Teknoloji balonu patlıyor mu?

Teknoloji piyasalarındaki sarsıntı akla Silikon Vadisi masa oyununu getirdi (AP)
Teknoloji piyasalarındaki sarsıntı akla Silikon Vadisi masa oyununu getirdi (AP)
TT

Teknoloji balonu patlıyor mu?

Teknoloji piyasalarındaki sarsıntı akla Silikon Vadisi masa oyununu getirdi (AP)
Teknoloji piyasalarındaki sarsıntı akla Silikon Vadisi masa oyununu getirdi (AP)

Karantina önlemlerinin e-ticarete ilgiyi artırmasıyla büyük kazanç sağlayan teknoloji şirketleri, pandemiden elde ettikleri kazancı hızla kaybediyor. Küresel piyasalarda dalgalanmalar sürerken, teknoloji piyasası da son günlerde büyük kayıplar verdi.
S&P 500 endeksi FED’in faiz artırımını duyurduğu 4 Mayıs’tan sonraki üç işlem günü içinde yüzde 7 düştü. Ağırlıklı olarak teknoloji şirketlerinin kayıtlı olduğu Nasdaq 100 de aynı aralıkta yaklaşık yüzde 10 değer kaybetti. Teknoloji devlerinin o zamandan beri yaşadığı kayıp 1 trilyon doları aştı. 
Nasdaq, nisan ayında 2008'den bu yana en kötü ayını geçirdi. Birçok teknoloji firması, pandeminin ilk dönemlerinde elde ettikleri kazancı kaybetme riskiyle karşı karşıya.
Bu sırada çip krizi nedeniyle otomotiv sektöründe fiyatlar artışa geçti ve büyük markalar otomobillerinde bazı özellikleri kullanmaktan vazgeçti.
Independent Türkçe'den Çağla Üren'in analiz göre, kripto para piyasası ise son yılların en büyük depremiyle yüzleşiyor. Bitcoin'in fiyatı, Temmuz 2021'den bu yana ilk kez 31 bin doların altına geriledi. Düşüş eğilimi Ethereum ve diğer kripto paralarda da etkisini sürdürdü. Bitcoin şu anda 31 bin civarında seyrederken Ethereum da 2 bin 300 dolar civarında.
Uzmanlara göre teknoloji piyasalarındaki sarsıntılar, çeşitli faktörlerden kaynaklanıyor. Bunlar arasında ABD Merkez Bankası’nın (FED) faiz oranlarını artırması, artan enflasyonun tüketici talebi üzerindeki etkisi, tedarik zincirindeki aksamalar, Rusya-Ukrayna Savaşı, Çin’deki koronavirüs karantinası ve bunların yarattığı ekonomik kriz korkusu var.

Netflix’ten Amazon’a, teknoloji devleri kan kaybediyor
Silikon Vadisi'ndeki yeni şirketler çalışanlarını işten çıkarırken, piyasalardaki düşüş en güvenli "siperleri" bile etkiledi. Ocak ayında 3 trilyon dolarlık piyasa değerine sahip Apple, bu hafta pazartesi gününü 2,5 trilyon dolarla kapadı. Microsoft, Amazon, Tesla ve Alphabet bu yıl değerlerinin yüzde 20'sinden fazlasını kaybetti. Netflix’in değer kaybı ise yüzde 70’i gördü.
Jeff Bezos’un Amazon’unun hisseleri pandeminin ilk dönemine, Şubat 2020'deki değerine geri döndü. Bu da karantina önlemleri sırasında tüketicinin yoğun ilgisini toplayan teknoloji firmalarının pandemiden elde ettikleri kazancı kaybetme riskiyle karşı karşıya olduğu anlamına geliyor.
Bu yıl piyasa değeri yüzde 40 oranında düşen Facebook da çalışanlarına son dönemde işe alımları donduracağını bildirdi. Analistler, bunun teknoloji endüstrisindeki genel personel sayısında keskin bir düşüş anlamına gelebileceğini düşünüyor.

