu. Sadece yüzde 7'si Biden'ı "mükemmel" olarak değerlendirdi.

Ankete göre, "First Lady'ler hakkındaki genel görüşler, eşleri hakkındaki görüşlere benzer şekilde siyasi olarak kutuplaşmış durumda".

Anket, tartışmalı belgeseli Melania'nın gösterime girmesiyle birlikte Melania Trump hakkında kamuoyunun ne düşündüğüne dair fikir veriyor. Belgeselin ilk hafta sonu 7 milyon dolar kazandığı bildirilse de bilet satışları ikinci haftada düşerek sadece 2,4 milyon dolar getirdi.

Amazon, belgeselin haklarını satın almak için 40 milyon, tanıtımı içinse 35 milyon dolar daha harcamıştı.

Independent Türkçe


Ortadoğu diken üstünde: “Irak işgalinden bu yana en büyük hava gücü toplandı”

ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
TT

Ortadoğu diken üstünde: “Irak işgalinden bu yana en büyük hava gücü toplandı”

ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, Ortadoğu'daki askeri yığınağını artırarak İran'a saldırı hazırlığı yapıyor.

Kimliklerinin paylaşılmaması şartıyla CNN'e konuşan yetkililer, ordunun İran'a bu hafta sonu saldırı düzenlemeye hazır olduğunu ancak Trump'ın henüz son kararını vermediğini söylüyor.

Üst düzey güvenlik yetkililerinin çarşamba günü Beyaz Saray'da İran'daki durumla ilgili toplantı düzenlediği aktarılıyor. Trump'ın özel temsilcisi Steve Witkoff ve damadı Jared Kushner da İran'la müzakereler hakkında Cumhuriyetçi lideri bilgilendirmiş.  

Wall Street Journal (WSJ), Amerikan ordusunun 2003 Irak işgalinden bu yana Ortadoğu'daki en büyük hava gücünü topladığını yazıyor.

Son teknoloji F-35 ve F-22 jet avcı uçaklarının bölgeye yönlendirildiği, büyük hava harekatlarını koordine etmek için hayati önem taşıyan komuta ve kontrol uçaklarının da yola çıktığı aktarılıyor.

ABD ordusu, USS Abraham Lincoln'ın ardından, Venezuela'daki operasyon öncesinde Karayipler'e gönderilen dünyanın en büyük uçak gemisi USS Gerald Ford'u da Ortadoğu'ya yönlendirmişti. Bu gemide de çok sayıda saldırı ve elektronik harp uçağı olduğu ifade ediliyor.

Yetkililer, askeri harekat halinde iki seçeneğin masada olduğunu belirtiyor. ABD ordusu, Tahran yönetimini devirmek amacıyla çok sayıda İranlı siyasi ve askeri lideri hedef alabilir. Bunun yerine nükleer ve balistik füze tesislerinin vurulacağı hava saldırıları da düzenlenebilir. Her iki seçenek de potansiyel olarak haftalarca sürecek bir operasyon anlamına geliyor.

Analizde, geçen yıl haziranda İsrail'le yaşanan çatışmalar nedeniyle İran'ın hava savunma sisteminin ağır hasar aldığı savunuluyor. Buna rağmen Tahran yönetiminin, Hürmüz Boğazını kapatma ve çeşitli menzile sahip füzelerle misilleme yapma ihtimali olduğu vurgulanıyor.

ABD ve İsrail, İran'ın uranyum zenginleştirerek nükleer silah geliştirmeyi planladığını savunurken Tahran yönetimi bunu defalarca reddetmişti.

ABD ve İran arasında Umman'da 6 Şubat'ta başlayan müzakerelerde henüz somut bir sonuca varılamadı. Trump, İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini tamamen durdurmasını isterken, Tahran ise zenginleştirme seviyelerinin değiştirilebileceğini fakat programın durdurulmayacağını belirtiyor.

