Pedersen: Suriye Anayasa Komitesi’nin 8’inci oturumu mayıs ayında yapılacak

Birleşmiş Milletler Suriye Özel Temsilcisi Geir Pedersen. (Reuters)
Birleşmiş Milletler Suriye Özel Temsilcisi Geir Pedersen. (Reuters)
TT

Pedersen: Suriye Anayasa Komitesi’nin 8’inci oturumu mayıs ayında yapılacak

Birleşmiş Milletler Suriye Özel Temsilcisi Geir Pedersen. (Reuters)
Birleşmiş Milletler Suriye Özel Temsilcisi Geir Pedersen. (Reuters)

Birleşmiş Milletler Suriye Özel Temsilcisi Geir Pedersen, Suriye Anayasa Komitesi’nin 8’inci oturumunun 28 Mayıs-3 Haziran tarihleri arasında Cenevre'de düzenleneceğini açıkladı. Uluslararası alanda meydana gelen jeopolitik değişimler ışığında Suriye krizinin ‘unutulmuş olduğuna’ dair uyarıların ardından BM’den krizin çözümüne yönelik adım atıldı. Pedersen, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) üyelerine Suriye’deki siyasi ve insani durumla ilgili bir brifing verdi. 15 üyeli konseye Suriye’deki son durumu Cenevre’den video konferans aracılığıyla aktardı. Suriye Anayasa Komitesi’nin mayıs ayı sonundaki 8’inci oturumu için üyelere davetiye gönderdiğini belirten Pedersen, tarafların ilerleme sağlama noktasında ‘iyi niyet’ göstereceklerini umduğunu söyledi. ABD temsilcisi de Pedersen’e çabaları için teşekkür etti ve BMGK’nın 2585’inci kararı uyarınca Suriye halkına yapılan insani yardımların, Türkiye ile Suriye arasındaki Bab el-Hava Sınır Kapısı’ndan yapılması yönündeki mekanizmanın yenilenmesini önerdi.
Ancak Rus mevkidaşı Vassily Nebenzia, yenileme için makul bir gerekçe görmediğini söyledi.  
Pedersen, Suriye’deki krizin kapsamlı siyasi çözümü hususunda BMGK’nın 2254 sayılı kararında belirlenen siyasi sürece odaklanılması gerektiğini vurguladı. Suriye’nin egemenliğinin, toprak bütünlüğünün ve bağımsızlığının korunmasının zorunlu olduğunun altını çizen Pedersen, Suriye'de sahadaki mevcut stratejik çıkmazın ve krizin manşetlerde yer almamasının, sorunun daha az önemli olduğu ya da kaynak ayrılmasına değmediği yanılgısına düşürmemesi yönünde uyarıda bulundu. Pedersen, Suriye’de savaşın durmadığını, aksine sıcak çatışmaların halen yaşandığına işaret ettiği açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“Uluslararası aktörlerin de yer aldığı ülkede hava saldırıları artıyor. Ülkenin kuzeydoğusunda çatışmalar yoğunlaşıyor, terör saldırıları devam ediyor. Suriye’de savaş bitmiş değil. Sorunun siyasi çözümü için acilen harekete geçilmesi gerekiyor. Bugünkü mesajım oldukça basit; Suriye’ye odaklanın, Suriye’de bu çağın en büyük insani krizi devam ediyor. Suriye’deki acı, 11 yıl önce, savaşın başlamasından bu yana en yüksek seviyede.” 
Suriye’de beş yabancı ordunun varlık göstermesinin başlı başına kaygı verici olduğunu belirten Pedersen “Bu ay Suriye’de yeniden İsrail kaynaklı bir bombardımana şahit olduk. Türkiye ülkenin kuzeydoğusunda İHA’larla operasyon düzenliyor. İdlib ve Fırat’ın doğusuna Rus ordusu hava saldırıları yaptı. Raporlar Deyrizor’daki ABD güçlerinin İran destekli gruplar tarafından roketlerle hedef alındığını söylüyor. Suriye dışındaki jeopolitik gelişmeler nedeniyle burada da krizin artma riski bulunuyor.”  
