Yemen’deki ‘Uzlaşı Komisyonu’ Başkanı: Barış ve istikrarı korumaya önem veriyoruz

İstişare ve Uzlaşı Komisyonu Başkanı Muhammed Abdullah Nasır el-Gaysi
İstişare ve Uzlaşı Komisyonu Başkanı Muhammed Abdullah Nasır el-Gaysi
TT

Yemen’deki ‘Uzlaşı Komisyonu’ Başkanı: Barış ve istikrarı korumaya önem veriyoruz

İstişare ve Uzlaşı Komisyonu Başkanı Muhammed Abdullah Nasır el-Gaysi
İstişare ve Uzlaşı Komisyonu Başkanı Muhammed Abdullah Nasır el-Gaysi

Yemen İstişare ve Uzlaşı Komisyonu Başkanı Muhammed Abdullah Nasır el-Gaysi, Komisyon’un, Yemen Başkanlık Konseyi’nin görevlerinde ve çalışmalarında güveneceği organ olduğunu; safların birliğini ve tüm Yemen siyasi güçlerinin ve bileşenlerinin konumunu koruyacağını açıkladı.
Gaysi, Komisyon Başkanı olarak atanmasının ardından verdiği ilk röportajda Şarku'l Avsat’a Başkanlık Konseyi’nin, tavsiye, görüş ve karar alma sürecini herkesle paylaşmaya önem verdiğini ifade etti. Halkın, ülkenin kuzeyinin kurtuluşu ve güney illerinin istikrarı için temsil edilen gerçek bir değişimi gerçekleştirmeye, İran'ın dikenlerini kırmaya, bölgenin güvenliğini ve geleceğini korumaya güvendiğine dikkat çekti.
Her ne kadar Tahran'daki Husi grubunun kararı - Muhammed el-Gaysi'ye göre - Başkanlık Konseyi'nin seçiminin gerçek barış olduğu yönünde olsa da, Husi milisleri savaşa dönmeyi seçerse, bu savaşın öncekiler gibi olmayacağı konusunda uyarıda bulunuyor.
Muhammed el-Gaysi, komisyonun nihai görevleri hakkında konuşmak için henüz çok erken olduğunu belirterek bunun nedeninin, cumhurbaşkanlığı duyurusunun Hukuk Komitesine ‘Komisyon’un çalışmalarını düzenleyen bir taslak’ ve diğer organları hazırlamakla görevlendirmesi olduğunu işaret etti. Bununla birlikte, Komisyon’un, Başkanlık Konseyi'nin görev ve çalışmalarında güveneceği organ olduğunun altınız çizdi.
Bu boyutta yüksek bir pozisyona sahip olan en genç adam olduğunu da ifade eden Gaysi, “Aşama, tüm Husi karşıtı güçlerin aynı safta yer almasını gerektiriyordu, bu da komisyonun içindeki güçler ve siyasi bileşenler için ortak pozisyonları sürdürmesi gerektiği anlamına geliyor. Bu oldukça önemli bir mesele. Özellikle de barışa ulaşmak ve Husi milislerinin uzlaşmazlığı ve kibriyle yüzleşmek gibi ortak hedefler olduğu için buna ek olarak istikrarlı bir ekonomik durum, iç güvenlik, birleşik bir medya, siyasi söylem ve devlet kurumlarının gerçek anlamda etkinleştirilmesine ihtiyaç duyduğumuz hiç kimse buna itiraz etmiyor” dedi.
Muhammed el-Gaysi, yeni komisyonun başkanını ve üyelerini seçme mekanizmasına ilişkin olarak, ‘seçim süreci seçim yoluyla yapılmadı; aksine, Bakanlık Konseyi'nin katılımıyla oybirliği ile gerçekleştiğini’ söyledi. "Komisyonun ilk kararındaki uzlaşmanın kendisi, bu çok önemli aşamada uzlaşıya dayalı bir gelecekte bize bir umut ışığı veriyor" dedi.
Yemen İstişare ve Uzlaşı Komisyonu Başkanı Muhammed Abdullah Nasır el-Gaysi, “Güney Geçiş Konseyi'nden geliyor olmam ve bunun benim için büyük bir gurur meselesi olmasıyla birlikte, bugün herkesin özlemlerini ve vizyonlarını temsil ediyorum. Her zaman uzlaşma ve yakınlaşmanın üstün gelmesini sağlayacağım” ifadelerini kullandı.
Gaysi, Herkesi sağlam bir uzlaşmaya iten şeyin, yaklaşımın siyasi güçler ve bileşenler tarafından temsil edilen veya taşınan siyasi hakları iptal etmemesi olduğuna dikkat çekti. Burada güvenlik, siyasi, ekonomik ve sosyal önceliklerden bahsettiğini ifade etti.
