Iraklı Şii lider Mukteda es-Sadr’ın ‘hükümetin kurulması’ için tanıdığı sürede sona yaklaşılıyor: Siyaset yeniden canlanıyor

Mesut Barzani’nin Koordinasyon Çerçevesi’ne yönelik başlattığı girişim, Çerçeve’den bir grubun yeni hükümete katılmasını hedefliyor.

Sadr Hareketi lideri Mukteda es-Sadr Necef’teki bir basın toplantısında konuşuyor (Reuters)
Sadr Hareketi lideri Mukteda es-Sadr Necef’teki bir basın toplantısında konuşuyor (Reuters)
TT

Iraklı Şii lider Mukteda es-Sadr’ın ‘hükümetin kurulması’ için tanıdığı sürede sona yaklaşılıyor: Siyaset yeniden canlanıyor

Sadr Hareketi lideri Mukteda es-Sadr Necef’teki bir basın toplantısında konuşuyor (Reuters)
Sadr Hareketi lideri Mukteda es-Sadr Necef’teki bir basın toplantısında konuşuyor (Reuters)

Irak’ta Sadr Hareketi ve Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) yetkilileri, Vatanı Kurtarma İttifakı’nın başlattığı girişimin Koordinasyon Çerçevesi çatısı altındaki gruplarla uzlaşma içermediğini ancak Çerçeve’den bir grubun yeni hükümete katılmasına yeniden kapı araladığını söyledi. Üst düzey bir siyasi kaynak, söz konusu hedefin Mesut Barzani’nin başlattığı girişimin tek amacı olduğunu belirtti.
Sadr Hareketi lideri Mukteda es-Sadr’ın, Koordinasyon Çerçevesi’ne hükümeti kurması için tanıdığı 40 günlük sürenin dolmasına az bir süre kalırken, siyaset yeniden hareketleniyor. Nitekim Koordinasyon Çerçevesi Sadr’ın tanıdığı bu süre zarfında krizi aşmayı başaramamıştı. Sadr’a yakın bir kaynak Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, söz konusu sürenin sona ermesinin “Koordinasyon Çerçevesi’ne verilen fırsatın bitmesi ve hükümet kurmak için yeni bir hareket noktası anlamına geleceğini” söyledi.
Sadr Hareketi içinde yönetici pozisyonunda bulunan kaynak, “Ulusal çoğunluk hükümeti kurmak için kurulan çoğunluk koalisyonu (Sadr’ın liderlik ettiği Vatanı Kurtarma İttifakı) içindeki genel eğilim hâlâ uzlaşı hükümetinin reddedilmesi yönünde. Ulusal çoğunluk hükümeti kurma projesinin taraflarının cayabileceği yönündeki endişeler sebebiyle Vatanı Kurtarma İttifakı içerisinde Koordinasyon Çerçevesi’ne yönelik biraz esneklik gösteriliyor. Esneklik gösterilmesi taraftarı olanlar cumhurbaşkanını seçme oturumuna en az riskle gitmeyi arzuluyor” dedi.
Sadr Hareketi, Sünni Egemenlik İttifakı ve KDP’den oluşan Vatanı Kurtarma İttifakı daha önce de Koordinasyon Çerçevesi içinden bazı grupları kendi tarafına çekmeye çalışmıştı. Zira Vatanı Kurtarma İttifakı yöneticilerine göre, ülke siyasetindeki atalete son vermek için bundan başka bir seçenek yok. İranlı isimlerle yapılan görüşmelerle ilgili aktarılan kulis bilgilerine göre, İran içinde bu seçeneği destekleyen bir damar var ancak İran Devrim Muhafızları’nın Irak içindeki nüfuzuyla ilgili endişeleri söz konusu seçeneğin gerçekleşmesini engelliyor.
Vatanı Kurtarma İttifakı’nın önceki gün (pazartesi) Erbil’de düzenlediği toplantıya yakın üst düzey siyasi bir kaynak, Koordinasyon Çerçevesi içinden bazı grupları kendi tarafına çekmek amacıyla başlatılan bu son girişime rağmen, Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’nin (IKBY) ve KDP’nin ‘aldığı darbeler sebebiyle’ KDP’nin cumhurbaşkanlığı makamından vazgeçmeyi düşünmediğini söyledi. Kaynağın kastettiği ‘darbeler’; Irak Yüksek Federal Mahkeme’nin KDP’nin eski cumhurbaşkanı adayı Hoşyar Zebari’yi yarış dışı bırakması ve IKBY’nin petrol ihraç etmesinin ‘yasal olmadığı’ kararı almasıydı.
