Netanyahu liderliğindeki aşırı sağcı muhalefetin Bennett hükümetini düşürme planı

Mescid-i Aksa ile ilgili yapılan açıklamalar, İslami Hareketi kışkırtırken erken seçime gitme riski oluşturuyor

İsrail Başbakanı Naftali Bennett dün haftalık hükümet toplantısına başkanlık etti (Reuters)
İsrail Başbakanı Naftali Bennett dün haftalık hükümet toplantısına başkanlık etti (Reuters)
TT

Netanyahu liderliğindeki aşırı sağcı muhalefetin Bennett hükümetini düşürme planı

İsrail Başbakanı Naftali Bennett dün haftalık hükümet toplantısına başkanlık etti (Reuters)
İsrail Başbakanı Naftali Bennett dün haftalık hükümet toplantısına başkanlık etti (Reuters)

İsrail parlamentosu Knesset’teki Birleşik Arap Listesi'nin (Ra'am) lideri Mansur Abbas, bloğunun Başbakan Naftali Bennett hükümetini düşürmesi için bir nedeni olmadığını açıkladı. Başbakan Bennett ise dün haftalık hükümet toplantısının başında yaptığı konuşmada, “Bir damla milli ve medeni sorumluluğu olan herkes, bu iyi hükümetin bekası ve muhafazası için çok çalışmak zorunda” ifadelerini kullandı.
Bennett hükümetteki ortaklarına hitaben, “Tüm partilerin ve başkanlarının buna katılacaklarını biliyorum. Bu hükümetin bekası için istekli olduklarını zaten gösterdiler” şeklinde konuştu.
Mevcut koşullarda seçime gitmenin, ‘kaos yaratmaktan başka bir sonucu olmayan bir macera olacağını’ söyleyen Bennett, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Hükümetin gündeminde çok önemli konular var. Birçok zorluğa rağmen tüm İsrail Devleti vatandaşlarının yararına çalışmaya devam ediyor. Bazen televizyon ekranlarında yapılan konuşmaları izledikten sonra siyasetin sadece bir oy verme oyunu olduğu izlenimi oluşabilir. Bu hükümet, bir yıl önceki gibi düşmanın karşısında parçalanmış ve çatışan bir devlet haline gelmememiz için güvenliğin sağlanması amacıyla çalışmaya ve görevlerini yerine getirmeye devam etmeli.”
Öte yandan Binyamin Netanyahu liderliğindeki muhalefet partilerinin başkanları, dün bir toplantı yaptılar. Toplantıda, Bennett hükümetini düşürmeyi amaçlayan bir plan hazırlandı. Toplantıya katılan bir kaynağa göre katılımcılar toplantıda, Bennett hükümetinin Knesset’te çoğunluğu kaybettiği, artık kamusal meşruiyetinin kalmadığı ve gayrimeşru bir hükümet haline geldiği konusunda fikir birliğine vardılar.
Siyasetten çekilmesi karşılığında hakkındaki yolsuzluk davalarını kapatmak için savcılıkla bir anlaşmaya varmayı planladığına dair söylentiler çıkaranların olduğunu söyleyen Netanyahu, “  Gerçekleri çarpıtıyorlar. İsrail'in istikrarlı bir ülke olmasını istemiyorlar” dedi. Böyle bir anlaşma yapmayacağını, tüm çabalarının artık hükümeti düşürmek ve kendi liderliğinde yeni bir hükümet kurmaya yönelik olduğunu vurgulayan Netanyahu, yarından sonraki gün veya önümüzdeki hafta hükümetten güvenoyunun çekilmesine yönelik bir plan ortaya koymak için çalıştığını açıkladı.
Buna karşın mevcut hükümetin çoğunluğu kaybetse de düşmeyeceği biliniyor. Yeni yasaya göre hükümete verilen güven oyu ancak en az 61 milletvekilinin çoğunluğuna sahip, yeni bir başbakan adayı öneren başka bir koalisyon kurulduğu takdirde geri çekilebilir.
Netanyahu şu ana kadar böyle bir çoğunluğu bulamadı. 60 milletvekilinden oluşan muhalefet saflarında yer alan, Eymen Udeh, Ahmed et-Tıybi ve Sami Ebu Şehade’nin milletvekilleri olduğu İsrail vatandaşı Filistinlileri temsil eden Ortak Arap Listesi Bloku, Itamar Ben Gvir, Bezalel Smotrich ve diğer Arap karşıtı aşırı sağcılarla müttefik olan Netanyahu'yu başbakan olarak taçlandırmayı reddediyor.
