Ukrayna'nın güvenliğini görüşmek üzere 20'den fazla ülke Ramstein toplantısına katılıyor

Washington, Rusya'nın Donbass bölgesini kontrol etme planlarına karşı koymada Ukrayna kuvvetlerine yeni bir askeri yardım paketi sunulacağını duyurdu (AP)
Washington, Rusya'nın Donbass bölgesini kontrol etme planlarına karşı koymada Ukrayna kuvvetlerine yeni bir askeri yardım paketi sunulacağını duyurdu (AP)
TT

Ukrayna'nın güvenliğini görüşmek üzere 20'den fazla ülke Ramstein toplantısına katılıyor

Washington, Rusya'nın Donbass bölgesini kontrol etme planlarına karşı koymada Ukrayna kuvvetlerine yeni bir askeri yardım paketi sunulacağını duyurdu (AP)
Washington, Rusya'nın Donbass bölgesini kontrol etme planlarına karşı koymada Ukrayna kuvvetlerine yeni bir askeri yardım paketi sunulacağını duyurdu (AP)

Pentagon, ABD Savunma Bakanı Lloyd Austin'in Kiev'in uzun vadeli güvenlik ihtiyaçlarını görüşmek üzere önümüzdeki hafta Almanya'da yapacağı toplantıya 40 müttefik ülkeyi davet ettiğini duyurdu.
Pentagon sözcüsü John Kirby, cuma akşamı yaptığı açıklamada, NATO üyesi ve NATO üyesi olmayan 20 ülkenin savunma bakanları ve üst düzey generallerinin, Salı günü Batı Almanya'daki ABD hava üssü Ramstein'da buluşma davetini kabul ettiklerini belirtti. Kirby, ‘Güvenlik Danışma Grubu’ tarafından yapılacak toplantıda, Ukrayna'nın ortaklarının savaşın sona ermesinden sonra Kiev’in askeri gücünü artırmaya katkıda bulunma yollarını tartışacağını söyledi. Toplantıda, bir yandan ABD ve NATO'nun ittifakın doğu kanadının geleceğiyle ilgili planlarını sunmanın yolunu açabileceği belirtilirken bir yandan da Washington'un Ukrayna'nın bu alanda oynayabileceği role ve NATO ile ilişkisine olan güvenini yansıtacağı ifade edildi. Toplantıda ayrıca Rus işgali tarafından yok edilenleri yeniden inşa etme planları masaya yatırılacak.
Pentagon sözcüsü John Kirby’nin aktardığına göre, ABD Savunma Bakanı’nın salı günü Ramstein'da gündeme getirmek istediği şeylerden biri; Ukrayna'nın ilerlemeye ihtiyaç duyacağı uzun vadeli savunma ilişkileri konusunda benzer düşünen ülkelerle görüşmek. Kirby, “Bu görüşme, Ukrayna ordusunu modernize etme ve güçlü kalmasını ve ilerleyebilmesini sağlamanın yanı sıra gerçek askeri statüsüyle ilgili olacak. Söz konusu görüşme sadece güvenlik garantileriyle ilgili olmayacak” ifadelerini kullandı.
Kirby, Austin ve diğer katılımcıların (bakanların) Ukrayna'nın mevcut ihtiyaçlarını karşılamada yardıma devam etme yöntemlerini ve savaş devam ederken ortakların hangi silahları sağlayabileceğini görüşeceklerini söyledi. Pentagon sözcüsüne göre bu görüşme, ortakların endüstriyel yeteneklerinin derecelendirilmesini içerecek.
Kirby, toplantının NATO'nun himayesinde yapılmayacağını ve somut ve acil sonuçlar doğurmayacağını vurguladı. Toplantı savaşın başlamasından iki ay sonra gerçekleşecek. Ukrayna güçleri özellikle ülkenin güney ve doğusunda Rus saldırısına karşı direnmeye devam ederken, Rusya işgalin yeni bir aşamaya girdiğini ilan ederek bu bölgeleri tamamen işgal etme hedefini de açıkça ortaya koydu. Ancak Rus kuvvetlerinin Ukrayna'nın kuzeyinde yaşadığı gerileme ve zorla geri çekilmeleri, Rusların Donbass bölgesindeki savaşı bitirme yeteneği konusunda şüphe uyandırıyor. Bu da savaşın uzun süreceği ihtimalini ortaya koyuyor.

