Ukrayna'nın güvenliğini görüşmek üzere 20'den fazla ülke Ramstein toplantısına katılıyor

Washington, Rusya'nın Donbass bölgesini kontrol etme planlarına karşı koymada Ukrayna kuvvetlerine yeni bir askeri yardım paketi sunulacağını duyurdu (AP)
Washington, Rusya'nın Donbass bölgesini kontrol etme planlarına karşı koymada Ukrayna kuvvetlerine yeni bir askeri yardım paketi sunulacağını duyurdu (AP)
TT

Ukrayna'nın güvenliğini görüşmek üzere 20'den fazla ülke Ramstein toplantısına katılıyor

Washington, Rusya'nın Donbass bölgesini kontrol etme planlarına karşı koymada Ukrayna kuvvetlerine yeni bir askeri yardım paketi sunulacağını duyurdu (AP)
Washington, Rusya'nın Donbass bölgesini kontrol etme planlarına karşı koymada Ukrayna kuvvetlerine yeni bir askeri yardım paketi sunulacağını duyurdu (AP)

Pentagon, ABD Savunma Bakanı Lloyd Austin'in Kiev'in uzun vadeli güvenlik ihtiyaçlarını görüşmek üzere önümüzdeki hafta Almanya'da yapacağı toplantıya 40 müttefik ülkeyi davet ettiğini duyurdu.
Pentagon sözcüsü John Kirby, cuma akşamı yaptığı açıklamada, NATO üyesi ve NATO üyesi olmayan 20 ülkenin savunma bakanları ve üst düzey generallerinin, Salı günü Batı Almanya'daki ABD hava üssü Ramstein'da buluşma davetini kabul ettiklerini belirtti. Kirby, ‘Güvenlik Danışma Grubu’ tarafından yapılacak toplantıda, Ukrayna'nın ortaklarının savaşın sona ermesinden sonra Kiev’in askeri gücünü artırmaya katkıda bulunma yollarını tartışacağını söyledi. Toplantıda, bir yandan ABD ve NATO'nun ittifakın doğu kanadının geleceğiyle ilgili planlarını sunmanın yolunu açabileceği belirtilirken bir yandan da Washington'un Ukrayna'nın bu alanda oynayabileceği role ve NATO ile ilişkisine olan güvenini yansıtacağı ifade edildi. Toplantıda ayrıca Rus işgali tarafından yok edilenleri yeniden inşa etme planları masaya yatırılacak.
Pentagon sözcüsü John Kirby’nin aktardığına göre, ABD Savunma Bakanı’nın salı günü Ramstein'da gündeme getirmek istediği şeylerden biri; Ukrayna'nın ilerlemeye ihtiyaç duyacağı uzun vadeli savunma ilişkileri konusunda benzer düşünen ülkelerle görüşmek. Kirby, “Bu görüşme, Ukrayna ordusunu modernize etme ve güçlü kalmasını ve ilerleyebilmesini sağlamanın yanı sıra gerçek askeri statüsüyle ilgili olacak. Söz konusu görüşme sadece güvenlik garantileriyle ilgili olmayacak” ifadelerini kullandı.
Kirby, Austin ve diğer katılımcıların (bakanların) Ukrayna'nın mevcut ihtiyaçlarını karşılamada yardıma devam etme yöntemlerini ve savaş devam ederken ortakların hangi silahları sağlayabileceğini görüşeceklerini söyledi. Pentagon sözcüsüne göre bu görüşme, ortakların endüstriyel yeteneklerinin derecelendirilmesini içerecek.
Kirby, toplantının NATO'nun himayesinde yapılmayacağını ve somut ve acil sonuçlar doğurmayacağını vurguladı. Toplantı savaşın başlamasından iki ay sonra gerçekleşecek. Ukrayna güçleri özellikle ülkenin güney ve doğusunda Rus saldırısına karşı direnmeye devam ederken, Rusya işgalin yeni bir aşamaya girdiğini ilan ederek bu bölgeleri tamamen işgal etme hedefini de açıkça ortaya koydu. Ancak Rus kuvvetlerinin Ukrayna'nın kuzeyinde yaşadığı gerileme ve zorla geri çekilmeleri, Rusların Donbass bölgesindeki savaşı bitirme yeteneği konusunda şüphe uyandırıyor. Bu da savaşın uzun süreceği ihtimalini ortaya koyuyor.

