İran güvenlik güçleri göstericilere ateş açtı

Denetimli serbestlikteki bir gazeteci ve aktivist, ulusal güvenliği tehdit ettikleri şüphesiyle tutuklandı.

Sosyal medyada Hefşan’daki protestolara müdahale etmeye hazırlanan askerlerin görüntüleri yayınlandı.
Sosyal medyada Hefşan’daki protestolara müdahale etmeye hazırlanan askerlerin görüntüleri yayınlandı.
TT

İran güvenlik güçleri göstericilere ateş açtı

Sosyal medyada Hefşan’daki protestolara müdahale etmeye hazırlanan askerlerin görüntüleri yayınlandı.
Sosyal medyada Hefşan’daki protestolara müdahale etmeye hazırlanan askerlerin görüntüleri yayınlandı.

İran'da bu ay başında temel gıda fiyatlarındaki artış nedeniyle başlayan hükümet karşıtı protestolar tüm ülkeye yayıldı. Sosyal medyada paylaşılan mesajlarda, güvenlik güçlerinin göstericilere gerçek mermi ve göz yaşartıcı gazla müdahale ettiği iddia edildi.  
Hükümetin un fiyatlarına, sıvı yemek yağına, et ve süt ürünlerine sağladığı desteği çekmesi üzerine bu ay başında ülkenin güneybatısındaki Ahvaz bölgesinde protestolar başladı. Devletin un sübvansesini kesmesi üzerine bazı bölgelerde ekmek fiyatları on katına yükseldi. Hükümet söz konusu kararlarını, düşük gelirli vatandaşlara destek sağlanması amacıyla ‘adil dağılım yapılandırması’ olarak savundu. İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi bir süre önce, ekonomik krizle mücadele kapsamında buğdaya yönelik sübvansiyonlara son verileceğini açıklamış, ayrıca yemeklik yağ gibi temel gıda maddelerinin fiyatlarında artışı da içeren bir dizi önlem uygulanacağını duyurmuştu. Reisi'nin açıklamalarından hemen sonra sıvı yağ, yumurta ve tavuk etinin fiyatı yaklaşık dört kat zamlanmıştı. İran Devrim Muhafızları Genel Komutanı Hüseyin Selami, ‘ekonomik ameliyat’ olarak nitelediği söz konusu kararları desteklediklerini duyurdu. Protestolar hızlı bir biçimde, 2019'da yakıt fiyatlarının artmasıyla tüm ülkeye yayılan ve çok sayıda kişinin hayatını kaybettiği kitlesel gösteriler gibi siyasi bir boyut kazandı. Göstericiler taleplerini genişleterek, daha fazla özgürlük, Reisi’nin istifası ve ‘velayeti fakih’ sisteminin ilgasını istedi. İran’da işsizlik oranları rekor seviyelere çıkmış durumda ve halkın yarısından fazlası dar gelirli olarak biliniyor. Enflasyonun yüzde 40 civarında seyrettiği İran uzun süredir ciddi bir ekonomik krizle boğuşuyor.  
Sosyal medyada yayılan fotoğraflar ve mesajlara göre İran güvenlik güçleri, ülkenin birçok yerinde düzenlenen protesto gösterilerine göz yaşartıcı gaz ve coplarla müdahalede bulundu. Bunun üzerine göstericilerle güvenlik güçleri arasında arbede ve çatışma çıktı. Sosyal medya kaynaklarına göre ülkenin orta bölgelerinde yer alan Farsan’da güvenlik güçleri protestolara gerçek mermiyle ateş açarak müdahale etti. İnternetteki görüntülerde, Ahvaz’daki protestocuların ‘’Korkma, korkma hepimiz bu işte birlikteyiz’’ diye slogan attığı görüldü. Hükümetin birçok bölgede internet hizmetinde kesintiye gittiği öğrenildi. Aktivistler protestolara dair bin beş yüze yakın görsel paylaşımında bulundu. Görüntü kayıtlarından birinde, İran'ın Huzistan Eyaleti'nde bir şehir olan Dezful’da (Dizful) göstericilerin polisle çatıştığı ve molotof kokteyli hazırladığı gözler önüne serildi.
Reuters haber ajansına göre, sosyal medyada yayınlanan ancak kaynağı henüz belirlenemeyen bazı görüntülerde, protestolar sırasında en az altı kişinin yaşamını yitirdiği, onlarca kişinin de yaralandığı görüldü. Polisin sert müdahalede bulunduğu gösterilerde yaşamını yitirenlerle ilgili henüz resmî açıklama yapılmadı. İran haber ajansı IRNA’da yer alan habere göre, üst düzey emniyet yetkilisi Kasım Rıdai, “Kanunsuz toplantılara hoşgörüyle yaklaşmayacağız ve müdahalede bulunacağız”’ dedi.  

