ABD yaptırımlarından muafiyetler, Suriye ‘mayınları’ ve bölgesel soru işaretleri

İdlib kırsalında yerinden edilenlerin kaldığı bir kamptaki iki çocuğun 7 Mayıs'ta çekilen bir fotoğrafı (EPA)
İdlib kırsalında yerinden edilenlerin kaldığı bir kamptaki iki çocuğun 7 Mayıs'ta çekilen bir fotoğrafı (EPA)
TT

ABD yaptırımlarından muafiyetler, Suriye ‘mayınları’ ve bölgesel soru işaretleri

İdlib kırsalında yerinden edilenlerin kaldığı bir kamptaki iki çocuğun 7 Mayıs'ta çekilen bir fotoğrafı (EPA)
İdlib kırsalında yerinden edilenlerin kaldığı bir kamptaki iki çocuğun 7 Mayıs'ta çekilen bir fotoğrafı (EPA)

Bir kişi, Suriye'nin kuzeydoğusunda, ABD’nin müttefiki olan Kürt grupların kontrolündeki Kamışlı'da yatırım projesi hayata geçirir ve burada Şam'ın kontrolündeki bir bölgeden işçi çalıştırırsa bu, ABD yaptırımlarının ihlal edildiği anlamına gelir mi gelmez mi?
Yahut bir kişi Suriye’nin kuzeyindeki Halep kırsalında Ankara'nın müttefiki olan muhalif grupların kontrolündeki Azez'de bir yatırım projesi hayata geçirir ve Tel Rıfat yakınlarından hammadde tedarik ederse bu, ABD yaptırımlarının ihlali midir, değil midir?
ABD Hazine Bakanlığı'nın Perşembe günü duyurduğu, Suriye’de tarım, inşaat ve finans dahil olmak üzere 12 alanda yatırım faaliyetlerine izin verme kararı, önümüzdeki dönemde Washington'ı bu tür ayrıntılı sorularla karşı karşıya getirecek.
ABD Başkanı Joe Biden yönetimi, en büyük önceliği ‘DEAŞ’ın yeniden dönüşünü önlemek’ olan Suriye stratejisi çerçevesine giren bir kararı netleştirmek için son aylarda Arap ülkelerinden, bölge ülkelerinden ve Suriye’den müttefikleriyle istişarelerini yoğunlaştırdı. ABD Hazine Bakanlığı’nın duyurduğu kararın geniş başlığı, istikrarı artırmak, DEAŞ’ın yeniden ortaya çıkışını önlemek, Suriye rejiminin kontrolü dışındaki bölgelerde, belirli sektörlerde yatırımlara izin vermek, bu yatırımları Caesar Yasası kapsamındaki yaptırımlarından ve ABD’nin cezai tedbirlerinden muaf tutmak ve ABD ve müttefikleri ile Türkiye ve onunla birlikte hareket eden grupların kontrolü altındaki nüfuz bölgelerinin nefes almasını sağlamaktır.
Ancak Hazine Bakanlığı’nın kararının ayrıntıları ve ABD tarafından yapılan resmi açıklamalar incelendiğinde bu kararın birçok çelişki barındırması nedeniyle çok fazla ‘mayın’ içeren bir takım önemli zorluklarla karşı karşıya kalacağı görülüyor.
Bu ‘mayınların’ bazılarını şöyle sıralayabiliriz:
1 - Petrol: ABD’nin kararı benzin gibi petrol ürünlerinin satın alınmasına izin veriyor. Ancak, Suriye hükümeti ya da yaptırım uygulanan kişi ve kuruluşlarla Suriye’de üretilen petrol ürünlerinin ABD'ye arzının engellenmesi ve bunun yerine yaptırımlar listesinde yer alan petrol sektörünün yatırım operasyonlarına dahil edilmemesini şart koşan önceki bir kararı, böyle bir işlemin yapılması önünde engel oluşturuyor.
Sorun, Suriye'nin petrol zenginliğinin yüzde 90'ının ve doğalgazının yarısından fazlasının Fırat’ın doğusunda yer alıyor olması. Fırat’ın doğusunda şu an günlük 90 bin varil petrol üretiliyor. Bunun bir kısmı ‘savaş baronları’ ve Washington tarafından bilinen arabulucular aracılığıyla Suriye hükümetinin bölgelerine gidiyor.  Bu yüzden yeni kararın uygulanması birçok teste ve gri alanlara tabi olacaktır.