Cephelerde Rus kazanımı yok
İngiliz askeri istihbaratı dün (Cumartesi), artan faaliyetlerine rağmen Rus kuvvetlerinin son 24 saatte önemli bir kazanım elde edemediğini söyledi. İstihbarata göre bunun nedeni, Ukrayna'nın devam eden karşı saldırıları.
İngiltere Savunma Bakanlığı, yoğun çatışmaların Moskova'nın liman kenti Mariupol'u ele geçirme girişimlerini boşa çıkardığını duyurdu. Bu durum, Rusya’nın Donbass bölgesinde ilerlemesini engelliyor. Bakanlık, Rus Hava Kuvvetleri ve Donanması’nın, Ukrayna hava ve deniz savunmasının etkinliği nedeniyle her iki bölgeyi de kontrol edemediğini bildirdi.
 ABD, Ukrayna kuvvetlerine Rusya’ya karşı savaşını sürdürmesi için askeri teçhizat, mühimmat ve diğer malzemeleri sağlama konusunda yaklaşık 30 ülkenin çabalarına öncülük ediyor. Washington, Rusya'nın Donbass bölgesini kontrol etme planlarına karşı Ukrayna kuvvetlerine “belirleyici olacak” yeni bir askeri yardım paketi sağlanacağını duyurdu.
Rus ordusu ülkenin doğusunda Ukrayna'ya karşı kesin bir zafer kazanacağını umarken, ABD Rus saldırısını savuşturmak için gerekli silah ve teçhizatı göndermek için acele ediyor. Donbass bölgesi, kentsel alanlarda ve şehirlerde kullanılanlardan farklı silah türlerinin kullanılmasını gerektiren açık bir savaş alanı olarak kabul ediliyor. Donbass bölgesinin bu yapısı da Ukrayna kuvvetlerinin Rus kuvvetlerine karşı üstünlük kurmasını sağladı.
Donbass savaşına ve savaşın “belirleyicisi” obüslere tahsis edilen Batı yardımı
ABC News, 800 milyon dolarlık yeni askeri yardım paketinin fark yaratabileceğini ileri sürdü. Kanalın haberine göre yeni yardım paketinde obüsler, radar ekipmanları ve Phoenix Ghost insansız hava araçları yer alıyor.
Uzmanlar, yetkililerin hafta sonu Ukrayna’ya ulaşacağını söylediği yeni yardımın Ukrayna-Rusya savaşında Ukraynalıların ihtiyaçlarını giderecek şekilde tasarlandığını söylüyor. Kanalın aktardığına göre ABD’nin Ortadoğu'dan sorumlu eski Savunma Bakanı Yardımcısı Michael Mulroy, yeni yardım paketinin Ukrayna’ya ulaşması hakkında "Zamana karşı yarış... Haftalar alabilir" dedi.
Mulroy, Donbass bölgesindeki savaşta Ukrayna'nın daha uzun menzilli silahlara ve kuvvetlerini karada ve havada hızla hareket ettirme yeteneğine ihtiyacı olacağını belirtti. Mulroy, obüslerin Donbass'taki savaşta önemli rol oynayacağına inanıyor. ABD, Rus topçu atışlarını ve diğer dolaylı saldırıları tespit edip kaynağını bulabilecek 14 radar sistemini Ukrayna’ya gönderecek.
Mulroy, "Şu anda Ruslar, herhangi bir yaptırım olmaksızın topçu ateşine başvuruyor.” dedi.
Radar sistemleri, Ukraynalıların Rus ateş kaynaklarına doğru bir şekilde yanıt vermesine yardımcı olabilir. ABC News’in aktardığına göre, üst düzey bir ABD savunma yetkilisi "Anti-radarın bu hafta harekat alanına ulaşacağını" söyledi. Yetkili obüs ve radar sistemlerinin birbirini tamamladığını ancak bağımsız olarak da kullanılabileceğini sözlerine ekledi.
Zelenskiy: Müttefikler nihayet Kiev'in sipariş ettiği silahları teslim etti
Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy, müttefiklerin nihayet Kiev'in talep ettiği silahları teslim ettiğini söyledi. Ukrayna Devlet Başkanı, bu silahların binlerce kişinin hayatını korumaya yardımcı olacağını sözlerine ekledi.
İngiltere Başbakanı Boris Johnson, Polonya yönetiminin Ukrayna'ya Rus T-72 tanklarını gönderebilmesi için Londra'nın Polonya'ya ayrıca tank göndermeyi planladığını söyledi. İngilizler, Ukrayna ordusuna teslim edilecek İngiliz zırhlı savaş araçları "Mastif", "Husky" ve "Wolfhound’u" kullanabilmeleri için Ukrayna kuvvetlerini eğitmeye devam ediyor.
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron basına verdiği bir röportajında ülkesinin Ukrayna’ya kendi envanterindeki CAESAR 155mm Kundağı Motorlu Obüs’lerden teslim edeceğini söyledi. Macron, “Bu bizim çatışmaya taraf olduğumuz anlamına gelmez” dedi. Macron ayrıca Ukrayna'ya tanksavar füze sistemleri tedarik edileceğini ifade etti.
 Kanada ise Ukrayna'ya ağır topçu tedarik ettiğini açıkladı. Kanada Savunma Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, 30 km atış menziline sahip 155mm’lik M-777 Obüs’lerinin Ukrayna’ya teslim edildiği belirtildi.
Kanada Başbakanı Justin Trudeau, hafta başına Ukrayna için "ağır topçu" olarak adlandırdığı bir yardım gönderme planından söz etmiş ancak Kanada ordusunun hangi silahları bağışlayacağına dair hiçbir ayrıntı vermemişti. Trudeau, "Son istekleri, güvenlik nedenleriyle tam olarak ağır topçu silahlarıydı. Onlara tam olarak nasıl ve hangi silahları gönderdiğimize dair şu anda ayrıntı veremem” dedi. Afganistan Savaşı sırasında Kanada tarafından satın alınan 37 obüsten dördü Ukrayna’ya gönderilmek üzere sevkiyata hazırlandı.
Belçika Ukrayna'ya M109 tanksavar füzeleri ve obüs tedarik etmeyi planlıyor. Belçika'da yayımlanan Le Soir gazetesi, 24 Şubat'tan bu yana Belçika'nın Ukrayna'ya 5 bin saldırı tüfeği, 200 tanksavar silahı, 3,8 bin ton yakıt ve makine yağı dahil olmak üzere 76 milyon avroluk askeri yardım sağladığını ileri sürdü. Ayrıca bir dizi gece görüş cihazı ve diğer ekipman türlerinin de Belçika’dan Ukrayna’ya gönderilmesi bekleniyor.
Belçika Savunma Bakanı Ludivine Dedonder'e göre, bu silahlar "yalnızca Belçika silah ticareti ve üretim şirketlerinin sahip olduğu stoklardan satın alınacak."
Aynı bağlamda Pentagon, Amerikan endüstrisinin, fizibilitesini ve etkinliğini kanıtlamış silahların üretimini hızlandırması ve daha fazla yetenek geliştirmesi için yeni yollar arıyor. ABD minimum eğitim gerektiren ve hızlı bir şekilde Ukrayna'ya ihraç edilebilir silahlar üzerinde çalışıyor. Bakanlık, ABD silah üreticilerinden silah sistemleri veya hava savunması, anti-personel zırhı, kıyı savunması, karşı batarya, insansız hava sistemleri ve güvenli telsizler ve uydular gibi yetenekler hakkında bilgi talep etti.
Öte yandan Washington yönetimi, ABD Uluslararası Kalkınma Ajansı (USAID) aracılığıyla, “Acımasız Rus savaşının Ukrayna halkı üzerindeki etkisine karşı koymak ve Ukrayna'nın direncini, demokrasisini, ekonomisini ve sağlık sistemlerini güçlendirmek” için 131 milyon dolarlık yatırım yapacağını açıkladı.
ABD Dışişleri Bakanlığı yaptığı açıklamada, ajansın “sivillere, özel sektöre, devlet kurumlarına ve sivil topluma karşı devam eden savaşın” korkunç etkisinin ele alınmasına bu fonla yardımcı olacağını bildirdi. Söz konusu fon, ajansın Ukrayna hükümetine yolsuzlukla mücadelede destek sağlayacak ve siber saldırılara, dezenformasyona ve Kremlin saldırganlığının diğer araçlarına karşı savunma oluşturmaya devam edilmesini garanti edecek. Bu fon sayesinde demokratik reformların sürdürülmesi, sağlık sisteminin güçlendirilmesi ve tüm Ukraynalıların yararına olan ekonomik büyümenin teşvik edilmesi sağlanacak.



