Hizbullah ‘cumhurbaşkanlığı savaşını’ Rusya'dan mı başlatacak?

Moskova: Hizbullah’ın Suriye’deki varlığı hem askeri hem de siyasi olarak zaruri.

Lazkiye’de bir minibüste asılı olan, Esed, Nasrallah ve Putin’in bir arada göründüğü bir poster. (Reuters)
Lazkiye’de bir minibüste asılı olan, Esed, Nasrallah ve Putin’in bir arada göründüğü bir poster. (Reuters)
TT

Hizbullah ‘cumhurbaşkanlığı savaşını’ Rusya'dan mı başlatacak?

Lazkiye’de bir minibüste asılı olan, Esed, Nasrallah ve Putin’in bir arada göründüğü bir poster. (Reuters)
Lazkiye’de bir minibüste asılı olan, Esed, Nasrallah ve Putin’in bir arada göründüğü bir poster. (Reuters)

Sevsen Muhenna
Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah, 27 Aralık 2020'de bir televizyon kanalına verdiği röportajda Rusya’nın Suriye'ye askeri müdahalesi konusunun ayrıntılarına ilişkin açıklamalrda bulundu. Nasrallah’a göre, İran Devrim Muhafızları'na bağlı Kudüs Gücü’nün eski Komutanı Kasım Süleymani, Mısır Cumhurbaşkanı Hüsnü Mübarek’in istifasını duyurmasının ertesi günü Beyrut’a geldi. Nasrallah’la görüşen Süleymani, ‘bölgede uygulanmak istenen büyük bir projeyle ilgili endişelerini dile getirdi ve Amerikalıların, Arap Baharı bahanesiyle bölgedeki müttefiklerini değiştirme yoluna gittiğini’ söyledi. Süleymani, ABD’nin Tunus, Mısır ve diğer ülkelerdeki halk hareketlerini yönlendirdiğini ve yakın bir gelecekte, ‘direnişi destekleyen’ ülke ve örgütleri hedef alacağını, Amerikalıların, halkların talepleriyle ilgili olmadıklarını ve İsrail ile ilgili bir ‘hesap tasfiyesine’ girişeceklerini kaydetti. Kasım Süleymani, Şubat 2011’de Suriye Cumhurbaşkanı Beşşar Esed’le görüşerek söz konusu ‘projeye’ karşı uyardı.

Putin Süleymani'ye ‘İkna oldum’ dedi
Hasan Nasrallah, Suriye savaşının başlangıcında Rusların ‘doğrudan askeri müdahalede’ bulunmadığını, bunun yerine Suriye rejimine lojistik ve iletişim konularında yardım ettiğini söyledi. Rusya’nın askeri müdahalesinin savaşın seyrinde son derece kritik olduğunun inkar edilemeyeceğini belirten Nasrallah, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in ilk başlarda askeri müdahale ve sonuçlarını öngöremediği bir maceraya girme konusunda çekimser ve kaygılı olduğunu, İran’ın bu süreçte devreye girdiğini bildirdi. Kasım Süleymani Moskova’ya gitti ve Başkan Putin ve beraberindeki üst düzey siyasi ve askeri yetkililer ile iki saatlik bir görüşme gerçekleştirdi. Süleymani’nin Nasrallah’a bu konuda şunları aktardığı kaydedildi:
“Masaya Suriye haritasını koydum, Suriye ordusu ve destekçilerinin nerelerde konumlandığını, silahlı grupların nerelerde aktif olduğunu gösterdim. Neler yapılabilir, başarı şansı nedir, muhtemel sonuçlar ne olabilir, stratejik bir okuma yaparak anlattım. Putin bana ‘ben ikna oldum’ dedi. Bu oturum ışığı altında (Rusya’nın askeri müdahalesi) karar alındı.”

