İsveç savunma yeteneklerini güçlendirirken Finlandiya NATO üyeliğine başvuru adımlarını hızlandırdı

Finlandiya'nın güneydoğusunda 9 Mart’ta yapılan askeri tatbikatlara yedek kuvvetlerden askerler de katıldı (AP)
Finlandiya'nın güneydoğusunda 9 Mart’ta yapılan askeri tatbikatlara yedek kuvvetlerden askerler de katıldı (AP)
TT

İsveç savunma yeteneklerini güçlendirirken Finlandiya NATO üyeliğine başvuru adımlarını hızlandırdı

Finlandiya'nın güneydoğusunda 9 Mart’ta yapılan askeri tatbikatlara yedek kuvvetlerden askerler de katıldı (AP)
Finlandiya'nın güneydoğusunda 9 Mart’ta yapılan askeri tatbikatlara yedek kuvvetlerden askerler de katıldı (AP)

Sovyetler Birliği’nin 1960’lı yılların başlarında Küba'ya nükleer füze yerleştirmesi nedeniyle aralarında neredeyse bir nükleer savaşın patlak vermek üzere olduğu ABD ve Rusya tarafından temsil edilen batı ve doğu kampları arasındaki ilişkilerde onlarca yıl süregelen gerilim sonrası İsveç, Berlin Duvarı'nın 1989 yılının Kasım ayı başlarında yıkılmasının ardından Malta'da Soğuk Savaş'ın sona erdiğinin resmen ilan edilmesinden üç gün sonra Avrupa kıtasında esen yumuşama rüzgarları çerçevesinde asker sayısını ve savunma bütçesini azaltmaya başladı.
İsveç'in bu politikası, Rusya ile Ukrayna arasındaki krizin patlak verdiği 2014 yılının başına kadar devam etti. Daha Sonra Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, dönemin Ukrayna Devlet Başkanı Viktor Yanukoviç'in, iktidarı kaybetmesine yol açan protestoları bastırmak için kendisinden müdahale etmesini istediği bahanesiyle Kırım’ı Rusya'ya ilhak etmeye karar verdi.
İsveç, Kırım'ın Rusya'ya ilhakını takip eden yılda Soğuk Savaş'ın sona ermesinden sonra kaldırdığı zorunlu askerlik hizmetini yeniden uygulama kararı aldı. İsveç ordusunu yeniden silahlandırılması ve modern teçhizatla donatılması için bir plan yapıldı. İsveç ayrıca, Baltık Denizi'nin ortasında yer alan ve ordunun ‘batması imkansız devasa bir uçak gemisi’ olarak tanımladığı, sonuncusu 1808'de Çar İskender'in güçleri tarafından 26 gün süren işgal olmak üzere daha önce Rusya tarafından birkaç kez işgal edilen Gotland Adası başta, geri çekildiği tüm stratejik bölgelerde askerlerini yeniden konuşlandırdı.
Rusya ordusu Şubat ayı ortalarında Ukrayna sınırını geçmek için emir beklerken, İsveç Savunma Bakanı genel seferberlik ilan etti. Bakanlık, “İsveç'in Rus kuvvetleri tarafından saldırıya uğrayacağını göz ardı etmiyoruz” açıklamasıyla İsveç Silahlı Kuvvetleri’nin 2005 yılında tamamen geri çekildiği Gotland'a acil koduyla yüzlerce askerin ve hava savunma sisteminin gönderilmesini emretti.
Rusya’nın Ukrayna'da savaş başlatmasıyla birlikte on binlerce İsveçli, ülke genelinde oluşturulan yerel savunma birliklerine gönüllü olarak katılırken İsveç'in NATO üyeliğini destekleyen vatandaşların sayısı da yükseldi. Geçtiğimiz yılın sonlarında yüzde 20'den az olan bu sayı son ankete göre yüzde 61'e ulaştı.
İsveç hükümeti, geçtiğimiz Cuma günü yeşiller ve komünistler dışında tüm parlamento bloklarının onayladığı bir rapor yayınladı. İsveç ve Finlandiya'nın NATO'ya katılımının tüm İskandinav ve Baltık ülkelerini ortak savunma garantilerinin koruması altına aldığını vurgulandı.
Öte yandan Finlandiya başbakanlık ve cumhurbaşkanlığı tarafından, NATO üyeliğinin mümkün olduğunca çabuk gerçekleşmesi gerektiği vurgulanan ortak bir bildiri yayınlandı. Finlandiya parlamentosuna önümüzdeki Pazartesi gününden itibaren bu konunun ele alınması çağrısında bulunulan bildiride halkın ezici bir çoğunluğunun bu adımı desteklediği hatırlatıldı.
