İtalya'dan Ukrayna'daki savaşı bitirmek için 4 aşamalı plan

Draghi dün milletvekillerine hitaben yaptığı konuşmada Ukrayna savaşındaki gelişmeleri anlattı (DPA)
Draghi dün milletvekillerine hitaben yaptığı konuşmada Ukrayna savaşındaki gelişmeleri anlattı (DPA)
TT

İtalya'dan Ukrayna'daki savaşı bitirmek için 4 aşamalı plan

Draghi dün milletvekillerine hitaben yaptığı konuşmada Ukrayna savaşındaki gelişmeleri anlattı (DPA)
Draghi dün milletvekillerine hitaben yaptığı konuşmada Ukrayna savaşındaki gelişmeleri anlattı (DPA)

İtalya, Ukrayna'daki savaşı bitirmek için 4 aşamalı plan öneriyor. Üst düzey bir Avrupalı diplomatik kaynak, Şarku'l Avsat'a verdiği röportajda, Ukrayna'daki savaşı sona erdirmek için İtalya tarafından hazırlanan dört aşamalı bir "barış planının" ayrıntılarını açıkladı. Washington, bazı Avrupalı müttefikler, Vatikan ve Çin ile istişare halinde hazırlanan plan, Çarşamba gününden bu yana aşamalarını denetlemede önemli bir rol oynayacak olan Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri'nin masasında bulunuyor.
Kaynak, İtalya Dışişleri Bakanı Luigi Di Maio tarafından Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres'e teslim edilen planın dört aşamadan oluştuğunu söyledi. Plan ateşkesle başlıyor, ardından Moskova ve Kiev arasındaki tartışmalı bölgelere özerklik verilmesine ilişkin bir anlaşma ve Ukrayna'nın tarafsızlığı ve Avrupa Birliği'ne katılımının ilanı ile devam edip, Avrupa'daki güvenlik dengelerini yeniden tanımlamaya yönelik kapsamlı müzakerelerle sona eriyor.
İtalya Dışişleri Bakanı'nın G7 ve G5’teki (ABD, Fransa, Almanya, Birleşik Krallık ve İtalya) muadilleriyle tartıştığı plan, Birleşmiş Milletler tarafından yönetilen bir “uluslararası kolaylaştırıcılar ekibi” tarafından dört aşamanın uygulanmasını denetlemeyi öneriyor. Ekip, ilgili tarafların her aşamada verilen taahhütlere uymasını sağlamakla ve bir sonraki aşamaya geçmek için yeşil ışık yakmakla görevli olacak.
Kaynak, planın İtalya Başbakanı Mario Draghi'nin Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Almanya Şansölyesi Olaf Scholz ve Papa Francis ile koordineli olarak iki tarafı, özellikle de Rusya'yı, ciddi müzakere masasına zorlayacak koşulları sağlama konusundaki güçlü arzusundan doğduğunu söylüyor. 
Draghi, bu planın ayrıntılarını geçen hafta başında Washington'da ABD Başkanı Joe Biden ile tartıştı. İki taraf, Moskova'yı ek yaptırımlar uygulamaya devam etme ve müzakere teklifine uymaya zorlamak için Ukrayna'ya ihtiyacı olan silahı tedarik etme üzerinde anlaştı.
Planın ilk aşaması, askeri operasyonlar devam ederken ateşkes müzakerelerinin başlamasını öngörüyor. Çünkü düşmanlıkların otomatik olarak kesilmesinden veya ateşkesin müzakere şartı olmasından bahsetmek gerçekçi değil. Plana göre ateşkes, askeri operasyonların nihai olarak durdurulmasına hazırlık olarak, silahsızlanmanın gerçekleştiği ve kuvvetlerin cephe hattı boyunca geri çekildiği bir zamanda tarafsız bir uluslararası kuruluşun gözetimine tabi olacak. Plan, saha durumunun karmaşıklığı nedeniyle bu ilk aşamanın pratikte en zor aşama olduğunu, ancak başarılması halinde barış için geniş bir kapı açacağını gösteriyor.
İkinci aşama, Ukrayna'nın gelecekteki statüsünü, özellikle tarafsızlığını sağlamak için olası koşulları belirlemek üzere çok taraflı müzakereler etrafında dönüyor. Plan, uluslararası bir barış konferansında tarafsızlığın tartışılmasını öneriyor. İtalya, Avrupa Birliği'ne katılma niyeti ile çelişmemesi şartıyla Ukrayna’yı Roma'da ağırlamaya hazır olduğunu ifade etti.
