Moskova, bir kez daha nükleer kalkanının üçüncü dünya savaşını önlediğini öne sürdü

Rusya, onlarca Avrupalı diplomatı sınır dışı ederken Azovstal Metalürji Fabrikası’nın kontrolünü tamamen ele geçirmeye hazırlanıyor

Moskova, bir kez daha nükleer kalkanının üçüncü dünya savaşını önlediğini öne sürdü
TT

Moskova, bir kez daha nükleer kalkanının üçüncü dünya savaşını önlediğini öne sürdü

Moskova, bir kez daha nükleer kalkanının üçüncü dünya savaşını önlediğini öne sürdü

Moskova dün bir kez daha nükleer yeteneklerine atıfta bulunarak sahip olduğu nükleer imkanların, Rusya’yı üçüncü dünya savaşına itmek isteyenleri sakinleştirdiğini öne sürdü. Ayrıca Rus yetkililer Batı'yı ‘Avrupa'da ve dünyada stratejik istikrarı baltalamakla’ suçlamaya devam ettiler. Öte yandan Rusya, Avrupa ile arasındaki gerilimde yeni bir adım daha atarak Rusya ile Batı ülkeleri arasında günden güne tırmanan ‘büyükelçilik savaşı’ çerçevesinde onlarca Avrupalı ​​diplomatı sınır dışı etti.
Rusya Güvenlik Konseyi Başkan Yardımcısı Dmitriy Medvedev, Rusya'nın nükleer kalkanının, ülkesinin bağımsızlığını uzun yıllar boyunca korumasına yardımcı olduğunu açıkladı. Rusya'nın şu an sahip olduğu nükleer yeteneklerinin özel önemine dikkati çeken Medvedev, bu nükleer kalkanın, ‘ülkesini üçüncü dünya savaşına itmek isteyenleri sakinleştirdiğini söyledi. Rusya Ulusal Fizik ve Matematik Merkezi'nin geliştirilmesiyle ilgili toplantıda konuşan Medvedev, “Bu alandaki yeteneklerimizi geliştirmek için çalışanlar, Rusya ve müttefiklerimiz için güvenilir bir nükleer kalkan oluşturarak tarihi bir başarıya imza attılar. Bu kalkan, bağımsızlığımızı uzun yıllar boyunca korumamızı sağlarken aynı zamanda ülkemizi üçüncü dünya savaşına ya da diğer sorunlara itmeye çalışanları sakinleştirmeye yardımcı oluyor” ifadelerini kullandı.
Medvedev, uyarıcı bir tonda yaptığı konuşmasında, asıl meselenin rakiplerin bunu unutmaması olduğunu belirterek, ülkesinin, uluslararası düzeyde varılan ve nükleer silahlarla ilgili ana anlaşma ve belgelerde öngörülen anlaşmalara uymaya devam ettiğinin altını çizdi.
Öte yandan Rusya Güvenlik Konseyi Sekreteri Nikolay Patrushev, Batı'ya yönelik sert eleştirilerine bir yenisini daha ekledi. Batılı ülkelerin eylemlerinin, Avrupa’da, Ortadoğu’da ve genel olarak tüm dünyada istikrarı baltaladığını söyledi. Batı'nın attığı adımların Asya-Pasifik bölgesindeki güvenlik yapısını da tehdit ettiğini ve genel olarak dünyayı istikrarsızlaştırdığını öne süren Rus yetkili, dünyada yeni güç merkezlerinin ortaya çıkmasının arka planında istikrarsızlığın giderek artmaya devam ettiğinin ve bunun da bazı ülkelerin jeopolitik hegemonyalarına bağlı kalmalarından kaynaklandığının altını çizdi. Bu ülkelerin başkalarının çıkarları karşısında kayıtsız kaldıklarını söyleyen Patrushev, söz konusu ülkelerin yıllar içinde oluşan uluslararası istikrar sistemini kasten yok etme yoluna gittiklerini ve Rusya’nın güvenlik garantisi önerilerini görmezden geldiklerini ifade etti. Patrushev, Rusya’ya karşı yürütülen yaptırım savaşı sonucunda dünyadaki sosyal ve ekonomik durumun sert bir şekilde istikrarsızlaştığını ve birçok ülkenin açlığın eşiğine geldiğini de sözlerine ekledi.
Moskova, son iki aydır yüzlerce diplomatın karşılıklı olarak sınır dışı edildiği ‘büyükelçilik savaşı’ çerçevesinde dün yeni bir adım daha attı. Rusya Dışişleri Bakanlığı, üç Avrupa ülkesinin attığı benzer adımlara yanıt olarak onlarca Fransız, İtalyan ve İspanyol diplomatı topraklarından çıkarma kararı aldığını duyurdu. Bakanlıktan yapılan açıklamada, ransa’nın Moskova Büyükelçisi Pierre Levy’nin bakanlığa çağrılarak Fransa’da 41 Rus diplomatın kışkırtıcı ve haksız bir karar ile istenmeyen kişi ilan edilmesinin sert bir şekilde protesto edildiği ve bu karara misilleme olarak Rusya’daki Fransız diplomatik kurumlarından 34 kişinin sınır dışı edilmesi kararı alındığı belirtildi.