2019 senaryosu
İran Hükümeti’nden protestolarla ilgili geçen hafta yapılan açıklamalarda, protesto gösterileri kabul edilmiş ancak göstericilerin “az sayıda isyancı ve provokatör” olduğu yorumunda bulunulmuştu. Ancak bir hafta içinde birçok kente yayılan gösteriler, ülkede 2019 yılında akaryakıt fiyatlarındaki artışa karşı başlatılan ve daha sonra hükümet karşıtı büyük kitlesel gösterilere dönüşen protestolarda olduğu gibi daha da büyüme ihtimali söz konusu. İran yönetimi ‘2019 senaryosunun’ tekrar etmesinden endişe ediyor. Her ne kadar İranlı makamlar doğruluğunu kabul etmese de Uluslararası Af Örgütü’nün verilerine göre 2019’daki protestolarda en az 300 kişi yaşamını yitirmişti. Reuters haber ajansının verilerine göre ise 2019 yılındaki protestolara güvenlik güçlerinin müdahalesi sonucunda en az bin 500 kişi yaşamını yitirdi.
Dünkü protestolarda İran Dini Lideri Ayetullah Ali Hamaney’in fotoğrafları yakıldı. Göstericiler, “Din adamlarının yönetimini istemiyoruz” sloganı attı. Bazı protestocular, Şah Pehlevi’nin sürgündeki oğlu Rıza Pehlevi’nin İran’a dönmesi çağrısında bulundu. Rıza Pehlevi, Twitter hesabından yayınladığı görüntülü mesajda, İran halkına ‘özgür bir İran için bir araya gelmeleri ve ortak hareket etmeleri’’ çağrısında bulundu ve protestolarda yaşamını yitirenlerin ailelerine başsağlığı mesajı iletti. Bazı sosyal medya kullanıcıları, ülke genelinde geçen haftadan bu yana gösteri organizelerinin önlenmesi amacıyla internet kesintileri yaşandığını aktardı ancak yetkililer internete erişimin engellenmediğini bildirdi.
Resmi verilere göre İran’ın 85 milyon nüfusunun yaklaşık yüzde 50’si yoksulluk sınırında yaşıyor. Ülkede kötü yönetim ve yolsuzluk nedeniyle işsizlik ve enflasyon artmaya devam ederken eski ABD Başkanı Donald Trump’ın 2018 yılında, İran’ın nükleer programıyla ilgili anlaşmadan ülkesini geri çekerek Tahran’a yeniden yaptırım uygulaması da ülkenin içinde olduğu ekonomik krizi derinleştiren etkenler arasında gösteriliyor. İran’ın para birimi de ABD doları karşısında durdurulamaz bir şekilde değer kaybediyor. İran medyasında geçen hafta yer alan bazı haberlere göre, İran Ulusal Yüksek Güvenlik Konseyi’nin hükümet yetkilileriyle protestoların çerçevesini belirlemek ve alınacak önlemleri görüşmek üzere bir dizi toplantı gerçekleştirdi. Devrim Muhafızları’na bağlı haber siteleri, hükümetin gıda ürünlerindeki sübvansiyon kararını niçin aldığını gerekçelendiren görüntülü mesajlar yayınladı. Ancak göstericiler bu görüntüleri, 2020’de sivil yolcu uçağının düşürülmesinin ardından yayınlanan ‘propaganda kayıtlarına’ benzeterek, öne sürülen gerekçelerin gerçekçi olmadığını savundu.   
AFP’nin haberinde, İran güvenlik güçleri şartlı denetimli serbestlikteki bir aktivist ve bir gazeteciyi dün, ‘ulusal güvenliği tehdit eden faaliyetlerde bulundukları şüphesiyle’ yeniden tutukladı. Mehr haber ajansı 73 yaşında tanınmış gazeteci Kivan Sami’minin, ‘yurt dışındaki karşı devrimci gruplarla temas kurduğu ve ulusal güvenliği tehdit eden faaliyetlerde bulunduğu için’ yeniden tutuklandığını aktardı. Samimi, devrim sonrasında ve Şah döneminde de hapis yatmıştı. 2020’de Semnan’da üç yıllık hapis cezasını çekmek üzere hapsedildi. Şubat 2022’de ise sağlık durumunun kötüleşmesi üzerine şartlı olarak serbest bırakıldı. Mehr haber ajansına göre yeniden muayene edilen Samimi’nin sağlık durumunun hapse dönmesine bir sakınca oluşturmadığı belirtildi. IRNA haber ajansı ise aktivist Nercis Mansuri’nin ülke içinde kargaşa çıkarmak için yurt dışındaki rejim düşmanlarıyla bağlantı kurması nedeniyle şartlı salıverilmesi kararını ihlal ettiğini, bu yüzden tekrar hapsedildiğini kaydetti. Mansuri’nin iki yılı aşkın süredir serbest olduğu ve yurt dışına çıkmak isterken tutuklandığı bilgisi verildi.  



