Cezayir Cumhurbaşkanı İspanya’nın enerji endişesini giderdi: Gaz tedarikini sürdüreceğizhttps://turkish.aawsat.com/home/article/3611516/cezayir-cumhurba%C5%9Fkan%C4%B1-i%CC%87spanya%E2%80%99n%C4%B1n-enerji-endi%C5%9Fesini-giderdi-gaz-tedarikini
Cezayir Cumhurbaşkanı İspanya’nın enerji endişesini giderdi: Gaz tedarikini sürdüreceğiz
11 Nisan’da Tebbun, İtalya Başbakanı Mario Draghi’yi ağırlarken (Cezayir Cumhurbaşkanlığı’nın internet sitesi)
Cezayir/Şarku’l Avsat
TT
TT
Cezayir Cumhurbaşkanı İspanya’nın enerji endişesini giderdi: Gaz tedarikini sürdüreceğiz
11 Nisan’da Tebbun, İtalya Başbakanı Mario Draghi’yi ağırlarken (Cezayir Cumhurbaşkanlığı’nın internet sitesi)
Cezayir Cumhurbaşkanı Abdulmecid Tebbun, İspanya’ya yönelik gaz tedarikini sürdürme sözü verdi. Cezayir bu adımı ile, Sahra anlaşmazlığında Fas’ın yanında yer alan İspanya’ya olan tepkisine rağmen, Madrid’in ekonomik yaptırıma maruz kalma korkusunu gidermiş oldu. Tebbun, cumartesi gecesi devlet televizyonunda gazetecilere verdiği demeçte, İspanyol halkına güvence verdiğini, Cezayir’in şartlar ne olursa olsun İspanya’ya gaz tedariki taahhütlerinden vazgeçmeyeceğini söyledi. Cezayir, geçen ay Avrupalı ekonomik ortağı İspanya’ya gaz fiyatlarını artırmaya karar verdiğini bildirdi. Aynı zamanda, İtalya’nın Ukrayna’da devam eden savaş sebebiyle, Rus gazının yerine Cezayir’den alınan sıvılaştırılmış gaz arzını büyük oranda artırma talebini kabul ettiğini duyurdu.
Madrid, İspanya ile enerji alanındaki ortaklığını yeniden gözden geçireceğine yönelik güçlü bir izlenim vermesi sebebiyle yeni tutumunun enerji kaynaklarındaki payını etkileyeceğine yönelik endişelerini dile getirdi. Madrid’in bu endişesi, İspanya Başbakanı’nın Fas’ın Sahra’daki özerklik projesine desteğini açıklamasının ardından Cezayir’in Polisario Cephesi tarafında da reddedilen bu tutumu protesto etmek için büyükelçisini geri çekmesinin ardından geldi.
Tebbun basına verdiği demeçte, ülkesinin, İspanya ile ilişkilerin normale dönmesi için uluslararası hukukun uygulanmasını talep ettiğini ayrıca İspanya’nın eski işgalci güç olması nedeniyle tarihsel sorumluluğundan vazgeçmemesi gerektiğini ve bu tutumunu gözden geçirmesi gerektiğini vurguladı.
Kabine revizyonu kapıda
Tebbun, kabinede revizyon yapma niyetinde olduğunu açıkladı. Ancak hükümetten ayrılacak bakanlarla ilgili bilgi vermedi. Cumhurbaşkanı, söz konusu değişiklikte bakanların Bakanlar Kurulu toplantılarında verdiği direktiflere ne ölçüde uyduklarının dikkate alınacağını açıkladı. Konu ile ilgili olarak “Kararımı dayanacağım kriter, Bakanlar Kurulu kararlarının uygulanıp uygulanmaması olacak. Değişiklik her sektörün elde ettiği sonuçlara göre olacak” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı, geniş çapta yolsuzluk yapmakla suçlanan eski yönetime atıfta bulunarak, 2019’un sonunda göreve başladığından bu yana hükümetine çete tarafından kirletilmeyen insanları seçtiğini ve bu kriterin onun üye seçiminde esas olduğunu belirtti. Tebbun “Bazı bakanlara deneyim kazanma şansı verilmesi gerekiyor, birçoğunun kendi alanlarında başarılı olma iradesi var. Belki görevlerinde başarısız olanlar olur ancak yine de bu konuyu inceleyeceğiz” ifadelerini kullandı.
