Avrupa, Ukrayna’yı Rusya’nın ‘barış ganimetleriyle’ yeniden inşa etmeyi düşünüyor

Avrupa Birliği Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Macaristan Başbakanı Viktor Orban ile görüştü (Reuters)
Avrupa Birliği Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Macaristan Başbakanı Viktor Orban ile görüştü (Reuters)
TT

Avrupa, Ukrayna’yı Rusya’nın ‘barış ganimetleriyle’ yeniden inşa etmeyi düşünüyor

Avrupa Birliği Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Macaristan Başbakanı Viktor Orban ile görüştü (Reuters)
Avrupa Birliği Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Macaristan Başbakanı Viktor Orban ile görüştü (Reuters)

Avrupalı ​​ortaklar arasında Rusya'ya karşı altıncı yaptırım paketinin uygulanması için yapılan müzakereler tökezlemeye devam ederken Avrupa Birliği (AB) bir girişim başlattı. AB Parlamentosu ve Komisyonu’nda Rusya’nın ve Kremlin’e yakın Rus oligarkların ABD ve AB ülkeleri tarafından uygulanan yaptırımlar nedeniyle dondurulan malvarlıklarına, gelirlerine ve mülklerine Ukrayna'nın savaş sonrası yeniden inşası için gerekli fon kaynağı oluşturmak amacıyla el konulması konusu görüşülüyor.
AB Komisyonu, yaptırımlar uygulanan kişilere ait lüks evler, gayrimenkuller ve yatların yanı sıra Rusya Merkez Bankası'nın Batılı finans kuruluşlarındaki hesaplarında bulunan 300 milyar euro olarak tahmin edilen parasına el konulması için gerekli yasal adımların atılması için en üst düzeylerde günlerdir aktif bir şekilde faaliyet gösteriyor. AB’nin girişimi, Rusya’nın Ukrayna’ya başlattığı işgalin neden olduğu ağır ekonomik kayıpları telafi etmek için ‘barış ganimeti’ olarak nitelediği Rusya’nın varlıklarını kullanmayı hedefliyor.
Girişim, muhafazakarlardan sosyalistlere, liberallerden yeşillere kadar Avrupa Parlamentosu'ndaki ana blokların üyeleri tarafından sunulurken AB Komisyonu’ndan Ukrayna'nın yeniden inşası ve korunması için (Putin'in hazinesinin) kullanılmasına izin veren net bir çerçeve için bir yasa taslağının acilen onaylanmasını istediler.
AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikaları Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, AB Parlamentosu’ndaki blokların söz konusu girişimi başlatmalarının ardından verdiği bir röportajda, ABD'nin daha önce Afganistan'a yönelik insani yardımları finanse etmek ve 11 Eylül terör saldırılarının kurbanlarına tazminat ödemek etmek için tahsis ettiği Afganistan Merkez Bankası’nın varlıklarıyla yaptığı uygulamanın benzerini AB’nin yapabileceğini belirterek, “Bu para elimizde ve biri bana bunun neden Afgan parası için kabul edilebilir olduğunu ve Rus parası için olmadığını açıklamalı” ifadelerini kullandı. Borrell, bugünlerde masadaki ana konulardan birinin Ukrayna’nın yeniden inşasını kimin finanse edeceği konusu olduğunun da altını çizdi.
