Batı, Rusya ile mücadelesinde tek yürek olmaya devam mı edecek yoksa görüş ayrılıkları yüzünden bölünecek mi?

Washington ve Londra ile Batı Avrupa arasında gittikçe artan görüş ayrılıkları mevcut

Ukrayna'nın Mariupol kentindeki bir Rus askeri (AFP)
Ukrayna'nın Mariupol kentindeki bir Rus askeri (AFP)
TT

Batı, Rusya ile mücadelesinde tek yürek olmaya devam mı edecek yoksa görüş ayrılıkları yüzünden bölünecek mi?

Ukrayna'nın Mariupol kentindeki bir Rus askeri (AFP)
Ukrayna'nın Mariupol kentindeki bir Rus askeri (AFP)

Rusya’yı zayıflatma şeklinde stratejik bir hedef belirleyen ABD ve İngiltere ile böyle bir durumun olası sonuçlarından endişe duyan Batı Avrupa ülkeleri arasında Ukrayna’yı destekleme konusunda gittikçe artan bir görüş ayrılığı mevcut.
Bu görüş ayrılığı, ABD Başkanı ile Fransa Cumhurbaşkanı arasındaki tutumların zıtlığında görülüyor. Zira Joe Biden 26 Mart'ta Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in ‘iktidarda kalmasının mümkün olmadığını’ söylerken Emmanuel Macron 9 Mayıs'ta Rusya'yı ‘aşağılayarak’ barışın inşa edilemeyeceğini söylemişti.
Açıklamalar bir yana, örneğin ABD ve İngiltere, Ukrayna'ya Fransa ve Almanya'dan çok daha fazla silah sağlıyor. Basında yer alan teyit edilmemiş ancak sık sık dönen haberler, ABD istihbarat servislerinin Ukrayna'ya aktif bir şekilde yardım sağladığını öne sürüyor.
Aynı şekilde Washington ve Londra, Moskova'ya yaptırım uygulama konusunda Paris ve Berlin'den daha hevesli. Avrupalılar çatışmaya diplomatik bir çözüm bulunabileceğini umarken ABD ve İngiltere buna hiç inanmıyorlar.

Rusya’yı zayıflatmak
Brüksel merkezli Wilfried Martens Avrupa Çalışmaları Merkezi’nden araştırmacı Eoin Drea “Anglosfer dünyası Ukrayna'yı kurtarırken, Avrupa Birliği (AB) kendini kurtarıyor” ifadelerini kullandı.
Drea, ABD merkezli Politico dergisinde yayınlanan bir yazısında “AB kararsız davranışlar sergilemeye devam ediyor” dedi.
Buna karşılık Washington, Ukrayna'ya silah tedarik etmek için on milyarlarca dolar harcıyor. Fransa'nın Eski Washington Büyükelçisi ve eski Birleşmiş Milletler (BM) Daimi Temsilcisi Gerard Araud “ABD'nin Ukrayna'ya desteği farklı bir boyut kazanıyor. Bu kadar para harcadığımızda amaç yatırım gelirleri elde etmek oluyor” dedi.
Biden'ın açıklamasının ardından ABD yönetimi ‘rejim değişikliği’ arayışında olduğunu teyit etmese de Washington uzun vadede Rusya'yı ‘zayıflatmaya’ çalışıyor. Nitekim bu, Savunma Bakanı Lloyd Austin tarafından daha önce dile getirilmişti.
Fransız Haber Ajansı’na (AFP) konuşan Araud, mevcut durumun, Çin ile mücadelesini uzun vadeli stratejik önceliği olarak korumaya devam eden Washington için ‘tek bir ABD askerini kullanmadan Rus gücünü zayıflatabilmesi için bir fırsat olduğunu’ belirtti.
Araud “Ukraynalılar mükemmel ve Ruslar kötü bir şekilde savaştıkları için ABD’liler kendilerine bunun Rusları zayıflatmak için iyi bir fırsat olduğunu ve Putin düşerse, bunun da iyi olacağını söylüyorlar” dedi. İngiltere’nin tutumu hakkında konuşan Araud “İngilizler ABD’lilerin adımlarını takip ediyor. Brexit'ten bu yana başka olası bir politikaları olmadı” dedi.