Somali: ‘Suça sürüklenmiş’ gençler için çıkarılan cumhurbaşkanlığı affı, eş-Şebab'ın boynundaki ilmeği sıkılaştırıyor

Somali ordusu, Orta Şabelle eyaletinin Hawadle bölgesinde eş-Şebab’la çatışıyor (Somali Haber Ajansı)
Somali ordusu, Orta Şabelle eyaletinin Hawadle bölgesinde eş-Şebab’la çatışıyor (Somali Haber Ajansı)
TT

Somali: ‘Suça sürüklenmiş’ gençler için çıkarılan cumhurbaşkanlığı affı, eş-Şebab'ın boynundaki ilmeği sıkılaştırıyor

Somali ordusu, Orta Şabelle eyaletinin Hawadle bölgesinde eş-Şebab’la çatışıyor (Somali Haber Ajansı)
Somali ordusu, Orta Şabelle eyaletinin Hawadle bölgesinde eş-Şebab’la çatışıyor (Somali Haber Ajansı)

Somali Cumhurbaşkanlığı, eş-Şebab Hareketi’ne katılan ‘suça sürüklenmiş gençlere’ radikal ideolojiyi terk etmeleri şartıyla af ilan ederek yeni bir adım attı. Şarku’l Avsat’a konuşan Somalili bir Afrika meseleleri uzmanı, bu adımın, entegrasyon ve rehabilitasyon dahil olmak üzere birkaç koşulun yerine getirilmesi şartıyla, eş-Şebab'ın etrafındaki çemberi daraltma şansını artıracağına inanıyor.

Somali Haber Ajansı SONNA dün, Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud'un, (yerel olarak eş-Şebab'ı ifade etmek için kullanılan bir terim olan) Havaric milislerinin saflarında radikal ideoloji ile aldatılmış gençlere, aşırıcı ideolojiyi terk etmeleri halinde af kararı verdiğini bildirdi.

SONNA, devletin bu gençlere yeni bir hayat ve geleceklerini inşa etme fırsatları sunarak, onların toplumun ayrılmaz bir parçası olmalarını sağlayacağını da ifade etti.