AB’nin uyguladığı yaptırımların kapsadığı kişilerin listesinin, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'e yakın bin 100'den fazla üst düzey iş adamı, oligark, parlamenter ve yetkiliden oluşuyor. Bu kişilerin AB ülkelerindeki mal varlıkları donduruldu.
Öte yandan AB ve ABD, Ukrayna'yı işgal etmesi halinde ciddi ve kapsamlı yaptırımlarla karşı karşıya kalacağı yönündeki uyarılara rağmen geri adım atmayan Moskova’ya karşı yeni bir önlem olarak Rusya Merkez Bankası'nın ABD ve Avrupa bankalarındaki mal varlıklarını dondurma kararı aldılar.
Uzmanlar, Moskova'nın yaklaşık 600 milyar euro tutarındaki sabit döviz rezervlerinin yarısının kontrolünü kaybettiğini tahmin ediyorlar. Avrupa tarafından uygulanan yaptırımlar, kapsadıkları kişilerin AB ülkeleri içinde mal varlıklarını ve gayrimenkullerini elden çıkarmalarını yasaklasa da yaptırımlar kaldırıldığında ya da bu kişilerden bazılarının başvurduğu Avrupa Adalet Divanı (AAD) yaptırım listesinden çıkarılmalarına karar vermesi halinde yasak geçerliliğini yitiyor.
AB’nin, bu mal varlıklarına el koymaya karar vermesi halinde, mal varlıklarının mülkiyeti topraklarında bulunduğu ülkelere devredilir. Daha sonra yardım ve savaşta uğradığı zararı tazmin etmek için Ukrayna'ya tahsis edilecek.
AB Parlamentosu’nun girişimi, Dünya Bankası ve Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası’nın (EBRD) ön tahminlerinin Ukranya’nın altyapısını ve üretim kapasitelerini yok eden Rusya işgalinin şu ana kadar 550 milyar doların üzerinde zarara yol açtığını gösterdiğine işaret ediyor.
AB’li Parlamenterler, Ukrayna'da sosyal altyapının temelini oluşturan okul, hastane, müze gibi kamu tesislerinin yeniden inşası ve tahrip olan kültürel mirasın restorasyonu için söz konusu mal varlıklarına el konulmasına izin verecek gerekli yasal çerçevenin oluşturulmasını istiyorlar.
Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) uzmanlarına göre AB’nin girişimi, AB üyesi ülkeler tarafından beş milyondan fazla Ukraynalı mülteciye sağlanan ve 40 milyar dolar olduğu tahmin edilen insani yardımın maliyetini de göz ardı etmedi. AB Konseyi Başkanı Charles Michel, geçtiğimiz Perşembe günü Varşova'da Polonya ve İsveç tarafından düzenlenen bir bağış konferansında, AB üyesi ülkeler ve AB kurumlarının mültecilere ev sahipliği yapmak ve onlara yardım etmek için yaptıkları masrafların karşılanması için söz konusu mal varlıklarına el konulması fikrini önermişti.
Geçtiğimiz ay yapılan bir önceki konferansta 9 milyar euro toplanmıştı. Varşova’daki bağış konferansında ise 6 milyar euro topladığı bildirildi. Ukrayna devletinin şu anki temel giderlerinin aylık 5 milyar euro olduğu tahmin ediliyor.
AB’nin girişimini savunan Michel dün yaptığı açıklamada, “Sadece Rusların malvarlıklarının dondurulmasının değil, aynı zamanda bunlara el konulmasının ve Ukrayna'nın yeniden inşasının finansmanı için tahsis edilmesinin de son derece önemli olduğuna inanıyorum” şeklinde konuştu.



ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırısı nükleer ve balistik füze programlarının ötesinde

Görsel: Al Majalla
Görsel: Al Majalla
TT

ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırısı nükleer ve balistik füze programlarının ötesinde

Görsel: Al Majalla
Görsel: Al Majalla

Elie el-Kuseyfi

Beklenen oldu ve ABD ile İsrail'in Tahran rejimine karşı ortak saldırısı, Ortadoğu saatiyle dün sabah başladı. İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz, “İsrail Devleti İran'a önleyici bir saldırı başlattı” açıklamasını yaptıktan sonra, ABD’li yetkililer haber ajanslarına ve medya kuruluşlarına ABD’nin saldırıya katıldığını doğrulamaya başladı. İsrail televizyonu Kanal 13, İran’a yönelik saldırının İsrail ve ABD'nin ortak operasyonu olduğunu ilk duyuran medya organı oldu. Ardından ABD Başkanı Donald Trump, “İran'da büyük ve devam eden bir askeri operasyon başlattık” açıklamasını yaptı.

Şimdi ilki, son günlerde ve haftalarda ‘İran dosyası’ ile ilgili gelişmeleri gözden geçirmekle, ikincisi ise ABD ve İsrail'in İran'a saldırıdaki amaçlarıyla ilgili olan iki soru gündeme geldi. Saldırının kaçınılmaz olduğunu kesin olarak söylemek gerçekten mümkün müydü? Başka bir deyişle, son birkaç gün ve saat içinde elde edilen bilgiler saldırının kaçınılmaz olduğunu doğrulamak için belirleyici miydi, yoksa ‘ilerleme’ ve ‘atılımlardan’ söz edildikten ve önümüzdeki pazartesi günü Viyana'da teknik ekipler arasında bir toplantı yapılacağı duyurulduktan sonra perşembe günü Cenevre'de Washington ve Tahran arasında yapılan üçüncü tur müzakereler ‘askeri seçenek’ ihtimalini ortadan kaldırdı mı?

Aslında, İran tarafı en iyimser olan taraftı. Bu, gerçekliği veya İran'ın müzakerelerdeki gelişmeleri anlamasını yansıtmıyordu, daha ziyade bu müzakerelerle ve aşamanın genelindeki zorluklarla başa çıkmak için İran'ın izlediği bir stratejiydi. Tahran rejimi, dışişleri bakanının dikkatlice düşünülmüş ve defalarca tekrarlanan açıklamalarında ifade ettiği gibi, sürekli iyimserlik göstermeye karar vermiş gibi görünüyordu. Ancak Tahran, müzakerelerde olası tavizlerin üst sınırını belirlemiş gibiydi. Nükleer konuda taviz marjını genişletmiş olsa da özellikle Trump'ın görev süresi boyunca uranyum zenginleştirmeyi askıya alma fikriyle, ABD'nin sıfır zenginleştirme veya hatta ‘sembolik miktarda zenginleştirme’ şeklindeki müzakere tavizini kabul etmedi. ABD Özel Temsilcisi Steve Witkoff'un dediği gibi, bunun Washington için ne anlama geldiğini açıklamadan. Aynı zamanda Tahran, anlaşmayı ABD'nin İran'daki ekonomik kazançlarıyla ilişkilendirmeye çalışırken, en azından kamuoyu önünde, füze programı ve Tahran'a sadık bölgesel milisler konusunda müzakereye hazır olmadığını vurguladı.

Büyük ve devam eden askeri operasyon başladığına göre şu soru gündeme geldi: Operasyonun amacı, Tahran'a müzakerelerde büyük tavizler kabul etmesi için askeri baskı uygulamak mı yoksa rejimi istikrarsızlaştırmak, hatta belki de devirmek mi?

Öte yandan ABD tarafı müzakerelerin sonucuna sürekli şüpheyle yaklaşıyor gibi görünüyordu. ABD yönetimi içinde askeri harekete karşı çıkan ekibin lideri olan Başkan Yardımcısı J.D. Vance biraz daha iyimser olsa da askeri hareketi destekleyen ve Trump'ı Venezuela’ya saldırı düzenlemeye ikna eden ve daha sonra onu kendi ülkesi Küba'ya saldırı düzenlemeye ikna edebilecek olan Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun pazartesi günü ‘İran dosyasını’ görüşmek üzere İsrail'i ziyaret etmesi planlanıyor. Müzakere seçeneğine her zaman şüpheyle yaklaşan Rubio, sonunda Tahran'ın füze programını görüşmeyi reddetmesinin büyük bir sorun olduğunu söyledi. Her zaman Rubio'nun tutumuna yakın bir tutum sergiliyor gibi görünen ABD Başkanı Donald Trump, cuma akşamı yaptığı açıklamada, Tahran ile görüşmelerin gidişatından ‘memnun olmadığını’ söyleyerek, Tahran'ın nükleer silah elde etmesini engelleyecek kapsamlı bir anlaşma istediğini, aksi takdirde ‘başka seçenekler’ olacağını vurguladı. Kısa süre sonra, İsrail ve ABD’nin Tahran ve İran'ın çeşitli diğer bölgelerine ortak saldırı başlatacağını duyurdu.