Tebbun, iktidarda olduğu iki yıl içinde birkaç bakanı görevden aldı. Cumhurbaşkanı geçen ay, Bakan İsa Bakay’ın büyük bir hata yaptığını söyleyerek görevden alındığını duyurdu. Ancak hatanın ne olduğu açıklanmadı. Geçtiğimiz günlerde, Cumhurbaşkanı’nın dini dernek işleri müsteşarı İsa bin el-Ahdarı görevi ihlal gerekçesi ile görevden aldı.
Tebbun: Un kıtlığının sebebi lobiler
Öte yandan, Tebbun yeni kurulan Cumhurbaşkanlığı Genel Müfettişliğinin, ülkenin ihtiyaç duyulan tüm ürünleri ithal etmek için gerekli mali kaynaklara sahip olması göz önüne alındığında, bu duruma neden olan bir sebep olmamasına rağmen gıda kıtlığının olmasının nedenlerini araştırma sürecinde olduğunu açıkladı. Cumhurbaşkanına göre, hükümet 160 değirmenin buğdayı una dönüştürmediğini ve doğrudan hayvan yetiştiricilerine sattığını tespit etti. Bu durum ülkenin çoğu bölgesinde yaşanan un kıtlığının nedeni olarak görülüyor. Lobilerin tüm sektörlerde yer aldığını ifade eden Tebbun, geçen yıl çetenin kalıntılarını, likidite sorunu ve içme suyu eksikliği gibi krizlere neden olmakla suçladı. Ayrıca, Cezayirlilerin satın alma gücünün bozulmasıyla ilgili olarak, ücretlerin gözden geçirileceğini ve bu yılın sonuna kadar işsizlik ödeneğinin yükseltileceğini açıkladı. Cumhurbaşkanı ‘zor’ bir çalışma ile 52 bin istihdam sağlandığını ve bunun bir ‘mucize’ olduğunu söyledi.
Zindani hükümeti yolsuzlukla mücadelede zorlu bir sınavla karşı karşıyahttps://turkish.aawsat.com/arap-d%C3%BCnyasi/5246506-zindani-h%C3%BCk%C3%BCmeti-yolsuzlukla-m%C3%BCcadelede-zorlu-bir-s%C4%B1navla-kar%C5%9F%C4%B1-kar%C5%9F%C4%B1ya
Zindani hükümeti yolsuzlukla mücadelede zorlu bir sınavla karşı karşıya
Yeni Yemen hükümeti, yolsuzlukla mücadele konusundaki zorluklarla yeni bir aşamaya başlıyor. (SABA)
Şai Muhsin ez-Zindani liderliğindeki yeni Yemen hükümeti, mali ve idari reform taahhütlerini hayata geçirerek yolsuzlukla mücadelede hem yerel hem de uluslararası güveni yeniden tesis etmeyi hedefliyor. Uluslararası bir raporun ülkeyi yolsuzlukla mücadelede dünyanın en kötü beş ülkesi arasında göstermesi dikkat çekerken, uzmanlar sorunun ilan edilen siyasi iradenin ötesine geçerek mali ve siyasi sistemin yapısal niteliğine dayandığını belirtiyor.
Yemen, kamu sektöründe yolsuzlukla mücadele performansında küresel ölçekte en zayıf ülkeler arasında yer aldı. Ülke, Transparency International tarafından yayımlanan 2025 Yolsuzluk Algı Endeksi’nde 182 ülke arasında 177’nci sıraya geriledi. Söz konusu sıralama, savaş nedeniyle bölünmüş durumdaki ülkede hesap verebilirlik mekanizmalarının çöküşünü, rüşvet ve yasa dışı vergi uygulamalarının yaygınlığını ortaya koyuyor.
Yemen hükümeti, özellikle uluslararası desteğin mali ve kurumsal reform şartlarına bağlanmış olması nedeniyle, yolsuzlukla mücadelede somut ilerleme kaydetmesi yönünde iç ve dış baskılarla karşı karşıya bulunuyor. Ancak siyaset ve güvenlik alanındaki bölünmüş yapı, kapsamlı reform girişimlerini karmaşık güç dengeleri nedeniyle zorlaştırıyor.
Yeni Başbakan Zindani ay başında yaptığı açıklamada, yolsuzlukla mücadeleye öncelik vereceklerini, kurumsal performansı güçlendireceklerini ve vatandaşlara sunulan hizmetlerin iyileştirilmesi için adımları hızlandıracaklarını duyurmuştu.
