Filistin Yönetimi, uluslararası aktörlerin Ebu Akile’nin öldürülmesiyle ilgili soruşturmaya katılmalarına izin verecek

Washington İsrail polisinin Ebu Akile’nin cenazesine müdahalesinden rahatsız. BM Güvenlik Konseyi tarafsız bir soruşturma yürütülmesini talep etti.

Başkan Abbas, öldürülen Filistinli gazeteci Şirin Ebu Akile için saygı töreni düzenledi (AFP)
Başkan Abbas, öldürülen Filistinli gazeteci Şirin Ebu Akile için saygı töreni düzenledi (AFP)
TT

Filistin Yönetimi, uluslararası aktörlerin Ebu Akile’nin öldürülmesiyle ilgili soruşturmaya katılmalarına izin verecek

Başkan Abbas, öldürülen Filistinli gazeteci Şirin Ebu Akile için saygı töreni düzenledi (AFP)
Başkan Abbas, öldürülen Filistinli gazeteci Şirin Ebu Akile için saygı töreni düzenledi (AFP)

Filistin Yönetimi, gazeteci Şirin Ebu Akile’nin öldürülmesiyle ilgili soruşturma süreçlerine herhangi bir uluslararası aktörün katılmasına kapı açarken, İsrail ile ortak soruşturma yürütme konusundaki reddedici tutumunu sürdürüyor.
Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) Yürütme Kurulu ve Fetih Hareketi Merkez Komitesi üyesi Hüseyin eş-Şeyh, Filistin Yönetimi’nin uluslararası aktörlerin soruşturma süreçlerine katılmasını memnuniyetle karşılayacağını belirterek, süreçlere katılmak isteyen uluslararası aktörlerin yetkili merci olan Filistin Başsavcılığı ile iletişim kurabileceğini ifade etti.
Filistin Başsavcılığı Ebu Akile’nin öldürülmesine ilişkin ön raporunu Cuma günü yayınladı. Başsavcılığın raporunda, bölgede ateş açan tek kaynağın suç mahalline 150 metre uzaklıktaki işgal güçleri olduğu belirtildi.
Başsavcılığın raporu, Filistin’in İsrail’i resmi yollardan suçladığı anlamına geliyor. Tel Aviv başından beri bu suçlamayı yalanlamaya çalışıyor ama aksini ispat edemiyor.
İsrail Filistin Yönetimi ile ortak soruşturma yürütme ve Ebu Akile’yi öldüren kurşun üzerinde balistik inceleme yapmayı teklif etti. Ancak Yönetim bu teklifi reddetti. Şeyh, İsrail güçlerinin Ebu Akile’nin cenazesine yönelik müdahalesi sırasında yaşananların “bu soruşturmayı İsrail ile ortak yürütme konusundaki reddedici pozisyonlarını güçlendirdiğini” söyledi.
Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, dün, Ebu Akile’ye Kudüs Yıldızı Nişan’ı verdi. Filistin devletinin İsrail işgal güçleri içindeki faillerin izini sürmekte kararlı olduğunu vurgulayan Abbas, İsrail’in konuyla ilgili hiçbir soruşturmaya ortak olmayacağını çünkü Ebu Akile’nin ölümünden sorumlu olduğunu ifade eti.
Polis Başmüfettişi General Yaakov (Kobi) Shabtai, İsrail polisinin Ebu Akile’nin cenazesine müdahalesi nedeniyle artan tepkiler üzerine polis memurlarının davranışları hakkında soruşturma başlatılması talimatı verdi.
İsrail Kamu Güvenliği Bakanı Omer Barlev, “İsrail polisi gazeteci Şirin Ebu Akile’nin cenaze konvoyunun ilerlemesi için çalıştı. Fakat maalesef cenaze sırasında katılımcıların eliyle tehlikeli şiddet olayları yaşandı. Bu da sahadaki durumun karmaşıklaşmasına yol açtı” diyerek, Filistinlileri sorumlu tutmaya çalıştı.
İsrail Bölgesel İşbirliği Bakanı İsavi Feric, Ebu Akile'nin cenazesi sırasında İsrail polisinin uyguladığı şiddeti İsrail’e zarar verecek "ahlaki bir felaket" olarak nitelendirdi. Feric, Holon kentinde katıldığı bir kültürel etkinlikte yaptığı konuşmada, “Polisin Filistin bayraklarından korkmasını anlayamıyorum. Filistin bayrağı yasaları ihlal etmiyor. Filistinli bakanlarla oturduğumda, müzakere masasında İsrail ve Filistin bayrakları yan yana duruyor” ifadelerini kullandı.

