Moskova’dan Batı’ya: Sabrımızı test etmeyin

Rusya, Polonya’yı Ukrayna’nın bazı bölgelerini kontrol etmeye çalışmakla suçladı

Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova (EPA)
Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova (EPA)
TT

Moskova’dan Batı’ya: Sabrımızı test etmeyin

Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova (EPA)
Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova (EPA)

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in ülkesinin çıkarlarının tehlikeye girmesi durumunda Batı’yı ‘yıldırım çarpması’ ile tehdit etmesinden 24 saatten kısa bir süre sonra Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova, başta İngiltere olmak üzere Batılı ülkelere, ‘Ukrayna’yı Rus topraklarını hedef almaya teşvik etmeleri’ konusunda sert bir uyarıda bulundu. Zaharova, haftalık düzenlediği bir basın toplantısında, Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy’nin Batı tarafından kullanıldığını söylerken, yabancı ülkelere de ‘Rusya’nın sabrını test etmeye çalışmaktan vazgeçmeleri’ çağrısı yaptı. Sözcü, herhangi bir provokasyona karşı Rusya’dan sert bir yanıt verileceğini söylerken, “Rusya’ya karşı böyle bir saldırganlık cevapsız kalamaz. Kiev ve Batı başkentlerinin, Rusya Savunma Bakanlığı'nın, ‘Ukrayna’yı Rus tesislerine karşı saldırı başlatmaya iten provokasyonlara sert bir yanıt verileceği’ yönündeki açıklamasını ciddiye almalarını istiyoruz” dedi.
Rus diplomat, Batılı yetkililerin Ukrayna’daki karar alma merkezlerindeki varlığının, Rusya’nın yanıt faaliyetleri açısından sorun oluşturmayacağını da vurgularken, Birleşik Krallık Savunma Bakanı James Heappey’in Ukrayna’nın Rusya topraklarındaki hedeflere saldırı başlatması yönündeki çağrısına dikkati çekti. Heappey, bu tür hedefleri hedef almanın Birleşik Krallık açısından bir sorun olmayacağını belirtmişti. Mariya Zaharova, Heappey’in ifadelerinin Kiev’de ‘harekete geçme çağrısı’ olarak algılandığını söylerken, “Ukrayna hükümeti, Batı’nın bağımsızlığı olmayan bir kuklasıdır” dedi. Zelenskiy’nin kararlarının tamamen yabancılara bağlı olduğuna dikkat çeken Zaharova, ABD Kongresi’nin Rusya’nın varlıklarına el koyma girişimi hakkında da yorum yaparken, “Moskova, aptalca olan uygulamalar da dahil olmak üzere tüm önlemlere yanıt verecektir” şeklinde konuştu.
Öte yandan Kremlin, Putin'in Türk mevkidaşı Recep Tayyip Erdoğan ile bir telefon görüşmesi yaptığını ve iki liderin ‘Ukrayna ve Donbass’taki durumları’ görüştüğünü açıkladı. Kremlin, yaptığı açıklamada “Ukrayna ve Donbas’taki durumun insani yönleriyle ilgili görüşmeler, özellikle BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in Moskova’da yaptığı görüşmelerin sonuçları dikkate alınarak devam etti. Daha fazla iletişim için uzlaşı sağlandı” ifadelerine yer verildi. Aynı şekilde Türkiye Cumhurbaşkanlığı Ofisi’ne göre Erdoğan, Putin’e Ukrayna'daki durumla ilgili arabuluculuğun süreceğini belirtti. Ayrıca iki ülkenin istihbarat birimler arasındaki işbirliğinin güçlendirilmesi çağrısında bulundu.
Diğer taraftan Rus Dış İstihbarat Servisi (SVR) tarafından yayınlanan bir raporda, Washington ve Varşova’nın Ukrayna’nın bir kısmının Polonya’nın kontrolüne geçmesini öngören planlarına karşı uyarı yapıldı. Rapora göre Dış İstihbarat Başkanı Sergey Narışkin, “SVR’ye gelen bilgilere göre Washington ve Varşova, Polonya’nın Ukrayna’daki ‘tarihi toprakları’ üzerinde sıkı bir askeri ve siyasi kontrol kurmasına yönelik planlar yapıyor” dedi. ‘Yeniden birleşmenin’ ilk aşamasının, Polonya kuvvetlerinin ‘Rus saldırganlığından korunma’ sloganı altında Ukrayna’nın batı bölgelerine girişi olduğunu da dile getirirken, sonraki adımların uygulanmasına yönelik mekanizmaların şu anda