Pedersen, Suriye Anayasa Komitesi’nin oturumundan önce öneride bulunmak isteyen üyelerin, bunu en kısa sürede kendisine iletmesini istedi.  
BM Genel Sekreter Yardımcısı Joyce Msuya da Suriye’deki krizin insani boyutu ile ilgili verdiği brifingde şu ifadeleri kullandı:
“Suriye krizi, unutulan sorunlar arasında yer almak üzere. Oysa milyonlarca Suriyeli her ay hayatta kalma savaşı veriyor. Çocuklarını doyurmak ve onlara bir gelecek sağlamak için çaba gösteriyorlar, Birleşmiş Milletler geçen yıl 800 tır yardım sağladı ancak bu yeterli değil. Suriye’de iletişim kanallarını açık tutmalıyız, temmuz ayında BM yardımlarının sınırdan geçişiyle ilgili izinlerin yenilenmesi gerekiyor. Bu izinler özellikle ülkenin kuzeydoğusunda birçok hayatın kurtarılması için son derece önemlidir.”  
BM'nin Birleşmiş Milletler Daimi Temsilcisi Linda Thomas Greenfield de Suriye’deki insani krizin çözümüne odaklanmanın ortak insani sorumlulukları olduğunu belirterek BMGK’nın 2585 sayılı kararının tamamıyla uygulanması gerektiğini vurguladı. Geçen mart ayında Bab el-Hava Sınır Kapısı’ndan Suriye’nin kuzeyine giden yardım kafilelerinin, milyonlarca insana gıda ve ilaç desteği sağladığını ifade eden Greenfield, “Sınır ötesi yardım mekanizması milyonlarca insanın hayatını etkiliyor ve bunun bir alternatifi bulunmuyor” dedi. Grenfield sözlerini şöyle sürdürdü:
“Suriye’de 11 yıldır devam eden çatışmanın ana sebebinin Esed rejiminin halkına karşı yaptığı uygulamalar olduğunu itiraf etmek gerekiyor. BMGK’nın 2254 sayılı kararı, tutuklu olanlar ve keyfi olarak alıkonulanların serbest bırakılması da dahil olmak üzere tüm yönleriyle uygulanmalıdır.”  
Rusya'nın Birleşmiş Milletler Daimi Temsilcisi Vasiliy Nebenzya da BM’nin 2022 yılında Suriye’nin eğitim, sağlık ve altyapı çalışma planıyla ilgili finansman eksiği olduğuna dikkat çekti. Nebenzya, temmuz ayında sona eren insani yardımların sınırlar üzerinden yapılması mekanizmasının yenilenmesi için herhangi bir makul gerekçe görmediğini vurguladığı konuşmasında şunları söyledi:
“Bu kararın alınmasının üzerinden dokuz ay geçti. Bu süreçte sadece üç konvoy Bab el-Hava’dan giriş yaptı ve sadece İdlib’e ulaştılar. Oysa kararın gerekçesi tüm Suriye’ye buradan bir yardım sağlanmasıydı. Şu gerçeği gizlemeye gerek yok; bu şartlar altında sınırlardan yardım yapılması mekanizmasını yenilemek için pratik gerekçeler bulunmuyor.”  
Suriye’nin BM Temsilcisi Bessam Sabbağ ise hükümetinin 17 Nisan’da ‘son Fransız askerinin ülkeden ayrılmasının 76’ıncı yılını kutladığını’ hatırlattı. “Bugün Suriyeliler bir kez daha Suriye topraklarının işgalinin, direnişlerinin üzerinden ne kadar zaman geçse de son bulacağını vurguluyor” dedi.   



