Iraklı taraflar, yeni bir hükümetin kurulması için ABD ve İran’ın yakınlaşabileceğini düşünüyor

İçerideki hareketlilik, yeni bir denklem formüle edilmesi olasılığına işaret ederken İran’a yakın taraflar, Biden yönetimine ‘flört mesajları’ gönderiyor

Irak'ta siyasi çıkmaz devam ediyor (AFP)
Irak'ta siyasi çıkmaz devam ediyor (AFP)
TT

Iraklı taraflar, yeni bir hükümetin kurulması için ABD ve İran’ın yakınlaşabileceğini düşünüyor

Irak'ta siyasi çıkmaz devam ediyor (AFP)
Irak'ta siyasi çıkmaz devam ediyor (AFP)

Ahmed es-Suheyl
Irak’ta siyasi çıkmazın ve son seçimlerde Meclis’teki çoğunluğu kaybeden İran yanlısı grupların yarattığı gerilimin devam etmesinin ardından altı ayı aşkın bir süredir hükümet kurma krizinin sürmesi ve siyasi anlaşmazlıklara çözüm bulunamaması nedeniyle Tahran'a yakın tarafların, Irak’ta bir sonraki hükümetin kurulması konusunda ABD ile İran arasında bir mutabakat oluşması senaryosunu yeniden harekete geçirmeyi istedikleri düşünülüyor.
Tahran ile Washington arasında Irak’taki bir sonraki hükümetin kurulması atmosferinde bir mutabakat oluşması senaryosunu potansiyel bir aktör olarak yeniden canlandıran faktör, gözlemcilerin, ABD Başkanı Joe Biden yönetiminin İran ile dünya güçleri arasında 2015 yılında imzalanan nükleer anlaşmayı birtakım şartlarla yeniden canlandırarak bölgede İran'ı tekrardan güçlendirebileceğine dair tahminleri olabilir.
Bu denklemin geçtiğimiz yıllarda Irak’ta büyük sorunlara yol açmasına ve ülkedeki siyasi hareketi bölgesel ve uluslararası dış etkilerden uzak tutulmasına ilişkin yoğun taleplere rağmen içerideki siyasi hareketlilik, bu senaryonun yeniden canlanmasının istendiğine yönelik bir tablo çiziyor.
Ancak son iki yılda Irak arenasında meydana gelen büyük değişimler, özellikle Şii çevreler arasındaki bölünmelerin en yüksek seviyelerine ulaşması ve Mukteda Sadr, Mesud Barzani ve Muhammed Halbusi'nin kurduğu Üçlü İttifak’ın istediği ‘ulusal çoğunluk’ hükümeti kurulması konusundaki kararlılıkları, bu tür mutabakatların yeniden Irak sahnesinde etkin bir aktör olmasının önünü kesebilir.