SONNA’nın pazar günkü haberine göre Somali ordusu, ‘terörizmi ortadan kaldırmak için devam eden çabalar çerçevesinde, Orta Şabelle eyaletinin Hawadli bölgesinde saklanan Havaric milislerinin hücrelerini’ hedef alan planlı bir askeri operasyon başlattı.

dfvfbf
Hiran bölgesinde eş-Şebab Hareketiyle bağlantılı silahlı militanlar hedef alındı (Somali Haber Ajansı)

Somali, Afrika Birliği Somali Misyonu'na (AMISOM) ev sahipliği yapıyor. AMISOM, 15 yıldır Somali'de terörist faaliyetlerini artıran eş- Şebab Hareketi ile mücadelesinde Somali'ye destek sağlamak amacıyla 2024 yılının aralık ayında Birlemiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde (BMGK) kabul edilen kararın ardından geçtiğimiz yılın ocak ayında resmi olarak faaliyete geçti.

Somali uzmanı Abdulvali Jama Barre, Başbakan Şeyh Mahmud'un af kararının güvenlik, sosyal ve stratejik olmak üzere üç açıdan yorumlanabileceğini belirtti. Bu önemli bir araç, ancak tamamlayıcı politikalarla desteklenmedikçe başarısı garanti edilemez.

Barre, değerlendirmesini şöyle sürdürdü:

“Af, özellikle de birçok gencin yanlış yönlendirme veya zorlama sonucu örgüte katılmış olması ve güvenli bir çıkış yolu bulmanın muhalifleri örgütü terk etmeye teşvik etmesi nedeniyle geri dönüşün önünü açan olumlu bir adımdır. Bu aynı zamanda, devletin sert çizgideki liderlerle yanlış yönlendirilmiş gençleri birbirinden ayırdığını gösteren insani ve siyasi bir mesajdır ve hükümetin intikamcı olmayan bir kuluçka merkezi olduğu imajını pekiştirir.”

Bu durum, eş-Şebab Hareketi’nin operasyonlarının yoğunlaştığı bir dönemde ortaya çıktı. Ezher Aşırılıkla Mücadele Gözlemevi, eş-Şebab Hareketi’nin sivilleri terörize etme ve sınır ötesi saldırılar düzenleme yönündeki kanlı stratejisi çerçevesinde Ramazan ayında Somali-Kenya sınırında terör tehdidini artırdığını açıkladı.

Gözlemevi tarafından dün yapılan açıklamada, “Bu gerginliğin artışı cumartesi gecesi terörist hareketin üyeleri Cuba'nın merkezindeki Bawali ve Somali'nin güneyindeki Aşağı Şabelle eyaletine bağlı Konyabarow bölgelerinde 10 sivili kurşuna dizerek infaz etmesiyle başladı” ifadeleri yer aldı. Gözlemevi, eş-Şebab’ın Ramazan ayı boyunca genel dini duyguları istismar etmek için şu anda faaliyetlerini yoğunlaştırdığını kaydetti.

Barre ise eş-Şebab Hareketi’nin dini duyguları istismar ettiğini belirterek “Bu yüzden eş-Şebab'ı sürekli dini ve fikri rehberlik, ekonomik entegrasyon ve akıllı güvenlik izleme yoluyla başarılı bir şekilde kontrol altına almak için, af kararı tek başına yeterli olmaz. Bu kararın gerçek rehabilitasyon programlarıyla bağlantılı olması gerekir” değerlendirmesinde bulundu.


Çıkmaz, uzlaşma ve gerilim arasında Ukrayna savaşı senaryoları

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve ABD Başkanı Donald Trump, Alaska Zirvesi sırasında (AP)
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve ABD Başkanı Donald Trump, Alaska Zirvesi sırasında (AP)
TT

Çıkmaz, uzlaşma ve gerilim arasında Ukrayna savaşı senaryoları

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve ABD Başkanı Donald Trump, Alaska Zirvesi sırasında (AP)
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve ABD Başkanı Donald Trump, Alaska Zirvesi sırasında (AP)

Rus kuvvetlerinin Doğu Ukrayna’daki cephelerde kaydettiği yavaş kara ilerlemesine rağmen, ‘özel askerî operasyon’ olarak başlayıp dört yıl içinde yıpratıcı bir savaşa dönüşen süreçte Rusya açısından askerî zafer hâlâ uzak görünüyor. Bu süre zarfında Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, hedeflerine ulaşmayı başaramadı. Bazı Amerikalı uzmanlar artık sahadaki verilerin, Putin’in Ukrayna’yı boyun eğdiremediğini; hatta Rusya’nın stratejik bir yenilgiyle karşı karşıya kalabileceğini gösterdiğini düşünüyor.

dscd
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, savunma bütçesini ve asker emeklisi maaşlarını artırarak kapsamlı bir askeri reform gerçekleştirdi. (AP)

Diplomatlar ve dış politika gözlemcileri, öngörüde bulunmanın her zaman riskli bir girişim olduğunu vurgular. Ancak eski ABD Büyükelçisi ve RAND Corporation uzmanı William Courtney, ABD ile Rusya arasındaki stratejik ilişkilerde (Sovyetler Birliği dönemi de dahil olmak üzere) kilit roller üstlenmiş bir isim olarak, Ukrayna’nın işgalini malî, beşerî, askerî ve siyasî açılardan değerlendiriyor. Courtney, ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin yoğun çabalarına rağmen henüz somut sonuç alınamayan süreçte, savaşın muhtemel sonlarına dair daha net bir tablo çizmeye çalışıyor. Bu görüşe, Demokrasileri Savunma Vakfı (FDD) bünyesindeki Rusya Programı Direktör Yardımcısı John Hardie de katılıyor. Hardie, Putin’in ‘katı tutumlarının’, ABD’nin arzuladığı barışın önündeki başlıca engel olduğunu savunuyor.

