Blinken’dan Yemen’de sınır kapılarının açılması çağrısı

Yemen Dışişleri Bakanı Mübarek ve ABD'li mevkidaşı Blinken salı günü Washington'da bir araya geldiler. (Twitter)
Yemen Dışişleri Bakanı Mübarek ve ABD'li mevkidaşı Blinken salı günü Washington'da bir araya geldiler. (Twitter)
TT

Blinken’dan Yemen’de sınır kapılarının açılması çağrısı

Yemen Dışişleri Bakanı Mübarek ve ABD'li mevkidaşı Blinken salı günü Washington'da bir araya geldiler. (Twitter)
Yemen Dışişleri Bakanı Mübarek ve ABD'li mevkidaşı Blinken salı günü Washington'da bir araya geldiler. (Twitter)

Yemen Dışişleri Bakanı Ahmed Avad bin Mübarek salı günü Washington'da ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken ile yaptığı görüşmede Washington'dan Husilere baskı yapmasını istedi.
Mübarek, Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Uleymi liderliğindeki, uluslararası alanda kabul gören Yemen hükümetinin çatışmaya siyasi bir çözüm bulma konusunda kararlı olduğunu vurguladığı açıklamasını şöyle sürdürdü:
“Bizim konumumuz her zaman barışı aramaktan yanadır. Barışı sağlamak için oldukça çok taviz verdik. Ateşkese saygı duyuyoruz. Bu ateşkesi uzatmayı ümit ediyoruz. Başkanlık Liderlik Konseyi'nin ihtilafa siyasi bir çözüm bulmak için Birleşmiş Milletler ve uluslararası ortaklarla birlikte çalışma sözü var.”
Hareket özgürlüğünün güvence altına alınması ve çatışma bölgelerinde ihtiyaç sahiplerine mal ve hizmet akışının sağlanması gerekliliğine dikkat çeken Blinken da “Birleşmiş Milletler'in uzatmaya çalıştığı iki aylık ateşkesin Yemen'de kalıcı barışa yol açacağını umuyoruz” dedi.
Blinken, Birleşmiş Milletler Yemen Özel Temsilcisi Hans Grundberg'in arabuluculuğundaki ateşkese dikkat çektiği açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“Bu, askeri operasyonlarda gözle görülür bir düşüşe yol açtı. İnsani krizi hafifletme ve savaşan Yemenli taraflar arasında daha kapsamlı barış görüşmelerinin yolunu açma umutlarını artırdı. Bu ateşkes Yemen ve halkı için önemli bir fırsattır. Yıllarca süren savaş, çatışma ve ıstıraptan sonra tüm Yemenlilerin kavuşmasını umduğumuz bir barış fırsatı var.”