Bu yüzden mevcut hükümetten kurtulmak için geriye tek yol kalıyor o da, erken seçimlerin yapılmasını sağlayacak bir yasa çıkarmak. Başta, yapılan anketlerin, yaklaşan seçimlerde siyasi arenadan silinme ihtimallerinin yüksek olduğuna işaret ettiği sağcı iki parti; Bennett liderliğindeki Yamina ve Adalet Bakanı Gideon Saar liderliğindeki Yeni Umut partileri olmak üzere hükümet koalisyonunda yer alan partilerin büyük çoğunluğu erken seçim fikrine karşı çıkıyorlar.
Bu yüzden Netanyahu, muhalefetteki yoldaşlarına hükümet koalisyonundaki partiler arasında yeni bölünmeler yaratmak için çalışmaya çağırdı. Netanyahu, hükümet koalisyonundaki bir parti ikna edilirse, kendi liderliğinde tamamen sağcı bir hükümet kurmanın mümkün olacağını söylese de yoldaşları, daha gerçekçi bir yaklaşım olması gerektiğini vurgulayarak, seçim tarihini öne almak için başka bir plan yapmasını önerdiler.
Seçmen tabanından ciddi bir baskı altında olan Mansur Abbas liderliğindeki Ra’am’dan dün akşam geç saatlerde yapılan açıklamada, parlamentoya erken seçim teklifi sunulması halinde oy kullanmama olasılığının araştırıldığı belirtildi.
Ra’am’dan üst düzey bir kaynak, bu yaklaşımın İsrail ve Ürdün arasındaki Tapınak Dağı’nın yönetimi meselesi ve yerleşimcilerin Mescid-i Aksa'ya yönelik provokatif saldırılarının önlenmesi konusunda Naftali Bennett'e verilen bir tepki olduğunu’ belirtti. Bennett, dün hükümet toplantısında yaptığı konuşmada, ‘yalnızca İsrail Devleti'nin başkenti olarak kabul edilen Kudüs'ün işlerine herhangi bir dış müdahalenin reddedildiğini’ söyledi. Bennett, “Mescid-i Aksa ve Kudüs ile ilgili kararları İsrail hükümeti verecek. Kudüs'teki tüm inançlardan insanlara saygı duymaya devam edeceğiz. Terörle mücadele konusunda herhangi bir partizan yahut siyasi düşüncenin olmadığını ve olmayacağını da açıkça belirtmek isterim. Elbette Tapınak Dağı ile ilgili herhangi bir karar, şehre egemen olan İsrail hükümeti tarafından, başka hiçbir husus göz önünde bulundurulmaksızın alınacaktır. İsrail hükümetinin kararlarına herhangi bir dış müdahaleyi kesinlikle reddediyoruz. Kudüs, tek bir devletin, İsrail Devleti'nin başkentidir” ifadelerini kullandı.
Amman'da Ürdün Kralı 2. Abdullah ile görüşmesinin ardından yaptığı açıklamalara yanıt olarak Bennett'in yaptığı açıklamaları değerlendiren Mansur Abbas, “Ra’am’ın tutumu, işgal altındaki Kudüs'te bulunan kutsal mekanlar konusunda İsrail ve Ürdün arasında yapılacak anlaşmalara bağlı. Ra’am buna göre Likud Partisi’nin Knesset'i feshetmek için önereceği bir yasa tasarısının oylanmasına katılmaktan kaçınarak Bennett'i protesto etme kararı alabilir” dedi. Bu da Knesset'in feshedilmesinin onaylanabileceği ve konuyla ilgili müzakerelerin birkaç ay içinde başlayabileceği anlamına geliyor. Hükümet koalisyonu kurulurken partiler arasında yapılan anlaşmaya göre seçim olması durumunda Bennett başbakanlık görevinden ayrılacak ve yerine alternatif başbakan ve Dışişleri Bakanı Yair Lapid geçecek. Hükümet ise geçici hükümet konumunda olacak, yani düşmeyecek.
Ancak bu durumda son sözü Ortak Arap Listesi Bloku söyleyecek. Eğer Knesset'in feshedilmesine karşı oy verirse, tasarı onaylanamayacak. Böylece 6 aydan daha kısa bir süre içinde Knesset’te aynı nedenden ötürü başka bir yasa tasarısı daha sunulamayacak.