Finlandiya, onlarca yıl Moskova'nın egemenliği altında yaşadıktan sonra 1917 yılında topraklarının büyük bir kısmından vazgeçerek ve ortak bir savunma anlaşması yaparak Rusya'dan bağımsızlığını kazandı. NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, geçtiğimiz günlerde "Finlandiya, üyelik başvurusu yapmaya karar verirse NATO'da memnuniyetle karşılanacak” açıklamasında bulundu. Finlandiya’nın NATO’ya resmi olarak üye olma sürecinin önümüzdeki ayın sonlarında Madrid'de yapılacak bir sonraki NATO zirvesinde başlaması bekleniyor. Moskova ise bu kararın sonuçları konusunda uyararak Finlandiya sınırına nükleer silahlar konuşlandırmak ve bu sınırlardaki birliklerini güçlendirmekle tehdit ediyor. ABD ise sadece Finlandiya ve İsveç’in NATO üyeliğinin herhangi bir engelle karşılaşmaması gerektiğini belirtti.
Ancak sürpriz, 1952 yılından bu yana NATO üyesi olan ve NATO üyeleri arasında ikinci en büyük orduya sahip Türkiye'den geldi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ankara'nın Finlandiya ve İsveç'ten terör örgütü PKK üyelerinin kendisine teslim edilmesi talebine atıfla bu iki ülkenin ‘terör örgütlerinin misafirhanesi’ gibi olduğunu belirterek “İsveç ve Finlandiya ile ilgili gelişmeleri takip ediyoruz ama olumlu bir düşünce içerisinde değiliz” ifadelerini kullandı.
İki İskandinav ülkesi yıllardır Kürt, solcu ve siyasal İslamcı partilere mensup Türkiye vatandaşı siyasi aktivistleri barındırıyor. Bunlar arasında Avrupa Birliği'nin (AB) terör örgütü olarak sınıflandırdığı silahlı örgütlerin üyeleri de yer alıyor.
Türkiye'nin bu tutumu, üyeliğe aday ülkenin NATO’nun savunma şemsiyesi altında olacağı, tam bir yıl sürmesi beklenen ön aşamayı başlatmak için üyelerin oybirliğiyle onayını gerektiren katılım prosedürlerini fiilen dondurması bekleniyor. Burada Türkiye’nin, özellikle yakın ilişkiler içinde olduğu Arnavutluk ve Kuzey Makedonya gibi ülkelerin NATO üyeliğine kabul edildikleri son dönem olmak üzere şimdiye kadar NATO’ya yeni üyelerin katılımını destekleyen bir ülke olduğu belirtilmeli.
Avrupa ülkeleri, Türkiye’nin bu yeni tutumunu, Ankara'nın bazı ülkelerden bir takım tavizler edinmenin ve iadelerini talep ettiği bazı muhaliflerin kendisine teslim edilmesini sağlamanın yanı sıra ABD ve İsveç gibi bazı ülkelerin son yıllarda Türkiye'ye yönelik son teknoloji ürünü silahlar ve askeri teknolojiler tedarik edilmesi konusunda uyguladıkları ambargoyu kaldırmayı amaçlayan bir manevrası olarak gördüler.
Ancak Erdoğan'ın açıklamaları, Rusya'nın Ukrayna'da günlerdir karşılaştığı aksilikler ve Rus ordusunun sahada hiçbir atılım gerçekleştirememesi karşısında durgun olan ve geleneksel çizgiden sapma tehdidi oluşturan savaş duvarında bir delik açmak için en üst düzeyde gösterilen çabalardan uzak kalmayabilir.
Diğer taraftan Moskova dün, Finlandiya ve İsveç'e yönelik uyarılarını ‘yumuşatmış’ gibi göründü. Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Alexander Gruşko, dün yaptığı açıklamasında, Kremlin'in NATO'ya katılmaya karar vermeleri halinde bu iki ülkeye saldırı niyetinde olmadığını belirtti. Gruşko, NATO’nun nükleer cephaneliğini Rusya sınırına yerleştirmesi halinde Moskova'nın buna uygun şekilde yanıt vereceğini de sözlerine ekledi.
Bir başka gelişme ise Finlandiya Cumhurbaşkanı Sauli Niinistö’nün, Rusya Devlet Başkanı Putin ile Finlandiya'nın NATO'ya katılma olasılığı hakkında yaptığı telefon görüşmesi oldu.
Bu arada Avrupalı bir ​​kaynak, Washington, Pekin, Brüksel ve Avrupa’daki bazı büyük ülkelerin başkentleri arasında, Ukrayna’da ateşkese ulaşılmasına, insani koridorların açılmasına, çoğu cephede askeri hareket isteksizliğinin bir sonucu olarak biriken gerginliğin dışarı atılmasına ve belki de uluslararası bir şemsiye altında müzakere masasına dönüşe imkan tanıyacak şekilde Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri ve Vatikan'ın da katılımıyla günlerdir en üst düzeyde temasların gerçekleştiğini söyledi.