İstişare ve Uzlaşı Komisyonu Başkanı "Siyasi hakların tartışılmaması gerektiği konusunda tam bir fikir birliği var. Örneğin güneydeki insanlar meselesi, Husiler karşısında birleşik bir pozisyona duyulan ihtiyaç veya ekonomik durumun reformu ile çelişkili değil. Öte yandan, Komisyon, siyasi süreç masasında bulunması ve güneylilerin siyasi geleceklerini kendi özgür iradeleriyle belirleyeceği gerçeğini iptal etmeyecek. Bu, diğer taraflara veya bileşenlere verilen diğer haklar için geçerlidir” ifadelerini kullandı.
Muhammed el-Gaysi, otoritenin yetkileri hakkında konuşmanın erken olduğunu ve bunun 45 gün içinde hazır olacak belgelerle belirleneceğini açıkladı. Ancak aynı zamanda, "Başkanlık Konseyi, herkesin tavsiye, görüş ve karar alma süreçlerine katılımı konusunda istekli ve bu istisnai bir aşama dolayısıyla içindeki her şey istisnai olacak" dedi ve çok iyimser olduğunu vurguladı.
Yemen halkının, sahnenin tanık olduğu son gelişmelere ve değişikliklere çok güvendiğini vurgulayan Gaysi,“İnsanlar hepimizden çok şey bekliyor. Yapmamız gereken değişiklikler konusunda Allah'a, tarihe ve topluma karşı sorumluyuz” şeklinde konuştu.
İstişare ve Uzlaşı Komisyonu Başkanı, “İnsanların işine yarayabilecek gerçek bir değişim getirmekten, kuzey vilayetlerini özgürleştirmekten, güney vilayetlerini istikrara kavuşturmaktan, İran'ın dikenlerini kırmaktan, bölgenin güvenliğini ve geleceğini korumaktan, güney ve kuzey deki istisnasız tüm insanların özlemlerine saygı duymaktan bahsediyorum. Bunlar önemli konular ve detaylarında birçok öncelik var” dedi.
Muhammed el-Gaysi, Suudi başkenti Riyad'ı ‘barış yapıcısı’ olarak nitelendirdi. Yemenli tarafların konuya farklı yaklaştıklarını ve tekrar anlaştıklarını kaydederek, Güney Geçiş Konseyi'nin Dışişleri Bakanlığı Başkanı sıfatıyla istişarelere katılımından söz etti. Ayrıca “Güney Geçiş Konseyi'nde bizler, Suudi Arabistan Krallığı'ndaki kardeşlerimizin çabalarını başarılı olmaya ve desteklemeye her zaman önem veriyoruz. Bu, politikalarımızda ve tutumlarımızda temel bir ilkedir. Riyad'ın istişareleri zaten önceki taleplerimizi yerine getirmiştir. Cumhurbaşkanlığı kurumunda reform yaptı, ekonomik durumu prensipte ele aldı ve karar almada bize gerçek bir ortaklık sağladı” dedi. Güneyin kendi kaderini tayin hakkının ve kapsamlı siyasi süreç içinde güney halkının davası için özel bir çerçevenin oluşturulması gereğinin altını çizdi.
Gaysi, Önümüzdeki dönemde Husilerle kapsamlı bir siyasi sürecin başlamasına ilişkin iyimserliğiyle ilgili bir soruya yanıt olarak, “Husiler kararını, Tahran'da verdi, ancak biz gerçek, kalıcı ve adil bir barışı dört gözle bekliyoruz” ifadelerini kullandı.
İstişare ve Uzlaşı Komisyonu Başkanı, “Barış bizim ve bölgedeki kardeşlerimizin seçimidir. Husi milisleri inatçılığına, kibrine devam etme ve barışı reddetmeye karar verirse savaşı seçer. Bu, öncekilere benzemeyecek bir savaş ve bu milisler bu tür mantıksız eylemlerin bedelini ağır ödeyecektir” dedi.
Gaysi, Riyad Anlaşması'nın tamamlanmasının önemine değinerek, uygulamanın önündeki engelin krizdeki halk ve yerel güçlerin çıkarlarına dayandığına dikkati çekti. Ayrıca şu ifadeleri kullandı: “Bugün, güçlerin cepheye gitmesi gerektiğinden, anlaşmanın uygulanmasının tamamlanması bir önceliktir. Siyasi ve ekonomik ekte öngörülen egemen kurumlar, kalan valiler ve güvenlik müdürlerinin değiştirilmesine ek olarak, diğer kurumların etkinleştirilmesine ve kapsamlı siyasi süreç için ortak bir müzakere heyetinin oluşturulmasına yol açacak şekilde yeniden oluşturulmalıdır.”