Biden yönetimi ile görüşüldüğünü söyledi. Rus raporu, ön mutabakatlara göre bu girişin, NATO’nun izni olmadan “dileyen ülkelerin” katılımıyla gerçekleşeceğini belirtirken, Varşova’nın ‘aynı fikirde olan koalisyondaki’ potansiyel katılımcılarla henüz uzlaşamadığını da vurguladı. SVR, Ukrayna’nın ‘Rus silahlı kuvvetleriyle doğrudan çarpışma riskinin minimum olduğu’ bu bölgelere sözde bir barışı koruma birimi konuşlandırılması planlanıyor” dedi. Polonya kuvvetlerinin ana ‘savaş misyonları’, Ukrayna Ulusal Muhafızları tarafından orada bulunan stratejik tesisler etrafındaki kontrolün kademeli olarak ele geçirilmesini içeriyor. Polonya özel servisleri, şu anda Varşova’ya sadık ‘demokratik’ bir denge oluşturmak için müzakere edebilecekleri Ukraynalı elitlerin temsilcilerini arıyorlar.
SVR’ye göre Polonya yönetimini, Ukrayna’nın batı bölgeleri üzerindeki kontrolünün ülkenin bölünmesine yol açacağına inanıyor. Rus uzmanlar, buradaki görüşmelerin ‘Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra Polonya açısından tarihi anlaşmayı tekrarlama girişimi’ hakkında olduğunu belirtti. Öyle ki Batılı ülkeler de Polonya’nın ‘vatandaşlarını, Bolşevik tehdidine’ karşı korumak için Ukrayna’nın bir bölümünü işgal etme hakkına sahip olduğunu’ kabul etti.
Yerel açıdan Rusya Savunma Bakanlığı, karada, kuvvetlerinin son 24 saat içinde 67 Ukrayna askeri tesisini bombaladığını duyurdu. Rusya Savunma Bakanlığı Sözcüsü İgor Konaşenkov, bombalanan mevziler arasında 6 komuta merkezi, büyük füze, top ve yakıt depoları ve ‘düşmanın’ insan gücü ve askeri teçhizatının toplanması için kullanılan’ 55 alan olduğunu belirtti. Açıklamaya göre bombardıman sonucunda 300’den fazla aşırı milliyetçi Ukraynalı ve yaklaşık 40 zırhlı araç etkisiz hale getirildi. Füze ve topçu kuvvetleri de gece boyunca 408 muharebe görevini tamamlayarak, 18 komuta merkezini ve 383 toplama alanını vurdu.
Rus hava savunma sistemleri, Lugansk’ın Nikolaevka kasabası üzerinde Ukrayna Hava Kuvvetleri’ne ait Su-24 tipi bir uçağı düşürdü. Rus güçler, Ukrayna topçularının 28 Nisan sabahı haftalardır Rus ordusunun kontrolünde olan Herson şehrini bombaladığını ilan etti. Bombardıman, şehirdeki Rus televizyon yayın merkezlerini hedef aldı. Rus ‘Novosti’ ajansı muhabiri, Herson televizyon kulesinin füze saldırısına direndiğini ve şehir ve bölgede Rus kanallarının yayınlarının yeniden başladığını belirtti. Şehrin kontrolü sağlandıktan sonra Moskova tarafından görevlendirilen Herson bölgesi başkanı Kirill Strimosov, Novosti’ye verdiği eski tarihli bir röportajda, bölgenin yeniden Ukrayna kontrolüne geçmesinin uzak bir ihtimal olduğunu açıklamıştı. Strimosov, “Herson bölgesinin Nazi Ukrayna’sına dönüşü söz konusu değil, hatta imkânsız. Bölge ekonomik olarak gelişecek ve Kiev, artık vatandaşlarının kimliğini yok etmek amacıyla çirkin Nazi kontrolünü ve politikalarını topraklarına dayatamayacak” dedi. Strimosov, Ukrayna propaganda makinesinin ‘şu anda bölge sakinleri üzerinde, Herson’un yakında özgürleştirileceğini iddiasıyla medya baskısı’ uyguladığını, ancak bunun yanlış bir iddia olduğunu vurguladı. Strimosov’a göre şu anki görev, her şeyden önce bölge ekonomisini eski haline getirmek. Kirill Strimosov, “Yerel halkı korkutmak için Ukraynalı destekçilerin Herson Halk Cumhuriyeti’nin inşasıyla ilgili uydurma hikayeleri hususunda bir referandum planlanmıyor. Ama Herson bölgesi, müreffeh bir bölgeye dönüşecektir” dedi. Moskova, Herson’u Ukrayna’dan kalıcı olarak ayırmak için adımlar attı. Bağımsızlık referandumunu daha sonraki bir aşamada düzenleme hazırlıklarına ilişkin bilgiler ortasında, 28 Nisan’da Rus para biriminin gelecek ayın başlarında bölgede tedavüle sokulacağı açıklandı.