xyjuk
Tahran'da meydana gelen patlamanın ardından gökyüzüne duman yükselirken yürüyen bir adam, 28 Şubat 2026 (AFP)

Ön bir sonuç çıkaracak olursak, Washington'ın müzakereleri, İran'ın önemli tavizler vererek müzakerelerde büyük bir ilerleme sağlanmadıkça veya İran rejimi ‘davranışını değiştirmeye’ istekli olduğunu göstermedikçe, askeri saldırı hazırlıklarını tamamlarken zaman geçirmek için bir araç olarak gördüğü sonucuna varabiliriz. Ya da rejim içten değiştirilseydi, ki bu uzak ve imkânsız görünüyordu ve sağlam ve aşılmaz ideolojik ve askeri yapıların üstesinden gelinmesini gerektiriyordu. Pratikte Trump, topu İran rejimine geri attı. Geçtiğimiz bahar altı tur süren ve geçtiğimiz haziran ayında 12 gün süren savaşla sona eren müzakerelerde Tahran'ı ‘yanıltan’ Trump, şimdi üçüncü tur müzakerelere sırtını dönüyor. Bu, İran rejiminin hazırlıklı olmadığı ve bunu bir başka aldatmaca olarak görmediği anlamına gelmiyor, zira rejim savaşa hazırlanıyordu ve savaşın yakın ve kaçınılmaz olduğunu düşünüyordu.

Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı analize göre İsrail-ABD ortak saldırısının hazırlıklarının yaklaştığını doğrulamak için önemli bir bilgiye dayanmamız gerekiyorsa, bu bilgi Trump'ın geçtiğimiz hafta yaptığı ‘Birliğin Durumu’ konuşmasında İran'ın ABD ve diğer ülkeleri tehdit edebilecek uzun menzilli füzeler geliştirdiğini belirtmesi olabilir. Trump, cumartesi sabahı Tahran'a saldırının başladığını duyurduğu konuşmasında bu açıklamayı tekrarladı. Bu açıklamalar, ABD Başkanı’nın saldırıyı başlatmak için milliyetçi bir Amerikan bahanesi bulduğu ve ‘İsrail'in yararına’ İran'a saldırı konusunda temkinli davranan ‘izolasyonist’ seslere karşı tutumundaki boşluğu doldurduğu anlamına geliyor.

İran rejimini devirmek mi?

Büyük ve devam eden askeri operasyon başladığına göre şu soru gündeme geldi: Operasyonun amacı, Tahran'a müzakerelerde büyük tavizler kabul etmesi için askeri baskı uygulamak mı yoksa rejimi istikrarsızlaştırmak, hatta belki de devirmek mi? Ya da CNN'in öne sürdüğü gibi ‘rejimi önemli ölçüde zayıflatmak’ mı?

Trump'ın İran halkına hükümetlerini kontrol altına almaları çağrısı ve Netanyahu'nun askeri harekatın İran halkının ‘kaderini kontrol etmesini’ sağlayacak koşulları yaratacağı yönündeki açıklaması, mevcut askeri harekat için çok yüksek ve eşi benzeri görülmemiş bir siyasi tavan belirledi.

ABD-İsrail saldırısının hızının hızlı, ölçeğinin büyük ve uzun soluklu olduğu kesin. Reuters'a konuşan ABD’li bir yetkili, ABD ordusunun İran'a karşı birkaç gün sürecek bir askeri operasyon düzenlemesinin beklendiğini söyledi. Tahran ve Tebriz, Dezful, Hark Adası, Nihavend ve Kongur dahil olmak üzere birçok İran şehri hedef alındı. Medya raporlarında, kıyı şehri Buşehir'in de saldırıya uğradığı belirtiliyor, ancak buradaki nükleer santralin hasar görüp görmediği belli değil. İsrail Yayın Kurumu, İran'a yönelik saldırıların balistik füze tesisleri (özellikle ülkenin batısında) dahil olmak üzere askeri tesisleri hedef aldığını açıklarken, İsrailli bir yetkili “Hamaney dahil tüm İran rejimi hedef alındı ve İran gündüz saatlerinde gerçekleştirilen saldırı karşısında çok şaşırdı” ifadelerini kullandı.