2 - Siyasi olarak tanınma: Ankara, (ve Şam) yeni kararı sert bir şekilde eleştirdi. Çünkü karar, Türkiye'nin terör örgütü olarak sınıflandırdığı PKK’nın uzantısı olarak gördüğü YPG'yi destekliyor. Ancak ABD'li yetkililer, Cuma günü, gazetecilere yaptıkları açıklamalarda kararın siyasi bir adım değil, rejimin nüfuz alanı dışındaki bu bölgelerde yaşayan insanların içinde bulundukları koşulları iyileştirmeye yardımcı olacak bir ekonomi ve istikrar adımı olduğunu vurguladılar. Ayrıca bu adımın, Suriye'nin hiçbir yerinde özerkliği teşvik etmediğini, desteklemediğini ve onaylamadığını belirterek ABD’nin, Suriye'nin toprak bütünlüğüne bağlı olduğunun altını çizdiler.
Türk yetkililer, bu kararla ilgili olarak ABD’li meslektaşlarıyla temasa geçtiler. Ankara, kararın Halep kırsalındaki nüfuz bölgelerini de kapsamasına rağmen mevcut halinden memnun olmadığını iletti. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu'nun bugün Washington'a yapacağı ziyarette bu meselenin önemli bir gündem maddesi olacağına şüphe yok.
3 - Yeniden yapılanma ve istikrar: Washington, Suriye halkının çıkarlarına değil, rejimin yalnızca dar çıkarlarına hizmet edecek, Esed rejimi tarafından ya da onun yararına olacak bir yeniden yapılanma sürecine  karşı çıkmaya devam edeceğini açıkladı. Washington ve Avrupalı ​​müttefikleri, 2254 sayılı BM Güvenlik Konseyi (BMGK) kararı uyarınca yeni bir siyasi çözüme ulaşılana kadar Suriye'de yeniden yapılanmayı desteklemeyeceklerini açıkladılar. Ancak ABD'li yetkililer, yeni kararın ‘istikrarı desteklemeyi’ ve ‘erken toparlanmayı’ hedeflediğini söylediler. O halde yeniden yapılanma ve istikrar arasında yatırım projeleri oluştururken dikkat edilecek sınırlar neler?
4 - Coğrafi konum: Kararda, muafiyetlerin sağlandığı bölgelerin haritası detaylandırıldı. Buna göre ABD destekli Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) kontrolü altındaki bölgelere ve Türkiye'nin desteklediği muhalif Suriye Milli Ordusu’nun (SMO) kontrolü altındaki bölgelere muafiyetler sağlanırken muafiyetler, Şam ya da BMGK tarafından ‘terör örgütü’ olarak tanımlanan Heyetu Tahriru’ş-Şam’ın (HTŞ) kontrolü altındaki bölgeleri kapsamadı. ABD'li bir yetkili, Cuma günü yaptığı açıklamada, kararın püf noktasının, muafiyetten yararlanmak isteyen kişilerin yaptırım uygulanan kişilerle iş yapmadığından emin olunması ve ayrıca muafiyetlerin kapsamadığı bölgelerde faaliyetlere izin vermemesi olduğunu söyledi. Fakat ilçeler ve köyler ile Suriyelilerin kendi aralarındaki insani ve coğrafi sınırlar belli mi? Bu sınırlar ülkeler arasındaki gümrük engeli gibi mi olacak?
5 - Normalleşme ve bölme: ABD'li yetkililer, kararın Suriye hükümeti ya da yaptırım listesindeki kişilerle herhangi bir faaliyete izin vermediğini ve BMGK’nın 2254 sayılı kararı çerçevesinde çatışmaya siyasi bir çözüm bulunmasına yönelik geri dönüşü olmayan bir ilerleme kaydedilinceye kadar Esed rejimi ile ilişkileri normalleştirmeyeceklerini söylediler. Peki bu, Washington tarafından Suriye gerçekliğiyle başa çıkmak için ek bir adım mı? Yoksa üç nüfuz alanı arasındaki ‘sınırların’ belirlenmesinden ziyade bu küçük bölgelerle uğraşmak ve bölünmeyi bölmek için atılan ek bir adım mı?
ABD'nin yeni kararı, ABD'li yetkililer ile Arap ve bölge ülkelerindeki mevkidaşlarıyla kapalı kapılar ardında yaptıkları istişareler sırasında gündeme gelen birçok soru işaretini ortaya çıkardı. Aradaki fark ise ABD’li kurumların bağlı olduğu bir Amerikan yürütme kararı haline gelmesinin yanı sıra tüm Suriyeliler ve ilgili tarafların, bunun sunduğu fırsatları ya da getirdiği zorlukları ve riskleriyle uğraşmaktan başka bir şey yapmamaları.



