Başağa, Libya'da diyalog ve uzlaşma için bir girişim başlattı

‘Parlamento’ Sirte'de ‘istikrar’ hükümetinin çalışmalarına başlamasını onayladı

‘Cumhurbaşkanı Muhammed el-Menfi ve yardımcısı ile Birlik Hükümeti Maliye Bakanı'nın Trablus'ta yaptığı toplantının Başkanlık Konseyi’ tarafından yayınlanan fotoğrafı
‘Cumhurbaşkanı Muhammed el-Menfi ve yardımcısı ile Birlik Hükümeti Maliye Bakanı'nın Trablus'ta yaptığı toplantının Başkanlık Konseyi’ tarafından yayınlanan fotoğrafı
TT

Başağa, Libya'da diyalog ve uzlaşma için bir girişim başlattı

‘Cumhurbaşkanı Muhammed el-Menfi ve yardımcısı ile Birlik Hükümeti Maliye Bakanı'nın Trablus'ta yaptığı toplantının Başkanlık Konseyi’ tarafından yayınlanan fotoğrafı
‘Cumhurbaşkanı Muhammed el-Menfi ve yardımcısı ile Birlik Hükümeti Maliye Bakanı'nın Trablus'ta yaptığı toplantının Başkanlık Konseyi’ tarafından yayınlanan fotoğrafı