Melania Trump, en sevilen First Lady'ler listesinde sondan ikinci çıktı

YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
TT

Melania Trump, en sevilen First Lady'ler listesinde sondan ikinci çıktı

YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)

Yeni bir ankete göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci First Lady'si seçildi ancak en sevilmeyen First Lady unvanını Trump'ın rakibi Hillary Clinton aldı.

YouGov'a göre bu ay 2 bin 255 ABD vatandaşından son 11 First Lady'yi "Mükemmel"den "Kötü"ye uzanan bir ölçekte sıralamaları istendi.

Yüzde 36'sı Melania'yı "kötü", yüzde 10'u da "ortalama altı" olarak değerlendirdi. Ankete katılanların yaklaşık yüzde 18'i Melania'yı "mükemmel", yüzde 12'si de "ortalama üstü" notu verdi. Böylece net onay oranı -16 çıktı.

Melania'dan daha düşük sırada yer alan tek First Lady, 2016 başkanlık seçimini Donald Trump'a kaybeden Hillary Clinton'dı. Ankete katılanların yüzde 33'ü onu "kötü", yüzde 11'i de "ortalama altı" diye değerlendirdi ve net onay oranı -17 oldu.

Öte yandan en popüler First Lady'ler sırasıyla +56, +32 ve +25 net puanla Jackie Kennedy, Rosalynn Carter ve Nancy Reagan'dı.

Michelle Obama da katılımcılar arasında favori olarak öne çıktı; yüzde 33'ü onu "mükemmel", yüzde 12'si ise "ortalama üstü" olarak değerlendirdi ve bu da ona +21 net onay puanı kazandırdı. Yaklaşık yüzde 22'si onu "kötü" buldu.

Ortalama olarak son 11 First Lady'nin çoğu, eşlerinden daha yüksek net puanlar aldı.

Hillary Clinton, -3 net puanlı eşinden önemli ölçüde daha düşük olan tek First Lady'ydi.

Birçok başkan ve First Lady benzer puanlar aldı; Jacqueline Kennedy Onassis ve John F. Kennedy (+56'ya karşı +61), Nancy ve Ronald Reagan (+25'e karşı +22), Michelle ve Barack Obama (+21'e karşı +15) bunlardan bazıları.

Melania ve Donald Trump da benzer ancak olumsuz puanlar aldı (-16'ya karşı -20).

Anket ayrıca, katılımcıların yüzde 48'inin Donald Trump'ı "kötü" bulduğunu, yüzde 6'sının ise "ortalama altı" olarak değerlendirdiğini ortaya koydu. Trump, YouGov'un katılımcılara sorduğu 20 başkan arasında en düşük puanı aldı. Katılımcıların yaklaşık yüzde 19'u 45 ve 47. başkanı "olağanüstü" olarak değerlendirdi.