İki bakanın görüşmesi
ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ned Price’ın açıklaması da şöyle oldu:
“Blinken, ABD'nin Yemen'deki çatışmanın sona ermesini ve Yemenliler için istikrarlı, güvenli ve müreffeh bir geleceği destekleme taahhüdünü vurguladı. Sana'dan 2016'dan bu yana gerçekleşen ilk ticari uçuşu kolaylaştırma çabaları için Yemen hükümetine teşekkür ederiz. Yemen hükümeti bu uçuşların Amman'a yapılmasına izin verdikten sonra Yemenlilerin oldukça ihtiyaç duydukları yardımlar temin ediliyor.”
Söz konusu ticari uçuş, uluslararası kabul görmüş hükümet ile İran destekli Husi grubu arasında yapılan ve Ramazan Ayı’nın başında ilan edilen ateşkes kapsamında yapıldı. Ateşkes, Sana'dan Ürdün ve Mısır başkentlerine haftada iki ticari uçuşun gerçekleştirilmesini ve bu uçuşların tersi istikamette yapılmasını da garanti ediyor.
Price, iki bakanın, kapsamlı bir ateşkes ve Yemenlilerin geleceklerini belirlemelerini sağlayan kapsamlı bir siyasi süreç için Birleşmiş Milletler tarafından müzakere edilen ateşkesi güvence altına almak ve geliştirmek için ABD'nin desteğini görüştüğünü kaydetti.
ABD’li Sözcü, Blinken'in, "Taiz şehri gibi tartışmalı bölgelerde insan ve malların serbest dolaşımını sağlamanın önemini" vurguladığına dikkat çekti.
Husiler tarafından kuşatılan Taiz,  Yemen'in üçüncü büyük şehri. Şehirde yüz binlerce Yemenli kuşatma benzeri koşullar altında acı çekiyor.
ABD'nin Başkanlık Liderlik Konseyi'ne desteğini ifade eden Blinken, Yemen Başkanlık Konseyi’ni ‘Yemenlilerin daha geniş bir temsili için değerli bir fırsat’ olarak nitelendirdi. ABD’li Bakan, konseyin barış çabalarına, temel hizmetlerin iyileştirilmesine ve milyonlarca Yemenli için ekonomik istikrara olan bağlılığına dikkat çekti.
Birleşmiş Milletler Yemen Özel Temsilcisi Hans Grundberg geçen ay, Taiz ve diğer vilayetlerde yolların yeniden açılmasına ilişkin toplantılara hazırlık amacıyla hükümet heyetiyle bir araya geldi. Husiler, yolların yeniden açılması için yapılacak toplantıdaki heyetini henüz belirlemedi. Bu durum, Taiz'deki kuşatmayı kaldırma taahhütlerine ilişkin endişeleri artırdı.
Taiz konusunda müzakerelere başlaması için Husiler üzerinde daha fazla uluslararası baskı yapılması çağrısında bulunan Yemen Dışişleri Bakanı konuya dair şunları söyledi:
“Uluslararası toplumdan, özellikle de ABD yönetiminden daha fazla baskı bekliyoruz. Ablukanın kalktığını görmek istiyoruz. Taiz halkı daha fazla bekleyemez. Bir barış penceresi var. Hepimizin yakalayabileceği bir an bulunuyor. ABD ve uluslararası toplum, Husi milislerine ateşkes şartlarını yerine getirmeleri ve Taiz'e uygulanan kuşatmayı sona erdirmeleri için baskı yapmalı. Milisler barış getirme konusunda ciddi değiller ve askeri seçeneğe geri dönüyorlar.”
Washington, Yemen'deki elçisi aracılığıyla uluslararası barışı tesis etme ve çatışmayı sona erdirme çabalarında kilit rol oynuyor.
Yemenli resmi kaynaklara göre Ahmed bin Mübarek, ülkesi ile ABD arasındaki tarihi ve sağlam ilişkilere ve ABD'nin Yemen hükümetine ve halkına çeşitli alanlarda, özellikle insani meselede verdiği desteğe övgüde bulundu.
Washington tarafından Yemen'e sağlanan insani yardımı takdir eden Yemen’li bakan, ABD hükümetinin ülkesinin bu bağlamda tanık olduğu zorlukların üstesinden gelmesine yardımcı olmak için ekonomik destek sağlamada daha büyük bir rol oynamasını talep etti.
Ahmed bin Mübarek şunları söyledi:
“Hükümet, Başkanlık Liderlik Konseyi'nin direktifleri tarafından yönlendirilen ateşkesi başarılı kılmak için mümkün olan her şeyi yapmaya istekli olduğu bir zamanda Husi milisleri 7 yılı aşkın bir süredir Taiz kentindeki kuşatmayı kaldırmak, vatandaşların hareketini kolaylaştırmak ve insani krizi hafifletmekle ilgili yükümlülüklerini yerine getirmekte bugüne kadar erteleyici bir tavır takındı.”