Washington ve BMGK
İsrail polisinin Ebu Akile’nin naaşını taşıyan kişilere saldırarak naaşın neredeyse yere düşmesine sebep oldukları görüntüler büyük tepki çekti.
ABD Dışişleri Bakanlığı, Ebu Akile’ye taziyelerini sunarak, İsrail polisinin cenaze törenine müdahalesinden ‘ciddi rahatsızlık’ duyduğunu dile getirdi.
ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken adına Dışişleri Bakanlığı Ofisi’nden yapılan açıklamada, Washington’un “İsrail polisinin Ebu Akile'nin cenaze törenine izinsiz girdiği görüntüleri görmekten ciddi rahatsızlık duyduğunu” ifade etti. Açıklamada, “Her bir aile sevdiklerini onurlu ve engelsiz şekilde defnedebilmeyi hak ediyor. İsrailli ve Filistinli muhataplarımızla yakın temas halinde olmaya devam ediyoruz ve tarafları tansiyonu daha fazla artıracak eylemlerden kaçınmaya çağırıyoruz” denildi.
Arap ve uluslararası medyanın İsrail polisinin müdahale anına ilişkin servis ettiği görüntüler ABD içinde bile öfke dalgasıyla karşılandı. Söz konusu müdahaleyi canlı yayınlayan veya muhabirleri aracılığıyla aktaran ABD’deki medya kuruluşları, İsrail’in “polisler cenaze törenindeki katılımcılardan taş atanları engellemeye çalışıyordu ve onları dağıtmak için güç kullanmak zorunda kaldı” şeklindeki iddiasını yalanladı. Söz konusu kuruluşlar, İsrail polisinin saldırganlığını haklı kılacak hiçbir şey olmadığını ve polisin herhangi kışkırtma olmamasına rağmen cenazedekilere nedensiz bir şekilde saldırdığını ifade etti.
Aynı şekilde ABD Kongre üyelerinden bazıları İsrail polisinin cenaze törenine yönelik baskınından duydukları rahatsızlığı dile getirdi. Demokrat Senatör Chris Murphy, Twitter hesabında yaptığı paylaşımda, cenazeye baskın yapılmasının oldukça rahatsız edici olduğunu belirterek, olayı soruşturma talebinde bulundu.
Senatör Bernie Sanders, “İsrail güçlerinin Filistinli gazeteci Şirin Ebu Akile’nin cenazesinde yas tutanlara saldırması rezalet” ifadesini kullandı.
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) üyeleri “Filistinli ve Amerikalı gazeteci Şirin Ebu Akile’nin öldürülmesini” kınayan bir açıklama yayınladı. Güvenlik Konseyi Başkanı olarak ABD’nin yetkilerine göre yayınlanan açıklamada, “Konsey üyeleri 11 Mayıs tarihinde Filistin’in Cenin kentinde Ebu Akile’nin öldürülmesini ve başka bir gazetecinin yaralanmasını şiddetle kınıyor” denildi. Ebu Akile’nin öldürülmesi hakkında soruşturma başlatılması talep edilen açıklamada, “Güvenlik Konseyi üyeleri kurbanın ailesinin acısını paylaşıyor ve en derin taziyelerini sunuyor” ifadesi kullanıldı. Güvenlik Konseyi üyeleri Ebu Akile’nin ölümüyle ilgili ‘acil, kapsamlı, adil ve tarafsız bir soruşturma başlatma’ çağrısında bulunarak, hesap verebilirliğin sağlanmasının önemini vurguladı. Güvenlik Konseyi üyeleri ayrıca sivil olan gazetecileri koruma yükümlülüğünün altını çizdi.
BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, İsrail güvenlik güçlerinin cenazenin taşınması sırasında Filistinlilere yönelik davranışlarından rahatsızlık duyduğunu dile getirdi.
Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, AB’nin Ebu Akile’nin cenazesi sırasında ortaya çıkan görüntüleri şaşkınlıkla karşıladığını kaydetti.
İrlanda Dışişleri ve Savunma Bakanı Simon Coveney, “Şirin Ebu Akile’nin cenazesine yapılan saldırının görüntüleri çok çirkin” dedi.