sdcvdfv
Tahran'daki Vali Asr Meydanı'nın ortasında sergilenen İran'ın Dini Lideri Ali Hamaney'in resminin bulunduğu bir reklam panosu, 13 Temmuz 2025 (AFP)

Askeri operasyonun hedeflerinin İran coğrafyasının tamamında önemli ve ‘kapsamlı’ olduğunu doğrulayan somut gerçeklerin yanı sıra, Trump'ın İran halkına “artık size yardım etmeye hazır bir başkanınız var” diyerek hükümeti ele geçirmeleri çağrısı yapması ve Netanyahu'nun ABD-İsrail operasyonunun İran halkının ‘kaderini kontrol etmesini’ sağlayacak koşullar yaratacağı yönündeki açıklaması, Tahran rejimine karşı yürütülen mevcut askeri operasyona çok yüksek ve daha önce benzeri görülmemiş bir siyasi tavan belirledi ve operasyonun asıl amacının rejimi devirmek ya da ‘yukarıdan’ yani, rejimin liderliğini ve siyasi ve askeri aygıtının kilit üyelerini hedef alarak, belki de rejimin liderlik yapısı zayıflatıldıktan sonra İran içindeki muhalefetin önderliğinde ikinci bir aşamaya zemin hazırlayarak devirmeye çalışmak olduğu yönünde önemli spekülasyonlara yol açtı.

Ancak Trump, dün sabah yaptığı konuşmada, İran rejimini ‘dünyanın önde gelen terörizm destekçisi’ olarak nitelendirerek ‘tarihi bir yargılama’ gerçekleştirdi. 1979 yılında ABD’nin Tahran Büyükelçiliği’nin ele geçirilmesi ve ABD’li onlarca rehinenin 444 gün boyunca alıkonulması, 1983 yılında Beyrut'taki deniz piyade kışlasının bombalanması sonucu 241 Amerikan askerinin öldürülmesi, Irak'ta İran destekli güçlerin öldürülmesi ve yüzlerce Amerikan askerinin yaralanması olayların yanı sıra milislerinin Ortadoğu'daki kuvvetlerimize yönelik devam eden saldırıları hatırlatan Trump, devam eden askeri harekat için öncelikle Tahran'ın ABD'ye ulaşacak füzeler geliştirdiği yönündeki suçlamasını yaparak İran rejiminin oluşturduğu acil tehditleri ortadan kaldırıp Amerikan halkını savunmak, İran füzelerini ve tüm füze endüstrisini yok etmek, deniz filosunu ortadan kaldırmak ve milislerinin bölgeyi veya dünyayı istikrarsızlaştırmasını veya ABD güçlerine saldırmasını engellemek şeklinde doğrudan hedefler belirledi.

Savaş henüz başlangıç aşamasında. ABD’li bir yetkili de “uzun bir askeri operasyonun başlangıcındayız” açıklamasında bulundu. Bu savaş sürprizlerle ve cevapsız sorularla dolu olabilir.

Dolayısıyla Amerikan saldırı hedeflerinin listesinin genişlemesi, özellikle devam eden ABD-İsrail askeri operasyonu ve İran'ın DMO tarafından açıklanan Kuveyt, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Katar, Bahreyn ve Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’ndeki (IKBY) birkaç Amerikan üssünü hedef alarak gerçekleştirdiği misilleme çerçevesinde ‘rejim değişikliği’ hakkındaki spekülasyonları biraz erken hale getiriyor. Şu anda savaşın, çatışmanın veya ‘askeri operasyonun’ nasıl gelişeceği sorusu yanıt arıyor. İran rejimi darbeleri ne ölçüde absorbe edebilecek ve sütunlarını ve imajını ne kadar koruyabilecek? İran'ın tepkisi nasıl gelişecek? Şimdiye kadar, Tahran'ın dün sabah başlayan ‘önleyici saldırıya’ misilleme olarak coğrafi kapsamını genişlettiği görülüyor. İran medyası, ülke içindeki askeri hedefleri vuran saldırılar sonucunda binlerce Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) üyesinin öldüğünü ve yaralandığını bildiriyor ve bu durum İran'ın tepkisinin ölçeğini ve hızını etkiliyor. Ancak, ‘savaş alanındaki’ gerçek durum hakkında bilgi eksikliği nedeniyle, tüm bunlar spekülasyondan ibaret kalıyor. Öte yandan İsrail savunma sistemi, özellikle de Demir Kubbe, bu yeni sınavında İran'ın füze saldırılarını ne ölçüde absorbe edebilecek? Trump, ABD'nin bölgedeki personelinin maruz kaldığı riskleri en aza indirmek için mümkün olan her adımı attığını söyledikten sonra, aynı soru bölgedeki ABD üsleri için de geçerli.