Güney Yemen’de siyasi bileşenler Riyad Konferansı’na olumlu yaklaşıyor

“Vatan Kalkanı” güçleri, “Geçiş Konseyi” unsurlarını kamplardan çıkarmalarının ardından Hadramut’ta konuşlandı (Reuters)
“Vatan Kalkanı” güçleri, “Geçiş Konseyi” unsurlarını kamplardan çıkarmalarının ardından Hadramut’ta konuşlandı (Reuters)
TT

Güney Yemen’de siyasi bileşenler Riyad Konferansı’na olumlu yaklaşıyor

“Vatan Kalkanı” güçleri, “Geçiş Konseyi” unsurlarını kamplardan çıkarmalarının ardından Hadramut’ta konuşlandı (Reuters)
“Vatan Kalkanı” güçleri, “Geçiş Konseyi” unsurlarını kamplardan çıkarmalarının ardından Hadramut’ta konuşlandı (Reuters)

Yemen’de güneyli siyasi çevreler, gerek liderlik düzeyinde gerekse yapı ve kurumlar bazında, Suudi Arabistan’ın Başkent Riyad’da kapsamlı bir Güney Konferansı düzenlenmesi çağrısına olumlu yanıt verdi. Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad Muhammed el-Alimi’nin talebiyle gündeme gelen konferansın, Güney ve Doğu Yemen vilayetlerinin iradesini yok saymadan, tek taraflılığa kapı aralamadan Güney meselesine yönelik yol haritasını belirlemesi hedefleniyor.

Söz konusu uzlaşının; Hadramut, el-Mahra, Abyan, Lahic, Şebve ve Sokotra’daki yerel yönetimleri, önde gelen güneyli siyasi isimleri, danışma organlarını ve etkin bileşenleri kapsadığı; Güney Geçiş Konseyi’nin (GGK) de sürece dahil olduğu belirtildi. Girişimin Körfez, Arap ve uluslararası düzeyde destek gördüğü kaydedildi.

Suudi Arabistan’ın çağrısı ve buna eşlik eden resmî, halk ve uluslararası düzeydeki memnuniyetin; güney diyaloğunu kapsayıcılık temelinde yeniden düzenlemeye, dışlayıcı yaklaşımları aşmaya ve Güney meselesini adil bir çerçevede ele alacak ulusal-bölgesel bir zemine oturtmaya yönelik kritik bir adım olarak değerlendirildiği ifade edildi.

zx
Güney Geçiş Konseyi’nin, Hadramut ve el-Mehra’da tek taraflı askeri adımlar atarak sahadaki gerilimi tırmandırdı. (AP)

Bu çerçevede Başkanlık Konseyi Üyesi Dr. Abdullah el-Alimi, Suudi tutuma duyduğu derin takdiri dile getirerek, başta Güney Geçiş Konseyi olmak üzere tüm güneyli bileşenleri, Güney’in çıkarlarını her türlü mülahazanın üzerinde tutan kapsayıcı bir diyaloğa yapıcı biçimde katılmaya çağırdı. El-Alimi, ciddi bir diyaloğun görüşleri yakınlaştırmanın, ortaklık esaslı çözümler üretmenin, halk iradesine saygı göstermenin ve güney saflarındaki birliği güçlendirmenin tek yolu olduğunu vurguladı.