Avrupa savaşın sonuçlarına daha çok maruz kalıyor
Avrupa tarafına bakacak olursak, eski İtalyan diplomat Marco Carnelos, tabi ki tarihi nedenlerden ötürü Rusya'ya ciddi anlamda düşman olan Doğu Avrupa ülkeleri ile saldırı karşısında Ukrayna'yı destekleyen Batı Avrupa ülkeleri arasında ‘çatlaklar’ olduğunu, ancak Doğu ülkelerinin Washington'dan daha ılımlı olduğunu ve savaşın sonuçlarına ondan daha çok maruz kaldıklarını söyledi.
Carnelos durumu özetleyerek, “Soru şu: Avrupalılar Moskova'da olası bir rejim değişikliği için ne gibi bir bedel ödemeye hazırlar?” dedi. Askeri bir tırmanış tehlikesi bir tarafa ‘ABD’nin hedefinin gerçekleştirilmesi için ödenecek ekonomik bedelin çok ağır olacağını’ belirtti.
Ulusal Sanat ve El Sanatları Konservatuarı’ndan (CNAM-Paris) Endüstriyel Ekonomi Profesörü Sébastien Jean, ‘ekonomik açıdan bakılırsa ABD ve İngiltere'nin etkilere maruz kalması ile Almanya başta olmak üzere AB’nin maruz kalması arasında gerçek bir orantısızlık olduğunu’ söyledi.
Jean “ABD ve ona kıyasla daha az ölçüde İngiltere, önemli enerji üreticilerinden. İthalata bağımlılıkları daha az” dedi.

Avrupalılar arasındaki büyük görüş ayrılığı
Savaşın neden olduğu kaosun, paladyum, potas, nikel ve bu gibi ‘sanayi için önemli malzemeler de dahil olmak üzere ham veya suni temel maddelere’ yansıdığını söyleyen Profesör “Çok güçlü olan ancak aynı zamanda çok enerji harcayan Alman sanayisi bu sarsıntıya karşı oldukça savunmasız durumda. Aynı şey İngiltere için geçerli değil. Çünkü sanayisi daha az güçlü. ABD için de geçerli değil. Coğrafya olarak uzak bir konumda ve başka tedarik kanalları var” dedi.
Jean, zengin Batı Avrupa ülkeleri ile Doğu Avrupa ülkelerinin aynı safta olduğu ABD’liler ve İngilizler arasında ‘bu kadar görüş ayrılığı yaşanmasının sebebinin bu olduğunu’ söyledi.

Avrupa bir kez daha mı bölünüyor?
ABD’li askeri tarihçi Edward N. Luttwak, Twitter hesabından yaptığı paylaşımında “Avrupa'nın Ukrayna'ya verdiği sözlü destek, Polonya'nın büyük cömertliğinden tutun Almanya'nın çok yavaş ve çok zayıf teslimatlarına ve orta bir tutum sergileyen İtalya'ya kadar maddi destekteki büyük farklılıkların üstünü kapatıyor” değerlendirmesinde bulundu. Gerard Araud “ABD’nin katı tutumu yüzünden gittikçe artan bir gerilim olmasına rağmen bu, AB’yi şu ana kadar ortak kararlar almaktan alıkoymadı” dedi.



Trump: Venezuela ve çevresindeki hava sahası tamamen kapatılacak

ABD Başkanı Donald Trump (AP)
ABD Başkanı Donald Trump (AP)
TT

Trump: Venezuela ve çevresindeki hava sahası tamamen kapatılacak

ABD Başkanı Donald Trump (AP)
ABD Başkanı Donald Trump (AP)

ABD Başkanı Donald Trump, bugün Venezuela ve çevresindeki hava sahasının tamamen kapatılacağını duyurdu

Trump, Truth Social'da paylaştığı gönderide, "Tüm havayollarına, pilotlara, uyuşturucu kaçakçılarına ve insan kaçakçılarına: Venezuela üzerindeki ve çevresindeki hava sahasının tamamen kapatılacağı konusunda uyarıda bulunun" ifadelerini kullandı.

New York Times'da dün yayınlanan bir habere göre, Trump geçen hafta Venezuelalı mevkidaşı Nicolás Maduro ile görüştü ve görüşmede Amerika Birleşik Devletleri'nde bir görüşme olasılığı ele alındı.

Geçtiğimiz hafta ABD, büyük havayollarını Venezuela üzerinde uçarken "kötüleşen güvenlik koşulları ve ülke içinde ve çevresinde artan askeri faaliyetler" nedeniyle "potansiyel olarak tehlikeli bir durum" konusunda uyardı.