dvfrtg
Sirenler çalarken Kudüs'te bir caddede koşan bir adam, 28 Şubat 2026 (AFP)

Savaş henüz başlangıç aşamasında. ABD’li bir yetkili de “uzun bir askeri operasyonun başlangıcındayız” dedi. CNN’e konuşan üst düzey yetkili, ABD'nin aralıklı ve dozu artan bir dizi saldırı planladığını, her turun bir ila iki gün süreceğini ve hasarı yeniden değerlendirmek ve ölçmek için ara verileceğini söyledi.

Dolayısıyla, bu savaş sürprizlerle ve cevapsız sorularla dolu olabilir. Donald Trump, askeri danışmanlarından birinin kendisine bildireceği büyük bir sürprize hazırlanmaya başlamış olabilir, ancak İran’ın Dini Lideri Ali Hamaney'in başarılı bir şekilde suikast sonucu öldürüldüğü haberini getirmeyen hiçbir sürpriz, duyurulmaya değer olmayacak. Trump ‘hediyesini’ alacak mı, almayacak mı? Bu, belki de savaşın en önemli ve en garip sorularından biri!


Pakistan ve Afganistan, uluslararası toplumun sükûnet çağrısına rağmen gerginliği artırmaya devam ediyor

Pakistan ordusuna ait bir tank, Pakistan-Afganistan sınırındaki Chaman’da, 27 Şubat 2026 (AFP)
Pakistan ordusuna ait bir tank, Pakistan-Afganistan sınırındaki Chaman’da, 27 Şubat 2026 (AFP)
TT

Pakistan ve Afganistan, uluslararası toplumun sükûnet çağrısına rağmen gerginliği artırmaya devam ediyor

Pakistan ordusuna ait bir tank, Pakistan-Afganistan sınırındaki Chaman’da, 27 Şubat 2026 (AFP)
Pakistan ordusuna ait bir tank, Pakistan-Afganistan sınırındaki Chaman’da, 27 Şubat 2026 (AFP)

Pakistan ordusu, cuma gününden itibaren devam eden sınır ötesi saldırılara yanıt olarak, komşu Afganistan’ın derinliklerindeki daha fazla askeri tesisi hedef alan yeni hava saldırıları düzenledi. Operasyonlar, gece saatlerinden cumartesi sabahının ilk saatlerine kadar sürdü. Pakistan, saldırılarını ‘açık savaş’ ilan ettikleri komşusuna karşı yürütülen bir misilleme olarak nitelendirdi. Afganistan ise egemenliğinin ihlal edildiğini belirterek durumu protesto ederken, diyaloğa hâlâ açık olduklarını vurguladı ve çatışmanın genişlemesinin yaratabileceği olumsuz sonuçlara dikkat çekti.

sddrf
Afganistan ile yaşanan çatışmalara dair haberleri gazetelerden takip eden Pakistanlılar, Peşaver, 27 Şubat 2026 (AP)

İslamabad, Afganistan’ı, Pakistan’da saldırılar düzenleyen silahlı gruplara ev sahipliği yapmakla suçluyor; Taliban hükümeti ise bu iddiaları reddediyor. Pakistan Savunma Bakanı Khavaja Muhammed Asıf cuma günü X hesabından yaptığı paylaşımda, “Sabrımız tükendi. Artık aramızda açık bir savaş var” dedi. Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif de yaptığı açıklamada, “Güçlerimiz, herhangi bir saldırgan girişimi ezmek için gereken tüm kapasiteye sahip” ifadesini kullandı.