Türkiye: Fransa’nın Kıbrıs’a asker konuşlandırması bölgesel istikrarı zedeler

Güney Kıbrıs Cumhurbaşkanı Nikos Christodoulides, 9 Mart'ta Kıbrıs ziyaretinin başlangıcında Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'u karşılıyor (Reuters)
Güney Kıbrıs Cumhurbaşkanı Nikos Christodoulides, 9 Mart'ta Kıbrıs ziyaretinin başlangıcında Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'u karşılıyor (Reuters)
TT

Türkiye: Fransa’nın Kıbrıs’a asker konuşlandırması bölgesel istikrarı zedeler

Güney Kıbrıs Cumhurbaşkanı Nikos Christodoulides, 9 Mart'ta Kıbrıs ziyaretinin başlangıcında Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'u karşılıyor (Reuters)
Güney Kıbrıs Cumhurbaşkanı Nikos Christodoulides, 9 Mart'ta Kıbrıs ziyaretinin başlangıcında Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'u karşılıyor (Reuters)

Türkiye, Fransa’nın Kıbrıs’a asker konuşlandırmasının bölgesel istikrarı zayıflatacağı uyarısında bulundu. Türk güvenlik kaynakları, adanın güvenlik ve istikrarına ilişkin düzenlemelerin uluslararası anlaşmalarla belirlendiğini ve Türkiye’nin adanın ikiye bölünmüş yapısında garantör ülkelerden biri olduğunu hatırlattı. Ada, kuzeyde Türk, güneyde ise Yunan kesimi olmak üzere ikiye ayrılmış durumda.

Haziran ayında, uluslararası alanda tanınan ve Avrupa Birliği üyesi olan Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nde Fransa’nın asker konuşlandırmasına ilişkin bir anlaşma imzalanması beklentisi bulunuyor.