Cephelerde Rus kazanımı yok
İngiliz askeri istihbaratı dün (Cumartesi), artan faaliyetlerine rağmen Rus kuvvetlerinin son 24 saatte önemli bir kazanım elde edemediğini söyledi. İstihbarata göre bunun nedeni, Ukrayna'nın devam eden karşı saldırıları.
İngiltere Savunma Bakanlığı, yoğun çatışmaların Moskova'nın liman kenti Mariupol'u ele geçirme girişimlerini boşa çıkardığını duyurdu. Bu durum, Rusya’nın Donbass bölgesinde ilerlemesini engelliyor. Bakanlık, Rus Hava Kuvvetleri ve Donanması’nın, Ukrayna hava ve deniz savunmasının etkinliği nedeniyle her iki bölgeyi de kontrol edemediğini bildirdi.
 ABD, Ukrayna kuvvetlerine Rusya’ya karşı savaşını sürdürmesi için askeri teçhizat, mühimmat ve diğer malzemeleri sağlama konusunda yaklaşık 30 ülkenin çabalarına öncülük ediyor. Washington, Rusya'nın Donbass bölgesini kontrol etme planlarına karşı Ukrayna kuvvetlerine “belirleyici olacak” yeni bir askeri yardım paketi sağlanacağını duyurdu.
Rus ordusu ülkenin doğusunda Ukrayna'ya karşı kesin bir zafer kazanacağını umarken, ABD Rus saldırısını savuşturmak için gerekli silah ve teçhizatı göndermek için acele ediyor. Donbass bölgesi, kentsel alanlarda ve şehirlerde kullanılanlardan farklı silah türlerinin kullanılmasını gerektiren açık bir savaş alanı olarak kabul ediliyor. Donbass bölgesinin bu yapısı da Ukrayna kuvvetlerinin Rus kuvvetlerine karşı üstünlük kurmasını sağladı.
Donbass savaşına ve savaşın “belirleyicisi” obüslere tahsis edilen Batı yardımı
ABC News, 800 milyon dolarlık yeni askeri yardım paketinin fark yaratabileceğini ileri sürdü. Kanalın haberine göre yeni yardım paketinde obüsler, radar ekipmanları ve Phoenix Ghost insansız hava araçları yer alıyor.
Uzmanlar, yetkililerin hafta sonu Ukrayna’ya ulaşacağını söylediği yeni yardımın Ukrayna-Rusya savaşında Ukraynalıların ihtiyaçlarını giderecek şekilde tasarlandığını söylüyor. Kanalın aktardığına göre ABD’nin Ortadoğu'dan sorumlu eski Savunma Bakanı Yardımcısı Michael Mulroy, yeni yardım paketinin Ukrayna’ya ulaşması hakkında "Zamana karşı yarış... Haftalar alabilir" dedi.
Mulroy, Donbass bölgesindeki savaşta Ukrayna'nın daha uzun menzilli silahlara ve kuvvetlerini karada ve havada hızla hareket ettirme yeteneğine ihtiyacı olacağını belirtti. Mulroy, obüslerin Donbass'taki savaşta önemli rol oynayacağına inanıyor. ABD, Rus topçu atışlarını ve diğer dolaylı saldırıları tespit edip kaynağını bulabilecek 14 radar sistemini Ukrayna’ya gönderecek.
Mulroy, "Şu anda Ruslar, herhangi bir yaptırım olmaksızın topçu ateşine başvuruyor.” dedi.
Radar sistemleri, Ukraynalıların Rus ateş kaynaklarına doğru bir şekilde yanıt vermesine yardımcı olabilir. ABC News’in aktardığına göre, üst düzey bir ABD savunma yetkilisi "Anti-radarın bu hafta harekat alanına ulaşacağını" söyledi. Yetkili obüs ve radar sistemlerinin birbirini tamamladığını ancak bağımsız olarak da kullanılabileceğini sözlerine ekledi.
Zelenskiy: Müttefikler nihayet Kiev'in sipariş ettiği silahları teslim etti
Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy, müttefiklerin nihayet Kiev'in talep ettiği silahları teslim ettiğini söyledi. Ukrayna Devlet Başkanı, bu silahların binlerce kişinin hayatını korumaya yardımcı olacağını sözlerine ekledi.