Yemen Şura Meclisi Başkanı Ahmed bin Değir ise Riyad Konferansı’nın önemine dair en net değerlendirmelerden birini yaptı. Bin Değir, güney diyaloğunun Güney meselesini yeniden sahiplerine iade edeceğini, güney vilayetleri arasında derinleşen ve istikrarsızlığa yol açan fitne ve gerilimlerin önünü keseceğini söyledi. Konferansın; iktidar, kaynak paylaşımı ve siyasi sistemin geleceğine ilişkin sorunların, Ulusal Diyalog Konferansı çıktıları, Riyad Anlaşması ve yetki devri bildirisi gibi açık referanslar çerçevesinde ele alınması için gerçekçi bir giriş kapısı oluşturduğunu belirtti.

Yerel yönetimlerden destek

Suudi çağrısına yerel yönetimlerden de art arda destek açıklamaları geldi. Lahic Valiliği, Riyad’da kapsayıcı bir Güney Konferansı’na ev sahipliği yapılmasını, “Güney halkının davalarının adaletini koruma yolunda doğru yönde ilerlediğinin göstergesi olan olumlu bir adım” olarak niteledi. Lahic Valisi Ahmed Türki, resmî açıklamasında yerel yönetimin meşru siyasi liderlik ve meşruiyeti destekleyen koalisyonun yanında durduğunu, devlet kurumlarının korunmasının güvenlik ve istikrarın temel dayanağı olduğunu vurguladı.

Tarihsel ve siyasi ağırlığıyla Hadramut da sürece güçlü destek verdi. Hadramut Valisi Salim el-Hanbeşi, Suudi Arabistan’ın çağrıya yanıtının Yemen ile stratejik ilişkilerin derinliğini ve siyasi diyalog yoluyla ihtilafları aşma iradesini yansıttığını belirterek, Hadramut’un güney saflarını birleştiren her türlü çabanın dayanağı ve istikrarın temel unsuru olmaya devam edeceğini söyledi.

El-Mehra Valisi Muhammed Ali Yasir ise vilayetinin Riyad Konferansı’na tam destek verdiğini, kapsamlı diyaloğun çatışmayı sona erdirmenin ve birlik ile güvenliği güçlendiren adil ve kalıcı bir barışa ulaşmanın en doğru yolu olduğunu ifade etti. Abyan Valisi Ebu Bekir Hüseyin Salim de konferansın, Güney meselesinin ulusal bir çerçevede, dışlama ve tekelleşmeye izin vermeden ele alınması açısından önemli bir adım olduğunu kaydetti.

yfrgty
Aden’de, Yemen’den ayrılma çağrılarıyla bilinen Güney Geçiş Konseyi’nin destekçileri arasında yer alan bir kişi (AFP)

Gözlemciler, bu geniş coğrafi mutabakatın güney sahnesini yeniden şekillendirdiğini; vilayetlerin seslerinin görmezden gelinmesinin ya da Güney’in tek bir yapı veya tek sesli bir söylemle sınırlandırılmasının artık zorlaştığını belirtiyor.

Şartlı memnuniyet

Güney Geçiş Konseyi, Suudi çağrıyı diyaloğu esas alan yaklaşımıyla uyumlu bularak memnuniyetini açıkladı. Ancak bu tutum; “Güney halkının iradesinin” vurgulanması, uluslararası garantiler, net bir takvim ve nihai aşama olarak halk oylaması gibi siyasi şartlarla birlikte dile getirildi.

Gözlemcilere göre, GGK’nin bu şartları konumunu koruma çabası olarak görülse de, yıllar süren tek taraflı yaklaşımların ardından kapsayıcı bir müzakere masasına oturmayı kabul etmesi; Güney meselesinin herhangi bir bileşenden daha geniş olduğunun ve bölgesel-uluslararası koşulların tek taraflı süreçlere artık izin vermediğinin bir göstergesi.