İsrail, Lübnan'da “önleyici” saldırılarını yoğunlaştırdı

İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
TT

İsrail, Lübnan'da “önleyici” saldırılarını yoğunlaştırdı

İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)

ABD’nin İran'a yakında saldırı düzenleyeceği yönündeki söylentilerin yeniden gündeme gelmesiyle birlikte İsrail, Lübnan'daki saldırılarını yoğunlaştırdı. Uzmanlar ve gözlemcilere göre bu saldırılar, Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım'ın İran ile yeni bir savaşın patlak vermesi halinde Hizbullah’ın tarafsız kalmayacağını açıklamasının ardından, Hizbullah'ı askeri ‘destek’ eylemlerinden caydırmak için önleyici bir hamle.

Şarku’l Avsat’a konuşan bakanlık kaynakları, son iki gün içinde iç ve dış temasların yapıldığını, ancak net bir cevap alınamadığını ve Lübnan'ın savaşın tırmanması halinde daha geniş bir çatışmaya sürüklenmeyeceğine dair herhangi bir garanti almadığını bildirdi. Hizbullah'ın tutumu ile ilgili olarak kaynaklar, Meclis Başkanı Nebih Berri'nin verdiği mesajın ‘Hizbullah’ın İran'a saldırı olması durumunda herhangi bir eylemde bulunmayacağı’ yönünde olduğunu belirtti.


Gazze anlaşmasının ikinci aşaması, yaşanan aksaklıkların üstesinden gelmek için ‘kontrollü bir geçiş’ hedefliyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
TT

Gazze anlaşmasının ikinci aşaması, yaşanan aksaklıkların üstesinden gelmek için ‘kontrollü bir geçiş’ hedefliyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)

Gazze Şeridi’ndeki ateşkes anlaşmasının ikinci aşaması, ABD’li yetkililerin teorik olarak başlatıldığını duyurmasından bu yana yaklaşık bir aydır ilerleme kaydedemiyor. Sürecin, istikrarın sağlanması ve çatışmaların yeniden başlamasının önlenmesi için düzenli bir geçişle sürdürülmesi yönünde çağrılar yapılıyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, ikinci aşamaya geçişin eş zamanlı ve kademeli şekilde yürütülmesi gerektiğini, Hamas ile İsrail’in yükümlülüklerini paralel biçimde yerine getirmesinin mevcut tıkanıklığı aşabileceğini belirtti. Uzmanlar, savaşın yeniden patlak verme ihtimali ve anlaşmanın uygulanmasındaki gecikmelere ilişkin kaygılara dikkat çekerken, ABD Başkanı Donald Trump’ın Nobel Barış Ödülü hedefi doğrultusunda kişisel bir başarı elde etmek için baskı yapabileceği değerlendirmesinde bulundu.

Mısır resmi haber ajansı MENA dün yaptığı açıklamada, Mısır Kızılayı’nın 15’inci yaralı, hasta ve engelli Filistinli grubunun karşılanması, uğurlanması ve geçiş işlemlerinin tamamlanmasına refakat edilmesine yönelik insani çabalarını sürdürdüğünü bildirdi.

Gazze Şeridi’ne dönmeyi bekleyen bu kişilerin umutları, Washington’ın 15 Ocak’ta başladığını duyurduğu ikinci aşamasında aksaklıklar yaşanan ateşkes anlaşmasına bağlanmış durumda. Uluslararası toplum ise anlaşmayı tehdit eden risklere dikkat çekiyor.

Birleşik Krallık Dışişleri Bakanı Yvette Cooper, Ortadoğu’da kalıcı barış ve güvenliğe ulaşmak için şiddet ve acı döngüsünü kırmaya yönelik önemli bir fırsat bulunduğunu belirtti. Ancak Gazze Şeridi’ndeki ateşkesin kırılganlığını koruduğunu ve her iki taraftan gelen ihlallerin ABD’nin barış planı sürecini zayıflatabileceğini ifade etti.