Melania Trump, en sevilen First Lady'ler listesinde sondan ikinci çıktı

YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
TT

Melania Trump, en sevilen First Lady'ler listesinde sondan ikinci çıktı

YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)

Yeni bir ankete göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci First Lady'si seçildi ancak en sevilmeyen First Lady unvanını Trump'ın rakibi Hillary Clinton aldı.

YouGov'a göre bu ay 2 bin 255 ABD vatandaşından son 11 First Lady'yi "Mükemmel"den "Kötü"ye uzanan bir ölçekte sıralamaları istendi.

Yüzde 36'sı Melania'yı "kötü", yüzde 10'u da "ortalama altı" olarak değerlendirdi. Ankete katılanların yaklaşık yüzde 18'i Melania'yı "mükemmel", yüzde 12'si de "ortalama üstü" notu verdi. Böylece net onay oranı -16 çıktı.

Melania'dan daha düşük sırada yer alan tek First Lady, 2016 başkanlık seçimini Donald Trump'a kaybeden Hillary Clinton'dı. Ankete katılanların yüzde 33'ü onu "kötü", yüzde 11'i de "ortalama altı" diye değerlendirdi ve net onay oranı -17 oldu.

Öte yandan en popüler First Lady'ler sırasıyla +56, +32 ve +25 net puanla Jackie Kennedy, Rosalynn Carter ve Nancy Reagan'dı.

Michelle Obama da katılımcılar arasında favori olarak öne çıktı; yüzde 33'ü onu "mükemmel", yüzde 12'si ise "ortalama üstü" olarak değerlendirdi ve bu da ona +21 net onay puanı kazandırdı. Yaklaşık yüzde 22'si onu "kötü" buldu.

Ortalama olarak son 11 First Lady'nin çoğu, eşlerinden daha yüksek net puanlar aldı.

Hillary Clinton, -3 net puanlı eşinden önemli ölçüde daha düşük olan tek First Lady'ydi.

Birçok başkan ve First Lady benzer puanlar aldı; Jacqueline Kennedy Onassis ve John F. Kennedy (+56'ya karşı +61), Nancy ve Ronald Reagan (+25'e karşı +22), Michelle ve Barack Obama (+21'e karşı +15) bunlardan bazıları.

Melania ve Donald Trump da benzer ancak olumsuz puanlar aldı (-16'ya karşı -20).

Anket ayrıca, katılımcıların yüzde 48'inin Donald Trump'ı "kötü" bulduğunu, yüzde 6'sının ise "ortalama altı" olarak değerlendirdiğini ortaya koydu. Trump, YouGov'un katılımcılara sorduğu 20 başkan arasında en düşük puanı aldı. Katılımcıların yaklaşık yüzde 19'u 45 ve 47. başkanı "olağanüstü" olarak değerlendirdi.