Libya'nın doğusundaki Tobruk'taki Temsilciler Meclisi tarafından yeni başbakan olarak belirlenen Fethi Başağa, herkesle iletişim ve katılımın kapsamını genişletmeyi ve seçimlere yol açan değerler etrafında fikir birliğini amaçlayan bir girişim başlattı. Öte yandan Resmi bir Parlamento Sözcüsüne göre Temsilciler Meclisi, dün üyeleri tarafından oylama yaptıktan sonra bu yıl atadığı ‘istikrar hükümetinin’ Sirte şehrinde çalışmaya başlamasını onaylama kararı verdi.
Başağa, dün ülkenin doğusundaki Derne şehrinde yapılan hükümetin ikinci toplantısının ardından yaptığı açıklamada girişimin, kapsamlı diyalog ve ulusal uzlaşma çerçevesinden kaynaklandığını ve tüm siyasi, sosyal ve askeri akımları hedeflediğini söyledi. Sağlam bir sivil yaşam kurmak için hükümetin özellikle bu akımlarla temas kurmaya başladığını vurguladı.
Başağa, girişiminin ön plana çıkan hedeflerinin ‘Libya egemenliğini korumak, tüm taraflardan her türlü yabancı müdahaleyi önlemek, Libya halkının seçimler yapma konusundaki isteklerini gerçekleştirmek, şiddete başvurmamak ve her türlü çatışmayı önlemek, Libya meşruiyetine saygı duyma, yasama organlarından kaynaklanan yasa ve prosedürler, bağışlama, uzlaşma ve gelecekte hiçbir suç işlememe taahhüdü ile geçmişi gömmek’ olduğuna dikkat çekti.
Başağa'ya göre girişimin hedefleri arasında ayrıca, ‘güvenlik ve sivil kurumlar inşa etmek, uluslararası standartlara göre doğru bir şekilde bina etmek, yolsuzluğun önlenmesinde herkesle tam işbirliği yapmak, ulusal ekonominin iyileşmesi için kamu parasının israfını durdurmak, aynı zamanda vatandaşlara hizmeti iyileştirmeyi sağlamak da yer alıyor. Hükümetinin tüm akımlar, partiler, siyasi bloklar ve sivil toplum kuruluşları ile iletişim kurma arzusunu vurgulayan Başağa, ayrıca şeyhler, ileri gelenler ve âlimlerle, bunun yanı sıra uzlaşma ve ihtilaf hallinde seçkin rollere sahip kimselerle diyalog zeminini genişletmeye önem verdiklerinin altını çizdi.
Fethi Başağa, Başağa, konuşmasının bir bölümünde güvenlik ve askeri taburların militanlarına ve üyelerine de hitap ederek şu ifadeleri kullandı: “Hükümetimiz, tiranlığa ve teröre karşı savaşa direnmede devrimcilerin ve birçok askeri gücün krediye ve son söze sahip olduğunu kabul ediyor. Bu çabaların devam etmesi ve devleti yeniden kurma ve yeniden inşa etme çabalarına odaklanması gerektiğini düşünüyor. Bu nedenle hükümet, bazılarıyla anlaşmazlığı gidermek, korkuları dağıtmak ve diğerleri için programını netleştirmek için askeri oluşumların liderleriyle görüşmeler ve diyaloglar başlatmaya önem veriyor.”
Libya'nın doğusundaki Tobruk'taki Temsilciler Meclisi tarafından yeni başbakan olarak belirlenen Fethi Başağa, Temsilciler Meclisi, Danıştay, Başkanlık Konseyi ve askeri ve güvenlik kurumlarını, yerinden edilenleri bölgelerine geri döndürmek için hükümetiyle birlikte çalışmaya çağırdı. Herkese hükümetiyle iletişim kurma ve onunla ulusal uzlaşma çabalarına katılma ve hükümetin inisiyatif ilkeleri çerçevesinde güvenlik ile siyasi ve toplumsal istikrarı pekiştirme çağrısında bulundu. Hükümeti bir kez daha şiddet kullanmamaya ve başkentteki görevlerini ve karargahını devralması için tehdit etmemeye özen gösterdiğine dikkat çekti.
Öte yandan Hükümetini kurmasının şartlarını savunan Başağa, Trablus'a girememesinin ana nedeninin ‘Birlik hükümetinin tepkisi' olduğunu iler sürdü. Seçimlerin zamanında yapılmamasının ve alınan tedbirlere rağmen seçimin engellenmesinin sorumluluğunun kendisine ait olduğunu söyledi. Bununla birlikte, hükümetinin başkent Trablus'taki görevlerini ve karargahını devralmak için şiddet kullanmamaya önem verdiğini vurguladı.
Temsilciler Meclisi Sözcüsü Abdullah Buleyhık, dün gerçekleştirilen kapalı oturumunun çalışmaları, Birleşmiş Milletler misyonunun himayesinde düzenlenecek Kahire toplantıları sırasında taslak anayasayı değiştirmeye yönelik komitenin çalışmalarını ele aldığını söyledi. Mali Komite'nin, Fethi Başağa başkanlığındaki yeni istikrar hükümetinin cari yıl bütçesi önerisini resmi bir oturumda oylamaya hazırlanmak için 10 gün içinde incelemeyi bitireceğini açıkladı.
Temsilciler Meclisi dün akşam, cari yıl için taslak devlet bütçesini, onaylamadan veya reddetmeden önce, bu konudaki görüşünü bildirmek üzere Mali Komite’ye havale etti.
Buleyhık, geçtiğimiz Pazartesi günü yaptığı açıklamada, Kahire'de bulunan Temsilciler Meclisi Başkanı Akila Salih’in, Libya Yüksek Devlet Konseyi Başkanı Halid el-Meşri ile henüz görüşmediğini ifade etti. Salih ile ABD'nin Kahire Büyükelçisi arasında dün gerçekleştirilen görüşmeye dikkat çeken Buleyhık, kendisini Trablus'ta ‘iktidarı gasp etmeye devam etmekle’ ve parlamenterlerin kararlarına uymayı reddetmekle suçlayan Geçici Hükümet Başkanı Abdulhamid ed-Dibeybe nedeniyle kötüleşen durum hakkında istişarede bulunmasının planlandığına işaret etti.
Öte yandan Dibeybe, dün akşam birçok hükümet bakanıyla birlikte, Libya'daki kalkınma projelerini etkinleştirmek için hayata döndürme planının bir parçası olarak Trablus'un batısındaki bir elektrik santrali projesini denetledi. Yaptığı açıklamada, projenin elektrik şebekesindeki açığı kapatmak için üretim kapasitelerini artırmayı hedeflediğini söyledi.
Bununla birlikte Birlik Hükümeti İçişleri Bakanı Halid Mazen, dün akşam Türkiye İçişleri Bakanlığı heyetiyle Trablus'ta yaptığı görüşmede, iki ülke arasındaki güvenlik işbirliğinin önemini vurguladı. Birlik Hükümeti Maliye Bakanı Halid el-Mebruk ise dün Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi ve yardımcısı Abdullah el-Lafi'ye ABD'ye yaptığı son ziyaretin sonuçları hakkında bilgi verdi. Ayrıca, ‘vatandaşın şu anda yaşadığı zorluklar ışığında hükümetin mali durumunu’ da gözden geçirdiler. Hükümetin yükümlülüklerini yerine getirmenin sürekliliği vurgulanırken, küresel ekonomik krizin ülkedeki ekonomik durum üzerindeki yansımalarını azaltmanın altı çizildi.