Trump’tan Hamas’a tehdit gibi teklif …Gazze’nin silahsızlandırılmasına ilişkin son teklif neleri içeriyor?

İzzeddin el-Kassam Tugayları üyeleri Hamas’a bağlı, Nusayrat Mülteci Kampı, Gazze’nin orta kesimi, Şubat 2025 (EPA)
İzzeddin el-Kassam Tugayları üyeleri Hamas’a bağlı, Nusayrat Mülteci Kampı, Gazze’nin orta kesimi, Şubat 2025 (EPA)
TT

Trump’tan Hamas’a tehdit gibi teklif …Gazze’nin silahsızlandırılmasına ilişkin son teklif neleri içeriyor?

İzzeddin el-Kassam Tugayları üyeleri Hamas’a bağlı, Nusayrat Mülteci Kampı, Gazze’nin orta kesimi, Şubat 2025 (EPA)
İzzeddin el-Kassam Tugayları üyeleri Hamas’a bağlı, Nusayrat Mülteci Kampı, Gazze’nin orta kesimi, Şubat 2025 (EPA)

Hamas kaynakları, Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, birkaç gün önce ABD Başkanı Donald Trump tarafından kurulan Barış Konseyi yürütme organı aracılığıyla Gazze Şeridi’nin silahsızlandırılmasına ilişkin bir teklif aldıklarını doğruladı.

Gazze dışında yaşayan üst düzey bir Hamas yetkilisi, “Sunulan teklif adeta bir tehdit mesajı gibiydi” dedi. Gazze içinden iki Hamas kaynağı ve bir başka Filistinli grup yetkilisi de teklifin “Gazze Şeridi içindeki tüm silahların istisnasız teslim edilmesini” öngördüğünü aktardı.

Filistinli gruptan bir kaynak, teklifin yalnızca silahlı grupları değil, aşiretleri ve bireysel silahları da kapsadığını belirterek, “İstenen, tüm fraksiyonların, aşiretlerin ve hatta kişisel silahların, üst düzey liderler dâhil olmak üzere, tamamen bırakılmasıdır; bu silahlar kişisel güvenlik amacıyla bile tutulamayacak” dedi.

Reuters, geçen cumartesi günü iki kaynağa dayandırdığı haberinde, “Barış Konseyi”nin Hamas’a silah bırakma sürecine ilişkin yazılı bir teklif sunduğunu aktardı.