Suudi davetin, Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi’nin talebi üzerine geldiği; daha önce GGK’nin bazı adımlarını reddeden ve bunların Güney meselesinin özüne zarar verdiğini, dış ajandalara hizmet ettiğini savunan güneyli bileşenler ve siyasi isimlerden gelen çağrıların bu süreci güçlendirdiği belirtildi. Bu durumun, yaklaşan konferansın meşruiyetini ve olası sonuçlarını pekiştirdiği ifade edildi.

Öte yandan Yemen Dışişleri Bakanlığı ile İstişare ve Uzlaşı Heyeti, Suudi rolünün güney diyaloğu için bir “emniyet supabı” oluşturduğunu vurgulayarak, Riyad’ın taraf değil, tarafsız bir kolaylaştırıcı olarak zemini hazırladığını ve diyaloğun yeni çatışmalara sürüklenmesini engellemeyi amaçladığını kaydetti. Körfez, Arap ve İslam dünyasından gelen destekle girişimin uluslararası bir boyut kazandığı; Güney meselesine ilişkin herhangi bir çözümün Yemen’de kapsamlı siyasi çözümün parçası olması gerektiği vurgulandı.


Mukalla’da güvenlik kontrolü Vatan Kalkanı’na geçti

Hadramut’ta konuşlu “Vatan Kalkanı”na bağlı güçler (Vatan Kalkanı)
Hadramut’ta konuşlu “Vatan Kalkanı”na bağlı güçler (Vatan Kalkanı)
TT

Mukalla’da güvenlik kontrolü Vatan Kalkanı’na geçti

Hadramut’ta konuşlu “Vatan Kalkanı”na bağlı güçler (Vatan Kalkanı)
Hadramut’ta konuşlu “Vatan Kalkanı”na bağlı güçler (Vatan Kalkanı)

Yemen hükümetine bağlı “Vatan Kalkanı” güçlerinin, ülkenin doğusundaki Mukalla kentinde konuşlandığı ve başta Merkez Bankası, yerel yönetim binası ile Cumhurbaşkanlığı Sarayı olmak üzere kentin hayati kurumlarının büyük bölümünü güvence altına aldığı bildirildi.

Mukalla’daki güvenlik kaynaklarının Şarku’l Avsat gazetesine verdiği bilgiye göre, Vatan Kalkanı güçleri pazar günü saat 11.30 sularında kentte konuşlanmaya başladı. Kimliklerinin açıklanmasını istemeyen kaynaklar, güçlerin Mukalla’nın doğusundaki Hılf bölgesinde bulunan Hadramut Elit Güçleri kampına yöneldiğini, Hılf Tepesi’nde de konuşlanarak Merkez Bankası, yerel yönetim binası ve Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nı güvence altına aldığını aktardı.

Kaynaklar, “Vatan Kalkanı’nın Mukalla’daki konuşlanmasının büyük ölçüde tamamlandığını” belirterek, “önümüzdeki saatlerde kente ulaşması beklenen Hadramut Valisi ile eş zamanlı olarak ilave birliklerin takviye amacıyla gelmesinin beklendiğini” ifade etti.

Televizyon görüntüleri, Mukalla’da Vatan Kalkanı güçlerinin geniş çaplı konuşlandığını ve halkın bu durumu memnuniyetle karşıladığını ortaya koydu. Kent sakinleri, kentin güvenliğinin sağlanması ve devletin hayati kurumlarının korunması nedeniyle memnuniyetlerini dile getirdi.

Öte yandan Vatan Kalkanı güçleri, Riyan Uluslararası Havalimanı’nda da konuşlanarak tesislerin güvenliğini sağladı ve havalimanı altyapısına yönelik olası ihlal ve yağma girişimlerinin önüne geçti.

Yemen İçişleri Bakanı Korgeneral İbrahim Haydan ise Hadramut vilayetinin vadi ve sahil kesimlerinde, Vatan Kalkanı komutanlığıyla koordinasyon içinde güvenlik güçlerinin konuşlandırıldığını doğruladı. Haydan, Şarku’l Avsat’a yaptığı özel açıklamada, söz konusu adımların, kurtarılmış vilayetlerde güvenlik ve istikrarı güçlendirmeyi, kamu düzenini korumayı amaçlayan güvenlik planları kapsamında atıldığını belirtti.

Haydan, bu tedbirlerin kamu ve özel mülkiyetin korunması, güvenliği bozmayı hedefleyen her türlü girişimin engellenmesi ve istikrarın pekiştirilmesi hedefiyle hayata geçirildiğini vurguladı.