İsrail istihbaratının gözü Yemen’de: Husilere özel birim

 İsraillilere göre Eyal Zamir, bölgesel iş birliğinin merkezi bir figürü… İran ve Husi tehdidine karşı bölgesel iş birliğinin gerekliliği hususunda ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) Komutanı Amiral Brad Cooper’ı ikna ettiği iddia ediliyor. (İsrail Ordu Sözcüsü X hesabı)
İsraillilere göre Eyal Zamir, bölgesel iş birliğinin merkezi bir figürü… İran ve Husi tehdidine karşı bölgesel iş birliğinin gerekliliği hususunda ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) Komutanı Amiral Brad Cooper’ı ikna ettiği iddia ediliyor. (İsrail Ordu Sözcüsü X hesabı)
TT

İsrail istihbaratının gözü Yemen’de: Husilere özel birim

 İsraillilere göre Eyal Zamir, bölgesel iş birliğinin merkezi bir figürü… İran ve Husi tehdidine karşı bölgesel iş birliğinin gerekliliği hususunda ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) Komutanı Amiral Brad Cooper’ı ikna ettiği iddia ediliyor. (İsrail Ordu Sözcüsü X hesabı)
İsraillilere göre Eyal Zamir, bölgesel iş birliğinin merkezi bir figürü… İran ve Husi tehdidine karşı bölgesel iş birliğinin gerekliliği hususunda ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) Komutanı Amiral Brad Cooper’ı ikna ettiği iddia ediliyor. (İsrail Ordu Sözcüsü X hesabı)

Emel Şehade

İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir, Almanya’da diğer ülkelerdeki mevkidaşlarıyla katıldığı gizli toplantının ifşa olmasının ardından yaptığı konuşmada, ordusunun çeşitli cephelerdeki başarılarına değindi. Zamir, Gazze savaşının üçüncü yılını doldurmak üzere olduğu bu süreçte İsrail’in savunma ve saldırı kapasitesini Arap ülkelerinin ordu komutanlarına aktardıklarını belirterek, bunu savaşın ürettiği büyük bir başarı olarak niteledi.

İsrailli kaynaklara göre bölgesel iş birliğinin merkezinde yer alan Zamir’in, ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) Komutanı Amiral Brad Cooper’ı İran ve Husi tehdidine karşı bölgesel iş birliğinin gerekliliğine ikna ettiği ve Ortadoğu’da güvenlik iş birliğini derinleştirme fırsatlarını sunduğu kaydedildi.

Cooper ise toplantıya katılanlara ABD ordusunun bölgeden çekilme niyetinin olmadığını ve İran ile mücadelenin süreceğini bildirdi. Toplantıda Husi dosyası, İsrail ile katılımcı ülkeler arasındaki ilişkiler açısından en önemli başlığı oluşturdu. Bu kapsamda Askeri İstihbarat Dairesi’nin (AMAN) üç yıl süren savaş boyunca savunma ve saldırı kapasitelerinin yanı sıra Yemen’e özel ayrı bir birim kurduğu açıklandı. Zamir’in bu durumu, söz konusu ülkeler için stratejik önem taşıyan müteakip bir tecrübe olarak sunduğu aktarıldı.

Stratejik hazine

AMAN’ın özel bir bütçe ve çeşitli kaynaklar ayırarak, İsrail’e göç eden Yemenli Yahudi toplumundan çok sayıda kişiyi aktif istihbarat elemanı olarak yetiştirdiği ortaya çıktı. Bu kişilerin, Yemen dosyası ve Husi tehdidiyle mücadelede merkezi bir rol üstlendiği belirtildi.