Ateşkesin başarısız olmaması için
ABD ve uluslararası toplum, Hudeyde Limanı’na giren petrol sevkiyatlarının ücretlerinin kamu sektörü çalışanlarının maaşlarının ödenmesi için tahsis edilmesi konusunda da Husilere baskı yapıyor. Yemen resmi haber ajansı SABA’nın aktardığına göre maaşların ödenmesi Yemen halkının acılarını hafifleterek ateşkesin ana hedefine ulaşmasını sağlayacak.”
Mübarek, ‘düşmanlıkları durdurma ve halkın acılarını hafifletme amacıyla ilan edilen ateşkesin olumluluğuna’ atıfta bulunduğu açıklamasını şöyle sürdürdü:
 “Ancak Husi milisleri ateşkese ciddi şekilde bağlı değil ve sürekli olarak ateşkesi ihlal ediyorlar. Bu durum, Birleşmiş Milletler ve uluslararası toplumu, barış çabalarına yanıt vermeleri konusunda milislere baskı uygulamadaki ciddiyetlerini gerçek bir teste tabi tutuyor. Elde edilenlerin üzerine inşa etmek ve ateşkesi bozmamak için çalışmak önemli.” 
Yemen Dışişleri Bakanı, gıda güvenliği alanında ülkesinin karşılaştığı zorluklara da değindi:
“Bu zorluklara küresel olarak buğday fiyatlarındaki artış eşlik etti. Özellikle buğday ithalatına bağımlı olan ülkeler için yeterli miktarların olmaması da cabası. Yemen'e başta buğday olmak üzere hububat ithalatının sağlanması çok önemli bir konu. Yemen, buğday ithalatında gıda güvenliği sorunlarının ağırlaştığı ülkelere öncelik vermesi gereken uluslararası toplumla iş birliği içinde ABD'nin desteğini almazsa kıtlık hayaleti daha da yakınlaşır.”
Diğer yandan, BM Özel Temsilcisi Grundberg gazetecilere verdiği demeçte şunları söyledi:
“Taiz ve diğer illerde yolların açılması konusunda bir toplantı düzenleme taahhüdüyle ilgili olarak Yemen hükümeti, ateşkes şartlarına göre Birleşmiş Milletler tarafından desteklenen toplantıya katılmak üzere kendi yetkililerini belirledi. Husiler temsilcilerini atadıklarında, en kısa sürede Amman'da bir toplantı düzenlemeyi amaçlıyoruz. Bu benim ve ofisim için bir öncelik. Bildiğiniz gibi geçen yıl Taiz'i ziyaret ettim. Yemen'de yolların kapanmasının seyahat süresini nasıl etkilediğine ilk elden tanık oldum. Aileleri birbirinden ayırıyor. İşe gitmek, çocukları okula göndermek, hastanelere ulaşmak gibi günlük hayatın gerekliliklerini çileye çeviriyor. Bu nedenle söz konusu ıstırabı sona erdirmek için ilerleme sağlamak ateşkesin önemli bir parçasıdır.”
Grundberg, ‘mevcut zorlukların üstesinden gelmek ve iki hafta sonra sona erecek olan ateşkesin uzatılmasını sağlamak için taraflarla etkileşime girmeye ve onlarla diyalog kurmaya devam edeceğini’ vurguladı. BM Yemen Özel Temsilcisi ayrıca tarafların ve diğer Yemenlilerin daha sürdürülebilir düzenlemelere ve siyasi bir çözüme ulaşmak için kritik konuları ele alacağı bir platform olarak hizmet edecek kapsayıcı, çok kanallı bir süreç başlatmayı planladığını bildirdi.



Washington, Suriye güçlerini Halep ve Tabka arasında "herhangi bir saldırı eylemini" durdurmaya çağırdı

Suriye ordusu dün Halep'in doğusundaki kırsal kesimde bulunan Meskene'ye girdi (AFP)
Suriye ordusu dün Halep'in doğusundaki kırsal kesimde bulunan Meskene'ye girdi (AFP)
TT

Washington, Suriye güçlerini Halep ve Tabka arasında "herhangi bir saldırı eylemini" durdurmaya çağırdı

Suriye ordusu dün Halep'in doğusundaki kırsal kesimde bulunan Meskene'ye girdi (AFP)
Suriye ordusu dün Halep'in doğusundaki kırsal kesimde bulunan Meskene'ye girdi (AFP)

ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM) komutanı Amiral Brad Cooper, Suriye hükümet güçlerini ülkenin kuzeyindeki Halep ve Tabka şehirleri arasındaki bölgede "herhangi bir saldırı eylemini" durdurmaya çağırdı ve Kürt güçleriyle aralarındaki "gerginliğin artmasını önleme" çabalarını memnuniyetle karşıladı.