İsrail’in Refah Sınır Kapısı’ndaki varlığı, Mısır ile gerginlik ve Gazze Anlaşması’nın engellenmesi

Refah Sınır Kapısı’nın Mısır tarafı (Arşiv - Reuters)
Refah Sınır Kapısı’nın Mısır tarafı (Arşiv - Reuters)
TT

İsrail’in Refah Sınır Kapısı’ndaki varlığı, Mısır ile gerginlik ve Gazze Anlaşması’nın engellenmesi

Refah Sınır Kapısı’nın Mısır tarafı (Arşiv - Reuters)
Refah Sınır Kapısı’nın Mısır tarafı (Arşiv - Reuters)

Refah Sınır Kapısı’nın Tel Aviv'in kontrolündeki Filistin tarafının açılmasıyla ilgili İsrail'den bir haftadan kısa bir süredir bilgiler sızmaya devam ediyor. Bu akşam İsrail Başbakan Binyamin Netanyahu başkanlığında sınır kapısındaki İsrail varlığı ve sınır kapısının kontrolü konusunda karar vermek üzere görüşmelerin yapılacağı konuşuluyor.

Mısır, İsrail'in 2024 yılının mayıs ayında sınır kapısını işgal etmesinden bu yana yaklaşık 18 aydır İsrail'in Mısır sınırındaki kapıda bulunmasını reddediyor. Şarku’l Avsat'a konuşan uzmanlar, bunun Mısır ile gerilimi artıracağına ve Gazze'deki ateşkes anlaşmasının uygulanmasını engelleyeceğine inanıyor.

Uzmanlar, bu manevraların anlaşmayı bozmak ve uygulanmasını geciktirmek için İsrail tarafından yapıldığını ve anlaşmanın ikinci aşamasının bu ay açıklanması durumunda bile bunun değişmeyeceğini düşünüyorlar.

İsrail televizyonu Kanal 12, İsrail güvenlik kurumlarının önümüzdeki günlerde Refah Sınır Kapısı’nı her iki yönde yeniden açmak için siyasilerden talimat almaya hazırlandığını bildirdi.

Kanal, Başbakan Netanyahu’nun bugün güvenlik istişareleri yapacağını ve bu istişarelerde ABD Başkanı Donald Trump ile yaptığı görüşmede kabul ettiği ‘tavizleri’ sunmasının beklendiğini, gündemin en üst sırasının sınır kapısının yeniden açılması olduğunu aktardı.

İsrail, içerideki güvenlik endişelerine yanıt vermek amacıyla Gazze Şeridi'ne giriş ve çıkışları kontrol etmek için Refah Sınır Kapısı’nın Filistin tarafında bir ‘kontrol noktası’ kurmayı planlıyor. Kanal 12 televizyonu, kontrol noktasının sahadaki güçler tarafından mı yoksa teknolojik araçlarla mı yönetileceği konusunda net bir açıklama yapmadı.

İsrail Yayın Kurumu, geçtiğimiz çarşamba günü, Netanyahu'nun ABD ziyaretinden dönüşünün ardından, ABD’nin baskısına yanıt olarak İsrail'in Refah Sınır Kapısı’nı her iki yönde de açmak için hazırlıklara başladığını ve gerekli düzenlemeler tamamlandıktan sonra birkaç gün içinde bir duyuru yapılacağını bildirdi.

frgt
Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus Mülteci Kampı’nda, yerinden edilmiş Filistinli bir çocuk elinde bir bidon suyla çömelmiş dururken (AFP)

Sınır kapısının yeniden açılması, başlangıçta Gazze'deki ateşkes anlaşmasının ilk aşaması kapsamında planlanmıştı, ancak İsrail bu maddeyi zamanında uygulamaya koyamadı ve bu da ertelenmesine yol açtı.

Kanal 12 televizyonu bunu teyit ederek İsrail tarafının Florida'da ABD tarafıyla varılan mutabakat doğrultusunda bu kararı uygulamak için gerekli hazırlıkları ve saha düzenlemelerini çoktan başlattığını bildirdi.