Vatanı Kurtarma İttifakı’nın şu anki gündemi bağımsız milletvekilleri. Zira hem Sadr Hareketi hem de Koordinasyon Çerçevesi cumhurbaşkanı ve başbakan seçiminde bağımsız vekilleri kendi safına çekmek amacıyla geçtiğimiz günlerde bir dizi girişimlerde bulundu. Vatanı Kurtarma İttifakı, cumhurbaşkanı seçim oturumunun geçerli sayılma şartı olan ‘milletvekillerinin üçte ikisinin (220 vekil) oturuma katılmasını’ sağlamak için bağımsız vekilleri ‘sihirli anahtar’ olarak görüyor. Ancak bağımsız vekiller arasındaki siyasi görüş ayrılıkları ve silahlı grupların baskıları bağımsızların ortak hareket etmesini engelliyor. Bağımsız vekillerin düzenlediği ve pazartesi sabah saatlerine kadar süren toplantıya katılan kaynaklar, Vatanı Kurtarma İttifakı ve Koordinasyon Çerçevesi’nin bağımsız vekilleri kendi tarafına çekmek için yaptıkları girişimlerle ilgili vekillerin alacağı tutumlar hakkında konuşmanın henüz erken olduğunu ve aynı zamanda siyasi tecrübe eksikliğinin bu tutumların şekillenme etki ettiğini söyledi.
Toplantıya ilişkin kamuoyuna yapılan açıklamada, “Bağımsız vekiller, cumhurbaşkanı ve başbakan adaylarıyla ilgili kriterlerin ve siyasi çekişmenin iki tarafından (Vatanı Kurtarma İttifakı ve Koordinasyon Çerçevesi’nin) birine destek verme şartlarının belirlenmesi için bir komite kurulması konusunda anlaşmaya vardı” denildi.
Konuya yakın kaynaklar, bağımsız vekillerden bir grubun Sadr Hareketi ile anlaşmayı desteklediğini bildirdi. Kaynaklara göre söz konusu grubun bu tercihinin temelinde, Sadr Hareketi’nin Meclis’te çoğunluğu elinde bulundurması, başbakan adayını belirleme konusunda müzakerelerde ve kabinede pay sahibi olması ve ülkedeki valileri değiştirebilme gücünün bulunması yatıyor.
Ancak Koordinasyon Çerçevesi ve silahlı grupların denklem üzerindeki etkisi hesaba katıldığında bağımsız vekiller ile Vatanı Kurtarma İttifakı arasında bir anlaşmaya varılması pek olası görünmüyor. Vatanı Kurtarma İttifakı çatısı altındaki Sünni Egemenlik İttifakı’nın bir yöneticisi, “Bağımsız vekiller ile Vatanı Kurtarma İttifakı arasında yapılacak herhangi bir anlaşmanın çökeceğini düşünüyorum. Çünkü Koordinasyon Çerçevesi ve İran yanlısı silahlı gruplar, kendilerini hükümeti kurmaktan alıkoyacak bir projeye izin vermeyecek” dedi.
Süleymaniye kentinde pazartesi ikindi vakti basın toplantısı düzenleyen İmtidad Hareketi ve Yeni Nesil Hareketi, Sadr cephesini desteklediği izlenimi uyandıran bir açıklama yaptı.
İmtidad ve Yeni Nesil, meclis oturumlarına katılmayarak yasama faaliyetlerinin ve anayasal görevlerin yerine getirilmesini engelleyen vekillere para cezası verilmesi için Federal Mahkeme’ye başvuruda bulunacağını duyurdu. İmtidad Hareketi’ne yakın bir kaynak, muhalefetin cumhurbaşkanlığı makamı için belirleyeceği kriterlerin Vatanı Kurtarma İttifakı tarafından onaylanması halinde cumhurbaşkanı seçiminin yapılmasının kolay olduğunu belirtti. Kaynak, Yeni Nesil Hareketi’nin geçtiğimiz günlerde aldığı pozisyonun, cumhurbaşkanlığı makamı için kıyasıya rekabet eden Kürdistan Yurtseverler Birliği’nin (KYB) hesaplarında karışıklığa yol açtığını söyledi.