Bakanlık dün yine bir başka açıklama ile İspanya’nın Moskova Büyükelçisi Marcos Gomez Martinez’i bakanlığa çağrılarak, Madrid yönetiminin İspanya’da 27 Rus diplomatı kışkırtıcı bir şekilde istenmeyen kişi ilan etmesinin protesto edildiği ve kendisine İspanya'nın Moskova Büyükelçiliği ve St. Petersburg'daki Başkonsolosluğu'nun 27 çalışanın sınır dışı edilmesi kararı hakkında bilgi verildiği bildirildi. Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova da, Moskova’nın İtalyan makamlarının 30 Rus diplomatı sınır dışı etme kararına yanıt olarak Rusya’daki diplomatik ve konsolosluk kurumlarının 24 çalışanını 'istenmeyen kişi' ilan ettiğini açıkladı.
Diğer taraftan Kremlin, İsveç ve Finlandiya'nın NATO’ya üyelik başvurusuyla ilgili Türkiye ile NATO arasında devam eden görüşmeler hakkında yorum yapmaktan kaçındı. Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, gazetecilerin bu konudaki sorularına yanıt olarak Rusya'nın ‘NATO üyeleri arasındaki ilişkilere müdahale etmek istemediğini’ söyledi. Peskov, Finlandiya ve İsveç, NATO üyeliği için başvuran iki ülke. Türkiye de NATO’nun bir üyesi. Bu, bizim meselemiz değil, NATO'ya üye devletlerin ilişkileriyle ilgili” şeklinde konuştu. NATO'nun genişlemesi konusunda Moskova’nın tutumunun çok iyi bilindiğinin altını çizen Peskov, “Bunu birçok kez dile getirdik. Fakat NATO üyeleri arasındaki ilişkiler bizi ilgilendirmiyor” dedi.
Peskov, geçtiğimiz günlerde Türk basınında Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in Ankara’yı ziyaret edebileceğine dair yer alan haberlerle ilgili bir yanıt olarak Putin’in önümüzdeki haftalarda Putin’in Ankara’ya ziyaretinin planlanmadığını söyledi.
Ukrayna’daki savaş sahasındaki son gelişmelere gelince Rusya ordusu dün, Mariupol'da halen tamamen kontrol altına alamadığı tek nokta olan Azovstal Metalürji Fabrikası’nın tamamını kontrol altına almaya odaklandı. Rus güçleri, yaklaşık bin Ukraynalı askerin yanı sıra yüzlerce sivilin de bulunduğu fabrika yerleşkesini sıkı bir ablukaya aldı. Rusya Savunma Bakanlığı dün, önce sivillerin yerleşkeden tahliye edildiğini ardından 694 ‘milliyetçi militanın’ (Ukraynalı askerler) teslim olduğunu ve kuşatma altındaki Ukraynalı askerlerin teslim olduğunu duyurdu. Rusya Savunma Bakanlığı Sözcüsü İgor Konaşenkov, günlük olarak düzenlediği dünkü basın toplantısında, son 24 saat içinde Rus güçlerine teslim olanlar arasında 29 kişinin yaralı olduğunu söyledi. Konaşenkov, Pazartesi gününden bu yana silahlarını teslim edip yerleşkeyi terk etmeye karar verenlerin (Ukraynalı askerler) sayısının ise 80'i yaralı olmak üzere 959’a ulaştığını açıkladı.
Konaşenkov, havadan fırlatılan yüksek hassasiyetli füzelerle Donetsk'te Soledar yerleşim birimi yakınlarında bölge savunma karargahını dahil olmak üzere Mıkolayiv ve Krasnogorovke çevresinde ‘Avrupa ülkelerinden gelen yabancı paralı savaşçı birliği’ dahil Ukrayna askeri teknik araçların ve birliklerin bulunduğu 31 bölgenin vurulduğunu söyledi.
Bunun yanında Dnipro askeri havaalanındaUkrayna’ya ait Su-24 savaş uçağı ve Mikolayiv civarında S-300 hava savunma füze sisteminin yanı sıra Donetsk bölgesinde Bahmut, Soledar, Pokrovskoe, Ugledar yerleşim birimlerinde 4 füze, topçu silahları ve mühimmatların bulunduğu cephaneliğin imha edildiğini aktaran Konaşenkov, hava saldırılarının sonucunda 270’ten fazla Ukraynalı aşırı milliyetçi gücün ‘etkisiz hale getirildiğini’ ve 54 askeri teknik aracın vurulduğunu bildirdi.
Öte yandan Rus haber ajansı RIA Novosti’nin haberine göre Rusya Başbakan Yardımcısı Marat Husnullin’in dün Rusya'nın kontrol ettiği Ukrayna topraklarının yeniden inşasını finanse edeceğini ve bu bölgeleri Rusya'ya bağlayan yolları onaracağını açıkladı. Husnullin, Rusya'nın bu toprakları ‘kurtardığını’ ve yeniden inşa edeceğini söyledi. RIA Novosti haberinde, Avrupa'nın en büyük nükleer santrali Zaporijya Nükleer Santrali’nin Rusya’ya ve ödeme yapması halinde Ukrayna'ya enerji sağlayacağını da kaydetti.