Afganistan modeli

Daha önce ABD-Sovyet Nükleer Deneme Yasağı Anlaşması’nın uygulanmasına yönelik Amerikan-Sovyet komisyonunda görev alan, eski Başkan Bill Clinton’a özel danışmanlık görevinde bulunan ve ABD Ulusal Güvenlik Konseyi’nde Rusya, Ukrayna ve Avrasya işlerinden sorumlu direktörlük yapan William Courtney, Şarku’l Avsat’a verdiği demeçte, Rus ekonomisinin ABD ve Avrupa yaptırımlarından ‘giderek daha sert ve belirgin biçimde etkilendiğini’ belirtti.

dcdc
(foto altı) Eski ABD Büyükelçisi William Courtney (Şarku’l Avsat)

Courtney ayrıca, Rus kuvvetlerinin insan kayıplarının ‘son derece yüksek’ olduğunu ve bu kayıpların ‘Sovyetler Birliği’nin Afganistan savaşındaki kayıplarını açık ara aştığını’ söyledi.

Öte yandan, ‘ABD politikasının Ukrayna’ya güçlü destekten, daha çok tarafsız arabulucu konumuna yakın bir çizgiye kaydığını’ savunan Courtney, bu nedenle ‘ABD’nin artık Ukrayna veya Avrupa adına Rusya ile müzakere edebilecek bir konumda olmadığını’ dile getirdi. Birçok Avrupalı liderin, ‘Ukrayna’daki savaşı Avrupa güvenliğiyle yakından bağlantılı görmeye giderek daha fazla eğilim gösterdiğini’ de sözlerine ekleyen Courtney, Avrupa’da, Rusya’nın Ukrayna’da galip gelmesi halinde ‘diğer bazı Avrupa ülkelerinin de risk altına girebileceği’ yönündeki kaygıların arttığını vurguladı.

Bu yaklaşımı farklı bir açıdan teyit eden John Hardie ise ABD’nin Rusya’yı gerçek tavizler vermeye zorlamak amacıyla ‘azami baskı uygulamaya yönelik sürekli ve kapsamlı bir çaba’ ortaya koyduğunu henüz görmediğini ifade etti. Halihazırda ‘bazı diplomatik temaslar’ bulunduğunu, ancak taraflar arasındaki uçurumun genişliğini koruduğunu ve barış için gerekli belirleyici uzlaşıların henüz sağlanmadığını belirtti.

Dünya’dan uzak

Rusya’nın savaşı sona erdirmeye yönelik hedeflerine ilişkin olarak Hardie, Trump yönetiminin Ukrayna’nın Donbas bölgesinin geri kalan kısımlarından vazgeçmesi gerektiği görüşünde olduğunu; bunun savaşın sona ermesine imkân tanıyacağı ve ABD ile Rusya arasında ekonomik iş birliğinin yeniden başlamasının önünü açacağı varsayımının benimsendiğini aktardı. Ancak Hardie, bu değerlendirmenin isabetli olmadığını belirterek, ‘Putin’in on yıllardır Ukrayna üzerinde yeniden hakimiyet kurmaya odaklandığını’ ve ülkeyi Rus nüfuz alanına geri döndürmeyi amaçladığını ifade etti. Ona göre hedef, Ukrayna’yı Batı yönelimli bağımsız bir devletten ziyade Belarus’a daha yakın bir konuma getirmek. Bu nedenle Rusya’nın taleplerinin ‘toprak meselesinin çok ötesine geçtiğini’ vurguladı.

erfref
Amerikan araştırma kuruluşu Demokrasileri Savunma Vakfı (FDD) bünyesindeki Rusya Programı Direktör Yardımcısı John Hardie (Şarku’l Avsat)

Bu değerlendirmeye katılan Courtney, Rusya’nın “Rus İmparatorluğu’nun son dönemlerinden Sovyetler Birliği yıllarına kadar ABD’yi her zaman başlıca jeopolitik rakibi olarak gördüğünü; Avrupa’yı ise hiçbir zaman benzer stratejik önemde değerlendirmediğini” söyledi. Bu çerçevede Moskova’nın doğrudan Donald Trump ile müzakereye hazır göründüğünü ve işgal altındaki topraklar üzerindeki kontrolünün tanınması ile Donbas’ın geri kalanında hakimiyetini güçlendirme talepleri dahil olmak üzere azami taleplerini yinelemeyi sürdürdüğünü belirtti.