Ajans, söz konusu teklifin Kahire’de düzenlenen ve Nikolay Mladenov (Barış Konseyi Yüksek Temsilcisi) ile ABD’li temsilci Steve Witkoff’un özel yardımcısı Aryeh Lightstone’un katıldığı bir toplantıda ele alındığını belirtti.

grgtbgr
İzzeddin el-Kassam Tugayları üyeleri Hamas’a bağlı, Nusayrat Mülteci Kampı, Gazze’nin orta kesimi, Şubat 2025 (EPA)

Hamas’tan üst düzey bir yetkiliye göre, hareket heyeti toplantıda Gazze’deki “direniş gruplarının” varılan anlaşmalara bağlı olduğunu, tüm aşamaları uygulamaya hazır olduklarını ve şu aşamada önceliğin mutabık kalınan aşamalara geçiş olduğunu, silah meselesinin ise daha sonra müzakere edilmesi gerektiğini vurguladı.

İsrail ile Hamas arasında geçen yıl ekim ayında, Trump tarafından sunulan 20 maddelik ve aşamalara bölünmüş bir plan çerçevesinde ateşkes anlaşmasına varılmıştı. Ancak İsrail’in, Gazze’nin yüzde 55’ini oluşturan işgal altındaki bölgelerden çekilmeyi öngören maddeyi hâlâ uygulamadığı, silahsızlanma maddesinin ise daha sonraki aşamalarda yer aldığı ifade ediliyor.

“Teklif değil, tehdit mesajı”

Hamas kaynaklarına göre plan, yeniden inşa sürecini ve Gazze’de yönetim yapısının değiştirilmesini doğrudan silahların teslimine bağlamayı hedefliyor.

Aynı kaynak, teklifin sunulduğu toplantıda ikinci aşamanın uygulanmasını hızlandırmaya yönelik çeşitli başlıkların ele alındığını belirterek, “Sunulan şey, müzakereye açık, rasyonel bir tekliften ziyade, olumlu ve olumsuz yönleri tartışılabilecek bir çerçeve değil; bize ve genel olarak Filistin ulusal yapısına dayatılmak istenen şartlar içeriyor” dedi.

Buna rağmen Hamas kaynakları, teklifin hareket içinde ve Filistinli gruplar arasında değerlendirilmek üzere iletildiğini, ayrıca yanıt için belirli bir süre sınırı konulmadığını aktardı.

Teklifi inceleyen bazı isimlere göre Hamas ve Gazze’deki diğer gruplar arasında hâkim eğilim, silahsızlanmanın yeniden inşa süreciyle ilişkilendirilmesine karşı çıkılması yönünde.

Gazze içindeki bir Hamas yetkilisi ise, “Bu, daha önce sunulan pek çok tekliften yalnızca biri. Hareketin eline ulaşan metin nihai değil ve silah meselesi ile ikinci aşamaya ilişkin diğer konuların tamamını kapsayan net bir çerçeve sunmuyor” dedi.

“Ortak ulusal tutum” arayışı

Gazze’deki en büyük silahlı yapı olan Hamas, teklif konusunda Filistinli gruplarla yürütülecek istişarelere dayanarak özellikle silah meselesinde “ortak ulusal bir tutum” oluşturmayı hedefliyor.

Gazze dışında bulunan Hamaslı üst düzey yetkili, “İlkesel pozisyonlardan taviz verilmemesi ve Filistin meselesinin dünya gündeminde kalmasını sağlayacak bir çerçeve içinde, işgal sona erene kadar, hatta açık bir siyasi süreçle egemen bir Filistin devleti kurulmasını güvence altına alacak bir anlaşmaya varılmasına karşı değiliz” ifadelerini kullandı.

ABD’li yetkililer ise İran destekli Hamas’a, ağır ve hafif silahlar dâhil olmak üzere tüm silahlarını bırakması karşılığında olası bir anlaşma kapsamında af teklif edilebileceğini belirtti.