Geçtiğimiz pazartesi günü Florida'daki Mar-a-Lago tatil beldesinde Trump ile bir araya gelen Netanyahu, Gazze'deki ateşkes anlaşması da dahil olmak üzere birçok konuyu görüştü. ABD merkezli Axios haber sitesi, İsrailli ve Amerikalı yetkililerin, Netanyahu'nun Trump ile yaptığı görüşmede, Hamas'ın silahsızlandırılmasını da içeren anlaşmanın ikinci aşamasına geçilmesini kabul ettiğini, ancak her iki tarafın da silahsızlandırma ile birlikte ikinci aşamada planlanan İsrail'in geri çekilmesiyle ilgili herhangi bir şeyi teyit etmediğini aktardı.

Mısır Dışişleri Konseyi üyesi ve İsrail meseleleri konusunda uzman bir akademisyen olan Dr. Ahmed Fuad Enver, Mısır'ın hiçbir koşulda Refah Sınır Kapısı’nda İsrail'in varlığını kabul etmeyeceğini ve önceki duruma dönülmesinin önemini defalarca kez vurguladığını belirtti.

Mısır'ın sergilediği, açık ve geri dönüşü olmayan bir tutum olmasına rağmen, bu sızıntıları Kahire'nin tepkisini test etme girişimi olarak değerlendiren Dr. Enver, İsrail'in sınır kapısında yakınında bariyerler kuracağı, bu durumun da Mısır ile gerilimi artıracağı ve Gazze anlaşmasını engelleyeceği uyarısında bulundu.

Filistinli siyasi analist Abdulmehdi Mattava, sınır kapısında veya yakınlarındaki kontrol noktalarında İsrail'in fiili varlığının Mısır ile gerilimi artıracağına ve Gazze anlaşmasının uygulanmasını engelleyeceğine inanıyor. Mattava, bugün yapılması planlanan toplantının, sınır kapısının Filistin tarafını izlemek için personel kullanmadan sadece kameralar ve teknoloji kullanılması ve giriş-çıkış yapanların isim listelerinin alınması yönündeki bir tavsiye ile sonuçlanmasını bekliyor.

Kahire, İsrail'in varlığıyla ilgili bu yeni tutum hakkında yorum yapmadı, ancak Mayıs 2024'ten bu yana İsrail ordusunun sınır geçişini işgal etmesini reddetti, geri çekilmesini talep etti ve resmi platformlar ve yetkili kaynaklar aracılığıyla bu tutumunu birden fazla kez yineledi. Geçtiğimiz aralık ayında Mısır, Katar ve diğer altı ülke, İsrail'in Rafah sınır kapısını tek yönlü olarak açarak sadece Gazze sakinlerinin Mısır'a çıkmasına izin verme niyetini açıklamasını reddetti. Bu da İsrail'in Refah Sınır Kapısı’nın ‘önümüzdeki günlerde’ sadece Gazze sakinlerinin Mısır'a çıkmasına izin vermek üzere açılacağına dair resmi açıklamasına verilen bir tepkiydi.

Ancak Kahire el-İhbariyye televizyonu, Mısır'ın Gazzelilerin tek yönlü geçişine izin veren bir anlaşmayı kabul etmeyeceğini bildirdi. Televizyon kanalı, resmi bir kaynak aracılığıyla, sınırın açılması konusunda bir anlaşmaya varılması halinde, Trump'ın planına uygun olarak sınırın her iki yönde, Mısır'ın Filistinlilerin geri dönmeksizin Gazze Şeridi’nden ayrılmalarına izin vermemesine atıfla Gazze Şeridi'ne giriş ve çıkış için açılacağını doğruladı. Çünkü Kahire, Filistinlilerin yerinden edilmesine ilişkin bir emsal oluşturulmasını istemiyor.

Mısır'ın Refah Sınır Kapısı konusundaki tutumunun değişmediğini ve değişmeyeceğini belirten Dr. Enver, İsrail'in sızdırdığı bilgilerin, Gazze Şeridi'ndeki ateşkes anlaşmasının ikinci aşamasının uygulanmasını geciktirmek için bir girişim olduğunu belirtti.

Mattava ise, ikinci aşamanın Washington'ın baskısı altında başlayacağını, ancak İsrail'in, sınır kapısı her iki tarafta da açıldığında Hamas'ın silahsızlandırılması ve elinde bulunan son İsrailli rehinenin kalıntılarının iadesi gibi engel teşkil eden konulara başvuracağını tahmin ediyor.