Askerî açıdan ise Courtney, sahadaki durumun ‘büyük ölçüde bir çıkmaz’ niteliği taşıdığını ifade ederek, ağır kayıplara rağmen Rus kuvvetlerinin Doğu Ukrayna’da ‘kayda değer bir ilerleme sağlayamadığını’ dile getirdi. Buna karşılık insansız hava araçları (İHA) savaşındaki gelişmelerin, Ukrayna tarafındaki insan kayıplarını azaltmaya katkı sağladığını kaydetti.

“Görüşmeler de benzer şekilde tıkanmış görünüyor” diyen Courtney, Rus yetkililerin (aralarında Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un da bulunduğu isimlerin) açıklamalarına atıfla, ‘ABD’li ve Ukraynalı bazı liderlerin zaman zaman dile getirdiği iyimser beyanlara rağmen tarafların hâlâ bir anlaşmaya varmaktan uzak olduğunu’ belirttiğini aktardı.

Çin ile ortaklık

Pekin’in Moskova’ya verdiği destekle ilgili bir soruya yanıt veren Courtney, ‘Çin’in Rusya’ya destek sağladığını; ancak bunun ölümcül silahlar şeklinde değil, teknoloji ve çift kullanımlı mallar tedariki yoluyla gerçekleştiğini’ belirtti.

Bununla birlikte Çin’in son dört yılda ‘nispeten temkinli bir tutum’ sergilediğini ifade eden Courtney, Putin’in Eylül 2022’de nükleer silah kullanma ihtimaline imada bulunmasının ardından, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in nükleer silah kullanımına karşı defalarca uyarıda bulunduğunu hatırlattı. Dolayısıyla, Çin’in Rusya’ya ekonomik ve teknolojik alanlarda verdiği destek önemli olmakla birlikte askerî açıdan belirleyici olmadı ve koşulsuz bir siyasî desteğe de dönüşmedi. Oysa 2022’de Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik kapsamlı işgalinden hemen önce Pekin ile Moskova ‘sınırsız ortaklık’ ilan etmişti. Ancak Courtney’nin ifadesiyle, ‘pratikte açık sınırlar vardı.’ Çin, en önemli ekonomik ilişkilerini Avrupa, ABD ve daha geniş küresel ekonomiyle riske atmaktan kaçınma çabası çerçevesinde Moskova’ya karşı ‘stratejik mesafeyi’ korudu.

Öte yandan Hardie, ‘Çin’in bu savaşta Rusya’nın en önemli ortağı olduğunu’ belirterek, Pekin’in büyük miktarlarda Rus petrolü satın alarak ve ikili ticareti genişleterek ekonomik destek sunduğunu vurguladı. Ayrıca Çin’in, mikroelektronikler, bilgisayar destekli sayısal kontrol makineleri (CNC) ve diğer çift kullanımlı teknolojiler gibi temel girdilerin aktarılmasında bir ‘kanal’ işlevi gördüğünü; bunun da Rus savunma sanayi tabanını desteklediğini ifade etti.

Hardie, ‘Ukrayna’daki savaşın ABD açısından Çin meydan okumasından tamamen ayrı olmadığını’ vurguladı. ABD’nin Rusya’nın Ukrayna üzerinde kontrol kurmasına izin vermesi halinde bunun ‘başka cephelerdeki caydırıcılığı zayıflatabileceğini; buna Çin’in Tayvan’a yönelik olası bir hamlesinin de dahil olduğunu’ belirtti. ABD içinde bazı çevrelerin Washington’un Ukrayna’ya desteğini azaltarak yalnızca Çin’i caydırmaya odaklanması gerektiğini savunduğunu kaydeden Hardie, Hint-Pasifik bölgesinde Çin nüfuzuna en açık ülkelerin ise ters yönde bir argüman ileri sürdüğünü ifade etti. Bu ülkelere göre Ukrayna’nın savunulması, daha geniş ölçekte caydırıcılığın güvenilirliğini güçlendiriyor.

Aynı bağlamda Courtney, Rus stratejistlerin ‘güç dengesi’ olarak adlandırdığı kavramın, Moskova’nın Avrupa ile ilişkilerinde aleyhine işlediğini söyledi. Ekonomik açıdan Rusya’nın Avrupa için önemi azalmış durumda; askerî bakımdan ise savaş bir çıkmaza girmiş bulunuyor. Courtney, ‘Rusya’nın bu eğilimleri belirleyici biçimde tersine çevirebileceğine dair kayda değer bir kanıt olmadığını’ vurguladı.

Courtney ayrıca, Rusya’nın Ukrayna’daki savaşını, 1979-1989 yılları arasındaki Sovyet-Afgan savaşıyla karşılaştırdı. O dönemde ‘mücahitler’, Sovyet kuvvetlerini ezici bir yenilgiye uğratamamış olsa da, Moskova’nın zafer elde etmesini engelleyecek ölçüde güçlüydü.

sdcs
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, 22 Ocak’ta ABD’nin Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff ve ABD Başkanı Donald Trump’ın damadı Jared Kushner’ı kabul etti. (EPA)

Sonuç olarak söz konusu çatışmada (Sovyet-Afgan savaşı) iki önemli gelişme öne çıkmıştı. İlki, savaşın ortasında yönetimde bir değişiklik yaşanması; Mihail Gorbaçov iktidara gelerek Sovyet askeri yükümlülüklerini hafifletmeye ve ekonomik nedenlerle Batı ile ilişkileri iyileştirmeye çalıştı. Bunun sonucunda Kremlin, savaşı süresiz olarak sürdürme konusunda tam bağlılık göstermemeye başladı. İkincisi ise, mücahitlerin Sovyet kuvvetlerini on yıl boyunca kademeli olarak yıpratmasıydı. Mücahitler Sovyetler Birliği’ni ezici biçimde yenemese de savaşı hem politik hem ekonomik hem de askerî açıdan son derece maliyetli hale getirerek Moskova’yı sonunda geri çekilmeye zorladı.