İsrailli yetkililer Gazze'yi işgal etme planı öneriyor: Nükleer bomba atmayı teklif ettiler

Aşırılıkçı yerleşimciler, Şubat 2024'te Gazze'ye geçerek bir karakol kurmaya çalıştı (DPA)
Aşırılıkçı yerleşimciler, Şubat 2024'te Gazze'ye geçerek bir karakol kurmaya çalıştı (DPA)
TT

İsrailli yetkililer Gazze'yi işgal etme planı öneriyor: Nükleer bomba atmayı teklif ettiler

Aşırılıkçı yerleşimciler, Şubat 2024'te Gazze'ye geçerek bir karakol kurmaya çalıştı (DPA)
Aşırılıkçı yerleşimciler, Şubat 2024'te Gazze'ye geçerek bir karakol kurmaya çalıştı (DPA)

Üç bakan ve iktidar koalisyonundaki yaklaşık 10 milletvekilinin girişimiyle, dün Knesset'te (İsrail parlamentosu) “Gazze - Ertesi Gün” başlıklı bir konferans düzenlendi. Şeridin Geleceği için Siyasi Plan Yerleşim liderleri ve yüzlerce konuk konferansa katıldı ve konferans sırasında, Yahudilerin tarihi hakkı olduğunu iddia ederek oraya geri dönüp yerleşmeyi müzakere ettiler.

Konferans, Parlamento Anayasa ve Adalet Komitesi Başkanı Simcha Rotman'ın girişimiyle, Yerleşim Bakanı Orit Strock, Yahudi Mirası Bakanı Amichai Eliyahu ve Diaspora İşleri Bakanı'nın katılımıyla gerçekleşti. Bu isimlerin tamamı, Itamar Ben-Gvir ve Bezalel Smotrich liderliğindeki Dini Siyonist bloktan ve Likud'dan Avichai Shekli de konferansa katıldı. Konferansta, Gazze çevresinde yaşanan siyasi olaylarla ilgilenmediklerini, bununla ABD Başkanı Donald Trump'ın savaşı sona erdirme planını kastettiklerini açıkladılar.

Gazze Şeridi'nin işgalini savunanlar, “Gazze Şeridi için tek gerçekçi planın İsrail'in burayı tamamen kontrol altına alması ve yerleşim yerlerini yeniden inşa etmesi olduğunu” iddia ediyorlar. Gazze'deki her binayı ve ev kalıntısını yerle bir eden ordunun mevcut operasyonlarını, kendi faaliyetleri için bir teşvik olarak görüyorlar.

Strook konuşmasında, “Mesele tek bir şeyle ilgili: topraklarımız üzerindeki hakkımızı tanıyıp tanımadığımız” dedi ve ekledi: “Kendimize şunu sormalıyız: Başbakanımız Binyamin Netanyahu, ABD Başkanı'na Gazze'nin bizim olduğunu söyledi mi?” Rotman ise şöyle dedi: “Savaştan öğrendiğimiz en önemli şey, her şeyin Netanyahu ile ilgili olmadığıdır. Ona toplumsal baskı uygulamalıyız.”

cdfgth
İsrailli yerleşimciler, Ağustos 2005'te Gazze'deki Netzarim yerleşiminden ayrılırken yürüyüş yapıyorlar (AP)

Savaşın başında Gazze'ye nükleer bomba atılması çağrısında bulunmasıyla bilinen Bakan Eliyahu, "Bu konferans, hükümet üzerinde kaçınılmaz olarak etki yaratacak ve istenen sonuçları elde edecek güçlü bir kamuoyu baskısının başlangıcıdır" ifadelerini kullandı.

Ona göre, “Gazze'deki gelişmeler, Amerikalıların (Hamas'ın) kendilerine karşı dürüst olmadığını ve iktidarı veya silahlarını bırakmak istemediğini keşfedeceklerini gösteriyor. Bu nedenle İsrail, Gazze'nin kontrolünü ele geçirmeye hazırlanmalı, ancak bu sefer sadece savaşı askeri olarak çözmekle kalmayıp, yerleşimcilerin haklarını geri vermeli ve onları Gazze'deki Gush Katif'e geri döndürmelidir.”