İran yanlısı tarafların Biden yönetimi ile flörtü
Şarku'l Avsat'ın Independent Arabia kaynaklı haberine göre, Kanun Devleti Koalisyonu lideri Nuri el-Maliki'nin başını çektiği İran'a ve onun siyasi kollarına yakın taraflar, ABD Başkanı Joe Biden'ın Beyaz Saray'a gelişinden bu yana nükleer anlaşmayla ilgili yeniden bir uzlaşıya varılması olasılığı ile Tahran'ın Washington’a karşı açıkça görünen rahatlama sinyalleri çerçevesinde Biden yönetimine flört mesajları göndermekten geri durmadılar.
Bir yanda İran'a yakın Şii güçlerden oluşan Koordinasyon Çerçevesi ile diğer yanda Irak Meclisi'ndeki Egemenlik Koalisyonu (Sünni) ve Kürdistan Demokrat Partisi (KDP), Sadr Hareketi’ni (Şii) içeren üçlü ittifak arasındaki krizin ortasında ‘Velayet-i Fakih destekçilerinin’ Washington'a yönelik flörtünün özellikleri ortaya çıktı.
Maliki'nin son açıklamaları, Irak'taki Tahran müttefiklerinin ABD yönetimine yönelik flört mesajlarını içeriyordu. Maliki, Washington'ı ‘Meclis’teki en büyük bloğa karşı kurulan üçlü ittifakın başını çektiği komplonun’ dışında tuttu.
Maliki, 28 Nisan'da Washington'ın üçlü ittifakın projesinden ‘memnun olmadığını’ söylerken, Biden yönetiminin ‘bu projesinin başarısız olmasıyla doğacak sonuçlar ve zararlardan endişe ettiğini’ belirtti.
Iraklı gazeteci yazar Muhammed Aziz, yaptığı değerlendirmede, Irak’taki İran yanlılarının siyaset sahnesindeki mevcut atmosferin, İran-ABD denkleminin ortaya çıktığı eski ABD Başkanı Barack Obama döneminde hükümet kurdukları atmosferle bir nebze benzer olduğuna inandıklarını söyledi. Bu görüşün, Irak’ın önceki hükümetlerine ilişkin ABD ve İran arasındaki tüm uzlaşıların, Demokrat Parti yönetimleri sırasında yapıldığı gerçeğine dayandığını söyleyen Aziz, Tahran yanlısı cephede bunun yeniden bekleniyor olabileceğini belirtti.
Aziz, her ne kadar İran yanlıları, şu an için aynı senaryonun yeniden sahneye konulmasını bekleseler de Irak siyaset sahnesinde son yıllarda meydana gelen değişikliklerin bu senaryoyu engellediğini düşünüyor. Aziz, bu değişikliklerin başında gelenlerden birinin, ‘geçmiş yıllarda İran’ın baskısı karşısında boyun eğme konusunda yaşananların aksine, üçlü ittifakta yer alan taraflar arsında uyumun halen devam etmesinin’ olduğuna dikkati çekti.
Aziz, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Erbil’in balistik füzelerle bombalanmasının ardından İran baskısının en üst düzeye ulaşmasına rağmen, üçlü ittifakın bugüne kadar gösterdiği uyum ve kararlılık, Irak denklemindeki değişimin göstergelerinden biri olabilir. Mevcut koşullarda, ABD’li Demokratlar ile İran yanlısı gruplar arasında yeni bir siyasi paylaşım formülü ortaya koyulması ve Washington'daki demokratik yönetimleri sömürmek için hızla bir uzlaşıya varılması mümkün olmayabilir.”

Siyasi çıkmaz ve Kazımi’nin planları
Gözlemciler, Irak Başbakanı Mustafa el-Kazımi'nin İran ve ABD arasında mutabakat senaryosunu yeniden sahneye koyma girişimlerinin ortasında ‘giderek artan bir şekilde İran yanlısı milislere doğru attığı son adımların, siyasi çıkmaza ve bunu tüm tarafların rızasına dayalı bir seçenek olarak öne sürme olasılığına dayanarak ikinci bir dönem daha başbakan olarak kalmaya çalıştığı izlenimi verdiğini söylediler.
Kazımi ile İran yanlısı milis gruplar arasındaki ilişki, görev süresi boyunca birçok gerilimle gölgelense de Kazımi’nin son adımları, siyasi tutumunda son aylarda büyük bir değişimin meydana geldiğine işaret ediyor.
Geçtiğimiz Nisan ayında, Kazımi ile İran yanlısı grupların liderleri bazı görüşmeler gerçekleştirdiler. Kazımi’nin Hadi el-Amiri, Ebu Fedek künyesiyle bilinen Abdulaziz el-Muhammedavi, Falih el-Feyyad ve Nuri el-Maliki’nin başını çektikleri İran yanlısı akımların liderleriyle birçok kez bir araya geldiği görüldü.
Kazımi, bu görüşmelerin yanı sıra geçtiğimiz hafta Anbar'da,  Haşdi Şabi Anbar Operasyonlar Komutanı Kasım Muslih ile birlikte askeri bir operasyonu izlediği görüntülerde yer aldı.
Muslih, İran’ın Irak'taki nüfuzuna karşı düzenlenen protestolara liderlik eden İhab el-Vezni'nin öldürülmesi olayına karıştığı gerekçesiyle Mayıs 2021'de tutuklandı. Ancak, Haşdi Şabi’ye bağlı güçlerin, bakanlıkların ve yabancı misyonların yer aldığı başkent Bağdat’taki Yeşil Bölge'yi kuşatmasının ardından dava hızla kapatıldı.
Kazımi'nin milislere karşı tutumundaki değişim, iktidarda olduğu sırada kendisine yakın basın kuruluşlarına göstermeye çalıştıklarının aksine, kendisini İran’ın Irak’taki nüfuzu sorununu çözmede iç, bölgesel ve uluslararası düzeyde bir denge unsuru olarak sunarak ikinci kez başbakan olarak seçilme girişimine işaret ediyor.
 Iraklı Siyaset Bilimi Profesörü İyad el-Anbar’a göre şu ana kadarki siyasi değişiklikler, Irak’ta kurulacak yeni hükümetle ilgili ABD ile İran arasında bir uzlaşıya varılması ihtimaline dair bir izlenim vermiyor.
The Independent Arabia’ya konuşan Prof. Anbar, Kazımi’nin kendine yeni bir konum edinmeye çalıştığını belirterek, “Bu, Kazımi’nin kendini, Sadr Hareketi ile Koordinasyon Çerçevesi arasındaki mevcut siyasi açmaza bir çözüm olarak sunma girişimidir” dedi.
Kazımi’nin ikinci bir dönem şansının, Üçlü İttifak’ın önümüzdeki dönemde de birliğini sürdürüp sürdüremeyeceğine bağlı olduğunu belirten Prof. Anbar, Kazımi'nin şu anki mevcut siyasi çıkmazdan en çok yararlanan taraf olduğuna dikkati çekti.