Türk Savunma Bakanlığı’na bağlı kaynak, perşembe günü düzenlenen basın bilgilendirmesinde, Fransa’nın Güney Kıbrıs’ta asker konuşlandırma gerekçesinin net olmadığını, ancak bu tür adımların mevcut hassas dengeyi bozarak gerilimi artırabileceğini ifade etti.

“Uluslararası hukuka aykırı”

Türkiye’nin uluslararası hukuka uygun hareket ettiğini vurgulayan kaynak, bölgede barış ve istikrarın korunmasının öncelikli hedef olduğunu belirtti.

Türkiye, 1974’ten bu yana Kıbrıs’ın kuzeyinde asker bulunduruyor ve Fransa’nın Güney Kıbrıs’ta asker konuşlandırmasının 1960 tarihli ve BM tarafından da kabul edilen “Garanti Antlaşması”na aykırı olduğunu savunuyor. Bu anlaşma kapsamında Türkiye, Yunanistan ve Birleşik Krallık adanın bağımsızlığını ve toprak bütünlüğünü garanti altına almakla yükümlü.

dsdsvds
Kuzey Kıbrıs'taki Türk askerleri (Türkiye Savunma Bakanlığı)

Antlaşmaya göre Kıbrıs Cumhuriyeti herhangi bir siyasi veya ekonomik birlik oluşturamaz ve adanın bölünmesini ya da başka bir devletle birleşmesini destekleyen faaliyetleri engellemek zorundadır. Türkiye, bu çerçevede Yunan tarafının tek başına hareket edemeyeceğini, Türk tarafıyla anlaşma yapılması gerektiğini savunuyor.

Türk askeri kaynak, Fransa’nın girişiminin yalnızca Türkiye ve “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti”nin haklarını ihlal etmediğini, aynı zamanda Güney Kıbrıs için de gelecekte güvenlik riskleri doğurabileceğini belirterek, bölgesel istikrarı bozacak adımlardan kaçınılması gerektiğini vurguladı.

Fransa’nın tutumu

Fransa’nın, Avrupa Birliği Antlaşması’nın 42. maddesinde yer alan “karşılıklı savunma” hükmü kapsamında ve AB liderlerinin 24 Nisan’da Lefkoşa’daki zirvede aldığı kararlar doğrultusunda bu adımı değerlendirdiği belirtiliyor.

gretrtg
24 Nisan'da Lefkoşa'da düzenlenen AB liderler zirvesinden bir kare (EPA)

Bu yaklaşımın NATO’nun 5. maddesindeki kolektif savunma ilkesine de benzerlik taşıdığı ifade ediliyor.

Hükümete yakın Sabah'ta gazetesinde yayımlanan bir makalede, köşe yazarı Melih Altınok, Avrupa Birliği ve Kıbrıs'ın ortak savunma maddesini yeniden canlandırarak, garantör güçlerden ve NATO'dan bağımsız olarak Kıbrıs'ın geleceğini şekillendirmeye çalıştığını savundu. Beklenen anlaşmayla ilgili dolaşan haberlere göre, anlaşma Fransız askeri personelinin Kıbrıs'a konuşlandırılması, Lefkoşa ve Paris arasında savunma sanayinde artırılmış işbirliği, askeri teknoloji değişimi, ortak eğitim faaliyetleri ve askeri tesisler için lojistik destek gibi maddeler içeriyor.

Tepkiler

Uluslararası alanda tanınmayan “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti”, Güney Kıbrıs’ın Fransız askerlerini adaya davet etme planını “provokatif ve kabul edilemez” olarak nitelendirdi ve bunun adadaki barışı zedeleyeceğini savundu.

Güney Kıbrıs Cumhurbaşkanı Nikos Hristodulidis ise Fransa ile yapılması planlanan anlaşmanın savunma ilişkilerini güçlendirmeye yönelik olduğunu açıkladı.

gthyjuk
Güney Kıbrıs Cumhurbaşkanı Nicos Christodoulides (EPA)

Türk uzmanlar, adada yabancı askeri varlığın tamamen yeni olmadığını, ABD, Yunanistan ve Fransa ile mevcut savunma iş birliklerinin zaten sürdüğünü belirtiyor.