Venezuela, ABD Federal Havacılık İdaresi'nin uyarısı üzerine ülkeye uçuşlarını askıya alan altı büyük uluslararası havayolunun işletme haklarını iptal etti.

Trump yönetimi, Karayipler'deki büyük askeri yığınağıyla, özellikle de dünyanın en büyük uçak gemisini bölgeye konuşlandırarak Venezuela üzerinde yoğun bir baskı uyguluyor.

Washington, amacın uyuşturucu kaçakçılığıyla mücadele olduğunu söylerken, Karakas nihai hedefin rejim değişikliği olduğunu savunuyor. Eylül ayından bu yana ABD güçleri, Karayipler ve Doğu Pasifik'te uyuşturucu kaçakçılığı için kullanıldığından şüphelenilen 20'den fazla tekneyi imha etti ve bu saldırılarda 83'ten fazla kişi hayatını kaybetti.


Papa Francis, Lübnan'a olağanüstü bir ziyaret yapıyor

Papa XIV. Leo, Beyrut'a gitmeden önce Türkiye'yi ziyaret ediyor (Reuters)
Papa XIV. Leo, Beyrut'a gitmeden önce Türkiye'yi ziyaret ediyor (Reuters)
TT

Papa Francis, Lübnan'a olağanüstü bir ziyaret yapıyor

Papa XIV. Leo, Beyrut'a gitmeden önce Türkiye'yi ziyaret ediyor (Reuters)
Papa XIV. Leo, Beyrut'a gitmeden önce Türkiye'yi ziyaret ediyor (Reuters)

Lübnan, yarın öğleden sonra Beyrut'a gelecek ve 2 Aralık Salı günü ayrılacak olan Papa XIV. Leo'yu ağırlamaya hazırlanıyor. Ziyaret, özellikle Lübnan için olağanüstü bir zamanda gerçekleşmesi ve Vatikan dışına ilk çıkışı olması nedeniyle "tarihi" olarak nitelendiriliyor. Papa, Lübnan yolculuğu öncesinde Türkiye'ye de uğrasa da Türkiye ziyaretinin amacı, Hristiyan doktrinini oluşturan ilk ekümenik konsey olan İznik Konsili'nin 1700. yıldönümünü İstanbul Patriği ile birlikte anmaktı.

Lübnan'ın Cel el Dib kentindeki Psikiyatri Hastanesi'nde Papa XIV. Leo'yu tasvir eden poster (Reuters)Lübnan'ın Cel el Dib kentindeki Psikiyatri Hastanesi'nde Papa XIV. Leo'yu tasvir eden poster (Reuters)

Bu bağlamda, Papalık ziyaretinin resmi kilise koordinatörü Piskopos Mişel Avn, "Papa, Lübnan ve Lübnan halkının büyük acılar çektiğinin farkındadır ve yalnızca Lübnan halkı düzeyinde değil, aynı zamanda ziyaretinin Lübnan'a dünya çapında ışık tutması nedeniyle de bu ülkenin yanında durmayı gerektiren zor durumu anlamaktadır" dedi. Piskopos Avn, Şarku'l Avsat'a yaptığı açıklamada, Papa'nın Beyrut'tan açıklayacağı tutumların "Lübnan'ın mesajını ve bir arada yaşama taahhüdünü vurgulayacağını, böylece bölgesel veya uluslararası olsun, dünyadaki tüm karar vericilerin bunları duyacağını" belirtti. Papa, bizzat Lübnanlılara hitap edecek ve Beyrut'taki liderleri tüm vatandaşlarına layık bir devlet kurmak için birleşmeye çağıracak. Ayrıca tüm dünya için açık bir mesaj olacak"ifadesini kullandı. Avn, bu nedenle "Papa, ziyaretinde, Vatikan'ın Lübnan'ın varlığına, çağrısına ve misyonuna önem verdiğini söylemek için Lübnan'ın yanında yer aldığını" vurguladı.

Büyük Ayin

Piskopos Avn, Papa'nın seyahat programındaki durakların belirlenmesinin nedenlerini anlattı. Ziyaretin en önemli etkinliği olan ve yaklaşık yüz bin Lübnanlının katılması beklenen Büyük Ayin'in yanı sıra gençlerle buluşma da bu kapsamda değerlendirildi. Papa'nın insani yardım odaklı bir yeri ziyaret etme isteği doğrultusunda, Ortadoğu'da türünün tek örneği olan Deyr el-Salib Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi seçildi.