Suriye ordusu, SDG'nin çekilmesinin ardından el-Hol kampını güvence altına alacak

Suriye ordusu, SDG'nin çekilmesinin ardından el-Hol kampını güvence altına alacak
TT

Suriye ordusu, SDG'nin çekilmesinin ardından el-Hol kampını güvence altına alacak

Suriye ordusu, SDG'nin çekilmesinin ardından el-Hol kampını güvence altına alacak

Suriye ordusu bugün, Suriye Demokratik Güçleri'nin (SDG) kampı korumaktan çekilmesinin ardından, iç güvenlik güçleriyle birlikte el-Hol kampına girerek kampın güvenliğini sağlayacağını duyurdu. SDG daha sonra kamptan "zorla" çekildiğini açıkladı.

Kürdistan İşçi Partisi (PKK) Suriye Kürtlerini terk etmeyeceğine dair söz verirken, Kürt özerk yönetiminden bir yetkili bugün Suriye hükümeti ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasındaki müzakerelerin "tamamen çöktüğünü" doğruladı.

Bu arada, Suriye Savunma Bakanlığı Rakka'daki El-Aktan cezaevi civarında çatışmalar olduğuna dair haberleri yalanladı.


Sisi ve Trump, Davos Forumu'nun oturum aralarında bölgesel gelişmeleri görüşecekler

ABD Başkanı Donald Trump ve Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah el-Sisi (Arşiv- Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump ve Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah el-Sisi (Arşiv- Reuters)
TT

Sisi ve Trump, Davos Forumu'nun oturum aralarında bölgesel gelişmeleri görüşecekler

ABD Başkanı Donald Trump ve Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah el-Sisi (Arşiv- Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump ve Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah el-Sisi (Arşiv- Reuters)

Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah el-Sisi, "Diyalog Ruhu" temasıyla 19-23 Ocak tarihleri ​​arasında düzenlenecek Dünya Ekonomik Forumu'na katılmak üzere bugün İsviçre'nin Davos kentine hareket ediyor.

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Muhammed el-Şennavi bugün yaptığı basın açıklamasında, forumun gündeminde devlet başkanları, uluslararası ve bölgesel örgüt başkanları ve büyük özel sektör kuruluşlarının temsilcilerinin katılımıyla gerçekleşecek bir dizi etkinlik bulunduğunu belirtti.

El-Şennavi, forum oturumlarında uluslararası iş birliğinin güçlendirilmesi, küresel refah yollarının desteklenmesi, büyümenin itici gücü olarak teknoloji ve inovasyona olan bağımlılığın artırılması ve insan sermayesine yatırım yapılması gibi konuların ele alınacağını ifade etti.

Sözcü, Mısır Cumhurbaşkanı'nın forumun oturum aralarında Amerikalı mevkidaşı Donald Trump ile bir araya gelerek, ortak ilgi alanlarına giren son bölgesel ve uluslararası gelişmeleri görüşeceğini belirtti. Liderler, her iki ülkenin çıkarlarına hizmet edecek ve bölgesel ve uluslararası istikrarı teşvik edecek şekilde Mısır ile Amerika Birleşik Devletleri arasında iş birliği ve koordinasyonu artırmanın yollarını ele alacaklar.


UCM: HDK, Sudan'daki “savaş suçlarını” gizlemek için toplu mezarlar açtı

UCM Genel Merkezi (AFP)
UCM Genel Merkezi (AFP)
TT

UCM: HDK, Sudan'daki “savaş suçlarını” gizlemek için toplu mezarlar açtı

UCM Genel Merkezi (AFP)
UCM Genel Merkezi (AFP)

Uluslararası Ceza Mahkemesi Savcı Yardımcısı Nazhat Shameem Khan dün, Sudan'daki Hızlı Destek Kuvvetleri’ni (HDK) ‘ülkenin batısındaki Darfur bölgesinde işlenen savaş suçlarını ve insanlığa karşı suçları’ gizlemek için toplu mezarlar kazmakla’ suçladı.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığı habere göre Khan, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'ne (BMGK) verdiği brifingde, Savcılık Ofisi'nin ‘Faşir'de, özellikle ekim ayı sonlarında HDK'nın şehri kuşatmasının zirveye ulaştığı dönemde, savaş suçları ve insanlığa karşı suçlar işlendiği sonucuna vardığını’ söyledi.