İngiltere Başbakanı Boris Johnson, Polonya yönetiminin Ukrayna'ya Rus T-72 tanklarını gönderebilmesi için Londra'nın Polonya'ya ayrıca tank göndermeyi planladığını söyledi. İngilizler, Ukrayna ordusuna teslim edilecek İngiliz zırhlı savaş araçları "Mastif", "Husky" ve "Wolfhound’u" kullanabilmeleri için Ukrayna kuvvetlerini eğitmeye devam ediyor.
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron basına verdiği bir röportajında ülkesinin Ukrayna’ya kendi envanterindeki CAESAR 155mm Kundağı Motorlu Obüs’lerden teslim edeceğini söyledi. Macron, “Bu bizim çatışmaya taraf olduğumuz anlamına gelmez” dedi. Macron ayrıca Ukrayna'ya tanksavar füze sistemleri tedarik edileceğini ifade etti.
 Kanada ise Ukrayna'ya ağır topçu tedarik ettiğini açıkladı. Kanada Savunma Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, 30 km atış menziline sahip 155mm’lik M-777 Obüs’lerinin Ukrayna’ya teslim edildiği belirtildi.
Kanada Başbakanı Justin Trudeau, hafta başına Ukrayna için "ağır topçu" olarak adlandırdığı bir yardım gönderme planından söz etmiş ancak Kanada ordusunun hangi silahları bağışlayacağına dair hiçbir ayrıntı vermemişti. Trudeau, "Son istekleri, güvenlik nedenleriyle tam olarak ağır topçu silahlarıydı. Onlara tam olarak nasıl ve hangi silahları gönderdiğimize dair şu anda ayrıntı veremem” dedi. Afganistan Savaşı sırasında Kanada tarafından satın alınan 37 obüsten dördü Ukrayna’ya gönderilmek üzere sevkiyata hazırlandı.
Belçika Ukrayna'ya M109 tanksavar füzeleri ve obüs tedarik etmeyi planlıyor. Belçika'da yayımlanan Le Soir gazetesi, 24 Şubat'tan bu yana Belçika'nın Ukrayna'ya 5 bin saldırı tüfeği, 200 tanksavar silahı, 3,8 bin ton yakıt ve makine yağı dahil olmak üzere 76 milyon avroluk askeri yardım sağladığını ileri sürdü. Ayrıca bir dizi gece görüş cihazı ve diğer ekipman türlerinin de Belçika’dan Ukrayna’ya gönderilmesi bekleniyor.
Belçika Savunma Bakanı Ludivine Dedonder'e göre, bu silahlar "yalnızca Belçika silah ticareti ve üretim şirketlerinin sahip olduğu stoklardan satın alınacak."
Aynı bağlamda Pentagon, Amerikan endüstrisinin, fizibilitesini ve etkinliğini kanıtlamış silahların üretimini hızlandırması ve daha fazla yetenek geliştirmesi için yeni yollar arıyor. ABD minimum eğitim gerektiren ve hızlı bir şekilde Ukrayna'ya ihraç edilebilir silahlar üzerinde çalışıyor. Bakanlık, ABD silah üreticilerinden silah sistemleri veya hava savunması, anti-personel zırhı, kıyı savunması, karşı batarya, insansız hava sistemleri ve güvenli telsizler ve uydular gibi yetenekler hakkında bilgi talep etti.
Öte yandan Washington yönetimi, ABD Uluslararası Kalkınma Ajansı (USAID) aracılığıyla, “Acımasız Rus savaşının Ukrayna halkı üzerindeki etkisine karşı koymak ve Ukrayna'nın direncini, demokrasisini, ekonomisini ve sağlık sistemlerini güçlendirmek” için 131 milyon dolarlık yatırım yapacağını açıkladı.
ABD Dışişleri Bakanlığı yaptığı açıklamada, ajansın “sivillere, özel sektöre, devlet kurumlarına ve sivil topluma karşı devam eden savaşın” korkunç etkisinin ele alınmasına bu fonla yardımcı olacağını bildirdi. Söz konusu fon, ajansın Ukrayna hükümetine yolsuzlukla mücadelede destek sağlayacak ve siber saldırılara, dezenformasyona ve Kremlin saldırganlığının diğer araçlarına karşı savunma oluşturmaya devam edilmesini garanti edecek. Bu fon sayesinde demokratik reformların sürdürülmesi, sağlık sisteminin güçlendirilmesi ve tüm Ukraynalıların yararına olan ekonomik büyümenin teşvik edilmesi sağlanacak.