Yeni hükümetin kurulmasının ardından Yemenliler, çektikleri acılara ve kötüleşen yaşam koşullarına son verecek ciddi reformlar bekliyor. (Reuters)
Yemen Başkanlık Konseyi Ekonomik İşler Ofisi Danışmanı Faris en-Neccar, yolsuzlukla mücadelenin artık kısmi tedbirler ya da medya kampanyalarıyla sınırlandırılamayacağını belirterek, asıl çözümün mali yönetim sisteminin yeniden inşası ve maliye politikası ile para politikasını birbirine bağlayan net bir kurumsal yapı oluşturulmasından geçtiğini söyledi. Neccar, kamu kaynaklarının yönetiminde şeffaflık ve hesap verebilirliğin güçlendirilmesinin temel öncelik olması gerektiğini vurguladı.
Neccar, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, hükümetin Uluslararası Para Fonu (IMF) ve Dünya Bankası gibi uluslararası ortaklarla entegre bir çerçevede çalıştığını ifade etti. Önceliklerin kamu mali yönetiminin reformu, harcamaların kontrol altına alınması ve bazı tahsilat mekanizmalarının geliştirilmesi olduğunu kaydeden Neccar, bu adımların mali ve parasal yönetişime geçişi destekleyen çok sayıda projeye yansıdığını dile getirdi.
Öte yandan Yemen’de yargı ve idari denetim kurumlarının halen zayıf ve tam anlamıyla bağımsız olmadığı belirtiliyor. Bu durumun, egemenlik kapasitesinin sınırlı olduğu bir ortamda yolsuzlukla mücadele önlemlerinin uygulanmasını ve yasaların ülke genelinde etkin biçimde hayata geçirilmesini zorlaştırdığı ifade ediliyor.
Yolsuzluğun yeniden tanımlanması
Yemen’in yolsuzluk endeksindeki gerilemesinin, on yılı aşkın süredir devam eden savaşın geçici bir sonucu olmanın ötesinde, yolsuzluğun bir idari sapma olmaktan çıkarak savaş ekonomisinin yapısal bir unsuruna dönüşmesinin yansıması olduğu değerlendiriliyor. Bu çerçevede, mevcut tablo sürdüğü sürece para ve maliye politikalarına yönelik sınırlı müdahalelerin etkisinin kısıtlı kalacağı, asıl sorunun iktidar, kaynak ve silah arasındaki ilişkinin niteliğinde düğümlendiği ifade ediliyor.
Taiz’de yıllar önce yolsuzluk nedeniyle yaşam koşullarının sürekli kötüleşmesine karşı yapılan bir protestodan (AFP)
Savaşın politik ekonomisi alanında uzman Yemenli akademisyen Yusuf Şemsan, ülkenin endeksteki gerilemesine ilişkin yapısal bir okuma sunarak, savaş öncesi dönemde de yolsuzluğun sistemden bir sapma değil, sistemin işleyiş mekanizmasının parçası olduğunu savundu.
Şemsan’ın Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmeye göre, yolsuzluk yapısal dengesizliklerin sürdürülmesinde bir araç işlevi gördü; yasaların etkisizleştirilmesi ve kurumların siyasi ve ekonomik elitleri koruyan yapılara dönüştürülmesi bu sürecin temel unsurları oldu. Bu anlamda yolsuzlukla mücadelenin sistem içinde gerçekçi bir seçenek olmadığı, çünkü bunun mevcut düzenin temellerine dokunmak anlamına geleceği belirtildi.
Şemsan’a göre daha tehlikeli dönüşüm ise savaşın başlamasının ardından yaşandı. Yolsuzluk, yasa ve kurum korumasından çıkarak silah ve güç korumasına dayalı bir yapıya evrildi; savaş ekonomisinin parçası ve başlıca rant ile finansman kaynağı haline geldi. Bu yapı, ordu, güvenlik, petrol ve gaz, kamu maliyesi, merkez bankası, elektrik ve insani yardım gibi kritik egemenlik alanlarında yoğunlaştı.