Kendisine ABD'ye giriş vizesi verilmediğini açıklayan Khan, videolu brifinginde, Savcılık Ofisi’nin suçlamalarını ‘toplu katliamları ve toplu mezarlar kazarak suçları gizleme girişimlerine dair ses ve video materyalleri ile uydu görüntülerine’ dayandırdığını söyledi.

HDK, 2024 yılının mayıs ayında Kuzey Darfur eyaletinin yönetim şehri Faşir'e uyguladığı kuşatmayı sıkılaştırdı ve 2025 yılının ekim ayında şehrin tam kontrolünü ele geçirdi.

Fransız Haber Ajansı AFP tarafından aralık ayında analiz edilen uydu görüntüleri, 3 bin 600 metrekareyi kaplayan bir alana mezarların yayıldığını gösteriyordu.

ABD’deki Yale Üniversitesi İnsani Yardım Araştırma Laboratuvarı tarafından kasım ayı sonlarında yapılan benzer bir analiz, taşınmış, gömülmüş veya yakılmış ‘insan kalıntılarına benzeyen nesnelerden oluşan yığınlar’ tespit etti.

Faşir savaşından sağ kurtulanlar, sivillerin şehirden kaçarken hedef alındığını, hatta yargısız infazlara ve cinsel şiddete maruz kaldıklarını bildirdi.

Darfurluların ‘toplu işkenceye’ uğradığı uyarısında bulunan Khan, “Faşir’in düşüşü, Arap olmayan toplulukları en derin acılara maruz bırakmak için sistematik ve planlı bir kampanyayla birlikte gerçekleşti” değerlendirmesinde bulundu.

Savcı Yardımcısı, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Araştırmalarımıza göre tecavüz dahil cinsel şiddet, Darfur'da bir savaş aracı olarak kullanılıyor ve yavaş yavaş ortaya çıkan tablo, toplu infazlar ve zulümler dahil olmak üzere büyük çaplı organize suçların korkunç bir görüntüsüdür.”

Bu suçların geniş bir coğrafyayı kapsadığını ve Faşir ile sınırlı olmadığını vurgulayan Khan, ‘2023 yılında El-Cenine'de işlenen zulümlerin 2025 yılında Faşir'de tekrarlandığını ve bu suçların Darfur'daki bir bölgeden diğerine aktarıldığını’ gösteren kanıtlardan bahsetti.

Savcı Yardımcısı, bu suçların ‘mevcut çatışma ve cezasızlık sona erene kadar’ devam edeceği konusunda uyarıda bulundu.

Birleşmiş Milletler (BM) uzmanları, HDK’nın Batı Darfur'un El-Cenine kentinde çoğu Masalit kabilesinden olmak üzere 10 bin ila 15 bin kişiyi öldürdüğünü tahmin ediyor.

Khan, Sudanlı yetkililere, UCM’nin tutuklama emri çıkardığı kişileri, özellikle de eski Cumhurbaşkanı Ömer el-Beşir döneminde iktidar partisinin lideri olan Ahmed Harun'u teslim etmeleri çağrısını yineledi.

Savcı Yardımcısı, Harun'un teslim edilmesini öncelikli bir konu olarak görüyor. Çünkü Harun, 2000’li yılların başlarında Darfur'da ve 2011 yılında Güney Kordofan'da yetkililerin isyanı bastırma sürecinde işlediği cinayet, tecavüz ve işkence dahil olmak üzere onlarca insanlığa karşı suç ve savaş suçu ile suçlanıyor. Harun ise hakkındaki bu suçlamaları reddediyor.