Dot-com çöküşü tekrarlar, balon yeniden patlar mı?
Bu arada teknoloji meraklıları 2000’lerdeki dot-com balonu patlamasının tekrarlanmasından endişeli.
1990’larda teknolojinin gelişmesiyle dijital dünya hem girişimcilerin, hem de yatırımcıların büyük ilgisini çekiyordu. Üzerine bir de internetin devreye girmesi tüm bu eğilimin hızını, önü alınamaz şekilde artırmıştı.
Bu ilgiyle birlikte teknoloji sektöründe yatırım balonu oluşmuştu. Ancak 2000’de başında balon Nasdaq’ta büyük bir çöküşle patladı. Ufak şirketlerin hemen hepsi yok oldu, büyüklerse büyük darbe aldı. Örneğin, Amazon’un hisseleri 107 dolardan 7 dolara kadar geriledi.
2004’te sektör yeniden temellerini attı, Facebook gibi şirketler hizmete başladı ve kısa süre sonra sektör yeniden büyüdü.
10 yıldan uzun süredir, bazı yatırımcılar 2000’i hatırlatan bir çöküşün gelip gelmediğini merak ediyor. Öte yandan analistlere göre piyasalarda bugünkü gerileme henüz bu türden bir felakete dönüşme belirtisi göstermiyor.
ABD’li yatırım firması Sapphire Partners'ın erken aşamadaki risk sermayesi şirketlerine yatırım yapan ortağı Beezer Clarkson, "Henüz hiçbirimiz bu gerileme nedeniyle daha az şirketin kurulduğunu gösteren bir veri almadık" dedi:
"İnsanlar inovasyon yapmamayı veya şirket kurmamayı seçseydi bu çok endişe verici bir işaret olurdu. Bu yüzden durumu yakından izlemeye devam ediyoruz."
Clarkson, yatırımcıların yeni kurulan şirketlere yatırım yapmaktan vazgeçmek yerine, şirketlere daha eleştirel baktığını ve onlardan fonlarını daha verimli kullanmalarını istediğini aktardı:
"O kadar da korkunç olması gerekmeyen bir argüman üretebilirsiniz."
Danışmanlık firması Richard Bernstein Advisors'ın yatırımdan sorumlu başkan yardımcısı Dan Suzuki de, "Henüz teknoloji ve inovasyon odaklı önemli yatırım ürünlerinden vazgeçildiğini duymadım" dedi.
Bloomberg’e konuşan konuşan Suzuki’ye göre balonun patladığını gösteren en önemli işaretlerden biri teknolojinin medyadaki yerini kaybetmesi olurdu. "Bu kesinlikle olmadı" diyen Suzuki, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Aslında, teknoloji şu anda iş medyasının odaklandığı tek şey."

FED kararı, yatırımcıyı nasıl etkiledi?
FED Başkanı  Jerome Powell, 4 Mayıs’ta yaptığı açıklamada politika faizini 50 baz puan artırdıklarını duyurmuştu. Böylece 2018’den beri ikinci kez faiz artıran FED üyeleri, 2022 içinde 4 faiz artışı daha öngörüyor.
Uzmanlara göre faiz oranlarındaki artış ve enflasyon beklentisi zaten bir süredir vardı. Ancak Powell’ın açıklamasından kısa süre sonra yatırımcılar, ekonominin karanlık günler geçirebileceği endişesiyle riskli gördükleri teknoloji hisselerini elden çıkarmaya başladı.
Nasdaq’daki deprem Asyalı teknoloji firmalarını da etkiledi. Hafta başında Çinli teknoloji firmalarının Hong Kong'da listelenen hisseleri de düştü. Tencent yüzde 2,29, Alibaba yüzde 4,81 ve NetEase yüzde 1,91 düşüş kaydetti. Hang Seng Tech endeksi 10 Mayıs Salı gününü yüzde 3,22 düşüşle kapattı.
Avustralya merkezli yatırım firması AMP Capital’ın yatırım stratejisi başkanı Shane Oliver, gelişmeleri, "Teknoloji sektöründe kendime fazla güvenmiyorum" diye yorumladı:
"Döngüsel şirketlerdeki hisse senetlerini, enerji hisselerini ve endüstrilerini tercih etme eğilimindeyim."