“İran'ın yeniden güçlendirilmesi”
Iraklı siyasi ilişkiler araştırmacısı Ahmed el-Yasiri, İran ve ABD arasında mutabakat senaryosu, özellikle içerideki etkileşimlerin çıkmaza girmesiyle birlikte Bağdat'ın ufkunda belirdiğini söyledi. Bu senaryoyu yeniden gündeme getiren nedenin, Koordinasyon Çerçevesi’nin ve Maliki'nin, Üçlü İttifak’ı dağıtmakta yetersiz olduklarını düşünmeleri olduğunu belirten Yasiri, “Bu düşünce onları, Üçlü İttifakı baltalamak için klasik bir yöntem olan dış aktörlere başvurmaya itti” dedi.
Yasir’e göre bölgesel sahnedeki değişiklikler ve ABD Başkanı Joe Biden'ın ‘İran’ı bölgede yeniden güçlendirmeye’ yönelik girişimleri çerçevesinde ABD yönetimi projesine, Irak'taki siyasi çizgiyi, İran ve ABD arasında siyasi paylaşımın olduğu eski Başkan Obama'nın yönetimi sırasındaki haline geri getirerek başlayabilir.
İran ve Irak İşlerinden Sorumlu ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Jennifer Gavito’nun Iraklı politikacıları ‘ülkeyi kaostan çıkarmak’ için yeni hükümetin kurulması çalışmalarını hızlandırmaya çağırması, Irak arenasında ABD ve İran arasında yeni bir uzlaşı formüle edilmesine ilişkin tahminleri haklı çıkarabilir.
ABD’li yetkili, 22 Nisan'da düzenlediği basın toplantısında şunları söyledi:
“Irak’ta hükümetin kurulmasının gecikmesi, ikili meselelerin yanı sıra güvenlik ve ekonomi alanları başta olmak üzere tüm alanlarda ilerlemenin önünde bir engel teşkil ediyor.”
Gavito, ‘kötü niyetli’ olarak nitelendirdiği İran nüfuzuna dair endişesini dile getirse de Washington'ın İran ile arasındaki farklılıkları diplomatik yollarla çözmeye çalıştığını belirtti.
Siyasi ilişkiler araştırmacısı Yasiri, ABD’nin Irak’ta yeni hükümetin bir an önce kurulmasıyla ilgili açıklamalarının, tıpkı önceki hükümetler sırasında demokratik yönetimler ile İran yanlısı milis gruplar arasında olduğu gibi, farklı taraflar arasında fikir birliği için bir baskıyı barındırdığını düşünüyor.
Yasiri, İran-ABD denkleminin bir kez daha harekete geçirilmesinin, Üçlü İttifak’ın ulusal çoğunluk hükümeti kurulması konusundaki kararlı tutumundan geri adım atıp atması ihtimaline bağlı olacağına işaret etti.
Birkaç faktörün Üçlü İttifak’ın mevcut kararlılığını güçlendiğini söyleyen Yasiri, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Sadr, Şii Evi’nden uzakta kendi başına bir başbakan çıkarmayı, Sünni blokların Üçlü İttifak’ın iktidarda ilk kez gerçek ortaklar olmaları için bir fırsat olduğunu hissetmelerini sağlamayı ve KDP'nin Bağdat’ta ve Erbil’de hakim bir taraf olması için ek bir adım atmayı hedefliyor.”
Yasiri, sözlerini mevcut denkleme göre dış aktörlerin siyasi uzlaşılar üzerinde etkili olmasının mümkün görünmediğini belirterek sonlandırdı.