Trump'tan sonra, selefi Joe Biden, katılımcıların yüzde 38'inin "kötü", yüzde 12'sinin ise "ortalama altı" şeklinde değerlendirdiği en az popüler eski başkan oldu. Sadece yüzde 7'si Biden'ı "mükemmel" olarak değerlendirdi.

Ankete göre, "First Lady'ler hakkındaki genel görüşler, eşleri hakkındaki görüşlere benzer şekilde siyasi olarak kutuplaşmış durumda".

Anket, tartışmalı belgeseli Melania'nın gösterime girmesiyle birlikte Melania Trump hakkında kamuoyunun ne düşündüğüne dair fikir veriyor. Belgeselin ilk hafta sonu 7 milyon dolar kazandığı bildirilse de bilet satışları ikinci haftada düşerek sadece 2,4 milyon dolar getirdi.

Amazon, belgeselin haklarını satın almak için 40 milyon, tanıtımı içinse 35 milyon dolar daha harcamıştı.

Independent Türkçe


Ortadoğu diken üstünde: “Irak işgalinden bu yana en büyük hava gücü toplandı”

ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
TT

Ortadoğu diken üstünde: “Irak işgalinden bu yana en büyük hava gücü toplandı”

ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, Ortadoğu'daki askeri yığınağını artırarak İran'a saldırı hazırlığı yapıyor.

Kimliklerinin paylaşılmaması şartıyla CNN'e konuşan yetkililer, ordunun İran'a bu hafta sonu saldırı düzenlemeye hazır olduğunu ancak Trump'ın henüz son kararını vermediğini söylüyor.

Üst düzey güvenlik yetkililerinin çarşamba günü Beyaz Saray'da İran'daki durumla ilgili toplantı düzenlediği aktarılıyor. Trump'ın özel temsilcisi Steve Witkoff ve damadı Jared Kushner da İran'la müzakereler hakkında Cumhuriyetçi lideri bilgilendirmiş.  

Wall Street Journal (WSJ), Amerikan ordusunun 2003 Irak işgalinden bu yana Ortadoğu'daki en büyük hava gücünü topladığını yazıyor.

Son teknoloji F-35 ve F-22 jet avcı uçaklarının bölgeye yönlendirildiği, büyük hava harekatlarını koordine etmek için hayati önem taşıyan komuta ve kontrol uçaklarının da yola çıktığı aktarılıyor.

ABD ordusu, USS Abraham Lincoln'ın ardından, Venezuela'daki operasyon öncesinde Karayipler'e gönderilen dünyanın en büyük uçak gemisi USS Gerald Ford'u da Ortadoğu'ya yönlendirmişti. Bu gemide de çok sayıda saldırı ve elektronik harp uçağı olduğu ifade ediliyor.

Yetkililer, askeri harekat halinde iki seçeneğin masada olduğunu belirtiyor. ABD ordusu, Tahran yönetimini devirmek amacıyla çok sayıda İranlı siyasi ve askeri lideri hedef alabilir. Bunun yerine nükleer ve balistik füze tesislerinin vurulacağı hava saldırıları da düzenlenebilir. Her iki seçenek de potansiyel olarak haftalarca sürecek bir operasyon anlamına geliyor.

Analizde, geçen yıl haziranda İsrail'le yaşanan çatışmalar nedeniyle İran'ın hava savunma sisteminin ağır hasar aldığı savunuluyor. Buna rağmen Tahran yönetiminin, Hürmüz Boğazını kapatma ve çeşitli menzile sahip füzelerle misilleme yapma ihtimali olduğu vurgulanıyor.

ABD ve İsrail, İran'ın uranyum zenginleştirerek nükleer silah geliştirmeyi planladığını savunurken Tahran yönetimi bunu defalarca reddetmişti.