Rusya-Ukrayna savaşı ve Çin’deki kısıtlamalar
CNBC’nin aktardığına göre enflasyon tehdidinin yatırımcıları ekonominin enerji ve finansal hizmetler gibi daha güvenli görülen alanlara yöneltmesinden dolayı teknolojiden uzaklaşma aslında 2021'in sonlarında başlamıştı.
Şubatta Rusya-Ukrayna savaşının başlamasıyla sektöre bir darbe daha geldi. Bu da enerji fiyatlarının yükselmesine neden oldu. Çin’in Şanghay’daki karantina uygulaması da dünyanın birçok yerinde tedarik zincirlerinin zayıflayacağı endişesini artırdı.
Çin'in teknoloji merkezi Shenzhen, yaklaşık bir aydır devam eden karantinadan çıkarken, dünyanın en büyük konteyner limanına ev sahipliği yapan Şanghay, 28 Mart'tan bu yana karantinada. Şanghay sakinleri sert karantina tedbirlerini tencere tavalarla protesto ediyor:

Bu arada her 5 konteyner gemisinden biri şu anda dünyanın farklı bölgelerindeki limanlarda mahsur kalmış durumda ve birikmiş iş yükünün yüzde 30'u Çin'e ait.
Uzmanlar, limanlardaki sorunların şirketler için artan maliyet ve tüketiciler için de artan enflasyon anlamına geldiğini söylüyor. Tedarik zinciri Supply Wisdom'ın baş risk sorumlusu John Bree, "Şirketler paniğe kapılmaya başlıyor. Aşağı yönlü etki geliyor ve ağır olacak" diyor:
"Rusya-Ukrayna savaşıyla birlikte son Çin karantinaları çok ağır bir yük. Küresel kaos, bozulmayı daha da şiddetlendirecek ve enflasyonu yeni bir düzeye çıkaracak."
"Dolar yükselirken yatırımcı riskten kaçıyor, hisse ve kripto satıyor"
FED’in politika faizlerini 50 baz puan artırmasının ardından ABD dolarının değeri ve ABD tahvillerinin getirileri yükselmeye devam etti.
Yüksek enflasyonun süreceği yönündeki öngörüler de piyasadaki risk beklentisinin devam etmesine sebep oldu. Risk beklentisinin yüksek olması ise riskli varlıklar olarak görülen kripto paraların değerini düşürdü.
Aracılık firması XM’de görev alan Marios Hadjikyriacos, The Guardian’a yaptığı açıklamada, "Güçlü ABD dolarını durduracak bir şey yok" ifadelerini kullandı:
"Hisse senedi piyasalarındaki stres, küresel ekonomide eşzamanlı yavaşlama endişesi ve ABD getirilerindeki amansız yükseliş, rezerv para birimine talebi artırmaya devam ediyor."
Analistler bu noktada Bitcoin, Ethereum ve diğer kripto paraların Nasdaq ve S&P 500 endeksiyle korelasyonunun son aylarda zirveye çıktığına dikkat çekiyor. Bu da kripto para piyasasının ABD borsalarındaki teknoloji hisseleriyle paralel hareket ettiğini düşündürüyor.
Buna göre kripto para satın alan birçok kurumsal yatırımcı, bunları teknoloji hisselerine benzer şekilde risk varlıkları olarak görüyor.
Singapur merkezli kripto borsası Vauld'un CEO'su Darshan Bathija, "Yükselen enflasyon korkuları ışığında, çoğu yatırımcı riskten kaçınma yaklaşımı benimsedi" diyor ve ekliyor:
"Riski azaltmak için hisse senedi ve kripto satıyorlar."

Stablecoin'lerin dolardan ayrılması endişeyi büyüttü
Kripto piyasasındaki depremin zirve noktalarından biri de TerraUSD (UST diye de bilinir) diye bilinen popüler stablecoin'in fiyatının dolardan ayrılması oldu.
Stablecoin, itibari para birimi veya altın gibi bir rezerv varlığa sabitlenmiş bir kripto para birimi. Stablecoin’ler istikrar ve güvenilirliği sayesinde, kripto piyasasına girmek ve çıkmak için erişilebilir bir yol sunuyor.
Dolayısıyla dolara endeksli bu coinlerin hedefi her zaman 1 dolar civarında bir değere sahip olmak. Ancak TerraUSD talep düşüşü nedeniyle 1 dolarda tutunamadı. Para birimi, kripto piyasasındaki oynaklık hafta sonu boyunca sürerken dolardan ayrıldı.
Cumartesi günü TerraUSD'nin dolara ve istikrarını korumasında rol oynayan ekosistemin yönetişim tokeni LUNA’ya karşı sabitlenmesini kaybetmeye başladı ve 24 saatte yüzde 15 düştü.