Diğer yandan İsrail, İran'ın balistik füze programının ve bölgedeki örgütlere verdiği desteğin sonlanmasını da istiyor. Washington-Tahran müzakerelerinin şimdilik nükleer programa odaklandığı ifade ediliyor. WSJ'ye konuşan yetkililer, İran'ın Trump görevden gidene dek uranyum zenginleştirme programını askıya alabileceğini söylüyor.  

Independent Türkçe, Wall Street Journal, CNN


Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
TT

Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü yaptığı açıklamada, Washington’un İran ile “ciddi bir anlaşma” yapması gerektiğini belirterek, Tahran’la yürütülen görüşmelerin iyi gittiğini söyledi.

Trump, Washington’da düzenlenen Barış Konseyi’nin ilk toplantısında, “Görüşmeler iyi. Yıllar içinde İran’la ciddi bir anlaşma yapmanın kolay olmadığı kanıtlandı. Ciddi bir anlaşma yapmalıyız; aksi takdirde sonuçları ağır olur” dedi.

ABD Başkanı, “İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek” ifadelerini kullandı.

Washington ile Tahran arasındaki kriz hassas bir dönemece girerken, üst düzey ulusal güvenlik yetkililerinin Trump’a, ABD ordusunun olası bir saldırı için “hazır” olduğunu bildirdiği aktarıldı. Cumartesi gününden itibaren uygulanabilecek muhtemel bir operasyon seçeneğinin masada olduğu, ancak nihai kararın Beyaz Saray’da siyasi ve askerî değerlendirmeye tabi tutulduğu belirtildi.

dfvgthy
İranlı askerlerin, Rus askerlerle birlikte Umman Denizi’nde gerçekleştirdiği askerî tatbikattan bir kare (EPA)

Amerikan televizyon ağlarının kaynaklarına göre son günlerde Ortadoğu’ya sevk edilen güçler – ek hava ve deniz unsurları dâhil – konuşlanmalarını tamamladı. Olası bir harekâtın zaman çizelgesinin hafta sonrasına da sarkabileceği ifade edildi.

Kaynaklar, İran’dan gelebilecek misillemelere karşı Savunma Bakanlığı’nın bazı personeli geçici olarak Avrupa’ya ya da ABD içine kaydırdığını belirtti. Bunun rutin bir önleyici tedbir olduğu ve saldırının kaçınılmaz olduğu anlamına gelmediği vurgulandı.

Angajman kuralları değişebilir

Bu gelişme, Trump açısından karmaşık bir denkleme işaret ediyor. Olası bir askerî darbe, bölgede angajman kurallarını değiştirebilir ve Tahran’ın müzakere pozisyonunu zayıflatabilir. Ancak aynı zamanda Körfez’den Doğu Akdeniz’e uzanabilecek geniş çaplı bir bölgesel tırmanma riskini de beraberinde getirebilir.

Öte yandan bekleme stratejisi, ABD iç kamuoyunda ya da Washington’un müttefikleri nezdinde geri adım olarak yorumlanabilir. Bu durum, askerî tehdidin inandırıcılığının test edildiği bir an olarak değerlendiriliyor.

CNN’e konuşan kaynaklar, ABD ordusunun hafta sonu itibarıyla İran’a yönelik bir saldırıya hazır olduğunu, ancak Trump’ın henüz nihai kararını vermediğini bildirdi.

hyjuıko
İran yönetimi karşıtı göstericiler, 17 Şubat 2026’da Cenevre’deki Birleşmiş Milletler Ofisi önünde pankart ve fotoğraflar taşıyor (AFP)

Kaynaklara göre Trump, özel görüşmelerde askerî müdahaleyi destekleyen ve karşı çıkan argümanları dinledi, danışmanları ve müttefiklerinin görüşlerini aldı. Bir kaynak, “Bu konu üzerinde uzun süre düşünüyor” dedi.

Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham ise televizyonda yaptığı açıklamada, İran’la ilgili kararın fiilen alındığını öne sürdü. Bölgeye yapılan büyük askerî yığınağa dikkat çeken Graham, savaş gemilerinin “bu mevsimde hava güzel olduğu için” bölgeye gelmediğini söyledi.

Daralan müzakere penceresi

Sahadaki gerilim tırmanırken diplomasi de temkinli adımlarla ilerliyor. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Cenevre’de yapılan dolaylı görüşmelerin ikinci turunda genel “yol gösterici ilkeler” üzerinde anlayış sağlandığını, ancak ihtilaflı başlıkların sürdüğünü açıkladı.

Bir ABD’li yetkili, Tahran’ın önümüzdeki iki hafta içinde yazılı bir teklif sunabileceğini belirterek “ilerleme sağlandı ancak pek çok ayrıntı hâlâ müzakere ediliyor” dedi.

Tahran, müzakerelerin yalnızca nükleer dosya ve yaptırımların kaldırılmasıyla sınırlı kalmasında ısrar ederken, Washington balistik füze programı ve İran’ın bölgesel müttefiklerine verdiği desteğin de gündeme alınmasını istiyor. Bu iki yaklaşım arasındaki siyasi mesafenin kısa sürede kapanması zor görünüyor.

İran Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Muhammad Eslami, “Nükleer endüstrinin temeli zenginleştirmedir” diyerek, hiçbir ülkenin İran’ı barışçıl teknoloji hakkından mahrum bırakamayacağını söyledi.

Bu açıklama, ABD’nin diplomasi başarısız olursa askerî seçeneğin masada olduğunu hatırlatmasının hemen ardından geldi.

Rus haber ajansı Interfax, Rus devlet nükleer şirketi Rosatom CEO’su Aleksey Likhachev’in, anlaşma sağlanması hâlinde İran’dan zenginleştirilmiş uranyumu kabul etmeye hazır olduklarını söylediğini aktardı.

Rusya Dışişleri Bakanlığı ise uranyumun İran’dan çıkarılması önerisinin hâlâ masada olduğunu, ancak nihai kararın Tahran’a ait olduğunu belirtti.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ülkesinin “ne pahasına olursa olsun Amerika’ya boyun eğmeyeceğini” söyledi. İran’ın savaş istemediğini, ancak “aşağılanmayı kabul etmeyeceğini” vurguladı.

Hürmüz mesajı

Tahran, askeri gücünü Hürmüz Boğazı’nda sergiledi. Bir askeri yetkili, boğazın “en kısa sürede kontrol altına alınabileceği ya da kapatılabileceği” uyarısında bulundu. İran Devrim Muhafızları “Hürmüz Boğazı’nda Akıllı Kontrol” adlı tatbikatını tamamladı.

Boğaz, küresel petrol ve doğalgaz ihracatının önemli bölümünün geçtiği stratejik bir hat olarak, İran’ın geleneksel caydırıcılık kartı olarak görülüyor.

Moskova’dan uyarı

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, İran’a saldırının “ateşle oynamak” olacağını belirterek siyasi yöntemlere öncelik verilmesi çağrısında bulundu. Kremlin, Tahran’la yapılan ortak deniz tatbikatlarının önceden planlandığını açıkladı.

İsrail’de yayımlanan Maariv gazetesi, Washington’un olası bir saldırıdan kısa süre önce Tel Aviv’i bilgilendireceğinin değerlendirildiğini yazdı.

Polonya Başbakanı Donald Tusk, vatandaşlarına İran’ı derhal terk etmeleri çağrısında bulundu ve çatışma ihtimalinin “oldukça gerçekçi” olduğunu söyledi.

Öte yandan Avrupa Birliği Konseyi, 29 Ocak’taki Dışişleri Konseyi toplantısında varılan mutabakatın ardından 19 Şubat’ta İran Devrim Muhafızları’nı resmen terör örgütleri listesine ekledi. Böylece kurum, AB’nin terörle mücadele yaptırımlarına tabi olacak.