Cooper, cuma akşamı yaptığı açıklamada, ikinci aşamaya düzenli bir geçiş çağrısında bulunarak, İsrail ordusunun çekilmesiyle eş zamanlı olarak uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılması ve insani krizin ele alınması gerektiğini vurguladı. Ayrıca Hamas’ın silahsızlandırılması ve gelecekte Gazze Şeridi’nin yönetiminde herhangi bir rol üstlenmemesi şartına dikkat çekti.

dfvgth
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nda yıkılmış evler (AFP)

El-Ahram Siyasi ve Stratejik Araştırmalar Merkezi uzmanlarından Dr. Amr el-Şobaki, ikinci aşamanın esas olarak eş zamanlı bir geçiş gerektirdiğini belirterek, “Trump planı Hamas’ın silahsızlandırılmasını öngörürken, aynı zamanda İsrail’in Gazze Şeridi’nden tamamen çekilmesini de içeriyor. Bu nedenle Gazze’ye tek bir perspektiften bakılmalı ve yükümlülükler bir taraf üzerinde yoğunlaşmadan herkese hatırlatılmalı” dedi.

El-Şobaki, ikinci aşamanın Hamas’ın askeri varlığının sona erdirilmesini kapsadığını ifade ederek, bunun ancak İsrail’in de Gazze Şeridi’nden çekilme, Filistinlileri hedef almama, siyasi bir ufka yönelme, Filistinli bir polis gücüne izin verme ve Gazze’de bir teknokrat komitenin çalışmasına olanak tanıma gibi yükümlülüklerini yerine getirmesi halinde mümkün olacağını söyledi.

Filistinli siyasi analist Eymen er-Rakab ise ikinci aşamanın yalnızca düzenli değil, aynı zamanda sorunsuz bir geçişe ihtiyaç duyduğunu kaydetti. Ancak er-Rakab, bu hususların büyük ölçüde şeklî olduğunu, zira anlaşmanın silahsızlanma, İsrail’in çekilmesi, uluslararası istikrar gücünün konuşlandırılması ve diğer maddeler konusunda mutabakat eksikliği nedeniyle uygulama aşamasında çok sayıda engelle karşı karşıya bulunduğunu dile getirdi.

Bu gelişmelerin gölgesinde AFP, cuma günü Hamas’ın Gazze Şeridi’nde İsrail ordusunun çekildiği bir bölgenin kontrolünü yeniden sağladığını, yerel bir polis gücü konuşlandırdığını ve kamu kurumlarını yeniden faaliyete geçirmeye çalıştığını bildirdi.

ABD Başkanı Donald Trump tarafından Gazze’de savaş sonrası koordinasyonu denetlemek üzere görevlendirilen Nikolay Mladenov, Barış Konseyi toplantısında yaptığı açıklamada, başvuruların açılmasının ardından ilk saatlerde yaklaşık 2 bin Filistinlinin polis teşkilatına kaydolduğunu söyledi.

Gazze Şeridi’ndeki çok uluslu barış gücünün komutanı olarak atanan ABD’li Tümgeneral Jasper Jeffers ise aynı toplantıda, uzun vadeli planın bölgede görev yapacak yaklaşık 12 bin polisi eğitmek olduğunu ifade etti.

scdfgh
Gazze şehrindeki Meçhul Asker Meydanı yakınlarında bulunan bir mülteci kampındaki çadırlar ve barınaklar (AFP)

Er-Rakab, 12 bin polisin eğitileceğine ilişkin açıklamaların Gazze Şeridi’nin güvenliğini sağlamaya yeterli olmayacağını belirterek, Hamas’a bağlı polis gücünün sahadan çekilmesinin yerine bir alternatif oluşturulmadan gerçekleşmesi halinde güvenlik boşluğu doğacağını söyledi. Er-Rakab, Hamas’ın böyle bir durumu kabul etmeyeceğini ve aylar sürebilecek bir geçiş döneminde kısmi bir yetki devri önereceğini ifade etti. Bu nedenle düzenli ve sorunsuz bir geçişin mutabakatlarla hızlandırılması gerektiğini vurgulayan er-Rakab, mevcut durgunluk ortamında Washington’ın İsrail’in kontrolü altındaki bölgelerde yeniden imar sürecini başlatabileceği ve Tel Aviv’e harekete karşı askeri operasyonlara izin verebileceği uyarısında bulundu.

Er-Rakab, en uygun geçiş yolunun Hamas ile güvenlik görevlerinin devrinde kademeli bir anlayışa dayalı mutabakatlardan geçtiğini belirterek, “Sahada gördüklerimiz çatışmayı sona erdirecek bir çözüm değil; krizi uzatmaktan başka sonuç doğurmayan geçici pansuman tedbirlerdir” değerlendirmesinde bulundu.