Söz konusu adımların, Husilerin savaşın başından bu yana İran ve Hizbullah lehine hareket ederek İsrail’in güney bölgesini günlük hedef haline getirmesinin ardından atıldığı ifade edildi. Zamir’in askeri ve istihbari kurumların elde ettiği başarılar olarak sunduğu bu verilerin, güvenlik kaynaklarınca ‘stratejik bir hazine’ şeklinde nitelendirildiği ifade edildi.

İsrail sisteminin Yemenli Yahudilerle yürüttüğü çalışmaların üç ana halkaya dayandığı kaydedildi. İlk halkanın Yemen’e istihbarat sızma kapasitesini sağlamaya odaklandığı; görevlerin İsrail güvenlik kurumlarının Husilere karşı planlar geliştirmesi için ihtiyaç duyduğu bilgi toplama faaliyetleri ile Batılı ve Arap istihbarat servisleriyle iş birliğini artırmayı kapsadığı belirtildi.

İkinci halkanın ise füze ve insansız hava aracı (İHA) saldırılarından Husilerin olası baskın kapasitelerine ve Kızıldeniz’deki seyrüsefer hatlarını kapatma yeteneklerine kadar olan tehditlere karşı bir savunma mekanizması oluşturduğu ifade edildi.

Üçüncü halkanın ise gelişmiş mühimmat, teçhizat ve siber alan imkanlarıyla taarruz operasyonlarına odaklandığı kaydedildi.

Husilere karşı yürütülen görevlerin başarısı için AMAN’ın, seçilen Yemenli Yahudiler adına Yemen sahasına özel bir istihbarat okulu kurduğu bildirildi. Bütün mesaileri Husileri izlemek ve bilgi toplamak olan ilk istihbarat grubunun eğitimlerini tamamladığı, elde edilen verilerin Hava ve Deniz Kuvvetleri tarafından Yemen’in derinliklerindeki kritik Husi hedeflerine düzenlenen saldırılara dönüştürüldüğü kaydedildi.

İsrail, Yemen karşısında yeteneklerini nasıl öne çıkarıyor?

İsrail merkezli çeşitli raporlara göre bu dosyaya odaklanılmasının, ABD’nin Husileri havadan yenilgiye uğratma yönündeki üç girişiminin de başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından gerçekleştiği belirtildi. Askeri ve güvenlik yetkililerinin değerlendirmelerine dayandırılan haberlerde, Husi tehdidinin tamamen ortadan kaldırılması için Yemen’de karadan harekete geçebilecek etkili bir askeri güce ihtiyaç duyulduğu vurgulandı.

Söz konusu raporlarda, ABD’nin başarısızlığı ile İsrail’in 2024 ve 2025 yıllarındaki hamleleri karşılaştırıldı. ABD’nin Husilere yönelik üç ayrı hava harekâtı düzenlediği, Nisan 2025’te kapsamlı bombardıman harekatının da sonuçsuz kalmasıyla Amerikalıların bu yapıyı havadan yenmenin imkansızlığını anladığı iddia edildi. Buna karşın İsrail Hava Kuvvetleri’nin daha etkili sonuçlar aldığı öne sürüldü. İsrail’in düzenlediği bir hava saldırısıyla Husilerin siyasi ve askeri lider kadrosunun büyük bölümünü etkisiz hale getirdiği, ayrıca örgütün Kızıldeniz kıyısındaki ana ikmal hattı olan Hudeyde Limanı’nı vurduğu kaydedildi. Üst düzey bir İsrailli güvenlik yetkilisi, Husilerin güney bölgelerine ve Tel Aviv yönüne füze fırlatmasını tamamen engelleyemeseler de Tel Aviv’in caydırıcılık sağladığını savundu.

Eilat’a giden deniz ulaşımını tehdit eden unsurlar

İsrail basınına yansıyan değerlendirmelerde, Husilerin yalnızca Eilat’a yönelik seyrüsefer özgürlüğünü tehdit etmekle kalmadığı, ABD’nin son bombardıman harekatının başarısız olmasından sonra geçen bir yıllık ateşkes sürecini değerlendirerek balistik füze ve İHA kapasitelerini yeniden İsrail’i tehdit edecek seviyeye çıkardıkları kaydedildi. Raporlarda, Husilerin Irak’taki Şii milislerin desteğiyle İsrail’i doğu sınırından da daha etkin şekilde tehdit edebilecek yeteneğe ulaştığı vurgulandı.