Pakistan Enformasyon Bakanı Attaullah Tarar ise dün yaptığı açıklamada, Afganistan içindeki operasyonlar sırasında 331’den fazla Afgan güvenlik görevlisinin öldüğünü, 500’den fazlasının ise yaralandığını belirtti. Tarar ayrıca, Pakistan’ın 102 Afgan noktasını imha ettiğini, 22 noktayı ele geçirdiğini ve 37 bölgede 163 tank ve zırhlı aracı yok ettiğini açıkladı.

vfrg
Afganistan’ın Nangarhar vilayetinde Afganistan ile Pakistan arasındaki Torkham Sınır Kapısı’nı koruyan Taliban güvenlik güçleri, 27 Şubat 2026 (AFP)

Afganistan Hükümeti Sözcü Yardımcısı Hamdullah Fıtrat, Afgan güçlerinden yüzlerce kişinin öldüğü veya yaralandığı iddialarını ‘gerçeğe aykırı’ olarak nitelendirerek reddetti. Fıtrat, Pakistan’ı Baktika, Host, Konar, Nangarhar ve Kandahar vilayetlerindeki sivil bölgeleri, ayrıca Torkham ve Kandahar’daki mülteci kamplarını hedef almakla suçladı. Açıklamasına göre 52 kişi yaşamını yitirdi, çoğu kadın ve çocuk olmak üzere 66 kişi de yaralandı.

Birleşmiş Milletler (BM) X platformunda yaptığı paylaşımda, Afganistan’ın bazı büyük şehirlerinin cuma günü Pakistan ordusu tarafından bombalandığını ve bu yeni adımın, zaten Taliban yönetiminin sıkı kontrolü altında yaşayan siviller için endişe kaynağı olduğunu bildirdi.

Resmî Pakistan medyası, Pakistan Hava Kuvvetleri’nin Doğu Afganistan’ın farklı bölgelerindeki başlıca askeri tesislere yönelik operasyonlar gerçekleştirdiğini duyurdu. Yetkililer, ülkenin kuzeybatısındaki Torkham Sınır Kapısı’na yakın bölgelerde yaşayan yüzlerce sivilin kaçtığını belirtti.

Afganistan Savunma Bakanlığı ise cuma gecesinden cumartesiye kadar Miramşah ve Spinwam’daki Pakistan askeri üslerini hedef aldıklarını, askeri tesisleri imha ettiklerini ve ciddi kayıplar verdirdiklerini açıkladı. Bakanlık, bu saldırıların, Pakistan’ın sürdürdüğü hava operasyonlarına misilleme niteliğinde olduğunu vurguladı.

Bölgedeki ordu sözcüsü Vahidullah Muhammedi’nin AFP’ye verdiği bilgiye göre Afganistan yönetimi, Celalabad’da bir Pakistan savaş uçağını düşürdüklerini ve pilotunu esir aldıklarını iddia etti.

İslamabad ise haberi yalanladı. Pakistan Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Tahir Hüseyin Andrabi, AFP’ye yaptığı açıklamada, “Bu asılsız ve gerçekle ilgisi olmayan bir iddia” dedi.

ABD, X platformunda yayınlanan bir paylaşımda, Pakistan’ın Taliban saldırılarına karşı kendini savunma hakkını desteklediğini duyurdu. Paylaşımı ABD Dışişleri Bakanlığı yetkilisi Allison Hooker yaptı.

cevf
Pakistan ordusuna ait bir tank, Pakistan-Afganistan sınırındaki Chaman’da, 27 Şubat 2026 (AFP)

Avrupa Birliği (AB) de dün, Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas aracılığıyla tüm taraflara ‘düşmanca eylemleri sona erdirme’ çağrısında bulundu. Bu çağrı, sınır ötesi saldırılar ve hava operasyonlarını da kapsıyor. Söz konusu saldırıların bölge için ciddi sonuçlar doğurabileceği uyarısı yapılıyor.