İran, füze programıyla ilgili ABD suçlamalarını "büyük yalanlar" olarak nitelendirdi

Tahran'da bir İranlı kadın, Amerikan karşıtı bir duvar resminin önünden geçiyor (EPA)
Tahran'da bir İranlı kadın, Amerikan karşıtı bir duvar resminin önünden geçiyor (EPA)
TT

İran, füze programıyla ilgili ABD suçlamalarını "büyük yalanlar" olarak nitelendirdi

Tahran'da bir İranlı kadın, Amerikan karşıtı bir duvar resminin önünden geçiyor (EPA)
Tahran'da bir İranlı kadın, Amerikan karşıtı bir duvar resminin önünden geçiyor (EPA)

İran Dışişleri Bakanlığı bugün, ABD Başkanı Donald Trump'ın Tahran'ı ABD'yi vurabilecek füzeler geliştirmeye çalışmakla suçlamasından saatler sonra, ABD'nin füze programıyla ilgili suçlamalarını "büyük yalanlar" olarak nitelendirerek reddetti.

İran Dışişleri Bakanlığı sözcüsü İsmail Bekayi, X platformunda yaptığı paylaşımda, "İran'ın nükleer programı, İran balistik füzeleri ve ocak ayındaki ayaklanmalarda hayatını kaybedenlerin sayısı hakkındaki tüm iddiaları, büyük yalanların tekrarından başka bir şey değil" ifadelerini kullandı.

ABD Başkanı Donald Trump dün, İran'ı Amerika Birleşik Devletleri'ni vurabilecek füzeler geliştirmeye çalışmakla suçladı.

Trump, Birliğin Durumu konuşmasında, "Avrupa'yı ve yurtdışındaki üslerimizi tehdit edebilecek füzeler geliştirdiler bile ve yakında Amerika Birleşik Devletleri'ne ulaşabilecek füzeler üzerinde çalışıyorlar" dedi.

2025 yılında ABD Savunma İstihbarat Teşkilatı, İran'ın "Tahran bu yeteneği geliştirmeye karar verirse" 2035 yılına kadar kıtalararası balistik füze geliştirebileceğini tahmin etmişti, ancak İran'ın böyle bir karar alıp almadığını belirtmemişti. Şarku’l Avsat’ın ABD Kongre Araştırma Servisi'den aktardığına göre Tahran şu anda yaklaşık 3 bin kilometre menzile sahip kısa ve orta menzilli balistik füzelere sahip. Amerika Birleşik Devletleri, İran'ın en batı noktasından 9 bin kilometreden fazla uzakta bulunuyor.

ABD Başkanı, İran ile olan çatışmayı diplomatik yollarla çözmeyi tercih ettiğini açıkladı, ancak Tahran'ın nükleer silah geliştirmesine asla izin vermeyeceğini de vurguladı. Konuşmasında, "Onlarla müzakereler yürütüyoruz ve bir anlaşma yapmak istiyorlar, ancak onlardan 'Asla nükleer silahımız olmayacak' gibi şifreli sözler duymadık" dedi. Trump sözlerine şöyle devam etti: "Bu sorunu diplomasi yoluyla çözmeyi tercih ediyorum, ancak bir şey kesin: Dünyanın önde gelen terörizm destekçisi devletinin, ki büyük ölçüde öyledir, nükleer silaha sahip olmasına asla izin vermeyeceğim."


Ukraynalı çocukların alarm sesine maruz kaldığı süre belirlendi

Ukraynalı çocuklar, çocukluk yıllarının büyük bölümünü hava saldırısı sirenlerinin altında geçiriyor (Save the Children)
Ukraynalı çocuklar, çocukluk yıllarının büyük bölümünü hava saldırısı sirenlerinin altında geçiriyor (Save the Children)
TT

Ukraynalı çocukların alarm sesine maruz kaldığı süre belirlendi

Ukraynalı çocuklar, çocukluk yıllarının büyük bölümünü hava saldırısı sirenlerinin altında geçiriyor (Save the Children)
Ukraynalı çocuklar, çocukluk yıllarının büyük bölümünü hava saldırısı sirenlerinin altında geçiriyor (Save the Children)

Alex Croft 

Savaşın 4. yılını doldurduğu salı günü yapılan yeni analize göre Ukrayna'daki çocuklar, hayatlarının toplam 6 ayını hava saldırısı alarmı altında geçirdi.

2025'in son aylarında, Rusya'nın hava saldırılarını yoğunlaştırması ve Ukraynalı sivilleri hedef almak için drone kullanımını artırmasıyla birlikte, Ukrayna genelinde alarm sürelerinde artış görüldü.