Türk askeri kaynak ayrıca, söz konusu anlaşmanın bölgesel iş birliği ve diyalog çabalarını olumsuz etkileyebileceğini ifade etti.

Hükümete yakınlığıyla bilinen Milliyet gazetesi ise bu tür girişimlerin bölgedeki güç dengelerini değiştirmeyeceğini, Türkiye’nin askeri kapasitesi ve jeostratejik konumunun belirleyici olmaya devam edeceğini yazdı. Gazete ayrıca, dış aktörlerin sürece dahil edilmesinin gerilimi artırabileceği uyarısında bulundu.


Suudi Arabistan Veliaht Prens Muhammed bin Selman ile Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy, bölgesel ve uluslararası gelişmeleri görüştü

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Cuma günü Cidde'de Ukrayna Devlet Başkanı Volodymyr Zelenskiy ile yaptığı görüşmeden bir kare (SPA)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Cuma günü Cidde'de Ukrayna Devlet Başkanı Volodymyr Zelenskiy ile yaptığı görüşmeden bir kare (SPA)
TT

Suudi Arabistan Veliaht Prens Muhammed bin Selman ile Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy, bölgesel ve uluslararası gelişmeleri görüştü

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Cuma günü Cidde'de Ukrayna Devlet Başkanı Volodymyr Zelenskiy ile yaptığı görüşmeden bir kare (SPA)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Cuma günü Cidde'de Ukrayna Devlet Başkanı Volodymyr Zelenskiy ile yaptığı görüşmeden bir kare (SPA)

Veliaht Prens Muhammed bin Selman ile Zelenskiy, Cidde’de gerçekleştirdikleri görüşmede başta Ortadoğu’daki gelişmeler ve Ukrayna krizi olmak üzere güncel bölgesel ve küresel meseleleri ele aldı. Görüşmede ayrıca iki ülke arasındaki ikili ilişkiler, iş birliği alanları ve bu alanların geliştirilmesine yönelik fırsatlar değerlendirildi.

Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy, görüşmenin ardından yaptığı açıklamada toplantıyı “son derece verimli” olarak nitelendirdi. X platformu üzerinden yaptığı paylaşımda, ülkesinin Suudi Arabistan ile güvenlik, enerji ve gıda alanlarında bir anlaşma üzerinde çalıştığını belirtti.

dfvbfd
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Ukrayna Devlet Başkanı Volodymyr Zelenskiy arasında Cuma günü Cidde'de gerçekleşen görüşmeden bir kare (SPA)

Görüşmeye Suudi Arabistan tarafından Savunma Bakanı Prens Halid bin Selman, Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan ve Devlet Bakanı, Ulusal Güvenlik Danışmanı Musad el-Ayban katıldı.

Ukrayna heyetinde ise Ulusal Güvenlik ve Savunma Konseyi Sekreteri Rüstem Umerov, Dışişleri Bakanı Andriy Sibiha ve Genelkurmay Başkanı Andriy Hnatov yer aldı.

frgtnytn
Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, cuma günü Cidde’ye varışında (Mekke Bölgesi Emirliği)

Zelenskiy, cuma günü erken saatlerde Cidde’ye ulaşmış ve Kral Abdülaziz Uluslararası Havalimanı’nda Mekke Bölgesi Emir Yardımcısı Prens Suud bin Meşal bin Abdülaziz, Cidde Belediye Başkanı Salih et-Turki, iki ülkenin büyükelçileri ve yetkililer tarafından karşılanmıştı.

Öte yandan, Veliaht Prens Muhammed bin Selman, Çekya Başbakanı Andrej Babiš’ten ikili ilişkilere dair yazılı bir mesaj aldı. Mesaj, Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan tarafından, Cidde’de Çekya Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Petr Fiala ile yapılan görüşme sırasında teslim alındı.