Rusya’nın Hizbullah’la açık koordinasyonu Halep’te başladı
Kasım 2016'da Hizbullah'a yakın bir medya kuruluşunda şu haber yer aldı;
“Halep şehri, Hizbullah saha komutanları ve Suriye'de bulunan Rus ordusunun subayları arasındaki ilk doğrudan görüşmeye tanık oldu. Toplantı Hizbullah’ın Halep savaşındaki başarılarının ardından Moskova'nın talebi üzerine gerçekleşti. Toplantıda, Suriye’deki güvenlik güçleri arasında daimi bir koordinasyon yapılması kararlaştırıldı.”
Aynı yılın aralık ayında Wall Street Journal gazetesinde Rus askeri uzmanlarına dayandırılan bir haberde, Rus Özel Kuvvetleri’nin Suriye ordusuna yardım etmek ve muhalif liderleri hedef almak için özellikle Doğu Halep’te iki aydır faaliyet gösterdiği belirtildi. Birçok uzmana göre Halep’in muhaliflerin elinden alınmasında en önemli rolü, Kırım’ın 2014’te ilhakında da yer alan Rus Özel Kuvvetleri üstlendi. Halep 2012’den itibaren muhaliflerle rejim güçleri arasında şiddetli çatışmalara tanık olmaktaydı, savaş sürecinde şehrin altyapısı neredeyse tamamen tahrip oldu ve binlerce sivil hayatını kaybetti. Halep’in Rusya ve İran’ın doğrudan desteğiyle rejim tarafından ele geçirilmesi, Suriye iç savaşının dönüm noktalarından birini teşkil etmekteydi. O zamanlar Moskova merkezli olan Cast düşünce kuruluşunun başkanı Ruslan Pukhov, Rus Özel Kuvvetleri’nin kendilerine Amerikan Ordusu Özel Harekât Birlikleri’ni rol model aldığını söyledi.
ABD merkezli The Daily Beast haber sitesi, Suriye’de 200 kişilik savaşçılardan sorumlu bir Hizbullah subayının “Bizler Ortadoğu’da Ruslarla stratejik müttefikleriz. Bize silah sağlıyorlar” ifadelerini aktardı. Lazkiye, Şam kırsalı, Kalemun ve İdlib’de savaşan Hizbullah subayı şunları söyledi:
“Rusya’nın hava operasyonları karadaki savaşın seyrini değiştirdi. İran destekli Hizbullah birlikleri bu sayede karada önemli ilerlemeler kaydetti’’ dedi. Daily Beast’in Hizbullah liderlerine dayandırdığını iddia ettiği haberine göre Ruslar bu süreçte hiçbir ön şart olmaksızın Hizbullah’a doğrudan ağır silah desteğinde bulundu. Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Aralık 2013'te ülkesinin, Suriye'ye hava savunma sistemleri gönderme konusunda son aşamada olduklarını duyurdu. Bir süre sonra Hizbullah kaynakları, Suriye rejiminden denge bozucu üst düzey silahlar aldıklarını açıkladı.”
Alman Bild gazetesi Nisan 2016’da  üst düzey İsrailli askeri yetkililere dayandırdığı haberinde, Rusya’nın Suriye rejimine sağladığı SA-17 hava savunma sisteminin Hizbullah’ın eline geçtiği iddia edildi. İsrailli yetkililer ayrıca Hizbullah’ın envanterine, Rus yapımı Yakhont seyir füzeleri, İran yapımı, Fatif-110, SS-21, SS-22 ve S-5 dahil olmak üzere farklı tiplerde füze sistemlerini dahil ettiğini bildirdi.