Cooper, "Suriye hükümet güçlerini Halep ve Tabka arasında bulunan bölgelerdeki her türlü saldırı operasyonunu durdurmaya çağırıyoruz" diyerek, "Suriye'deki tüm tarafların gerginliğin artmasını önlemek ve diyalog yoluyla bir çözüm aramak için sürdürdüğü çabaları memnuniyetle karşılıyoruz" ifadelerini kullandı.


Uluslararası toplum Lübnan'da sadece ateşkes değil, silahsızlanma da istiyor

Beyrut'taki Refik Hariri Uluslararası Havalimanı yolunda Lübnan ordusunu destekleyen afişler (Arşiv – AP)
Beyrut'taki Refik Hariri Uluslararası Havalimanı yolunda Lübnan ordusunu destekleyen afişler (Arşiv – AP)
TT

Uluslararası toplum Lübnan'da sadece ateşkes değil, silahsızlanma da istiyor

Beyrut'taki Refik Hariri Uluslararası Havalimanı yolunda Lübnan ordusunu destekleyen afişler (Arşiv – AP)
Beyrut'taki Refik Hariri Uluslararası Havalimanı yolunda Lübnan ordusunu destekleyen afişler (Arşiv – AP)

Son günlerde, Lübnan resmî makamlarının 2006’da kabul edilen ve 2024’te güncellenen 1701 sayılı Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi kararının uygulanmasına bağlılık vurgusu ile, yalnızca ateşkesin kalıcı hale getirilmesini değil, silahların bırakılmasını ve gücün devlet elinde toplanmasını açıkça dile getirmeye başlayan uluslararası aktörlerin yaklaşımı arasındaki çelişki giderek belirginleşiyor. Bu yeni yaklaşım, Lübnan devletini son derece hassas bir siyasi ve güvenlik sınavıyla karşı karşıya bırakıyor.

İsrail’in artan askeri faaliyetleri ve Litani Nehri’nin güneyi ile kuzeyine yönelik hava saldırılarının sürmesi eşliğinde, Lübnan devleti 1701 sayılı kararın tüm hükümlerine bağlılığını ortaya koymaya çalışıyor. Resmî açıklamalarda, Lübnan ordusunun Mavi Hat boyunca görevlerini yerine getirdiği ve Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Görev Gücü (UNIFIL) ile iş birliği içinde sükûneti sağlamaya çalıştığı vurgulanıyor.

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn da Lübnan’ın ‘ateşkese bağlı olduğunu ve uluslararası yükümlülüklerine saygı gösterdiğini’ yineleyerek, 2006’dan bu yana geçerli olan çerçevenin korunması yönündeki iradeye işaret etti.

Ancak Lübnan’ın bu yaklaşımı Batılı başkentleri artık ikna etmiyor. Son dönemde ABD ve Avrupa’dan gelen açıklamalar, ‘uluslararası toplumun istikrarı yönetme aşamasından, değişimi dayatma aşamasına geçtiğini’ açık biçimde ortaya koyuyor. Özellikle Lübnan ordusunun güneyde sahadaki planını uygulamaya başlamasının ardından, silahların devlet otoritesi altında toplanması gerekliliği yönündeki söylem daha da güç kazanmış durumda.

Uluslararası silahsızlanma takvimi

Eski milletvekili Faris Said, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, uluslararası toplumun Lübnan’daki tüm yasadışı silahların tasfiyesi, özellikle de Hizbullah’ın silahları için bir takvim belirlediğinin artık netleştiğini, bunun yalnızca Litani Nehri güneyindeki silahları kapsayan 1701 sayılı karar ile sınırlı olmadığını söyledi.

Said, “Lübnan yetkilileri bu takvimden haberdar, ancak kamuoyuna açıklanmadı. Yetkililerin bu konuda ciddi adımlar atması gerekiyor, çünkü gecikme ülkeyi büyük siyasi ve güvenlik risklerine maruz bırakır” ifadelerini kullandı.