Kallas, “AB, Afgan topraklarının başka bir ülkeye saldırı veya tehdit için kullanılmaması gerektiğini yeniden vurguluyor ve fiilen iktidarda bulunan Afgan otoritelerinden, Afganistan’da faaliyet gösteren veya buradan operasyon yürüten tüm terörist gruplara karşı etkili önlemler almasını talep ediyor” dedi. Çatışmalar, Çin, Birleşik Krallık, BM ve Uluslararası Kızılhaç Komitesi (ICRC) tarafından da endişeyle takip ediliyor.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Afganistan Özel Temsilcisi Zamir Kabulov, Pakistan ve Afganistan’ı karşılıklı saldırıları derhal sonlandırmaya ve anlaşmazlıkları diplomatik yollarla çözmeye çağırdı.

Kabulov cuma günü Sputnik’e yaptığı açıklamada, “Karşılıklı saldırıların en kısa sürede durdurulmasını ve anlaşmazlıkların diplomatik yollarla çözülmesini destekliyoruz” dedi. Ayrıca, Pakistan ve Afganistan taraflarının talebi olması durumunda Rusya’nın arabuluculuk hizmeti sunmayı değerlendireceğini vurguladı.

dfvfd
Chaman’daki Pakistan-Afganistan sınırında devriye gezen Pakistan askerleri, 27 Şubat 2026 (AFP)

Çin ise tarafları diyaloga davet etti. Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mao Ning cuma günü Pekin’de yaptığı açıklamada, “Komşu ve dost bir ülke olarak Çin, çatışmanın tırmanmasından ciddi şekilde endişelenmekte ve yaşanan can kayıpları ve yaralanmalar nedeniyle derin üzüntü duymaktadır” dedi.

Mao, anlaşmazlıkların diyalog yoluyla çözülmesi gerektiğini belirterek, derhal ateşkesin uygulanmasını talep etti. Mao, Pekin’in taraflar arasında özel kanalları aracılığıyla arabuluculuk yaptığını ve gerilimi azaltmak için ‘yapıcı bir rol’ üstlenmeye hazır olduğunu bildirdi.


Pentagon, İran'ın karşılık vermesi sonucu hiçbir Amerikalının öldürülmediğini açıkladı

Tahran'da meydana gelen patlamanın ardından yükselen duman bulutları (AFP)
Tahran'da meydana gelen patlamanın ardından yükselen duman bulutları (AFP)
TT

Pentagon, İran'ın karşılık vermesi sonucu hiçbir Amerikalının öldürülmediğini açıkladı

Tahran'da meydana gelen patlamanın ardından yükselen duman bulutları (AFP)
Tahran'da meydana gelen patlamanın ardından yükselen duman bulutları (AFP)

ABD Ortadoğu Komutanlığı (CENTCOM) dün yaptığı açıklamada, Tahran'a yönelik saldırıların ardından güçlerinin "yüzlerce İran füzesi ve insansız hava aracı (İHA) saldırısına karşı başarıyla savunma yaptığını" ve Tahran'ın yanıtının herhangi bir Amerikan kaybına yol açmadığını duyurdu.

Açıklamada ayrıca, "ABD tesislerinde hasarın sınırlı olduğu ve operasyonları etkilemediği" ifade edildi.

ABD ordusu dün, İran'a yönelik saldırısında kamikaze İHA’ları kullandığını duyurdu. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre bu, dünyanın en güçlü ordusunun Ukrayna ve Rusya arasındaki çatışmada önemli ölçüde kullanılan bir teknolojiyi ilk kez benimsediğini gösteriyor. ABD Merkez Komutanlığı, X web sitesinde yayınlanan, "ABD askeri savaşında ilk kez, Akrep Taarruz Görev Gücü düşük maliyetli, tek kullanımlık saldırı insansız hava araçları kullandı" ifadeleri yer aldı.