Kaynağın en üst düzeyde büyük bir siyasi ve diplomatik çaba gerektirdiğini söylediği üçüncü aşamaya gelince, Donbass ve Kırım başta olmak üzere ihtilaflı bölgelere ilişkin Rusya ve Ukrayna arasındaki ikili anlaşmanın çerçevesini ve şartlarını belirlemeyi ele alıyor. Plan, uluslararası desteğe ihtiyacı olan bu anlaşmanın şunları içermesini önermekte: Özerk bölgelerde sınırlar, egemenlik kompleksi, yerel yönetim ve yasal ve anayasal çerçeveler üzerindeki anlaşmazlıkları çözmek, dil ve kültürel hakların yanı sıra tarihi mirası korumak. Bu aşamanın amacı, Kiev'in tüm ulusal topraklar üzerindeki egemenliğinin uluslararası olarak tanınmasıyla birlikte, ihtilaflı bölgelere iç güvenlik ve savunmayı da içeren geniş yetkilerle özerklik vermek olduğu anlaşılmaktadır.
En uzun olması beklenen dördüncü aşama, Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı ve Avrupa Birliği'nin komşuluk politikası çatısı altında, Avrupa'da barış ve güvenlik konusunda çok taraflı bir anlaşmaya varmayı hedefliyor. Diğer bir deyişle, uluslararası güvenlik dengelerinin Avrupa Birliği ile Rusya arasındaki ilişkilere dayalı olarak yeniden düzenlenmesini amaçlıyor. Bu aşamada plan, stratejik istikrar, silahsızlanma ve silahların kontrolü gibi birçok öncelik ve çatışmayı önlemek ve güveni artırmak için bazı önlemler önermekte. Bu aşama aynı zamanda çok hassas bir konuyu içermektedir; o da Rus kuvvetlerinin işgal altındaki topraklardan çekilmesidir.
Plan, geri çekilmenin, 24 Şubat'taki işgalin arifesindeki hatların gerisinde olacağını öngördüğünden, geri çekilme aşamalarına bağlı ve orantılı olarak yaptırımların kademeli olarak kaldırılmasını önermektedir. Plan, bu büyük diplomatik çabanın Uluslararası Kolaylaştırma Ekibinin (GIF) himayesi altında olmasını öneriyor. İtalya, söz konusu ekip için Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği'ne ek olarak, diğer tarafların katılma olasılığını da saklı tutarak Fransa, Almanya, İtalya, Türkiye, ABD, Çin, Kanada, Birleşik Krallık ve İsrail'i içeren bir katılımcı listesi öneriyor.
İtalya Dışişleri Bakanı tarafından New York'taki Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri'ne teslim edilen plan, tarafların verilen taahhütlere uymasını sağlamak için uluslararası barış güçlerinin konuşlandırılmasını ve izleme misyonlarını öngörüyor. Bu ekip aynı zamanda bağışçılar konferansından kaynaklanan yeniden yapılanma yardımını koordine etmekten de sorumlu olacak.
İtalyan diplomatik kaynaklarına göre, plan iki tarafın anlaşmaya varmasını ve Ukrayna'nın toprak bütünlüğüne dayalı, adil ve hakkaniyetli bir çözüme ulaşılmasını amaçlıyor. Kaynaklar Avrupa Birliği'nin bunda kilit rol oynayacağını söylüyor.
Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Andrei Rudenko dün, Kiev'in hazır olduğunu açıklaması üzerine Moskova'nın Ukrayna ile müzakereleri yeniden başlatmaya hazır olduğunu söyledi. İtalya Başbakanı Mario Draghi ülkesinin, Rusya ile Ukrayna arasındaki ihtilafta arabuluculuk için her türlü çabada Avrupalı ortaklar ve müttefiklerle koordinasyon içinde hareket ettiğini belirterek, “Ancak kabul etmek istediği barışa yalnızca Ukrayna karar verebilir ve Ukrayna olmadan hiçbir barış kabul edilemez” dedi. Draghi dün sabah İtalyan Senatosu önünde yaptığı konuşmada, ülkesinin Ukrayna'daki "savaş suçları" soruşturmalarına yardım etmeye hazır olduğunu bildirdi. İtalyan Başbakan, gıda fiyatlarındaki rekor artışın Orta Doğu ve Afrika'daki bazı ülkelerde feci koşullara ve ciddi bir gıda krizine yol açacağı konusunda uyardı.



