Kovid önlemlerine karşı tepkinin büyüdüğü Çin'de bir kişi diri diri ceset torbasına kondu

Olayla ilgili olarak 6 kişi hakkında soruşturma başlatıldığı belirtildi

Şangay'da yetkililer haftalardır yeni koronavirüs dalgasını kontrol altına almaya çalışıyor (Reuters)
Şangay'da yetkililer haftalardır yeni koronavirüs dalgasını kontrol altına almaya çalışıyor (Reuters)
TT

Kovid önlemlerine karşı tepkinin büyüdüğü Çin'de bir kişi diri diri ceset torbasına kondu

Şangay'da yetkililer haftalardır yeni koronavirüs dalgasını kontrol altına almaya çalışıyor (Reuters)
Şangay'da yetkililer haftalardır yeni koronavirüs dalgasını kontrol altına almaya çalışıyor (Reuters)

Çin'in Şanghay kentinde huzurevindeki yaşlı bir kişinin öldüğü düşünülerek ceset torbasına konması ve morg görevlileri tarafından hayatta olduğunun anlaşılması üzerine 6 kişi hakkında soruşturma başlatıldı. 
The Guardian'ın haberine göre pazar öğleden sonra meydana gelen olayı görgü tanıkları kameraya çekti ve görüntüler internette hızla yayıldı. Söz konusu hata 5 haftadır karantina uygulanan şehirde büyük tepkiye yol açtı. 
Sıkı tecrit önlemlerinin sosyal hayatı büyük oranda felç ettiği Şanghay'da sağlık sistemine yönelik endişeler olayla birlikte körüklendi. 
Videoda koruyucu kıyafetler giydiği görülen çalışanlar morg aracındaki ceset torbasını dışarı çıkarıyor. Görevliler ceset torbasının içine baktıktan sonra öldüğü düşünülen kişinin hayatta olduğunu fark ediyor. 
Görüntülerde bir kişinin, "Canlı! Şunu gördün mü? Canlı!" derken diğerinin, "Üstünü tekrar örtme" diye karşılık verdiği aktarıldı. 

Çalışanlardan biri, videoda görülen binanın önündeki koruyucu giysi giymiş diğer kişilerle konuşmaya gidiyor ve yaşlı hasta tekrar içeri götürülüyor.
Time'ın haberine göre Putuo bölgesinde gerçekleşen olayı yetkililer doğruladı ve soruşturma başlatıldığını söyledi. Huzurevi yönetimi özür dilese de bu öfkenin dinmesi için yeterli olmadı. 
Şanghay Denetleme Komisyonu ve Merkezi Disiplin Teftiş Komisyonu, huzurevi müdürü ve bir doktor da dahil 5 yetkilinin görevden alındığını ve soruşturma başlatıldığını belirtti. Çin Komünist Partisi'nin yerel yetkililerinden biriyse kınama aldı. 
Huzurevi yönetimi hastanın hala hayatta olduğunu fark eden çalışanları övdü ve 5 bin yuan (yaklaşık 11 bin TL) ödül vereceğini duyurdu.  
Öte yandan öldüğü düşünülen yaşlının hastaneye kaldırıldığı ve tedavi gördüğü belirtildi. Bahsi geçen kişinin Kovid-19 kapıp kapmadığı ya da aşı olup olmadığıysa belirsizliğini koruyor. 
Şanghay'da marttan bu yana uygulanan sıkı tecrit önlemleri gıda kıtlığı ve teslimat sorunları gibi problemleri de beraberinde getirdi ve büyük protestoların patlak vermesine neden oldu. 
Time'ın haberinde Çin'de yaşlılardaki düşük aşılanma oranının ülkenin zayıf karnı olduğu belirtildi. 
Şanghay'da 60 yaş üstündeki sakinlerin sadece yüzde 62'si aşılarını tam olarak yaptırdı. 80 yaşın üstündeki kişilerinse sadece yüzde 15'i iki kez aşı oldu. Yerel yönetimin aktardığına göre son dalgada ölen kişilerin ortalama yaşı 84. 
28 Mart'tan bu yana sıkı bir karantinanın uygulandığı 25 milyon nüfuslu şehirde yerel yönetim, Omicron varyantını ele alış biçimi nedeniyle eleştirilerin odağında. 
Independent Türkçe, The Guardian, Time



Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
TT

Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)

ABD Başkanı Donald Trump bugün İran'a karşı sınırlı bir askeri saldırı düzenlemeyi düşündüğünü söyledi, ancak daha fazla ayrıntı vermedi.

ABD ordusu, İran'a karşı birkaç hafta sürebilecek ve güvenlik tesislerinin yanı sıra nükleer altyapıyı da bombalamayı içerebilecek bir operasyona hazırlanıyor.

İran'ı nükleer programı konusunda anlaşmaya varmaya zorlamak için sınırlı bir saldırıyı düşünüp düşünmediği sorulduğunda, Beyaz Saray'da gazetecilere, "Sanırım bunu düşündüğümü söyleyebilirim" dedi.