Said’e göre mevcut aşama, uluslararası yaklaşımda bir değişimi gösteriyor: “Artık odak sadece güneydeki durumu düzenleyen 1701 sayılı kararın uygulanmasında değil. Zira şimdi tüm milislerin silahsızlandırılması yönünde açık talepler öne çıkıyor” (yani 1559 sayılı karar). Said bu değişimi, ‘Lübnan siyasetinde silahın egemenliğine son verme iradesi’ olarak nitelendirdi.

Said ayrıca, “Lübnan’da Hizbullah tarafından yapılan sözlü tırmanış, gerçek durumla uyumlu değil. Hizbullah medyada tonunu yükseltiyor, ancak geniş çaplı bir askeri çatışmaya girişecek kapasitesi yok” değerlendirmesinde bulundu. Said, Hizbullah içinde iki eğilim olduğunu belirterek, birinin İran-ABD müzakerelerini beklediğini, diğerinin ise Hizbullah’ı çıkmazdan kurtaracak bir Arap çözümü arayışında olduğunu bildirdi.

 Hizbullah tarafından Lübnan'ın güneyindeki Kaleviyeh köyüne yerleştirilen bir füze maketi… Duvarda “Silahlarımızı bırakmayacağız” yazıyor. (EPA)Hizbullah tarafından Lübnan'ın güneyindeki Kaleviyeh köyüne yerleştirilen bir füze maketi… Duvarda “Silahlarımızı bırakmayacağız” yazıyor. (EPA)

1701 sayılı BM Güvenlik Konseyi kararının uygulanmasının geçmiş yıllarda Hizbullah’ın silahları ve siyasi sisteme derinlemesine nüfuzu nedeniyle aksadığını belirten Said, Hizbullah’ın seçim yasası ve mezhep ötesi ittifakları aracılığıyla kendisine bir siyasi güvenlik ağı oluşturduğunu söyledi.

Said sözlerini şöyle noktaladı: “Artık Lübnan devletinin zaman kaybetme lüksü yok. Devlet, BM gözetiminde tek bir masada oturup bekleyen meseleleri çözmeli ve müzakerelere parti mantığıyla değil, devlet mantığıyla başlamalı. Zamanla yarış içindeyiz; eğer bu yılı da aşarsak ve silah konusunda siyasi çözümler bulamazsak, tüm Lübnan’ın yeniden şiddet sarmalına gireceği düşüncesi gerçek olabilir.”

1701 sayılı karar artık uygulanabilir değil

Lübnan devleti, uluslararası meşruiyet politikasını savunmak zorunda kalırken, ülkedeki en etkili güçlerden Hizbullah, kararı kabul eden devletlerin yorumladığı şekliyle 1701 sayılı kararın sınırlarını tanımıyor.

Hukuk profesörü Dr. Ali Murad, “Lübnan, savaşın ve ateşkes anlaşmasının ortaya çıkardığı güç dengeleri ışığında son derece zor bir gerçeklikle karşı karşıya” dedi. Murad, İsrail’in, Lübnan hükümetinin son olarak silahları devletin elinde toplama çabalarına rağmen, ‘adım adım’ dengesini aştığını belirtti.

Murad, güç dengelerinin bugün her zamankinden daha fazla İsrail lehine döndüğünü, özellikle Suriye rejiminin çöküşü ve Hizbullah’ın yanıt verememesi sonrası, herkesin durumu objektif şekilde değerlendirmesi gerektiğini vurguladı. Murad, “2006’da kabul edilen 1701 sayılı karar, o dönemdeki koşullar değiştiği için artık uygulanabilir değil” ifadesini kullandı.

Mevcut durumun çok daha zor olduğunu belirten Murad, Hizbullah’ın o dönemde silahlarını karar gereği teslim etmemesinin, sonraki uygulamaları daha karmaşık hale getirdiğini söyledi. Murad, savaş sonrası kabul edilen yorum çerçevesinde ateşkesin artık uygulanabilir olmadığını, durumun daha karmaşık ve zor hale geldiğini vurguladı.