Suriyeli yetkili Şarku’l Avsat’a konuştu: Çiya Kobane, 60’ıncı Tümen Komutan yardımcılığına atandı… Orduda kadın birliği planı yok

Suriyeli yetkili Şarku’l Avsat’a konuştu: Çiya Kobane, 60’ıncı Tümen Komutan yardımcılığına atandı… Orduda kadın birliği planı yok
TT

Suriyeli yetkili Şarku’l Avsat’a konuştu: Çiya Kobane, 60’ıncı Tümen Komutan yardımcılığına atandı… Orduda kadın birliği planı yok

Suriyeli yetkili Şarku’l Avsat’a konuştu: Çiya Kobane, 60’ıncı Tümen Komutan yardımcılığına atandı… Orduda kadın birliği planı yok

Cumhurbaşkanlığı ekibinin 29 Ocak tarihli anlaşmanın uygulanmasını takip eden sözcüsü Ahmed el-Hilali, Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile yapılan anlaşma kapsamında Haci Muhammed Nebo’nun, bilinen adıyla “Ciya Kobanê”nın, Halep ve Haseke illerinde konuşlu 60. Tümen’in komutan yardımcılığına atandığını doğruladı.

Hilali, Şarku’l Avsat’a yaptığı özel açıklamada, Haseke’de eski SDG unsurlarından oluşan üç tugayın 60. Tümen’e bağlanacağını söyledi.

fvfrb
Çiya Kobanê, Suriye Ordusu'ndaki 60. Tümen komutanın yardımcılığına atandı (Arşiv)

Askerî kaynaklara göre Kürt komutan, ABD güçlerine yakın bir isimdi ve Haseke, Deyrizor ve Rakka’da önemli askerî operasyonlara liderlik etti.

Kadın birlikleri tartışması

“Özerk Yönetim”e bağlı Kadın Koruma Birlikleri’nin (YPJ) Suriye ordusuna entegrasyonu konusuna değinen Hilali, SDG’nin etkinliğinin azalmasından önce kadın savaşçı sayısının 15 ila 20 bin arasında olduğunu, ancak bugün Kamışlı, Haseke, Derbesiye ve Amude gibi kuzeydoğu bölgelerinde SDG’nin varlığını sürdürmesine rağmen bu sayının 7 binin altına gerilediğini belirtti.

Suriyeli yetkili, bu kadın kadroların askerî alan dışında da değerlendirilebileceğini, özellikle İçişleri Bakanlığı bünyesinde kadın polis ihtiyacına dikkat çekerek, sorgulama, cezaevleri ve kamu kurumlarında görev alabileceklerini ifade etti.

grbgr
Suriye güvenlik yetkilileri, İçişleri Bakanı Enes Hattab eşliğinde, Şam kırsalındaki Kadın Polis Enstitüsü'nü gezdi (Suriye İçişleri Bakanlığı).

Hilali, Suriye Arap Ordusu’nun yapısında kadınlara özel birliklerin bulunmadığını ve şu aşamada böyle bir planın da olmadığını vurguladı. Bunun gerekçesinin ise ülke yönetiminin önceliğini askerî genişleme yerine istikrar, güvenli alanların oluşturulması, barış ortamının güçlendirilmesi ile yeniden imar ve hizmetlere vermesi olduğunu söyledi.

Bireysel katılım vurgusu

Kadın unsurların İçişleri Bakanlığı bünyesinde güvenlik kurumlarında görev alabileceğini belirten Hilali, “Alan geniş, her ilde gönüllü olunabilir” dedi. Ancak bu katılımın toplu değil bireysel olacağını, ayrıca özel eğitim programlarının düzenleneceğini ifade etti.

Hilali daha önce yaptığı açıklamada, entegrasyon sürecinin tamamlanmasıyla birlikte “Özerk Yönetim” ve “Asayiş” gibi paralel yapıların ortadan kalkacağını belirtmiş, Kürt subay ve unsurları Suriye ordusuna dönmeye çağırmıştı.

“Olumlu işaret” değerlendirmesi

Hilali, SDG Komutanı Mazlum Abdi’nin siyasi ve devrimci gerekçelerle yapılan tutuklamaların durdurulmasına yönelik taahhütlerine bağlı kaldığını ve son dönemde yeni gözaltı vakalarının kaydedilmediğini belirterek bunu “olumlu bir işaret” olarak nitelendirdi.

dcds
YPJ merkez karargahı

Cumhurbaşkanlığı temsilcisi Tuğgeneral Ziyad el-Ayiş’in de anlaşma kapsamında tüm bileşenlerin haklarının güvence altında olduğunu, SDG dışında kalan Kürtler dâhil herkesin haklarının korunacağını ifade etti.