Trump neden Hark Adası'nı işgal etmek istiyor? Tahran'ı Hürmüz Boğazı'nı açmaya zorlamak

Majalla
Majalla
TT

Trump neden Hark Adası'nı işgal etmek istiyor? Tahran'ı Hürmüz Boğazı'nı açmaya zorlamak

Majalla
Majalla

Önümüzdeki günler çok önemli. Fiyatlar yükseliyor ve gemiler Körfez'den uzak duruyor. Bu sadece bölgesel bir çatışma değil; küresel enerjinin geleceği üzerine bir kumar

Körfez'deki çatışmanın çehresini değiştirebilecek bir hamleyle, istihbarat raporları ve resmi ABD açıklamaları, Başkan Donald Trump yönetiminin, Tahran rejiminin petrol can damarı olan Hark Adası'nın tam kontrolünü ele geçirmek için cesur bir amfibi operasyona hazırlandığını ortaya koyuyor.

Bu haberler, ABD güçlerinin 13-14 Mart 2026'da adada İran Devrim Muhafızları'na ait füzeler, radarlar, mayın depoları ve deniz üsleri de dahil olmak üzere 90'dan fazla askeri hedefi imha etmesinin ardından geldi.

Beyaz Saray şu anda, amfibi hücum gemileriyle desteklenen 2.500-5.000 ABD Deniz Piyadesi ile karadan işgal seçeneğini görüşüyor.

Trump, adayı “kıracağımız taç” olarak nitelendirerek şu uyarıda bulundu: “Eğer Hürmüz Boğazı'nı açmaz ve nakliyeyi engellemeyi bırakmazlarsa, tüm petrol altyapısını yok edeceğiz!”

Peki, neden özellikle Hark Adası?

Trump yönetimi, Hürmüz Boğazı'ndaki baskıyı kırmayı başaramadıktan sonra, bu küçük adayı (sadece 20 kilometrekarelik bir alan) işgal etmenin en büyük silahı olduğuna inanıyor. Bunun, İran rejimini geri adım atmaya ve dünyanın petrolünün yüzde 20'sinin geçtiği Hürmüz Boğazı'nı yeniden açmaya zorlayacak ve on yıllardan beri yaşanan en büyük küresel enerji krizine neden olan engellemeye son verecek bir “ekonomik darbe” olacağını düşünüyor.

Washington, operasyonu İran'ın gelirinin yüzde 40'ını besleyen damarı keserek “rejimin ekonomik olarak durdurulması” olarak tanımlıyor.

Avrupa Uzay Ajansı'nın Copernicus Sentinel-2 uydusu tarafından çekilen, İran'ın Hark Adası'na ait görüntü, 2 Mart 2026 (AFP)Avrupa Uzay Ajansı'nın Copernicus Sentinel-2 uydusu tarafından çekilen, İran'ın Hark Adası'na ait görüntü, 2 Mart 2026 (AFP)

Çatışma ve muazzam güç dengesizliği

Çatışma olasılığı oldukça yüksek, ancak eşitsiz. Deniz Piyadeleri ve Beşinci Filo liderliğindeki ABD kuvvetleri, ezici hava ve deniz üstünlüğüne sahip: F-35 savaş uçakları, güdümlü füze destroyerleri ve denizaltılar.