Önce seçim mi, anayasa mı?... Libya’daki siyasi krizde yeni bir dönem

Dibeybe, Libya’nın batısındaki Misrata’da toplum ve aşiret liderleriyle yaptığı görüşmede (Birlik Hükümeti Başbakanlık Ofisi)
Dibeybe, Libya’nın batısındaki Misrata’da toplum ve aşiret liderleriyle yaptığı görüşmede (Birlik Hükümeti Başbakanlık Ofisi)
TT

Önce seçim mi, anayasa mı?... Libya’daki siyasi krizde yeni bir dönem

Dibeybe, Libya’nın batısındaki Misrata’da toplum ve aşiret liderleriyle yaptığı görüşmede (Birlik Hükümeti Başbakanlık Ofisi)
Dibeybe, Libya’nın batısındaki Misrata’da toplum ve aşiret liderleriyle yaptığı görüşmede (Birlik Hükümeti Başbakanlık Ofisi)

Libya’nın batısındaki siyasi tablo içinde ertelenen seçimlere giden yol konusunda görüş ayrılığı derinleşti. Geçici Ulusal Birlik Hükümeti Başbakanı Abdülhamid Dibeybe, “4+4” adlı küçük diyalog komitesinin yürüttüğü sürece destek verirken, Devlet Yüksek Konseyi Başkanı Muhammed Tekale, anayasal sürece ve 2017’de hazırlanan anayasa taslağının referanduma sunulmasına bağlılığını yineledi.

Gözlemcilere göre bu iki tutum, seçimlerin teknik ayrıntılarının ötesine geçen daha geniş bir anlaşmazlığa işaret ediyor. Tartışmanın merkezinde, önümüzdeki dönemi şekillendirecek sıralamanın ne olması gerektiği sorusu bulunuyor: “4+4” anlaşmasının öngördüğü gibi önce seçimlerin yapılabilmesi için siyasi ve hukuki çerçevenin oluşturulması mı, yoksa kalıcı kurumlara geçilmeden önce anayasa taslağının Libyalıların onayına sunulmasıyla anayasal sürecin tamamlanması mı?

rgthy
Devlet Yüksek Konseyi Başkanı Muhammed Tekale, Anayasa Hazırlama Kurumu Başkanı ile görüşürken (Devlet Yüksek Konseyi)

Dibeybe, salı akşamı Misrata’dan etkili siyasi ve toplum önderleriyle gerçekleştirdiği görüşmede, Libya’nın doğusu ve batısındaki iki yönetici taraf arasındaki “4+4” anlaşmasına dolaylı olarak destek verdi. Başbakanlık ofisinden yapılan açıklamaya göre Dibeybe, anlaşmanın “hükümetinin seçimlere gitme, geçiş dönemlerine son verme ve istikrarlı ve kalıcı bir siyasi döneme geçme vizyonuyla örtüştüğünü” belirtti.

Dibeybe, “Kararın, bölünmüşlüğe son verecek ve kurumlara gerçek meşruiyetini vatandaşların iradesinden kazandıracak seçimler yoluyla Libya halkına ait olması gerektiği yönündeki vizyon nettir” dedi. Mevcut siyasi aşamaları ve kurumları yeniden üretecek düzenlemeleri reddettiğini vurguladı.

Dibeybe’nin bu tutumu, “4+4” komitesinin 30 Ağustos’ta Trablus’taki Birleşmiş Milletler misyonu merkezinde, Temsilciler Meclisi, Devlet Yüksek Konseyi ve Başkanlık Konseyi temsilcileri ile büyükelçilerin katılımıyla ve BM Libya Özel Temsilcisi Hanna Tetteh’in himayesinde anlaşmayı imzalamasının ardından geldi.