Irak’ta anayasal takvim işliyor, Kürt aday hâlâ netleşmedi

Kürdistan Demokrat Partisi Genel Başkanı Mesud Barzani’nin, Kürdistan Yurtseverler Birliği Başkanı Bafel Talabani’yi kabul ederken (Arşiv – Rudaw)
Kürdistan Demokrat Partisi Genel Başkanı Mesud Barzani’nin, Kürdistan Yurtseverler Birliği Başkanı Bafel Talabani’yi kabul ederken (Arşiv – Rudaw)
TT

Irak’ta anayasal takvim işliyor, Kürt aday hâlâ netleşmedi

Kürdistan Demokrat Partisi Genel Başkanı Mesud Barzani’nin, Kürdistan Yurtseverler Birliği Başkanı Bafel Talabani’yi kabul ederken (Arşiv – Rudaw)
Kürdistan Demokrat Partisi Genel Başkanı Mesud Barzani’nin, Kürdistan Yurtseverler Birliği Başkanı Bafel Talabani’yi kabul ederken (Arşiv – Rudaw)

Irak’ta gelenek gereği Kürtlere ayrılan cumhurbaşkanlığı makamı için Kürt adayın belirlenmesi süreci, Kürdistan Bölgesi’ndeki iki ana parti olan Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) ile Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) arasındaki siyasi görüş ayrılıkları ve belirsizlikler nedeniyle gündemdeki yerini koruyor. KYB’nin nihai aday ismini ne zaman açıklayacağı merakla bekleniyor.

KYB lideri Bafel Talabani’ye yakın bir kaynak, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “KYB henüz resmî adayını sunmadı. Nihai ismin pazartesi günü açıklanması bekleniyor. Bu tarih, aday listesinin Parlamento Başkanı’na teslim edilmesi için son gündür” dedi. Kaynak, medyada dolaşan isimlerin resmî olmadığını ve henüz kesin bir aday üzerinde uzlaşma sağlanmadığını vurguladı.

Siyasi kaynaklar ise mevcut Cumhurbaşkanı Abdullatif Reşid’in görev için yeniden adaylığını koyduğunu, bunun da bazı Kürt siyasi çevrelerde şaşkınlık yarattığını belirtiyor. Buna karşılık KDP’nin, Kürt siyasi dengelerini yeniden şekillendirme arayışı çerçevesinde, ister KYB’den ister ona yakın bir isim olsun, uzlaşı adayını desteklemeye sıcak baktığı ifade ediliyor.

Karar toplantıları

Kürdistan Bölgesi’ndeki iki ana partinin, cumhurbaşkanlığı dosyasını ele almak üzere yarın (cumartesi) Erbil ve Süleymaniye’de ayrı ayrı toplantılar yapması bekleniyor.

Şafak News ajansına göre KYB, Süleymaniye’deki toplantısında aday isimlerini masaya yatıracak. Öne çıkan isimler arasında Nizar Amedi ve Halid Şuvani bulunuyor. Toplantının, parti lideri Bafel Talabani’nin katılımıyla nihai kararın alınmasına zemin hazırlaması bekleniyor.

hnj
Irak Cumhurbaşkanı Abdullatif Reşid (Cumhurbaşkanlığı internet sitesi)

Öte yandan KDP de parti lideri Mesud Barzani başkanlığında, Neçirvan Barzani ve Mesrur Barzani’nin katılımıyla bir toplantı gerçekleştirecek. Bu toplantıda, Kürdistan Bölgesi İçişleri Bakanı Riber Ahmed ile Dışişleri Bakanı Fuad Hüseyin’in adaylıkları ele alınacak.