Şarku'l Avsat'ın al Majalladan aktardığı analize göre Devrim Muhafızları'nın 112. Deniz Tugayı tarafından yönetilen adadaki İran savunmasının ise sadece 500-1000 askerden oluştuğu tahmin ediliyor ve bu savunma hattı ABD saldırılarıyla ağır hasar gördü.

Ancak, İran anakarasına sadece 25 km uzaklıkta olması, Tahran'ın adayı dakikalar içinde balistik füzeler, insansız hava araçları ve gemisavar füzelerle bombalayabileceği anlamına geliyor.

Uzmanlar uyarıyor: “Burayı işgal etmek, Hürmüz Boğazı'nın tamamen kapanması veya Körfez'deki ABD üslerine asimetrik saldırılar riskiyle birlikte, minyatür bir Vietnam kabusuna dönüşebilir.”

Hark, tırmanan gerilimi sonlandırabilecek veya daha büyük bir küresel petrol savaşını ateşleyecek nokta olabilir mi? Önümüzdeki günler çok önemli, fiyatlar yükseliyor ve gemiler Körfez'den uzak duruyor

Adanın petrol açısından önemi: Rejimin hayatı buna bağlı

 Hark sadece bir ada değil, aynı zamanda İran'ın ana ihracat tesisi. İran'ın ham petrol ihracatının yüzde 94'ü buradan geçiyor (toplam 1,5-1,7 milyon varilin yaklaşık 1,5-1,55 milyon varili).

Kapasite: Günde 7 milyon varil yükleme ve 30-31 milyon varil depolama.

Son ABD saldırılarından sonra bile, İran’ın petrol ihracatı yangınlar arasında devam etti.

resim

Önemli bilgiler

Adanın Konumu: Buşehr'e 2 km uzaklıkta, 8 km uzunluğunda küçük bir mercan resifi. Tatlı su kaynakları ve bir havaalanı bulunuyor.

- İran Kuvvetleri: Yüzlerce Devrim Muhafızı, karadan havaya füzeler ve gemisavar füzeleri hasar gördü.

- Nüfus: Çoğunluğu petrol işçisi olmak üzere 8 bin sivil.

Hark, tırmanan gerilimi sonlandırabilecek veya daha büyük bir küresel petrol savaşını ateşleyecek nokta olabilir mi? Önümüzdeki günler çok önemli, fiyatlar yükseliyor ve gemiler Körfez'den uzak duruyor. Bu sadece bölgesel bir çatışma değil; küresel enerjinin geleceği üzerine bir kumar.


Hamaney ve Trump'tan meydan okuma mesajları...İsrail "Tahran'ın kalbine" şiddetli bir saldırı düzenledi

Hamaney ve Trump'tan meydan okuma mesajları...İsrail "Tahran'ın kalbine" şiddetli bir saldırı düzenledi
TT

Hamaney ve Trump'tan meydan okuma mesajları...İsrail "Tahran'ın kalbine" şiddetli bir saldırı düzenledi

Hamaney ve Trump'tan meydan okuma mesajları...İsrail "Tahran'ın kalbine" şiddetli bir saldırı düzenledi

İsrail, bu sabah İran'a yeni bir saldırı dalgası başlattı. Bu saldırılar, Başkan Donald Trump'ın İran'ın doğalgaz altyapısına yönelik saldırılarını tekrarlamaması yönündeki çağrısından bir gün sonra gerçekleşti. İran'ın bölgedeki enerji tesislerine yönelik misilleme saldırıları, yakıt fiyatlarında keskin bir artışa yol açmış ve ABD-İsrail savaşında önemli bir tırmanışa işaret etmişti.

İsrail ordusu sözcüsü bu sabah "İsrail ordusu, Tahran'ın kalbindeki İran terörist rejiminin altyapısına karşı bir dizi saldırı başlattı" dedi ancak ayrıntı vermedi.

ABD Başkanı, "İran liderliğinin ortadan kaldırılacağını" ve Tahran rejiminin "yeni liderler aradığını" teyit ederek, "İran üzerindeki etkisi kötü olacak ve bunu yakında bitireceğiz" dedi.

Kasım ayındaki ara seçimler öncesinde yükselen yakıt fiyatlarından etkilenecek olan Trump, dünyanın petrol üretiminin yaklaşık beşte birinin geçtiği Hürmüz Boğazı'nın güvenliğinin sağlanması konusunda yardım taleplerine temkinli yanıt veren müttefiklerini korkaklıkla eleştirdi. Bununla birlikte, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'dan enerji altyapısına yönelik saldırıyı tekrarlamamasını istediğini söyledi.