Kripto düşüşü sırasında ne yapmalı?
Diğer yandan, Bitcoin uygulamaları geliştiren Hiro'nun CEO'su Alex Miller, piyasadaki oynaklığın spekülasyondan kaynaklandığına inanıyor:
"Bitcoin çok spekülatif olduğu için fiyatı ve kripto piyasasının geri kalanı genel piyasalarla birlikte düşüyor."
Miller’a göre ayı piyasasına hazırlanmak için yapılacak en önemli şey, dengeli bir portföyü sürdürmek. Fiyatların uzun süre düşüş trendini izleyeceği beklentisine "ayı piyasası" adı veriliyor.
Reuters’a konuşan Millet sözlerini şöyle sürdürüyor:
"Kriptoda kış beklentisini göze alamayacağınız varlıklara aşırı yatırım yapmamak gerek."

Çip krizi otomotivi vurdu
Otomotivden elektroniğe, savunma sanayisinden bilişime pek çok sektör için ciddi bir sıkıntı olan global çip krizi de son bir yıldır yoğun olarak hissediliyor. En genel kanıya göre krizin sorumlusu olarak pandemi gösterilse de, aslında arka planda pek çok farklı faktör yer alıyor. Bunlar arasında çip üreticilerinin otomotiv üreticilerini tatmin edecek kadar üretim sahasına sahip olmaması da var.
Çip krizi ve tedarikte yaşanan sıkıntılar nedeniyle 2022’nin ilk çeyreğinde otomotiv ihracatı ve üretiminde azalma görüldü. Bu da sıfır araçların fiyatlarının artmasına neden oldu.
Bu arada ABD’li otomobil devi Ford, çip sıkıntısı nedeniyle Michigan'daki Flat Rock tesisinde üretimi durdurma kararı aldı. Japon otomobil firması Toyota da gelecek haftadan itibaren Japonya içi 8 tesisindeki 14 üretim bandını 6 günlük süreyle durduracağını duyurdu.
Krizi gözler önüne seren bir diğer haber de Alman otomobil üreticisi BMW’den geldi. Şirketten gelen açıklamada bazı araçların çip krizi nedeniyle Android Auto veya Apple CarPlay desteği olmadan teslim edileceği belirtildi.
Tesla ise son modellerin USB bağlantısına sahip olmayacağını bildirdi. Elektrikli otomobil firması, Elon Musk’ın Twitter’ı satın alma anlaşmasının ardından zaten 126 milyar dolar değer kaybetmişti.
Kaynaklar: CNBC, Washington Post, Webrazzi, Bloomberg, Fortune, The Guardian, Wall Street Journal



Elon Musk, 7 bin 500 yeni Starlink uydusu için izin aldı

Starlink uydularının güzergahları (NASA Bilimsel Görselleştirme Stüdyosu)
Starlink uydularının güzergahları (NASA Bilimsel Görselleştirme Stüdyosu)
TT

Elon Musk, 7 bin 500 yeni Starlink uydusu için izin aldı

Starlink uydularının güzergahları (NASA Bilimsel Görselleştirme Stüdyosu)
Starlink uydularının güzergahları (NASA Bilimsel Görselleştirme Stüdyosu)

Elon Musk'ın SpaceX şirketi, uzay tabanlı internet ağını genişletmek için 7 bin 500 adet daha Starlink uydusu fırlatma izni aldı.

ABD Federal İletişim Komisyonu (FCC) ayrıca, şirketin geniş bant ve mobil hizmetlerini dünyanın daha fazla bölgesine yaymasına imkan sağlayacak Gen2 uydularına yönelik yükseltmeleri de onayladı.

ABD düzenleyici kurumu yaptığı açıklamada, "Bu izin kapsamında SpaceX, toplam uydu sayısını dünya çapında 15 bine çıkaracak şekilde 7 bin 500 adet daha Gen2 Starlink uydusu inşa etme, konuşlandırma ve işletme yetkisine sahip oldu" dedi.