Murad, Lübnan devletinin dolaylı müzakere fikrini kabul etmesinin, ulusal çıkarı koruma sorumluluğunu beraberinde getirdiğini belirterek, bunun; saldırıların durdurulması, İsrail’in çekilmesi, tutukluların geri dönmesi ve yeniden imar sürecinin başlatılması gibi açık hedefleri kapsaması gerektiğini ifade etti. Murad, “Bu hedeflerin hiçbiri Hizbullah’ın silahlarıyla artık gerçekleştirilemez” dedi.

Murad sözlerini şu ifadelerle bitirdi: “2006 versiyonu artık geçerli değil, mevcut ateşkes versiyonu ise gerçeklik tarafından aşılmış durumda. Lübnan devleti ve Hizbullah, durumu olduğu gibi değerlendirmeli, inkâr veya kaçma yoluna başvurmamalı.”


İsrail: Hamas'ı iki ay içinde silahsızlandırın... yoksa savaşla karşı karşıya kalırsınız

Gazze'deki Hamas savaşçıları (Arşiv- Reuters)
Gazze'deki Hamas savaşçıları (Arşiv- Reuters)
TT

İsrail: Hamas'ı iki ay içinde silahsızlandırın... yoksa savaşla karşı karşıya kalırsınız

Gazze'deki Hamas savaşçıları (Arşiv- Reuters)
Gazze'deki Hamas savaşçıları (Arşiv- Reuters)

İsrail, Gazze Şeridi'ndeki Filistinli gruplara silahsızlanmaları için iki aylık bir ültimatom verdi ve bunu uygulamak için yeniden askeri müdahale tehdidinde bulunarak, savaşı yeniden alevlendirebileceğini belirtti.

İsrail kaynakları, Tel Aviv'in bu ültimatomu ABD ile tam bir mutabakat içinde verdiğini ve silahsızlanma sürecinin niteliğini ve kriterlerini İsrail'in belirleyeceğini ifade etti.

İsrail medya kuruluşu Kanal 12'ye göre ordu şimdiden bir askeri operasyon senaryosuna hazırlanıyor ve ABD Başkanı Donald Trump, "Onlar (Hamas) bunu kolay yoldan da zor yoldan da yapabilirler" diyerek İsrail'in pozisyonunu güçlendirdi.

13 Ocak 2026'da Gazze Şehri sahilinde yerinden edilmiş Filistinliler için kurulan bir kamp (AP)13 Ocak 2026'da Gazze Şehri sahilinde yerinden edilmiş Filistinliler için kurulan bir kamp (AP)

Kanal haberinde, “Barış Konseyi ve teknokrat yönetim kurulduğu andan itibaren Hamas'a silahsızlanması için iki ay süre verilecek. Eğer bunu gönüllü olarak yapmazsa, İsrail ordusu müdahale edecek” ifadelerini kullandı.

İsrail'de bu tehditkar tavrın, ABD Başkanı Donald Trump ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu arasında tam bir anlaşmanın sonucu olduğu iddiası var.

İsrailli bir güvenlik kaynağı, Hamas'ın belirtilen süre içinde silahsızlandırılmaması durumunda "İsrail ordusunun şimdiden planlar hazırladığını" belirtti.

İsrail güvenlik teşkilatının değerlendirmesine göre Hamas hâlâ sahada faaliyet gösteriyor, zaman onların lehine işliyor ve hareket çatışmalar sırasında ağır hasar görmüş olsa da çöküşten çok uzak.

Güvenlik değerlendirmelerine göre, “örgüt hâlâ Gazze’nin bazı bölgelerinde otorite ve askeri kontrolü sürdürüyor, sahada faaliyet gösteriyor ve özellikle hâlâ etkin kontrolü altında bulunan bölgelerde silahlanmaya ve büyümeye devam ediyor… Ortaya çıkan geçiş dönemi (Hamas'a) hizmet ediyor ve yeteneklerini yeniden inşa etmesine, yeraltı altyapısını harekete geçirmesine ve bir savaş gücünü yeniden kurmasına olanak tanıyor.”