Yemen’deki insani yardımlar da yolsuzluktan nasibini aldı. Bu durum insani yardımı rant arayışının ve karaborsanın bir kaynağı haline getirdi. (Reuters)
Savaş yıllarında ülkede hayali askeri ve güvenlik birimlerinin oluşturulduğu, bu alanlarda maaşlarda mükerrer ödemeler yapıldığı, tedarik sözleşmelerinde yolsuzluk, yakıt ve silah kaçakçılığı vakalarının arttığı kaydedildi. Enerji sektöründe şeffaf olmayan sözleşmeler imzalandığı, bütçe dışı gelirlerin oluştuğu ve kaynakların silahlı nüfuz ağlarına aktarıldığı ifade ediliyor.
İrade sınavı
Bu karmaşık tablo içinde Yemen riyalinin değeri sert biçimde geriledi; kötü kur yönetimi, kamu gelirlerinin yağmalanması ve yasa dışı para transfer ağları nedeniyle alım gücü çöktü ve yaşam koşulları ağırlaştı. Elektrik sektöründeki sözleşmelerde yolsuzluğun yaygınlaştığı, insani yardımların ise rant kaynağına ve kara borsaya dönüştüğü ifade ediliyor.
Yemenli ekonomi araştırmacısı Abdulhamid el-Mesacedi ise ülkenin Transparency International endeksindeki alt sıralarının sürpriz olmadığını belirterek, bunun devlet kurumlarının çöküşünün ‘sayısal bir teyidi’ niteliği taşıdığını söyledi.
Marib’teki bir mülteci kampının yakınında çocuklarıyla birlikte duran Yemenli bir adam. Bu kampta, mülteciler insani yardımların kötü yönetilmesinden mustarip. (Reuters)
Mesacedi, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, söz konusu endeksin rüşvet düzeyini ölçtüğünü, aynı zamanda yönetişim zafiyetini, kamu kaynaklarının siyasallaştırılmasını ve denetim ile hesap verebilirlik mekanizmalarının aşınmasını yansıttığını belirtti.
Son yıllardaki başlıca yolsuzluk göstergelerini sıralayan Mesacedi, mali ve parasal kurumlarda yaşanan ikili yapının karar alma süreçlerinde çelişki yarattığını ve para politikasının bağımsızlığını zayıflattığını ifade etti. Üretken olmayan harcamaların genişlediğini, özellikle egemen sektörlerde gelir yönetiminde disiplinin kaybolduğunu kaydeden Mesacedi, imtiyaz ve tekel ekonomisinin nüfuz ağlarıyla iç içe geçerek rekabet ortamını bozduğunu ve gerçek özel sektörü dışladığını dile getirdi.
Mesacedi, bu uygulamaların yalnızca etik bir sapma olarak kalmadığını; para biriminin değer kaybı, ithalat maliyetlerinin artışı, yerli ve yabancı yatırımların gerilemesi ile ülke risk priminin ve finansman maliyetlerinin yükselmesinde doğrudan ekonomik bir etken haline geldiğini vurguladı.
Yemen’deki yolsuzluk, idari bir olgudan savaş ekonomisinin yapısal bir bileşenine dönüştü. (Reuters)
Faris en-Neccar, Yemen’in yeniden imarı için yürütülen iş birliği programlarının yalnızca mali destekle sınırlı kalmadığını belirterek, Suudi Arabistan’ın Yemen’in Yeniden İnşası Programı kapsamında yönetim standartları, harcama mekanizmaları ve hizmetlerin iyileştirilmesine ilişkin şartların da yer aldığını ifade etti. Neccar, önümüzdeki dönemde tek hazine hesabının etkinleştirilmesi, genel bütçenin onaylanması ve dijitalleşmenin yaygınlaştırılması gibi somut adımlara daha fazla ağırlık verilmesinin beklendiğini söyledi.
Yusuf Şemsan ise şiddet, gelir ve karar alma yetkisini tekelinde toplamayan bir devletin yolsuzlukla etkin biçimde mücadele edemeyeceğini vurguladı. Savaş ekonomisi koşullarında yolsuzluğun rasyonel, kârlı ve güçle korunan bir yapıya dönüştüğünü belirten Şemsan, bu yapısal mantık kırılmadıkça reform söylemlerinin yetersiz kalacağını savundu. Şemsan’a göre gerçek başlangıç noktası, yolsuzluğu savaş ekonomisinin ayrılmaz parçası haline getiren döngünün kırılması.