Melania Trump, en sevilen First Lady'ler listesinde sondan ikinci çıktı

YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
TT

Melania Trump, en sevilen First Lady'ler listesinde sondan ikinci çıktı

YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)

Yeni bir ankete göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci First Lady'si seçildi ancak en sevilmeyen First Lady unvanını Trump'ın rakibi Hillary Clinton aldı.

YouGov'a göre bu ay 2 bin 255 ABD vatandaşından son 11 First Lady'yi "Mükemmel"den "Kötü"ye uzanan bir ölçekte sıralamaları istendi.

Yüzde 36'sı Melania'yı "kötü", yüzde 10'u da "ortalama altı" olarak değerlendirdi. Ankete katılanların yaklaşık yüzde 18'i Melania'yı "mükemmel", yüzde 12'si de "ortalama üstü" notu verdi. Böylece net onay oranı -16 çıktı.

Melania'dan daha düşük sırada yer alan tek First Lady, 2016 başkanlık seçimini Donald Trump'a kaybeden Hillary Clinton'dı. Ankete katılanların yüzde 33'ü onu "kötü", yüzde 11'i de "ortalama altı" diye değerlendirdi ve net onay oranı -17 oldu.

Öte yandan en popüler First Lady'ler sırasıyla +56, +32 ve +25 net puanla Jackie Kennedy, Rosalynn Carter ve Nancy Reagan'dı.

Michelle Obama da katılımcılar arasında favori olarak öne çıktı; yüzde 33'ü onu "mükemmel", yüzde 12'si ise "ortalama üstü" olarak değerlendirdi ve bu da ona +21 net onay puanı kazandırdı. Yaklaşık yüzde 22'si onu "kötü" buldu.

Ortalama olarak son 11 First Lady'nin çoğu, eşlerinden daha yüksek net puanlar aldı.

Hillary Clinton, -3 net puanlı eşinden önemli ölçüde daha düşük olan tek First Lady'ydi.

Birçok başkan ve First Lady benzer puanlar aldı; Jacqueline Kennedy Onassis ve John F. Kennedy (+56'ya karşı +61), Nancy ve Ronald Reagan (+25'e karşı +22), Michelle ve Barack Obama (+21'e karşı +15) bunlardan bazıları.

Melania ve Donald Trump da benzer ancak olumsuz puanlar aldı (-16'ya karşı -20).

Anket ayrıca, katılımcıların yüzde 48'inin Donald Trump'ı "kötü" bulduğunu, yüzde 6'sının ise "ortalama altı" olarak değerlendirdiğini ortaya koydu. Trump, YouGov'un katılımcılara sorduğu 20 başkan arasında en düşük puanı aldı. Katılımcıların yaklaşık yüzde 19'u 45 ve 47. başkanı "olağanüstü" olarak değerlendirdi.