Anlaşma; seçimlerin anayasal ve hukuki çerçevesindeki çözülememiş meselelerin ele alınmasını, Yüksek Seçim Komisyonu’nun yönetim kurulunun yeniden yapılandırılmasını ve cumhurbaşkanlığı ile parlamento seçimlerinin en geç 24 ay içinde yapılmasına yönelik bir takvim oluşturulmasını öngörüyor. Ayrıca çifte vatandaşlığa sahip kişilerin ve askerlerin seçimlerde aday olup olamayacağı meselesinin de çözüme kavuşturulması planlanıyor.

Mareşal Halife Hafter liderliğindeki “Libya Ulusal Ordusu” daha önce anlaşmayı memnuniyetle karşıladığını açıklamıştı. Anlaşma, ABD Başkanı’nın Afrika işleri başdanışmanı ve kurumların birleştirilmesi ile seçim sürecinin ilerletilmesine odaklanan girişime öncülük eden Massad Boulos’un desteğini almıştı. Bu sırada Birleşmiş Milletler de anlaşma için daha geniş bir siyasi destek tabanı oluşturmaya ve diğer siyasi aktörlerle temas kurmaya çalışıyor.

Buna karşılık Tekale, salı akşamı Trablus’ta Anayasa Taslağı Hazırlama Kurumu Başkanı Murec Nooh ile yaptığı görüşmeyle anayasa konusunu yeniden siyasi gündemin merkezine taşıdı. Tekale, Konseyin anayasa hazırlamakla görevli ve halk tarafından seçilmiş kurumla iletişimi sürdürmeye önem verdiğini belirtti.

Tekale, anayasal sürecin gerektirdiği adımların tamamlanmasının ve Libyalıların özgür ve adil bir referandum yoluyla kendi anayasal sistemlerini seçme hakkını kullanmalarının önemini vurguladı. Görüşmede ayrıca siyasi tıkanıklığın aşılması ve ulusal seçimlerin yapılmasının önünü açacak, üzerinde uzlaşılmış bir anayasal temel oluşturulmasının yolları ele alındı.

Anayasa taslağını hazırlamak üzere kurulan kurum 2014’te seçilmiş, anayasa taslağını Temmuz 2017’de tamamlamıştı. Ancak taslak bugüne kadar referanduma sunulmadı. Böylece taslağın referanduma götürülmesinin mi, yoksa seçimlerin önünü açacak geçici bir anayasal temel oluşturulmasının mı öncelikli olması gerektiği konusundaki anlaşmazlık devam etti.

Tekale’nin tutumu, “4+4” anlaşmasına ilişkin daha önce yaşanan anlaşmazlığı da yeniden gündeme getirdi. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Tekale o dönemde bu süreci, kendi değerlendirmesine göre yeterli kurumsal temele dayanmadığı gerekçesiyle reddetmiş ve anayasal-hukuki sürece bağlı kalınması ve Temsilciler Meclisi ile koordinasyon sağlanması çağrısında bulunmuştu.

Dibeybe ve Tekale’nin tutumları arasındaki farklılık, Trablus’taki siyasi kurumlar içinde siyasi uzlaşıların uygulanabilir seçim sürecine nasıl dönüştürüleceği konusunda daha geniş bir görüş ayrılığı bulunduğunu ortaya koyuyor. İki taraf, ilke olarak geçiş dönemine son verilmesi ve seçimlerin yapılması konusunda hemfikir olsa da seçimlere götürecek siyasi ve hukuki çerçeve konusunda farklılaşıyor.


Dağ çatışmaları Husilerin kayıplarını artırıyor

Çatışmalardan kaçan Yemenliler, dün Aden yakınlarında gıda kuponu almak için sırada bekledi (Reuters)
Çatışmalardan kaçan Yemenliler, dün Aden yakınlarında gıda kuponu almak için sırada bekledi (Reuters)
TT

Dağ çatışmaları Husilerin kayıplarını artırıyor

Çatışmalardan kaçan Yemenliler, dün Aden yakınlarında gıda kuponu almak için sırada bekledi (Reuters)
Çatışmalardan kaçan Yemenliler, dün Aden yakınlarında gıda kuponu almak için sırada bekledi (Reuters)

Yemen’in Taiz’in batısı, Lahic ve batı kıyısı cephelerinde askeri çatışmalar sürerken, askeri kaynaklar dağlık bölgelerdeki çatışmalar ile hava saldırılarının Husilerin kayıplarını artırdığını belirtti.