İtalya Savunma Bakanı Şarku’l Avsat’a konuştu: Suudi Arabistan ile ilişkilerimiz stratejik açıdan benzeri görülmemiş bir güç seviyesine ulaştı

İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto, Roma ve Riyad’ın Washington ile Tahran arasında devam eden müzakerelerin başarıya ulaşması için çalıştığını doğruladı. (İtalya Savunma Bakanlığı)
İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto, Roma ve Riyad’ın Washington ile Tahran arasında devam eden müzakerelerin başarıya ulaşması için çalıştığını doğruladı. (İtalya Savunma Bakanlığı)
TT

İtalya Savunma Bakanı Şarku’l Avsat’a konuştu: Suudi Arabistan ile ilişkilerimiz stratejik açıdan benzeri görülmemiş bir güç seviyesine ulaştı

İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto, Roma ve Riyad’ın Washington ile Tahran arasında devam eden müzakerelerin başarıya ulaşması için çalıştığını doğruladı. (İtalya Savunma Bakanlığı)
İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto, Roma ve Riyad’ın Washington ile Tahran arasında devam eden müzakerelerin başarıya ulaşması için çalıştığını doğruladı. (İtalya Savunma Bakanlığı)

İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto, Roma ile Riyad arasındaki ilişkilerin bugün benzeri görülmemiş bir stratejik güç aşamasında olduğunu belirterek, iki ülkenin tedarik zincirlerinin entegrasyonu, beceri transferi ve yerel kapasite geliştirmeye dayalı gerçek ortaklıklar inşa etmek için çalıştığını söyledi.

Crosetto, Şarku’l Avsat’a verdiği demeçte, İtalya ile Suudi Arabistan arasındaki iş birliğinin Ortadoğu’da barış ve istikrarın güçlendirilmesi açısından temel bir unsur haline geldiğini ifade etti. İki ülkenin, bölgesel gerilimin tırmanmasını önlemek amacıyla ABD ile İran arasında yürütülen müzakerelerin başarıya ulaşması için birlikte çalıştığını kaydetti.

Crosetto, Riyad’da düzenlenen Dünya Savunma Fuarı’na (WDS 2026) katılımı kapsamında yaptığı değerlendirmede, Suudi Arabistan’ın ekonomik ortamını ‘son derece cazip’ olarak nitelendirdi. Crosetto, söz konusu etkinliğin, Krallığın teknolojik ve endüstriyel inovasyondaki giderek artan merkezi rolünü yansıttığını ve geleceğe yönelik senaryolar ile yeni teknolojilerin ele alınmasına olanak sağlayan bir platform sunduğunu ifade etti.

Stratejik güç

Crosetto, Suudi Arabistan ile İtalya arasındaki ilişkilerin son derece iyi olduğunu ve ‘benzeri görülmemiş bir stratejik güç aşamasında’ bulunduğunu söyledi. Crosetto, “Liderlerimiz arasındaki siyasi anlayış, savunma alanında askerî ve sanayi boyutlarını kapsayan, somut ve kurumsal iş birliğine dönüşen bir güven çerçevesi oluşturdu. Ülkelerimiz; güvenilir ortaklıklar, verilen sözlere bağlılık, diplomasinin önemi ve uluslararası hukuka saygı gibi temel ilkeleri paylaşıyor. Bu da iş birliğimizi istikrarlı, öngörülebilir ve uzun vadeye yönelik kılıyor” ifadelerini kullandı.

Silahlı kuvvetler arasında diyalog

Crosetto, iki ülkenin silahlı kuvvetleri arasındaki diyaloğun sürdüğünü belirterek, bu kapsamda operasyonel tecrübe, askerî doktrinler, stratejik analizler ve bölgesel senaryo değerlendirmelerinin karşılıklı olarak paylaşıldığını söyledi. Crosetto, söz konusu temasların ‘birlikte çalışabilirliği ve karşılıklı anlayışı artırdığını’ ifade etti.