Bu genişleme, SpaceX'in gelişmiş mobil ve uzaydan ek kapsama alanı da dahil yüksek hızlı, düşük gecikmeli internet hizmetini küresel olarak sunmasını sağlayacak.

Dünyanın en zengin insanı, halihazırda alçak Dünya yörüngesinde 9 binden fazla Starlink uydusundan oluşan bir ağ ile tüm aktif uyduların üçte ikisinden fazlasını kontrol ediyor.

Bu son onay, 2022'de 7 bin 500 Starlink uydusuna izin veren ve toplam yetkilendirilmiş uydu sayısını 2031'e kadar 15 bine çıkaran kararın ardından geldi.

Musk, onay beklemek koşuluyla Starlink ağını nihayetinde 34 bin 400 uyduya genişletmeyi umuyor.

Görsel kaldırıldı.

En son karar, SpaceX'in hem Sabit Uydu Hizmeti (FSS) hem de Mobil Uydu Hizmeti (MSS) genelinde kapsama alanını daha da artırmak için daha fazla frekansta faaliyet göstermesine olanak tanıyacak.

Rakip uydu şirketleri, SpaceX'in kapsama alanını genişletme başvurusuna karşı çıkmış, Viasat ve GlobalStar geçen hafta başvuruyu engellemek için FCC'ye dilekçe vermişti.

Viasat'ın dilekçesinde, "SpaceX'in işletme yetkisinin bu önerilen genişlemesi, diğer operatörlerin sınırlı yörünge ve spektrum kaynaklarına rekabetçi bir şekilde erişmesini ve kullanmasını engelleme konusunda ona daha da büyük bir kabiliyet ve teşvik verecektir" denmişti.

Aynı zamanda, önerilen operasyonlar diğer spektrum kullanıcıları ve hizmet verdikleri müşteriler için aşılması mümkün olmayan parazit ve sinyal karışması riskleri yaratacak, diğer operatörlerin kıt spektral ve yörünge kaynaklarına adil bir şekilde erişmesini ve kullanmasını engelleyecek, rekabeti ve yeniliği baltalayacak ve engelleyecek ve kamuya başka şekillerde zarar verecektir.

FCC'nin 7 bin 500 Starlink uydusu için verdiği onay, uydu imhası ve çarpışma önlemeyle ilgili raporlama yükümlülüklerini de içeriyor.

Geçen ay SpaceX, yörüngede arıza yaşayan Starlink uydularından birinin kontrolünü kaybettiğini açıklamıştı.

Özel uzay şirketi ayrıca, bir başka Starlink uydusunun Çinli bir rakibin uydu fırlatmasıyla çarpışmaya 200 metre kadar yaklaştığını da bildirmişti.

Independent Türkçe


Yapay zeka çağının faturası: En az 3 trilyon dolar akacak

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

Yapay zeka çağının faturası: En az 3 trilyon dolar akacak

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

Moody's Ratings'in yeni raporuna göre, veri merkezleri gelecek 4 yılda en az 3 trilyon dolarlık yatırım çekecek ve bunun büyük bir kısmı alacaklılardan gelmek zorunda kalacak.

Bloomberg'e göre, veri merkezlerini çalıştırmak için gereken sunucular, bilgisayar ekipmanları, tesis inşaatı ve bakımıyla bulut hizmetleri devasa bir yatırım gerektirecek.

Yeni veri merkezleri için paranın çoğu, çeşitli ürünleri (özellikle yapay zeka geliştirme) ve depolama ihtiyaçları için depo büyüklüğündeki tesislere bel bağlayan büyük teknoloji şirketlerinden gelecek.

Moody's raporuna göre, Microsoft, Amazon, Alphabet, Oracle, Meta ve CoreWeave, bu yıl bekleyen 500 milyar dolarlık veri merkezi yatırımını temsil ediyor.

Ancak yeni tesislere para pompalayanlar sadece onlar olmayacak. Rapora göre, bankaların projelere finansman sağlamada "önemli bir rol" oynaması gerekecek. Moody's ayrıca, veri merkezi inşaatı için gereken devasa sermaye miktarı nedeniyle diğer kurumsal yatırımcılara olan bağımlılığın giderek daha yaygın hale geleceğini belirtti.