Bakan Shekli, “İsrail'in bu savaşta evlatlarının kanıyla elde ettiği kazanımlar, yüzeysel siyasi anlayışlarla heba edilmemeli, aksine yerleşimcilik gibi büyük bir Siyonist eylemle taçlandırılmalıdır. Bunun başlangıcının, bugün tamamen İsrail'in kontrolünde olan Kuzey Gazze Şeridi'nde olması gerektiğini" belirtti.

vfevfe
İsrailli yerleşimciler, Ağustos 2005'te Gazze'deki Netzarim yerleşiminden ayrılırken yürüyüş yapıyorlar (AP)

Bakan Yardımcısı Almog Cohen, konferansın başlığına itiraz ederek şunları söyledi: “Gazze'den sonraki günü istemiyorum. Şimdi gereken düşmanın ortadan kaldırılmasıdır. Öfkem henüz dinmedi ve sönmedi. Düşmandan daha fazla kan dökülmesini istiyorum (...) Araplar toprak kaybetmeli ki onları yendiğimizi anlasınlar.”

Bu yerleşim faaliyetinin, Doğu Kudüs ve Batı Şeria'daki İsrail yerleşim projelerinin yoğunlaştığı ve İsrail ordusunun himayesinde yerleşimcilerin Filistinlilere yönelik saldırılarının arttığı bir dönemde gerçekleştiği unutulmamalıdır.

Son günlerde, Eriha yakınlarındaki Ras Ein el-Auja'da evlerinin yakınlarına bir karakol kurulmasının ardından 100'den fazla vatandaş evlerini terk etmek zorunda kaldı.

Şarku’l Avsat Haaretz'den aktardığına göre güvenlik yetkilileri, ordunun 7 Ekim'den bu yana Batı Şeria'da Filistinlilere yönelik bin 720 yerleşimci saldırısı kaydettiğini; geçen yıl ise 845 olayın kaydedildiğini, bu olaylarda 200 kişinin yaralandığını ve 4 kişinin öldüğünü söyledi.

40 binden fazla konutun inşası onaylandı, 69 yerleşim yeri kuruldu ve mevcut yerleşim yerlerinin alanları iki katına çıkarılarak genişletildi.

İsrail hükümeti, bir bölgedeki çatışmayı körükleyerek başka bir bölgedeki faaliyetlerden dikkati dağıtmak gibi bilinen bir yöntemi izliyor; örneğin, Gazze savaşı sırasında Batı Şeria'da yerleşim genişletme ve yerinden etme operasyonları yürüttü. Bunun tam tersi de geçerli.


Filistinli bir yazarın katılmasına izin verilmemesinin ardından, Avustralya'nın önde gelen edebiyat festivali iptal edildi

Filistinli bir yazarın katılmasına izin verilmemesinin ardından, Avustralya'nın önde gelen edebiyat festivali iptal edildi
TT

Filistinli bir yazarın katılmasına izin verilmemesinin ardından, Avustralya'nın önde gelen edebiyat festivali iptal edildi

Filistinli bir yazarın katılmasına izin verilmemesinin ardından, Avustralya'nın önde gelen edebiyat festivali iptal edildi

Avustralya'nın en büyük yazarlar festivallerinden birinin organizatörleri, 180 yazarın etkinliği boykot etmesinin ardından bugün etkinliği iptal etti. Festival direktörü istifa ederek, Filistinli bir yazarı susturmaya ortak olmayacağını ve Sidney'deki toplu katliamın ardından protestoları yasaklama girişimlerinin ifade özgürlüğünü tehdit ettiği uyarısında bulundu.

Holokost'tan sağ kurtulan ebeveynleri olan Louise Adler, bugün yaptığı açıklamada, festival yönetim kurulunun Filistin kökenli Avustralyalı bir yazarın davetini iptal etme kararı almasının ardından, şubat ayında düzenlenecek Adelaide Kitap Festivali'ndeki görevinden istifa ettiğini söyledi.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre Filistinli romancı ve akademisyen Randa Abdul Fettah, bu kararın “utanç verici, bariz bir anti-Filistin ırkçılığı ve sansür eylemi” olduğunu belirtti.