Crosetto, Kızıldeniz ile Arap Körfezi’nin birbirleriyle yakından bağlantılı iki stratejik bölge olduğunu belirterek, bu bölgelerin güvenliğinin İtalya ve Suudi Arabistan için ortak bir çıkar teşkil ettiğini kaydetti. Bu çerçevede Roma ile Riyad arasındaki iş birliğinin Ortadoğu’da barış ve istikrarın güçlendirilmesi açısından temel öneme sahip olduğunu vurgulayan Crosetto, Lübnan, Gazze Şeridi ve Suriye’de siyasi çözümlerin desteklenmesine özel önem verildiğini, ayrıca ABD ile İran arasında yürütülen müzakerelerin başarıya ulaşmasının bölgesel gerilimin önlenmesi açısından kritik olduğunu dile getirdi.

vfgb
Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Ocak 2025'te El-Ula’daki kış çadırında İtalya Başbakanı Giorgia Meloni’yi ağırladı. (SPA)

Bu siyasi taahhüdün pratik bir boyutunun da bulunduğunu belirten Crosetto, İtalya’nın tıbbi tahliyeler ve insani yardım sevkiyatları yoluyla Filistinli sivillere sağlık hizmeti sunan en aktif Batılı ülkeler arasında yer aldığını söyledi. Crosetto, bunun askerî imkânların istikrarı destekleyici hedefler doğrultusunda kullanılmasına somut bir örnek teşkil ettiğini ifade etti.

Veliaht Prens – Meloni görüşmesi

Crosetto, İtalya Başbakanı Giorgia Meloni’nin Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile gerçekleştirdiği görüşmenin, ikili ilişkilere güçlü bir ivme kazandırdığını söyledi. Crosetto, askerî alanda iş birliğinin eğitim, lojistik, askerî doktrin, teknolojik inovasyon, deniz güvenliği ve kritik altyapıların korunması gibi alanlarda güçlendiğini belirterek, siber alan, uzay ve gelişmiş sistemler başta olmak üzere yeni ortaya çıkan alanlara yönelik ilginin de giderek arttığını ifade etti.

Crosetto, sanayi alanında ise iki ülkenin geleneksel müşteri-tedarikçi ilişkisi anlayışını aştığını belirterek, tedarik zincirlerinin entegrasyonu, beceri transferi ve yerel kapasitenin güçlendirilmesine dayalı gerçek ortaklıklar kurmayı hedeflediklerini söyledi.

Suudi Arabistan, İtalya’nın enerji güvenliği için önemli bir ortak

Crosetto, İtalyan şirketleri ile Suudi muadilleri arasındaki savunma kapasitesi, teknoloji transferi, havacılık ve gemi inşa projelerindeki iş birliğinin, Suudi Arabistan’ın sanayi, teknoloji ve insan sermayesini güçlendirmeyi hedefleyen Vizyon 2030 planıyla tamamen uyumlu olduğunu vurguladı.

Crosetto, “İtalyan şirketlerinin katkıları yalnızca platform sağlamakla sınırlı değil; aynı zamanda uzmanlık, eğitim ve mühendislik desteğini de kapsıyor. Bu yaklaşım, savunma sektörünün ötesine geçerek altyapı, teknoloji ve turizm alanlarını da kapsıyor. NEOM gibi büyük projeler, ekonomilerimiz arasındaki entegrasyonu gözler önüne seriyor” ifadelerini kullandı.

İş birliğinin enerji ve enerji dönüşümü sektörlerini de içerdiğini belirten Crosetto, Suudi Arabistan’ın İtalya’nın enerji güvenliği açısından kilit bir ortak olduğunu söyledi. Crosetto, hidrojen ve yenilenebilir enerji alanındaki iş birliğinin büyüdüğünü, ayrıca stratejik ve kritik hammaddelere yönelik Suudi yatırımlarının sanayi ve teknoloji alanındaki iş birliğinde önemli gelişmelere yol açabileceğini kaydetti.

