ABD heyeti siyasi aktörlerle Sudan krizini görüşüyor

ABD heyeti siyasi aktörlerle Sudan krizini görüşüyor
TT

ABD heyeti siyasi aktörlerle Sudan krizini görüşüyor

ABD heyeti siyasi aktörlerle Sudan krizini görüşüyor

Sudan’ı ziyaret etmekte olan ABD heyeti, ülkedeki farklı siyasi güçlerin, ordunun 25 Ekim’de iktidarı ele geçirmesinin ardından meydana gelen siyasi krizi ve karışıklığı çözmeye yönelik görüşlerini dinledi.
ABD Özel Temsilciliği Ofisi Danışmanı Kemi Yai’nin başkanlığındaki heyet, silahlı gruplar, orduyu destekleyen Cuba Anlaşması’nı imzalayan taraflar ve Mübarek el-Mehdi liderliğindeki Milli Ümmet Partisi ile görüşmelerde bulundu. Bunların yanı sıra ordunun liderleri ve muhalefet koalisyonu (Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri Merkez Konseyi) ile de görüşmesi planlanıyor.
Mübarek el-Mehdi dün yaptığı basın açıklamasında, geçiş aşamasının iktidar mücadelesinden kurtarılmasının yanı sıra deneyimli teknokratlardan oluşan bir hükümetin kısa ve öz bir program çerçevesinde, yürütme ve yasama yetkisini üstlenerek ülkeyi seçimlere taşımasının hızlandırılmasının önemini vurguladı.
Mehdi, uluslararası kurumlarla üzerinde anlaşmaya varılan ekonomik reform faturasını ödeyen hassas gruplara, mali ve insani yardımın yeniden sağlanmasını talep etti. Dünya Bankası’na bağlı Uluslararası Finans Kurumu’ndan, Sudan halkının yükünü hafifletmek için özel sektör finansmanı sağlama yasağının kaldırılmasının önemini de vurguladı.
Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri (ÖDBG), koşulsuz diyalog konusundaki kararlı olduklarını ve tüm taraflarla masaya oturmaya hazır olduklarını belirtti.
Grubun Sözcüsü Muhammed Zekeriya Ferec, ABD heyetine, uluslararası desteğin zayıflığı da dahil olmak üzere, anlaşmanın uygulamaya konulmasında karşılaşılan zorlukların yanı sıra güvenlik düzenlemelerinin hükümlerinin hayata geçirilmesi sırasındaki barış süreci ve gelişmeleri hakkında bir açıklama yaptı. Şarku’l Avsat’ın Sudan resmi haber ajansı SUNA’dan aktardığı habere göre, açıklamada Misak-ı Vatani güçlerinin diyaloğa nasıl girileceğini ve buna dahil olan tarafları tanımlanmasını içeren siyasi bir çözüm ve siyasi uzlaşama için vizyonunu açıkladı. Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri’nin koşulsuz diyalog konusundaki kararlılığını ve tüm taraflarla masaya oturmaya hazır olduklarını vurguladı.
Bu bağlamda, Zekeriya, ÖDBG’nin Afrika Birliği (AfB) ve Hükümetler Arası Kalkınma Otoritesi’nden (IGAD) oluşan üçlü mekanizmaya, bir dizi notu içeren yazılı bir vizyon sunduğunu belirtti. Diyalog için masaya oturmayı reddeden tarafların, demokratik geçişin tamamlanmasını engelleyen, ekonomik durumun ve güvenlik durumun daha da kötüye gitmesine doğrudan katkıda bulunan olumsuz rolleri nedeniyle, uluslararası toplumun ve kuruluşların onlara karşı durması gerektiğini belirtti.
ÖDBG Dış İlişkiler Sekreteri Ahmed Takd Lisan, ABD heyetiyle yapılan görüşmede, başta üçlü mekanizma girişimi olmak üzere hali hazırda devam eden ve gündeme getirilen girişimlerle ilgili birçok konuyu ele aldıklarını söyledi. Grubun üçlü mekanizma tarafından sunulan diyaloğa katılma arzusunu dile getirdi. Özgürlük, Değişim ve Ulusal Mutabakat bloğunun, diğer siyasi bloklarla, herhangi bir ön koşul olmaksızın nasıl diyaloğa girileceği konusunda net bir vizyona sahip olduğunu açıkladı.