Öncelikler: Tutuklular ve geri dönüş

Hilali, tutuklular dosyası ve yerinden edilenlerin geri dönüşünün öncelikli konular arasında olduğunu, kayıpların akıbetinin araştırıldığını ve cezaevlerinin devlet kontrolüne devri için koordinasyon yürütüldüğünü söyledi. Resulayn’dan yerinden edilenlerin dönüşünün de gerekli prosedürlerin tamamlanmasının ardından gerçekleşeceğini belirtti.

Öte yandan, Kürt vatandaşların haklarına ilişkin 13 sayılı kararname kapsamında çalışmaların kademeli şekilde sürdüğünü ve bunun olumlu karşılandığını, Cezire bölgesinde yeni projelerle destek sağlandığını ifade etti.

Newroz gerilimi

Kuzey ve Doğu Suriye’de Newroz kutlamaları sırasında Afrin ve Ayn el-Arab (Kobani) bölgelerinde ulusal bayrağın indirilmesiyle yaşanan gerilime de değinen Hilali, devletin Kürt dosyasına açık yaklaşımına rağmen bazı tarafların kışkırtma ve nefret söylemini körüklediğini söyledi.

fvfd
Suriye Kürtleri, 21 Mart'ta Afrin kentinde Newroz'u kutluyor (Reuters)

İç güvenlik güçlerinin olayları kontrol altına almak için sorumlu şekilde hareket ettiğini belirten Hilali, Afrin ve Kobani’de bayrağın indirilmesi ve saldırı olaylarına karışan kişilerin gözaltına alındığını ifade etti.

Kürt siyasi aktörler ve yapılar da bayrağın indirilmesini “bireysel bir davranış” ve “fitne çıkarma girişimi” olarak kınayarak gerilimi düşürmeye çalıştı.

dvf
Suriye'nin kuzeyindeki Afrin'de 21 Mart'ta Newroz kutlamaları sırasında genç bir aile (Reuters)

 


Haşdi Şabi’nin kurnaz lideri Falih el Feyyad Saddam ve ABD saldırılarından nasıl sağ çıktı?

Arşiv fotoğrafı: Falih el-Feyyad ve Abdülaziz el-Muhammedavi, Haşdi Şabi Başkanı ile Genelkurmay Başkanı (Kurum medyası)
Arşiv fotoğrafı: Falih el-Feyyad ve Abdülaziz el-Muhammedavi, Haşdi Şabi Başkanı ile Genelkurmay Başkanı (Kurum medyası)
TT

Haşdi Şabi’nin kurnaz lideri Falih el Feyyad Saddam ve ABD saldırılarından nasıl sağ çıktı?

Arşiv fotoğrafı: Falih el-Feyyad ve Abdülaziz el-Muhammedavi, Haşdi Şabi Başkanı ile Genelkurmay Başkanı (Kurum medyası)
Arşiv fotoğrafı: Falih el-Feyyad ve Abdülaziz el-Muhammedavi, Haşdi Şabi Başkanı ile Genelkurmay Başkanı (Kurum medyası)

Mütevazı ve sakin görüntüsüne rağmen, Irak’ta Haşdi Şabi lideri Falih el Feyyad, rakipleri dâhil birçok kişi tarafından kurnaz, fırsatları değerlendirmede son derece yetenekli ve düşmanlarına karşı “sert mücadeleler” yürütebilen bir isim olarak görülüyor. Bu özellikleri, kurum içindeki yoğun kutuplaşma ve güç mücadelelerine rağmen, onu 10 yılı aşkın süredir Haşdi Şabi’nin zirvesinde tutmayı başardı.

Salı günü, ABD’ye ait olduğu düşünülen bir hava saldırısının Musul kentindeki “Arap Mahallesi”nde Feyyad’ın kullandığı bir evi hedef aldığı öne sürüldü. Şarku’l Avsat’ın Reuters’tan aktardığı habere göre kaynaklar Feyyad’ın saldırı sırasında evde bulunmadığı ifade ettiler.