Yemen ve Husilere yönelik adımları bölgesel bir stratejik başarı olarak değerlendiren İsrail tarafı; Yemenli Yahudiler kanalıyla toplanan istihbarat ve yapay zekâ dahil gelişmiş teknolojiler sayesinde diğer ülkelere de Husi tehdidiyle mücadelede destek verebileceğini öne sürdü. İsrailli yetkililer, bu kapasitenin Tel Aviv’i Husilere karşı yürütülen savaşta kritik bir istihbarat aktörü haline getirdiğini savundu.

Öte yandan İsrailli güvenlik birimlerinin tespit, engelleme ve taarruz sistemlerini kapsayan gelişmiş teçhizatları daha etkin yollarla tedarik etme seçeneklerini değerlendirdiği bildirildi. Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia'dan aktardığı analize göre Husi tehdidine karşı kapasitesini örneklendiren İsrail makamları, Lübnan’ın güneyindeki Ali et-Tahir tepesini stratejik ve güvenlik açısından elde edilen başarılara örnek gösterdi.

Bir askeri yetkili, İran’dan kaçak yollarla getirilen parçalarla balistik füzelerin, seyir füzelerinin ve İHA’ların üretildiği yer altı tesislerinin imha edilmesine yönelik dış unsurlara eğitim verilebileceğini ifade etti.

Bununla birlikte, söz konusu askeri kapasitelerin müzakere edildiği raporlarda bazı askeri yetkililerin uyarılarda bulunduğu aktarıldı. Yetkililer, Husi tehdidiyle mücadelede yalnızca bu yöntemlere dayanmanın yetersiz kalacağını, örgütün kaçmaya zorlanması, dağıtılması ve Sana ile diğer bölgeleri ele geçirmeden önce bulundukları Yemen’in kuzeyindeki Saada vilayetine geri çekilmeye mecbur bırakılması için karadan bir askeri gücün müdahalesinin şart olduğunu vurguladı.

Uluslararası bir ittifakın kurulması

Bu sırada İsrail’in, Husilerin Babu’l Mendeb Boğazı’nı kontrol etmesinden zarar gören Avrupa ülkelerini de kapsayan uluslararası bir koalisyon kurmak için çalışmalarını sürdürdüğü belirtildi. Askeri Uzman Itamar Eichner konuya ilişkin yaptığı değerlendirmede, “Mesele sadece İsraillilerle sınırlı değil; Amerikalılar da İsrail’in ortaya koyduğu yaklaşımın önemini kavradı ve buna paralel olarak yeni bir bölgesel güvenlik mimarisi oluşturmak için çalışıyorlar” değerlendirmesinde bulundu. Washington’ın Arap ülkelerinin de katılımıyla İran’a karşı bir ittifak kurmayı hedeflediğini belirten Eichner, “Bölge ülkelerinin en önemli görevlerinden biri, bölgesel bir sorun olmaktan çıkıp küresel soruna dönüşen Hürmüz ve Babu’l Mendeb boğazlarında seyrüsefer özgürlüğünü güvence altına almaktır. Bu nedenle dünya genelinin, Amerikalılara bu boğazlardaki seyrüsefer güvenliğini sağlama konusunda destek olmak için çabalarını seferber etmesi gerektiğine inanılıyor” yorumunda bulundu.

Eichner ayrıca, ABD’nin Hürmüz Boğazı’na olan bağımlılığı azaltmayı hedefleyen uzun vadeli çözümleri değerlendirdiğine dikkati çekti. Bu planlar arasında boğazı bypass edecek bir petrol boru hattı döşenmesi ihtimalinin yanı sıra, ABD topraklarındaki rafine kapasitesinin genişletilmesi de yer alıyor. Böylelikle Amerikan ekonomisine sağlanan yakıt tedarikinin artırılması ve bölgedeki çalkantılardan etkilenme oranının en aza indirilmesi hedefleniyor.

*"Bu analiz Şarku’l Avsat tarafından Independent Arabia'dan çevrilmiştir."