Ruslar Hizbullah'ın savaş tarzını beğeniyor
Aralık 2016'da Youtube üzerinden bir video yayınlayan Hizbullah savaşçısı, beraberindeki Rus Özel Kuvvetleri askerlerini göstererek şunları söyledi:
“Ruslarla ilişkimiz mükemmelden de öte. Ruslar gelip manevra ve taktiklerimizi inceliyor. Arap ordular Amerikalıları görmeye devam etsin, Ruslar savaş tarzımıza ve aramızdaki dayanışmanın gücüne hayran.”
Video kaydında görülen Rus askerlerinin berelerinde Hizbullah’a ait simgelerin yer alması dikkat çekiyordu.
SecDev Grup’ta Ortadoğu uzmanı olan ve Suriye savaşına odaklanan baş analist Alexander Corbay, Ocak 2017'de Hizbullah komutanlarından birinin şu sözlerini alıntıladı:
“Suriye hava güçleri yeterince dakik değil, hedefleri ıskalıyorlar ancak Ruslar bu konuda güvenilir.”
Corbay, Rus ordusunun Hizbullah’ın savaş kabiliyetini beğenmesinin, Fetih Ordusu Komutanı Ebu Ömer Serakib’in İdlib’de kontrol sağlamak amacıyla başlattığı çatışmalar sırasında Hizbullah’ın performansıyla oluştuğunu söylüyor. Bu süreçte muhalifler Halep kuşatmasını kırmak için bir genel saldırı başlatmış, ancak Hizbullah muhaliflerin elinde olan bölgeleri ele geçirebilmeyi başarmıştı. Ebu Ömer Serakib 2016 Eylül ayında kaynağı bilinmeyen bir hava saldırısında öldürülmüştü. Hizbullah yetkilisi Corbay’a “Ruslar bizi sahada gördüğünde duruyor ve hayranlıklarını ifade ediyor. Aynı şeyi Suriye ordusuna karşı sergilemiyorlar” diyor.
Moskova hem saldırı hem de savunmada etkili olan güçlü bir silahlı müttefikin savaşın içinde yer almasının kendisine çeşitli faydalar sağladığını düşünüyor. Corbay, Rus Özel Kuvvetleri’nden hızlı bir şekilde taktikler öğrenen Hizbullah’ın sahadaki varlığının Suriye rejiminin hava saldırılarından daha fazla kazanım sağladığına inanıyor. Hasan Nasrallah Temmuz 2019’da Rusya-İran ilişkilerine değinmiş ve şunları söylemişti:
“Bazı Arap yetkililer ve medya kuruluşları İran ve Rusya’nın Suriye’de karşı karşıya olduğuna dair evhamlar dillendiriyor. Sahada ve siyasi olarak Rusya ve İran arasında büyük bir koordinasyon var. Sürekli toplantı halindeler. İran ve Rusya birbirine hiç olmadığı kadar yakın. Tam bir fikir biliği olmasa da gayet uyumlu hareket ediyorlar.”

Hizbullah ‘cumhurbaşkanlığı savaşını’ Rusya'dan mı başlatacak?
Hizbullah’a yakın medya kaynaklarının da ifade ettiği gibi; 2016 yılında Hizbullah cumhurbaşkanı adayı Mişel Avn’ın seçilebilmesi için yakın ve uzak çevresini ikna girişiminde bulunmuştu. İkna edilenlerin başında Şii müttefiki Emel Hareketi lideri, Meclis Başkanı Nebih Berri ve Hristiyan Marada Hareketi lideri Süleyman Franciye geliyordu. 2022’de ise tarih tekerrür ediyor. Hasan Nasrallah, cumhurbaşkanlığı seçimi için kollarını sıvadı ve müttefikleri Özgür Yurtsever Hareketi (ÖYH) başkanı Cibran Basil ve Marada Hareketi lideri Süleyman Franciye’yi bir araya getirdi. Her ne kadar konunun cumhurbaşkanlığı seçimi olduğu açıkça ifade edilmemiş olsa da başlık içeriğe dair bir izlenim uyandırıyor. Yakında, ‘cumhurbaşkanı adayımız şu kişidir’ ifadesini işiteceğimiz kesin.
Hizbullah, Nasrallah'ın önceden bir nabız yoklaması gerçekleşmesinin ardından, nisan ayında, araları bozuk olan Süleyman Franciye ve Cibran Basil’i bir iftar yemeğine davet etti. Franciye ve Basil, Nasrallah’ın garantörlüğünde uzlaştı. Toplantının ardından Franciye’nin 24 saatliğine Moskova’ya ziyaret gerçekleştirerek Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ile bir görüşme yapması dikkat çekti. Rusya’ya yakın Lübnan basınında yer alan haberlere göre Franciye Lavrov’a, “Lübnan’ın bir sonraki cumhurbaşkanı ben olacağım, önümüzdeki seçimlerde ittifakımız 67 sandalye alacak” dedi. Lavrov ise misafirine, Lübnan Genelkurmay Başkanı Joseph Avn’ın cumhurbaşkanlığı adaylığı ihtimalini sordu, Franciye bu soruyu yanıtsız bıraktı ve konuyu değiştirerek seçimlerdeki muhtemel başarılar üzerinde durdu. Aynı kaynaklar, Rusların, Ukrayna savaşındaki tutumu nedeniyle Cibran Basil’e öfkeli olduğunu ve ziyaret talebini reddettiğini aktardı.