Save the Children'ın sirenlerle ilgili resmi alarm verilerine dayanarak yaptığı analize göre Ukrayna'daki çocuklar, Vladimir Putin'in güçlerinin Şubat 2022'de topyekün istilaya başlamasından bu yana ortalama 4 bin saat hava saldırısı alarmına maruz kaldı; bu da 5 buçuk aydan fazla süren sürekli alarma denk geliyor.

8 yaşındaki Anastasiia'nın annesi Veronika, "Bu sürekli bir duygusal gerilim. Yetişkinler bunu hissediyor ancak çocuklar daha derinden hissediyor. Sinir sistemi tükenmiş halde" dedi.

Çocuklar bir patlama sesi duyduklarında endişeleniyor, geriliyorlar.

Ukrayna'daki yardım kuruluşları ve ebeveynler, Rusya'nın hava savaşının çocuklar üzerindeki psikolojik baskısından endişe duyuyor.

Bu durum, çatışma izleme grubu Silahlı Çatışma Konum ve Olay Verileri'nin (ACLED) verilerine göre, Moskova'nın 2025'te sivilleri hedef alan drone kullanımını yüzde 200'den fazla artırmasıyla giderek daha da kötüleşti. Bu, Ukrayna'da hiçbir bölgenin hava uyarılarından ve Rus saldırılarından uzak olmadığı anlamına geliyordu.

Kiev bölgesindeki ve diğer cephe bölgelerindeki çocuklar, Şubat 2022'den bu yana en çok etkilenenler oldu ve yaklaşık 9,5 aya denk gelen 7 bin saatlik hava saldırısı uyarısıyla karşı karşıya kaldılar.

Birçok Ukraynalı için hava saldırısı uyarıları günde birkaç kez çalıyor ve aileleri bodrum katlarına, metro istasyonlarına veya diğer sığınaklara sığınmaya zorluyor. Genellikle suya, elektriğe ve ısıtmaya kolay erişimleri yok.

Ukrayna'da savaş yorgunluğu, ailelerin daha güvenli, daha derin sığınaklardan kaçınmasına ve bazen binanın dışına çıkmadan, koridorları veya banyoları tercih etmesine yol açıyor.
 

Görsel kaldırıldı.Kiev'deki çocuklar yaklaşık 9 buçuk ay boyunca hava saldırısı sirenlerinin altında kaldı (Save the Children).

Sirenler birkaç dakikadan birkaç saate kadar, hatta bazen daha uzun süre devam edebiliyor. Save the Children, sirenlerin çocukların okula gitmesini engellediğini ve uyku düzenlerini de etkilediğini, sirenlerin yaklaşık yüzde 50'sinin akşam geç saatlerde veya gece saatlerinde çaldığını söylüyor.

Save the Children Ukrayna ülke direktörü Sonia Khush, "Savaşta hiçbir rol oynamamalarına rağmen, çocuklar psikolojik sağlıklarına verilen zarar da dahil en ağır bedeli ödüyor" dedi.

Ukrayna'da 4 yıldır süren topyekün savaş, çocukların hayatlarını paramparça etti ve evlerinden ve okullarından zorla uzaklaştırılmaları, sevdiklerini kaybetmeleri ve hava saldırısı uyarıları, drone ve patlamalar dünyalarını kasıp kavururken korku içinde yaşamalarıyla çocukluklarını ellerinden aldı.

Bazı çocuklar için bildikleri tek dünya, uykularını bölen, öğrenmelerini aksatan, oyunlarını durduran ve her gün sürekli, hayatı tehdit eden tehlikeyi işaret eden hava saldırısı uyarılarıyla dolu bir dünya.

Independent Türkçe, independent.co.uk/news/world/europe


Washington: İran’la önce diplomasi... Güç kullanımı da masada

ABD Hava Kuvvetleri’ne ait yakıt ikmal uçakları dün Ben Gurion Uluslararası Havalimanı’nda sıralandı. (Reuters)
ABD Hava Kuvvetleri’ne ait yakıt ikmal uçakları dün Ben Gurion Uluslararası Havalimanı’nda sıralandı. (Reuters)
TT

Washington: İran’la önce diplomasi... Güç kullanımı da masada

ABD Hava Kuvvetleri’ne ait yakıt ikmal uçakları dün Ben Gurion Uluslararası Havalimanı’nda sıralandı. (Reuters)
ABD Hava Kuvvetleri’ne ait yakıt ikmal uçakları dün Ben Gurion Uluslararası Havalimanı’nda sıralandı. (Reuters)

Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt dün yaptığı açıklamada, ABD Başkanı Donald Trump’ın İran ile ilişkilerde ilk tercihinin her zaman diplomasi olduğunu, ancak gerekli görülmesi halinde ölümcül güç kullanmaya hazır olduğunu belirtti. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ise ülkesinin, bir önceki turda varılan mutabakatlar temelinde Cenevre’de ABD ile görüşmelere yeniden başlayacağını açıkladı. Arakçi, Tahran’ın mümkün olan en kısa sürede ‘adil ve hakkaniyetli’ bir anlaşmaya varma konusunda kararlı olduğunu ifade etti.

Sosyal medya hesabından paylaşım yapan Arakçi, İran’ın tutumunun ‘tamamen açık’ olduğunu vurgulayarak, ülkesinin ‘hiçbir koşul altında nükleer silah geliştirmeyeceğini’, ancak aynı zamanda ‘halkının yararına barışçıl nükleer teknolojiden faydalanma hakkından asla vazgeçmeyeceğini’ kaydetti.

Arakçi ayrıca, karşılıklı endişeleri giderecek ve ortak çıkarları güvence altına alacak benzeri görülmemiş bir anlaşma için ‘tarihi bir fırsat’ bulunduğunu ifade ederek, diplomatik sürece öncelik verilmesi şartıyla anlaşmanın ‘erişilebilir’ olduğunu belirtti.

Arakçi, İran’ın ‘egemenliğini cesaretle savunma konusunda hiçbir çabadan kaçınmayacağını’ kanıtladığını belirterek, ülkesinin mevcut anlaşmazlıkların barışçıl yollarla çözümünü hedeflediği müzakere masasına da ‘aynı cesaretle’ oturduğunu ifade etti.

İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Mecid Taht-Revançi dün yaptığı açıklamada, iki ülke arasında yeni bir müzakere turunun başlamasına kısa süre kala Tahran’ın ABD ile anlaşmaya varmak için gerekli tüm adımları atmaya hazır olduğunu söyledi.

Öte yandan üst düzey bir ABD’li yetkili, görüşmelerin perşembe günü (yarın) Cenevre’de yapılmasının planlandığını açıkladı. Yetkili, ABD’li temsilciler Steve Witkoff ve Jared Kushner’ın müzakereleri yürütmek üzere İran heyetiyle bir araya gelmesinin beklendiğini kaydetti.

 Tahran’da ABD karşıtı duvar resminin önünden geçen İranlı bir kadın (EPA)Tahran’da ABD karşıtı duvar resminin önünden geçen İranlı bir kadın (EPA)

Leavitt, Beyaz Saray’da basın mensuplarına yaptığı açıklamada, “Başkan Trump’ın ilk tercihi her zaman diplomasidir, ancak kendisinin de ortaya koyduğu gibi, gerekli görülmesi halinde ABD ordusunun ölümcül gücünü kullanmaya hazırdır… Nihai karar her zaman başkana aittir” ifadelerini kullandı.

İki ülke, ABD’nin Ortadoğu’daki askerî kapasitesini artırdığı bir dönemde bu ayın başlarında müzakerelere yeniden başlamıştı. İran, olası bir saldırı durumunda bölgedeki ABD üslerini hedef alacağı tehdidinde bulunmuştu.

Taht-Revançi, devlet medyasında yer alan açıklamasında, “En kısa sürede bir anlaşmaya varmaya hazırız. Bunu başarmak için gereken her şeyi yapacağız. Cenevre’deki müzakere odasına tam bir samimiyet ve iyi niyetle gireceğiz” dedi.

Taht-Revançi ayrıca, “İran’a yönelik bir saldırı ya da saldırganlık olması halinde savunma planlarımız doğrultusunda karşılık vereceğiz… ABD’nin İran’a yönelik bir saldırısı gerçek bir macera olur” ifadelerini kullandı.

İran Hükümet Sözcüsü Fatma Muhacerani de Tahran’ın ABD ile ilişkilerinde savaşa kıyasla diplomasiyi tercih ettiğini belirtti. Muhacerani, her iki seçeneğin de ülkenin onurunu ve ulusal çıkarlarını koruma stratejilerinin bir parçası olduğunu vurguladı.