İran'ın yeni Yüksek Lideri Mücteba Hamaney ise bugün yaptığı açıklamada, İran'ın İsrail ve Amerika Birleşik Devletleri'ne karşı yürüttüğü savaşta düşmanlarına "kesin bir darbe" indirdiğini söyledi.

İran'ın Umman ve Türkiye'yi hedef alan son saldırılardan sorumlu olmadığını belirtti.


"Demir Kubbe" olarak bilinen İsrail üssünde görevli bir subay, İran adına casusluk yapmakla suçlanıyor

İsrail ordusunun siber biriminde görevli bir kadın asker
İsrail ordusunun siber biriminde görevli bir kadın asker
TT

"Demir Kubbe" olarak bilinen İsrail üssünde görevli bir subay, İran adına casusluk yapmakla suçlanıyor

İsrail ordusunun siber biriminde görevli bir kadın asker
İsrail ordusunun siber biriminde görevli bir kadın asker

İsrail polisi ve Şin Bet'ten (Şabak) teşkilatı bugün, “Demir Kubbe” sisteminde görev yapan bir yedek subay hakkında, para karşılığında İranlı taraflara hassas “güvenlik” bilgileri sızdırmak ve casusluk yapmak suçlamasıyla dava açıldığını duyurdu.

İki kurumun ortak açıklamasına göre "Polisin Ağır ve Uluslararası Suçlar Soruşturma Birimi (Lahav 433) ile ve Genel Güvenlik Teşkilatı'nın ortak operasyonu kapsamında, Kudüs'te ikamet eden ve Demir Kubbe sisteminde yedek subay olarak görev yapan 26 yaşındaki Roz Cohen, İran istihbarat unsurlarıyla iletişim kurarak bu unsurların talimatıyla güvenlik görevlerini yerine getirdiği şüphesiyle yakalandı»

Açıklamada, “Lahav 433 birimi ve Şin Bet tarafından yürütülen soruşturma, söz konusu vatandaşın birkaç aydır İranlı istihbarat görevlileriyle temas halinde olduğunu ve onların talimatıyla, görevlerini yerine getirirken edindiği hassas güvenlik bilgilerini aktarmak da dahil olmak üzere çeşitli güvenlik görevlerini yerine getirmesinin istendiğini ortaya çıkardı” denildi.

Ayrıca, “Soruşturma sırasında, vatandaşın bu temasların İranlı unsurlar tarafından yapıldığının farkında olduğu ve bunun karşılığında maddi bir bedel aldığı ortaya çıktı” denildi.

Açıklamada, düşman ülkelerden gelen istihbarat ve terörist unsurlar da dahil olmak üzere birçok unsurun, mevcut savaş ortamında bile İsraillileri askere alıp onları İsrail içinde güvenlik, casusluk ve terör görevlerinde kullanma çabalarını sürdürdüğü belirtildi. Bu unsurlar ayrıca sosyal medya platformları aracılığıyla da İsraillileri askere almaya çalışıyor.

  İsrail ordusuna ait iki asker insansız hava aracı kullanıyor.İsrail ordusuna ait iki asker insansız hava aracı kullanıyor.

İsrail basını, güvenlik kaynaklarına dayanarak, 7 Ekim 2023'te Gazze'de savaşın başlamasından bu yana İran lehine 37 casusluk vakasının ortaya çıkarıldığını bildirdi. Bu vakalara 100'den fazla kişi karışmış olup, bunların ezici çoğunluğu Yahudilerden oluşuyor; aralarında 5 adet dindar Yahudi (Haredi) hücresi de bulunuyor.

Davalar arasında askeri üslerin ve yetkililerin evlerinin fotoğraflanması, sloganların yazılması ve hassas bilgilerin aktarılması yer alıyor. Başsavcılık, casusluk davalarının sayısının fazlalığının İsrail makamlarının caydırıcılığının yetersizliğine işaret ettiğini belirtti ve caydırıcılık için sadece davaların ortaya çıkarılması ve suçluların yargılanmasıyla yetinilmemesi, daha ağır cezaların uygulanması gerektiğini savundu.

İran’ın İsrail’deki casusluk faaliyetleri, İsrail’in Tahran’da yaptığı gibi Tel Aviv’de suikasta kurban giden liderler hakkında değerli bilgiler sağlama düzeyine ulaşmasa da çok sayıdaki hücre ve bunlara karışan kişiler İsrail istihbaratını endişelendiriyor; bu nedenle istihbarat, bu dosyalara büyük çaba sarf ediyor ve geniş çaplı bir değerlendirme yürütüyor.