Lübnan Cumhurbaşkanı, İsrail'in hava saldırılarını kınayarak, bu saldırıların ülkede istikrarın sağlanmasına yönelik çabaları baltalamayı amaçladığını söyledi

 Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi bölgesinde bulunan Bednayel köyünde, İsrail hava saldırılarının ardından ağır hasar gören bina (AFP)
Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi bölgesinde bulunan Bednayel köyünde, İsrail hava saldırılarının ardından ağır hasar gören bina (AFP)
TT

Lübnan Cumhurbaşkanı, İsrail'in hava saldırılarını kınayarak, bu saldırıların ülkede istikrarın sağlanmasına yönelik çabaları baltalamayı amaçladığını söyledi

 Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi bölgesinde bulunan Bednayel köyünde, İsrail hava saldırılarının ardından ağır hasar gören bina (AFP)
Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi bölgesinde bulunan Bednayel köyünde, İsrail hava saldırılarının ardından ağır hasar gören bina (AFP)

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, İsrail'in dün gece karadan ve denizden Sayda (Sidon) bölgesini ve Bekaa Vadisi'ndeki kasabaları hedef alan saldırılarını şiddetle kınayarak, "Bu saldırıların devam etmesi, Lübnan'ın başta Amerika Birleşik Devletleri olmak üzere dost ülkelerle istikrarı sağlamak ve İsrail'in Lübnan'a yönelik düşmanlıklarını durdurmak için yürüttüğü diplomatik çabaları ve girişimleri engellemeyi amaçlayan açık bir saldırganlık eylemidir" dedi.

Ulusal Haber Ajansı, Avn'un şu sözlerini aktardı: "Bu baskınlar, Lübnan'ın egemenliğinin yeni bir ihlalini ve uluslararası yükümlülüklerin açık bir şekilde çiğnenmesini temsil ediyor ve uluslararası toplumun iradesine, özellikle de Birleşmiş Milletler'in 1701 sayılı Kararına tam uyulmasını ve tüm hükümlerinin uygulanmasını öngören kararlarına karşı bir saygısızlığı yansıtıyor."

Bölgede istikrarı destekleyen ülkelere, "Lübnan'ın egemenliğini, güvenliğini ve toprak bütünlüğünü korumak ve bölgeyi daha fazla gerilim ve gerginlikten kurtarmak için saldırıları derhal durdurma ve uluslararası kararlara saygı gösterilmesi yönündeki sorumluluklarını üstlenmeleri" çağrısını yineledi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre İsrail ordusunun Lübnan'ın doğusundaki Hizbullah komuta merkezlerini hedef aldığını söylediği baskınlarda en az 6 kişi öldü ve 25 kişi de yaralandı.


"Barış Konseyi"... Trump'ın vaatlerinin yeni bir sınavı

 Barış Konseyi Konferansı Katılımcıları- 19 Şubat 2026 (AFP)
Barış Konseyi Konferansı Katılımcıları- 19 Şubat 2026 (AFP)
TT

"Barış Konseyi"... Trump'ın vaatlerinin yeni bir sınavı

 Barış Konseyi Konferansı Katılımcıları- 19 Şubat 2026 (AFP)
Barış Konseyi Konferansı Katılımcıları- 19 Şubat 2026 (AFP)

Washington, önceki gün Barış Konseyi'nin resmi açılışına tanık oldu. Bu hamleyi ABD Başkanı Donald Trump, kendisini bir barış başkanı olarak tanıtarak ve mesajını öncelikle Amerikan kamuoyuna yönelterek siyasi söyleminin merkezine yerleştirdi. Amerika Birleşik Devletleri artık dış politika dosyalarının iç mücadelenin bir parçası haline geldiği ve her diplomatik hamlenin seçmenler önünde Amerikan rolünün imajının yeni bir sınavı olduğu bir seçim yılına giriyor.

İran ile gerginliğin artmasıyla birlikte bölgedeki büyük askeri yığılma göz önüne alındığında şu soru gündeme geliyor: "İran'a önümüzdeki iki hafta içinde askeri bir saldırı düzenlenmesi durumunda Gazze ile ilgili müzakere edilen iyimser planlar nasıl gerçekçi olabilir?"

Öte yandan, "Gazze Şeridi Yönetimi Ulusal Komitesi"nin geçen akşam Geçici Polis Gücü'nde iş başvurularının alınmaya başlanacağını duyurmasının hemen ardından, Gazze'deki gençler başvurularını yapmak için yarışa girdiler.