Trump'tan sonra, selefi Joe Biden, katılımcıların yüzde 38'inin "kötü", yüzde 12'sinin ise "ortalama altı" şeklinde değerlendirdiği en az popüler eski başkan oldu. Sadece yüzde 7'si Biden'ı "mükemmel" olarak değerlendirdi.

Ankete göre, "First Lady'ler hakkındaki genel görüşler, eşleri hakkındaki görüşlere benzer şekilde siyasi olarak kutuplaşmış durumda".

Anket, tartışmalı belgeseli Melania'nın gösterime girmesiyle birlikte Melania Trump hakkında kamuoyunun ne düşündüğüne dair fikir veriyor. Belgeselin ilk hafta sonu 7 milyon dolar kazandığı bildirilse de bilet satışları ikinci haftada düşerek sadece 2,4 milyon dolar getirdi.

Amazon, belgeselin haklarını satın almak için 40 milyon, tanıtımı içinse 35 milyon dolar daha harcamıştı.

Independent Türkçe


Ortadoğu diken üstünde: “Irak işgalinden bu yana en büyük hava gücü toplandı”

ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
TT

Ortadoğu diken üstünde: “Irak işgalinden bu yana en büyük hava gücü toplandı”

ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, Ortadoğu'daki askeri yığınağını artırarak İran'a saldırı hazırlığı yapıyor.

Kimliklerinin paylaşılmaması şartıyla CNN'e konuşan yetkililer, ordunun İran'a bu hafta sonu saldırı düzenlemeye hazır olduğunu ancak Trump'ın henüz son kararını vermediğini söylüyor.

Üst düzey güvenlik yetkililerinin çarşamba günü Beyaz Saray'da İran'daki durumla ilgili toplantı düzenlediği aktarılıyor. Trump'ın özel temsilcisi Steve Witkoff ve damadı Jared Kushner da İran'la müzakereler hakkında Cumhuriyetçi lideri bilgilendirmiş.  

Wall Street Journal (WSJ), Amerikan ordusunun 2003 Irak işgalinden bu yana Ortadoğu'daki en büyük hava gücünü topladığını yazıyor.

Son teknoloji F-35 ve F-22 jet avcı uçaklarının bölgeye yönlendirildiği, büyük hava harekatlarını koordine etmek için hayati önem taşıyan komuta ve kontrol uçaklarının da yola çıktığı aktarılıyor.

ABD ordusu, USS Abraham Lincoln'ın ardından, Venezuela'daki operasyon öncesinde Karayipler'e gönderilen dünyanın en büyük uçak gemisi USS Gerald Ford'u da Ortadoğu'ya yönlendirmişti. Bu gemide de çok sayıda saldırı ve elektronik harp uçağı olduğu ifade ediliyor.

Yetkililer, askeri harekat halinde iki seçeneğin masada olduğunu belirtiyor. ABD ordusu, Tahran yönetimini devirmek amacıyla çok sayıda İranlı siyasi ve askeri lideri hedef alabilir. Bunun yerine nükleer ve balistik füze tesislerinin vurulacağı hava saldırıları da düzenlenebilir. Her iki seçenek de potansiyel olarak haftalarca sürecek bir operasyon anlamına geliyor.

Analizde, geçen yıl haziranda İsrail'le yaşanan çatışmalar nedeniyle İran'ın hava savunma sisteminin ağır hasar aldığı savunuluyor. Buna rağmen Tahran yönetiminin, Hürmüz Boğazını kapatma ve çeşitli menzile sahip füzelerle misilleme yapma ihtimali olduğu vurgulanıyor.

ABD ve İsrail, İran'ın uranyum zenginleştirerek nükleer silah geliştirmeyi planladığını savunurken Tahran yönetimi bunu defalarca reddetmişti.

ABD ve İran arasında Umman'da 6 Şubat'ta başlayan müzakerelerde henüz somut bir sonuca varılamadı. Trump, İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini tamamen durdurmasını isterken, Tahran ise zenginleştirme seviyelerinin değiştirilebileceğini fakat programın durdurulmayacağını belirtiyor.