Dini Liderlerle Toplantı

Lübnan, diyalog ve Müslüman-Hristiyan birlikteliğinin ülkesi olarak bilindiği için Beyrut şehir merkezinde düzenlenecek "Ekümenik Toplantı" önemli bir etkinlik olacak. Lübnan'daki dini toplulukların liderleri, 1 Aralık Pazartesi günü saat 16:00'da Papa'nın etrafında toplanacak. Piskopos Avn'a göre resmi bir diyalog olmayacak, bunun yerine dört Müslüman ve dört Hristiyan liderin yapacağı sekiz konuşmanın ardından Papa konuşacak. Papa ayrıca, başta Harissa'daki din adamlarıyla bir toplantı ve Aziz Çarbel türbesinin bulunduğu Annaya'daki Aziz Maron Manastırı olmak üzere çeşitli yerleri ziyaret ederek, dua edecek.

Beyrut Limanı'nda Dua

Bu ziyaretin dikkat çeken bir özelliği de 4 Ağustos 2020'de Lübnan'ı vuran büyük patlamada hayatını kaybedenlerin anısına Beyrut Limanı'nda bir dakikalık saygı duruşunda bulunulacak olmasıdır. Ziyaretin başlayacağı Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda üç cumhurbaşkanı yetkililerle bir araya gelecek. Üç cumhurbaşkanının, Papa'yı Beyrut Uluslararası Havalimanı'na varışında karşılayacakları da unutulmamalıdır.

Piskopos Avn, bu ziyaretin kilise üzerinde olumlu bir etki yaratmasını umduğunu belirterek, "Duanın amacı sadece ziyaretin herhangi bir güvenlik sorunu yaşanmadan barışçıl bir şekilde geçmesi değil, aynı zamanda Kutsal Hazretleri'nden gelecek önemli mesajları ve sunacağı davetleri almaya hazırlanmaktır" dedi.

Farid Hazen: Ziyaretin Manevi ve Siyasi derinliği var

Papa'nın ziyaretinin dini öneminin ötesinde, siyasi bir boyutu da var. Patrikhane ile uzun süredir devam eden ilişkisinden güç alan Milletvekili Farid Hazen, bu noktayı Şarku'l Avsat'a şöyle anlattı: "Ziyaretin zamanlaması oldukça önemli. Papa'nın ilk ziyaretlerinden biri olmasının yanı sıra, asıl etken Vatikan'ın Lübnan'ı bölgedeki Hristiyanların son kalesi olarak görmesi ve Hristiyan varlığını ve Hristiyanların Lübnan'daki statüsünü korumak istemesidir." Hazen, "Bir diğer nokta da genel bölgesel durum, Güney Lübnan'da yaşananlar ve İsrail ile yaşanan savaş. Tüm bu tehlikeler, Papa'nın gelip 'Medeniyetlerin bir mesajı ve buluşma noktası, bir arada yaşama ve birlik Lübnan'ı olarak Lübnan'a bağlıyız ve Lübnan'da istikrara bağlıyız' demesi için birincil ve ilave bir motivasyon kaynağı" değerlendirmesinde bulundu.

Papa XIV. Leo'nun Beyrut'ta karşılanışı için 21 Kasım'da asılan bir poster, (AP)Papa XIV. Leo'nun Beyrut'ta karşılanışı için 21 Kasım'da asılan bir poster, (AP)

Cumhurbaşkanlığı Sarayı'ndan gelen mesajla ilgili olarak Hazen, "Vatikan Devlet Başkanı olarak vereceği mesajın büyük olasılıkla Lübnan devletinin, kurumlarının, Lübnan'daki barışçıl yolun ve genel olarak barışın onayını içereceğini" belirtiyor.

Güvenlik garantileri

Güvenlik açısından Hazen, ziyaretin iptal edilmesinin söz konusu olmadığını vurguladı. Vatikan ve Kilise'nin ziyaretin planlandığı gibi devam edeceğine dair güvence aldığını belirten Hazen, "Vatikan'ın, güvenlik sağlanacağından emin olmadan Papa Hazretleri'ni getirme riskini göze alacağını sanmıyorum" dedi.

Papa'nın ziyareti, lojistik, güvenlik ve medya düzenlemelerinin yanı sıra, özellikle seyahat edeceği güzergahlar için yol planlarını da içeriyor. İsviçre Muhafızları ve İtalyan Jandarma yetkilileri, Papa'nın gezileri sırasında güvenliğinden sorumlu.