Mladenov'un ofisi ile Filistin Yönetimi arasında iletişim ve koordinasyon için bir irtibat bürosu kurulması

Birleşmiş Milletler Barış Konseyi'nin Gazze Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov, Davos Forumu'nda yaptığı konuşmada, (AP)
Birleşmiş Milletler Barış Konseyi'nin Gazze Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov, Davos Forumu'nda yaptığı konuşmada, (AP)
TT

Mladenov'un ofisi ile Filistin Yönetimi arasında iletişim ve koordinasyon için bir irtibat bürosu kurulması

Birleşmiş Milletler Barış Konseyi'nin Gazze Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov, Davos Forumu'nda yaptığı konuşmada, (AP)
Birleşmiş Milletler Barış Konseyi'nin Gazze Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov, Davos Forumu'nda yaptığı konuşmada, (AP)

Gazze Barış Konseyi Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov yaptığı açıklamada, Gazze Şeridi için hazırlanan Amerikan barış planının uygulanması kapsamında, ofisi ile Filistin Yönetimi arasında resmi bir irtibat bürosu kurulduğunu duyurdu.

Mladenov'un ofisinden dün yapılan açıklamada, "Filistin Yönetimi ile irtibat bürosunun kurulmasını memnuniyetle karşılıyoruz" denilerek, bu adımın iki taraf arasında resmi ve organize bir iletişim ve koordinasyon kanalı sağlayacağı, yazışmaların açık bir kurumsal mekanizma aracılığıyla alınıp iletilmesini güvence altına alacağı belirtildi.

Şarku'l Avsat'ın DPA'den aktardığına göre açıklamada Mladenov'un "(Barış Konseyi) ile Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi arasındaki irtibat görevlisi sıfatıyla, Gazze Şeridi'ndeki geçiş yönetimi, yeniden yapılanma ve kalkınmanın çeşitli yönlerinin (dürüstlük ve etkinlik içinde) uygulanmasını sağladığı" ifade edildi.

Yapılan açıklamada, Filistin Yönetimi irtibat bürosunun, ABD Başkanı Donald Trump tarafından açıklanan 20 maddelik barış planını, Güvenlik Konseyi'nin 2803 sayılı 2025 tarihli kararına uygun olarak uygulamak ve Gazze halkı ile bölge halkı için daha istikrarlı bir gelecek inşa etmeye katkıda bulunmak amacıyla, Filistin Yönetimi irtibat bürosuyla birlikte çalışma konusundaki istekliliği ifade edildi.

Filistin Yönetimi Başkan Yardımcısı Hüseyin eş-Şeyh ise yaptığı kısa açıklamada, duyuruyu memnuniyetle karşılayarak şunları söyledi: "Filistin Yönetimi'ne bağlı bir irtibat bürosunun kurulması duyurusunu memnuniyetle karşılıyoruz. Bu büro, Başkan Trump'ın planını ve Güvenlik Konseyi'nin 2803 sayılı kararını uygulamak için (Barış Konseyi) temsilcisinin ofisi ile Filistin Yönetimi arasında resmi bir koordinasyon ve iletişim kanalı sağlayacaktır."

Bu gelişme, ABD Başkanı Donald Trump'ın Gazze Şeridi'ndeki savaşı sona erdirmeye yönelik planının ikinci aşamasının uygulanması bağlamında gerçekleşiyor. Kasım 2025'te BM Güvenlik Konseyi tarafından 2803 sayılı kararla onaylanan plan, yönetimi ve yeniden yapılanmayı denetlemek üzere geçici bir organ olarak "Barış Konseyi"nin kurulmasını ve geçici bir uluslararası istikrar gücünün konuşlandırılmasını destekliyor.

Bulgar bir diplomat ve 2015-2020 yılları arasında Ortadoğu barış sürecinde BM özel temsilcisi olarak görev yapmış olan Mladenov, 2015 sonbaharından beri devam eden kırılgan ateşkes ortamında, yaygın yıkımın ardından yeniden yapılanmada büyük zorluklarla karşı karşıya olan Gazze'de "Barış Konseyi" ile Gazze Ulusal Yönetim Komitesi arasında koordinasyonu sağlamaktan sorumludur.

İrtibat ofisinin kurulması, Ramallah'taki Filistin Yönetimi ile Gazze'de yeni mekanizmalar arasındaki koordinasyonu artırmak için pratik bir adım olarak görülürken, kapsamlı silahsızlanma ve İsrail güçlerinin çekilmesi gibi planın bazı hükümlerinin uygulanması, Filistinli grupların tutumlarına ve sahadaki gelişmelere bağlı kalmaktadır.