Müzakere sürecine ilişkin bir soruya yanıt veren Muhacerani, İran’ın tutumunun benimsediği temel programlarla uyumlu olduğunu kaydederek, ülkesinin diplomatik alanda aktif olduğunu, ancak savaş ve diplomasiyi ulusal çıkarları korumaya yönelik iki araç olarak değerlendirdiğini söyledi.

Askerî hazırlık düzeyine ilişkin olarak ise ‘kesin caydırıcılığın’ İran Silahlı Kuvvetleri’nin öncelikleri arasında yer aldığını, gerekli hazırlıkların mevcut olduğunu ve son dönemde düzenlenen tatbikatların bu hazır olma seviyesini yansıttığını belirtti. Diplomatik sürecin de eş zamanlı olarak ‘yoğun biçimde’ sürdürüldüğünü ifade eden Muhacerani, hükümetin gelişmeleri ‘tetikte’ izlediğini ve müzakere sürecinin sonuçlarına bağlı kalacağını dile getirdi.

Muhacerani, Tahran’ın hesap hatalarını önlemek amacıyla mevcut tüm caydırıcılık araçlarını kullanacağını belirterek, İran’ın ‘her iki ihtimale de hazır’ olduğunu; bunun da gerilimin artması ya da diplomatik bir uzlaşıya varılması seçeneklerini kapsadığını sözlerine ekledi.

ABD Başkanı Donald Trump ve İran Dini Lideri Ali Hamaney (AFP)ABD Başkanı Donald Trump ve İran Dini Lideri Ali Hamaney (AFP)

Reuters, pazar günü üst düzey bir İranlı yetkiliye dayandırdığı haberinde, Tahran’ın yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum stokunun yarısını yurt dışına gönderme, kalan kısmın zenginleştirme seviyesini düşürme ve yıllardır İran’la yürütülen diplomasi sürecinde zaman zaman gündeme gelen bölgesel bir zenginleştirme konsorsiyumuna katılma seçeneğini ciddi biçimde değerlendireceğini aktardı.

Yetkili, İran’ın bu adımları, ekonomik yaptırımların kaldırılmasını da içeren bir anlaşma çerçevesinde ABD’nin ülkenin ‘barışçıl nükleer zenginleştirme’ hakkını tanıması karşılığında atacağını söyledi.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun ise günün ilerleyen saatlerinde İran’la ilgili gelişmeler hakkında Kongre’nin üst düzey liderlerine bilgi vermeye hazırlandığı bildirildi.

Konuya yakın bir kaynak, Rubio’nun İran’a ilişkin son gelişmeler hakkında yasa yapıcıları bilgilendirmesinin beklendiğini ifade etti.

Öte yandan Donald Trump’ın İran’a ilişkin planlarını açıklayacağı bildirildi. Beyaz Saray’dan isimlerinin açıklanmaması kaydıyla konuşan yetkililer, Trump’ın planlarını kamuoyuna sunacağını aktardı.

 İran devlet televizyonunun dün ülkenin güneyinde gerçekleştirilen tatbikatlara ilişkin yayınladığı görüntülerİran devlet televizyonunun dün ülkenin güneyinde gerçekleştirilen tatbikatlara ilişkin yayınladığı görüntüler

ABD, İran’a yönelik olası saldırılara hazırlık kapsamında ülke kıyılarına yakın bir bölgede büyük bir deniz gücü konuşlandırdı. Donald Trump, 19 Şubat’ta yaptığı açıklamada Tahran’a bir anlaşmaya varması için 10 ila 15 gün süre tanıdığını bildirmişti.

Trump’ın yapacağı Birliğin Durumu konuşmasında, İran’ın nükleer programı nedeniyle ülkeyi bombalama yönündeki tehditlerine de değinebileceği belirtiliyor.

Öte yandan İran devlet televizyonu, Devrim Muhafızları Ordusu’nun (DMO) ülkenin güney kıyıları boyunca, Körfez açıklarında askerî tatbikatlara başladığını duyurdu.

Tahran’ın ayrıca Çin ile gemisavar hipersonik seyir füzeleri satın almak üzere bir anlaşmaya yaklaştığı bildirildi. Reuters’ın müzakereler hakkında bilgi sahibi altı kaynağa dayandırdığı haberine göre, Çin yapımı CM-302 tipi füzeleri kapsayan anlaşma büyük ölçüde tamamlandı; ancak teslimat tarihine ilişkin henüz mutabakata varılmadı.