Aktif Vatikan Diplomasisi

El-Hazen, "Lübnan yararına uluslararası toplumla temaslar aracılığıyla dünyada aktif, etkili ve çok etkili bir Vatikan diplomasisi"nden bahsediyor ve ekliyor: "Bu ziyaretin doğrudan etkisinden çok dolaylı bir etkisi var." "(Dolaylı etki) dediğimde, asıl önemli olanın ziyaret değil, Hazretleri'nin ziyaretten sonra yapacağı çalışmalar olduğunu kastediyorum."

El-Hazen, Vatikan'ın tüm mezheplerden uzak durduğunu ve aralarında birlik, iş birliği ve iletişimi teşvik etmeye kararlı olduğunu teyit ettiği için çeşitli dini toplulukların bir araya gelmesinin olağanüstü önem taşıdığını belirtti. El-Hazen, bu çoğulculuk ve çeşitlilik olmadan, Lübnan'ın Vatikan'ın hayal ettiği Lübnan olmayacağına inanıyor.

Papa'nın Lübnan'a Dördüncü Ziyareti

Papa'nın Lübnan'a yaptığı bu ziyaret, bir papanın ilk ziyareti değil. İlk ziyaret, Papa VI. Paul'ün Hindistan'a giderken Beyrut'u ziyaret ettiği ve havaalanında resmi bir karşılama aldığı 1964 yılındaydı.

Olağanüstü önem kazanan ikinci ziyaret, Papa II. Jean Paul'ün 10 ve 11 Mayıs 1997 tarihlerinde, üçüncüsü ise Papa XVI. Benedict'in 14, 15 ve 16 Eylül 2012 tarihlerinde yaptığı ziyaretti.


‘Otomatik kalem’ Biden'ı Trump'ın hedef tahtasına koyuyor... Peki, hikâye ne?

Beyaz Saray koridorlarında Başkan Donald Trump'ın fotoğrafının ve eski Başkan Joe Biden'ın imzasının yer aldığı çerçevelerin önünde duran bir gizli servis ajanı (AP)
Beyaz Saray koridorlarında Başkan Donald Trump'ın fotoğrafının ve eski Başkan Joe Biden'ın imzasının yer aldığı çerçevelerin önünde duran bir gizli servis ajanı (AP)
TT

‘Otomatik kalem’ Biden'ı Trump'ın hedef tahtasına koyuyor... Peki, hikâye ne?

Beyaz Saray koridorlarında Başkan Donald Trump'ın fotoğrafının ve eski Başkan Joe Biden'ın imzasının yer aldığı çerçevelerin önünde duran bir gizli servis ajanı (AP)
Beyaz Saray koridorlarında Başkan Donald Trump'ın fotoğrafının ve eski Başkan Joe Biden'ın imzasının yer aldığı çerçevelerin önünde duran bir gizli servis ajanı (AP)

ABD Başkanı Donald Trump dün, eski ABD Başkanı Joe Biden'ın ‘otomatik kalem’ (Autopen) kullanarak imzaladığı tüm kararnameleri iptal edeceğini söyledi.

Trump, sosyal medya platformu Truth Social'de yaptığı bir paylaşımda şunları yazdı: “Uykucu Joe Biden'ın otomatik kalem kullanarak imzaladığı tüm kararnameler (yani tüm belgelerin yaklaşık yüzde 92'si) geçersizdir, artık yürürlükte değildir ve hiçbir etkisi yoktur.”

Otomatik kalem, Beyaz Saray'daki ABD başkanları tarafından onlarca yıldır kullanılan bir araç.

(Truth Social gönderisi)(Truth Social gönderisi)

Şarku’l Avsat’ın Guardian’dan aktardığı haberde şu sorular yer aldı: ‘Otomatik kalem’ nedir? Biden bunu nasıl kullandı? Trump neden bu konuyu gündeme getirmeye devam ediyor?

‘Otomatik kalem’ nedir?

1803 yılında ABD'de patentlenen otomatik kalem, gerçek mürekkep kullanarak bir kişinin imzasını kopyalayan robotik bir cihazdır. Genellikle çok sayıda belgeyi imzalamak için kullanılır.

ABD Adalet Bakanlığı'nın 2005 tarihli bir kılavuzuna göre, “Başkan'ın bir tasarıyı yasa haline getirmek için fiziksel olarak imzalaması gerekmez.”