ChatGPT'nin geliştiricisi OpenAI ve SoftBank, veri merkezi geliştirme alanında faaliyet gösteren altyapı şirketi SB Energy'ye 1 milyar dolarlık yatırım yapmak üzere güçlerini birleştirdi. Financial Times'a göre OpenAI, 500 milyar dolarlık Stargate projesi kapsamında Teksas'ta bir veri merkezi inşa etmesi için SB Energy'yle anlaştı.

Arkansas'da ise pazartesi günü 6 milyar dolarlık yeni bir veri merkezi duyuruldu. ABC 7'ye göre proje, eyalet tarihinin tek seferdeki en büyük iş yatırımı. Ağırlıklı olarak AVAIO Digital ve veri merkezini depolamayla işlem gücü için kullanacak teknoloji müşterileri tarafından finanse edilecek.

Teknoloji milyarderlerinin öne sürdüğü yapay zeka geleceğini gerçekleştirmek için gereken altyapı giderek artan bir şekilde borçla inşa ediliyor ve bu da sektör etrafında trilyonlarca dolarlık bir balonun oluştuğu korkusuna yol açıyor.

Bu korkulara rağmen yeni merkezlere olan talep hâlâ artıyor. Moody's raporu, tesislerin inşası yarışının hâlâ "erken aşamalarında" olduğunu ve gelecek bir ila bir buçuk yıl içinde hızlanacağını öngörüyor.

Veri merkezleri onlarca yıldır var olmasına rağmen, patlayıcı büyümeleri gözden kaçmadı. Yükselen enerji ve su fiyatlarının yanı sıra gürültü kirliliği ve mahalle düzeninin bozulması konusunda endişe duyan sakinlerden ve bölgesel yasa koyuculardan gelen tepkiler, bazı topluluklarda potansiyel veri merkezi geliştirmelerini durdurdu veya tamamen engelledi.

Bu eğilim, veri merkezlerinin kalbindeki sunucuları ve bilgisayar ekipmanlarını barındıran penceresiz, monolitik tesisler için giderek daha fazla arazi kapışıldıkça muhtemelen devam edecek.

Independent Türkçe


Dijital gizliliği belirleyen 5 teknik terim… Kendinizi nasıl koruyabilirsiniz?

İki aşamalı kimlik doğrulama, hesaplarınıza ek bir güvenlik katmanı sağlar. (Arşiv – Reuters)
İki aşamalı kimlik doğrulama, hesaplarınıza ek bir güvenlik katmanı sağlar. (Arşiv – Reuters)
TT

Dijital gizliliği belirleyen 5 teknik terim… Kendinizi nasıl koruyabilirsiniz?

İki aşamalı kimlik doğrulama, hesaplarınıza ek bir güvenlik katmanı sağlar. (Arşiv – Reuters)
İki aşamalı kimlik doğrulama, hesaplarınıza ek bir güvenlik katmanı sağlar. (Arşiv – Reuters)

İnternette kişisel bilgilerin korunması, kullanılan uygulama, cihaz ve hesapların arkasındaki dili anlamakla başlıyor. Şarku’l Avsat’ın Fox News’ten aktardığı habere göre bireyin dijital gizliliğini doğrudan etkileyen beş temel teknik terim bulunuyor. Bunlar; uygulama izinleri (App permissions), konum takibi (Location services), iki aşamalı kimlik doğrulama (Two-factor authentication), sanal özel ağlar (VPN) ve uygulamalar arası takip (Cross-app tracking).

Bu kavramların anlaşılması, verilerin risklere maruz kalmasını azaltmaya ve kimin hangi bilgilere erişebileceği üzerinde kontrol sağlamaya yardımcı oluyor.

1- Uygulama izinleri

Telefonunuzdaki her uygulama; kamera, mikrofon, konum, kişiler veya fotoğraflar gibi özelliklere erişim için izin talep eder. Bu izinlerin bir kısmı uygulamanın çalışması için gerekli olsa da, birçok uygulama gerçekte ihtiyaç duyduğundan çok daha geniş erişim ister.