 Pekin’deki askeri geçit töreninde sergilenen hipersonik gemisavar füzelerinin önünde duran Çin Halk Kurtuluş Ordusu mensubu (Reuters)Pekin’deki askeri geçit töreninde sergilenen hipersonik gemisavar füzelerinin önünde duran Çin Halk Kurtuluş Ordusu mensubu (Reuters)

Hipersonik hızlara ulaşabilen söz konusu füzelerin menzilinin yaklaşık 290 kilometre olduğu, deniz savunma sistemlerinden kaçınmak amacıyla alçak irtifada ve yüksek süratte uçacak şekilde tasarlandığı belirtiliyor. Silahlanma alanında uzman iki isim, bu füzelerin konuşlandırılmasının İran’ın vurucu kapasitesini önemli ölçüde artıracağını ve bölgedeki ABD deniz kuvvetleri için tehdit oluşturacağını ifade etti.

Tahran ise askerî nükleer kapasite geliştirme iddialarını reddederek, özellikle enerji alanında olmak üzere sivil amaçlı barışçıl bir nükleer program yürütme hakkına sahip olduğunu savunuyor. İran, tarafı olduğu Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Antlaşması çerçevesinde bu hakkın güvence altına alındığını vurguluyor.

İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani’nin ofisine yakın kaynaklar ise iç basında yer alan ve Laricani’nin Umman’ın arabuluculuk rolü kapsamında Maskat’a öneriler iletmek üzere Umman’a gittiğine ilişkin haberleri yalanladı. Arakçi’nin ABD heyetine metnin ‘ilk taslağını’ sunmasının beklendiği kaydedildi.

Donald Trump, perşembe günü yaptığı açıklamada, Tahran’a karşı güç kullanımına başvurulup başvurulmayacağına karar vermek için kendilerine 10 ila 15 gün arasında süre tanıdığını belirtmişti. Trump, pazartesi günü ise ABD Genelkurmay Başkanı’nın geniş çaplı bir askerî müdahalenin riskleri konusunda kendisini uyardığı yönündeki haberleri reddetti. Trump, sahibi olduğu sosyal medya platformu Truth Social üzerinden yaptığı paylaşımda, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Dan Caine’in ‘herkes gibi savaş istemediğini, ancak İran’a karşı askerî düzeyde bir adım atılması yönünde karar alınması halinde bunun kolaylıkla kazanılabilecek bir süreç olduğunu düşündüğünü’ ifade etti.

Planet Labs tarafından çekilen uydu görüntüsünde Ürdün’deki Muvaffak Salti Hava Üssü’nde bulunan savaş uçakları,(AP)Planet Labs tarafından çekilen uydu görüntüsünde Ürdün’deki Muvaffak Salti Hava Üssü’nde bulunan savaş uçakları görülüyor. (AP)

Taraflar arasında geçen yıl yürütülen dolaylı görüşmeler herhangi bir anlaşmayla sonuçlanmadı. Bunun temel nedeni, Washington’ın İran’ın kendi topraklarında uranyum zenginleştirmeden vazgeçmesi yönündeki talebi oldu. ABD, bu faaliyeti nükleer bomba edinmeye giden bir yol olarak değerlendirirken, Tahran böyle bir silah arayışında olduğu iddialarını sürekli olarak reddetti.

ABD, geçen yıl haziran ayında İsrail’le birlikte İran’daki nükleer tesisleri hedef alan saldırılara katılmış, bu saldırıların İran’ın uranyum zenginleştirme kapasitesini fiilen azalttığı belirtilmişti. Donald Trump, ülkenin başlıca nükleer tesislerinin ‘imha edildiğini’ savunmuştu. Ancak İran’ın daha önce zenginleştirilmiş stoklara hâlâ sahip olduğu ve Washington’ın bu stoklardan vazgeçilmesini istediği değerlendiriliyor.

Trump, İran’ın nükleer silah edinmesini engellemeyi amaçlayan bir anlaşma için baskı yaparken yeni saldırılar düzenleme ihtimalini de gündemde tutuyor ve ABD’nin bölgedeki deniz ve askerî varlığını güçlendiriyor.

Bu çerçevede, dünyanın en büyük uçak gemisi olarak bilinen USS Gerald R. Ford dün Yunanistan’ın Girit Adası’ndaki Suda Körfezi’ndeki ABD deniz üssüne ulaştı. Geminin, bölgedeki ABD askerî yığınağına katılmak üzere intikal ettiği bildirildi.