İsrail ordusu, Batı Şeria’ya ‘daha eğitimli’ yedek kuvvetler gönderiyor

İsrail askerleri, işgal altındaki Batı Şeria'nın Nablus kentine baskın düzenledi (AFP)
İsrail askerleri, işgal altındaki Batı Şeria'nın Nablus kentine baskın düzenledi (AFP)
TT

İsrail ordusu, Batı Şeria’ya ‘daha eğitimli’ yedek kuvvetler gönderiyor

İsrail askerleri, işgal altındaki Batı Şeria'nın Nablus kentine baskın düzenledi (AFP)
İsrail askerleri, işgal altındaki Batı Şeria'nın Nablus kentine baskın düzenledi (AFP)

İsrail Genelkurmay Başkanlığı, Batı Şeria’nın yanı sıra kuzey (Suriye ve Lübnan’a karşı) ve güney (Gazze Şeridi’ne karşı) cephelerindeki güvenlik durumunu değerlendirmek için yapılan müzakerelerinin sonunda, Genelkurmay Başkanı Aviv Kochavi yedek ordunun 8 taburuna acil bir emir verdi. Batı Şeria’daki düzenli kuvvetlerin yerine getirilmek üzere taburlardan 6’sının Batı Şeria’da konuşlandırılması ve hem Filistin şehirlerindeki çeşitli alanlara hem de İsrail sınırına odaklanması kararlaştırıldı.
İsrail ordusu yaptığı açıklamada, yedek kuvvetlerin konuşlandırılması ile, temas hattı boyunca konuşlandırılan kuvvetlerin terör saldırına yönelik girişimleri ve Filistinlilerin güvenlik duvarından İsrail’e sızmasını engellemesini sağlayacağını belirtti. Askeri bir uzman, yedek kuvvetlerin, Filistinlilerle başa çıkma ve karmaşık durumlarda ordunun omuzlarına yüklenen görevleri anlama konusunda, genç askerlerden daha fazla deneyime sahip olduklarını söyledi. Bu emir, Genelkurmay Başkanı Kochavi tarafından, savaş haline ilişkin acil durum maddesine dayalı olarak geldi. Ordu, yedek taburların konuşlandırılmasının 3 aşamada ve önceden haber verilerek gerçekleşeceğini vurguladı. Yedek kuvvetlerin görevlendirilmesi kararının, düzenli ordu askerlerinin gelecek ay Güney Kıbrıs’ta yapılacak büyük askeri tatbikatlara katılmalarının gerekmesinden kaynaklandığı belirtildi.
İsrail’de güvenlik alanındaki liderler, kuzeyde Lübnan Hizbullahı’na, güneyde Hamas ve İslami Cihat’a ve Batı Şeria’da Filistin Otoritesi ve Filistin Kurtuluş Örgütü gruplarına karşı olmak üzere üç cephede, hiç bir tarafın İsrail’e karşı bir savaş başlatmakla ilgilenmediğine yönelik kanaatlerini dile getiriyor ancak söz konusu bölgenin, herhangi bir kıvılcımın savaşa yol olabilecek bir barut fıçısı gibi olduğu herkes tarafından biliniyor. İsrail, Hizbullah liderlerinin ve Filistinli grupların tehditlerini ve savaşa hazırlıklarının ciddi bir şekilde ele alındığını belirtiliyor. İsrailli liderler, gerilimin artmasına karşı olduklarına yönelik doğrudan ve dolaylı mesajlar vermeye çalıştıklarını iddia ediyor. Ayrıca gerilimi azaltmak, Gazze Şeridi’nden gelen işçi sayısının 20 bine çıkarılması dahil olmak üzere İsrail’deki Filistinli işçilere kolaylıklar sağlamak ve karşılıklı ticareti iki katına çıkarmak için Mısır, Ürdün, Katar ve diğer ülkelerdeki arabulucu taraflarla görüşmeler yapılıyor.
Buna karşılık Filistinliler, İsrail’i birkaç haftadır sahadaki gerilimi arttırma tehdidi oluşturan bir savaş yürütmekle suçluyor. Gerilim artmasına neden olan sebepler arasında, Mescid-i Aksa, Kutsal Kabir Kilisesi ve El-Halil’deki İbrahimi Camii’ye yönelik adımlar, Batı Şeria'daki en büyük tutuklama operasyonlarını başlatılması, hapishanelerdeki mahkumlara baskı uygulanması, Hamas’la tutuklu takası anlaşmasının engellenmesi, aşırılıkçı yerleşimcilere saldırıları gerçekleştirme fırsatı verilmesi, ordu ve emniyet güçlerinin himayesinde rastgele yerleşim karakollarının kurulması ve yerleşimcilerin silahlı milisler oluşturulmasına izin verilmesi yer alıyor.



Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
TT

Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)

ABD Başkanı Donald Trump bugün İran'a karşı sınırlı bir askeri saldırı düzenlemeyi düşündüğünü söyledi, ancak daha fazla ayrıntı vermedi.

ABD ordusu, İran'a karşı birkaç hafta sürebilecek ve güvenlik tesislerinin yanı sıra nükleer altyapıyı da bombalamayı içerebilecek bir operasyona hazırlanıyor.

İran'ı nükleer programı konusunda anlaşmaya varmaya zorlamak için sınırlı bir saldırıyı düşünüp düşünmediği sorulduğunda, Beyaz Saray'da gazetecilere, "Sanırım bunu düşündüğümü söyleyebilirim" dedi.