Courtney, Ukrayna’daki mevcut savaşın ilk yıllarında Rusya’nın hızlı bir zafer beklediğini, ancak şiddetli bir direnişle karşılaştığını hatırlattı. Courtney, “Görünüşe göre Moskova, Kiev’i kendi azami taleplerini kabul etmeye zorlayamıyor. Öte yandan Ukrayna da Rusya’yı ateşkes imzalamaya zorlayacak güçte değil. Sonuç, yıpratıcı bir savaş” değerlendirmesinde bulundu.

sxdcsc
Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, Çin Devrimi’nin zaferinin 80. yıldönümünde Pekin’de Putin ile bir araya geldi, 3 Eylül 2025. (EPA)

Hardie, tarihî ölçütlere göre değerlendirdiğinde, ‘Ukrayna’nın Rusya’nın kara kazanımlarını yüksek insan ve donanım maliyetiyle kademeli olarak sınırlamaya devam etmesi, savunma hatlarını güçlendirmesi ve egemenliğini koruması halinde, bu savaşın Rusya açısından stratejik bir başarısızlık olarak kabul edilmesinin muhtemel olduğunu’ belirtti. Bununla birlikte Hardie, ‘temkinli olunması gerektiğini’ vurguladı. Zira Rusya bu savaşı sona erdirip yeniden silahlanma ve yeniden yapılanma sürecine girerse, ardından belki daha iyi hazırlanmış ve başarılı bir başka işgale girişirse, tarihî değerlendirmeler önemli ölçüde değişebilir. Ayrıca Hardie, mevcut savaşın sona ermesinin, ‘daha geniş stratejik meydan okumanın kesin olarak son bulacağı anlamına gelmediğini’ de hatırlattı.

Kore Savaşı senaryosu

Ukrayna’daki savaşın farklı doğası nedeniyle Courtney, Afganistan’da Kremlin’deki değişim ve son Sovyet lideri Mihail Gorbaçov’un iktidara gelişine ilişkin olasılıkları temel alan bir tahminde bulunmaktan kaçındı. Ancak başka bir karşılaştırmayı Kore Savaşı üzerinden yaptı; Güney Kore’nin tek başına Kuzey Kore’yi ateşkesi kabul etmeye zorlamaya gücünün yetmediğini, fakat ABD müdahalesiyle ‘güç dengesinin değiştiğini ve sonucunda yetmiş yılı aşkın bir ateşkesin sağlandığını’ hatırlattı. Courtney, Batı’nın böyle bir dengeyi oluşturmak için müdahale edip etmeyeceğinin belirsiz olduğunu belirtti. Güncel değişkenler -Rusya’daki iç politika, Batı’nın birliği, sahadaki askerî gelişmeler ve gelecekteki ABD liderliği- dikkate alındığında, tek bir belirleyici sonucun öngörülmesinin imkânsız olduğunu; savaşın gidişatının hâlâ alınmamış politik kararlar tarafından belirleneceğini vurguladı.

Hardie, savaşın “Belki de sonunun başındayız” düşüncesini ifade etmekle birlikte, bunun ‘önümüzdeki birkaç ay içinde yakın bir barış anlaşması olacağı’ anlamına gelmediğini belirtti. Hardie’ye göre, başlıca engel, Vladimir Putin’in ‘katı talepleri’. Putin yalnızca Rusya’nın tamamen kontrol edemediği toprakların resmî olarak tanınmasını değil, aynı zamanda daha geniş bir dizi siyasî tavizi de hedefliyor.

Hardie, savaşın nasıl sona ereceğine dair değerlendirmesinde, “Nihayetinde Rusya’nın taleplerini gerçeklerle daha uyumlu hale getirmesi gerekecek” görüşünü dile getirdi. Öte yandan Ukrayna’nın şu anda ‘kaybedilmiş bir barışı kabul edecek anlamlı bir motivasyona sahip olmadığını’ vurguladı.


Devrim Muhafızları, İran'ın güney kıyılarında tatbikatlar yapıyor

İran devlet televizyonunun yayınladığı görüntülerde ülkenin güneyinde gerçekleştirilen ortak askeri tatbikatlar gösteriliyor.
İran devlet televizyonunun yayınladığı görüntülerde ülkenin güneyinde gerçekleştirilen ortak askeri tatbikatlar gösteriliyor.
TT

Devrim Muhafızları, İran'ın güney kıyılarında tatbikatlar yapıyor

İran devlet televizyonunun yayınladığı görüntülerde ülkenin güneyinde gerçekleştirilen ortak askeri tatbikatlar gösteriliyor.
İran devlet televizyonunun yayınladığı görüntülerde ülkenin güneyinde gerçekleştirilen ortak askeri tatbikatlar gösteriliyor.