Buna göre Başkan bir yasa tasarısını doğrudan imzalamak yerine, ‘bir astına, otomatik imza kalemi kullanarak, tasarıya kendi imzasını atması talimatını verebilir.’

Otomatik imza makinesi (AP)Otomatik imza makinesi (AP)

Diğer başkanlar da kullandı mı?

Shapell Manuscript Foundation’a (Shapell El Yazması Vakfı) göre otomatik kalem kullanımı, Thomas Jefferson'un erken bir versiyonunu kullanmasıyla başladı. Söylentilere göre Harry Truman da bu kalemi kullandı. Gerald Ford ve Lyndon Johnson da Beyaz Saray'da bu cihazın fotoğrafının çekilmesine izin verdi.

Diğer kullanıcılar arasında John F. Kennedy ve Barack Obama da bulunuyor. Obama, yurtdışındayken Patriot Act ve mali ödenek tasarısı dahil olmak üzere çeşitli yasaların imzalanmasında bu cihazı kullandı.

Mart ayında Trump, ‘çok önemsiz belgeler’ olarak nitelendirdiği belgeleri imzalamak için otomatik kalem kullandığını söylemişti.

ABD Başkanı Donald Trump (AP) ABD Başkanı Donald Trump (AP)

Biden'ın otomatik kalem kullanımına dair ne biliyoruz?

Trump, Truth Social platformunda yaptığı paylaşımda, otomatik imza kaleminin Biden’ın bilgisi ve onayı olmadan başkaları tarafından kullanıldığını öne sürerek, bu durumun başkanlık kararnamelerini geçersiz kıldığını iddia etti. Ancak Biden’ın görev süresi boyunca bu tür bir imza sistemini ne ölçüde kullandığını gösteren herhangi bir kanıt bulunmuyor.

Ekim ayında Cumhuriyetçilerin kontrolündeki bir denetim komitesi, Biden’ın otomatik imza kalemi kullanımına ilişkin geniş suçlamalar içeren bir rapor yayımladı. Ancak rapor, Biden’ın yardımcılarının onun bilgisi dışında politika yürüttüğünü ya da yasalar, af kararları veya adına imzalanan yürütme emirlerinden habersiz olduğunu gösteren somut bir delil sunmadı. Komitedeki Demokrat üyeler raporu ‘gülünç’ olarak nitelendirdi.

Biden ise mart ayında New York Times’a yaptığı açıklamada, otomatik kalem kullanımını savunarak “Her kararı ben verdim” dedi. Çok sayıda kişiyi ilgilendiren af kararlarında ekibine bu yöntemi kullanmaları talimatını verdiğini belirterek bunun pratik bir gerekçe taşıdığını ifade etti.

ABD Eski Başkanı Joe Biden (Reuters)Eski ABD Başkanı Joe Biden (Reuters)

Trump neden bu konuyu sürekli gündeme getiriyor?

Biden’ın otomatik kalem kullanımı, Trump için uzun süredir tercih edilen bir saldırı konusu haline geldi. Mart ayında Trump, kanıt sunmadan Biden’ın af kararlarının ‘geçersiz, etkisiz ve herhangi bir sonuç üretmeyen’ kararlar olduğunu iddia etti; gerekçe olarak bu kararların otomatik kalemle imzalandığını öne sürdü. Hem seçim kampanyası süresince hem de başkanlığı sırasında Trump, Biden’ın bilişsel durumunun görevlerini yerine getirmesini engellediğini sık sık dile getirdi.

Bu yılın başlarında Trump, Beyaz Saray'ın yeni başkanlar galerisinde Biden'ın portresi yerine bir otomatik kalem resmi astı.

Trump yanlısı sağcı Heritage Vakfı, otomatik kalem iddialarını güçlü biçimde destekledi ve Biden’ın cihazı kullanımıyla ilgili bir rapor yayımladı. Raporda, “Kalemi kontrol eden, başkanlığı kontrol eder” ifadesi yer aldı, ancak rapor Biden’ın yardımcılarının onun bilgisi olmadan politika yürüttüğüne dair hiçbir kanıt sunmadı.

Trump tehditlerini gerçekten yerine getirebilir mi?

Yasa, başkanların seleflerinin çıkardığı yürütme emirlerini iptal etmelerine izin verse de, Trump'ın Biden'ın kararlarının çoğunu nasıl tersine çevirmeyi planladığı halen belirsizliğini koruyor. Ancak, Anayasa'ya atıfta bulunan