Bu izinler verildiğinde, uygulamalar arka planda veri toplayabilir; bazen siz uygulamayı aktif olarak kullanmasanız bile. Zamanla bu durum, farkına varmadan hassas kişisel bilgilerin açığa çıkmasına yol açabilir.

Uygulama izinlerini düzenli olarak gözden geçirmek ve telefon ayarlarından sınırlandırmak, gizliliği artırmanın en kolay ve etkili yollarından biridir. Özellikle konum, mikrofon ve fotoğraf arşivine erişimi olan uygulamalara dikkat edilmesi önerilir.

2- Konum izleme hizmetleri

Konum hizmetleri; GPS, Wi-Fi ağları, Bluetooth ve baz istasyonlarını kullanarak bulunduğunuz yeri belirler. Harita ve hava durumu uygulamaları için faydalı olsa da, birçok uygulama gerçek bir ihtiyaç olmaksızın sürekli konum erişimi talep eder. Konum izinlerinin kısıtlanması, takibi azaltır ve gizliliğinizi ile günlük rutininizi korumaya yardımcı olur.

3- İki aşamalı kimlik doğrulama

İki aşamalı kimlik doğrulama, hesaplara ek bir güvenlik katmanı ekler. Bu yöntem, bildiğiniz bir şeyin (şifre) yanı sıra sahip olduğunuz bir şeyi, örneğin telefonunuza gönderilen geçici bir kodu veya bir uygulama tarafından üretilen doğrulama kodunu gerektirir.

Şifreniz bir veri ihlali ya da oltalama (phishing) yoluyla ele geçirilse bile, iki aşamalı kimlik doğrulama yetkisiz erişimi engelleyebilir. Bu nedenle siber güvenlik uzmanları; e-posta hesapları, bankacılık hizmetleri, bulut depolama ve sosyal medya hesaplarında bu özelliğin mutlaka etkinleştirilmesini öneriyor.

Giriş işlemi birkaç saniye daha uzun sürebilir; ancak bu yöntem kimlik hırsızlığını ve yetkisiz erişimi önleyebilecek en güçlü güvenlik araçlarından biri olarak öne çıkıyor. Güçlü parolalarla birlikte kullanıldığında en yüksek korumayı sağlıyor. Karmaşık şifreleri hatırlamak zor geliyorsa, güvenli bir parola yöneticisi bu süreci kolaylaştırabilir.

4- Sanal özel ağ (VPN)

VPN, cihazınız ile internet arasında güvenli ve şifreli bir tünel oluşturarak IP adresinizi gizler ve çevrim içi faaliyetlerinizi üçüncü kişilerin takibinden korur.

Özellikle havaalanı, otel veya kafe gibi halka açık Wi-Fi ağlarında VPN kullanımı büyük önem taşır; çünkü bu tür ağlarda siber suçlular korunmasız verileri ele geçirebilir. VPN’ler ayrıca reklamverenler ve internet servis sağlayıcıları tarafından yapılan takibi de sınırlandırır.

VPN, internette tam anlamıyla anonimlik sağlamasa da, özellikle hassas hesaplara giriş, alışveriş ve gezinme sırasında önemli bir gizlilik ve güvenlik katmanı sunar.

5- Uygulamalar arası takip

Uygulamalar arası takip, reklamverenlerin ve veri aracı şirketlerinin, farklı uygulama ve internet sitelerindeki faaliyetlerinizi birleştirmesine olanak tanır. Bu bilgiler; ne yaptığınız, ne satın aldığınız ve ne izlediğiniz gibi veriler üzerinden ayrıntılı kullanıcı profilleri oluşturmak için kullanılır.

iPhone cihazlarda bu tür takip, Apple’ın “Uygulama Takibi Şeffaflığı” sistemiyle denetlenir. Android cihazlarda ise reklam kimlikleri ve reklam kişiselleştirme ayarları üzerinden yürütülür.

Bu seçeneklerin kapatılması, şirketlerin farklı uygulamalardaki davranışlarınızı ilişkilendirme kapasitesini sınırlar. Reklamlar tamamen ortadan kalkmaz; ancak kişisel faaliyetlerinize ve kullanım alışkanlıklarınıza dayalı olmaktan çıkar.