Her iki toplantının ardından, Kürt siyasi partilerinin üst düzey isimlerini bir araya getirecek geniş kapsamlı bir görüşme yapılması da gündemde. Amaç, Kürt siyasi evi adına tek bir aday üzerinde uzlaşı sağlamak. Diğer siyasi bloklar da, sürecin sorunsuz ilerlemesi için bu yönde bir mutabakat çağrısı yapıyor.

Kürtler arası görüş ayrılıkları

Kürt siyasi sahnesinde, açık polemiklere dönüşmese de, Kürtler arası görüş ayrılıklarının giderek derinleştiği belirtiliyor. Bu durumun, özellikle KDP lideri Mesud Barzani’nin cumhurbaşkanının belirlenmesine ilişkin önerdiği mekanizma nedeniyle ortaya çıktığı ifade ediliyor. Tüm siyasi süreç ise ana üç bileşen (Şii, Sünni ve Kürt) arasındaki kırılgan dengeler üzerinde ilerliyor. Gözlemciler, bu iç ayrılıkların yaklaşan anayasal süreçlere yansımasından endişe ediyor.

Irak’ta 2003’te Saddam Hüseyin rejiminin devrilmesinden bu yana siyasi teamül gereği cumhurbaşkanlığı Kürtlere, başbakanlık Şii güçlere, parlamento başkanlığı ise Sünni güçlere veriliyor. Bu yapı, geleneksel “muhasasa” (kota) sisteminin bir parçası olarak kabul ediliyor.

2005’ten bu yana cumhurbaşkanlığı makamı, yazılı olmayan uzlaşılar çerçevesinde KYB’nin payına düşerken, KDP’nin ise bölge içindeki egemen ve kilit pozisyonları elinde tutması öngörülüyor.

Seçim yöntemi tartışması

2025’in sonunda Mesud Barzani, Kürt cumhurbaşkanının belirlenme yönteminin değiştirilmesi çağrısında bulundu. Barzani, üç olası mekanizma önerdi: Kürdistan Bölgesi Parlamentosu’nun Kürtleri temsilen bir isim belirlemesi; tüm Kürdistani tarafların tek bir aday üzerinde uzlaşması; ya da Irak Parlamentosu’ndaki Kürt bloklar ve milletvekillerinin adayı seçmesi.

Barzani, en önemli hususun Kürtler arasında geniş bir mutabakat sağlanması olduğunu vurgulayarak, cumhurbaşkanının “Bağdat’ta Kürdistan halkını temsil eden” bir figür olması gerektiğini, belirli bir partiye bağlı olmamasının esas olduğunu dile getirdi.

Ancak bu öneri, özellikle iki ana parti arasında yeni bir tartışma alanı açtı. KYB, cumhurbaşkanlığını siyasi nüfuzunun temel unsurlarından biri olarak görürken; KDP, geleneksel teamülü kırarak devletin egemen makamlarının paylaşımında daha büyük bir rol elde etmeyi hedefliyor.

Gözlemcilere göre Kürtler arasındaki bu anlaşmazlıkların sürmesi, sessiz kalsa bile, Bağdat’taki müzakere sürecini etkileyebilir. Zira cumhurbaşkanlığı seçimi, başbakanın belirlenmesi ve parlamentodaki ittifak düzenlemeleriyle yakından bağlantılı daha geniş siyasi dengelerin bir parçası olarak görülüyor.


Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklar: Vatan Kalkanı güçleri El-Haşa Kampı’nın kontrolünü ele geçirerek Seyun’un kırsalına ulaştı

Hadramut’ta Vatan Kalkanı güçlerinin konuşlandığı noktadan bir kare
Hadramut’ta Vatan Kalkanı güçlerinin konuşlandığı noktadan bir kare
TT

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklar: Vatan Kalkanı güçleri El-Haşa Kampı’nın kontrolünü ele geçirerek Seyun’un kırsalına ulaştı

Hadramut’ta Vatan Kalkanı güçlerinin konuşlandığı noktadan bir kare
Hadramut’ta Vatan Kalkanı güçlerinin konuşlandığı noktadan bir kare

Sahadaki kaynaklar, Hadramut Valisi ve Güvenlik Komitesi Başkanı’nın komutasındaki Vatan Kalkanı güçlerinin, El-Haşa bölgesinde bulunan stratejik 37. Tugay Kampı’nın kontrolünü ele geçirdiğin doğruladı.