El-Şobaki ise İsrail’in yalnızca Hamas’ın bedel ödemesinde ısrarcı olduğunu savundu. Buna karşın el-Şobaki, ABD Başkanı Donald Trump’ın kendisini bir barış adamı olarak konumlandırdığına ve Nobel Barış Ödülü dahil çeşitli uluslararası kazanımlar elde etme arayışında olduğuna dikkat çekerek, planın başarısızlığa uğramaması için hâlâ fırsat bulunduğunu ve Trump’ın karmaşık ayrıntılar ile çok sayıdaki zorluğa rağmen daha fazla baskı uygulayabileceğini ifade etti.


Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı: Prefabrik evler Gazze Şeridi'ne ulaşmadı

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
TT

Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı: Prefabrik evler Gazze Şeridi'ne ulaşmadı

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)

Filistinli sivil toplum kuruluşlarının çatı kuruluşu Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı (PNGO) Başkanı Emced eş-Şeva dün yaptığı açıklamada, yerinden edilmiş kişilerin insani ihtiyaçlarının çok büyük olmasına rağmen, şimdiye kadar hiçbir prefabrik evin Gazze Şeridi'ne girmediğini söyledi. Şeva, İsrail ordusunu, ‘Gazze Şeridi'nin geniş alanlarını kontrol etmeye devam etmekle ve sarı hat olarak bilinen alanı yerleşim bölgelerine doğru genişletmekle’ suçladı.

Şeva, Alman Haber Ajansı DPA’nın aktardığı basın açıklamasında, gerçek konut çözümlerinin bulunmaması ve insani yardım anlaşmalarında öngörülen prefabrik evlerin girişine izin verilmemesi nedeniyle binlerce ailenin halen harap haldeki çadırlarda veya açıkta yaşadığını söyledi.

vfvfd
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkıntılar arasında yapılan toplu iftar (EPA)

İsrail ordusunun ‘Gazze Şeridi'nin yaklaşık yüzde 60'ını fiilen kontrol ettiğini’ belirten Şeva, ‘sarı hattın’ genişletilmesinin, özellikle Gazze Şeridi'nin doğu ve kuzey kesimlerinde, sakinlerin kullanabileceği alanları azalttığını kaydetti.

Bu hamlelerin devam etmesinin yardım çalışmalarını zorlaştırdığını ve yerel ve uluslararası kuruluşların en çok etkilenen gruplara ulaşma kabiliyetini sınırladığını söyleyen Şeva, ‘barınak malzemeleri, yeniden inşa malzemeleri ve insani yardımın girişine izin vermek için sınır geçişlerinin tamamen ve düzenli olarak açılması’ çağrısında bulundu.

Sınır geçişlerinin hareketliliği ile ilgili olarak Şeva, yardımların girişinin ‘ihtiyaç duyulanın altında’ kaldığını açıkladı. PNGO Başkanı, inşaat malzemeleri ve prefabrik evlerin girişine getirilen kısıtlamaların, aylardır kötüleşen konut krizini çözme çabalarını engellediğini belirtti. İsrail tarafı bu açıklamalara ilişkin herhangi bir yorumda bulunmadı.

Bu durum, 7 Ekim 2023'te İsrail ile Hamas arasında patlak veren savaşın ardından Gazze Şeridi'nde yaşanan zorlu insani koşullar ve altyapı ile evlerin yaygın olarak tahrip olmasıyla ortaya çıktı.

dsvds
Binlerce Filistinli aile, Gazze Şeridi'nde yıkık evlerinin enkazı arasında, harap çadırlarda veya açık havada yaşamaya devam ediyor (AFP)

Geçtiğimiz ekim ayında bir ateşkes anlaşması yürürlüğe girdi, ancak Gazze'deki yerel kuruluşlar, hareket ve geçiş kısıtlamalarının bölgeye giren yardım ve yeniden inşa malzemelerinin hızını etkilemeye devam ettiğini belirtiyor.

“Sarı hat” terimi, İsrail ordusunun konuşlandırıldığı ve Gazze Şeridi sınırı yakınlarında tampon bölge olarak sınıflandırılan, Gazzelilerin erişiminin kısıtlandığı ve konut ve tarım faaliyetleri için kullanılabilir alanın azaldığı bölgeleri ifade etmek için kullanılıyor.

Birleşmiş Milletler (BM) ve yerel kuruluşlar, yüzbinlerce Filistinlinin halen geçici veya kalıcı barınma çözümlerine ihtiyaç duyduğunu tahmin ederken, uluslararası toplum Gazze Şeridi'ne giden sınır kapılarından insani yardım ve yeniden inşa çalışmalarının kolaylaştırılması için çağrılar yapmaya devam ediyor.