Rusya, Ukrayna'daki savaşında Hizbullah’tan yardım alıyor mu?
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığına göre Ukrayna Genelkurmay Başkanlığı geçen mart ayında Rusya'nın Suriye ve Hizbullah savaşçılarından oluşan bin savaşçıyı Ukrayna savaşında kullanmak üzere hazırladığını duyurdu. Açıklamada, ‘Eldeki bilgilere göre Ruslar şimdiden Esed rejimi ve Hizbullah güçlerinden bin gönüllü savaşçıyı istihdam etmek için girişimde bulundu’ denilmişti. Israel Hayom gazetesinde yer alan haberde, Hizbullah’ın yüzlerce savaşçısını Rus ordusu saflarında savaşmak üzere Ukrayna’ya göndermeye hazırlandığı iddia edildi. Haberde, Rus Wagner Grubu yetkilileriyle Hizbullah arasında Lazkiye’de bu hususta bir anlaşmaya varıldığı, bunun üzerine Humus kırsalındaki Kuseyr kasabasında bir ‘silah altına alma’ ofisi açıldığı ileri sürüldü. Söz konusu anlaşmanın karşılığında Rusların Hizbullah’a özel bir şirket aracılığıyla gelişmiş silahlar satma sözü verdiği belirtildi. Haberde yine, 800’e yakın Hizbullah unsurunun Ukrayna’da savaşma üzere hazırlandığı, gruplar halinde sevk edilecekleri ve ilk grubun tam teçhizatlı 200 kişiden oluşacağı ifade edildi. Ayrıca bu savaşçıların her ay 1500 dolara kadar maaş alacağı iddia edildi. Ancak Hasan Nasrallah milis güçlerini Ukrayna’ya göndereceği iddialarını kesin bir şekilde reddetti. Nasrallah şunları söyledi:
"Bugün bazı Arap medya kuruluşlarında Ukrayna Genelkurmay Başkanlığına dayandırılan haberler yayınlandı. Bu kuruluşlara göre üyelerimiz ve askeri uzmanlarımız, kent savaşlarında tecrübeli oldukları için Ukrayna’da Rus ordusu saflarında savaşıyormuş. Normalde yazılı açıklama yaparız ama yeri gelmişken söyleyeyim, bu iddiaları kati bir biçimde reddediyoruz.”
Ancak Rus yetkililer daha önce Ukrayna savaşında yer almak isteyen binlerce Suriyeli gönüllünden söz etmişti. Ukraynalı aktivistler, Rus ordusu saflarında savaşan bir ‘Suriyelinin’ cesedine ait görüntüleri yayınlamış ve maktulün cebinde 200 Suriye lirası bulunduğunu iddia etmişti.



SDG’nin askeri yığılmasının tespit edilmesinden sonra Halep'in doğusunda yüksek alarm durumu ilan edildi

Halep'in Şeyh Maksud mahallesinde SDG ile Suriye hükümet güçleri arasında çıkan çatışmaların ardından enkaz içindeki mühimmatlar (DPA)
Halep'in Şeyh Maksud mahallesinde SDG ile Suriye hükümet güçleri arasında çıkan çatışmaların ardından enkaz içindeki mühimmatlar (DPA)
TT

SDG’nin askeri yığılmasının tespit edilmesinden sonra Halep'in doğusunda yüksek alarm durumu ilan edildi

Halep'in Şeyh Maksud mahallesinde SDG ile Suriye hükümet güçleri arasında çıkan çatışmaların ardından enkaz içindeki mühimmatlar (DPA)
Halep'in Şeyh Maksud mahallesinde SDG ile Suriye hükümet güçleri arasında çıkan çatışmaların ardından enkaz içindeki mühimmatlar (DPA)

Suriye ordusu, birkaç gün süren çatışmaların ardından Şeyh Maksud mahallesinden savaşçıların tahliye edilmesinden bir gün sonra, Halep'in doğusunda "Suriye Demokratik Güçleri" (SDG) tarafından yapılan askeri yığılmayı tespit ettikten sonra dün olağanüstü hal ilan etti.

SANA haber ajansına göre Ordu operasyon komutanlığı açıklamasında, "Uçaklarımız, SDG'nin Halep'in doğusundaki Deyri-Hafer cephesine silahlı gruplar ile orta ve ağır teçhizat getirdiğini tespit etti" ifadelerini kullandı. Açıklamada ayrıca, "Örgüt tarafından getirilen bu takviyelerin niteliğini henüz bilmiyoruz" denilerek, "Güçlerimizi seferber ettik ve konuşlanma hatlarımızı güçlendirdik, her türlü senaryoya hazırız" ifadeleri yer aldı.

Halep kırsalındaki Menbiç bölgesinde iç güvenlik operasyonları dün "kamikaze insansız hava araçlarından (İHA) kaynaklanabilecek potansiyel tehditler" konusunda uyarıda bulunan bir bildiri yayınladı. Bildiride, bölge sakinlerinin "mümkün olduğunca halka açık yerlerde, meydanlarda ve pazarlarda toplanmaktan kaçınmaları" ve "ana ve tali yollarda seyahat ederken dikkatli olmaları" çağrısında bulunuldu.


Hadramut Valisi Şarku’l Avsat’a konuştu: Suudi Arabistan'ın tutumu belirleyici oldu... Havaalanları yakında yeniden açılacak

TT

Hadramut Valisi Şarku’l Avsat’a konuştu: Suudi Arabistan'ın tutumu belirleyici oldu... Havaalanları yakında yeniden açılacak

Hadramut Valisi Şarku’l Avsat’a konuştu: Suudi Arabistan'ın tutumu belirleyici oldu... Havaalanları yakında yeniden açılacak

Hadramut Valisi Salim el-Hanbeşi, vilayetteki durumun son gelişmelerin ardından normale dönmeye başladığını belirtti. Hanbeşi, istikrarın doğrudan vatandaşların yaşamına yansıdığını ve halkın yerel yönetime ve devlet kurumlarına olan desteğinin güçlendiğini vurguladı.

Hanbeşi, Mukalla’daki ofisinde Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Riyan Uluslararası Havalimanı’nın tamamen yeniden elden geçirildiğini ve önümüzdeki bir iki gün içinde hizmete açılmasının beklendiğini ifade etti.

cdfgrt
Hadramut Valisi ve vilayetteki Vatan Kalkanı Güçleri Komutanı Salim el-Hanbeşi (Şarku’l Avsat)

Hanbeşi, Suudi Arabistan ile koordinasyon seviyesinin ‘son derece yüksek’ olduğunu belirterek, Hadramut’un altyapı geliştirme projelerinden oluşan geniş bir paket için Suudi yetkililerden sözler aldığını aktardı. Hanbeşi, gıda yardımlarının şu anda Hadramut Vadisi’ne ulaştığını ve ilerleyen günlerde sahil bölgelerine de dağıtılacağını söyledi.

Vilayetteki askeri güçlerle ilgili olarak Hanbeşi, Hadrami Elit Güçleri komutanları, Vatan Kalkanı Güçleri ve koalisyon temsilcilerinin, elit birliğin eski kadrosuna geri dönmesi konusunda anlaştığını ve daha sonra Vatan Kalkanı Güçleri’yle birleştirilerek tek bir güç oluşturulacağını açıkladı.

Hanbeşi, Hadramut’un ‘gelecek herhangi bir çözüm sürecinde etkin bir siyasi aktör olması gerektiğini’ vurguladı. Yerel yönetimin, tüm bileşenler, partiler ve kanaat önderleriyle görüşmeler yaparak Hadramut’un ortak sesini oluşturma hazırlıkları yürüttüğünü ve bu çerçevede Suudi Arabistan’ın ev sahipliğinde yakında gerçekleştirilecek Güney-Güney Diyalog Konferansı’na katılım sağlanacağını ifade etti.

Güvenlik ve öncelikli hizmetler

Hanbeşi, vilayet yönetiminin kanaat önderleri ve toplum liderleriyle yaptığı tekrarlayan görüşmelerin öncelikli olduğunu vurgulayarak, “Onlar kamuoyunu yansıtıyor ve vatandaşların taleplerini iletiyor” dedi. Hanbeşi, vatandaşlardan en sık dile getirilen talebin ‘güvenlik, istikrar ve başta elektrik olmak üzere kamu hizmetlerinin iyileştirilmesi’ olduğunu aktardı.

Hanbeşi, Başbakan’la da görüşme gerçekleştirdiğini belirterek, “Başbakan, hükümetin vilayetin bu alandaki ihtiyaçlarının büyük bir kısmını karşılamaya hazır olduğunu ifade etti” dedi. Hanbeşi, hükümetin verdiği sözler doğrultusunda gelecek yazın daha iyi geçeceği konusunda iyimser olduğunu sözlerine ekledi.

Sakinlik ve istikrar

Hanbeşi, ‘Güney Geçiş Konseyi (GGK) güçlerinin çekilmesinin ardından genel tablonun huzur ve istikrarla karakterize olduğunu’ belirterek, “Çeşitli kamu kurum ve idarelerinin yeniden faaliyete geçirilmesi çalışmalarının devam ettiğini ve özellikle silah taşınmasıyla ilgili güvenlik önlemlerinin artırıldığını” söyledi.

Hanbeşi, kamu tesislerini yağmalamakla bağlantılı bazı kişilerin yakalandığını, ağır silah bulundurdukları tespit edilmeyen diğerlerinin ise serbest bırakıldığını ifade etti. Hanbeşi, hayatın yavaş yavaş normale dönmeye başladığını ve durumun daha da iyileşme potansiyeline sahip olduğunu vurguladı.

Suudi Arabistan ile yüksek düzeyde koordinasyon

Hadramut Valisi Hanbeşi, Suudi Arabistan’ın rolüne dikkat çekerek, “Bu başarı Suudi Arabistan’a aittir” dedi. Hanbeşi, Suudi Arabistan’ın vilayetteki GGK güçlerinin çıkarılmasını kısa sürede sonuçlandırdığını belirtti ve koordinasyon ile desteğin devam ettiğini vurguladı. Hanbeşi, vilayet yönetimi ile Hadrami Elit Güçleri komutanları arasında yapılan bir toplantıya değinerek, bu görüşmede “Suudi Arabistan’ın gıda ve mali teşvikler sağlayacağı taahhüdü sonrasında güçlerin eski durumuna geri getirilmesinin” ele alındığını aktardı.

Hanbeşi, Suudi Arabistan ile koordinasyon seviyesinin ‘son derece yüksek’ olduğunu belirterek, vilayetin Suudi yetkililerden altyapıyı geliştirecek büyük bir proje paketi için sözler aldığını kaydetti. Ayrıca, gıda yardımlarının Hadramut Vadisi’ne ulaştığını ve ilerleyen dönemde sahil bölgelerine de dağıtılacağını ifade etti.