Avustralya Başbakanı Anthony Albanese bugün 22 Ocak'ı, geçen ay Sidney'deki Bondi Plajı'nda bir Yahudi kutlaması sırasında meydana gelen silahlı saldırıda hayatını kaybeden 15 kişiyi anmak için ulusal yas günü ilan etti.

Polis, saldırganların militan grup DEAŞ'tan ilham aldığını söylüyor. Olay, ülke çapında antisemitizmle mücadele çağrılarına, eyalet ve federal hükümetlerin nefret söylemi yasalarını sıkılaştırma girişimlerine yol açtı.

Festival yönetim kurulu bugün yaptığı açıklamada, Randa Abdul Fettah'ın “Bondi olayından kısa bir süre sonra” edebiyat etkinliğine katılması, kültürel hassasiyetleri göz ardı ettiği gerekçesiyle davetini iptal etme kararının “bu felaketin acısını yaşayan topluma saygıdan” alındığını duyurdu. Yönetim kurulu açıklamasında, “Ancak bu karar daha fazla bölünmeye yol açtı ve bunun için içtenlikle özür dileriz” denildi.

Yönetim kurulu, festivalin gerçekleştirilmeyeceğini ve kalan yönetim kurulu üyelerinin görevlerinden istifa edeceğini duyurdu.

Avustralya medyası, Yeni Zelanda eski Başbakanı Jacinda Ardern, İngiliz yazar Zadie Smith, Avustralyalı yazar Kathy Lette, ⁠ve Pulitzer Ödülü sahibi Amerikalı yazar Percival Evert ile eski Yunanistan Maliye Bakanı Yanis Varufakis'in önümüzdeki ay Güney Avustralya'da düzenlenecek festivale katılmayacaklarını açıkladıklarını bildirdi.

Festival yönetim kurulu bugün, Randa Abdul Fettah'a “kararın sunulma şekli” nedeniyle özür diledi.

Açıklamada, “Bu, kimlik veya muhalefetle ilgili değil, Avustralya tarihinin en kötü terör saldırısının ardından ülkemizde ifade özgürlüğünün kapsamı konusunda ulusal söylemde yaşanan hızlı ve sürekli bir değişimle ilgilidir” denildi.

Adler daha önce The Guardian gazetesinde, konseyin kararının “ifade özgürlüğünü zedelediğini ve lobiciler ile siyasi baskılar kimin konuşma hakkına sahip olduğunu belirlediği, daha az özgür bir ulusu müjdelediğini” yazmıştı.


Suriye ordusu, sivilleri Halep kırsalındaki silahlı grupların mevzilerinden uzak durmaya çağırdı

Suriye ordusuna ait araçlar (SANA)
Suriye ordusuna ait araçlar (SANA)
TT

Suriye ordusu, sivilleri Halep kırsalındaki silahlı grupların mevzilerinden uzak durmaya çağırdı

Suriye ordusuna ait araçlar (SANA)
Suriye ordusuna ait araçlar (SANA)

Suriye Ordusu Harekat Komutanlığı bugün sivillere Halep'in doğu kırsalındaki silahlı grupların bulunduğu bölgelerden uzak durmaları çağrısında bulundu.

Suriye Haber Ajansı (SANA), Harekat Komutanlığı'nın “Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile Kürdistan İşçi Partisi (PKK) terörist milisleri ve rejim kalıntılarının bu bölgede güçlerini seferber etmeye devam etmeleri ve bu bölgenin Halep şehrini bombalayan İranlıların saldırılarının başlangıç noktası olması nedeniyle” kırmızı ile işaretlenen bölge, bu tarihten itibaren kapalı askeri bölge olarak kabul edilecektir."

xssfr
Suriye Ordusu Harekat Komutanlığı tarafından yayınlanan uyarı haritası (SANA)

Operasyon Komutanlığı yaptığı açıklamada, “Sivil halkımızı bu bölgedeki SDG mevzilerinden uzak durmaya çağırıyoruz. Bu bölgedeki tüm silahlı gruplar Fırat Nehri'nin doğusuna çekilmelidir... Hayatlarınızı kurtarın” ifadelerini kullandı.

Açıklama şu şekilde sona erdi: “Suriye Arap Ordusu, bu bölgede toplanan silahlı grupların burayı suç faaliyetleri için üs olarak kullanmasını önlemek için gerekli her şeyi yapacaktır.”