ABD ve İran arasında Umman'da 6 Şubat'ta başlayan müzakerelerde henüz somut bir sonuca varılamadı. Trump, İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini tamamen durdurmasını isterken, Tahran ise zenginleştirme seviyelerinin değiştirilebileceğini fakat programın durdurulmayacağını belirtiyor.

Diğer yandan İsrail, İran'ın balistik füze programının ve bölgedeki örgütlere verdiği desteğin sonlanmasını da istiyor. Washington-Tahran müzakerelerinin şimdilik nükleer programa odaklandığı ifade ediliyor. WSJ'ye konuşan yetkililer, İran'ın Trump görevden gidene dek uranyum zenginleştirme programını askıya alabileceğini söylüyor.  

Independent Türkçe, Wall Street Journal, CNN


Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
TT

Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü yaptığı açıklamada, Washington’un İran ile “ciddi bir anlaşma” yapması gerektiğini belirterek, Tahran’la yürütülen görüşmelerin iyi gittiğini söyledi.

Trump, Washington’da düzenlenen Barış Konseyi’nin ilk toplantısında, “Görüşmeler iyi. Yıllar içinde İran’la ciddi bir anlaşma yapmanın kolay olmadığı kanıtlandı. Ciddi bir anlaşma yapmalıyız; aksi takdirde sonuçları ağır olur” dedi.

ABD Başkanı, “İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek” ifadelerini kullandı.

Washington ile Tahran arasındaki kriz hassas bir dönemece girerken, üst düzey ulusal güvenlik yetkililerinin Trump’a, ABD ordusunun olası bir saldırı için “hazır” olduğunu bildirdiği aktarıldı. Cumartesi gününden itibaren uygulanabilecek muhtemel bir operasyon seçeneğinin masada olduğu, ancak nihai kararın Beyaz Saray’da siyasi ve askerî değerlendirmeye tabi tutulduğu belirtildi.

dfvgthy
İranlı askerlerin, Rus askerlerle birlikte Umman Denizi’nde gerçekleştirdiği askerî tatbikattan bir kare (EPA)

Amerikan televizyon ağlarının kaynaklarına göre son günlerde Ortadoğu’ya sevk edilen güçler – ek hava ve deniz unsurları dâhil – konuşlanmalarını tamamladı. Olası bir harekâtın zaman çizelgesinin hafta sonrasına da sarkabileceği ifade edildi.

Kaynaklar, İran’dan gelebilecek misillemelere karşı Savunma Bakanlığı’nın bazı personeli geçici olarak Avrupa’ya ya da ABD içine kaydırdığını belirtti. Bunun rutin bir önleyici tedbir olduğu ve saldırının kaçınılmaz olduğu anlamına gelmediği vurgulandı.

Angajman kuralları değişebilir

Bu gelişme, Trump açısından karmaşık bir denkleme işaret ediyor. Olası bir askerî darbe, bölgede angajman kurallarını değiştirebilir ve Tahran’ın müzakere pozisyonunu zayıflatabilir. Ancak aynı zamanda Körfez’den Doğu Akdeniz’e uzanabilecek geniş çaplı bir bölgesel tırmanma riskini de beraberinde getirebilir.

Öte yandan bekleme stratejisi, ABD iç kamuoyunda ya da Washington’un müttefikleri nezdinde geri adım olarak yorumlanabilir. Bu durum, askerî tehdidin inandırıcılığının test edildiği bir an olarak değerlendiriliyor.

CNN’e konuşan kaynaklar, ABD ordusunun hafta sonu itibarıyla İran’a yönelik bir saldırıya hazır olduğunu, ancak Trump’ın henüz nihai kararını vermediğini bildirdi.

hyjuıko
İran yönetimi karşıtı göstericiler, 17 Şubat 2026’da Cenevre’deki Birleşmiş Milletler Ofisi önünde pankart ve fotoğraflar taşıyor (AFP)

Kaynaklara göre Trump, özel görüşmelerde askerî müdahaleyi destekleyen ve karşı çıkan argümanları dinledi, danışmanları ve müttefiklerinin görüşlerini aldı. Bir kaynak, “Bu konu üzerinde uzun süre düşünüyor” dedi.

Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham ise televizyonda yaptığı açıklamada, İran’la ilgili kararın fiilen alındığını öne sürdü. Bölgeye yapılan büyük askerî yığınağa dikkat çeken Graham, savaş gemilerinin “bu mevsimde hava güzel olduğu için” bölgeye gelmediğini söyledi.

Daralan müzakere penceresi

Sahadaki gerilim tırmanırken diplomasi de temkinli adımlarla ilerliyor. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Cenevre’de yapılan dolaylı görüşmelerin ikinci turunda genel “yol gösterici ilkeler” üzerinde anlayış sağlandığını, ancak ihtilaflı başlıkların sürdüğünü açıkladı.

Bir ABD’li yetkili, Tahran’ın önümüzdeki iki hafta içinde yazılı bir teklif sunabileceğini belirterek “ilerleme sağlandı ancak pek çok ayrıntı hâlâ müzakere ediliyor” dedi.

Tahran, müzakerelerin yalnızca nükleer dosya ve yaptırımların kaldırılmasıyla sınırlı kalmasında ısrar ederken, Washington balistik füze programı ve İran’ın bölgesel müttefiklerine verdiği desteğin de gündeme alınmasını istiyor. Bu iki yaklaşım arasındaki siyasi mesafenin kısa sürede kapanması zor görünüyor.

İran Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Muhammad Eslami, “Nükleer endüstrinin temeli zenginleştirmedir” diyerek, hiçbir ülkenin İran’ı barışçıl teknoloji hakkından mahrum bırakamayacağını söyledi.

Bu açıklama, ABD’nin diplomasi başarısız olursa askerî seçeneğin masada olduğunu hatırlatmasının hemen ardından geldi.

Rus haber ajansı Interfax, Rus devlet nükleer şirketi Rosatom CEO’su Aleksey Likhachev’in, anlaşma sağlanması hâlinde İran’dan zenginleştirilmiş uranyumu kabul etmeye hazır olduklarını söylediğini aktardı.

Rusya Dışişleri Bakanlığı ise uranyumun İran’dan çıkarılması önerisinin hâlâ masada olduğunu, ancak nihai kararın Tahran’a ait olduğunu belirtti.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ülkesinin “ne pahasına olursa olsun Amerika’ya boyun eğmeyeceğini” söyledi. İran’ın savaş istemediğini, ancak “aşağılanmayı kabul etmeyeceğini” vurguladı.

Hürmüz mesajı

Tahran, askeri gücünü Hürmüz Boğazı’nda sergiledi. Bir askeri yetkili, boğazın “en kısa sürede kontrol altına alınabileceği ya da kapatılabileceği” uyarısında bulundu. İran Devrim Muhafızları “Hürmüz Boğazı’nda Akıllı Kontrol” adlı tatbikatını tamamladı.

Boğaz, küresel petrol ve doğalgaz ihracatının önemli bölümünün geçtiği stratejik bir hat olarak, İran’ın geleneksel caydırıcılık kartı olarak görülüyor.

Moskova’dan uyarı

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, İran’a saldırının “ateşle oynamak” olacağını belirterek siyasi yöntemlere öncelik verilmesi çağrısında bulundu. Kremlin, Tahran’la yapılan ortak deniz tatbikatlarının önceden planlandığını açıkladı.

İsrail’de yayımlanan Maariv gazetesi, Washington’un olası bir saldırıdan kısa süre önce Tel Aviv’i bilgilendireceğinin değerlendirildiğini yazdı.

Polonya Başbakanı Donald Tusk, vatandaşlarına İran’ı derhal terk etmeleri çağrısında bulundu ve çatışma ihtimalinin “oldukça gerçekçi” olduğunu söyledi.

Öte yandan Avrupa Birliği Konseyi, 29 Ocak’taki Dışişleri Konseyi toplantısında varılan mutabakatın ardından 19 Şubat’ta İran Devrim Muhafızları’nı resmen terör örgütleri listesine ekledi. Böylece kurum, AB’nin terörle mücadele yaptırımlarına tabi olacak.