Trump'tan sonra, selefi Joe Biden, katılımcıların yüzde 38'inin "kötü", yüzde 12'sinin ise "ortalama altı" şeklinde değerlendirdiği en az popüler eski başkan oldu. Sadece yüzde 7'si Biden'ı "mükemmel" olarak değerlendirdi.

Ankete göre, "First Lady'ler hakkındaki genel görüşler, eşleri hakkındaki görüşlere benzer şekilde siyasi olarak kutuplaşmış durumda".

Anket, tartışmalı belgeseli Melania'nın gösterime girmesiyle birlikte Melania Trump hakkında kamuoyunun ne düşündüğüne dair fikir veriyor. Belgeselin ilk hafta sonu 7 milyon dolar kazandığı bildirilse de bilet satışları ikinci haftada düşerek sadece 2,4 milyon dolar getirdi.

Amazon, belgeselin haklarını satın almak için 40 milyon, tanıtımı içinse 35 milyon dolar daha harcamıştı.

Independent Türkçe


Ortadoğu diken üstünde: “Irak işgalinden bu yana en büyük hava gücü toplandı”

ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
TT

Ortadoğu diken üstünde: “Irak işgalinden bu yana en büyük hava gücü toplandı”

ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, Ortadoğu'daki askeri yığınağını artırarak İran'a saldırı hazırlığı yapıyor.

Kimliklerinin paylaşılmaması şartıyla CNN'e konuşan yetkililer, ordunun İran'a bu hafta sonu saldırı düzenlemeye hazır olduğunu ancak Trump'ın henüz son kararını vermediğini söylüyor.

Üst düzey güvenlik yetkililerinin çarşamba günü Beyaz Saray'da İran'daki durumla ilgili toplantı düzenlediği aktarılıyor. Trump'ın özel temsilcisi Steve Witkoff ve damadı Jared Kushner da İran'la müzakereler hakkında Cumhuriyetçi lideri bilgilendirmiş.  

Wall Street Journal (WSJ), Amerikan ordusunun 2003 Irak işgalinden bu yana Ortadoğu'daki en büyük hava gücünü topladığını yazıyor.

Son teknoloji F-35 ve F-22 jet avcı uçaklarının bölgeye yönlendirildiği, büyük hava harekatlarını koordine etmek için hayati önem taşıyan komuta ve kontrol uçaklarının da yola çıktığı aktarılıyor.

ABD ordusu, USS Abraham Lincoln'ın ardından, Venezuela'daki operasyon öncesinde Karayipler'e gönderilen dünyanın en büyük uçak gemisi USS Gerald Ford'u da Ortadoğu'ya yönlendirmişti. Bu gemide de çok sayıda saldırı ve elektronik harp uçağı olduğu ifade ediliyor.

Yetkililer, askeri harekat halinde iki seçeneğin masada olduğunu belirtiyor. ABD ordusu, Tahran yönetimini devirmek amacıyla çok sayıda İranlı siyasi ve askeri lideri hedef alabilir. Bunun yerine nükleer ve balistik füze tesislerinin vurulacağı hava saldırıları da düzenlenebilir. Her iki seçenek de potansiyel olarak haftalarca sürecek bir operasyon anlamına geliyor.

Analizde, geçen yıl haziranda İsrail'le yaşanan çatışmalar nedeniyle İran'ın hava savunma sisteminin ağır hasar aldığı savunuluyor. Buna rağmen Tahran yönetiminin, Hürmüz Boğazını kapatma ve çeşitli menzile sahip füzelerle misilleme yapma ihtimali olduğu vurgulanıyor.

ABD ve İsrail, İran'ın uranyum zenginleştirerek nükleer silah geliştirmeyi planladığını savunurken Tahran yönetimi bunu defalarca reddetmişti.

ABD ve İran arasında Umman'da 6 Şubat'ta başlayan müzakerelerde henüz somut bir sonuca varılamadı. Trump, İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini tamamen durdurmasını isterken, Tahran ise zenginleştirme seviyelerinin değiştirilebileceğini fakat programın durdurulmayacağını belirtiyor.