Gazze’de motosiklete yönelik İsrail saldırısında bir kişi öldü, çok sayıda yaralı var

Filistinliler, Gazze Şeridi’ne yönelik İsrail bombardımanında hasar gören bir evin yanında sığınak oluşturdu (AP)
Filistinliler, Gazze Şeridi’ne yönelik İsrail bombardımanında hasar gören bir evin yanında sığınak oluşturdu (AP)
TT

Gazze’de motosiklete yönelik İsrail saldırısında bir kişi öldü, çok sayıda yaralı var

Filistinliler, Gazze Şeridi’ne yönelik İsrail bombardımanında hasar gören bir evin yanında sığınak oluşturdu (AP)
Filistinliler, Gazze Şeridi’ne yönelik İsrail bombardımanında hasar gören bir evin yanında sığınak oluşturdu (AP)

İsrail güçlerinin Gazze kentinin batısında bir motosiklete düzenlediği saldırıda DPA’nın haberine göre Filistinli bir kişi öldü, çok sayıda kişi de yaralandı.

Filistin Haber ve Enformasyon Ajansı’nın (WAFA) Şifa Hastanesi’ndeki sağlık kaynaklarına dayandırdığı haberine göre, “İşgal güçlerinin Şeyh Rıdvan Mahallesi’ndeki Takva Kampı’nda bir motosikleti hedef alması sonucu bir şehit ve aralarında durumu ağır bir çocuğun da bulunduğu çok sayıda yaralı hastaneye ulaştı.”

Filistin makamları, İsrail’in Gazze’ye yönelik savaşında 73 binden fazla kişinin hayatını kaybettiğini belirtiyor. Söz konusu savaş, Hamas’ın Ekim 2023’te İsrail’in güneyine düzenlediği ve bin 200 kişinin ölümüne yol açan saldırının ardından başlamıştı.


Beyrut, UNIFIL’in görev süresinin uzatılması için baskıyı artırıyor

İsrail güçlerinin beldeye doğru ilerlemesi, tanklarını konuşlandırması ve ses bombaları atmasının ardından Lübnan askerleri, Güney Lübnan’daki Deyr Mimas beldesinin çevresinde konuşlandı (AFP)
İsrail güçlerinin beldeye doğru ilerlemesi, tanklarını konuşlandırması ve ses bombaları atmasının ardından Lübnan askerleri, Güney Lübnan’daki Deyr Mimas beldesinin çevresinde konuşlandı (AFP)
TT

Beyrut, UNIFIL’in görev süresinin uzatılması için baskıyı artırıyor

İsrail güçlerinin beldeye doğru ilerlemesi, tanklarını konuşlandırması ve ses bombaları atmasının ardından Lübnan askerleri, Güney Lübnan’daki Deyr Mimas beldesinin çevresinde konuşlandı (AFP)
İsrail güçlerinin beldeye doğru ilerlemesi, tanklarını konuşlandırması ve ses bombaları atmasının ardından Lübnan askerleri, Güney Lübnan’daki Deyr Mimas beldesinin çevresinde konuşlandı (AFP)

Lübnan, UNIFIL’in görev süresinin yıl sonunda sona erecek olması nedeniyle güneydeki BM şemsiyesini korumak amacıyla siyasi ve diplomatik girişimlerini yoğunlaştırıyor. Lübnan ve Fransa, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ni kararını yeniden değerlendirmeye ikna etmek için çabalarını sürdürüyor.

“Şarku’l Avsat”a konuşan konuya yakın bir kaynak, Beyrut’un Avrupa’nın Lübnan ordusuna destek verilmesine ilişkin önerileri ile uluslararası varlığın geleceğini birbirinden ayrı değerlendirdiğini ve daha küçük çaplı olsa dahi BM gücünün görevine devam etmesinde ısrarcı olduğunu belirtti. Dışişleri Komisyonu Başkanı Milletvekili Fadi Allame de etkin bir BM varlığına duyulan ihtiyacın “hiç olmadığı kadar büyük” olduğunu belirterek, 1701 sayılı kararın uygulanmasının BM güçlerinin bölgede kalmasını gerektirdiğini vurguladı.

Lübnan, güneydeki gelişmeler ve müzakere süreciyle ilgili temaslar devam ederken New York’ta da diplomatik girişimlerini sürdürüyor.