Trump dün, İran'ın bir anlaşmaya varması için 10 ila 15 günlük bir sürenin "yeterli" olacağına inandığını söyledi. Ancak görüşmeler yıllardır tıkanmış durumda ve İran, füze programını kısıtlama ve silahlı gruplarla bağlarını koparma yönündeki daha geniş ABD ve İsrail taleplerini görüşmeyi reddediyor.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre iki ABD yetkilisi, İran'la ilgili ABD askeri planlamasının ileri bir aşamaya ulaştığını ve seçenekler arasında bireyleri hedef alan bir saldırı, hatta Trump'ın emriyle Tahran'da rejim değişikliğinin de yer aldığını söyledi. Bu askeri seçenekler, diplomatik çabaların başarısız olması durumunda ABD'nin İran'la ciddi bir çatışmaya hazırlandığının son göstergesi.

Son haftalarda yapılan dolaylı görüşmelerde çok az ilerleme kaydedildi ve taraflardan biri veya her ikisi bunu savaşa hazırlıkta geciktirme taktiği olarak kullanıyor olabilir.

İran, geçen yıl İsrail ve ABD'nin nükleer ve askeri tesislerini hedef alan 12 günlük saldırılarının yanı sıra ocak ayındaki kitlesel protestoların şiddetle bastırılmasının ardından, hiç olmadığı kadar savunmasız bir konumda bulunuyor.

 İran'ın BM Güvenlik Konseyi'ne dün yazdığı mektupta, BM Büyükelçisi Emir Said İrevani, ülkesinin "gerilim veya savaş aramadığını ve savaş başlatmayacağını", ancak herhangi bir ABD saldırganlığına "kararlı ve orantılı bir şekilde" karşılık vereceğini belirtti.

Şöyle devam etti: “Bu koşullar altında, bölgedeki tüm düşman üsleri, tesisleri ve varlıkları, İran'ın savunma yanıtı çerçevesinde meşru hedefler olarak kabul edilecektir.”

Bu haftanın başlarında İran, dünyanın ticareti yapılan petrolünün yaklaşık beşte birinin geçtiği Körfez'in dar su yolu olan Hürmüz Boğazı'nda gerçek mühimmatlı tatbikatlar gerçekleştirdi. Ülke içinde de gerilim artıyor; yas tutanlar, 40 gün önce güvenlik güçleri tarafından öldürülen protestocuları anmak için törenler düzenliyor ve bazı gösterilerde yetkililerin tehditlerine rağmen hükümet karşıtı sloganlar atılıyor.


İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
TT

İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)

İsrail güçleri bu sabah erken saatlerde Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında bir bombalama operasyonu gerçekleştirdi.

Lübnan'ın resmi Ulusal Haber Ajansı'na göre, büyük patlama saat 02:20'de meydana geldi.

İsrail ile Lübnan Hizbullahı arasında, bir yıldan fazla süren ve partinin askeri ve liderlik altyapısına darbeler aldığı çatışmanın ardından, 27 Kasım'dan beri yürürlükte olan bir anlaşma bulunuyor.

Anlaşma, Lübnan ordusunun ve Lübnan'daki Birleşmiş Milletler Geçici Gücü'nün (UNIFIL) konuşlandırılmasının güçlendirilmesi karşılığında, Hizbullah savaşçılarının Litani Nehri'nin güneyindeki bölgeden (sınırdan yaklaşık 30 km uzaklıkta) çekilmesini ve askeri altyapısının tasfiye edilmesini öngörüyordu.

Anlaşma ayrıca İsrail'in savaş sırasında girdiği tüm bölgelerden çekilmesini de öngörüyordu. Bununla birlikte, İsrail sınırın her iki tarafını da izleyebilmek için beş yüksek noktada askeri varlığını sürdürdü. Ayrıca, askeri hedefler veya Hizbullah unsurları olduğunu iddia ettiği yerlere neredeyse her gün saldırılar düzenliyor ve güçleri buldozerle yıkım ve tahribat operasyonlarına devam ediyor.


ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
TT

ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan bir pankart, ABD Adalet Bakanlığı binasına asıldı. Bu adım, Trump’ın Washington’daki bir kuruma kimliğini yansıtma yönündeki son girişimi olarak değerlendiriliyor.

Mavi renkli pankart, dün (perşembe) binanın bir köşesindeki iki sütun arasına yerleştirildi. Pankartta “Amerika’yı Yeniden Güvenli Hale Getirelim” sloganı yer aldı.

Trump, geçen yıl Beyaz Saray’a dönüşünden bu yana federal kurumlar üzerindeki varlığını ve nüfuzunu pekiştirmek için güçlü adımlar atıyor.

Trump, kültürel ve siyasi kurumları yeniden şekillendirirken kendisine yakın isimleri görevlendiriyor, önde gelen kurumların adlarını değiştiriyor ve geçmiş soruşturmalarla bağlantılı yetkilileri geri plana itiyor. Eleştirmenler ise bu adımların, siyasi iktidar ile normal şartlarda bağımsız olması gereken kamu görevleri arasındaki sınırları ortadan kaldırdığını savunuyor.

Geçen yıl Trump’ın fotoğrafını taşıyan pankartlar, ABD Çalışma Bakanlığı, ABD Tarım Bakanlığı ve Amerikan Barış Enstitüsü binalarına da asılmıştı.

Trump tarafından atanan bir yönetim kurulu, Aralık ayında John F. Kennedy Sahne Sanatları Merkezi’ne Trump adının eklenmesi yönünde oy kullandı. Ayrıca Washington’daki Amerikan Barış Enstitüsü binasına da Trump’ın adı verildi.

Son pankarta ilişkin soruları Beyaz Saray, Adalet Bakanlığı’na yönlendirdi. Bakanlık ise şu ana kadar yorum talebine yanıt vermedi.