Diğer yandan İsrail, İran'ın balistik füze programının ve bölgedeki örgütlere verdiği desteğin sonlanmasını da istiyor. Washington-Tahran müzakerelerinin şimdilik nükleer programa odaklandığı ifade ediliyor. WSJ'ye konuşan yetkililer, İran'ın Trump görevden gidene dek uranyum zenginleştirme programını askıya alabileceğini söylüyor.  

Independent Türkçe, Wall Street Journal, CNN


Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
TT

Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü yaptığı açıklamada, Washington’un İran ile “ciddi bir anlaşma” yapması gerektiğini belirterek, Tahran’la yürütülen görüşmelerin iyi gittiğini söyledi.

Trump, Washington’da düzenlenen Barış Konseyi’nin ilk toplantısında, “Görüşmeler iyi. Yıllar içinde İran’la ciddi bir anlaşma yapmanın kolay olmadığı kanıtlandı. Ciddi bir anlaşma yapmalıyız; aksi takdirde sonuçları ağır olur” dedi.

ABD Başkanı, “İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek” ifadelerini kullandı.

Washington ile Tahran arasındaki kriz hassas bir dönemece girerken, üst düzey ulusal güvenlik yetkililerinin Trump’a, ABD ordusunun olası bir saldırı için “hazır” olduğunu bildirdiği aktarıldı. Cumartesi gününden itibaren uygulanabilecek muhtemel bir operasyon seçeneğinin masada olduğu, ancak nihai kararın Beyaz Saray’da siyasi ve askerî değerlendirmeye tabi tutulduğu belirtildi.

dfvgthy
İranlı askerlerin, Rus askerlerle birlikte Umman Denizi’nde gerçekleştirdiği askerî tatbikattan bir kare (EPA)

Amerikan televizyon ağlarının kaynaklarına göre son günlerde Ortadoğu’ya sevk edilen güçler – ek hava ve deniz unsurları dâhil – konuşlanmalarını tamamladı. Olası bir harekâtın zaman çizelgesinin hafta sonrasına da sarkabileceği ifade edildi.

Kaynaklar, İran’dan gelebilecek misillemelere karşı Savunma Bakanlığı’nın bazı personeli geçici olarak Avrupa’ya ya da ABD içine kaydırdığını belirtti. Bunun rutin bir önleyici tedbir olduğu ve saldırının kaçınılmaz olduğu anlamına gelmediği vurgulandı.

Angajman kuralları değişebilir

Bu gelişme, Trump açısından karmaşık bir denkleme işaret ediyor. Olası bir askerî darbe, bölgede angajman kurallarını değiştirebilir ve Tahran’ın müzakere pozisyonunu zayıflatabilir. Ancak aynı zamanda Körfez’den Doğu Akdeniz’e uzanabilecek geniş çaplı bir bölgesel tırmanma riskini de beraberinde getirebilir.

Öte yandan bekleme stratejisi, ABD iç kamuoyunda ya da Washington’un müttefikleri nezdinde geri adım olarak yorumlanabilir. Bu durum, askerî tehdidin inandırıcılığının test edildiği bir an olarak değerlendiriliyor.

CNN’e konuşan kaynaklar, ABD ordusunun hafta sonu itibarıyla İran’a yönelik bir saldırıya hazır olduğunu, ancak Trump’ın henüz nihai kararını vermediğini bildirdi.

hyjuıko
İran yönetimi karşıtı göstericiler, 17 Şubat 2026’da Cenevre’deki Birleşmiş Milletler Ofisi önünde pankart ve fotoğraflar taşıyor (AFP)

Kaynaklara göre Trump, özel görüşmelerde askerî müdahaleyi destekleyen ve karşı çıkan argümanları dinledi, danışmanları ve müttefiklerinin görüşlerini aldı. Bir kaynak, “Bu konu üzerinde uzun süre düşünüyor” dedi.

Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham ise televizyonda yaptığı açıklamada, İran’la ilgili kararın fiilen alındığını öne sürdü. Bölgeye yapılan büyük askerî yığınağa dikkat çeken Graham, savaş gemilerinin “bu mevsimde hava güzel olduğu için” bölgeye gelmediğini söyledi.

Daralan müzakere penceresi

Sahadaki gerilim tırmanırken diplomasi de temkinli adımlarla ilerliyor. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Cenevre’de yapılan dolaylı görüşmelerin ikinci turunda genel “yol gösterici ilkeler” üzerinde anlayış sağlandığını, ancak ihtilaflı başlıkların sürdüğünü açıkladı.

Bir ABD’li yetkili, Tahran’ın önümüzdeki iki hafta içinde yazılı bir teklif sunabileceğini belirterek “ilerleme sağlandı ancak pek çok ayrıntı hâlâ müzakere ediliyor” dedi.

Tahran, müzakerelerin yalnızca nükleer dosya ve yaptırımların kaldırılmasıyla sınırlı kalmasında ısrar ederken, Washington balistik füze programı ve İran’ın bölgesel müttefiklerine verdiği desteğin de gündeme alınmasını istiyor. Bu iki yaklaşım arasındaki siyasi mesafenin kısa sürede kapanması zor görünüyor.

İran Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Muhammad Eslami, “Nükleer endüstrinin temeli zenginleştirmedir” diyerek, hiçbir ülkenin İran’ı barışçıl teknoloji hakkından mahrum bırakamayacağını söyledi.

Bu açıklama, ABD’nin diplomasi başarısız olursa askerî seçeneğin masada olduğunu hatırlatmasının hemen ardından geldi.

Rus haber ajansı Interfax, Rus devlet nükleer şirketi Rosatom CEO’su Aleksey Likhachev’in, anlaşma sağlanması hâlinde İran’dan zenginleştirilmiş uranyumu kabul etmeye hazır olduklarını söylediğini aktardı.

Rusya Dışişleri Bakanlığı ise uranyumun İran’dan çıkarılması önerisinin hâlâ masada olduğunu, ancak nihai kararın Tahran’a ait olduğunu belirtti.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ülkesinin “ne pahasına olursa olsun Amerika’ya boyun eğmeyeceğini” söyledi. İran’ın savaş istemediğini, ancak “aşağılanmayı kabul etmeyeceğini” vurguladı.

Hürmüz mesajı

Tahran, askeri gücünü Hürmüz Boğazı’nda sergiledi. Bir askeri yetkili, boğazın “en kısa sürede kontrol altına alınabileceği ya da kapatılabileceği” uyarısında bulundu. İran Devrim Muhafızları “Hürmüz Boğazı’nda Akıllı Kontrol” adlı tatbikatını tamamladı.

Boğaz, küresel petrol ve doğalgaz ihracatının önemli bölümünün geçtiği stratejik bir hat olarak, İran’ın geleneksel caydırıcılık kartı olarak görülüyor.

Moskova’dan uyarı

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, İran’a saldırının “ateşle oynamak” olacağını belirterek siyasi yöntemlere öncelik verilmesi çağrısında bulundu. Kremlin, Tahran’la yapılan ortak deniz tatbikatlarının önceden planlandığını açıkladı.

İsrail’de yayımlanan Maariv gazetesi, Washington’un olası bir saldırıdan kısa süre önce Tel Aviv’i bilgilendireceğinin değerlendirildiğini yazdı.

Polonya Başbakanı Donald Tusk, vatandaşlarına İran’ı derhal terk etmeleri çağrısında bulundu ve çatışma ihtimalinin “oldukça gerçekçi” olduğunu söyledi.

Öte yandan Avrupa Birliği Konseyi, 29 Ocak’taki Dışişleri Konseyi toplantısında varılan mutabakatın ardından 19 Şubat’ta İran Devrim Muhafızları’nı resmen terör örgütleri listesine ekledi. Böylece kurum, AB’nin terörle mücadele yaptırımlarına tabi olacak.