Trump dün, İran'ın bir anlaşmaya varması için 10 ila 15 günlük bir sürenin "yeterli" olacağına inandığını söyledi. Ancak görüşmeler yıllardır tıkanmış durumda ve İran, füze programını kısıtlama ve silahlı gruplarla bağlarını koparma yönündeki daha geniş ABD ve İsrail taleplerini görüşmeyi reddediyor.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre iki ABD yetkilisi, İran'la ilgili ABD askeri planlamasının ileri bir aşamaya ulaştığını ve seçenekler arasında bireyleri hedef alan bir saldırı, hatta Trump'ın emriyle Tahran'da rejim değişikliğinin de yer aldığını söyledi. Bu askeri seçenekler, diplomatik çabaların başarısız olması durumunda ABD'nin İran'la ciddi bir çatışmaya hazırlandığının son göstergesi.

Son haftalarda yapılan dolaylı görüşmelerde çok az ilerleme kaydedildi ve taraflardan biri veya her ikisi bunu savaşa hazırlıkta geciktirme taktiği olarak kullanıyor olabilir.

İran, geçen yıl İsrail ve ABD'nin nükleer ve askeri tesislerini hedef alan 12 günlük saldırılarının yanı sıra ocak ayındaki kitlesel protestoların şiddetle bastırılmasının ardından, hiç olmadığı kadar savunmasız bir konumda bulunuyor.

 İran'ın BM Güvenlik Konseyi'ne dün yazdığı mektupta, BM Büyükelçisi Emir Said İrevani, ülkesinin "gerilim veya savaş aramadığını ve savaş başlatmayacağını", ancak herhangi bir ABD saldırganlığına "kararlı ve orantılı bir şekilde" karşılık vereceğini belirtti.

Şöyle devam etti: “Bu koşullar altında, bölgedeki tüm düşman üsleri, tesisleri ve varlıkları, İran'ın savunma yanıtı çerçevesinde meşru hedefler olarak kabul edilecektir.”

Bu haftanın başlarında İran, dünyanın ticareti yapılan petrolünün yaklaşık beşte birinin geçtiği Körfez'in dar su yolu olan Hürmüz Boğazı'nda gerçek mühimmatlı tatbikatlar gerçekleştirdi. Ülke içinde de gerilim artıyor; yas tutanlar, 40 gün önce güvenlik güçleri tarafından öldürülen protestocuları anmak için törenler düzenliyor ve bazı gösterilerde yetkililerin tehditlerine rağmen hükümet karşıtı sloganlar atılıyor.


İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
TT

İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)

İsrail güçleri bu sabah erken saatlerde Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında bir bombalama operasyonu gerçekleştirdi.

Lübnan'ın resmi Ulusal Haber Ajansı'na göre, büyük patlama saat 02:20'de meydana geldi.

İsrail ile Lübnan Hizbullahı arasında, bir yıldan fazla süren ve partinin askeri ve liderlik altyapısına darbeler aldığı çatışmanın ardından, 27 Kasım'dan beri yürürlükte olan bir anlaşma bulunuyor.

Anlaşma, Lübnan ordusunun ve Lübnan'daki Birleşmiş Milletler Geçici Gücü'nün (UNIFIL) konuşlandırılmasının güçlendirilmesi karşılığında, Hizbullah savaşçılarının Litani Nehri'nin güneyindeki bölgeden (sınırdan yaklaşık 30 km uzaklıkta) çekilmesini ve askeri altyapısının tasfiye edilmesini öngörüyordu.

Anlaşma ayrıca İsrail'in savaş sırasında girdiği tüm bölgelerden çekilmesini de öngörüyordu. Bununla birlikte, İsrail sınırın her iki tarafını da izleyebilmek için beş yüksek noktada askeri varlığını sürdürdü. Ayrıca, askeri hedefler veya Hizbullah unsurları olduğunu iddia ettiği yerlere neredeyse her gün saldırılar düzenliyor ve güçleri buldozerle yıkım ve tahribat operasyonlarına devam ediyor.


ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
TT

ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan bir pankart, ABD Adalet Bakanlığı binasına asıldı. Bu adım, Trump’ın Washington’daki bir kuruma kimliğini yansıtma yönündeki son girişimi olarak değerlendiriliyor.

Mavi renkli pankart, dün (perşembe) binanın bir köşesindeki iki sütun arasına yerleştirildi. Pankartta “Amerika’yı Yeniden Güvenli Hale Getirelim” sloganı yer aldı.

Trump, geçen yıl Beyaz Saray’a dönüşünden bu yana federal kurumlar üzerindeki varlığını ve nüfuzunu pekiştirmek için güçlü adımlar atıyor.

Trump, kültürel ve siyasi kurumları yeniden şekillendirirken kendisine yakın isimleri görevlendiriyor, önde gelen kurumların adlarını değiştiriyor ve geçmiş soruşturmalarla bağlantılı yetkilileri geri plana itiyor. Eleştirmenler ise bu adımların, siyasi iktidar ile normal şartlarda bağımsız olması gereken kamu görevleri arasındaki sınırları ortadan kaldırdığını savunuyor.

Geçen yıl Trump’ın fotoğrafını taşıyan pankartlar, ABD Çalışma Bakanlığı, ABD Tarım Bakanlığı ve Amerikan Barış Enstitüsü binalarına da asılmıştı.

Trump tarafından atanan bir yönetim kurulu, Aralık ayında John F. Kennedy Sahne Sanatları Merkezi’ne Trump adının eklenmesi yönünde oy kullandı. Ayrıca Washington’daki Amerikan Barış Enstitüsü binasına da Trump’ın adı verildi.

Son pankarta ilişkin soruları Beyaz Saray, Adalet Bakanlığı’na yönlendirdi. Bakanlık ise şu ana kadar yorum talebine yanıt vermedi.