Arap Milletvekili Zuabi’nin istifası İsrail hükümetinde krize neden oldu

Zuabi, Hükümetin Filistin davasına ve Arap toplumuna yönelik politikalarına daha fazla tahammül edemediğini duyurdu

İsrail güvenlik güçleri Kudüs’te 16 Mayıs’ta Filistinlilere müdahale ederken. Çerçevede, istifa eden Milletvekili Gayda Rinavi Zuabi. (AFP)
İsrail güvenlik güçleri Kudüs’te 16 Mayıs’ta Filistinlilere müdahale ederken. Çerçevede, istifa eden Milletvekili Gayda Rinavi Zuabi. (AFP)
TT

Arap Milletvekili Zuabi’nin istifası İsrail hükümetinde krize neden oldu

İsrail güvenlik güçleri Kudüs’te 16 Mayıs’ta Filistinlilere müdahale ederken. Çerçevede, istifa eden Milletvekili Gayda Rinavi Zuabi. (AFP)
İsrail güvenlik güçleri Kudüs’te 16 Mayıs’ta Filistinlilere müdahale ederken. Çerçevede, istifa eden Milletvekili Gayda Rinavi Zuabi. (AFP)

İsrail'de Meretz Partisi'nin Filistinli Milletvekili Gayda Rinavi Zuabi’nin istifası koalisyon hükümetinde yeni bir kriz yarattı. Zuabi (Zu’bi) dün sürpriz bir şekilde, ‘Hükümetin Filistin davasına ve Arap toplumuna yönelik politikalarına daha fazla tahammül edemediğini’ gerekçe göstererek istifa etti. Zuabi’nin yakın çevresi, muhalefetin hükümeti devirme çabalarına destek olmayacağını teyit etse de istifasıyla hükümet parlamentoda çoğunluğu yitirdi, böylelikle daha önce de sıkça gündeme gelen erken seçim ihtimali güçlenmiş oldu.   
Nasıra’lı olan Zuabi, sol eğilimli Meretz Partisi’nden Knesset’e üye seçilmişti. Yakın geçmişte partisinin de içinde yer aldığı hükümetin politikalarından şikayetçi olan Gayda Zuabi, Dışişleri Bakanı Yair Lapid ile iki ay önce Şangay konsolosu olarak atanması üzerinde uzlaşmıştı. Bu anlaşma muhalefet saflarında büyük bir tartışma kopardı, muhalif liderlerden biri Zuabi ile ilgili, “Siyasi radikalizm dışında hiçbir özelliği olmayan birinin bu göreve atanması kabul edilemez” demişti. İddialara göre Lapid’in muhalefetin tepkisi nedeniyle anlaşmayı uygulamaya koymaması Arap milletvekilinin istifasına yol açmış olabilir.  
Gayda Zuabi Başbakan Bennett ve Yair Lapid’e yazdığı istifa mektubunda şu ifadeleri kullandı: “Siyaset dünyasına, temsil ettiğim Arap toplumuna karşı bir sorumluluk bilinciyle girdim. Yaklaşık bir yıl önce, Arap ve Yahudilerin bir arada çalışarak eşitlik ve saygı çerçevesinde yeni bir yol çizebilmesi ümidiyle koalisyona katıldım ve bu uğurda özveriyle çalıştım. Ancak koalisyon liderleri küçük hesaplarla sağ siyaseti parlatmayı, şahince, katı ve sağcı pozisyonlar almayı tercih etti. Hükümet, tüm Arap toplumu için önemli olan davalarda, Mescid-i Aksa, Kubbetu’s Sahra, Şeyh Cerrah, yerleşim politikaları, işgal, Negev’de evlerin yıkılması ve arazilerin gasp edilmesi ve ırkçı vatandaşlık yasalarının oluşmasında sağcı ve sert politikalar benimsedi. Bunlara ek olarak Arap yerleşim birimlerinde, vatandaşların işe alım, eğitim ve ikamet gibi ihtiyaçlarına karşı küçümsemeyle yaklaşıldığını müşahede ettim. Ramazan ayında ise tahammül edilemez olaylara tanık olduk. Bu nedenle istifa kararı aldım”.
Şarku’l Avsat’ın Yediot Ahranot gazetesinden aktardığı habere göre Zuabi, üyesi olduğu Meretz Partisi'nin lideri Nitzan Horowitz'i bilgilendirmeden Başbakan Naftali Bennett ve Dışişleri Bakanı Yair Lapid'e istifa mektubu gönderdi. Meretz Partisi Zuabi’den Knesset’ten istifa etmesini ve milletvekili pozisyonunu partiye iade etmesini talep etti. İsrail Bölgesel İş Birliği Bakanı İsavi Feric, Zuabi’nin istifa kararını yeniden gözden geçireceğini düşündüğünü söyledi. Meretz Partisi mensubu Feric, Zuabi’nin istifa kararından vazgeçmemesi halinde ise ilkesel davranarak hükümetin devrilmesi için muhalefete yardımcı olmayacağını ve Binyamin Netanyahu’nun yeniden başa geçmesinin müsebbibi olarak tarihe geçmek istemeyeceğini iddia etti.
Zuabi’nin istifasıyla koalisyon hükümeti meclisteki çoğunluğu muhalefet lehine yitirmiş oldu. Ancak çoğunluğu yitirmesi hükümetin düşeceği anlamına gelmiyor. Hükümetin düşmesi için 120 üyeli parlamentoda 61 üyenin alternatif bir hükümet oluşturulması için yasa tasarısı sunması gerekiyor. Koalisyon hükümeti, defalarca tekrarlanan ve sonuç alınamayan iki yıllık bir seçim sürecinin sonunda, eski Başbakan Binyamin Netanyahu'yu devirmek üzere çok farklı kesimden partilerin bir araya gelmesiyle kurulmuştu. Netanyahu liderliğindeki muhalefetin 54 üyesi bulunuyor, Zuabi’nin istifasıyla erken seçim olasılığının arttığı değerlendiriliyor.  
Likud Partisi erken seçimler yapılması için bir tasarı sunmaya hazırlandığını duyurdu. Ancak geçen haftada erken seçim tasarısı sunacağını duyurmuş daha sonra çoğunluğu elde edemeyeceğini gördüğünden vazgeçmişti. Zuabi’ye yakın kaynaklar, kendisinin erken seçim taraftarı olmadığını ve hükümetin devrilmesi yönündeki planlara alet olmayacağını aktardı. Zuabi’nin taleplerinin yerine getirilmesi için hükümetle pazarlığa girişeceği değerlendiriliyor. Zuabi’nin istifasının ardından başka istifaların da gelebileceği iddia edildi. Birleşik Arap Listesi’nden Milletvekili Mazin Ganayim de daha önce hükümetin Mescid-i Aksa ve Kudüs’e yönelik politikalarını eleştirmiş ve istifa etmekle tehdit etmişti. Netanyahu lidelriğindeki Likud Partisi grup başkanı Yariv Levin, “Lapid ve Bennett’in başarısız hükümeti azınlığa düştü. Bennett hem ekonomide hem güvenlikte hem de tüm alanlarda başarısız olduğunu kanıtladı. Hükümetin meşruiyetini yitirdiği herkes için açıktır. Bu kötü hükümeti değiştireceğiz, devlet ve İsrail vatandaşları için iyi bir hükümet oluşturacağız” dedi. 



Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
TT

Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)

ABD Başkanı Donald Trump bugün İran'a karşı sınırlı bir askeri saldırı düzenlemeyi düşündüğünü söyledi, ancak daha fazla ayrıntı vermedi.

ABD ordusu, İran'a karşı birkaç hafta sürebilecek ve güvenlik tesislerinin yanı sıra nükleer altyapıyı da bombalamayı içerebilecek bir operasyona hazırlanıyor.

İran'ı nükleer programı konusunda anlaşmaya varmaya zorlamak için sınırlı bir saldırıyı düşünüp düşünmediği sorulduğunda, Beyaz Saray'da gazetecilere, "Sanırım bunu düşündüğümü söyleyebilirim" dedi.

Trump dün, İran'ın bir anlaşmaya varması için 10 ila 15 günlük bir sürenin "yeterli" olacağına inandığını söyledi. Ancak görüşmeler yıllardır tıkanmış durumda ve İran, füze programını kısıtlama ve silahlı gruplarla bağlarını koparma yönündeki daha geniş ABD ve İsrail taleplerini görüşmeyi reddediyor.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre iki ABD yetkilisi, İran'la ilgili ABD askeri planlamasının ileri bir aşamaya ulaştığını ve seçenekler arasında bireyleri hedef alan bir saldırı, hatta Trump'ın emriyle Tahran'da rejim değişikliğinin de yer aldığını söyledi. Bu askeri seçenekler, diplomatik çabaların başarısız olması durumunda ABD'nin İran'la ciddi bir çatışmaya hazırlandığının son göstergesi.

Son haftalarda yapılan dolaylı görüşmelerde çok az ilerleme kaydedildi ve taraflardan biri veya her ikisi bunu savaşa hazırlıkta geciktirme taktiği olarak kullanıyor olabilir.

İran, geçen yıl İsrail ve ABD'nin nükleer ve askeri tesislerini hedef alan 12 günlük saldırılarının yanı sıra ocak ayındaki kitlesel protestoların şiddetle bastırılmasının ardından, hiç olmadığı kadar savunmasız bir konumda bulunuyor.

 İran'ın BM Güvenlik Konseyi'ne dün yazdığı mektupta, BM Büyükelçisi Emir Said İrevani, ülkesinin "gerilim veya savaş aramadığını ve savaş başlatmayacağını", ancak herhangi bir ABD saldırganlığına "kararlı ve orantılı bir şekilde" karşılık vereceğini belirtti.

Şöyle devam etti: “Bu koşullar altında, bölgedeki tüm düşman üsleri, tesisleri ve varlıkları, İran'ın savunma yanıtı çerçevesinde meşru hedefler olarak kabul edilecektir.”

Bu haftanın başlarında İran, dünyanın ticareti yapılan petrolünün yaklaşık beşte birinin geçtiği Körfez'in dar su yolu olan Hürmüz Boğazı'nda gerçek mühimmatlı tatbikatlar gerçekleştirdi. Ülke içinde de gerilim artıyor; yas tutanlar, 40 gün önce güvenlik güçleri tarafından öldürülen protestocuları anmak için törenler düzenliyor ve bazı gösterilerde yetkililerin tehditlerine rağmen hükümet karşıtı sloganlar atılıyor.


İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
TT

İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)

İsrail güçleri bu sabah erken saatlerde Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında bir bombalama operasyonu gerçekleştirdi.

Lübnan'ın resmi Ulusal Haber Ajansı'na göre, büyük patlama saat 02:20'de meydana geldi.

İsrail ile Lübnan Hizbullahı arasında, bir yıldan fazla süren ve partinin askeri ve liderlik altyapısına darbeler aldığı çatışmanın ardından, 27 Kasım'dan beri yürürlükte olan bir anlaşma bulunuyor.

Anlaşma, Lübnan ordusunun ve Lübnan'daki Birleşmiş Milletler Geçici Gücü'nün (UNIFIL) konuşlandırılmasının güçlendirilmesi karşılığında, Hizbullah savaşçılarının Litani Nehri'nin güneyindeki bölgeden (sınırdan yaklaşık 30 km uzaklıkta) çekilmesini ve askeri altyapısının tasfiye edilmesini öngörüyordu.

Anlaşma ayrıca İsrail'in savaş sırasında girdiği tüm bölgelerden çekilmesini de öngörüyordu. Bununla birlikte, İsrail sınırın her iki tarafını da izleyebilmek için beş yüksek noktada askeri varlığını sürdürdü. Ayrıca, askeri hedefler veya Hizbullah unsurları olduğunu iddia ettiği yerlere neredeyse her gün saldırılar düzenliyor ve güçleri buldozerle yıkım ve tahribat operasyonlarına devam ediyor.


ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
TT

ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan bir pankart, ABD Adalet Bakanlığı binasına asıldı. Bu adım, Trump’ın Washington’daki bir kuruma kimliğini yansıtma yönündeki son girişimi olarak değerlendiriliyor.

Mavi renkli pankart, dün (perşembe) binanın bir köşesindeki iki sütun arasına yerleştirildi. Pankartta “Amerika’yı Yeniden Güvenli Hale Getirelim” sloganı yer aldı.

Trump, geçen yıl Beyaz Saray’a dönüşünden bu yana federal kurumlar üzerindeki varlığını ve nüfuzunu pekiştirmek için güçlü adımlar atıyor.

Trump, kültürel ve siyasi kurumları yeniden şekillendirirken kendisine yakın isimleri görevlendiriyor, önde gelen kurumların adlarını değiştiriyor ve geçmiş soruşturmalarla bağlantılı yetkilileri geri plana itiyor. Eleştirmenler ise bu adımların, siyasi iktidar ile normal şartlarda bağımsız olması gereken kamu görevleri arasındaki sınırları ortadan kaldırdığını savunuyor.

Geçen yıl Trump’ın fotoğrafını taşıyan pankartlar, ABD Çalışma Bakanlığı, ABD Tarım Bakanlığı ve Amerikan Barış Enstitüsü binalarına da asılmıştı.

Trump tarafından atanan bir yönetim kurulu, Aralık ayında John F. Kennedy Sahne Sanatları Merkezi’ne Trump adının eklenmesi yönünde oy kullandı. Ayrıca Washington’daki Amerikan Barış Enstitüsü binasına da Trump’ın adı verildi.

Son pankarta ilişkin soruları Beyaz Saray, Adalet Bakanlığı’na yönlendirdi. Bakanlık ise şu ana kadar yorum talebine yanıt vermedi.