Diğer yandan İsrail, İran'ın balistik füze programının ve bölgedeki örgütlere verdiği desteğin sonlanmasını da istiyor. Washington-Tahran müzakerelerinin şimdilik nükleer programa odaklandığı ifade ediliyor. WSJ'ye konuşan yetkililer, İran'ın Trump görevden gidene dek uranyum zenginleştirme programını askıya alabileceğini söylüyor.  

Independent Türkçe, Wall Street Journal, CNN


Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
TT

Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü yaptığı açıklamada, Washington’un İran ile “ciddi bir anlaşma” yapması gerektiğini belirterek, Tahran’la yürütülen görüşmelerin iyi gittiğini söyledi.

Trump, Washington’da düzenlenen Barış Konseyi’nin ilk toplantısında, “Görüşmeler iyi. Yıllar içinde İran’la ciddi bir anlaşma yapmanın kolay olmadığı kanıtlandı. Ciddi bir anlaşma yapmalıyız; aksi takdirde sonuçları ağır olur” dedi.

ABD Başkanı, “İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek” ifadelerini kullandı.

Washington ile Tahran arasındaki kriz hassas bir dönemece girerken, üst düzey ulusal güvenlik yetkililerinin Trump’a, ABD ordusunun olası bir saldırı için “hazır” olduğunu bildirdiği aktarıldı. Cumartesi gününden itibaren uygulanabilecek muhtemel bir operasyon seçeneğinin masada olduğu, ancak nihai kararın Beyaz Saray’da siyasi ve askerî değerlendirmeye tabi tutulduğu belirtildi.

dfvgthy
İranlı askerlerin, Rus askerlerle birlikte Umman Denizi’nde gerçekleştirdiği askerî tatbikattan bir kare (EPA)

Amerikan televizyon ağlarının kaynaklarına göre son günlerde Ortadoğu’ya sevk edilen güçler – ek hava ve deniz unsurları dâhil – konuşlanmalarını tamamladı. Olası bir harekâtın zaman çizelgesinin hafta sonrasına da sarkabileceği ifade edildi.

Kaynaklar, İran’dan gelebilecek misillemelere karşı Savunma Bakanlığı’nın bazı personeli geçici olarak Avrupa’ya ya da ABD içine kaydırdığını belirtti. Bunun rutin bir önleyici tedbir olduğu ve saldırının kaçınılmaz olduğu anlamına gelmediği vurgulandı.

Angajman kuralları değişebilir

Bu gelişme, Trump açısından karmaşık bir denkleme işaret ediyor. Olası bir askerî darbe, bölgede angajman kurallarını değiştirebilir ve Tahran’ın müzakere pozisyonunu zayıflatabilir. Ancak aynı zamanda Körfez’den Doğu Akdeniz’e uzanabilecek geniş çaplı bir bölgesel tırmanma riskini de beraberinde getirebilir.

Öte yandan bekleme stratejisi, ABD iç kamuoyunda ya da Washington’un müttefikleri nezdinde geri adım olarak yorumlanabilir. Bu durum, askerî tehdidin inandırıcılığının test edildiği bir an olarak değerlendiriliyor.

CNN’e konuşan kaynaklar, ABD ordusunun hafta sonu itibarıyla İran’a yönelik bir saldırıya hazır olduğunu, ancak Trump’ın henüz nihai kararını vermediğini bildirdi.

hyjuıko
İran yönetimi karşıtı göstericiler, 17 Şubat 2026’da Cenevre’deki Birleşmiş Milletler Ofisi önünde pankart ve fotoğraflar taşıyor (AFP)

Kaynaklara göre Trump, özel görüşmelerde askerî müdahaleyi destekleyen ve karşı çıkan argümanları dinledi, danışmanları ve müttefiklerinin görüşlerini aldı. Bir kaynak, “Bu konu üzerinde uzun süre düşünüyor” dedi.

Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham ise televizyonda yaptığı açıklamada, İran’la ilgili kararın fiilen alındığını öne sürdü. Bölgeye yapılan büyük askerî yığınağa dikkat çeken Graham, savaş gemilerinin “bu mevsimde hava güzel olduğu için” bölgeye gelmediğini söyledi.

Daralan müzakere penceresi

Sahadaki gerilim tırmanırken diplomasi de temkinli adımlarla ilerliyor. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Cenevre’de yapılan dolaylı görüşmelerin ikinci turunda genel “yol gösterici ilkeler” üzerinde anlayış sağlandığını, ancak ihtilaflı başlıkların sürdüğünü açıkladı.

Bir ABD’li yetkili, Tahran’ın önümüzdeki iki hafta içinde yazılı bir teklif sunabileceğini belirterek “ilerleme sağlandı ancak pek çok ayrıntı hâlâ müzakere ediliyor” dedi.

Tahran, müzakerelerin yalnızca nükleer dosya ve yaptırımların kaldırılmasıyla sınırlı kalmasında ısrar ederken, Washington balistik füze programı ve İran’ın bölgesel müttefiklerine verdiği desteğin de gündeme alınmasını istiyor. Bu iki yaklaşım arasındaki siyasi mesafenin kısa sürede kapanması zor görünüyor.

İran Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Muhammad Eslami, “Nükleer endüstrinin temeli zenginleştirmedir” diyerek, hiçbir ülkenin İran’ı barışçıl teknoloji hakkından mahrum bırakamayacağını söyledi.

Bu açıklama, ABD’nin diplomasi başarısız olursa askerî seçeneğin masada olduğunu hatırlatmasının hemen ardından geldi.

Rus haber ajansı Interfax, Rus devlet nükleer şirketi Rosatom CEO’su Aleksey Likhachev’in, anlaşma sağlanması hâlinde İran’dan zenginleştirilmiş uranyumu kabul etmeye hazır olduklarını söylediğini aktardı.

Rusya Dışişleri Bakanlığı ise uranyumun İran’dan çıkarılması önerisinin hâlâ masada olduğunu, ancak nihai kararın Tahran’a ait olduğunu belirtti.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ülkesinin “ne pahasına olursa olsun Amerika’ya boyun eğmeyeceğini” söyledi. İran’ın savaş istemediğini, ancak “aşağılanmayı kabul etmeyeceğini” vurguladı.

Hürmüz mesajı

Tahran, askeri gücünü Hürmüz Boğazı’nda sergiledi. Bir askeri yetkili, boğazın “en kısa sürede kontrol altına alınabileceği ya da kapatılabileceği” uyarısında bulundu. İran Devrim Muhafızları “Hürmüz Boğazı’nda Akıllı Kontrol” adlı tatbikatını tamamladı.

Boğaz, küresel petrol ve doğalgaz ihracatının önemli bölümünün geçtiği stratejik bir hat olarak, İran’ın geleneksel caydırıcılık kartı olarak görülüyor.

Moskova’dan uyarı

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, İran’a saldırının “ateşle oynamak” olacağını belirterek siyasi yöntemlere öncelik verilmesi çağrısında bulundu. Kremlin, Tahran’la yapılan ortak deniz tatbikatlarının önceden planlandığını açıkladı.

İsrail’de yayımlanan Maariv gazetesi, Washington’un olası bir saldırıdan kısa süre önce Tel Aviv’i bilgilendireceğinin değerlendirildiğini yazdı.

Polonya Başbakanı Donald Tusk, vatandaşlarına İran’ı derhal terk etmeleri çağrısında bulundu ve çatışma ihtimalinin “oldukça gerçekçi” olduğunu söyledi.

Öte yandan Avrupa Birliği Konseyi, 29 Ocak’taki Dışişleri Konseyi toplantısında varılan mutabakatın ardından 19 Şubat’ta İran Devrim Muhafızları’nı resmen terör örgütleri listesine ekledi. Böylece kurum, AB’nin terörle mücadele yaptırımlarına tabi olacak.