Sahadaki kaynaklar, Vatan Kalkanı güçlerinin, Güney Geçiş Konseyi (GGK) güçleriyle yaşanan çatışmaların ardından El-Haşa Kampı’nda tam kontrol sağladığını, GGK unsurlarının ise geri çekildiğini bildirdi.

Aynı kaynaklar, Vatan Kalkanı güçlerinin kamp çevresindeki bölgeleri güven altına almak için  operasyonların sürdürdüğünü aktardı.

Hadramutlu askerî kaynaklara göre, GGK güçleri, olası hava saldırılarından endişe duydukları için erken saatlerden itibaren kampın çevresindeki bazı noktalarda konuşlanmıştı. Kaynaklar, bu unsurlarla müdahale edildiğini ve bölgenin güvenliğinin sağlanmasına yönelik çalışmaların hâlen devam ettiğini belirtti.

Kaynaklar ayrıca, “Vatan Kalkanı” güçlerinin Seyun yönünde ilerlemeyi sürdüreceğini, kalan askerî kamplar ve bölgelerin kontrol altına alınmasının hedeflendiğini vurguladı. Açıklamada, Suudi Arabistan’daki müttefiklerin desteğiyle, Hadramut ve Mehri vilayetlerindeki tüm kampların güvenliğini sağlamaya yönelik net planlar doğrultusunda hareket edildiği ifade edildi.

Kaynaklar, “Vatan Kalkanı” güçlerinin şu anda bazı noktalarda Seyun’un kırsalına ulaştığını da kaydetti.

Öte yandan kaynaklar, GGK güçlerinin Seyun’daki Birinci Askerî Bölge’den tamamen çekildiğine dair haberleri doğrulamadı; ancak göstergelerin olumlu olduğunu belirtti. Açıklamada, GGK’ya bağlı bazı unsurların Seyun Hastanesi ve Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda konuşlandığı, diğer noktaların ise tamamen boşaltıldığı ve güçlerin El-Katın yönüne çekildiği ifade edildi.


Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Alimi: Silah gücüyle dayatılan fiilî duruma izin verilmeyecek

Alimi, Riyad’da Danışma Heyeti ile bir araya geldi (SABA)
Alimi, Riyad’da Danışma Heyeti ile bir araya geldi (SABA)
TT

Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Alimi: Silah gücüyle dayatılan fiilî duruma izin verilmeyecek

Alimi, Riyad’da Danışma Heyeti ile bir araya geldi (SABA)
Alimi, Riyad’da Danışma Heyeti ile bir araya geldi (SABA)

Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi, aldığı son egemen kararların eksiksiz biçimde uygulanması gerektiğini vurgulayarak, bu kararların etrafından dolanılmasına ya da sahada uygulanmasının engellenmesine yönelik girişimlere karşı uyarıda bulundu. El-Alimi, söz konusu kararların “zorunlu ve sorumlu bir tercih” olduğunu, amacının sivilleri korumak, devletin hukuki konumunu muhafaza etmek ve silah gücüyle dayatılan fiilî durumların önüne geçmek olduğunu söyledi.

El-Alimi, salı günü 90 gün süreyle olağanüstü hâl ilan ederken, GGK’nin BAE desteğiyle Hadramut ve Mahra’da tırmandırdığı askerî faaliyetlerin ardından Birleşik Arap Emirlikleri güçlerine ülkeyi 24 saat içinde terk etme çağrısı yaptı. El-Alimi ayrıca, Vatan Kalkanı” güçlerine GGK’nin ele geçirdiği tüm askerî kamplar ve mevzilerin devralılması, GGK unsurlarının ise geldikleri yerlere geri dönmesi talimatını verdi.