Abdulhamid el-Mesacedi ise iyileşme ihtimalini dışlamadığını ancak bunun belirli koşullara bağlı olduğunu ifade etti. Bu koşullar arasında mali kurumların birleştirilmesi, merkez bankasının bağımsızlığının güçlendirilmesi, denetim mekanizmalarının etkinleştirilmesi, gelir, gümrük ve vergi sistemlerinin dijitalleştirilmesi, egemen kaynaklarda tam şeffaflık sağlanması ve dış desteğin ölçülebilir reform şartlarına bağlanması yer alıyor.
Irak'taki bir grup, Bağdat havaalanındaki ABD askeri üssünün bombalandığını duyurduhttps://turkish.aawsat.com/arap-d%C3%BCnyasi/5246438-iraktaki-bir-grup-ba%C4%9Fdat-havaalan%C4%B1ndaki-abd-askeri-%C3%BCss%C3%BCn%C3%BCn-bombaland%C4%B1%C4%9F%C4%B1n%C4%B1
Irak'taki bir grup, Bağdat havaalanındaki ABD askeri üssünün bombalandığını duyurdu
Bağdat'ta bir protestocu, İran Yüksek Lideri Ali Hamaney'in ölümünün açıklanmasının ardından onun fotoğrafını taşıyor, (Reuters)
Irak'ta "Saraya Evliya el-Dam" olarak bilinen bir grup, bu sabah Bağdat Uluslararası Havalimanı'ndaki "Victoria" askeri üssünü hedef alan bir insansız hava aracı (İHA) sürüsüyle saldırı düzenlediğini duyurdu.
Silahlı grup yaptığı açıklamada, "Dini görevimizi yerine getirmek, lider Ali Hamaney'e misilleme yapmak ve İran İslam Cumhuriyeti'ni desteklemek amacıyla mücahitlerimiz bugün, Bağdat Havaalanı'ndaki Victoria askeri üssünü hedef alan bir İHA filosuyla saldırı düzenledi" denildi.
Evliya el-Dam Tugayları dün gece, Kürdistan bölgesindeki Erbil şehrinde bulunan Amerikan tesislerini bombaladıklarını duyurdu.
Irak “savaşın başka bölgelere de yayılmasından” korkuyorhttps://turkish.aawsat.com/arap-d%C3%BCnyasi/5246060-irak-%E2%80%9Csava%C5%9F%C4%B1n-ba%C5%9Fka-b%C3%B6lgelere-de-yay%C4%B1lmas%C4%B1ndan%E2%80%9D-korkuyor
Irak “savaşın başka bölgelere de yayılmasından” korkuyor
Dün Erbil Havaalanı yakınlarında ABD güçlerini hedef alan bir İHA saldırısının ardından yükselen duman (EPA)
Irak, dün ABD ve İsrail'in İran'a düzenlediği saldırıların yansımalarından uzak durmaya çalışarak, savaşın kendi topraklarına yayılma girişimlerine karşı uyarıda bulundu.
Bu uyarı, Bağdat'ın güneyindeki Babil vilayetindeki Curf es-Sahr'daki İran Devrim Muhafızları Ordusu’na (DMO) bağlı silahlı grupları hedef alan saldırılar ve Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’ndeki (IKBY) bir ABD üssünün bulunduğu Erbil Havaalanı yakınlarındaki bölgede gerçekleştirilen diğer saldırıların ardından yapıldı.
Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani, komutanlar ve güvenlik kurumlarının liderleriyle bir toplantı düzenledi. Toplantı, Curf es-Sahr ve Erbil'e yapılan saldırılara atıfla ‘Irak'ın birçok bölgesini etkileyen açık saldırganlığın sonuçları’ konusunda uyarıda bulunan bir açıklamayla sona erdi. İran'a yönelik ‘haksız saldırının’ kınandığı açıklamada, ‘Irak'ın egemenliğini, hava sahasını ve topraklarını ihlal etmek veya bunları İran'a saldırı için geçiş yolu veya fırlatma rampası olarak kullanmak, tıpkı ülkemizin topraklarının veya karasularının Irak'ı çatışmaya sürüklemek için bir gerekçe olarak kullanılması kabul edilemez olduğu gibi’ uyarısında bulunuldu.
Irak’ta İran destekli Şii milis gücü Ketaib Hizbullah, Curf es-Sahr'da iki kişinin öldüğü hava saldırısının ardından ‘ABD üslerine’ saldırı düzenleyeceklerini duyurdu.
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة