Türkiye-Mısır hattında yakınlaşma devam ediyor

İki ülke arasında bakanlar düzeyindeki ilk ziyaret dokuz yıl aranın ardından gerçekleşiyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan. (AFP)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan. (AFP)
TT

Türkiye-Mısır hattında yakınlaşma devam ediyor

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan. (AFP)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan. (AFP)

Bahaddin Ayyad
Maliye Bakanı Nureddin Nebati, 1 Haziran’da Mısır’a gideceğini açıkladı. Bu, 9 yıl aradan sonra Kahire’ye bakanlar düzeyindeki ilk ziyaret olacak. Gözlemcilere göre söz konusu adım, uzun bir diplomatik yabancılaşmaya maruz kalan ilişkilerde yeni bir atılım.
Maliye Bakanı Nebati, İslam Kalkınma Bankası İcra Direktörleri ve Guvenörler Yıllık Toplantıları’na katılmak üzere bir heyet başkanlığında Mısır’a gidecek. Türkiye’den yapılan açıklamaya göre Nebati, ikili görüşmeler gerçekleştirecek. Ancak Kahire ile Ankara arasındaki bu görüşmelerin odaklanacağı konuların neler olduğu belirsizliğini koruyor.
Ziyaret, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yaklaşık 5 yıl sonra Suudi Arabistan’da gerçekleştirdiği temaslarından birkaç hafta sonra gerçekleşecek.
Ayrıca 1 yıl önce de Mısır ve Türkiye Dışişleri Bakan Yardımcıları düzeyinde, ikili ve bölgesel bağlamda ‘ilişkileri normalleştirmek için gerekli adımları’ ele almak amacıyla iki tur istikşafi görüşmeler yapılmıştı.
Ancak bu görüşmeler, henüz maslahatgüzar düzeyinde olan iki taraf arasında diplomatik temsilci değişimine veya ilişkileri geliştirmeye yönelik bir yol haritasının geliştirilmesi ile sonuçlanmadı. İki taraf arasında ilan edilmemiş güvenlik toplantıları devam ederken başta Libya’daki koşulların yanı sıra Türkiye’de ikamet eden ve Mısır makamları tarafından aranan Müslüman Kardeşler (İhvan-ı Müslimin) üyeleri olmak üzere birçok konu ele alınıyor. Güvenlik heyetleri, birkaç hafta önce de bir toplantı gerçekleştirmişti.

Ekonomik bir tonla diplomatik atılım
Mısır ve Türkiye arasındaki gerginlik, son iki yılda Ankara’nın başta Suudi Arabistan, Mısır ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) olmak üzere bölge ülkeleriyle yürüttüğü temaslarla birlikte net bir sakinliğe tanık oldu. Ankara geçen aylarda topraklarında ikamet eden Müslüman Kardeşler liderlerine ait kanalların çalışmalarını kısıtlama kararı aldı. Bazı kanallar da kapatıldı. Ayrıca iki taraf arasında Akdeniz gazı ve Libya krizi gibi bazı konular hakkındaki anlaşmazlıkların düzeyi de azaldı.
İki ülkenin ekonomileri benzer şekilde koronavirüs pandemisinin, Rusya’nın Ukrayna’ya karşı savaşının ve diğer yükselen piyasa krizlerinin yansımalarından zarar gördü. TRT Haber 18 Mayıs Çarşamba günü, Mısır’ın Şarm eş-Şeyh şehrinde yapılması planlanan toplantının İslam Kalkınma Bankası’nın gelecek stratejilerinin görüşülmesine tanık olacağını açıkladı. Habere göre ayrıca Türkiye ekonomisi ile ilgili son gelişmeler ve mevcut ekonomi politikaları da görüşülecek.
Yaklaşan ziyaret, Mısır ve Türkiye arasındaki ekonomik iş birliğinin önemine de ışık tutuyor. Mısır ve Türkiye arasındaki siyasi gerginliğe rağmen son yıllarda büyümeye devam eden karşılıklı yatırımlar ve büyük bir ticaret alışverişi bulunuyor. Resmi istatistiklere göre ticaret döviz kuru, geçen yıl üçte bir oranında artışa tanık oldu ve 2007 ile 2020 arasında üçe katlanan, yani 4,42 milyar dolardan 11,14 milyar dolara çıkan borsa hacmine 1,6 milyar dolar daha eklendi.
Türkiye meselelerinde uzmanlaşmış Mısırlı araştırmacı Kerem Said, iki ülke arasındaki ekonomik ilişkilerin, yakınlaşma ve ilişkilerin geliştirilmesi için önemli bir giriş noktası oluşturduğunu belirtti. Said, ilişkilerin siyasi anlaşmazlıklardan uzak kaldığına dikkat çektiği açıklamasını şöyle sürdürdü:
“Avrupa Birliği (AB) ile gümrük anlaşmasının yenilenmemesi ve ABD ile ilişkileri nedeniyle ekonomisi kırılgan durumda olan Türkiye başta olmak üzere iki ülke için ekonomik ve ticari iş birliğinin güçlendirilmesi şu an acil bir meseledir.”
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı haberde açıklamalarda bulunan Said değerlendirmesiinin devamında şunları söyledi:
“İki taraf arasındaki yakınlaşma adımlarını ilerletmek için Dışişleri Bakanı düzeyinde bir ziyarete ihtiyaç duyuluyor. Buna rağmen Maliye Bakanı tarafından gerçekleştirilecek ekonomik nitelikteki bu ziyaret her ne kadar bölgesel bir toplantı çerçevesinde olsa da iki taraf arasında sağlanan ilerleme düzeyine ilişkin önemli göstergeler içeriyor. Bu, Ankara’nın bölgesel ilişkilerinden gerilimi arındırmak için uluslararası ve bölgesel toplantıları artan bir temelde kullanmaya istekli olduğu anlamına geliyor.”
Türkiye işlerinden sorumlu araştırmacı, değerlendirmesinin devamında Libya ve Akdeniz meseleelrine dikkat çekti:
“Bakanlar düzeyinde bir ilk olarak bu ziyaret başlı başına iki tarafın uzlaşma yolunda büyük adımlar attığı anlamına geliyor. Ancak halen tartışmalı konular ön plana çıkıyor. Bunların başında da Libya krizi geliyor. Çünkü Mısır’ın ulusal güvenliğini doğrudan etkiliyor. Fakat İhvan meselesi artık Mısır açısından bir baskı kartıdır, Ankara’nın elinde bir koz değil. Doğu Akdeniz’deki deniz sınırı meselesinin olduğu gibi kalacağı konusunda fikir birliği var.”

İlişkilerdeki yavaş normalleşme
Türkiye’nin bölgesel güçlerle ilişkilerini geliştirme treni, BAE ile Türkiye arasında karşılıklı üst düzey ziyaretlerin ardından son aylarda oldukça hızlı hareket etti. Öyle ki Cumhurbaşkanı Erdoğan, Riyad’a ziyarette bulunurken ilişkileri gözden geçirmeyi ve geliştirmek için ortak adımlar üzerinde anlaştığını belirtti. ancak Kahire’ye yönelik yeni adımlar açıklanmadı. Erdoğan ayrıca, Ankara ile Kahire arasındaki diyaloğun zaten istihbarat düzeyine, Dışişleri Bakanlığı’na ve iş dünyasına dayandığını vurguladı.  
Siyasi analist Cevat Gök de şu değerlendirmede bulundu:
“Türkiye’nin Mısır’a yönelik adımları, özellikle Erdoğan’ın iki ülkeye yaptığı ziyaretler aracılığıyla Suudi Arabistan ve BAE ile ilişkilerin ivmesini normalleştirme ve yeniden canlandırma yönündeki hızlı hamlelerine kıyasla halen çok geç. Ankara ve Kahire, Akdeniz’deki deniz sınırlarını ele aldılar. İlişkilerin normalleşmesine yönelik olumlu açıklamalar yapıldı. Ardından ikili görüşmeler başladı. Ancak istenilen hızda beklenen sonuca ulaşılamadı. Mısır’a yönelik yaklaşan bakanlar ziyareti, hükümet ve muhalefet tarafından gecikmeli de olsa desteklenen olumlu bir adım olarak nitelendirilebilir. Öyle görünüyor ki Ankara, bu adıma bir gerekçe arıyor. Ama ilişkilerin normalleşmesi için halen somut adımlara ihtiyaç var. Gerginlik döneminde Mısır’a yönelik Türk suçlamaları, açıklamaları ve uygulamaları oldukça ağırdı. Bu politikanın etkilerini ortadan kaldırmak zor.”
Gök değerlendirmesinin devamında Mısur ile ilişkileri normalleştirmenin Türkiye’nin çıkarına olduğunu vurguladı:
“Hükümet, seçimler yaklaştıkça Mısır’a yönelik normalleşme adımlarını hızlandırma eğiliminde. Çünkü dış politika meselesi, Türkiye’nin başta Mısır olmak üzere komşularıyla olan dış ilişkilerinde reform çağrısında bulunan muhalefet açısından güçlü bir nokta. Hükümet, Müslüman Kardeşler ve Mısır’a yönelik yeni politikası çerçevesinde destekçilerini ikna etmeye çalışıyor. Zira iktidar partisi ve hükümet, resmi olarak destek sağlamıştı. Ama her halükârda Mısır ile ilişkileri normalleştirmek Türkiye’nin çıkarınadır.”
Diğer yandan yazar Samir Salha, resmi bir Türk heyetinin Mısır’a yönelik ziyaretinin, ‘ister ikili düzeyde doğrudan bir davetle, isterse Mısır'ın ev sahipliğinde bölgesel bir toplantı yoluyla olsun’, başlı başına ilişkilerin iyileştirilmesine ve yeni bir sürece itilmesine katkıda bulunan olumlu bir noktayı temsil ettiğini söyledi.
Salha sözlerini şöyle sürdürdü:
“Ancak biz, Türkiye Dışişleri Bakanı’nın ziyaretine, hatta bu tur hakkında herhangi bir haber almadığımız için üçüncü tur istikşafi amaçlı diplomatik görüşmelerin yapılmasına güveniyorduk. İlişkilerde yeni bir sayfa açmak üzere Türkiye- Suudi Arabistan ve Türkiye- BAE diyaloğu yürütülürken herkes, bir araya gelmemeleri ve yeni bir yakınlaşma evresine geçişi engelleyen konuları merak ediyor. Mısır ile diyalog henüz tamamlanmadı. Kahire ile Ankara arasındaki bakış açılarını yakınlaştırmak için kişisel olarak daha büyük bir Suudi ve BAE rolüne güveniyorum. Körfez başkentleriyle bölgesel meseleler tartışıldığı sürece bu, Mısır-Türkiye tartışmasında daha fazla anlayışa doğru bir kayma olması için bir fırsattır.”

Seçim kartı
Siyasi analist Muhammed Ubeydullah, Kahire ile Ankara arasındaki ilişkilerin normalleştirmesinin yavaş şekilde ilerlemesini, iki taraf arasındaki güven eksikliğine bağladı. İsrail de dahil Ortadoğu ülkelerinde ‘Erdoğan’ın yönetimi ve aksayan ekonomi nedeniyle kendisini terk eden seçmeni ikna etmek için tüm muhalifleriyle ilişkilerini normalleştirmek istediğine’ dair genel bir kanaat olduğuna dikkat çeken Ubeydullah şunları söyledi:
“2023’teki kritik seçimlerde seçmenleri tekrar kendisine oy vermeye çekmek için dış ilişkileri barışçıl olan eski Türkiye’yi yeniden restore etmeye başladı. Bu ülkeler, Erdoğan’ın dış politikasında çatışmacı politikadan diyaloğa geçişini; ekonomik ilişkileri geliştirerek bozulan ekonomiyi canlandırmanın yanı sıra seçimlerde zaferi sağlamayı amaçlayan taktik bir adım olarak görüyorlar. Aslında normalleşme sürecinden yararlanarak Ortadoğu’da genişleme ve yeniden yayılma, bu adımların hedefleri arasında olabilir.”
Ubeydullah, bu inancın söz konusu ülkeleri, Erdoğan’ın adım ve taleplerine yanıt verme konusunda önlem almaya ittiğini öne sürdü. Ayrıca bu ülkelerin, Erdoğan’ın dış politikasındaki bu yeni yaklaşımın samimi bir iç kanaatten kaynaklandığından emin olmadığını ve ikili ilişkileri stratejik bir düzeye taşımaktan kaçındıklarını savundu. Ubeydullah, “Mısır’ın Erdoğan ile ilişkilerinde bu temkinli ülkelerin başında yer aldığına şüphe yok. Çünkü Erdoğan ile ilişkilerini onarmak için acelesi bulunmuyor” dedi.
Muhammed Ubeydullah değerlendirmesinin devamında şu ifadeleri kullandı:
“Erdoğan, İhvan’ın Türkiye’deki medyasını kapatmak gibi kendisi için büyük tavizler olarak görülen adımlar atmış olsa da Mısır, önemli bir adım atmadığı gibi Anadolu Ajansı da dahil olmak üzere başlıca Türk kanallarına ve gazetelerine uygulanan yasağı kaldırma kararı da almış değil. Ankara ile Kahire arasındaki buzlar bir gecede ve kolayca erimez. Kahire, en azından bir sonraki seçimler yapılana ve yeni bir hükümet gelene (ya da gelmeyene) kadar Erdoğan ile normalleşme adımlarını yavaş atacak.”
Analist ayrıca ki taraf arasındaki ilişkilerde geri dönüşün en az bir yıl boyunca teste tabi tutulacağına, bunun sadece ekonomik ilişkiler ve iki ülkenin büyükelçilerinin iadesi gibi bazı sembolik adımlarla devam edeceğine inandığını vurguladı.



Mithat Sancar: Öcalan İmralı'da yapılan yeni yere geçti

PKK lideri Abdullah Öcalan’ın bir fotoğrafı (AFP)
PKK lideri Abdullah Öcalan’ın bir fotoğrafı (AFP)
TT

Mithat Sancar: Öcalan İmralı'da yapılan yeni yere geçti

PKK lideri Abdullah Öcalan’ın bir fotoğrafı (AFP)
PKK lideri Abdullah Öcalan’ın bir fotoğrafı (AFP)

DEM Parti Şanlıurfa Milletvekili ve İmralı Heyeti üyesi Mithat Sancar, PKK lideri Abdullah Öcalan'ın İmralı'da kendisi için hazırlanan yeni bir yere geçtiğini açıkladı. Sancar, bu gelişmenin yürütülen sürecin hızlandırılmasını gerektirdiğini savundu. Marmara Denizi’nin güneyinde, İstanbul kıyılarına yaklaşık 50 kilometre uzaklıkta bulunan adadaki yeni yerleşke, Öcalan’ın yaşam ve çalışma koşullarında değişikliğe gidildiğini ortaya koydu.

Bu adım, hükümetin “Terörsüz Türkiye” olarak adlandırdığı, Öcalan ve Kürt tarafının ise “Barış ve Demokratik Toplum Süreci” olarak tanımladığı süreci ilerletme konusundaki kararlılığının bir göstergesi olarak değerlendirildi. Ancak TBMM’nin 10 Ağustos’ta sürece ilişkin “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesi Kanunu”nu, diğer adıyla çerçeve yasayı kabul etmesinden bu yana yeni adımlar atılmaması ve sürecin durgunluğa girmesi eleştirilere neden oluyor.

Barış sürecinde durgunluk

DEM Parti Milletvekili ve Öcalan ile devlet kurumları ve siyasi partiler arasındaki temasları yürütmek üzere partisi tarafından oluşturulan İmralı Heyeti üyesi Mithat Sancar, Öcalan’ın İmralı Cezaevi yerleşkesinde kendisi için hazırlanan yeni bir konuta taşındığını söyledi.

cd
İmralı Heyeti üyesi ve DEM Parti Milletvekili Mithat Sancar (X hesabından)

Sancar, PKK’ya yakınlığıyla bilinen Medya Haber kanalına verdiği ve pazar günü Türk medyasında yayımlanan röportajında, Öcalan’ın heyetleri kabul edebilmesi, resmî görüşmelerini gerçekleştirebilmesi ve siyasi mesajlarını iletebilmesi amacıyla tasarlanan yeni binaya geçmeyi kabul ettiğini belirtti. Sancar, ihtiyaç duyulması halinde Öcalan’ın gazetecilerle de görüşebileceğini ifade etti.

Sürecin iki aydan uzun süredir durgun olduğunu belirten Sancar, şu değerlendirmede bulundu:

“Daha önce belirli tarihler vermiştim ancak bunlar hayata geçirilmedi. Kürt hareketinin (PKK) attığı adımların ardından Öcalan ile birlikte çalışacak Silahsızlanma ve Stratejik Koordinasyon Komisyonu’nun İmralı’ya gitmesi ve sürecin koordinasyonunu kendisiyle birlikte ele alması gerekiyor.”

cdgbh
Öcalan’ın 1990 yılında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılmasının ardından yaklaşık 27 yıldır tutulduğu İmralı Cezaevi (Türk medyası)

Türkiye’de barış sürecinin, Öcalan’ın 27 Şubat 2025’te PKK’ya yaptığı örgütü feshetme, silah bırakma ve demokratik, hukuki çerçevede siyasi faaliyetlere yönelme çağrısıyla başlamasının ardından Öcalan’ın serbest bırakılması yönündeki talepler de giderek arttı.

Ancak kendisine atfedilen açıklamalara göre Öcalan, İmralı Adası’ndan ayrılmak istemedi. Bunun yerine adadaki koşullarının iyileştirilmesini ve barış süreci ile demokratik dönüşüme ilişkin görüşlerini aktarabilmek amacıyla gazeteciler, akademisyenler ve sivil toplum temsilcileriyle görüşme imkânı sağlanmasını talep etti.

Konut mu, villa mı?

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, gazeteci Nagehan Alçı’nın Abdullah Öcalan için İmralı Adası’nda yeni bir konut hazırlandığı yönündeki açıklamalarına ilişkin değerlendirmede bulunmuştu. Gazeteci Ceyhun Bozkurt’a konuşan Bahçeli, Alçı’nın aktardığı bilgiler üzerinden “villa” yorumları yapıldığını belirterek, söz konusu yapının villa olmadığını söyledi. Bahçeli, “Villa diye bir şey yok. 250 metrekarelik bir konut yapıldı. Zaten bu konut cezaevi yerleşkesi içerisindedir” dedi.

ghyju
Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli (Partinin X hesabından)

Öcalan’ın, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz başkanlığındaki İzleme, Gözetim ve Koordinasyon Kurulu bünyesinde oluşturulması planlanan “Silahsızlanma ve Stratejik Koordinasyon Komisyonu”nun kurulmasını beklediği belirtilmişti. Kurul, ilk toplantısını 24 Ağustos’ta gerçekleştirmişti.

Çerçeve yasanın uygulanmasını denetlemek amacıyla oluşturulan İzleme, Gözetim ve Koordinasyon Kurulu, dört komisyon kurulmasına karar vermişti. Bunlar “Adli ve Hukuki Koordinasyon”, “İzleme ve Gözetim”, “Toplumsal Uzlaşı ve Bütünleşme” ile “Silahsızlanma ve Stratejik Koordinasyon” komisyonları olarak sıralanmıştı.

dfrgthy
PKK’nın silahsızlandırılması sürecini izlemekle görevli “İzleme, Gözetim ve Entegrasyon Koordinasyon Kurulu”, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz başkanlığında 24 Ağustos’ta toplandı (Yılmaz’ın X hesabından)

Ayrıca TBMM bünyesinde, başlıca siyasi partilerin temsil edileceği bir denetim komisyonunun kurulması da bekleniyor.

Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı Mehmet Uçum ise yaptığı açıklamada Öcalan’ın “Silahsızlanma ve Stratejik Koordinasyon Komisyonu”nda yer alacağını bildirmişti.

Hükümete yönelik eleştiriler

Hükümet, PKK mensuplarının silah bırakmasının tamamen doğrulanmasını, binlerce örgüt mensubunun Türkiye’ye dönerek topluma yeniden entegre edilmesine imkân sağlayacak çerçeve yasanın uygulanması için ön koşul olarak görüyor.

PKK, ekim ayında yaptığı açıklamada Türkiye’deki tüm silahlı unsurlarını geri çektiğini, Türkiye sınırına yakın bölgelerdeki sığınaklarını silahlı unsurlardan ve silahlardan arındırdığını duyurmuştu. Örgüt, istenmeyen olayların yaşanması ihtimalini ortadan kaldırmak amacıyla bu adımları attığını belirtmişti.

Yükümlülüklerini yerine getirdiğini savunan PKK, hükümetin de barış sürecinde harekete geçmesi, Öcalan’ın statüsünün değiştirilmesi ve sürecin yönetiminde kendisine gerekli rolün verilmesi gerektiğini ifade etmişti.

sf
PKK yöneticilerinden Besê Hozat, 11 Temmuz 2025’te Irak’ın kuzeyindeki Süleymaniye kentinde düzenlenen sembolik silah yakma töreninde (Reuters)

Mithat Sancar ise sürecin yalnızca tek tarafın, yani Kürt tarafının beklenti ve talepleri üzerinden ilerleyemeyeceğini belirterek, temel sorunun çözümüne yönelik belirleyici adımın Öcalan tarafından atılacağını söyledi.

Öte yandan PKK’nın lider kadrosunda yer alan ve KCK Yürütme Konseyi Eş Başkanlığı görevini yürüten Besê Hozat da Türkiye hükümetinin tutumunu eleştirdi.

Hozat, PKK’nın silah bırakmasına rağmen Türkiye’nin barış süreci kapsamında somut hiçbir adım atmadığını savundu.

Sürecin Türkiye devletinin tutumu nedeniyle çıkmaza girdiğini ileri süren Hozat, parlamentoda kabul edilen demokratikleşme adımları ve hukuki reformlar hayata geçirilmediği sürece sürecin ilerleme kaydedemeyeceğini vurguladı.


Türkiye Cumhuriyeti 103 yaşında

Türkiye Cumhuriyeti 103 yaşında
TT

Türkiye Cumhuriyeti 103 yaşında

Türkiye Cumhuriyeti 103 yaşında

Türkiye, cumhuriyetin ilanının 103. yılını kutluyor. Anadolu'nun işgalden kurtarılmasının ardından Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün önderliğinde, TBMM'nin 29 Ekim 1923'te Cumhuriyet'i ilan etmesinin üzerinden 103 yıl geçti.

Cumhuriyet Bayramı kutlamaları kapsamında resmî törenler düzenlenirken, vatandaşlar da bayram coşkusunu meydanlarda, caddelerde ve çeşitli etkinliklerde paylaşıyor. Türk bayraklarıyla donatılan kentlerde Cumhuriyet’in anlam ve önemine dikkat çekiliyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve devlet erkanı Anıtkabir’i ziyaret etti

29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nın 103. Yılı tüm yurtta coşkuyla kutlanıyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve devlet erkanı, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı kutlamaları kapsamında Anıtkabir'i ziyaret etti. Misak-ı Milli Kulesi'ne geçerek Anıtkabir Özel Defteri'ni imzalayan Başkan Erdoğan Türkiye Yüzyılı vurgusu yaptı. Başkan Erdoğan "Milli davamız olarak gördüğümüz Türkiye Yüzyılı hedefine ulaşıncaya kadar kararlılıkla çalışmayı sürdüreceğiz" ifadelerini kullandı.

csdfvgbh
Fotoğraf: TCCB

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın başkanlığındaki Aslanlı Yol'daki kortejde, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Numan Kurtulmuş, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Cumhurbaşkanlığı Kabinesi üyeleri, yüksek yargı organlarının başkanları, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu, kuvvet komutanları, siyasi partilerin temsilcileri ve diğer devlet erkânı yer aldı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Atatürk’ün mozolesine üzerinde ay yıldız bulunan çelengi bırakmasının ardından saygı duruşunda bulunuldu ve İstiklal Marşı okundu.

Daha sonra Misak-ı Millî Kulesi’ne geçerek Anıtkabir Özel Defteri’ni imzalayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, deftere yazdığı metni okudu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, özel deftere yazdığı metinde şu ifadelere yer verdi: “Aziz Atatürk, bugün, uğruna büyük bedeller ödediğimiz Cumhuriyetimizin kuruluşunun 103'üncü seneidevriyesini kutluyoruz. Tarihimize yeni bir istikamet çizen bu önemli günde, zatıâlinizi, silah arkadaşlarınızı ve kahraman şehitlerimizi şükranla yâd ediyorum. Türkiye Cumhuriyeti'ni, devleti ve milletiyle birlikte müreffeh ve muzaffer yarınlara ulaştırmak için farklı cephelerde yoğun bir mücadele içindeyiz.

dvfgbhn
Fotoğraf: TCCB

Cumhuriyet henüz ilan edilmemişken zatıâlinizin 1 Mart 1922 tarihli Büyük Millet Meclisi hitabında münderiç, 'Bizi, millî davamızı izlemekten yıldıracak hiçbir araç, hiçbir kuvvet düşünülemez. Millî davamız bizim hayatımızdır' sözleri ışığında, millî davamız olarak gördüğümüz Türkiye Yüzyılı hedefine ulaşıncaya kadar kararlılıkla çalışmayı sürdüreceğiz. Ruhun şad olsun."


Türkiye, geçen hafta Libya’yı birleştirmeye yönelik görüşmelere ev sahipliği yaptı

Trablus’taki Ulusal Birlik Hükümeti’ne bağlı güçler (AFP)
Trablus’taki Ulusal Birlik Hükümeti’ne bağlı güçler (AFP)
TT

Türkiye, geçen hafta Libya’yı birleştirmeye yönelik görüşmelere ev sahipliği yaptı

Trablus’taki Ulusal Birlik Hükümeti’ne bağlı güçler (AFP)
Trablus’taki Ulusal Birlik Hükümeti’ne bağlı güçler (AFP)

Türkiye, geçen hafta Libya’nın doğusu ve batısındaki yönetimler arasında birliği sağlamak amacıyla görüşmelere ev sahipliği yaptı. Ancak görüşmelerden herhangi bir anlaşma çıkmadı.

xcdvfgbhj
Trablus’ta Abdülhamid Dibeybe hükümetine bağlı güçler arasında yer alan silahlı kişiler (AP)

Görüşmeler hakkında bilgi sahibi üst düzey bir Türk yetkili, çarşamba günü AFP’ye yaptığı açıklamada, müzakerelerin henüz bir sonuç vermediğini belirtti.

Yetkili, “Görüşmeler şimdiye kadar ağırlıklı olarak iki tarafın askerî açıdan birleştirilmesine odaklandı. Siyasi birliğin sağlanması konusunun ise ilerleyen aşamada ele alınması bekleniyor” dedi.