El-Alimi, perşembe günü Devlet Danışmanları Kurulu ile yaptığı toplantıda, bu kararların bir tırmanma ya da intikam arzusunu yansıtmadığını, aksine devletin vatandaşlarını koruma ve egemenliğini savunma yönündeki hukuki ve ahlaki sorumluluğunun bir sonucu olduğunu belirtti. Gerginliği düşürme ve uzlaşı için tüm imkânların tüketildiğini, buna yetki devri ilanı ve Riyad Anlaşması’nın da dâhil olduğunu ifade etti.

dfvg
Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi (SABA)

Yeni miladi yılın zafer, barış, güvenlik ve istikrar yılı olmasını temenni eden El-Alimi, vatandaşların çektiği acıların sona ermesini, adaletli bir devlet yapısı içinde onurun korunmasını, hakların güvence altına alınmasını ve toparlanma ile kalkınma için gerçek ufukların açılmasını diledi.

Gelişmeler ve uyarılar

El-Alimi, Danışmanlar Kurulu’nu son gelişmeler hakkında bilgilendirerek, doğu vilayetlerindeki durumun normale döndürülmesi için verilen sürelerin Güney Geçiş Konseyi tarafından iyi değerlendirilmediğini söyledi. Buna paralel olarak Hadramut ve Mahra’ya ilave güçlerin sevk edildiğini, dış kaynaklardan askerî sevkiyatların ulaştığını ve bunun istikrar için doğrudan bir tehdit oluşturduğunu kaydetti. Bu durumun, krizin kontrol edilemez bir fiilî duruma dönüşmesini önlemek amacıyla, Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu ile koordinasyon içinde kararlı adımlar atılmasını zorunlu kıldığını ifade etti.

dfg
Yemen’den ayrılmayı talep eden Güney Geçiş Konseyi’ne bağlı askerler, Aden’de (AP)

Başkanlık Konseyi Başkanı, doğu vilayetlerindeki yerel yönetimlerin egemen tesisleri ve hayati altyapıyı güvence altına alma, temel hizmetlerin sürekliliğini sağlama yönündeki hızlı tepkilerini takdir etti. Ancak aynı zamanda, bu kararların etrafından dolanılmasına ya da sahada uygulanmasının engellenmesine yönelik her türlü girişime karşı uyarıda bulundu.

El-Alimi, Danışmanlar Kurulu’nun bu kritik aşamada ulusal karar alma süreçlerini destekleyen, siyasi ve kurumsal kapasitenin seferber edilmesine katkı sunan ileri bir “düşünce merkezi” rolü üstlenebileceğini vurguladı. Devlet dışı silahlı oluşumlara verilen desteğin kurutulmasının da bu çabanın parçası olduğunu dile getirdi.

Güney meselesinin adil bir dava olduğunu yineleyen El-Alimi, bu sorunun en yüksek hak ve özgürlük standartları çerçevesinde, güç ve dayatma mantığından uzak bir şekilde ele alınması gerektiğini, silahlı çatışmaların bu davaya zarar verdiğini söyledi.

Suudi Arabistan ile ortaklık

El-Alimi, Suudi Arabistan’ın Yemen için stratejik bir ortak olduğunu belirterek, bu ortaklığın korunmasının tarihî ve geleceğe dönük kazanımları nedeniyle ulusal bir sorumluluk taşıdığını ifade etti. Bu ortaklığın zedelenmesinin ciddi riskler barındırdığına dikkat çekti.

Birleşik Arap Emirlikleri’nin askerî varlığının sona erdirilmesi kararının, ittifakın seyrini düzeltme amacıyla ve ortak komutanlıkla koordinasyon içinde alındığını belirten El-Alimi, bunun ikili ilişkilerin koparılması ya da ortak çıkarlara dayalı iş birliği mirasının inkârı anlamına gelmediğini vurguladı.

El-Alimi, bu aşamada alınan her egemen kararın nihai hedefinin, barış ya da savaş yoluyla devlet kurumlarının yeniden tesis edilmesi ve Yemen halkının güvenlik, istikrar ve kalkınma beklentilerinin karşılanması olduğunu söyledi.

Son olarak tüm siyasi bileşenlere ve medya organlarına seslenen El-Alimi, hakaret ve kışkırtma dilinden kaçınılması, devlet ve sorumluluk dilinin öne çıkarılması çağrısında bulundu. Bunun ulusal birliği güçlendireceğini, barış şansını koruyacağını ve hesap verebilirlik ile hukukun üstünlüğü ilkesinden taviz verilmeden mümkün olacağını belirtti.