Suudi Arabistan’ın ekonomik ortamı cazip

Crosetto, İtalya ve Suudi Arabistan savunma bakanlıklarının iş birliğiyle Riyad’da düzenlenen Suudi Arabistan-İtalya Yatırım Forumu’nun iki taraf arasındaki iş birliğini güçlendirme açısından çok güçlü bir mesaj verdiğini belirtti. Crosetto, forumun küçük ve orta ölçekli şirketler ile büyük grupları bir araya getirerek somut ve pratik bağlantılar kurulmasını sağladığını söyledi.

Crosetto, Suudi Arabistan’ın ekonomik ortamının yüksek cazibeye sahip olduğunu vurgulayarak, ülkenin büyük kamu yatırımları, avantajlı vergi sistemi, malzeme ve ekipman teşvikleri ile çifte vergilendirmeyi önleyen anlaşmalarla stratejik bir sanayi ortağı olduğunu ifade etti.

sdbfrb
Suudi Arabistan Savunma Bakanı Prens Halid bin Selman, Ekim 2024'te Roma'da İtalyan sanayi şirketleriyle yaptığı toplantıda (SPA)

Ticaretin yalnızca savunma sektörüyle sınırlı olmadığını belirten Crosetto, makineler, moda, tasarım ve ilaç sanayi gibi alanlarda da İtalyan ürünlerine yüksek talep olduğunu aktardı. Crosetto, ikili anlaşmaların değeri 10 milyar euroyu aştığını ve bunların Leonardo ile Fincantieri gibi büyük şirketleri kapsadığını kaydetti.

Prens Halid bin Selman’ın ziyareti

İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto, Suudi mevkidaşı Prens Halid bin Selman’ın Roma ziyareti ile iki ülke arasındaki diyaloğun güçlendiğini belirtti. Crosetto, görüşmelerin uzaydan denizciliğe, havacılıktan helikopter projelerine kadar çeşitli sektörleri kapsadığını ve esas olarak askerî iş birliği, eğitim ve ortak stratejik analizlerin paylaşılmasına odaklandığını söyledi.

Riyad’da düzenlenen Dünya Savunma Fuarı

Crosetto, Suudi Arabistan’ın üçüncü kez düzenlediği Dünya Savunma Fuarı’nın, Krallığın teknolojik ve endüstriyel inovasyondaki artan merkezi rolünü yansıttığını ve geleceğe yönelik senaryolar, yeni teknolojiler ile iş birliği modellerinin tartışılabileceği bir platform sunduğunu belirtti.

Crosetto, “Yatırım açısından büyük potansiyele sahip bir ülkenin, sürekli büyüyen bir sektörde dünyanın en iyi şirketleriyle doğrudan diyaloğa imkân veren uluslararası bir etkinliğe ev sahipliği yapmasının önemli olduğunu düşünüyorum” dedi.

tryjyuj
İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto (İtalya Savunma Bakanlığı)

Crosetto sözlerini şu ifadelerle noktaladı: “Bu bağlamda, İtalya ile Suudi Arabistan arasındaki iş birliği modelinin, diyalog, karşılıklı güven ve uzun vadeli vizyona dayalı olarak stratejik çıkarların, inovasyonun ve sorumluluğun birlikte nasıl sağlanabileceğine örnek teşkil ettiğine inanıyorum. Bu ilke doğrultusunda, mevcutun ötesine geçen, bölgesel istikrara katkı sağlayan ve hem iki ülkeye hem de uluslararası topluma somut fırsatlar sunan bir ortaklığı güçlendirmek için birlikte çalışmayı sürdüreceğiz.”