Yeniden yapılandırma

Hanbeşi, yerel yönetimin yeniden yapılandırılmasıyla ilgili olarak, “Alınan önlemler, açıkça GGK’yi desteklediklerini ilan eden veya siyasi olarak karşıt tavırlar sergileyen yetkililere yönelikti” dedi. Hanbeşi, bunun ‘yönetim yetkileri çerçevesinde ve yerel yönetim birimlerinde uyumu sağlama gerekliliği kapsamında’ gerçekleştirildiğini vurguladı.

Hanbeşi, “Tehdit altında tavır alanlar için hoşgörü gösterileceğini, ancak siyasi olarak GGK’ye bağlı kalanlar hakkında yasal ve idari tedbirlerin uygulanacağını” belirterek iki grubu birbirinden ayırdı.

Hanbeşi, Güney-Güney Diyaloğu ile ilgili olarak, vilayet yönetiminin bazı Hadramut Ulusal Konseyi üyeleriyle bir araya geldiğini ve diyaloğun genel çerçevesine dair bilgi edindiğini belirtti, ancak temsilcilerin seçimi ve detaylı mekanizmaların henüz netleşmediğine dikkat çekti.

Hanbeşi, önümüzdeki günlerde vilayetin farklı siyasi ve sosyal bileşenleriyle geniş kapsamlı görüşmeler yaparak, Hadramut’u temsil edecek ortak bir vizyon üzerinde uzlaşmayı hedeflediklerini açıkladı.

Hanbeşi, Hadramut ile bazı güney vilayetler arasında tarihi sorunlar bulunduğunu vurgulayarak, vilayetin 1967’den bu yana yaşadığı marjinalleşmeye işaret etti ve Hadramut’un özel bir temsil ile haklı taleplerini yansıtması gerektiğini söyledi.

Hadramut’un geleceğine dair olarak ise Hanbeşi, vilayetin gelecekteki siyasi uzlaşmada etkili bir aktör olması gerektiğini vurguladı.

Doğu Bölgesi

Hanbeşi, Hadramut, Şebve, el-Mehra ve Sokotra’yı kapsayan Doğu Bölgesi seçeneğini desteklediğini belirterek, bu vilayetlerle herhangi bir sorun bulunmadığını vurguladı ve aralarındaki ilişkinin ‘derin köklere sahip sosyal dokuyu’ yansıttığını ifade etti.

İhlaller

Vali Hanbeşi, hapishaneler ve ihlaller konusuna ilişkin olarak, geçmiş dönemde Riyan Uluslararası Havalimanı’nda sert işkenceye uğrayan iki vaka kaydedildiğini ve bunların GGK ile Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) güçlerinin varlığı sırasında belgelenmiş olduğunu belirtti.

vfgthy
Hadramut'taki kampları ele geçirmek için harekete geçen Vatan Kalkanı Güçleri (Şarku’l Avsat)

Hanbeşi, ciddi ihlallerin yargı mercilerine sevk edileceğini vurguladı. Ayrıca, farklı vilayetlerden ciddi suç isnadı bulunmayan veya silahlarını teslim eden onlarca tutuklunun serbest bırakıldığını ifade etti.

Hanbeşi, “El-Advas bölgesinde 78 kişiyi serbest bıraktık ve silahlarını teslim eden diğer 78 kişi de yakında serbest bırakılacak. Ancak ciddi suçlara karışanlar mutlaka yargıya sevk edilecek” dedi.

Yağma operasyonları

Hanbeşi, Marib vilayetindeki Seyun Havalimanı’nda uçak yakıt ikmal aracının bulunduğunu tespit ettiklerini açıkladı. Aracın yerel yetkililer tarafından kontrol altına alındığını ve ilgili kurumlarla koordinasyon içinde geri alınması için çalışmaların sürdüğünü belirtti.