İran Devrim Muhafızları’na bağlı kara kuvvetleri, ABD’nin İran’a yönelik hava saldırısı ihtimalini değerlendirdiği bir dönemde, ülkenin güney kıyılarında askeri tatbikatlar gerçekleştirdi.

İran medyasında yer alan haberlere göre tatbikat, güney bölgeleri ve Basra Körfezi’ndeki adalarda icra edildi. Operasyon bölgesinde bulunan farklı sınıf ve birliklerin katıldığı tatbikatta yeni taktikler ve modern teknolojiler kullanıldı. Devrim Muhafızları’na bağlı “Sepah News”, tatbikat kapsamında yaklaşan hedeflere karşı kıyıdan denize doğru topçu atışları yapıldığını, yakın mesafeli mühimmat kullanıldığını ve belirlenmiş düşman mevzilerine yoğun bombardıman gerçekleştirildiğini bildirdi.

Füze birliklerinin belirlenen hedeflere atış yaptığı ve Devrim Muhafızları Kara Kuvvetleri envanterine yeni giren bir füze sisteminin kullanıldığı bildirildi. Devlet haber ajansı ISNA, söz konusu sistemin farklı bir navigasyon altyapısına sahip olduğunu, yüksek isabet oranı ve düşmanın tahkimat ve siperlerini imha edebilen güçlendirilmiş bir savaş başlığı taşıdığını belirtti.

İran Savunma Bakanı Aziz Nasırzade bugün yaptığı açıklamada, İran’ın savaş arayışında olmadığını ancak herhangi bir çatışmanın dayatılması durumunda güçlü bir şekilde karşılık vereceğini söyledi. Ermenistanlı mevkidaşıyla görüşmesinde konuşan Nasırzade, Tahran’ın bölgenin jeopolitik yapısına yönelik herhangi bir müdahaleye ya da dengelerin değiştirilmesine karşı olduğunu belirterek, İran’ın “çatışma aramadığını” ancak “saldırıya uğraması halinde düşmanlarına unutamayacakları bir ders vereceğini” ifade etti.

Öte yandan ABD’nin en büyük uçak gemisi olan USS Gerald R. Ford, Doğu Akdeniz’deki askeri yığınak kapsamında Girit Adası’ndaki Suda Körfezi Deniz Destek Tesisi’ne ulaştı. Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre gemi adaya dün demirledi.

Suda Körfezi tesisinde aktif görevdeki askerler, sivil personel, sözleşmeli çalışanlar ve personelin aile fertleriyle birlikte yaklaşık bin kişi bulunuyor.

Geçen yıl İran’a yönelik saldırı emri veren ABD Başkanı Donald Trump, Tahran’ın nükleer programına ilişkin yeni bir anlaşmaya varılmaması halinde askeri seçeneğe başvurabileceği tehdidini yineledi. Batı ülkeleri, İran’ın nükleer programının nükleer silah geliştirmeye yönelik olmasından endişe ediyor.

ABD’nin Ortadoğu’da, aralarında USS Abraham Lincoln uçak gemisinin de bulunduğu 12’den fazla deniz unsuru konuşlandırdığı; bunlar arasında dokuz muhrip ve üç kıyı muharebe gemisinin yer aldığı belirtildi.

Bölgede aynı anda ABD’nin iki uçak gemisinin bulunması ender görülen bir durum olduğu ve her geminin onlarca savaş uçağı taşıdığı ve binlerce denizciye ev sahipliği yaptığı kaydedildi.

Trump, perşembe günü yaptığı açıklamada, İran’a karşı güç kullanımı konusunda karar vermek için kendisine “10 ila 15 gün” arasında bir süre tanıdığını söyledi. Pazartesi günü ise ABD Genelkurmay Başkanı’nın kapsamlı bir askeri müdahalenin riskleri konusunda kendisini uyardığına dair haberleri yalanladı.

Trump, Truth Social platformundaki paylaşımında, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Dan Caine’in “hepimiz gibi savaş istemediğini”, ancak İran’a karşı askeri bir adım atılması yönünde karar alınması halinde bunun “kolaylıkla kazanılabilecek” bir adım olacağı görüşünde olduğunu ifade etti.

İran devlet medyası ise ülkenin orta kesimindeki İsfahan eyaletine bağlı Humeynişehr kentinde bir askeri helikopterin bugün bir meyve pazarına düştüğünü bildirdi. Kazada pilot ve yardımcısı ile iki pazar esnafı hayatını kaybetti. Resmi haber ajansı IRNA, olayın “teknik arıza” kaynaklı olduğunu ve çıkan yangının acil durum ekiplerince söndürüldüğünü duyurdu.

İran’da, eskiyen hava filosu ve yaptırımlar nedeniyle yedek parça temininde yaşanan zorluklar sebebiyle zaman zaman hava kazaları yaşanıyor. Geçen hafta da Hemedan eyaletinde gece eğitimi sırasında düşen bir F-4 savaş uçağında pilotlardan biri hayatını kaybetmişti.