 Gazze'yi yönetmekle görevlendirilen teknokrat komite dün Kahire'de toplandı (Reuters)Gazze'yi yönetmekle görevlendirilen teknokrat komite dün Kahire'de toplandı (Reuters)

İsrail'deki bilgili kaynaklar, bu durum ışığında "mevcut aşamayı uzatmanın bir seçenek olmadığını" belirterek, "belirli ve sınırlı bir zaman çizelgesi belirlendiğini ve bu çizelgenin sonunda kesin bir karar verileceğini" vurguladı.

Siyasi ve güvenlik kaynakları, bu kararın ABD ile tam koordinasyon içinde alındığını ve Washington ile Tel Aviv arasında doğrudan varılan anlaşmaların bir parçası olduğunu doğruladı. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre bu anlaşmalar, Hamas'ın silahsızlandırılmasının sadece belirtilen bir hedef değil, Gazze Şeridi'ndeki herhangi bir ilerleme için bağlayıcı bir koşul olduğu konusunda da mutabakatı içeriyor.

Kaynaklar, İsrail'in "silahsızlanma" tanımının, kriterlerinin, nasıl doğrulanacağının ve ne zaman gerçek ve tamamlanmış sayılacağının tam kontrolüne sahip olacağını ifade etti.

İsrail kaynakları, kısmi bir dağılmanın veya sembolik bir adımın kabul edilmeyeceğini ve Hamas askeri yeteneklere sahip olduğu sürece "sarı hat’tan" geri adım atılmayacağını vurguladı.

İsrail, Hamas silahsızlandırılana kadar Gazze'de kurulan teknokrat hükümetle iş birliğinin sınırlı ve temkinli olmasına karar verdi.

Kaynaklar, İsrail'in teknokrat hükümetin bileşimini ve üyelerinin isimlerini incelediğini belirtti.

Tel Aviv'de hakim olan varsayım, Hamas'ın kendi isteğiyle silahsızlanmayacağı yönünde ve ültimatom, (askeri olarak) harekete geçmeden önce net bir zaman çerçevesi belirlemeyi de amaçlıyor.

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)

İsrail'in uyarısı, yıkıcı bir savaştan iki yıl sonra geldi ve İsrail'in Hamas karşısında başka ne yapacağı bilinmiyor.

İsrail, Gazze Şeridi'ndeki her türlü silahı ortadan kaldırmak ve tüm tünelleri yok etmek istiyor.

Hamas, Gazze Şeridi'nde iktidarı teknokrat bir hükümete devredeceğini açıkladı, ancak silahsızlanacağına dair bir açıklama yapmadı.

ABD yetkilileri, Axios'a daha önceki bir raporda, Hamas'ın gizli iletişimlerde, Gazze anlaşmasının ikinci aşamasının başlangıcıyla eş zamanlı olarak ABD'nin silahsızlanma planını kabul etmeye istekli olduğunu ifade ettiğini söylemişti.

Rapora göre, Trump'ın Hamas'ı silahsızlandırma planı, tüneller ve silah fabrikaları gibi askeri altyapının imha edilmesi, füzeler ile ağır silahların İsrail'e karşı kullanılmasını engelleyecek depolama alanlarına yerleştirilmesiyle başlayarak, aşamalı olarak uygulanmasını öngörüyor.

Aynı aşamada, Gazze Şeridi'nde teknokrat bir hükümete bağlı, güvenlik ve düzeni sağlamaktan sorumlu ve Şerit içinde silah bulundurma yetkisine sahip tek kurum olacak bir polis gücü oluşturmak için çalışmalar sürüyor.

İnternet sitesi, bir ABD yetkilisinin Hamas'ın silahsızlanma konusunda "olumlu sinyaller" gönderdiğini söylediğini aktarırken, ateşkesin başarısının ve kalıcı bir barışa dönüşmesinin, hareketin silahlarını bırakmasına ve İsrail güçlerinin Gazze'den çekilmesine bağlı olduğunu vurguladı.

Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail, kişisel silahlarını teslim etmeye ve askeri faaliyetlerden vazgeçmeye istekli Hamas üyelerine özel af çıkarma olasılığını değerlendiriyor.