Havaalanı hazırlığı

Hanbeşi, havalimanlarıyla ilgili olarak, Riyan Uluslararası Havalimanı’nın tamamen hazır hale getirildiğini ve önümüzdeki bir iki gün içinde hizmete açılmasının beklendiğini belirtti. Seyun Havalimanı için ise uçak yakıt ikmal aracının gelmesini beklediklerini ifade etti.

Hadrami Elit Güçleri ve Vatan Kalkanı Güçleri’nin birleştirilmesi

Hanbeşi, Vatan Kalkanı Güçleri ve Hadrami Elit Güçleri’nin performansını değerlendirirken, “Geniş bir toplantı yapıldı; toplantıya Hadrami Elit Güçleri’nin liderleri ve Vatan Kalkanı Güçleri katıldı. Toplantıda, Hadrami Elit Güçleri’nin önceki yapısına geri döndürülmesi ve ardından Vatan Kalkanı Güçleri ile birleştirilerek tek bir güç oluşturulması kararlaştırıldı” dedi. Hanbeşi, çok sayıda askeri oluşumun uygun bir seçenek olmadığını vurguladı.

sxdfrgt
Hadramut Valisi Salim el-Hanbeşi, Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu temsilcisi Albay Abdulbari eş-Şehrani ile birlikte Hadrami Elit Güçleri ve Vatan Kalkanı Güçleri’nin liderleriyle yaptığı toplantıda (Yerel medya)

Önceki aşamanın etkilerinin üstesinden gelmek

Vali Hanbeşi sözlerini Hadramut halkına verdiği bir mesajla tamamladı ve onları, ‘önceki dönemin etkilerini geride bırakmaya, birlik ve dayanışmayı güçlendirmeye, vilayet güvenliği ve istikrarını korumak için yerel yönetimle iş birliği yapmaya ve inşa sürecini destekleyecek bir halk desteği oluşturmaya’ davet etti.


Sudani’nin Maliki'ye şartlı tavizi

Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani, Bağdat'ta düzenlenen bir dini etkinlik sırasında Nuri el-Maliki ile birlikte (Devlet Medyası)
Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani, Bağdat'ta düzenlenen bir dini etkinlik sırasında Nuri el-Maliki ile birlikte (Devlet Medyası)
TT

Sudani’nin Maliki'ye şartlı tavizi

Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani, Bağdat'ta düzenlenen bir dini etkinlik sırasında Nuri el-Maliki ile birlikte (Devlet Medyası)
Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani, Bağdat'ta düzenlenen bir dini etkinlik sırasında Nuri el-Maliki ile birlikte (Devlet Medyası)

Yeniden Yapılanma ve Kalkınma Koalisyonu'nun lideri Irak Başbakanı Muhammed Şia es-Sudani, parlamento seçimlerinde ikinci olan Hukuk Devleti Koalisyonu'nun lideri eski Başbakan Nuri el-Maliki'ye bir sonraki hükümeti kurma yetkisini verme kararı aldı.

Bilgi sahibi kaynaklar, es-Sudani'nin “gayri resmi bir toplantı sırasında bu açıklamasıyla Şii Koordinasyon Çerçevesi liderlerini şaşırttığını” söyledi.

Ona yakın üst düzey bir kaynak Şarku’l Avsat'a yaptığı açıklamada es Sudani “Çerçeve liderlerinin, Maliki'nin önerdiği uzlaşma adayı yerine, el Maliki'yi şahsen atamalarını ve adaylığının Çerçeve'nin liderleri, dini otorite ve Sadr Hareketi'nin lideri Mukteda es-Sadr ve ulusal arena tarafından onaylanmasını şart koştu.”

Aynı kaynak durumu, "Es-Sudani herkese, el-Maliki'nin hükümeti kuramaması durumunda meselelerin ilk kazanan olarak kendisine döneceğini, siyasi bir çıkmazı önlemek ve anayasal sürelerin dolmasından korktuğu için taviz verenin kendisi olduğunu bildirdi" şeklinde açıkladı.