Hükümete bağlı güçler, Kahbub Dağları’nda Husilerin düzenlediği bir saldırının püskürtüldüğünü ve bazı mevzilerin geri alındığını açıkladı. Açıklamada ayrıca bölgede üç insansız hava aracının (İHA) düşürüldüğü, Vaziye bölgesinde ise Husi unsurlarına ait toplanma alanları ve araçların hedef alındığı belirtildi.

Taiz’in güney kırsalında ise hükümet güçleri, Harad Cirdad bölgesindeki Karfan Dağı’nın kontrolünün tamamen sağlandığını duyurdu. Açıklamaya göre çatışmalarda 5’ten fazla Husi öldürüldü, yaklaşık 20 kişi de yaralandı.


 ABD, 5 milyon dolar değerindeki 36 tarihi eseri Suriye’ye iade etti

Suriye’nin merkezindeki antik Palmira kenti, (AFP)
Suriye’nin merkezindeki antik Palmira kenti, (AFP)
TT

 ABD, 5 milyon dolar değerindeki 36 tarihi eseri Suriye’ye iade etti

Suriye’nin merkezindeki antik Palmira kenti, (AFP)
Suriye’nin merkezindeki antik Palmira kenti, (AFP)

ABD’li yetkililer dün, aralarında DEAŞ’ın Palmira antik kentini tahrip ettiği dönemde yasa dışı yollarla ülkeden çıkarılan bir taş heykelin de bulunduğu 36 çalıntı tarihi eseri Suriye’ye iade etti. Şarku’l Avsat'ın AFP’den aktardığına göre eserler, ABD makamlarının yürüttüğü soruşturmalar kapsamında ele geçirildi.

Toplam değeri 5 milyon doların üzerinde olan eserler, New York’taki Metropolitan Sanat Müzesi’nin yanı sıra çeşitli antika koleksiyoncularından ele geçirildi.

Manhattan Bölge Savcısı Alvin Bragg, “Tarihi eserlerin iadesi, kültürel mirasın korunmasının sınırları ve ulusları aşan bir sorumluluk olduğunu güçlü biçimde hatırlatıyor” dedi.

Açıklamaya göre söz konusu heykel, UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Palmira antik kentinden, DEAŞ mensuplarının 2015-2017 yılları arasında kentin büyük bölümünü tahrip etmesinden önce çıkarıldı.

Ağırlığı 450 kilogramdan fazla olan kireçtaşı heykelde, uzanmış durumdaki bir erkek ile etrafında bir kadın ve üç çocuk tasvir ediliyor.

ABD daha önce de Çin, Yunanistan ve İtalya dahil olmak üzere çeşitli ülkelere çalıntı tarihi eserler iade etmişti.

Suriye’nin Washington Büyükelçiliği Maslahatgüzarı Muhammed Kanatiri yaptığı açıklamada, iade işleminin “kültürel mirasın korunmasına yönelik ortak bağlılığın iki ülke arasında kalıcı köprüler kurabileceğini” gösterdiğini belirtti.

Kanatiri, “Suriye-Amerikan işbirliği sayesinde, Manhattan Bölge Savcılığı’nın çabalarıyla Suriye tarihinin bir parçası nihayet ülkesine dönüyor” ifadelerini kullandı.

İade edilen eserlerden dördü, Amerikalı antika koleksiyoncusu Michael Steinhardt’tan ele geçirildi. Steinhardt, 2021 yılında ABD hükümetiyle yaptığı anlaşma kapsamında dünyanın çeşitli bölgelerinden çalınan yaklaşık 180 eseri iade etmişti. Bu eserlerin toplam değerinin 70 milyon dolar olduğu belirtildi.

Manhattan Bölge Savcılığı, Metropolitan Sanat Müzesi’nden ele geçirilen 13 eserin, 2017’den bu yana kurumdan el konulan toplam 402 tarihi eser arasında bulunduğunu açıkladı. Bu eserlerin toplam değerinin 98,7 milyon dolar olduğu bildirildi.