Falih el Feyyad kimdir?

Falih el Feyyad, 1956 yılında Bağdat’ta doğdu. 1977’de Musul Üniversitesi Elektrik Mühendisliği bölümünden mezun oldu. Kuzey Bağdat’taki Raşidiye ve Tarmiye bölgelerinde geniş tarım arazilerine sahip olan el-Bu Amir (el-Bu Hamis) aşiretine mensuptur.

fdvdev
Yerel sakinler tarafından kaydedilen görüntüde, bugün Musul’da bombalanan bir noktadan yükselen duman görülüyor. Sakinler, saldırının Haşdi Şabi liderlerinin kullandığı bir evi hedef aldığını belirtti.

Aşiret bağlarının, Saddam Hüseyin döneminde idamdan kurtulmasında etkili olduğu iddia ediliyor. 1980’de yasaklı Dava Partisi’ne üyelik suçlamasıyla idama mahkûm edilen Feyyad’ın cezası, Saddam Hüseyin’in aileyi ziyareti sonrası affedilerek 20 yıl hapse çevrildi.

2003 sonrası erken dönemde siyasete atılan Feyyad, eski başbakan İbrahim Caferi’nin siyasi akımına katıldı. Ancak asıl yükselişini, Ulusal Güvenlik Danışmanlığı ve ardından Haşdi Şabi içindeki görevleriyle elde etti.

2014’te, Ali Sistani’nin DEAŞ’e karşı yayımladığı “cihad-ı kifai” fetvasıyla eş zamanlı olarak Haşdi Şabi Komitesi’nin başına getirildi. 2016’da Irak Parlamentosu’nun “Haşdi Şabi Yasası”nı kabul etmesiyle görevi resmiyet kazandı.

Feyyad, bir dönem Ulusal Güvenlik Danışmanı olarak görev yaptı ancak 2018’de dönemin başbakanı Haydar el-İbadi tarafından görevden alındı. 2020’de ise eski başbakan Mustafa el-Kazımi tarafından yayımlanan kararnameyle Haşdi Şabi Başkanlığı görevine asaleten yeniden atandı.

Gücünü koruyan isim

Kurum içindeki çekişmeler, özellikle Asaib Ehl el-Hak’ın açık muhalefetine ve 2021’de insan hakları ihlalleri gerekçesiyle ABD yaptırımlarına rağmen, Feyyad görevini korumayı başardı.

Kaynaklara göre Feyyad, siyasi ve güvenlik alanındaki etkisini İran ile yakın ilişkilerinden ve özellikle 2020 başında Bağdat’ta ABD saldırısında öldürülen Kasım Süleymani ile kurduğu bağlardan aldı.

rftbrf

Feyyad’ın, Haşdi Şabi’deki merkezi konumunu kullanarak çeşitli ortaklıklar ve sözleşmeler üzerinden mali kazanımlar elde ettiği de öne sürülüyor. Ayrıca Sünni aşiret güçlerini organize edip sadakatlerini kendi etrafında toplaması, özellikle Ninova ve Musul’da kendisine önemli bir siyasi taban oluşturdu.

Aşiret “seferberliği”

Kaynaklar, genellikle Sünni siyasetçilere bağlı olan aşiret güçlerinin, sağladığı çıkarlar nedeniyle Feyyad’a bağlılık sunduğunu belirtiyor. Bu ilişkiler ağı sayesinde Feyyad, Sünni çoğunluklu bölgelerde, özellikle Ninova’da önemli bir siyasi aktör haline geldi ve yerel mecliste kayda değer bir temsil gücü elde etti.

Buna karşın rakipleri, Feyyad’ı Musul’daki birçok proje ve yatırım üzerinde kontrol kurmakla suçluyor. Ayrıca Haşdi Şabi içinde hassas görevlere kendi aşiretinden kişileri yerleştirdiği iddiaları da dile getiriliyor.